Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

1982'den beri yürürlükte olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası veya resmî olmayan kullanımıyla 1982 Anayasası, Türkiye'nin 9 Kasım 1982'den bu yana geçerli olan anayasasıdır. 12 Eylül Darbesi sonrasında askerî yönetimin emriyle Danışma Meclisi tarafından hazırlanmış, 23 Eylül 1982 tarihinde Danışma Meclisi tarafından ve 18 Ekim 1982 tarihinde Millî Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilmiştir. Devlet Başkanı Kenan Evren, Anayasa'nın ilk üç maddesinin "değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif edilemeyeceğini" dördüncü madde olarak taslağa ekletmiştir. 7 Kasım 1982 Pazar günü yapılan halk oylaması sonucu yüzde 91,37 oranında kabul oyu ile kabul edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
18 Ekim 1982'de yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
Genel bakış
Orjinal adTürkçe2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
Yetki alanı Türkiye
Kapsam Türkiye
Oluşturulma17 Temmuz 1982
Kabul tarihi20 Ekim 1982
Yayımlanma tarihi7 Kasım 1982
Yürürlük tarihi9 Kasım 1982
Hükûmet biçimiÜniter parlamenter anayasal cumhuriyet (1982-2018)
Üniter cumhurbaşkanlığı sistemli anayasal cumhuriyet (2018-günümüz)
Devlet yapısı
Yönetim organlarıYasama, yürütme ve yargı
Devlet başkanıCumhurbaşkanı
YasamaTürkiye Büyük Millet Meclisi
Yürütme9 Kasım 1982 (Bakanlar Kurulu)
9 Temmuz 2018 (Cumhurbaşkanlığı Kabinesi)
YargıBağımsız mahkemeler
İdari bölünüşÜniter devlet
Korunan maddeAnayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
İlk Yasama6 Kasım 1983
Kurduğu ilk hükûmet13 Aralık 1983
Mülga21 madde
Değişiklik21
Son değişiklik16 Nisan 2017
Kapsam alanıTürkiye Cumhuriyeti'nin idaresi altındaki tüm iller; ilçeler ve bucaklar
Yazmak için görevlendirenMillî Güvenlik Konseyi
YazanDanışma Meclisi
1982 Türkiye anayasa referandumu
İlga ettiği kanun(lar)1961 Anayasası
Tam metin
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (1982) Vikikaynak'ta
Vikikaynak

Anayasa, bugüne kadar yirmi bir kez değişikliğe uğramıştır. Anayasa'da 7 kısım, 177 madde ve 16 geçici madde bulunmaktadır.

Tarihçe değiştir

12 Eylül Askeri Müdahalesi değiştir

12 Eylül Askeri Müdahalesi, Türkiye'de 12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleşen bir askeri darbedir. Bu olay, ülkede devam eden kriz ortamı sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koymasıyla gerçekleşmiştir. Müdahale, 27 Mayıs 1960'ta gerçekleşen askeri müdahaleden farklı bir şekilde, "emir ve komuta zinciri içinde ve emirle" gerçekleştirilmiştir.

27 Mayıs 1960'ta gerçekleşen askeri müdahalede, küçük ve orta rütbeli subaylardan oluşan bir grup, yönetimi ele geçirmişti. Ancak 12 Eylül 1980'de Türk Silahlı Kuvvetleri, genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının liderliğinde, kendi hiyerarşisi içinde bir bütün olarak yönetime el koymuştur.

Bu askeri müdahale, Türkiye'nin siyasi ve sosyal yapısında derin etkiler bırakmıştır. Müdahale sonrasında birçok siyasi parti kapatılmış, siyasi faaliyetler askıya alınmış ve binlerce kişi gözaltına alınmış veya tutuklanmıştır. Anayasa'nın askıya alınmasıyla birlikte askeri yönetim tarafından hazırlanan "1982 Anayasası" kabul edilmiştir.

12 Eylül Askeri Müdahalesi, Türkiye'nin tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Olayın nedenleri, süreci ve sonuçları, ulusal ve uluslararası düzeyde birçok akademik çalışma ve tartışma konusu olmuştur.

Yönetime el koyanlar “Millî Güvenlik Konseyi” adlı organı oluşturmuştur. Bu Konsey, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin , Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun’dan oluşmuştur.

12 Eylül 1980 gecesi Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından saat 03.00'te TRT, PTT ve diğer iletişim dairelerine el konularak başlayan askerî müdahale; İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Başbakan Süleyman Demirel'in konutu ve diğer hedeflerin de sorunsuz olarak ele geçirilmesiyle saat 04.00'te radyolardan tüm ülkeye duyuruldu. İlk bildiride, "Girişilen harekâtın amacı; ülke bütünlüğünü korumak, millî birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek ve demokratik düzenin işlemesine mâni olan sebepleri ortadan kaldırmaktır." ifadeleri yer aldı.[1]

Müdahale sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Süleyman Demirel'in başbakan olduğu hükûmetin faaliyetine son verildi, parlamento üyelerinin dokunulmazlığı kaldırıldı, ülkenin her yerinde sıkıyönetim ilan edildi, yurt dışına çıkışlar yasaklandı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren devlet başkanı oldu. Yasama yetkisini kullanmak üzere Kenan Evren başkanlığında Kuvvet Komutanları ve Jandarma Genel Komutanı'ndan oluşan Millî Güvenlik Konseyi kuruldu. Siyasi partiler lağvedildi, parti liderleri önce askerî üslerde gözetim altında tutuldu, sonra serbest bırakıldı, bir süre sonra ise bazıları yargılandı. 12 Mart 1971 Muhtırası sonrasında değiştirilen 1961 Anayasası uygulamadan kaldırıldı ve Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir askerî dönem başladı. Anayasa hazırlandı, 7 Kasım 1982 günü halkoyuna sunuldu, %91,37 oy oranı ile 1982 Anayasası ve Kenan Evren'in cumhurbaşkanlığı kabul edildi.

Anayasa düzeni hakkında kanun değiştir

Yasama: 12 Eylül Askeri Müdahalesi sonucunda ortaya çıkan yeni rejimin hukuki çerçevesi, Milli Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen 27 Ekim 1980 tarihli ve 2324 sayılı "Anayasa Düzeni Hakkında Kanun" ile belirlenmiştir.[2] Anayasa Düzeni Hakkında Kanun'un 2. maddesi, yasama yetkisini Milli Güvenlik Konseyi'ne vermiştir. Bu maddeye göre, 1961 Anayasası'na göre Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ait olduğu belirtilen görev ve yetkiler 12 Eylül 1980 tarihinden itibaren Milli Güvenlik Konseyi tarafından kullanılacaktır.

Yürütme: Anayasa Düzeni Hakkında Kanun'un 2. maddesi, Cumhurbaşkanlığına ait yetkileri aynı zamanda devlet başkanlığı görevini üstlenmiş olan Milli Güvenlik Konseyi Başkanı'na vermiştir. Anayasa Düzeni Hakkında Kanun, yürütmenin diğer kanadı olan Bakanlar Kurulu hakkında bir hüküm içermemektedir. Ancak bu dönemde, Bülent Ulusu başbakanlığında sivillerden oluşan bir Bakanlar Kurulu kurulmuştur. Bakanlar Kurulu'nun programı Milli Güvenlik Konseyi tarafından görüşülerek 30 Eylül 1980 tarihinde Hükümete güven verilmiştir.

Yargı: Anayasa Düzeni Hakkında Kanun, yargı organına dokunmamıştır. Bu dönemde normal mahkemeler, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi faaliyetlerine devam etmiştir. Ancak Anayasa Düzeni Hakkında Kanun, yargısal denetimi önemli ölçüde sınırlamıştır. Kanuna göre, Milli Güvenlik Konseyi tarafından yayımlanacak kanunların Anayasaya aykırılığı iddiası ileri sürülememektedir. Bu durumda, Anayasa Mahkemesi sadece bu kapsam dışında kalan konularda çalışabilmektedir. Ayrıca, Danıştay'ın denetim yetkisi de büyük ölçüde kısıtlanmıştır. Milli Güvenlik Konseyi bildiri ve kararlarına, Bakanlar Kurulu kararnamelerinin ve üçlü kararnamelerin yürütülmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açılamamaktadır (madde.5). Benzer şekilde, Kanunun 5. maddesi de "12 Eylül 1980 tarihinden sonra, Bakanlarca ve Bakanların yetki verdiği görevlilerce kamu personeli hakkında uygulanan ve uygulanacak olan işlemlerin ve alınan kararların yürütülmesinin durdurulması istemi ileri sürülemez" hükmünü içermektedir.

Bu düzenlemeler, 12 Eylül Askeri Müdahalesi sonucunda ortaya çıkan yeni rejimin hukuki temellerini oluşturmuştur. Bu dönemde Türkiye'deki siyasi, yasal ve idari süreçlerde önemli değişiklikler yaşanmıştır.[3]

1961 Anayasasının durumu değiştir

"Anayasa Düzeni Hakkında Kanun"un 1. maddesi şu şekildedir: "9 Temmuz 1961 tarihli ve 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile değişiklikleri, aşağıdaki maddelerde belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere, yeni bir Anayasa kabul edilip yürürlüğe girinceye kadar yürürlüktedir."

Milli Güvenlik Konseyi, 1961 Anayasası'nı tamamen ortadan kaldırmamıştır. Sadece bazı yasama ve yürütme yetkileri üzerinde değişiklikler yapmıştır. 1961 Anayasasının diğer hükümlerinin yürürlükte kaldığı sonucuna ulaşılabilir. Ancak, yürürlükte kalan bu hükümlerin "anayasal değerlerini" yitirdiği kabul edilmelidir. Bu durum, anayasa hukukunun genel teorisinde "devrimlerin etkisiyle anayasasızlaştırma" olarak adlandırılmaktadır. Bu teoriye göre, anayasanın siyasi nitelikte olmayan, hukuki, cezai, idari, mali nitelikteki hükümleri devrimlerden etkilenmez. Diğer bir deyişle, bu hükümler, devrimden sonra açık veya kapalı bir şekilde kaldırılmadıkça yürürlükte kalır. Ancak devrimle birlikte bu hükümler, anayasal değerlerini yitirir ve olağan bir yasa hükmüne dönüşür. Yani, artık bu hükümler için "anayasanın üstünlüğü" ilkesi geçerli değildir ve olağan yasa koyucu bu hükümleri istediği gibi değiştirebilir. Özet olarak, devrim bu hükümleri tamamen kaldırmamış, ancak teknik olarak anayasa hükmü olmaktan çıkarmış ve anayasasızlaştırmıştır.[4]

Bu durumu doğrulayan 2324 sayılı Kanun'un 3. maddesi ise şu şekildedir: "Milli Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen ve yayımlanan bildiri ve karar hükümleri ile yayımlanacak kanunların Anayasaya aykırılığı iddiası ileri sürülemez."

Aynı Kanunun 6. maddesi ise daha da açık bir şekilde ifade etmektedir: "Milli Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen ve yayımlanan bildiri ve kararlar ile Konseyce kabul edilen ve yayımlanacak kanunların, 9 Temmuz 1961 tarihli ve 334 sayılı Anayasa hükümlerine uymayanları Anayasa değişikliği olarak, kanunlara uymayanları da kanun değişikliği olarak yayımlandıkları tarihte yürürlüğe girer."

Bu da göstermektedir ki, Milli Güvenlik Konseyi sadece bu konuda değil, sonraki işlemlerinde de 1961 Anayasasının yürürlükte kalan hükümlerini değiştirebileceğini kabul etmiştir. Bu hüküm, Milli Güvenlik Konseyi'nin asli kurucu iktidar yetkilerini üstlenmiş bir organ olduğunu göstermektedir.

Kurucu Meclis hakkında kanun değiştir

 
1982 Anayasası'nın "kurucu meclis"i olan Türkiye Cumhuriyeti Danışma Meclisi'nin amblemi

29 Haziran 1981 tarih ve 2485 sayılı “Kurucu Meclis Hakkında Kanun”[5] ile yeni bir anayasa hazırlamakla görevli bir Kurucu Meclis kurulmuştur.

Kurucu Meclis'in görevleri, 29 Haziran 1981 tarihli ve 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanun'un 2. maddesinde belirtilmiştir. En önemli görevi yeni anayasa taslağını hazırlamaktır. Ayrıca, Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu gibi yasaların hazırlanması da Kurucu Meclis'in sorumluluğundadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulana kadar yasa yapma, değiştirme ve kaldırma yetkilerini kullanmak da Kurucu Meclis'in görevidir.

Kurucu Meclis, Milli Güvenlik Konseyi ve Danışma Meclisi olmak üzere iki bölümden oluşur (madde 1). Milli Güvenlik Konseyi'nin kimlerden oluştuğu yukarıda belirtilmiştir.

Danışma Meclisi, 160 üyeden oluşmaktadır. Bu üyelerin 40'ı doğrudan Milli Güvenlik Konseyi tarafından seçilirken, 120'si ise her ilin valisi tarafından belirlenen adaylar arasından Milli Güvenlik Konseyi tarafından seçilir (madde 3). Danışma Meclisi üyeleri halk tarafından seçilmez, doğrudan veya dolaylı olarak Milli Güvenlik Konseyi tarafından "atanmış" kişilerdir. Danışma Meclisine üye olabilmek için 30 yaşını doldurmuş olmak, yükseköğrenim yapmış olmak ve 11 Eylül 1980 tarihinde herhangi bir siyasi partiye üye olmamış olmak gibi şartlar aranmıştır (madde 4).

Bu iki bölüm arasında asıl yetkiye sahip olan Milli Güvenlik Konseyi'dir. Kurucu Meclis Hakkında Kanun'un 25. maddesine göre, Milli Güvenlik Konseyi, Danışma Meclisi'nden gelen kanun tasarılarını aynen veya değiştirerek kabul veya reddedebilir. Milli Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen metin, Resmi Gazete'de yayımlanarak yasalaşır. Anayasa metninin hazırlanması sürecinde de son söz Milli Güvenlik Konseyi'ne aittir. Kanunun 26. maddesine göre, Danışma Meclisi tarafından kabul edilen Anayasa metni, Milli Güvenlik Konseyi tarafından aynen veya değiştirilerek kabul edilebilir.

1982 Türkiye anayasa referandumu
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası kabul edilmeli mi?
Yer  Türkiye
Tarih7 Kasım 1982 (41 yıl önce) (1982-11-07) Pazar
Sonuçlar
Oylar %
  Evet 17.215.559 %&0000000000000091.37000091,37
  Hayır 1.626.431 %&0000000000000008.6300008,63
İl bazında sonuçlar
 
  Evet —   Hayır

Anayasa'nın hazırlanması ve kabul edilmesi süreci değiştir

Danışma Meclisi (DM), öncelikle kendi üyeleri arasından 15 üyeden oluşan bir Anayasa Komisyonu seçti.23 Ekim 1981'de açılan Danışma Meclisi,[6] yeni anayasayı hazırlamaya başladı. Kenan Evren, Anayasa'nın ilk üç maddesinin "değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif edilemeyeceğini" dördüncü madde olarak taslağa ekletti. Cumhurbaşkanlarının iki dönem görevde kalmalarını sağlayan maddeyi "bir dönem" olarak değiştirtti. Anayasa'daki cumhurbaşkanı yetkilerinin "az olmasını" ise ileride, Anıları'nın dördüncü cildinde şöyle açıklayacaktı:

"Anayasa'yı düzenlerken cumhurbaşkanına verilen yetkilerin kısıtlı olmasına ben sebep oldum. İleride bu makama gelecek olanlar bu yetkileri suistimal eder diye düşündüm, onun için fazla yetki ile donatılmasını uygun görmedim."

 
Hürriyet gazetesinin 12 Eylül 1980 tarihli manşeti: "Ordu yönetime el koydu"

Hazırlanan ve son şeklini alan 1982 Anayasası, 18 Ekim 1982 tarihinde Millî Güvenlik Konseyi tarafından kabul edildi. Anayasa'nın halkın onayına sunulmasından önce Evren bazı illere gidip konuşmalar yaptı. Anayasa'nın çeşitli başlıklarını halka anlattı.[7] Oy kullanırken iki renk olacaktı: Mavi renk, "hayır"; beyaz renk, "evet" demekti. Evren yaptığı konuşmalarla halkı mavi oy vermemesi konusunda telkin etti, verilecek beyaz oylarla Anayasa'nın kabul edilmesini istedi.[8] Evren, referandumdan iki gün önce de radyo ve televizyondan bir konuşma yaparak Anayasa'ya destek istedi.[9] Anayasa, 7 Kasım 1982 Pazar günü yapılan halk oylamasında %8,63 "RED" oyuna karşılık %91,37 "KABUL" oyuyla kabul edildi.[10] Evren, yürürlüğe giren Anayasa'nın 1. geçici maddesi uyarınca yedi yıllık bir süre için Türkiye'nin 7. Cumhurbaşkanı sıfatını kazandı ve 9 Kasım 1982 günü göreve başladı.[11] Hemen sonra 21 Kasım 1982'de Ordu'ya giden Evren, oylama sonuçlarını şöyle değerlendirdi:

"Bu reyler Orgeneral Kenan Evren'e verilmedi. Bu reyler bizlere, Konsey üyelerine verilmedi. Bu reyler şunun için verildi: Millet huzur ve güven istiyor, huzur ve güven için verildi! Bu oylar devlet otoritesinin sağlanması için verildi! Bu oylar Atatürkçülük için verildi! Ve yine bu oylar birbirleriyle kavga eden, her gün birbirlerinin kirli çamaşırlarını ortaya döken ve değil selamlaşmak, el sıkmayı bile yapamayan kişilerden memnun kalınmadığını belirtmek için verildi. Bu millet artık kavga değil, kardeşlik ve huzur bekliyor."[12]

Anayasa'nın kabulünün önemli sebebi olarak ihtilal öncesi iç savaş ortamı nedeni ile vatandaşların kendi hayatlarından endişe etmeleri ifade edilir.[13][14][15]

Danışma Meclisi (DM) hazırladığı Anayasa taslağını 17 Temmuz 1982 tarihinde Danışma Meclisi'ne sundu. Danışma Meclisi'nin görüşmelerinin ardından taslak, 23 Eylül 1982 tarihinde kabul edildi. Tasarı, 18 Ekim 1982 tarihinde Milli Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilerek, halkoylamasına sunulmak üzere 20 Ekim 1982 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlandı. 7 Kasım 1982 Pazar günü yapılan halkoylaması sonucunda tasarı, %91.37 oranında "evet" oyu alarak kabul edildi. Halk tarafından kabul edilen Anayasa, 9 Kasım 1982 tarihinde 2709 sayılı Kanun olarak Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.[16] Bu oran 1961 Anayasasının yüzde 61,5 olan "evet" oylarına göre çok yüksek bir kabul düzeyini yansıtmaktadır. Bu yüksek kabul oranının sebepleri arasında MGK'nin partilerüstü görünümü, medyanın sıkı denetim altında tutulması, siyasi partilerin kapatılmış olması, 12 Eylül 1980 öncesinin halkta derin izler bırakması, şiddet olaylarına tepki, eski siyasi iktidarlara güvensizlik ve referandum sonucunun "hayır" çıkması hâlinde olacakların belirsizliği sayılabilir.

6 Kasım 1983'te milletvekili genel seçimleri yapıldı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı da 6 Aralık 1983'te oluştu. Bu tarihte, Anayasanın 177. maddesi gereği, Milli Güvenlik Konseyi'nin ve Danışma Meclisi'nin hukuki varlıkları sona ermiştir.

Kabul edilen Anayasa'da bulunan; Askerî Yönetim döneminde Millî Güvenlik Konseyi, Hükûmet ve Kurucu Meclis üyelerinin ömür boyu yargılanmasını engelleyen geçici 15. madde, 2010 Türkiye anayasa değişikliği referandumuna kadar kaldırılmadı.

Geçiş süreci değiştir

Zincirbozan değiştir

1983'te siyasi partilerin yeniden kurulmasına izin verildi. Ancak Millî Güvenlik Konseyinin yayımladığı 31 Mayıs 1983 tarih ve 79 sayılı kararla Adalet Partisinden Süleyman Demirel, Ali Naili Erdem, Ekrem Ceyhun, Saadettin Bilgiç, Nahit Menteşe, Yiğit Köker, İhsan Sabri Çağlayangil; Cumhuriyet Halk Partisinden Sırrı Atalay, Metin Tüzün, Celal Doğan, Deniz Baykal, Ferhat Aslantaş, Süleyman Genç, Yüksel Çakmur; Büyük Türkiye Partisinden Hüsamettin Cindoruk ve Mehmet Gölhan olmak üzere 16 eski siyasetçi 121 gün süreyle Çanakkale'nin Lapseki ilçesindeki Zincirbozan askerî üssünde zorunlu ikamete tabi tutuldu.[17]

 
Cumhurbaşkanı Kenan Evren, seçimlerden iki gün önce, 4 Kasım 1983'te ANAP'ı ve genel başkanı Turgut Özal'ı ad belirtmeden hedef alan bir televizyon konuşması yaptı ve halkı bu partiye oy vermemesi konusunda uyardı.[18]

Millî Güvenlik Konseyinin yeni kurulan partilerin kurucularını veto etmesi ve bazı partilerin ülke genelindeki gerekli teşkilatlanmayı seçim dönemine yetiştirememeleri nedeniyle 6 Kasım 1983 genel seçimlerine katılmasına izin verilmeyen Büyük Türkiye Partisinin devamı niteliğinde olan Doğru Yol Partisi, Sosyal Demokrasi Partisi ve Refah Partisine "Yasaklılar"; Konsey tarafından genel seçimlere katılmaları uygun bulunan Emekli Orgeneral Turgut Sunalp'ın liderliğindeki Milliyetçi Demokrasi Partisi, eski Başbakanlık Müsteşarı Necdet Calp'ın liderliğindeki Halkçı Parti ve 24 Ocak kararlarını hazırlayan Turgut Özal'ın liderliğindeki Anavatan Partisine "İcazetliler" veya "6 Kasım Partileri" denildi.

1983 genel seçimleri değiştir

6 Kasım 1983 genel seçimlerini Anavatan Partisi kazandı, Halkçı Parti ikinci ve Milliyetçi Demokrasi Partisi de sürpriz bir şekilde üçüncü oldu. Seçimlerden sonra milletvekillerinin parti değiştirmeleri sonucunda Doğru Yol Partisi ve Sosyal Demokrasi Partisi de Meclis'e girdi. Daha sonra alınan başarısız seçim sonuçları nedeniyle Milliyetçi Demokrasi Partisi kendisini feshetti, Halkçı Parti ise Sosyal Demokrasi Partisi ile birleşerek Sosyaldemokrat Halkçı Partiyi kurdu.

1987 Türkiye anayasa değişikliği referandumu
1982 Anayasası'nın geçici 4. maddesi ile getirilen 10 ve 5 yıllık siyasal yasaklar kalkmalı mı?
Yer  Türkiye
TarihPazar, 6 Eylül 1987 (36 yıl önce) (1987-09-06)

1987 Türkiye anayasa değişikliği referandumu değiştir

1982 Anayasası'nın geçici 4. maddesi ile getirilen 10 ve 5 yıllık siyasal yasakların kalkıp kalkmaması konusunda 6 Eylül 1987'de düzenlendi. Seçmen kütüklerinin belirlenmesi amacıyla 12 Temmuz 1987'de tüm yurtta sokağa çıkma yasağı uygulandı. Yüksek Seçim Kurulu, halk oylaması sonuçlarını 12 Eylül 1987'de açıkladı. Halk oylamasına 24.436.821 seçmen katıldı. Geçerli 23.347.856 oydan 11.711.461'i 'evet' (% 50.16), 11.636.395'i 'hayır' (% 49.84) çıktı. Böylece, Geçici 4. madde yürürlükten kalktı.

Bu referandumda Evet oyları ile Hayır oyları arasında sadece 75.066 oy çıkmıştır. Sonuçların açıklanmasından önce dönemin Başbakanı Turgut Özal erken genel seçim kararı almış ve aynı yıl 29 Kasım'da 1987 Türkiye genel seçimleri yapılmıştır.

2007 Türkiye anayasa değişikliği referandumu
Bu referandum şu konularda yapılmaktadır:
  • Cumhurbaşkanının meclis yerine halk tarafından seçilmesi;
  • Cumhurbaşkanlığı süresinin yedi yıldan beş yıla indirilmesi;
  • Cumhurbaşkanının ikinci bir dönem için yeniden seçilmesi;
  • Genel seçimlerin beş yerine dört yılda bir düzenlenmesi;
  • Milletvekillerinin parlamento kararları için yeterli çoğunluğunun %67'den %34'e düşürülmesi.
Tarih21 Ekim 2007 (16 yıl önce) (2007-10-21)
Sonuçlar
Oylar %
  Evet 19.422.714 %&0000000000000068.95000068,95
  Hayır 8.744.947 %&0000000000000031.05000031,05
Kayıtlı seçmen/katılım 67.49%
İl bazında sonuçlar
 
  Evet —   Hayır
Resmî site: [19]

2007 Türkiye anayasa değişikliği referandumu değiştir

2000 yılında seçilen 10. cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresi 16 Mayıs 2007'de dolmaktaydı.[20] TBMM, cumhurbaşkanlığı adaylığı son başvuru tarihini 25 Nisan gecesi ve ilk tur oylama gününü 27 Nisan olarak belirlemişti.[21] Seçim dönemine, başörtüsü ve laiklik tartışmalarıyla gelinmişti. Ülkenin çeşitli yerlerinde "Cumhuriyet Mitingleri" adıyla geniş katılımlı gösteriler düzenlendi ve iktidar partisinin, kendi siyasal çizgisinden bir ismi cumhurbaşkanlığına seçmesi engellenmek istendi. Seçimin kaderini ise, dört ay önce ortaya atılan 367 tartışmaları belirledi. Anayasa'nın 102. maddesine göre cumhurbaşkanı seçilebilmek için, ilk iki turda nitelikli çoğunluk (367 oy), sonraki iki turda ise salt çoğunluk (276 oy) aranıyordu. Eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 26 Aralık 2006'da Cumhuriyet'te yayımlanan yazısında, Anayasa'da belirtilen 367'nin sadece karar yeter sayısı değil, aynı zamanda toplantı yeter sayısı olduğunu ortaya attı. Bu görüşe göre oylamalara en az 367 kişinin katılması gerektiği, aksi halde sonucun geçersiz olacağı iddia edildi.[22] Böylece meclisteki sandalye sayısı 354 olan iktidar partisi, tek başına kendi oylarıyla cumhurbaşkanı seçemeyecekti. Aynı dönemde ana muhalefet partisi lideri Deniz Baykal, iktidar partisinin uzlaşma olmadan kendi adayını çıkarması durumunda oylamalara katılmayacaklarını ve 367 tartışmalarının ciddiye alınması gerektiğini söyledi.[23]İktidar partisi dönemin dışişleri bakanı olan Kayseri milletvekili Abdullah Gül'ü aday gösterdi.[24] Bu arada yine iktidar kanadından Ankara milletvekili Ersönmez Yarbay adaylık başvurusu yapmıştı[25] ancak Yarbay ilk tur oylaması öncesi adaylıktan çekildi. İlk tur oylama 27 Nisan'da yapıldı. Toplam 361 oy kullanılırken, Abdullah Gül 357 oy aldı. Oylamanın hemen sonrasında, CHP 367 iddiasıyla seçimi Anayasa Mahkemesine taşıdı.[26] Aynı günün akşamı Genelkurmay Başkanlığı internet sitesine, daha sonra e-muhtıra olarak anılacak, bir basın açıklaması konuldu.[27] Açıklamada seçimlerde laikliğin tartışma konusu yapıldığı ve Genelkurmay'ın bu konuda taraf olduğu söylendi. Anayasa Mahkemesi 1 Mayıs'ta verdiği kararla, 367 iddiasını kabul ederek yapılan birinci tur oylamayı iptal etti.[28] Bunun üzerine 6 Mayıs'ta yapılan iki yoklamada da toplantı yeter sayısının (367) bulunamayışı yüzünden 11. Cumhurbaşkanı seçilemedi.[29]

Anayasa Mahkemesinin oylama iptali kararı üzerine, cumhurbaşkanlığı seçimi henüz tekrarlanmadan, AK Parti'den erken genel seçim kararı çıktı;[30] 24 Haziran'da seçimlere gidilmesi için meclise teklif sunuldu.[31] Daha sonra, Yüksek Seçim Kurulunun seçim takviminin işleyebilmesi için 22 Temmuz tarihi önerisine uyularak, tüm partilerin desteğiyle seçim kararı alındı.[32]

 
Dışişleri Bakanlığı görevini yürüttüğü yıllarda Abdullah Gül (2005)
 
Cumhurbaşkanlığı görevini yürüttüğü yıllarda Ahmet Necdet Sezer (2006)

Mecliste seçim kararı alınmasının yanında, Anayasa'da bazı değişikliklere gidildi. Buna göre, genel seçimlerin yapılma süresi beş yılda birden, dört yılda bire düşürüldü. Cumhurbaşkanlığı seçiminin iptaline yol açan toplantı yeter sayısı konusu, meclisin tüm işlemlerinde üçte bir çoğunluk olarak netleştirildi. Cumhurbaşkanının meclis tarafından değil, halk tarafından iki turlu oylamayla seçilmesi kararlaştırıldı; yedi yıl olan görev süresi beş yıla düşürülerek, iki kez seçilebilmenin önü açıldı.[33] Değişiklik paketi mecliste 376 oyla kabul edilmişti.[34] Ancak yeni cumhurbaşkanı seçilemediğinden, görev süresi dolmasına rağmen görevini sürdüren Ahmet Necdet Sezer, yapılan değişiklikleri "rejimi sıkıntıya sokar" eleştirisiyle veto etti.[35] Değişiklik paketi tekrar geldiği mecliste, bu kez 370 oyla aynen kabul edildi.[36] Aynı metinle ikinci kez önüne gelen paketi veto yetkisi bulunmayan Sezer, 15 Haziran'da paketi halk oylamasına sunma kararı aldığını; ayrıca Anayasa Mahkemesine iptal davası açacağını duyurdu.[37] Yüksek mahkeme 5 Temmuz'da verdiği kararla Cumhurbaşkanlığının iptal taleplerini reddetti.[38] Değişiklik paketi 21 Ekim'de yapılan halk oylamasında, %68 oyla kabul edilerek yürürlüğe girdi.[39]

Alınan karar sonucu 22 Temmuz'da erken seçime gidildi. Seçimde %46,6 oy alan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti, 341 milletvekilliği ile yeniden tek başına iktidar oldu. Ancak partinin oy oranı yaklaşık %12 artmasına rağmen, Devlet Bahçeli başkanlığındaki MHP'nin de %14,3'le barajı geçmesi ve meclisteki üçüncü parti olması dolayısıyla, iktidar partisinin meclisteki sandalye sayısında düşüş oldu. %20,85 oy alan Deniz Baykal yönetimindeki CHP ana muhalefet partisi konumunu korudu. Oyları az da olsa artan partinin sandalye sayısı, yine meclise MHP'nin de girmiş olmasıyla, 178'den 112'ye kadar geriledi.[40]

2010 Türkiye anayasa değişikliği referandumu değiştir

2010 Türkiye anayasa değişikliği referandumu
Referandumda Anayasa'nın yirmi altı maddesi var.
Tarih12 Eylül 2010 (13 yıl önce) (2010-09-12)
Sonuçlar
Oylar %
  Evet 21.789.180 %&0000000000000057.88000057,88
  Hayır 15.854.113 %&0000000000000042.12000042,12
Kayıtlı seçmen/katılım 73,71%
İl bazında sonuçlar
 
  Evet —   Hayır

Mayıs 2010'da Meclis'ten geçen ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından halkoyuna sunulan 26 maddelik anayasa değişikliği paketindeki maddelerden biri de "geçici 15. madde"nin kaldırılmasıyla ilgiliydi. Bu maddenin kaldırılmasıyla 12 Eylül Darbesi ile ilgili iddia edilen suçların zaman aşımına uğrayıp uğramayacağı konusunda farklı görüşler ortaya atıldı.

Referandum sonucu değişikliklerin kabul edilmesiyle (%57,88 "evet") 13 Eylül 2010 tarihinde çeşitli sivil toplum kuruluşları, sendikalar, dernekler ve bazı kişiler 12 Eylül'ü yapanlar hakkında suç duyurusunda bulundu.[41] Bütün suç duyurularını toplayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "Millî Güvenlik Konseyi (MGK) adı altında 12 Eylül 1980'de ülke yönetimine el koyan ve 7 Aralık 1983 tarihine kadar bu statüsünü sürdüren askerî cunta yönetiminin hayatta kalan üyeleri Kenan Evren, Nejat Tümer ve Tahsin Şahinkaya'nın işlediği (A) Nürnberg Şartı ile kabul edilmiş ve tüm devletlerin kendi kanunlarında yer almasa dahi suçun oluşumu hâlinde takip etmek zorunda oldukları uluslararası hukukun buyruk kuralı niteliğine sahip insanlığa karşı suçlar (B) 765 Sayılı Ceza Kanunu'nun 146, 147, 153, 174, 179, 180, 181. maddeleri kapsamında, insanlığa karşı suçlar ve resen takdir edilecek suçlar nedeniyle haklarında başsavcılık tarafından ceza dava açılması ve haklarında gerekli önlemlerin alınması istemi..."[42] ile 7 Nisan 2011 tarihinde ilk soruşturmayı başlattı. 4 Nisan 2012 tarihinde darbenin yargılanmasına başlandı.[43][44] Davaların sonucunda, 2014 yılında, Evren ve Şahinkaya mahkeme tarafından müebbet hapis cezası aldı.[45][46] Karar sonrası temyize gidildi, bu süreçte hem Evren hem Şahinkaya öldü.[47] Bunun üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesi, kamu davasını ortadan kaldırdı ve sanıkların ölümünden dolayı davanın düşürülmesine karar verdi. Kararlar kesinleşmedi. Ayrıca Yargıtay, Evren ve Şahinkaya'nın rütbelerinin sökülmesine ve mal varlıklarına el konulmasına yer olmadığını hükmetti.[48] Davanın müdahillerinden olan Devrimci 78'liler Federasyonu, davadan vazgeçmeyeceklerini ve 57 ilde "işkence" iddiasıyla açılan davaları yakın takipte tutacaklarını belirtti.[49]

2017 Türkiye anayasa değişikliği referandumu
Türkiye, parlamenter sistemi kaldırıp başkanlık sistemini benimseyerek partili cumhurbaşkanına yürütme yetkisi vermeli mi? Başbakanlığa son vererek cumhurbaşkanı ile onun atayacağı cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlardan oluşan bir hükûmet sistemi benimsemeli mi? Hem cumhurbaşkanına hem meclise seçimleri yenileme yetkisi verip ikisinin seçimlerinin birlikte yapılmasını kabul etmeli mi? Seçilme yaşını 25'ten 18'e düşürmeli ve milletvekili sayısını 550'den 600'e yükseltmeli mi? Mahkemelerin tarafsızlığına anayasada yer vermeli ve HSYK'nın yapısını değiştirmeli mi?
Yer  Türkiye ve yurt dışı temsilcilikleri
Tarih16 Nisan 2017 (6 yıl önce) (2017-04-16)
Sonuçlar
Oylar %
  Evet 25.157.463 %&0000000000000051.41000051,41
  Hayır 23.779.141 %&0000000000000048.59000048,59
Geçerli oylar 48.936.604 %&0000000000000098.27000098,27
Geçersiz ve boş oylar 862.251 %&0000000000000001.7300001,73
Toplam oy 49.798.855 %100.00
Kayıtlı seçmen/katılım 58.291.898 %&0000000000000085.43000085,43
İl bazında sonuçlar
 
  Evet —   Hayır
Resmi Sonuçlar

2017 Türkiye anayasa değişikliği referandumu değiştir

Başkanlık sistemi, 2005'te Adalet Bakanı Cemil Çiçek tarafından önerildi ve Başbakan Erdoğan tarafından desteklendi.[50] Bu süre zarfından sonra başkanlık sistemine geçiş Adalet ve Kalkınma Partisi liderleri tarafından "yeni anayasa" ile birlikte birçok kez açık bir şekilde dile getirildi. Ekim 2016'da partinin Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Nisan 2017'nin değişiklik için referandum tarihi olacağını açıkladı.[51] Kasım 2016'da AK Parti, getirmeyi istediği sistemin adının başkanlık sistemi değil cumhurbaşkanlığı sistemi adıyla anılacağını duyurdu.[52] 10 Aralık 2016'da AK Parti ile MHP, 21 maddelik anayasa değişikliği önerisi üzerinde görüşmek için bir araya geldi ve referanduma gidilmesi için gerekli olan meclis onayı sürecine geçmek için milletvekillerinden imza toplamaya başladı.[53][54] Bunun üzerine değişiklik teklifinin destekçisi olan hükûmete yakın medya, kullanmakta olduğu başkanlık sistemi adını terk ederek cumhurbaşkanlığı sistemi adını kullanmaya başladı.[55]

Nisan 2017'de seçmenler, mevcut Türkiye Anayasası'nın 18 maddesi üzerindeki değişikliklerini oyladı. Hükûmetteki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ve kurucularından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından desteklenen madde değişiklikleriyle ilgili tartışmalar uzun süre devam ettikten sonra muhalefetteki Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) desteğiyle birlikte meclisten geçerek halk oylaması kararı alındı. Değişiklik paketi, yürürlükteki parlamenter sistemin kaldırılarak yerine başkanlık sisteminin getirilmesini, başbakanlık makamının ortadan kaldırılmasını, meclisteki vekil sayısının 550'den 600'e çıkarılmasını ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısında değişiklikler yapılmasını içermektedir.

Anayasa değişikliği teklifi ilk olarak AK Parti tarafından 2011 genel seçimlerinin hemen peşine duyuruldu ancak meclisteki tüm partilerden oluşan anayasa komisyonunun fikir birliğine ulaşamaması üzerine geri çekildi. 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı koltuğuna oturmasıyla birlikte başkanlık sistemine geçiş tartışmaları hız kazanarak daha çok gündeme geldi ve hem Haziran 2015 genel seçimlerinde hem de Kasım 2015 genel seçimlerinde AK Parti'nin en önemli seçim politikalarından biri oldu. Mayıs 2016'da başbakanlığı ortadan kaldıracak anayasal değişiklik konusunda Erdoğan'la anlaşmazlıklar yaşayan Ahmet Davutoğlu görevden istifa ederek yerine en önemli gündeminin anayasa değişikliği olduğunu söyleyen Binali Yıldırım geldi. Geçmişte birçok kez başkanlık sistemine karşı olduğunu dile getiren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ekim 2016'da değişiklik teklifini meclise getirmesi için hükûmete çağrı yaptı ve süreçte iş birliği içinde olabileceklerini duyurdu. Bir aylık görüşmelerin ardından Aralık'ta teklif üzerinde anlaşmaya varan AK Parti ve MHP, böylece önerinin referanduma sunulması için gerekli olan meclis onayı sürecini başlattı.

 
Milletvekilleri anayasa değişikliği teklifini oyluyor, Ocak 2017.

20 Ocak 2017'de beşte üç oy sayısı 330'u aşarak 339 oy toplayan anayasa değişikliği teklifi meclisten geçerek referandum kararı verildi. Ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), oylamalar sırasında gizli oy kullanılması gerekirken açık oy kullanılması gibi çeşitli usulsüzlükler yaşandığını belirtti.

Toplam koltuk sayısı 550 olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 537 milletvekili oylamaya katıldı. Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) 11 milletvekili henüz kanıtlanmamış terörizm suçlamalarından dolayı tutuklu olduğu için oylamalarda yer alamadı, tutuklu milletvekilleri anayasa görüşmelerinin iç tüzüğe aykırı olduğunu bildirerek durdurulmasını isterken geriye kalan 48 HDP'li milletvekili ise oylamaları boykot etti.[56] Meclis Başkanı İsmail Kahraman ise hastaneye kaldırıldığı için oy kullanamadı, yerine geçici başkanlık eden Ahmet Aydın ise meclis başkanlarının oylamaları katılmaması kuralı nedeniyle oy veremedi.[57][58]

Toplamda 537 milletvekili oylamaya katılabilecekti ve bunlardan 315'i AK Parti'den, 133'ü CHP'den, 48'i HDP'den ve 39'u MHP'dendi; bunlara ek olarak iki bağımsız vekil bulunmaktaydı. MHP milletvekillerinden 6 kişi değişiklik teklifine karşı olduklarını belirterek 'Hayır' diyeceklerini açık bir şekilde duyurunca 'Evet' oyunun fire olmaksızın 348 olması tahmin edildi.[59] CHP'nin 133 milletvekili ile iki bağımsız vekil Aylin Nazlıaka ve Ümit Özdağ da oylamada 'Hayır' diyeceğini açıkladı. HDP ise oylamayı boykot etti.

 
2017 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yapısı

Meclis oylaması 9 Ocak'ta başladı ve oylamanın ilk turu 15 Ocak'ta tamamlandı. Değişikliğe karşı olan milletvekilleri, ara verilmeksizin aynı gün içinde birden çok maddenin oylandığına dikkat çekerek acelecilik olarak nitelendirdikleri bu durumu eleştirdi.[60] Oylamalara usulsüzlük tartışmaları gölge düşürdü; CHP milletvekilleri, AK Parti yönetiminin hangi oyu kullanacağı belirsiz olan kendi milletvekillerini 'Evet' oyuna zorlamak için yasalar tarafından izin verilmediği hâlde açık oy kullanımını şart koştuğunu ifade ederek oylama sırasında açık oy kullanan AK Parti milletvekillerinin fotoğraf ve videolarını çekti.[61][62] AK Parti milletvekilleri, kendilerini açık oy kullanırken görüntüleyen kişilere tepki gösterdi ve bu yüzden hükûmet ile muhalefet vekilleri arasında zaten yaşanan sözlü tartışmalar zaman zaman fiziki kavgaya dönüştü.[63] CHP'li vekil Fatma Kaplan Hürriyet, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ile Başbakan Binali Yıldırım'ı açık oy kullanırken görüntülediği için AK Parti milletvekilleri tarafından darp edildi.[64] Bazı milletvekilleri fiziki kavgalar sonucunda hastaneye kaldırılırken tartışmalar sırasında meclis kürsüsünde yer alan €15.000 değerindeki bir mikrofon kayboldu.[65] Oylamanın ikinci turu ise 20 Ocak'ta tamamlandı ve teklifin tüm maddeleri meclisten geçti. Onaylanan değişikliği yürürlüğü koymak için yapılan nihai oylama referandum sınırı olan 330'u geçerek 339 oyla kabul edildi ancak doğrudan yürürlüğe girmesi için gerek olan 367 barajının altında kaldı.[66]

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan anayasa değişikliği referandumu %51.41 oranla kabul edildi. Resmi olmayan sonuçların açıklanmasının ardından, Yüksek Seçim Kurulu'nun mühürsüz oyların geçerli sayılmasına yönelik kararını protesto etmek için Türkiye'nin birçok şehrinde gösteriler düzenlendi. Başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere Muğla, Aydın, Mersin, Kocaeli, Adana, Çanakkale ve Konya illerinde toplanan eylemciler referandumun iptali talebinde bulundu ve YSK'nın kararı protesto edildi.[67]

İçerik değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası sekiz kısımdan oluşur. Bunlar şu şekildedir: Başlangıç, Genel Esaslar, Temel Haklar ve Ödevler, Cumhuriyetin Temel Organları, Malî ve Ekonomik Hükümler, Çeşitli Hükümler, Geçici Hükümler ve Son Hükümler. Başlangıç Anayasa metnine dahildir.

  • Başlangıç kısmı Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirtir ve Anayasa metnine dahildir. Anayasa'nın nasıl yorumlanacağını ve yurttaşların vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunduğunu ifade eden bölümüdür.
  • Genel Esaslar ise devlet ile ilgili tanımları içerir ve "Türk Milleti" olarak tanımlanan vatandaşların egemenlik haklarından anayasal devlet organlarına verdiği yetkileri tanımlar. İlk üç madde 4. maddede belirtildiği üzere değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.[68]
  • Temel Haklar ve Ödevler
  • Cumhuriyetin Temel Organları olarak belirlenmiş ve kuvvetler ayrılığı prensibi ile hareket etme zorunluluğu olan Yasama, Yürütme ve Yargı organlarına verilen yetkileri ve bunların görevlerini tanımlar.
  • Malî ve Ekonomik Hükümler devletin hareket edeceği temel mali ekonomik politikaları ve kuralları belirler.
  • Çeşitli Hükümler kısmında Başlangıç'ta da belirtilen İnkılâp kanunlarının korunması ile ilgili durum daha önceki anayasalarda yer alan kanunlar sıralanarak detaylı biçimde açıklanır.
  • Geçici Hükümler kısmında anayasa değişiklikleri sırasında ortaya çıkan geçici durumlar yer alır.
  • Son Hükümler Anayasa değişikliğinin nasıl yapılabileceğini ve bu anayasa metni içeriği ile ilgili teknik bilgileri içerir.

Genel bakış değiştir

Birinci bölüm: Kuruluş ilkeleri değiştir

 
Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Ankara, 29 Ekim 1925.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türkiye'nin laik (2.1) ve demokratik (2.1) bir cumhuriyet (1.1) olduğunu ve egemenliğini (6.1) kayıtsız şartsın milletten aldığını belirtmektedir. Egemenlik, Türk Milleti'nden gelir ve bu egemenlik Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yetki verir.

4. Madde, Cumhuriyet'in ilk üç maddesinde tanımlanan kurucu ilkelerin değiştirilmesine ilişkin herhangi bir önerinin kabul edilemez olduğunu ve bu ilkeleri değiştirmeyi teklif dahi edememe durumunu tanımlar. Aynı zamanda önsöz, Atatürk'ün milliyetçilik ilkesini de anarak Cumhuriyet'in "maddi ve manevi refahını" hedeflemektedir. Türkiye devletinin temel niteliği laiklik (2), sosyal devlet (2), hukukun üstünlüğü (10), Cumhuriyet yönetimi (1), Cumhuriyet ve Türk Milleti'nin bölünmezliği (3.1) olarak tanımlanmıştır. Bu şekilde, seküler demokrasi ilkelerine dayanan bir bütünleşik ulus-devletin kurulması amaçlanmaktadır.

Devletin Temel Amaç ve Görevleri Madde 5'te tanımlanmıştır. Anayasa, devletin Yasama Yetkisi (7.1), Yürütme Yetkisi (8.1) ve Yargı Yetkisi (9.1) arasında güçler ayrılığını kurmaktadır. Hukukçulara göre yasama ve yürütme organları arasındaki güçler ayrılığı gevşek bir şekilde tanımlanırken, yürütme organı ile yargı organı arasındaki ayrılık daha katı bir şekildedir.

 
İnsan Hakları Anıtı İzmir ilinin Karşıyaka ilçesinde yer almaktadır. Temeli 1989 yılında, İnsan Hakları Günü olan 10 Aralık'ta atılmış, 16 Aralık 1990'da törenle açılmıştır.

İkinci bölüm: Hak ve hürriyetler değiştir

Anayasa'nın İkinci Kısmı, temel hak ve hürriyetleri içeren "hak ve hürriyetlerin güvence altına alınması"nı düzenlemektedir. Bu kapsamda aşağıdaki haklar ve özgürlüklerin güvence altına alındığı belirtilmektedir:

Madde 17: Kişisel dokunulmazlık, bireyin maddi ve manevi varlığı değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, her bireyin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu belirtir. Anayasaya göre tıbbi gereklilikler ve yasal düzenlemeler dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz ve rızası olmadan bilimsel veya tıbbi deneylere tabi tutulamaz. İşkence ve kötü muamele kesinlikle yasaktır; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye maruz bırakılamaz.

Ayrıca, meşru müdafaa, yakalama ve tutuklama emirlerinin yerine getirilmesi, kaçma girişimlerinin önlenmesi, ayaklanma veya isyanın bastırılması veya olağanüstü durumlar sırasında yetkili makamların verdiği emirlerin uygulanması gibi zorunlu durumlarda silah kullanılmasına dair yasal düzenlemeler bulunmaktadır. Bu hükümler, kanunun izin verdiği bu tür zorunlu durumlar dışında kalan öldürme eylemlerini kapsamaz.

Madde 18: Zorla çalıştırmanın yasaklanması değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, kişilerin zorla çalıştırılamayacağını ve angaryanın yasak olduğunu belirtir. Ancak, belirli şartlar altında çalıştırmalara izin verilebilir. Bu şartlar, yasal düzenlemelerle belirlenir ve hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmaları, olağanüstü durumlarda vatandaşlardan istenecek hizmetleri, ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık görevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmalarını kapsar. Bu durumlar, zorla çalıştırma olarak kabul edilmez.

 
Âbide-i Hürriyet anıtı İstanbulda yapılmış ilk millî anıttır. Kâğıthane vâdisine hâkimdir. Bu nedenle ‘Hürriyet-i Ebediyye Tepesi’ denilen yerdedir. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin iktidar olduğu dönemde yapılmıştır.

Madde 19: Kişisel hürriyet ve güvenlik değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, kişilerin hürriyeti ve güvenliğine saygı gösterilmesini öngörür. Bu maddeye göre:

  • Mahkemelerce verilen hürriyeti kısıtlayıcı cezalar ve güvenlik tedbirlerinin uygulanması, mahkeme kararının veya yasal yükümlülüğün yerine getirilmesi, çocukların gözetim altına alınması veya yargı önüne çıkarılması için verilen kararların uygulanması, toplum için tehlike arz eden akıl hastaları, uyuşturucu madde veya alkol bağımlıları, serseriler veya hastalık yayabilecek kişilerin tedavi, eğitim veya ıslah edilmesi amacıyla alınan tedbirler, bu hükmenin dışındadır.
  • Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçma, delillerin yok edilmesi veya değiştirilmesini önleme veya benzeri durumları engelleme amacıyla veya yasada belirtilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yapılan yakalamalar, ancak suçüstü hali veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde gerçekleştirilebilir.
  • Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama nedenleri ile hakları hemen bildirilir. Kişiler, en geç kırksekiz saat içinde veya toplu suçlar için en çok dört gün içinde hakim önüne çıkarılır. Bu süreler olağanüstü hallerde uzatılabilir.
  • Tutuklanan kişiler, makul süre içinde yargılanma hakkına sahiptir ve serbest bırakılma talep edebilirler. Serbest bırakılma, ilgili kişinin yargılama sürecinde mahkemede hazır bulunmasını veya mahkemeye uymasını sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.
  • Hürriyeti kısıtlanan kişiler, durumlarının hemen değerlendirilmesi ve kanuna aykırı ise serbest bırakılması için yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptirler.
  • Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilere uğratılan zarar, Devlet tarafından tazmin edilir.
 
Metin Yurdanur'a ait İnsan Hakları Heykeli, Ankara'da bulunmaktadır.

Madde 20: Bireysel hayatın gizliliği değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, bireylerin özel hayatlarına ve aile hayatlarına saygı gösterilmesini önemseyen temel bir hakkı güvence altına almaktadır. Bu hakkın altında, özel hayatın ve aile hayatının gizliliği kesin bir şekilde korunmaktadır. Buna ek olarak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç önleme, genel sağlık ve genel ahlâk gibi belirli sebeplere dayalı olarak, özel kâğıtların, eşyaların ve kişisel verilerin gizliliği sadece hâkim kararı veya kanunla yetkilendirilmiş merciin yazılı emri ile ihlal edilebilir. Ancak bu tür müdahalelerin süresi ve sebepleri sıkı bir şekilde düzenlenmiştir ve hâkim denetimi gerekmektedir.

Madde 21: Konut dokunulmazlığı değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, bireylerin konutlarına saygı gösterilmesini ve bu konutların dokunulmazlığını kesin bir şekilde korumaktadır. Bu hükme göre, millî güvenlik, kamu düzeni, suç önleme, genel sağlık ve genel ahlâk gibi belirli sebeplere dayalı olarak, kişinin konutuna girme, arama yapma veya konutta bulunan eşyalara el koyma ancak hâkim kararı veya kanunla yetkilendirilmiş merciin yazılı emri ile mümkün olabilir. Ancak bu tür müdahalelerin süresi ve sebepleri yine sıkı bir şekilde düzenlenmiş ve hâkim denetimi gerekmektedir.

Madde 22: Haberleşme hürriyeti değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, bireylerin haberleşme hürriyetini ve haberleşmenin gizliliğini koruma altına almaktadır. Bu hükme göre, herkes haberleşme hürriyetine sahiptir ve haberleşme gizliliği esastır. Ancak millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi belirli sebeplere dayalı olarak, haberleşmenin engellenmesi veya gizliliğine dokunulması ancak hâkim kararı veya kanunla yetkilendirilmiş merciin yazılı emri ile mümkün olabilir. Ayrıca, bu tür müdahalelerin süresi ve sebepleri sıkı bir şekilde düzenlenmiş ve hâkim denetimi gerekmektedir.

Anayasa, istisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşlarını kanunla belirlemiştir. Bu da demokratik denetim altında ve şeffaf bir şekilde haberleşme hürriyetinin sınırlanmasını sağlar. Bu hüküm, bireylerin özel iletişimlerinin gizliliğini korurken, kamusal güvenliği ve düzeni sağlama ihtiyacını dengelemeye yardımcı olur.

Madde 23: Yerleşme ve seyahat hürriyeti değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, herkesin yerleşme ve seyahat hürriyetine sahip olduğunu belirtir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önleme, sosyal ve ekonomik gelişmeyi teşvik etme, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirme ve kamu mallarını koruma gibi amaçlarla sınırlanabilir. Seyahat hürriyeti ise suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle veya suç işlenmesini önlemek amacıyla kısıtlanabilir. Ancak bu sınırlamalar yasalara ve hâkim kararına dayandırılmalıdır.

Vatandaşların yurt dışına çıkma hürriyeti, sadece suç soruşturması veya kovuşturması nedeniyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir. Bu düzenleme, vatandaşların yurtdışına seyahat etme hakkını korurken, yasal süreçlerin gerektiği şekilde yürütülmesine olanak tanır. Vatandaşlar sınır dışı edilemez ve yurda giriş hakları ellerinden alınamaz.

 
  Seküler/Laik devletler
  Resmî dini olan devletler
  Belirsiz veya veri yok
Dünyada anayasasında lâikliği deklare eden beş devlet vardır:
* Fransa (1958 Anayasası'nın 1. Maddesi)
* Japonya (1946 Anayasası'nın 20. Maddesi)
* Meksika (1917 Anayasası'nın 3. Maddesi)
* Portekiz (1976 Anayasası'nın 41. Maddesi)
* Türkiye (1982 Anayasası'nın 2. Maddesi)

Madde 24: Din ve vicdan hürriyeti değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, her bireyin vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu vurgular. Bu hürriyet, 14. madde hükümlerine uygun olduğu sürece ibadet, dini ayinler ve törenler için serbesttir. Kimse, ibadete katılmaya, dini ayin ve törenlere zorlanamaz veya dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Ayrıca, dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz veya suçlanamaz. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin denetimi ve gözetimi altında yapılır. İlk ve ortaöğretim kurumlarında din kültürü ve ahlak öğretimi zorunlu bir ders olarak okutulur. Diğer din eğitim ve öğretimi ise kişilerin kendi isteğine bağlıdır, ancak küçükler için kanuni temsilcilerinin talebine tabidir.

Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki düzenini dini kurallara dayandırma veya dini veya dini duyguları istismar etme amacıyla kötüye kullanamaz veya siyasi veya kişisel çıkar sağlayamaz. Bu hükümler, din özgürlüğünü ve toplumun dini inançlarını korurken, devletin laik yapısını sürdürmeyi amaçlar.

Madde 25: Düşünce ve kanaat hürriyeti değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, her bireyin düşünce ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu belirtir. Bu hürriyet, herhangi bir sebep veya amaçla kimseye düşünce ve kanaatlerini açıklama zorunluluğu getirilemeyeceğini, ayrıca düşünce ve kanaatler sebebiyle kınanamayacağını ve suçlanamayacağını vurgular. Bu hüküm, bireylerin düşünce özgürlüğünü korur ve ifade özgürlüğünün temel bir ilkesini oluşturur.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda yer alan bu hüküm, düşünce ve ifade özgürlüğünün temel prensiplerini yansıtırken, bireylerin farklı düşünce ve kanaatlere sahip olma hakkını güvence altına alır.

Madde 26: Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini düzenleyen önemli bir madde içerir. Madde 26, her bireye düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya diğer yöntemlerle tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkını tanır. Bu özgürlük, resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak veya vermek serbestliğini de içerir. Ayrıca, radyo, televizyon, sinema gibi iletişim araçlarının izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Ancak bu hürriyetler, belirli koşullar altında sınırlanabilir. Milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri, Devletin bölünmez bütünlüğü gibi amaçlarla sınırlamalar getirilebilir. Suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, devlet sırlarının korunması, başkalarının hakları ve özel hayatlarının gizliliği gibi nedenlerle de sınırlamalar yapılabilir. Ancak bu sınırlamalar, yasalara ve belirli prosedürlere uygun olarak gerçekleştirilmelidir.

Madde 27: Bilim ve sanat hürriyeti değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkını herkese tanır. Bu hüküm, bilimsel ve sanatsal özgürlüğü korurken, Anayasanın 1. madde (devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü koruma), 2. madde (Türkiye Cumhuriyeti'nin karakterinin değiştirilemezliği) ve 3. madde (Türkiye devletinin dini, dili, bayrağı, milli marşı, ulusal marşı, başkenti, arması ve resmi dili) hükümlerinin değiştirilmesi amacıyla kullanılamaz. Ayrıca, bu madde hükmü yabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtılmasının kanunla düzenlenmesine engel değildir. Bu, ülkenin ulusal çıkarlarını koruma ve yabancı yayınların denetlenmesi için bir yasal düzenleme yapılmasına olanak tanır.

Madde 28: Basın hürriyeti değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, basın hürriyetini ve sansürün yasak olduğunu vurgular. Basımevi kurmanın izin alma veya mali teminat yatırma şartlarına bağlanamayacağını belirtir. Aynı zamanda, devletin basın ve haber alma hürriyetlerini korumak için tedbirler alacağını ifade eder. Ancak, basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26. ve 27. maddelerinde belirtilen hükümlerin uygulanacağını belirtir. Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkenin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlenmesine veya isyana teşvik eden nitelikte olan haber veya yazılarla ilgili olarak yazanlar, bastıranlar veya dağıtanlar, bu suçlara ait kanun hükümlerine tabi olurlar. Bu tür haberlerin dağıtımı, hakim kararı veya kanunun yetkilendirdiği merci emriyle engellenebilir. Ayrıca, olaylar hakkında yayım yasağı konması, kanunla belirlenen sınırlar içinde ve hakim tarafından verilen kararlar saklı kalmak kaydıyla mümkün değildir. Süreli veya süresiz yayınlar, belirli suçlarla ilgili olarak mahkeme kararıyla toplatılabilir veya zapt edilebilir. Türkiye'de yayımlanan süreli yayınlar, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine, milli güvenliğe ve genel ahlaka aykırı olduğunda mahkeme kararıyla geçici olarak kapatılabilir.

Madde 33: Dernek kurma hürriyeti değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, herkesin önceden izin almadan dernek kurma ve bu derneklere üye olma veya üyelikten çıkma hürriyetine sahip olduğunu belirtir. Aynı zamanda, hiç kimseyi bir derneğe üye olmaya veya üyelikten çıkmaya zorlamanın yasak olduğunu vurgular. Dernek kurma hürriyeti, belirli şartlar altında millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. Derneklerin kurulması ve faaliyet göstermesiyle ilgili usul ve şartlar kanunla belirlenir. Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin veya suçluları yakalamanın gerektirdiği hallerde, kanunla yetkilendirilmiş bir merci, derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden geçersiz olur.

Madde 34: Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı değiştir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre, herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Ancak bu hak, belirli şartlar altında millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller ise kanunda belirtilir.

Madde 35: Mülkiyet Hakkı değiştir

Anayasa'nın Beşinci Maddesi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin varoluş nedeninin, "bireyin maddi ve manevi varlığının gelişimi için gerekli koşulları sağlamak" olduğunu belirtmektedir. Bu hakların birçoğu, Türkiye'nin Aralık 1948'de onaylayan ilk uluslararası insan hakları beyannamelerinden biri olan Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi gibi uluslararası insan hakları beyannamelerine dayanmaktadır.[69]

 
Danıştay yerleşkesi, 1868 yılında kurulan Danıştay, Türkiye'nin idari yargı organıdır. İdari davaların bakıldığı mercidir. Aldığı kararlara yürütme uymak zorundadır.

Hukukun önünde eşitlik değiştir

Türkiye laik bir devlet olarak kuruluştan yanı sıra, Anayasanın 10. Maddesinde, vatandaşlarının eşitliği konusunda kesin sınırlar çizmektedir. Bu madde, "dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inançlar veya dini inançlar" temelinde herhangi bir ayrımcılığı yasaklamakta ve vatandaşların yasalar önünde eşitliklerini garanti etmektedir. Fransız Devrimi'nin ulus ve cumhuriyet ideallerine dayanarak, Madde 3, "Türk Devleti, toprakları ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir" ifadelerini tanımlar. Madde 66 ise Türk vatandaşlığı bağıyla Türk devletine bağlı olan herkesin Türk olduğunu tanımlamaktadır.[kaynak belirtilmeli]

İfade özgürlüğü değiştir

Madde 26 ifade özgürlüğünü, Madde 27 ve 28 basın özgürlüğünü, Madde 33 ve 34 dernek kurma özgürlüğünü ve toplantı, protesto ve gösteri özgürlüğünü sağlar.

Sınıfsal ayrım değiştir

Hukuki açıdan sınıflar önemsiz kabul edilir (A10). Anayasa, işçilerin "izin almadan" sendika kurma hakkını ve "sendikaya üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme hakkını" teyit eder (A51). Madde 53 ve 54, işçilerin toplu sözleşme yapma ve grev hakkını teyit eder.

Üçüncü bölüm: Temel organlar değiştir

 
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin arması
 
1982 Anayasası'ndan önce 1961-1982 yılları arasında resmi olarak var olan Cumhuriyet Senatosu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üst kamarası (kanadı) görevini üstlenmekteydi.

Yasama gücü değiştir

Yedinci madde, egemen halkın tek ifade organı olarak bir tek meclisli parlamentonun kurulmasını sağlar. Anayasanın Altıncı maddesi, "egemenliğin tamamen ve kayıtız şartsız olarak millette olduğunu" ve "Türk Milleti'nin, Anayasa'da belirlenen prensiplere uygun olarak yetkili organlar aracılığıyla egemenliğini kullanacağını" teyit eder. Aynı madde, egemenliğin "hiçbir bireye, gruba veya sınıfa" devredilemeyeceğini ve "Anayasa'dan kaynaklanmayan herhangi bir devlet yetkisinin hiçbir kişi veya kurum tarafından kullanılamayacağını" belirtir. 80. madde (A80), ulusal egemenlik prensibini teyit eder: "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, yalnızca kendi seçim bölgelerini veya temsilcilerini değil, bütün Milleti temsil ederler".

Üçüncü Bölüm, Birinci Kısım (75-100. maddeler), Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yasama organı olarak seçim ve işleyiş kurallarını, seçilme koşullarını (A76), milletvekillerinin dokunulmazlığını (A83) ve izlenmesi gereken genel yasama prosedürlerini belirler. 87 ve 88. maddelere göre, hem hükümet hem de meclis kararname çıkarabilir, ancak yasaları yalnızca meclis çıkarabilir (A87) ve Türkiye Cumhuriyeti'nin diğer egemen devletlerle yaptığı anlaşmaları onaylayabilir (A90). Cumhurbaşkanı, 2007 yılına kadar parlamento tarafından seçilen, 2007 yılında yapılan anayasa değişikliğindene ardından halkoylaması ile seçilen ve "Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk Milleti'nin birliğini" temsil eden ve 2017 yılına kadar törensel, 2017 yılından sonra yürütme yetkisinde etkin bir rol olan Devlet Başkanıdır (A104).

Yargı değiştir

 
Temel anayasal organ olan ve 1961 yılında kurulan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi'nin amblemi
 
1868 yılında kurulan Yargıtay, Türkiye'de ceza ve hukuk mahkemelerinin verdiği kararları inceleyen son mercidir.
 
2018 yılından bu yana yürütme gücünü üstlenen makam olan Türkiye Cumhurbaşkanı amblemi
 
2018 yılından önce yürütme gücünü üstlenen makam olan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı amblemi

Dokuzuncu madde, "yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemeler tarafından kullanılacağını" teyit eder. Dördüncü Bölüm, mahkemelerin işleyişiyle ilgili kuralları sağlar ve tam bağımsızlıklarını garanti altına alır (A137-140). Yargı, sadece yürütme ve yasama organlarından bağımsız olmasıyla değil, aynı zamanda İdari Yargı ve Adli Yargı olarak iki kuruluşa ayrılarak, kuvvetler ayrılığı prensibine uygun olarak faaliyet gösterir. İdari Yargı için en yüksek mahkeme Danıştay'dır (A155), Adli Yargı için ise Yargıtay en yüksek mahkemedir (A154).

Dördüncü Bölüm, İkinci Kısım, Anayasa Mahkemesi'nin yasaların ve hükümet kararnamelerinin Anayasa'ya uygunluğunu inceleyen bir mahkeme olarak var olmasına izin verir. Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanı, hükümet, milletvekilleri (A150), bir sanık veya davacı tarafından bir anayasa sorunu gündeme getirilen herhangi bir yargıç tarafından başvurulan davaları inceler (A152). Anayasa Mahkemesi, hem yasa yürürlüğe girmeden önce hem de girdikten sonra inceleme hakkına sahiptir ve tüm yasaları veya kararnameleri tamamen iptal edebilir ve gelecekteki tüm durumlar için uygulanmalarını yasaklayabilir (A153).

Yürütme organı değiştir

Sekizinci maddeye göre, yürütme yetkisi 2017 yılına kadar Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu'na aitti, 2017 yılından sonra yetki tamamen Cumhurbaşkanlığına verildi. Üçüncü Bölüm, Birinci Kısım, İkinci Bölüm (Madde 109-116), eskiden Başbakan ve Bakanlar Kurulu'nun onaylanması ve işleyişi için kuralları belirlemekteydi (A109).

Üçüncü Bölüm, İkinci Kısım, Dördüncü Bölüm, merkezi idarenin ve cumhuriyetin önemli bazı kurumlarının, örneğin üniversitelerin (A130-132), yerel yönetimlerin (A127), temel kamu hizmetlerinin (A128) ve ulusal güvenliğin (A117-118) işleyişini düzenler. 123. madde, "idarenin teşkilat ve işleyişinin merkezileşme ve yerel yönetim ilkelerine dayandığını" belirtmektedir.

Ulusal güvenlik değiştir

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Cumhurbaşkanı'nın Başkomutanlık sıfatıyla emrine tabidir. TSK Genelkurmay Başkanı, görevlerini yerine getirirken eskiden Başbakan'a karşı sorumluydu, 2017 yılından sonra Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Başbakan da diğer Bakanlar Kurulu üyeleriyle birlikte parlamentoya karşı sorumluydu, fakat bu durum 2017 anayasa değişiklikleri ile kaldırıldı ve tamamen Cumhurbaşkanlığı makamına bağlandı (A117).

Milli Güvenlik Kurulu, TSK'nın Genelkurmay Başkanı ve dört ana komutanı ile Bakanlar Kurulu'nun seçkin üyelerinden oluşan bir danışma kurulu olup "devletin ulusal güvenlik politikasını" geliştirmekle görevlidir (A118).

Anayasa değişiklikleri değiştir

Madde 175'te, Anayasa'nın kendi değiştirilme ve düzeltilme süreci de belirtilmiştir. Değişikliklerin yapılabilmesi için ya halk oylaması ya da Meclis'te 2/3 çoğunluğun oyu gerekmektedir.

Anayasa'nın bir revizyonu, 13 Eylül 2010 tarihinde oylamaya katılan 39 milyon kişiden yüzde 58 onay alarak kabul edildi. Bu değişiklik, Meclis'in bir dizi yüksek mahkeme hakimini atama yetkisine sahip olmasını sağlamakta, askeri mahkeme sisteminin sivil nüfus üzerindeki gücünü azaltmakta ve insan haklarını iyileştirmektedir. Değişiklikler ayrıca, 1980'lerin başında gerçekleşen askeri darbenin eski liderlerine kendilerine bağışladıkları dokunulmazlığı kaldırmaktaydı.[70] Türkiye'nin başkanlık sistemine geçmesini sağlayan 2017 anayasa değişikliği referandumunun %51'e yakın bir oy oranıyla kabulü sonucu anayasada köklü bir revizyona gidilmiştir.

Başlangıçtaki metin toplamda yirmi bir kez değişikliğe uğramıştır. Değişikliklerin tarihi ve ilgili kanunlar/kararlar şunlardır:

# Kanun Gerçekleştiren
1 17 Mayıs 1987 tarih ve 3361 sayılı Kanun Anayasa Değişikliği Halkoylaması
2 8 Temmuz 1993 tarih ve 3913 sayılı Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi
3 23 Temmuz 1995 tarih ve 4121 sayılı Kanun
4 18 Haziran 1999 tarih ve 4388 sayılı Kanun
5 13 Ağustos 1999 tarih ve 4446 sayılı Kanun
6 3 Ekim 2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun
7 21 Kasım 2001 tarih ve 4720 sayılı Kanun
8 27 Aralık 2002 tarih ve 4777 sayılı Kanun
9 7 Mayıs 2004 tarih ve 5170 sayılı Kanun
10 21 Haziran 2005 tarih ve 5370 sayılı Kanun
11 29 Ekim 2005 tarih ve 5428 sayılı Kanun
12 13 Ekim 2006 tarih ve 5551 sayılı Kanun
13 10 Mayıs 2007 tarih ve 5659 sayılı Kanun
14 31 Mayıs 2007 tarih ve 5678 sayılı Kanun Anayasa Değişikliği Halkoylaması
15 9 Şubat 2008 tarih ve 5735 sayılı Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi
16 Anayasa Mahkemesi'nin 5 Mayıs 2008 tarih ve 2008/16 Esas, 2008/116 Karar sayılı sayılı kararı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi
17 7 Mayıs 2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanun Anayasa Değişikliği Halkoylaması
18 Anayasa Mahkemesi'nin 7 Temmuz 2010 tarih ve 2010/49 Esas, 2010/87 Karar sayılı kararı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi
19 Anayasa Mahkemesi'nin 7 Temmuz 2010 tarih ve 2010/49 Esas, 2010/87 Karar sayılı kararı
20 20 Mayıs 2016 tarih ve 6718 sayılı Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi
21 21 Ocak 2017 tarih ve 6771 sayılı Kanun Anayasa Değişikliği Halkoylaması

Anayasanın başlıca yapısı değiştir

Devletin idari bölümleri değiştir

Türkiye Cumhuriyeti'nin idari bölümleri

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 3’üncü maddesine göre, “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür”. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olması onun “üniter devlet” olması demektir.[71] Türkiye Devleti, üniter bir devlettir; yani kendi bünyesinde farklı kanunların geçerli olduğu farklı yönetim bölgeleri yoktur. "Federatif" yapılar yoktur. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkisi tüm Türkiye topraklarını kapsar ve her Türk vatandaşı bu topraklar üzerinde eşit muamele görür. Söz konusu üniter devlet yapısı, Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünün ve iç huzurunun en büyük teminatıdır.[72]

 
Türkiye Cumhuriyeti'nde 1927 yılında bulunan idari bölümleri gösteren bir harita

Ülkenin bölünmez butünlüğü

  • Ülkenin herhangi bir parçası yabancı bir devlete verilemez.
  • Ülkeyi oluşturan toprak parçaları bundan ayrılamaz.
  • Ülke parçalanıp üzerinde birden fazla devlet kurulamaz.
  • Ülke parçalanmamış olmakla birlikte bir başka devletin parçası haline getirilemez.
  • Ülke kendi içinde bölünmek suretiyle federal bir devlet oluşturulamaz. Buna federalizm yasağı adı verilir.

Milletin bölünmez bütünlüğü

  • Ülke, sadece coğrafi anlamda değil aynı zamanda milletiyle bölünemez bir bütündür. Yani etnik grup, dinsel cemaatler veya diğer toplumsal unsurlar arasında paylaştırılamaz.
 
Türkiye Cumhuriyeti'nin Büyükşehir belediyeleri

Büyükşehir belediyeleri değiştir

Anayasasının 127. maddesindeki "büyük yerleşim yerlerinde özel yönetim biçimleri oluşturulabilir" hükmüne dayanılarak 1984 yılında kurulmaya başlanmıştır. O tarihe kadar, Türkiye’de belediyelerin hizmet alanları iç içe geçmezdi. Büyükşehir belediyeciliğinde ise, büyükşehir hizmet alanı içinde birden çok ilçe veya birinci kademe belediyesi vardı. 2014'ten sonra ise büyükşehir belediyelerinin sorumluluk alanı il sınırlarına genişletildi ve belde belediyelerinin kapatılmasıyla yalnızca ildeki tüm ilçe belediyelerini kapsar hâle geldi. Dolayısıyla belediye hizmeti aynı zamanda hem büyükşehir, hem de ilçe belediyesi eliyle yürütülür. Ancak, yasa büyükşehir ve ilçe belediyelerinin yürüttükleri hizmet türlerini birbirinden ayırmıştır. Ayrıca büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri birbirinden bağımsız kuruluşlardır. Bunlar arasında astlık ve üstlük ilişkisi yoktur.[73]

 
Büyükşehir belediyeleri Kuruluş tarihi Nüfus (2021)![74] İlçe sayısı
Adana Büyükşehir Belediyesi 5 Haziran 1986 2.263.373 15
Ankara Büyükşehir Belediyesi 23 Mart 1984 5.747.325 25
Antalya Büyükşehir Belediyesi 9 Eylül 1993 2.619.832 19
Aydın Büyükşehir Belediyesi 6 Aralık 2012 1.134.031 17
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi 1.250.610 20
Bursa Büyükşehir Belediyesi 18 Haziran 1986 3.147.818 17
Denizli Büyükşehir Belediyesi 6 Aralık 2012 1.051.056 19
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi 9 Eylül 1993 1.791.373 17
Erzurum Büyükşehir Belediyesi 756.893 20
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi 898.369 14
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi 20 Haziran 1986 2.130.432 9
Hatay Büyükşehir Belediyesi 6 Aralık 2012 1.670.712 15
Mersin Büyükşehir Belediyesi[75] 9 Eylül 1993 1.891.145 13
İstanbul Büyükşehir Belediyesi 23 Mart 1984 15.840.000 39
İzmir Büyükşehir Belediyesi 4.425.789 30
Kayseri Büyükşehir Belediyesi 7 Aralık 1988 1.434.357 16
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi[76] 9 Eylül 1993 2.033.441 12
Konya Büyükşehir Belediyesi 20 Haziran 1986 2.277.017 31
Malatya Büyükşehir Belediyesi 6 Aralık 2012 808.692 13
Manisa Büyükşehir Belediyesi 1.456.626 17
Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi 1.171.298 11
Mardin Büyükşehir Belediyesi 862.757 10
Muğla Büyükşehir Belediyesi 1.021.141 13
Ordu Büyükşehir Belediyesi 14 Mart 2013 760.872 19
Sakarya Büyükşehir Belediyesi[77] 6 Mart 2000 1.060.876 16
Samsun Büyükşehir Belediyesi 9 Eylül 1993 1.371.274 17
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi 6 Aralık 2012 1.113.400 11
Trabzon Büyükşehir Belediyesi 816.686 18
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi 2.143.020 13
Van Büyükşehir Belediyesi 1.141.015 13
Toplam 66.092.128 519

Kazuistik Yöntem değiştir

1982 Anayasası, devletin temel kuruluşunu ve temel hakları ana hatlarıyla belirleyen bir "çerçeve anayasa" değil, ayrıntılı düzenlemeler içeren bir "düzenleyici anayasa" olarak tanımlanır.[78] Bu anayasa, her konuyu ayrıntılarıyla düzenlemek amacı taşır ve "kazuistik yöntem" ile hazırlanmıştır. Benzer şekilde, 1961 Anayasası da 1982 Anayasası'na göre daha kısa ve daha az kazuistik özellik gösterir. Bu durum, Türk siyasal kültürünün "kanuncu" niteliğine sahip olmasından kaynaklanır.[79] Aşırı düzenleyici bir anayasanın dezavantajları olduğu düşünülür, çünkü değişen ihtiyaçlara uyum sağlamada zorluk yaşayabilir. Bu durumda anayasa değişikliği gerekebilir, ancak anayasa değişikliği zor ve nitelikli çoğunluk gerektiren bir süreç olduğundan zorluklar ortaya çıkabilir. Bu durumda, anayasa tartışmaları gündemi işgal eder ve siyasal sistemin istikrarını bozabilir.[80]

Katı uygulamalar değiştir

1982 Anayasası, diğer kanunlara göre daha zor değiştirilebilen, "katı" veya "sert" bir anayasadır. 1982 Anayasası, 1961 Anayasası'na kıyasla daha katı bir yapıya sahiptir. İlk olarak, 1982 Anayasasında değiştirilmesi yasak olan hükümlerin sayısı artırılmıştır. İkinci olarak, anayasa değişikliği sürecine 1961 Anayasası'nda olmayan bir "onay" aşaması eklenmiştir. Cumhurbaşkanı, onaylamadığı Anayasa değişikliklerini halkoylamasına sunabilme yetkisine sahiptir.[81]

Geçiş sürecinin özellikleri değiştir

1982 Anayasası, bir geçiş dönemini öngörmüştür ve bu dönem, Anayasanın altıncı kısmında yer alan geçici hükümlerle düzenlenmiştir. Bu hükümler, genel anayasa sistemiyle ayrı bir yapıya sahiptir ve aşağıda özetlenmiştir:

  1. İlk Cumhurbaşkanının, Anayasanın halkoylaması sonucu kabul edilmesiyle birlikte seçilmesi (geçici madde 1).
  2. Millî Güvenlik Konseyinin altı yıllık bir süre için Cumhurbaşkanlığı Konseyi haline dönüşmesi (geçici madde 2).
  3. Altı yıllık bir süre için Cumhurbaşkanının, anayasa değişikliklerini bir defa daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri göndermesi durumunda, aynı değişikliğin kabul edilebilmesi için dörtte üç çoğunluğunun oyunun gerekliliği (geçici madde 9).
  4. 12 Eylül öncesi siyasal partilerin bazı yöneticileri ve parlamentoları hakkında beş veya on yıl süreyle siyasal faaliyet yasağı getirilmesi (geçici madde 4). Bu madde, 6 Eylül 1987 tarihli halkoylamasıyla kaldırılmıştır.[82]

Güçlü yürütme erki değiştir

Dünyadaki genel eğilime[83] uygun olarak 1982 Anayasası devlet yapısı içinde yürütme organını güçlendirmiştir.[84] 1982 Anayasası bu güçlendirmeyi, bir yandan Cumhurbaşkanının yetkilerini artırarak, diğer yandan da, Bakanlar Kurulu içinde de Başbakana üstün konum vererek sağlamaya çalışmıştır.[85]

Organlar arasındaki tıkanıklıkları giderici çözüm yolları değiştir

1982 Anayasası siyasal sitemde ortaya çıkan tıkanıklıkları giderici çözüm yolları öngörmüştür. Bu yollardan bazıları şunlardır:

  1. 1982 Anayasası, Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenebilmesi yetkisini belirli şartlarda Cumhurbaşkanına vermiştir (madde 116). Bu sayede, hükümetin belirli bir süre içinde kurulamaması nedeniyle ortaya çıkan krizler çözülebilmektedir. Benzer bir hüküm 1961 Anayasasında olsaydı, 1970'li yıllarda meydana gelen birçok hükümet krizi çözülebilirdi.
  2. 1961 Anayasası döneminde Cumhurbaşkanı seçiminde tıkanıklıklar ortaya çıkmıştır. 1980'de Cumhurbaşkanı altı ay boyunca seçilememişti. Bu tıkanıklığı önlemek için 102. maddeye şu hüküm eklenmiştir: "Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile gizli oyla seçilir... Üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir, üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğunu sağlayan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. Üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamazsa dördüncü oylama yapılır. Bu oylamada en çok oy alan iki aday arasında seçim yapılır. Üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamazsa Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir." Bu hüküm sayesinde, 1961 Anayasası döneminde Cumhurbaşkanının seçilememesi gibi bir tıkanıklık oluşması mümkün değildir.
  3. 1961 Anayasası döneminde Meclis Başkanlığı seçimlerinde üye tamsayısının salt çoğunluğu şartı nedeniyle tıkanıklıklar yaşanmıştır. 1982 Anayasası, bu sorunu çözmek amacıyla 94. maddeye şu çözümü getirmiştir: "Başkan seçimi gizli oyla yapılır. İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan üye Başkan seçilmiş olur. Başkan seçimi aday gösterme süresinin bitiminden itibaren on gün içinde tamamlanır."
  4. 1982 Anayasası, Cumhuriyet Senatosunu kaldırarak tek meclis sistemi benimsemiştir. Bu değişiklik, kanun yapma sürecini kısaltmıştır.[86]
  5. 1961 Anayasası'na göre Meclislerin toplantı yeter sayısı, üye tamsayısının salt çoğunluğuydu. Bu hüküm nedeniyle 1961 Anayasası döneminde Meclis çalışmaları zaman zaman mümkün olmamıştır. Bu tıkanıklığın önüne geçmek için 1982 Anayasası, toplantı yeter sayısını üye tamsayısının üçte birine düşürmüştür.
  6. 1982 Anayasası, siyasi partilerin Mecliste grup kurabilmeleri için gereken milletvekili sayısını 10'dan 20'ye çıkarmıştır. Bu değişiklik, grupların Meclis çalışmalarını engelleyici şekilde kullanma olasılığını azaltmıştır.[87]
  7. Bu tür kurum ve kurallar, parlamentodaki tıkanıklıkları önleme amacını güden ve Anayasa hukuku literatüründe "rasyonelleştirilmiş parlamentarizm" olarak adlandırılan bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Ergun Özbudun tarafından belirtildiği gibi, 1982 Anayasası bu açıdan "rasyonelleştirilmiş parlamentarizm" eğilimini göstermektedir.[87]

Daha az katılımcı demokrasi modeli değiştir

1982 Anayasası, 1961 Anayasası'na göre daha az "katılımcı" bir demokrasi modelini benimsemiştir.[88] Aynı zamanda, siyasetten uzaklaşmayı amaçlayan bir depolitizasyonu bir ölçüde hedeflemiştir.[89] Ergun Özbudun'un tespitlerine göre, "siyasal faaliyetin sadece siyasal partiler ve seçilmiş devlet organları eliyle yürütülmesi suretiyle, ülke düzeyinde belli ölçüde bir depolitizasyon sağlanması isteği, Anayasa'nın ilk şeklinde mevcut çeşitli hükümlere yansımıştır. Bunlar şu şekilde özetlenebilir":

  1. "Siyasî partiler yurt dışında teşkilâtlanıp faaliyette bulunamaz, kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri şekilde ayrıcalık yaratan yan kuruluşlar meydana getiremez, vakıf kuramazlar" (m.68/6). Bu hüküm, 23 Temmuz 1995 tarihinde kabul edilen 4121 sayılı Kanun ile değiştirilen 68'inci maddeye ait yeni şekilde bulunmamaktadır.
  2. "Siyasî partiler, kendi siyasetlerini yürütmek ve güçlendirmek amacıyla dernekler, sendikalar, vakıflar, kooperatifler ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları ile siyasî ilişki ve işbirliği içinde bulunamazlar. Bunlardan maddî yardım alamazlar" (m.69/2). Bu hüküm, 23 Temmuz 1995 tarihinde kabul edilen 4121 sayılı Kanun ile değiştirilen 69'uncu maddeye ait yeni şekilde bulunmamaktadır.
  3. "Siyasî amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz" (m.54/7).
  4. "Dernekler..., siyasî amaç güdemezler, siyasî faaliyette bulunamazlar, siyasî partilerden destek göremez ve onlara destek olamazlar, sendikalarla, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve vakıflarla bu amaçla ortak hareket edemezler". Bu hüküm, 23 Temmuz 1995 tarihinde kabul edilen 4121 sayılı Kanun ile değiştirilen 33'üncü maddeye ait yeni şekilde bulunmamaktadır.
  5. "Dernekler, vakıflar, sendikalar ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları kendi konu ve amaçları dışında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyemezler" (m.34/son).
  6. "Meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında faaliyet gösteremezler; siyasetle uğraşamazlar, siyasî partiler, sendikalar ve derneklerle ortak hareket edemezler. Siyasî partiler, sendikalar ve sendika üst kuruluşları; meslek kuruluşları ve üst kuruluşları organlarının seçimlerinde aday gösteremezler ve belirli adayların leh veya aleyhlerinde faaliyette bulunamazlar ve propaganda yapamazlar" (m.135/3,4). Bu hüküm, 23 Temmuz 1995 tarihinde kabul edilen 4121 sayılı Kanun ile değiştirilen 135'inci maddeye ait yeni şekilde bulunmamaktadır.

Kaynakça değiştir

  1. ^ Kenan Evren, Kenan Evren'in Anıları 1, 1990: BAYRAK HAREKÂTININ BAŞLAMASI. 11 Mart 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Mart 2022. 
  2. ^ Düstur, Tertip 5, Cilt 19, s.106; Resmî Gazete, 28 Ekim 1980, Sayı 17145; Kili ve Gözübüyük, op. cit., s.233-234. 
  3. ^ Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.93-103. 
  4. ^ Kemal Gözler, Kurucu İktidar, Bursa, Ekin Kitabevi Yayınları, 1998, s.70. 
  5. ^ Düstur, Tertip 5, Cilt 20, s.316; Resmî Gazete, 30 Haziran 1981, Sayı 17386 Mükerrer; Kili ve Gözübüyük, op. cit., s.237-245. 
  6. ^ "24 Ekim 1981 tarihli Cumhuriyet gazetesi: DANIŞMA MECLİSİ TÖRENLE AÇILDI". 20 Ocak 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  7. ^ "Devlet Başkanı Org. Kenan Evren'in İstanbul Konuşması (04.11.1982)". 18 Aralık 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  8. ^ "Devlet Başkanı Org. Kenan Evren'in İzmir Konuşması (01.11.1982)". 20 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Şubat 2021. 
  9. ^ "Devlet Başkanı Org. Kenan Evren'in Radyo ve TV Konuşması (05.11.1982)". 20 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Şubat 2021. 
  10. ^ "8 Kasım 1982 tarihli Cumhuriyet gazetesi: Yeni Anayasa ile yeni bir dönem Evren Cumhurbaşkanı". 20 Ocak 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Ocak 2023. 
  11. ^ "10 Kasım 1982 tarihli Cumhuriyet gazetesi: Anayasa yürürlüğe girdi". 20 Ocak 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  12. ^ "22 Kasım 1982 tarihli Cumhuriyet gazetesi: Evren: İnsanları kazanmalıyız". 6 Ocak 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Ocak 2023. 
  13. ^ "Şimdi anladınız mı o yüzde 92'yi - Ertuğrul Özkök - Hürriyet". 26 Eylül 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Kasım 2006. 
  14. ^ "1982 referandumu: Hangi koşullar altında yapıldı, "Hayır" diyenler neyle suçlandı?". T24. 5 Nisan 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Ocak 2021. 
  15. ^ Uğur Mumcu (1985). Devrimci ve Demokrat. um:ag. s. 113. 
  16. ^ "1982 Anayasası halkoylaması sonuçları". Türkiye'de Halkoylamaları. BELGEnet. 18 Ekim 2001. 2 Temmuz 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Temmuz 2012. ...1982 Anayasası, 1.626.431 "red" (yüzde 8.63) oyuna karşılık, 17.215.559 "kabul" (yüzde 91.37) oyuyla kabul edildi. 
  17. ^ "1 Haziran 1983 tarihli Cumhuriyet gazetesi: Çanakkale'de ikamet edecek 16 siyasi". 21 Ocak 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  18. ^ Hasan Cemal, Özal Hikâyesi, Bilgi Yayınevi, Eylül 1989. ISBN 975-494-113-0
  19. ^ "Resmi sonuçlar – 21 Ekim 2007 Anayasa Referandumu". Yüksek Seçim Kurulu. 12 Eylül 2010. 27 Şubat 2017 tarihinde kaynağından (Website) arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Şubat 2017. 
  20. ^ "Sezer'in 7 yıllık sicili". Yeni Şafak. 28 Ağustos 2007. 22 Mart 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Mart 2014. 
  21. ^ 25 Nisan 2007. "Cumhurbaşkanlığı takvimi belli oldu". Sabah. 14 Nisan 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Mart 2014. 
  22. ^ "AKP'NİN SAYISI KÖŞK'E YETMEZ". aktifhaber.com. 26 Aralık 2006. 22 Mart 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Mart 2014. 
  23. ^ "Baykal: Erdoğan aday olursa oylamaya katılmayız". Milliyet. 27 Aralık 2006. 22 Mart 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Mart 2014. 
  24. ^ "Erdoğan grup toplantısında Gül'ün ismini açıkladı". Milliyet. 24 Nisan 2007. 22 Mart 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Mart 2014. 
  25. ^ "İlk cumhurbaşkanı adayı AK Parti'li Ersönmez Yarbay". Mynet.com. 21 Nisan 2007. 10 Mayıs 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2014. 
  26. ^ 27 Nisan 2007. "Meclis'te 368 kişi var iddiası". Hürriyet. 6 Nisan 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2014. 
  27. ^ "Genelkurmay geceyarısı açıklama yaptı". Yeni Şafak. 27 Nisan 2007. 10 Mayıs 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2014. 
  28. ^ "Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu iptal". NTV.com. 1 Mayıs 2007. 8 Şubat 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Ağustos 2007. 
  29. ^ "367 bulunamadı". NTV.com. 7 Mayıs 2007. 10 Şubat 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Ağustos 2007. 
  30. ^ "AK Parti 'Erken Seçim' Kararı Aldı". haberler.com. 1 Mayıs 2007. 10 Mayıs 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2014. 
  31. ^ "Erken Seçim Çanı Çaldı..." bianet.org. 2 Mayıs 2007. 10 Mayıs 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2014. 
  32. ^ "Seçim tarihi 22 Temmuz". Mynet.com. 3 Mayıs 2007. 10 Mayıs 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2014. 
  33. ^ "Anayasa değişiklik paketi bugün yayımlandı, referandum süreci başladı". memurlar.net. 16 Haziran 2007. 26 Mart 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2014. 
  34. ^ "Anayasa değişikliği paketi kabul edildi". Sabah. 27 Mayıs 2007. 11 Nisan 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2014. 
  35. ^ "Sezer'den veto". Milliyet. 26 Mayıs 2007. 26 Mart 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2014. 
  36. ^ "5+5 yasası aynen kabul". internethaber.com. 31 Mayıs 2007. 26 Mart 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2014. 
  37. ^ "5678 sayılı Kanun". Türkiye Cumhurbaşkanlığı. 15 Haziran 2007. 20 Haziran 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2014. 
  38. ^ "ANAYASA MAHKEMESİ KARARI". Anayasa Mahkemesi. 5 Temmuz 2007. 16 Mayıs 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mart 2014. 
  39. ^ "Referandumdan "Evet" çıktı". Sabah. 21 Ekim 2007. 3 Mayıs 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Mart 2014. 
  40. ^ "Ak Parti ezdi geçti". Sabah. 22 Temmuz 2007. 26 Mart 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Mart 2014. 
  41. ^ Darbeciler hakkında suç duyurusu 16 Eylül 2010 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Star.
  42. ^ [1] 6 Mart 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. 12 Eylül'ün ilk soruşturması
  43. ^ "12 Eylül darbesi yargı önüne çıktı, millet ayağa kalktı". Zaman. 5 Nisan 2012. Erişim tarihi: 5 Nisan 2012. [ölü/kırık bağlantı]
  44. ^ "Darbe yapmak da teşebbüs de suçtur". Yeni Şafak. 5 Nisan 2012. 13 Mart 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Nisan 2012. 
  45. ^ "Karar: Darbe suçundan müebbet hapis". Türkiye’de darbe suçu ilk kez mahkûm edildi. 12 Eylül 1980 darbesini yaptıkları gerekçesiyle Evren ve Şahinkaya hakkında müebbet hapis cezası verildi. Karar Yargıtay tarafından onanırsa iki eski generalin tüm askeri rütbeleri alınacak.Kenan Evren'in damadı ve avukatı karar sonrası Evren'in ne yaptığını anlattı... Avukatı, "Dediklerimi anlamadı ve 'Konferansa mı katıldınız' diye sordu" dedi. Milliyet. 19 Haziran 2014. 20 Ocak 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Eylül 2020. 
  46. ^ "12 Eylül darbesinin mimarı Evren, hangi suçlardan mahkum edilmişti?". T24. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Eylül 2020. 
  47. ^ "Yargıtay 12 Eylül davasında kararını açıkladı". Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya'nın 12 Eylül askeri darbesine ilişkin yargılandığı davanın temyiz incelemesini tamamladı. Anadolu Ajansı. 23 Haziran 2016. 5 Ekim 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Eylül 2020. 
  48. ^ Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; :02 isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme)
  49. ^ "12 Eylül Davası Düştü ama Bitti mi?". 21 Temmuz 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mart 2020. 
  50. ^ "Gündem başkanlık tartışması". NTV.com.tr. 3 Ocak 2005. 28 Kasım 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Ekim 2016. 
  51. ^ "AKP'den başkanlık açıklaması: Nisan ayında referanduma gidilebilir". BirGün. 29 Ekim 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Ekim 2016. 
  52. ^ Yalçın, Zübeyde (16 Kasım 2016). "Başkanlık değil Cumhurbaşkanlığı". Sabah. 9 Temmuz 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Şubat 2017. 
  53. ^ "21 maddelik anayasa teklifi Meclis'te: Cumhurbaşkanı yürütmenin başı". Diken. 10 Aralık 2016. 29 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Şubat 2017. 
  54. ^ "18 maddelik anayasa değişikliği teklifinin tam metni". Evrensel. 10 Ocak 2017. 24 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Şubat 2017. 
  55. ^ AK Parti'nin "başkanlık sistemi" adı yerine "cumhurbaşkanlığı sistemi" adını kullanmaya başlamasına dair kaynaklar:
  56. ^ "Tutuklu HDP vekillerinden itiraz: Anayasa görüşmeleri iç tüzüğe aykırı, durdurun". Diken. 7 Ocak 2017. 14 Nisan 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Şubat 2017. 
  57. ^ "TBMM Başkanı İsmail Kahraman, yeniden yoğun bakımda". Akşam. 9 Ocak 2017. 2 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Ocak 2017. 
  58. ^ Köse, Türey (10 Ocak 2017). "Anayasa görüşmeleri nasıl başladı, hangi mesajlar verildi?". Ankara: BBC Türkçe. 2 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Ocak 2017. 
  59. ^ "MHP'li Yusuf Halaçoğlu'ndan 'istifa' açıklaması". Hürriyet. AA. 20 Ocak 2017. 22 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Ocak 2017. 
  60. ^ Kaya, Başak. "Deniz Baykal'dan TBMM'de tarihi konuşma". Sözcü. 3 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Ocak 2017. 
  61. ^ "Tuncay Özkan: Beni AKP'li zanneden bir milletvekili açık oy vermemi istedi". BirGün. 11 Ocak 2017. 2 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Ocak 2017. 
  62. ^ "AK Partili Deligöz: 'Ulan alın açık oy kullanıyorum, ne yapacaksınız?' dedim". Sputnik. 10 Ocak 2017. 15 Nisan 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Ocak 2017. 
  63. ^ "Sağlık Bakanı açık oy kullandı uyarılara sert tepki gösterdi". Sözcü. 10 Ocak 2017. 15 Nisan 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Ocak 2017. 
  64. ^ "Fatma Kaplan Hürriyet bu görüntüleri çektiği için darbedildi". Evrensel. 12 Ocak 2017. 13 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Ocak 2017. 
  65. ^ "Meclis kürsüsündeki 15 bin Euro'luk mikrofon kayıp". 13 Ocak 2017. 15 Nisan 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Ocak 2017. 
  66. ^ "Anayasa değişikliği teklifi 339 oyla Meclis'ten geçti". BBC Türkçe. 21 Ocak 2017. 29 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Ocak 2017. 
  67. ^ "Referandum protestolarında gözaltılar". BBC Türkçe. 18 Nisan 2017. 20 Nisan 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Nisan 2017. 
  68. ^ Madde 4 (PDF). Türkiye Cumhuriyeti Anayasası. 7 Kasım 1982. 14 Eylül 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Eylül 2016. 
  69. ^ "Adoption of the Universal Declaration, 1948 PARIS". The Universal Declaration of Human Rights. Collège universitaire Henry Dunant[kaynak belirtilmeli]. 11 Mart 2008. 15 Aralık 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Eylül 2008. 
  70. ^ "Turkey's Erdogan ready to make changes after referendum win". The Globe and Mail. Toronto. 16 Eylül 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  71. ^ "Türk Anayasa Hukuku Sitesi, Üniter Devlet İlkesi". 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Kasım 2013. 
  72. ^ "TC. Devletinin nitelikleri, Devletin üniter yapısı". 2 Aralık 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Kasım 2013. 
  73. ^ Acar, Abdurrahman. "Büyükşehir Belediyelerinin İlçe ve Alt Kademe Belediyeleri Üzerindeki İnceleme ve Uygulamayı Denetleme Yetkisinin Sınırı" (PDF). Sayıştay. s. 54. 10 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Eylül 2014. 
  74. ^ "2021 Türkiye Nüfusu". biruni.tuik.gov.tr. 17 Ağustos 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Ağustos 2022. 
  75. ^ "Karar Sayısı: KHK/593" (PDF). 15 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 6 Ağustos 2014. 
  76. ^ "TBMM". 15 Nisan 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Aralık 2012. 
  77. ^ "Türkiye'de Toplam Kaç İlçe Var? 2020 İlçe Belediyesi Sayısı". Milliyet. 1 Ocak 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Aralık 2020. 
  78. ^ Gözübüyük, Anayasa Hukuku, op. cit., s.147; Rumpf, op. cit., s.44. 
  79. ^ Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.35; Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri, op. cit., s.32; Gören, op. cit., s.68;. 
  80. ^ Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op.cit., s.36. 
  81. ^ Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.36-37; Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri, op. cit., s.39-41. 
  82. ^ Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.37-38; Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri, op. cit., s.33-37. 
  83. ^ Yürütme organının güçlendirilmesi eğilimi hakkında bkz. Burhan Kuzu, Anayasa Hukukumuzda Düzenleyici İşlem Yapma Yetkisi ve Güçlendirilmesi Eğilimi, İstanbul, Filiz Kitabevi, 1987, s.84-139. 
  84. ^ Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri, op. cit., s.41; Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.39. 
  85. ^ Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri, op. cit., s.41-42. 
  86. ^ Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.42; Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri, op. cit., s.42. 
  87. ^ a b Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.41; Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri, op. cit., s.42. 
  88. ^ Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.43; Kuzu, 1982 Anayasasının Temel Nitelikleri, op. cit., s.37. 
  89. ^ Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, op. cit., s.43. 

Dış bağlantılar değiştir