Vikipedi:Günün maddeleri/Haziran 2017


Vikipedi:Günün maddesi arşivi


Bu sayfada ana sayfaya çıkmış veya çıkacak olan maddeler gösterilmektedir. Maddeleri liste olarak görüntülemek için bu bağlantıya tıklayınız.

Günün maddesini kullanıcı veya kullanıcı tartışma sayfalarınızda {{Ana sayfa dinamik içerik}} şablonunu kullanarak çıkartabilirsiniz. Çıkacak olan maddelerle ilgili teklif, öneri düzeltme gibi istekleri Vikipedi:Günün maddesi sayfasında belirtebilirsiniz. GM şablonunun kullanılması ve oluşturulması hakkında bilgiyi Vikipedi:Günün maddesi/Yönerge sayfasında bulabilirsiniz.





Haziran 1 - Prş

2013 FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası Finali Türkiye'de düzenlenen 2013 FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası'nın şampiyonunu belirlemek için İstanbul'daki Türk Telekom Stadyumu'nda , 13 Temmuz 2013 tarihinde oynanan maç. Fransa ile Uruguay takımları arasında oynanan final maçının normal süresi ve uzatma dakikaları golsüz eşitlikle tamamlandı. Seri penaltı atışları sonucunda rakibini 4-1 yenen Fransa, kupanın sahibi oldu.

Fransa, organizasyon tarihindeki en büyük başarısını 2011 FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası'nda yarı final oynayarak elde etmişti. 2013 turnuvasını ise şampiyon olarak tamamlayarak tarihinde ilk defa bu kupanın sahibi oldu. En büyük başarısını 1997 turnuvasında final oynayarak elde eden ve bu finalde Arjantin'e 2-1 kaybeden Uruguay ise, turnuva tarihinde ikinci kez finalde kaybetti. Finale kalan Fransa ve Uruguay takımları, daha önce 20 Yaş Altı Dünya Kupası'nda sadece bir defa karşılaşmışlardı. 29 Haziran 1997 tarihindeki 1997 FIFA Dünya Gençler Şampiyonası çeyrek finalinde oynanan maçın normal süresi ve uzatmalarının 1-1 sonuçlanmasının ardından seri penaltı vuruşlarına geçilmiş, penaltılarda rakibine 7-6'lık üstünlük kuran Uruguay rakibini eleyerek yarı finale yükselmişti. Bu turnuvada finale kadar çıkmayı başaran Uruguay, finalde Arjantin'e 2-1 yenilip turnuvayı ikinci tamamlamıştı. (Devamı...)


Amelia Earhart ya da tam adıyla Amelia Mary Earhart (d. 24 Temmuz 1897; 2 Temmuz 1937'de kayboldu, 20 Haziran 1938'de öldüğü ilân edildi). Amerikalı havacı ve yazar.

Atlas Okyanusu'nu uçakla tek başına geçen ilk kadın pilot Amelia Earhart'tır. ABD'nin Kansas eyaletinde doğan Earhart I. Dünya Savaşı sırasında askerî hastanelerde hemşirelik yaptı. Savaştan sonra hava taşıtlarındaki hızlı gelişmelerle yakından ilgilendi. 1928'de Atlas Okyanusu'nu yolcu olarak geçen ilk kadın olarak ün kazandı. 20-21 Mayıs 1932'de tek başına Newfoundland'dan İrlanda'ya uçarak Atlas Okyanusu'nu geçti. ABD'yi baştan başa geçtiği uçuşundan sonra, Ocak 1935'te, Newfoundland-İrlanda arasındaki mesafeden daha uzun olan Hawaii-California arasını yine tek başına uçan ilk kişi oldu. 1937'de Amerikalı meslektaşı Fred Noonan ile Lockheed Electra modeli, çift motorlu bir uçakla dünya turuna çıktı. Yolculuğunun üçte ikisini tamamladığı sırada, uçak Pasifik Okyanusu'nun ortalarında kayboldu ve Earhart'ın izine bir daha rastlanamadı.ABD o zamana göre tarihin en büyük kurtarma operasyonunu gerçekleştirdi. Anne ve babası, Amy Otis Earhat ve Edwin Stenton Earhart'dı. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 2 - Cum

Niagara Şelalesi Kuzey Amerika'nın doğusunda, ABD ile Kanada sınırı arasında, Niagara Nehri'nin üzerinde bulunur. 3 büyük şelaleden oluşur. Horseshoe (Atnalı Şelalesi) bunların en büyükleridir. American Falls ve Bridal Veils Fall diğer iki küçük şelalelerdir.

Niagara Şelalesi'nden yarım dakikada 168.000 m³ su akar. Kuzey Amerika'nın en büyük şelalesi olan Niagara, 10.000 yıl önce Kuzey Kutbu'ndan gelen buz kütlelerinin yol açtığı çöküntülerdir. Şelalenin çevresi Niagara Şelaleleri Parkıdır ve kardeş şehirler olan Niagara Falls-Ontario ve Niagara Falls - New York tarafından doğal koruma altındadır. Niagara isminin yerli dilindeki "Onguiaahra" (düz) kelimesinden geldiği sanılmaktadır. Ayrıca üç büyük şelaleden oluşur ve 51 metre uzunluğundadır. Nehir çevresindeki Nikola Tesla tarafından yapılan birkaç hidroelektrik santrali, hem ABD hem Kanada için elektrik üretmektedir. Şelale çevresinde yapılabilecek aktiviteler, Niagara Parkından büyük şelaleyi ve havaya uçan suların oluşturduğu gökkuşağını izlemek, şelalenin altına kadar ilerleyen bot gezilerine katılmak, ortası sınır kabul edilen Rainbow köprüsünden diğer ülkeye geçmek veya gümrüksüz mağazalardan alışveriş yapmaktır. Niagara Şelalesi 1932 yılında tamamen donarak buz olmuştur. Şelalenin Kanada tarafı Amerika tarafına nazaran daha gelişmiştir. Şelale bot turlarıyla ünlüdür. (Devamı...)


Marquis de Sade (Fransızca okunuşu: maʁki: dəsad) (d. 2 Haziran 1740 - ö. 2 Aralık 1814), Fransız aristokrat ve felsefe yazarı. Erotik edebiyat'ın önemli yazarlarındandır, genellikle sert pornografik yazılar yazardı.

Yaklaşık 29 yılını hapishanede, 13 yılını akıl hastanesinde geçirmiştir ve en önemli eseri Les 120 journées de Sodome ou l'école du libertinage'ı hapishanede yazmıştır. Eser günümüzde bile oldukça sakıncalı görülür. Ünlü yönetmen Pasolini romanın günümüze uyarlaması olan Salo ya da Sodom'un 120 Günü filmi çekmiştir. Diğer önemli eseri de Justine'dir. Sadizm'in kökeninin onun yazdıklarına dayandığı bilinir.

Yazılarında ahlakı, yasayı, dini öğeleri dikkate almadan aşırı özgürlüğü (hatta ahlaksızlığı) ve en iyinin zevk olduğunu savunuyordu. Sade, 32 yıl farklı hapishanelerde ve akıl hastanesinde hapsedildi; onbir yıl Paris'te (on yılı Bastille'de geçti), bir ay Conciergerie'de, iki yıl kalede, bir yıl Madelonnettes'te, üç yıl Bicêtre'de, bir yıl Sainte-Pélagie'de ve 13 yıl Charenton akıl hastanesinde. Yazılarının çoğunu tutuklu olduğu dönemde yazdı. "Sadizm" kavramı adından türetilmiştir. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 3 - Cts

Nil Deltası (Arapçaدلتا النيل) Nil Nehri'nin Kuzey Mısır'dan Akdeniz'e döküldüğü bölge. Batıda İskenderiye'den, doğuda Port Said'e kadar yayılan delta, dünyanın en geniş deltalarından biridir. Akdeniz kıyısında doğu-batı yönünde 240 km, kuzey-güney yönünde 160 km kapsayan bu delta, tarımsal etkinlikler açısından oldukça işlek bir alandır. Delta, Kahire'den sonra yavaş yavaş akış-aşağı duruma geçer.

Delta kimi zamanlarda Batı ve Doğu bölümü olarak iki grupta sınıflandırılır. Nil Nehri, deltadan sonra Damietta ve Rosetta adındaki iki kola ayrılarak, yine bu isimlerdeki liman kentlerinden Akdeniz'e dökülür. Geçmişte deltanın daha çok kolu mevcuttu, ancak bu kollar sel kontrolü ve alüvyon birikimi gibi nedenlerden dolayı yok oldu. Buna örnek olarak Tumilat vadisi verilebilir. Süveyş Kanalı, deltanın doğusundan geçer ve bölgenin kuzey doğusundaki Manzala Gölü'ne girer. Kuzey batıya doğru, burada üç kıyı gölü yer alır: Burullus Gölü, Idku Gölü ve Maryut Gölü. Nil Deltası, kavisli bir deltadır. Yukarıdan bakıldığında üçgenimsi veya nilüfer çiçeğine benzer bir motif göze çarpar. Deltanın dış kenarları aşınmakta olup, bazı kıyı göllerinde Akdeniz'e açılan yollara kavuşmaları nedeniyle yüksek tuzluluk oranları gözlenmektedir. Asvan Barajı'nın yapılmasının ardından nehrin yukarı kısımlarından yeterli besin ve alüvyon gelmediğinden, günümüzde delta üzerinde tarımsal etkinliklerde yoğun olarak yapay gübreleme yoluna gidilmektedir. Bölgedeki tarım toprağının derinliği 20 metreyi geçmektedir. İnsanın Nil Deltası üzerindeki geçmişi binlerce yıla uzanmakta olup, delta en az beş bin yıldır tarımsal bir merkez halindedir. Delta, Asvan Barajı'nın tamamlanmasına kadar her yıl sel altında kalmaktaydı. Gaius Plinius Secundus'un kayıtlarına göre deltanın yedi kolu bulunmaktaydı. Ancak günümüzde sel kontrolü ve alüvyon birikimi gibi nedenlerden dolayı Damietta ve Rosetta olmak üzere iki kol kalmış durumdadır. 1787'de Rosetta'da bulunan Rosetta taşı çıkartılmaya başladı. Firavunlar döneminde deltanın adı "Aşağı Mısır" veya "Goshen'in Ülkesi" olarak anılmaktaydı. Günümüzde delta üzerinde birçok arkeolojik site bulunmaktadır. (Devamı...)


Ignazio Silone (d. 1 Mayıs 1900 - ö. 22 Ağustos 1978) İtalyan yazar. Asıl adı Secondo Tranquilli olan yazar Ignazio Silone takma adıyla eserlerini yayınlamıştır. Annesi, babası ve küçük kardeşini depremde, sağ kalan diğer bir kardeşini Faşizm zindanlarında, karısını da bir ayaklanmada kaybetti. Toplumcu Gerçekçilik akımına yönelik yazdığı romanları Mussolini İtalyasında özellikle güneyli fakir köylülerin hayatını anlatır. Abruzzo bölgesinin kurak coğrafyası, köylülerin batıl inançları ve faşist polisin baskıları sıkça kullandığı ana temalardır. Kendisi de aktif olarak komünist olan yazar, romanlarında komünizmin idealleri ve başarısızlığını da irdelemiştir. Ayrıca yazar, komünizmi savunduğu dönemlerde Mussolini için bilgi taşıyıp muhbirlik yaptığı iddia edilmiştir.

Eserlerinden Ekmek ve Şarap, Fontamara, Luca'nın Sırrı, Bir Avuç Böğürtlen ve Diktatörlük Dersleri dilimize çevrilmiştir. Fontamara romanı savaş sırasında Amerikalılar tarafından İtalyan halkına dağıtılmıştır. 1978 yılında Cenevre'de ölmüştür. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 4 - Paz

Kim İl-sung Meydanı (Hanja: 金日成廣場; Hangul: 김일성광장), Kuzey Kore'de başkent Pyongyang'da yer alan, adını ülkenin kurucusu Kim İl-sung'dan alan geniş meydan. Meydan, ülkenin askeri geçitlerine, çeşitli gösterilere ve törenlere ev sahipliği yapmasıyla ünlüdür.

Meydan, Ağustos 1954 tarihinde açılmıştır. Taedong Nehri'nin hemen batısında yer alan meydan, yaklaşık 75,000 m² 'lik genişliğiyle dünyanın en geniş 30. meydanıdır ve tam karşısında Juche Kulesi bulunur. Meydanda Büyük Halk Eğitim Evi, Dış Ticaret Bakanlığı binası, Sanat Galerisi binası, Kore İşçi Partisi Genel Merkezi ve Kore Merkezi Tarih Müzesi yer alır. Meydanı çevreleyen binalara sıklıkla Kim İl-sung, Kim Cong-il, Karl Marx ve Vladimir Lenin'in portreleri asılır. Yapısı itibariyle Tiananmen Meydanı'na benzeyen Kim İl-sung Meydanı, Kızıl Meydan ile başlayan ve komünist ülkelerle özdeşleşen askeri geçit törenlerine ev sahipliği yapmaktadır. Meydanı çevreleyen binalara sıklıkla Kim İl-sung, Kim Cong-il, Karl Marx ve Vladimir Lenin'in portreleri asılır. Meydanın yaklaşık 100.000 kişilik bir mitinge ev sahipliği yapabileceği bildirilmektedir. Nitekim Kim İl-sung'un 1994'teki cenaze töreninde bu sayıda kişi meydanda toplanmıştır. Devamı...


I. Zelefkos Nikator (UFA: zelefkos nikator; Yunanca: Σέλευκος Νικάτωρ, d. MÖ 358 - ö. MÖ 281) Büyük İskender'in Makedon kumandanı. İskender'in ölümünden sonra başlayan Diadoki Savaşları'nda Zelefkos, Zelefkos hanedanını ve Zelefkos İmparatorluğu'nu kurmuştur. Krallığı İskender'den sonra kurulan devletler arasında Roma yayılmasına karşı en uzun süre direnen ülkelerden biridir. Mısır'daki Ptolemi Krallığı Zelefkosların çöküşünden sonra 34 yıl daha dayanabilmiştir.

I. Zelefkos, Orestisli Antiokus'un oğludur. Makedonyalı III. Filip'in ve Laodis'in generallerinden biridir. MÖ 333 yılında, yirmi üç yaşındayken, Büyük İskender'in Asya seferine giden ordusuna katıldı ve MÖ 326 yılındaki Hint seferinde ünlendi. MÖ 324 yılında Apama ile evlendi ve ondan dört çocuğu oldu. İki kız Apama ve Laodis ve iki oğlana Antiokus ve Akaeus sdı verildi. MÖ 323 yılında Makedon İmparatorluğu bölündüğünde (Babil Taksimatı), Zelefkos, Perdikas'ın ordusunda binbaşı ya da chiliarch görevindeydi. Daha sonraları, Zelefkos MÖ 321 yılında Mısır'a yapılan başarısız seferin ardından Perdikas'ın öldürülmesinde rol oynayacaktı. İkinci taksimatta, Triparadisus'ta (MÖ 321), Zelefkos'a Babil satraplığı verildi. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 5 - Pzt

WWE World Wrestling Entertainment, Inc. (veya bilinen adıyla WWE), Amerikalı profesyonel güreş eğlence şirketidir ve merkezi; Connecticut şehrindeki Stamford semtindedir. Şirketin sahibi ve başkanı, Vince McMahon'dır.

WWE, 1952 yılında Jess McMahon ile Toots Mondt tarafından "Capitol Wrestling Corporation" adıyla kuruldu. Şirket, ilk yıllarda profesyonel güreşi tanıtma ve dünyaya yayma çalışmalarında bulundu. Bunun için birçok şirketle rekabete girmek zorunda kaldı. Şirket, tam olarak 21 Şubat 1980 tarihinde kuruldu ve daha önce, 1979 yılında Massachusetts'ta kurulan Titan Sports adıyla biliniyordu. Capitol Wrestling Corporation'ın ismi; 1982 yılında World Wrestling Federation, WWF olarak değişti. Daha sonra ismi; 1998 yılında World Wrestling Federation, Inc., ardından 1999 yılında World Wrestling Federation Entertainment, Inc. ve son olarak, 2002 yılında ise World Wrestling Entertainment, Inc.' olarak değişti. Devamı...


Destiny's Child kadın üyelerden oluşan, Amerikalı R&B müzik grubu. Grubun son ve en aktif döneminde üyeleri Beyoncé Knowles, Kelly Rowland, ve Michelle Williams'ı içermekteydi. 1990 yılında Houston, Teksas'ta kurulan grup müzikal girişimlerine Girl's Tyme olarak, Knowles, Rowland, LaTavia Roberson ve LeToya Luckett dörtlüsü olarak başladı. Kısıtlı başarılardan sonra 1996 yılında Columbia Records'a Destiny's Child adıyla kayıt olan grup ana akım piyasadaki başarısını ise 1999'daki en çok satan albümü The Writing's on the Wall ile elde etti. Bu albümden "Bills, Bills, Bills" ve "Say My Name" gibi bir numara tekliler yayımlandı. Eleştirel ve ticari olarak başarılar devam ederken, grup, üyeleri arasındaki kavgalar ve yasal sürtüşmelerle çalkalandı. Bu dönemde Roberson ve Luckett, menajer Mathew Knowles'ın Knowles ve Rowland'ı kayırmasını gerekçe göstererek ayrılmayı talep etti.

Roberson ve Luckett ayrıldıktan kısa bir süre sonra Williams ve Farrah Franklin gruba dahil edildi. Ancak 2000'de kısa bir süre sonra Franklin gruptan ayrılarak üçlüyü yalnız bıraktı. Üçüncü stüdyo albümleri Survivor, grubun bu süreçte yaşadıklarını yansıtan bir eser olarak görüldüğü gibi "Independent Women", "Survivor" ve "Bootylicious" gibi uluslararası başarıda şarkılar üretti. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 6 - Sal

Büyük Balık (Orj: Big Fish) , Tim Burton'ın yönettiği John August'un yazdığı 2003, ABD yapımı fantastik drama filmidir.

Daniel Wallace'ın Büyük Balık: Efsanevi Ölçülerde Bir Roman adlı romanından uyarlanan filmin başrollerinde Ewan McGregor, Albert Finney, Billy Crudup, Jessica Lange, Alison Lohman, Steve Buscemi, Helena Bonham Carter ve Danny DeVito yer alır. Will Bloom (Crudup), babası Edward (Finney) ile hiç konuşmadan geçirdiği üç yılın ardından Alabama'daki ailesinin yanına döner. Ölmek üzere olan Edward hayat hikâyesini kendi eşsiz, abartılı ve tamamen fantastik olaylara dayanan üslubuyla anlatmaya başlar (bu geriye dönüşlerde Edward'ın gençliği McGregor tarafından canlandırılır). Filmin, babasının ölümüyle birlikte projeyi alan, Tim Burton'dan önce, ilk olarak Steven Spielberg tarafından yönetilmesi planlanmıştı. Büyük oranda Alabama'da çekilen film Burton'ın Makas Eller ve Hayalet Süvari gibi filmleri kadar Gotik tonlar içermez. Eleştirmenler filmi Burton'ın başyapıtı olarak göstermişlerdir. Ayrıca film dört dalda Altın Küre'ye ve Danny Elfman'ın özgün bestesiyle de bir dalda Oscar'a aday oldu. Edward Bloom yıllar boyunca oğlu Will'e hep aynı hikâyeyi anlatmıştır: Will'in doğduğu gün, o yakalanması mümkün olmayan dev bir balığı kendi nişan yüzüğü ile birlikte yakalıyordur. Babası bu hikâyeyi Will'in düğün töreninde de anlatınca ilişkileri gerilir ve üç yıl boyunca birbirleriyle hiç konuşmazlar. Will, Paris'te gazeteci olur. Babasının sağlığı kötüye gitmeye başlayınca Will ve eşi Josephine, Alabama'ya dönerler. Uçakta, Will babasının çocukken bataklığa girdiği ve cam gözüyle ona nasıl öleceğini gösteren bir cadıyla karşılaştığı hikâyesini anımsar. Artık nasıl öleceğini bilen Edward yüzleşemeyeceği hiçbir garip durumun olmadığını bilir. (Devamı...)


Deepika Padukone (d. 5 Ocak 1986) Hint film aktrisi ve model. Hindistan'ın en çok kazanan ünlülerindendir. Başarılı bir Bollywood kariyeri vardır ve iki Filmfare Ödülü'ne sahiptir.

Padukone, Kopenhag'da doğdu ve Bangalore'da büyüdü. Ayrıca badminton yıldızı Prakash Padukone'un kızıdır. Gençken ulusal düzeyde badminton oynamış, fakat model olmak için spor kariyerine son vermiştir. Film rolleri için teklifler aldı ve çıkışını 2006 tarihli bir Kannada filmi Aishwarya ile yaptı. Padukone Bollywood çıkışını ise büyük başarı sağlayan Om Shanti Om ile yaptı ve En İyi Çıkış Yapan Kadın Oyuncu dalında Filmfare ödülü kazandı. Padukone Love Aaj Kal (2009), Lafangey Parindey (2010) gibi filmlerde canlandırdığı rollerle övgüler aldı, fakat bir romantik komedi olan Bachna Ae Haseeno (2008) ve komedi filmi Housefull (2010) ile negatif yorumlar aldı. 2012'nin box office hiti Cocktail filmi Padukone'un kariyerinde bir dönüm noktası oldu. Olumlu eleştirilere aldı ve birkaç ödül töreninde En İyi Aktris dalında aday gösterildi. Baş rollerinde olduğu Yeh Jawaani Hai Deewani (2013), Chennai Express (2013), ve Happy New Year (2014) filmleri en fazla hasılat yapan Bollywood filmleri arasına girdi. Ayrıca dram-romantik türündeki Goliyon Ki Raasleela Ram-Leela (2013) filmindeki rolüyle övgü topladı ve En İyi Kadın Oyuncu dalında Filmfare ödülü kazandı. Arjun Kapoor ile başrolü paylaştığı Finding Fanny (2014) filmi de olumlu eleştiriler aldı ve Piku (2015) filmindeki rolü ile kariyerinin en iyi performansını gerçekleştirdiği türünde övgüler aldı. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 7 - Çrş

Chrome Division Dimmu Borgir'in vokalisti Shagrath ile The Kovenant'ın kurucusu Lex Icon tarafından 2004 yılında kurulan Norveçli heavy metal grubu. Shagrath'ın yan projesi olarak kurulmamış olsa da günümüzde öyle değerlendirilmeye başlanmıştır. Ritim gitarında Shagrath, vokalde Susperia'dan Shady Blue, solo gitarda Ricky Black, bas gitarda Björn Luna ve bateride Tony White'tan oluşan grup, motosiklet alt kültüründen de derin izler taşımaktadır.

Grup günümüze dek üç albüm yayınladı. Doomsday Rock 'n Roll albümü 2006'da, Booze, Broads and Beelzebub albümü 2008'de ve 3rd Round Knockout albümü de 2011 yılında yayınlanan grup, Nuclear Blast ile üç albümlük anlaşma yapmıştı. Albüm tanıtma çalışmaları için "Serial Killer" adlı şarkıya çekilen video klip, İsveçli yönetmen Patric Ullaeus tarafından yönetildi. Böyle bir grup kurma fikri 1999 yılında, Shagrath ile o zamanlar Dimmu Borgir grubu üyesi olan Stian Arnesen'den çıktı. Bu iki müzisyen Dimmu Borgir provalarından sonra yeni içerik çalışmaları yaptı. Gitarda Shagrath ve bateride Stian Arnesen (ya da "Lex Icon") ile birkaç müzik kaydeden ekip, diğer gruplarına karşı olan yükümlülükleri nedeniyle bu çalışmaları daha fazla sürdüremedi. Shagrath daha sonra onun için ilk önce Dimmu Borgir'in geldiğini ileri sürdü. (Devamı...)


Astor Piazzolla (d. 11 Mart 1921, Mar del Plata - ö. 4 Temmuz 1992, Buenos Aires), Arjantinli bandoneoncu, Tango Nuevo'nun kurucusu.

Buenos Aires'e 400 km uzaklıkta Atlantik sahilinde bir sayfiye yeri olan Mar del Plata'da doğdu. İki yaşındayken ailesi New York'a yerleşti, 1937'ye kadar ABD'de yaşadı. Annesi terzi, babası berberdi. Mahalle arkadaşı Rocky Marciano daha sonra dünya ağır sıklet boks şampiyonu olacak, bir grup arkadaşı Kaliforniya'da Alcatraz'da, bir kısmı New York'ta Sing-Sing'de oturmak zorunda (!) kalacaktı. Ama o kendini müziğiyle kurtardı. 10 yaşındayken tango orkestralarının önemli çalgısı bandoneonu ustaca çalışıyla ün kazandı, 1934'te tango şarkıcılarının kralı sayılan Carlos Gardel ile çalmaya başladı. Piazzolla bestelediği oda müzikleri, senfoniler, bale müzikleri ve tangolarında kendine özgü stiline her zaman sadık kaldı.

1954'te eğitim için bursla Paris'e gitti, ünlü Fransız eğitmen Nadia Boulanger'den ders aldı ve Gerry Mulligan ile de orada tanıştı. Bir yıl sonra Arjantin'e döndü, tangoyu monotonluktan kurtarmak için bir sekizli kurdu ve kendi tango stilini kabul ettirmeyi başardı. O günlerin en ünlü iki tango topluluğu için 200'den fazla parça düzenledi ve Buenos Aires Üniversitesi'nde konser veren ilk tango müzisyeni oldu. Kısa zaman sonra tiyatro toplulukları, film ve plak şirketlerinden beste siparişleri almaya başladı. Paris Opera Orkestrası Yaylı Çalgılar Topluluğu ve La Scala Opera Orkestrası müzisyenleriyle konserler verdi, 100'den fazla kayıt yaptı. Dünyanın en ünlü senfoni orkestraları onun bandoneon konçertolarını yorumladı. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 8 - Prş

Tebessüm ya da gülümseme, fizyolojide özellikle ağzın iki kenarındaki ve gözlerin çevresindeki kasların hareketiyle oluşan bir yüz ifadesi dir.

Gülümseyen bir simaya veya sık sık gülümseyen bir kişiye "mütebessim" veya "güleç" denir. İnsanlar arasında özellikle zevk ve eğlencenin ifadesi olsa da, istemsiz olarak endişenin (anksiyete) ifadesi de olabilir. Gülümsemenin kültür farkı gözetmeksizin, belirli uyarıcılara (stimulus) verilen normal tepki olduğuna dair birçok kanıt mevcuttur. Çoğunlukla gülümsemenin nedeni mutluluktur. Birçok çalışma gülümsemenin doğuştan gelen bir tepki olduğunu, ve hatta insan ceninlerinin gülümsediğini göstermektedir; yine de vahşi çocukların genellikle gülümsemediği bilinmektedir, bu var olan tezlere karşıt delil olabilir. Hayvanlar arasında, dişlerin gösterilmesi, gülümsemeye benzese de genellikle tehdit etmek için yapılır veya teslim olma işareti olup gülümsemek sadece yüz ifadesini değiştirmez, beynin fizik ve duygusal acısını azaltan endorfinler üretmesine neden olur ve böylece mutluluk hissi verir. (Devamı...)


Selahaddin Eyyubi ya da tam adıyla Selahaddin Yusuf bin Eyyub (Arapça: صلاح الدين الأيوبي, tam adı: الملك الناصر ابو المظفّر صلاح الدين يوسف ابن ايّوب; el-Melik el-Nasır Ebu'l Muẓaffer Selahaddin Yusuf bin Necmeddin Eyyub, Kürtçe: سەلاحەدینی ئەییووبی/ Selahedînê Eyûbî;), (d. 1138, Tikrit - ö. 4 Mart 1193, Şam), Mısır ve Suriye sultanı, Eyyubi hanedanının kurucusu olan hükümdar. Hıttin Muharebesi ile 2 Ekim 1187'de KudüsHaçlı kuvvetlerinden alarak kentte 88 yıl süren Hıristiyan egemenliğine son verdi, akabinde Hıristiyanların düzenledikleri III. Haçlı Seferi'ni etkisiz hale getirdi.

Selahaddin Eyyubi'ye (Kudüs Fatihi / İngilizce: Conqueror of Jerusalem) tarih boyunca farklı etnik kökenler atfedilmiş, çeşitli milletler mirasını sahiplenmişlerdir. Yaygın görüş Selahaddin'in Kürt kökenli veya Arap olduğu yönünde görüşler de vardır. Öyle ki, El-Hazrecî'nin Eyyubileri ve Memlükleri anlatan eseri "Târihu Devleti'l-Ekrâd ve’l-Etrak" (Türkçe: Kürt ve Türk Devletinin Tarihi) ismini taşımaktadır (Mehmet Bayrak'a göre "ve’l-Etrak" kelimesi sonradan eklenmiştir). Eyyubiler uzmanı tarihçi Ramazan Şeşen Selahaddin Eyyubi'nin Revvadi aşireti Kürtlerinden olduğunu ancak Revvadilerin Kürtleşmiş, Ezd kabilesinden Yemenli Arap olduklarını ve tarihçi El-Yakubi ile İbnü'n Nedîm'in eserlerinde Revvadilerin Kürtleşmiş Arap oldukları bilgisinin yer aldığını söylemiştir. 13. yüzyıl'da yaşayan Ermeni tarihçi Heyton (Hethum) şöyle der: "Postea vero Sarraceni amiserunt dominium Egipti et Medi, qui Cordins vulgariter dicembantur; regni Egipti dominium occupaverunt." (Sonunda Araplar Mısır'ın yönetimini kaybettiler; ve Medler; "ki onlara Kürtler deniliyordu." Mısır'a egemen oldular.) Ayrıca İbn Haldun Mukaddime eserinde Selahaddin Eyyubi'den şu şekilde bahsetmiştir: "Frenkler, bu kiliseye tazirnde bulunur ve onun inşası ile iftihar ederlerdi. Nihayet Selahaddin Eyyubi el-Kurdi , Mısır ve Suriye mülküne müstakillen sahip oldu". Son dönemde yeniden ağırlık gösteren diğer bir görüş ise tarihçi İbn Haldun'un Mukaddime eserinde belirttiği üzere Selahaddin Eyyubi'nin atalarının, Yemen'in Himyeri vilayeti eşrafından Hezbâniyye Kürtlerinin Ravvadi aşretine mensup Araplardan olması ve bu aşiretin Himyeri bölgesini yüzyıllarca yönetmiş olan Devs hanedanına akraba olmasıdır. Tarihçi Yakubî'nin bir kaydına göre de Revadî Kürtleri, Revvâd b. El-Musanna el-Ezdî'den gelir ve bu şahıs da 758 yılında Basra'dan Azerbaycan'a yerleştirilen Yemen Araplarındandır. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 9 - Cum

Machu Picchu (okunuş: Maçu Piççu veya Maçu Piçu, Quechua: Machu Pikchu), bugüne kadar çok iyi korunarak gelmiş olan bir İnka antik şehridir. 7 Temmuz 2007 tarihinde Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak seçilmiştir.

And Dağları'nın bir dağının zirvesinde, 2.360 m yükseklikte, Urubamba Vadisi üzerinde kurulmuş olup Peru'nun Cusco şehrine 88 km mesafededir. Şehir, İnkalı bir hükümdar olan Pachacutec Yupanqui tarafından 1450 yılları civarında inşa ettirilmiştir. İspanyol istilacılar 1532 yılında buraları işgal ederken sık dağlar arasında kalmış bu şehir, istilacılar tarafından fark edilmemiş ve bu sayede zarar görmemiştir. Machu Picchu 200'den fazla merdiven sistemiyle birbirine bağlı olan taş yapıdan oluşur. Şehrin 3000 basamağı bugün hâӀâ gayet iyi durumdadır. Kuruluş amacı ve anlamı bugüne kadar gelmiş olan tartışma konusudur. Günümüze gelmeyi başarmış bilimsel kanıt içerikli çok fazla ipucu bulunmamasından sadece tahminler yapılabilmektedir. Bu yüzden o zamanlardaki adı bilinemeyen şehir, ismini bugün yakınlarda olan bir dağ zirvesinden almıştır. Şehrin tarım alanı olarak kullanılan teraslardan oluşan bölümleri, Eski Zirve (Quechua dilinde: Machu Picchu) denen dağın eteklerindedir. Şehrin sonunda ise Genç Zirve (Quechua dilinde: Wayna Picchu) yükselir. (Devamı...)


George Arliss (d. 10 Nisan 1868 – ö. 5 Şubat 1946) kariyeri başarılarını ABD'de kazanmış İngiliz aktör, yazar ve film yapımcısıdır. Arliss, Akademi Ödülleri'ni kazanmış ilk İngiliz aktörüdür.

George Augustus Andrews ismi ile İngiltere'nin başkenti Londra'da doğdu ve Harrow'da eğitim gördü. Babasının matbaasında çalışmaya başladı, ancak 18 yaşında iken ayrıldı ve oyunculuğa başladı. Oyunculuk kariyerine 1887 yılında İngiltere'nin çeşitli bölgelerinde sahneye çıkarak başladı. 1900'de, Londra'da "West End Theatre'da yan rollerde oynamaya başladı. 1901'de ABD'ye Mrs Patrick Campbell'in turnesin bir üyesi olarak ile ilk kez gitti. Sadece turne süresince kalma amaçlı gittiği ABD'de 20 yıl boyunca yaşadı ve 1908'de The Devil isimli oyun ile bu ülkede star oldu. Daha sonra 1911'de yapımcı George Tyler, Louis Napoleon Parker'a özel olarak Arliss'e uygun olarak tasarlanmış bir oyun yazmasını istedi ve aktör Disraeli isimli oyunla 5 yıl boyunca turneye çıktı. Sinem kariyerine 1921 yılında Disraeli ve The Devil filmleri ile başladı. Daha sonra 4 sessiz filmde daha oynadı. Bu filmlerden sadece The Devil, $20 a Week ve dönemin popüler bir tiyatro oyunu olan "The Green Goddess"'in uyarlaması olan 1923 yapımı film The Green Goddessin günümüze kadar kopyaları kalmıştır. 1929 yılında Disraeli filmini tekrar sesli olarak çekmiş ve En İyi Erkek Oyuncu Akademi Ödülü'nü kazandı. Bu sayede 61 yaşında iken tiyatro oyunculuğu ve sessiz filmlerden sonra sesli filmlerde tam olarak starlığa ulaştı. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 10 - Cts

Atlasjet'in 4203 sefer sayılı uçuşu İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan Isparta Süleyman Demirel Havaalanı'na yapılması planlanmış, tüm yolcular ve mürettebatın ölümüne yol açan bir kazayla sonuçlanan Atlasjet seferidir.

İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan Isparta'ya 29 Kasım 2007 günü saat 23:20'de havalanması gerekirken, Priştine seferinden geç dönmesi nedeniyle 30 Kasım'da saat 00:51'de toplam 50 yolcu ve 7 mürettebat ile İstanbul'dan kalkış yapan KK4203 sefer sayılı uçak, saat 01:36'da Süleyman Demirel Havalimanı'na inişe geçtiği sırada Isparta'ya 18 km mesafede Keçiborlu'da düştü. Atlasjet Havayolları başkanı Tuncay Doğaner kazadan kimsenin sağ kurtulamadığını açıkladı. Atlasjet'in World Focus Havayolları'ndan kiralamış olduğu uçak bir McDonnell Douglas MD-83 idi. Uçak kaza esnasında World Focus Havayolları pilotları tarafından kumanda edilmekteydi. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi'ndeki bir fizik konferansına katılmak üzere uçakta bulunan nükleer fizikçiler Engin Arık, Fatma Şenel Boydağ ve yanlarında bulunan 4 akademisyen kazada hayatını kaybedenler arasındaydı. Yerel görevlilerin ve gazetecilerin açıklamalarına göre uçak Keçiborlu ilçesine bağlı Çukurören ve Kılıç köyleri arasındaki 1830 m rakımlı Türbetepe'de, orman gözetleme kulesine yakın bir yerde bulundu. Uçak bulunduğunda iki parçaya ayrılmış, gövdesi ve arka kısmı ayrı yerlere düşmüş durumdaydı. Bir kanadı ve motoru bir tepenin üzerinde iken gövdesi 150 metre aşağıda bulunmaktaydı. Kaza sonucu kokpit kısmı da gövdeden ayrılmıştı. Bagajlar, cesetler ve enkaz geniş bir alana dağılmış ve polis tarafından kordonla çevrilmişti. (Devamı...)


Natalia Oreiro (d. 19 Mayıs 1977, Montevideo, Uruguay), Tu Veneno albümü ile Latin Grammy ödüllerine aday gösterilmiş, kariyerinin büyük kısmını Arjantin'de yapmış Uruguaylı şarkıcı ve oyuncu.

İlk yıllarda daha çok pembe dizilerde yer alan Natalia Oreiro, daha sonraki yıllarda sinema filmlerinde başrol aldı. Müzikal kariyeri, ilk sinema filmi Un Argentino en New York'ta seslendirdiği "Que Sí, Que Sí" ile başlayan sanatçının ilk albümü Arjantin'de çift platin plak, Yunanistan, İsrail ve Slovenya'da altın plak kazandı. İkinci albümü Tu Veneno ile de Arjantin'de 2000 yılında ilk, 2002 yılında ikinci altın plak ödülünü kazandı. 2002 FIFA Dünya Kupası'nda Uruguay millî futbol takımının "vaftiz annesi" (ispanyolca: madrina) seçildi. 2006 yılında başrolünde oynadığı Sos mi vida dizisindeki Esperanza Muñoz - La Monita rolü ile 2006 Martín Fierro Ödülleri'nde "en iyi komedi (kadın) oyuncusu" seçildi. 2010 yılında Esquire dergisinin "Yaşayan En Seksi Kadın Atlası"nda yer aldı. Carlos Oreiro Poggio ve Mabel Iglesias Bourié'nin kızı olan Natalia, henüz çocuk yaşta Coca-Cola, Pepsi ve Johnson & Johnson gibi dünyaca ünlü markaların reklamlarında boy göstermeye başladı. Sekiz yaşından on dört yaşına kadar drama dersleri aldı. On beş yaşında Latin Amerika'nın en önemli şovlarından biri olan El Show de Xuxa'ya katıldı ve birinci oldu. On altı yaşına geldiğinde Uruguay'dan Arjantin'e taşınmaya ve kariyerini orada devam ettirmeye karar verdi. 17 yaşında MTV de VJ'lik yaptı. 1995 yılında Dulce Ana adlı dizide rol aldı. 90-60-90 modelos (1996) adlı dizinin oyuncu listesine de ismini yazdıran Natalia, asıl çıkışı Valeria rolünü oynadığı, Arjantin'de ve birçok ülkede tanınmasını sağlayan Ricos y famosos (1997) adlı dizi ile yaptı. Daha sonraki yıl ise şöhret olmak isteyen, hırslı bir genci oynadığı sinema filmi Un Argentino en New York (1998) ile seyircinin karşısına çıktı. Film, Arjantin'de 1998 yılında Titanik filminden sonra en çok izlenilen film oldu ve filmi toplam 1.634.702 kişi izledi. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 11 - Paz

Masumiyet Müzesi Nobel ödüllü Türk yazar Orhan Pamuk'un 29 Ağustos 2008 tarihinde İletişim Yayınları tarafından piyasaya sunulan ve kızı Rüya'ya ithaf ettiği aşk romanı.

Günlük hayat, resim, arkadaşlık, cinsellik,yalnızlık, mutluluk, gazeteler ve televizyon, aile gibi konuları barındıran roman, Pamuk'un on yıllık çalışması sonucu oluşturuldu . Roman, Türkiye'de piyasaya çıktıktan sonraki ilk üç günde en çok satanlar listesinde birinci sıraya yerleşti. 1975 yılı ile başlayan kitapta, tekstil zengini Basmacı ailesinin okumuş 30 yaşındaki oğulları Kemal ile uzak akrabaları, yoksul Keskin ailesinin 18 yaşındaki güzel kızı, tezgahtarlık yapan Füsun arasındaki aşk anlatılmaktadır. Romanın çeviri hakları kitap basılmadan satıldı ve Türkiye'den sonra ilk kez Almanya'da Das Museum der Unschuld adıyla yüz bin adet basılacağı bildirildi. New York Times tarafından "2009'un en iyi kitapları" listesinde yer aldı. Ayrıca kitaptan esinlenerek bir müze oluşturuldu ve bu müze, 28 Nisan 2012'de açıldı. Orhan Pamuk'un küratörlüğünü yaptığı ve aynı zamanda İstanbul'un ilk şehir müzesi olma özelliğini taşıyan müze, Çukurcuma'da yer alan 1897 yapımı üç katlı tarihi binadan oluşmaktadır. Orhan Pamuk, kitabın fikri Masumiyet Müzesi'ni yazmaya başlamadan on yıl önce ortaya çıktı ve Kar'ı yayımladıktan sonra kitabı yazmaya başladı. Fakat bir yıl sonra romanı yazmayı bıraktı ve İstanbul: Hatıralar ve Şehir adlı anı kitabını yazdı. Ardından tekrar Masumiyet Müzesi'ne döndü ve kitabı toplamda yedi yıl kitap ile uğraştı. Romanı bitiren yazarın Nobel ödülü sonrası programının yoğunluğu nedeniyle, kitabın yayımı gecikti. Yazar, romanın toplamak, saklamak, koleksiyon yapmakla ilgili olan kısımları için müzecilik tarihini araştırdı. Avrupa ve Asya'da birçok müze gezdi. (Devamı...)


Arius (GrekçeἌρειος; 256 - 336), İskenderiye'de Baucalis Kilisesi'nde görev yapmış Libya kökenli çileci Hristiyan bir din adamıdır. Tanrı'nın doğası hakkındaki öğretisi, Baba'nın Oğul üzerindeki kutsallığının altını çizmesi, ve teslis inancına muhalefeti, 325 yılında Roma İmparatoru Konstantin tarafından toplanan Birinci İznik Konsili'nde onu ana konu haline getirmiştir.

İmparatorlar Licinius ve Konstantin, Roma İmparatorluğu'nda zamanın Hristiyanlığını meşru ve resmi hale getirdikten sonra, yeni tanınan Katolik Kilisesi tek ve berrak teoloji arayışına girdi. İskenderiyeli Athanasius'da aralarında olduğu Teslis savunucuları, Arius ve Aryanizm'i, Tanrı Baba ile Nasıralı İsa'nın "aynı mahiyetten" eş-tözlü ve eş-ebedi/ezeli olduklarını söyleyen denklik üzerine kurulu Teslis inancı Kristolojisi ile aynı fikirde olmayanları tanımlamakta kullanmışlardır. Arius'un teolojisini destekleyen bütün yazılar ortadan kaldırılmış veya gizlenmiş olsalar da, karşı olanların yazıları Arius'un teolojisini "Baba Tanrı"nın, "Oğul"dan önce var olduğu bir dönem olduğu şeklinde tanımlamaktadır. Birlikte hareket eden tüm muhalefete rağmen, 'Arian' ya da teslis karşıtı kiliseler, Gotlar arasında ve Alman krallıklarında, Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşamışlardır. Beşinci ve yedinci yüzyıllardan sonra askeri fetihler ile bastırılmışlar ya da kraliyetler gönüllü olarak Katolik inancına dönmüşlerdir. "Aryanizm" isim olarak öğretinin kaynağının Arius olduğuna işaret etse de, Oğul'un Baba ile kesin ilişkisi üzerine tartışma Arius ile başlamamıştır. Bu konu, onun gelişinden onlarca yıl tartışılmıştır, Arius, ihtilafı toparlamış ve İzmitli Eusebius gibi "Arian" destekçileri uzun erimde daha etkili kanıtlıyabilecekleri kilise çapındaki izleyicilere taşımıştır. İzmitli Eusebius, Kayseryalı Eusebius ile karıştırılmamalıdır. Gerçekten bazı sonradan gelen "Arian" destekçileri bu ismi öğretilerinin kendileri ile ilişkili olmadıklarını beyan ederek, inkar etmişlerdir. Arius ve hasımları arasındaki tartışma bu konuyu teolojik olarak öne getirmiş ve Arius'un ilan ettiği doktrin onun tarafından oluşturulmasa da "onun" olarak kullanılmıştır. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 12 - Pzt

Kaju (Anacardium occidentale ), sakız ağacıgiller (Anacardiaceae) familyasından bir tropikal iklim bitkisi. Brezilya'da yetiştirilip Portekizliler tarafından dünyaya tanıtılmıştır. En yoğun bulunduğu bölge Ekvator çevresidir.

16. yy başlarında Portekizliler Brezilya'yı istila ettiklerinde kaju ağacını da keşfettiler. Portekizli denizciler kaju tohumlarını Brezilya'dan batı Afrika kıyılarına taşıyarak bu topraklara ilk yerleşen Portekizlilerin orada yetiştirmelerini sağlamışlardır. Kaju ağacının yayılımı için yağışlı ve nemli ekvator iklimi çok elverişlidir. İklimi dolayısıyla kaju ağacı batı Afrika kıyılarına kolayca adapte olup hızla yayılmaya başlamıştır. Afrika'nın batı kıyısında Gabon, Angola ve Namibya gibi ülkelerden de doğu Afrika'daki ülkelere, Mozambik, Kenya ve Tanzanya'ya da yayılmıştır. Kaju ağacı Brezilya ve Afrika dışında Hindistan'da da yetiştirilmektedir. Günümüzde dünyanın en büyük kaju üreticisi ve ihracatçısı Hindistan'da Kerala Kaju Birliğidir. Brezilya ise kaju üretimi ve ihracatında dünya ikincisi, Afrika ise bu sıralamada üçüncü sırada yer alır. Hindistan'ın hasat zamanı Mayıs, Brezilya'da ise Ekim ayıdır. Kaju meyvesi çabuk çürüdüğünden ekonomik değere sahip değildir. Kaju fıstığının diğer fıstık çesitlerinden daha pahalı olma nedenlerinden biri her iklimde yetiştirilememesi ve her kaju elmasından ancak bir adet kaju fıstığı üretilebilmesidir. Toplanan kaju elmalarından çekirdekleri ayrılarak üzerlerindeki kabuk çıkartılıp kavrularak yenilir. (Devamı...)


Igor Stravinsky ya da tam adıyla Igor Fyodorovich Stravinsky (Rusça: Игорь Фёдорович Стравинский) (d. 17 Haziran 1882 Oranienbaum, Rusya - ö. 6 Nisan 1971 New York, ABD), Rus kökenli ABD ve Fransa vatandaşı besteci, piyanist ve orkestra şefi. 20. yüzyıl müziğinin en etkili ve önemli bestecilerinden biri olarak kabul edilir.

Stravinsky, 17 Haziran 1882'de Oranienbaum'da (bugün Lomonosov) Fiodor Ignatjevic isimli bir bas ile Sankt-Peterburg Kraliyet Operası'nda çalışmakta olan bir şarkıcının dört oğlundan üçüncüsü olarak olarak dünyaya geldi. Müziğe yeteneği erken yaşlarda ortaya çıktı ancak ailesinin isteğiyle müzik eğitimi değil, St.Petersburg Üniversitesi'nde hukuk eğitimi aldı; dönemin önde gelen Rus bestecisi Nikolai Rimsky-Korsakov'un oğluyla birlikte okudu. 1902'da babasını kaybeden Stravinsky, müziğe yöneldi ve konservatura gitmek yerine ikinci bir baba olarak kabul ettiği Nikolai Rimsky-Korsakov’dan ders almayı tercih etti. 1903'te başlayan özel dersleri 3 yıl sürdürdü; ilk bestelerinin hocasının desteğiyle yarattı. 1906'da üniversiteden mezun oldu; 1906'da kuzeniyle evlendi ve ardı ardına iki çocukları oldu. Paris'teki Rus Balesi için aldığı siparişler nedeniyle 1910-1914 arası Rusya'da fazla bulunamadı; I. Dünya Savaşı yıllarında İsviçre'ye yerleşti, iki çocuğu daha dünyaya geldi. Stravinsky savaştan sonra ailesiyle birlikte Fransa'ya yerleşti ve yirmi yıl değişik kentlerde yaşadı. Rusya'daki mülklerini yitirdiği için ek gelir sağlamak amacıyla besteciliğin yanı sıra piyanistlik ve orkestra şefliği yapmaya başladı. Avrupa'da, Kuzey ve Güney Amerika'da turnelere çıktı. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 13 - Sal

Nelson, Lancashire Birleşik Krallık İngiltere ülkesi Kuzey Batı Bölgesinde birinci seviye "shire"-tipi yerel idare olan Lancashire kontluğuna bağlı bulunan "metropoliten-olmayan borough" statülü ikinci seviyede bir yerel idaresi olan Pendle (borough)'nun merkez kentidir. Borough sınırları içinde nüfusu (2001 Nüfus Sayımı) itibariyle 28.998 kişidir.

Nelson yerleşim birimi Burnley kentinin yaklaşık 6,5 km kuzeyinde "Leeds ve Liverpool Kanalı" üzerinde konumlanmıştır.

Nelson yüzyıllarca birbirine yakın "Küçük Marsden" ve "Büyük Marsden" adlı iki küçük köyden oluşmaktaydı. 1740'ta yörede yaşıyan Ecroy ailesi bu köyler civarında "Edge End" adlı bir mevkide bir küçük pamuklu tekstil fabrikası kurdu. Civarda iki kömür madeni açıldı. 1740'ta bu yerleşkeler yakınından "Liverpool ve Leeds Kanalı" geçti. 19.yy başlarında İngiltere'deki sanayi devrimi ile birlikte pamuklu tekstil sanayi merkezi olarak çok hızla büyümeye başladı.

1849'da da gelişmekte olan yeni tekstil kasabası, demiryolu sistemine bağlandı. Bağlı olan demiryolu ağ şebekesinde Batı Yorkshire'da bir "Marsden" istayonu bulunmaktadaydı ve isim karşıklığını önlemek için demiryolu şirketi Büyük Marsden'da yeni kurulan istasyona komşu olan önemli bir pub olan (sonradan "Admiral Nelson Inn" adını alan) "Nelson Inn"'e atıfla "Nelson" adını verdi. Böylece bu istasyon ismi gelişen kasabanın ismi olarak anılmaya başlandı.

Demiryolu üzerinde olması Nelson kasaba ekonomisinin pamuklu tekstil dokumacılık üzerinde spasialize olarak hızla büyümesini daha da hızlandırdı. 1850'de kasabada en büyük dokuma fabrikası olan "Walverden Mill" kuruldu. (Devamı...)


I. Fuad (26 Mart 1868 - 28 Nisan 1936), İngiltere'den bağımsızlığını elde eden Mısır'ın ilk kralı (1922-1936). İngiltere'yle daha uygun koşullarda bir bağımsızlık antlaşması yapmaya ve aşırı milliyetçi Vafd Partisi'nin etkisini kırmaya çalışmıştır.

Mısır hidivi İsmail Paşa'nın oğlu olan Ahmed Fuad, İtalya'da sürgünde bulunan babasının yanında yetişti. İtalya ve İsviçre'de öğrenim gördükten sonra 1890'da ülkesine dönerek, yeğeni olan Hıdiv II. Abbas Hilmi Paşa'nın yaveri oldu. 1882'den beri İngiliz işgali altında bulunan Mısır, I. Dünya Savaşı'nda İngiltere'nin Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etmesinden sonra İngiliz protektorası olmuştu. 1914'te İngilizler Osmanlılardan yana bir tavır sergileyen Abbas Hilmi Paşa'yı devirerek yerine amcası (Ahmed Fuad'ın ağabeyi) Hüseyin Kâmil Paşa'yı Mısır Sultanı ilan ettiler. Hüseyin Kâmil'in 9 Ekim 1917'de ölümü üzerine kardeşi Ahmed Fuad, I. Fuad adıyla Mısır sultanı ilan edildi.

1919'da İngiltere, Mısır'a daha geniş özerklik tanıyacak bir antlaşma için görüşmeye oturma isteğini bildirdi. Mısırlıların çoğu bu gelişmeyi hoşnutlukla karşıladı; ama Mısır'ın istemlerini kimin dile getireceği ve İngilizlere sunacağı konusunda anlaşmazlık doğdu. Güçlü bir toplumsal tabanı olan sultan, devlet yönetiminde ağırlığını korumaya kararlıydı. Ama Vafd Partisi'nin önderi Saad Zaglul, partisini Mısır ulusunun temsilcisi olarak görüyor, İngilizlerle görüşmeleri ancak kendisinin yönetebileceğini düşünüyordu. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 14 - Çrş

Kosova Savaşı Yugoslavya Federal Cumhuriyeti ordusunun, bağımsızlık isteyen Kosova Kurtuluş Ordusu’na ve bu örgüt yanında yer alan milis güçlerine karşı yürüttüğü operasyon ve buna karşı NATO'nun başlattığı müdahaledir.

NATO'nun Yugoslavya'ya karşı hava saldırılarına başlamasıyla, Yugoslavya kimliği altında Sırp ordusu ve milis güçleri tarafından Kosovalı Müslüman sivillere karşı etnik temizlik girişimi başlatılmıştır. 1998-1999 Kosova Savaşı'nın aşamaları aşağıdaki başlıklarda toplanabilir. Sırplar ve Arnavutlar, 20. yüzyıl boyunca bölgenin kontrolü için yarışmışlardır. Sırplar toplam nüfusun % 10'una sahip olmalarına rağmen, tarihsel ve duygusal olarak bölgenin önemi onlar için çok büyüktür. Kosova’da yaşayan bir diğer millet olan Türkler, Sırp-Arnavut çekişmesinde çeşitli sosyal ve kültürel sebeplerden dolayı genellikle Arnavut tarafında yer almışlardır. Sırpların ta 1389 senesine I. Kosova Muharebesi’ne dayanan ve Türklere karşı olan ters duruşları, Kosova meselesinde merkezde olmuştur. 1990’larda artan Sırp milliyetçiliğinin beslendiği ve hatta temellendiği bu husus, son Kosova Savaşı öncesinde Kosova’daki Türkleri ve Arnavutları (Müslüman olmaları sebebiyle Goralılar, Boşnakları da) karşı cephede tutmuştur. Devamı...


Nuh (Arapça: نوح, İbranice: נוֹחַ veya נֹחַ; Noah veya Noaχ), İbrahimî dinlerde (Musevilik, Hristiyanlık, İslam ve Bahailik) ve Mandaizmde kendisinden söz edilen Tufan peygamberidir. Tevrat'ta Nuh'un 950 yıl yaşadığı söylenir. Kuran'da ise kaç yıl yaşadığı bildirilmemiştir, yalnızca Nuh peygamberin 950 yıl kavmi içinde yaşam sürdüğü belirtilmiştir. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. (Ankebut 14) İnsanlığın ikinci babası sayılmaktadır. İnanışa göre tufandan önce Tanrı'nın emriyle büyük bir gemi inşa etmiş ve bu gemiye Nuh'un Gemisi denmiştir. Tevrat ve Kuran’daki Nuh’un yaşı ile ilgili ifadeler ve diğer anlatımlar Sümerin Gılgamış destanındaki anlatımlar ile büyük benzerlikler gösterir. Mezopotamyada yaşanan bir sel felaketi üzerine üretilen böyle bir destanın, toplum hafızasına kazınan anlatımlarının İbranilerin babil sürgünü dönüşünde yazılan Tevrat nüshalarına aktarıldığı düşünülmektedir. Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızları doğdu. İlahi varlıklar insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler. RAB, "Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür" dedi, "İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak." İlahi varlıkların insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde Nefiller vardı. Bunlar eski çağ kahramanları, ünlü kişilerdi. RAB baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 15 - Prş

Newton'un beşiği adını Isaac Newton'tan alan, momentumun korunumunun incelendiği ve basit sarkaçların yan yana bağlanması ile oluşan çoklu sarkaçtır.

Animasyonlu resimde de göründüğü gibi, tipik bir Newton'un beşiği, basit bir fizik kanununa göre çalışmaktadır. Toplar, tek bir çizgide hareket ederler. Aynı hizada ve bir sarkaçta yer alan birkaç toptan meydana gelen beşikte, bir top kaldırıldığında topa bir enerji yüklenir. Kaldırılan top, diğer topa değeceği sırada bu enerji, kinetik enerjiye dönüşür. Birinci top, ikinci topa değdiğinde momentumu, bu topa geçer. Bu şekilde en son topa kadar geçer. Son top aldığı momentum transferi sonucu havaya kalkar ve aynı şekilde oluşan momentum transferi, bu defa sondan başlayarak ilk topa doğru gider. Eğer bir bilye çekilip bırakılırsa, düşer ve diğer bilyelere vurduğunda tamamen durur. Dizinin zıt yönindeki son bilye ise ilk çarpan topun hızını alır ve ilk topun izleyeceği şekilde bir kavisle sallanır. Ortadaki bilyeler sabit kalır. Hatta ortadaki toplar sabitlense bile beşik çalışmaya devam eder. Bu da sezgilere aykırıdır - hareket etmeden hareketi iletmek. İlk defa gözlemleyen bir kişi bunu görsel olarak ilgi çekici ve sezgilere aykırı bulabilir. Eğer birisi bir insan kuyruğunun sonundan ileriye doğru ittirirse, sondaki insanın kinetik enerjiye maruz kalacağı yerine bütün insanların ileriye hareketleneceğini düşünür. Aslında meydana gelen şey, ilk darbeden oluşan şokun diğer bilyelerin içinden yayılması. Otobüs kuyruğundaki insanların aksine çelik gibi sert maddeler bu iletimde gayet başarılıdır. Şok dalgası bir vasıtanın içerisinde ses hızıyla hareket eder. Sesin çelik içindeki hızı (ortalama 4699 m/s) havadaki hızından daha yüksektir. İnsan algısı için birkaç santimetre hareket etme süresi çok küçüktür, tıpkı şok dalgası bilyelerin içinden geçerken bilyelerdeki fiziksel bozulmalarda olduğu gibi. Gerçek dünyada bu işlemlerin hiçbiri mükemmel verimlilikte değildir. Kuvvet asılı tellerde, havanın sürtünmesinde ve ses oluşumunda kayıplar verir. Sonuncusu apaçıktır ki bilyelerin çıtlama seslerini duyarız. Salınımın sonlarına doğru ortadaki toplar bile hafiften hareket eder. (Devamı...)


Rosa Parks ya da doğum adıyla Rosa Louise McCauley (d. 4 Şubat 1913 – 24 Ekim 2005), Amerikalı insan hakları savunucusu.

Rosa Parks ABD'de Alabama eyaletinde doğdu. 1943'te Amerikan Yurttaş Hakları hareketine katıldı. 1955'te Alabama eyaletinde, siyahilere uygulanan ayrımcılığa karşı tavır koyarak sonrasındaki hareketin başlangıcını yapan kişi oldu. O yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nin güney eyaletlerinde siyahilerle beyazlar otobüslere ayrı kapıdan biniyor, kendilerine ayrılmış ayrı yerlere oturuyorlardı. Rosa Parks bir gün Montgomery'de otobüse bindi. O otobüste bir beyaz, beyazlara ayrılan yerde yer bulamayınca, siyahilere ait bölümde oturmakta olan Rosa Parks'tan koltuğundan kalkıp kendisine yer vermesini istedi. Şoför de kalkması için uyardı ama Parks yerinden kalkmadı. Tutuklandı ve hapse girdi. Olaydan sonraki bir yıldan daha uzun bir süre boyunca siyahiler otobüslere binmediler, her yere yürüyerek gittiler. Protesto eylemleri bir yıl sonra meyvesini verdi. ABD Federal Mahkemesi, otobüslerdeki bu uygulamayı yasakladı. Ama Rosa Parks Alabama'da beyazlar tarafından taciz edildiği için kuzeye taşınmak zorunda kaldı. Aynı tarihlerde Alabama valisi, siyahileri üniversitelere almama gayreti içindeydi. Büyük olaylar patlak verdi. Martin Luther King'in başını çektiği giderek büyüyen hareket 1964'te çıkarılan yasa ile başarıya ulaştı. Rosa Park bu direnişin sembolü haline geldi. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 16 - Cum

Malmö Arena İskandinavya ülkelerinden İsveç'in Malmö şehrinde yer alan çok amaçlı bir kapalı arena; aynı zamanda Hockeyallsvenskan liginden buz hokeyi kulübü Malmö Redhawks'a ev sahipliği yapan yer. Hokey maçlarının yanı sıra konserler ile hentbol, florbol ve atletizm müsabakalarına da ev sahipliği yapmıştır. Öte yandan 14, 16 ve 18 Mayıs 2013 tarihlerinde gerçekleştirilen 2013 Eurovision Şarkı Yarışması da burada düzenlenmiştir.

MM Matsson Konsult AB'den Mats Matson, Pöyry Mimarlık'tan Hannu Helkiö ve Wingårdh arkitektkontor'dan Gert Wingårdh tarafından tasarlanan arena, sahibi Parkfast AB tarafından işletilir. Temeli 10 Ocak 2007'de atılan ve 6 Kasım 2008'de açılışı gerçekleştirilen Malmö Arena'nın inşaat maliyeti 750 milyon İsveç kronuydu. Arena, Hyllie tren istasyonuna 80 metre (260 ft) uzaklıkta olup; Malmö Merkez İstasyonu, Kopenhag Havalimanı ve Kopenhag Merkez İstasyonu'na tren ve otobüs bağlantısı vardır. 2007'de imzalanan on yıllık bir sözleşme sonucu, mekânın isim hakkı Malmö Belediyesi'ne aittir. Malmö Arena; Friends Arena, Tele2 Arena ve Ericsson Globe adlı mekânlardan sonra, İsveç'in en büyük dördüncü kapalı spor kompleksidir. Kişi kapasitesi konser etkinlikleri için 15.500, spor etkinlikleri için 13.000 olarak değişmektedir. 19 Kasım 2010'da Amerikalı şarkıcı Lady Gaga, arenada 11.300 kişiye konser verdi ve böylece burada yapılan konserler arasındaki en büyük doluluk rakamına ulaşıldı. 12 Kasım 2008'de ise, Malmö Redhawks ile Leksands IF arasında yapılan maçta arenadaki en büyük doluluk rakamına 13.247 kişiyle ulaşıldı. (Devamı...)


Lady Gaga ya da tam adıyla Stefani Joanne Angelina Germanotta (İngilizce telaffuz: [ˈstɛfəniː dʒɜrməˈnɒtə]; d. 28 Mart 1986), Amerikalı şarkıcı, şarkı yazarı ve oyuncu. Başlangıçta lise oyunlarında yer alarak ve müzik kariyerine odaklanmak için yarıda bıraktığı CAP21'da öğrenim görerek tiyatro alanında performans sergiledi. Bir rock grubundan ayrıldıktan, Lower East Side'ın avangart performans sanatları etkinliklerine katıldıktan ve anlaşma yaptığı Def Jam Recordings'ten çıkarıldıktan sonra Sony/ATV Music Publishing'de şarkı yazarı olarak görev aldı. Orada Gaga'nın vokal yeteneklerini beğenen şarkıcı Akon, Gaga'nın Interscope Records ve kendi şirketi KonLive Distribution ile ortak bir anlaşma imzalamasına yardımcı oldu.

Gaga'nın çıkış albümü The Fame (2008) eleştirmenlerin beğenisini kazandı, ticari bir başarı yakaladı ve "Just Dance" ile "Poker Face" gibi dünya genelindeki listelerde bir numara olan single'lara yer verdi. Ardından yayımlanan The Fame Monster (2009) adlı EP, benzer başarılar yakaladı ve "Bad Romance", "Telephone" ve "Alejandro" şarkılarına yer verdi. İkinci albümü Born This Way, 2011'de yayımlandı ve ilk haftasında bir milyonun üzerinde satış yaptığı ABD dâhil yirmiden fazla ülkede listelerin zirvesinde yer aldı. Albümün çıkış single'ı "Born This Way", pek çok ülkede bir numara oldu. 2013'te yayımladığı üçüncü albümü Artpop, ABD listelerinde bir numara oldu ve başarı yakalayan "Applause" single'ına yer verdi. 2014'te Tony Bennett ile birlikte yayımladığı Cheek to Cheek adlı caz albümü, Gaga'nın ABD'de art arda bir numara olan üçüncü albümü oldu. American Horror Story: Hotel dizisindeki performansıyla 2016'da Altın Küre Ödülü aldı. (Devamı...')

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 17 - Cts

Malahit (Malakit) bazik bakır karbonattan müteşekkil, parlak yeşil bir mineral. Çok bulunan bir bakır cevheridir. Daima bakır sülfürleriyle, özellikle kalkopiritle birlikte ve bunların yataklarının üst kısımlarında oksitlenme sonunda bulunur. Bu oksitlenme, özellikle kalsiyum karbonatın bulunduğu yerlerde su, hava ve karbondioksidin bakır sülfidi etkilemesiyle meydana gelir.

Sibirya, Macaristan, Cornwall, Almanya, Kuzey ve Güney Amerika, Güney Avustralya, Güney Batı Afrika'da ve Anadolu'da çeşitli yerlerde bulunur. Malahitin bileşimi Cu2CO3(OH)2'dir. Kristalleri monoklinal sistemdedir. Ancak kristalleri az bulunur. İğne ve kıl gibi kristaller, bir arada, demete benzer şekildedir. Çoğunlukla üst yüzeyi yumrulu, yuvarlak, salkımsı agregat (amorf) olarak bulunur. Kristalleri, siyahımsı yeşil ve cam parıltılıdır; agregatları ise zümrüt yeşili renginde ve ipek parıltılı veya donuk olur. Çizgisi açık yeşildir. Sertliği 3,5-4,0 ve özgül ağırlığı da 4,0 g/cm³tür. Kolay kırılır, kırılma yüzeyi midye kabuğu şekillidir. Üfleçte erir ve kömür üstünde Cu (bakır) tanesi bırakır. Tüpte ısıtılırsa su çıkarır ve kararır. Amonyakta çözünür. Asitlerde de köpürerek çözünür. Malahit fazla sert olmadığı için, tıraşlanıp parlatılarak mücevhercilik ve sedefçilikte kullanılır. (Devamı...)


Duke Ellington ya da tam adıyla Edward Kennedy "Duke" Ellington (d. 29 Nisan 1899 - ö. 24 Mayıs 1974) "Duke" olarak bilinen Amerikalı caz bestecisi, piyanist ve caz orkestrası şefi. 1923 yılından ölümüne kadar 50 yıldan fazla bir süreliğine bir caz orkestrasını yönetmiştir. Yaptığı müziğin tarzını cazdan çok "Amerikan Müziği" olarak adlandırmıştır.

Johnny Hodges, Cootie Williams, Bubber Miley, Joe "Tricky Sam" Nanton, Barney Bigard, Ben Webster, Harry Carney, Sonny Greer, Otto Hardwick ve Clark Terry gibi birçok isim orkestrasında yer aldı. Bu isimlerin çoğu onunla 10 yılı aşkın sürelerle beraber çalışmıştır. Bestelerinin bazılarını bu müzisyenlerin tarzlarına ve yeteneklerine göre yazdı. II. Dünya Savaşı öncesinde orkestrasıyla ABD ve Avrupa'da birçok turneye çıkmıştır. Edward Kennedy Ellington 29 Nisan 1899 tarihinde James Edward Ellington ve Daisy (Kennedy) çiftinin çocuğu olarak Washington, DC'de doğdu. Altı yaşından itibaren piyano ve resim dersleri almaya başladı. Takma adı olan ''Duke''ü gençlik yıllarında bir arkadaşından aldı. 1914 yılında Lester Dishman ile birlikte çalıştığı sırada ilk kompozisyonu ''Soda Fountain Rag''ı besteledi. 1917 yılında kendi yaptığı bir poster dizaynı ile kazandığı yarışmanın ardından kendi işini kurmak için okulundan ayrıldı. Bir yıl sonra Brooklyn'deki Pratt Institude'dan kazandığı burs ile kendini müziğe adamaya karar verdi. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 18 - Paz

Osmanlı'da sahne sanatları Osmanlı'da sahne sanatları, Osmanlı Devleti bünyesindeki tiyatro, sinema, müzik, dans, opera, gölge oyunu gibi sahnede icra edilen sanat türlerinin genel adıdır. 18. yüzyıla kadar Kukla, Meddahlık, Karagöz ve Hacivat ve Ortaoyunu gibi geleneksel Türk tiyatrosu olarak adlandırılan sahne sanatları egemendir. 18. yüzyılda başlayan batılılaşma çabaları ile çağdaş anlamdaki tiyatro, opera ve daha sonra sinema sergilenmeye başlanmıştır.

Batılı sahne sanatları Yirmisekiz Mehmet Çelebi gibi aydınların batıdaki sahne sanatlarını tasviri ile edebiyata giriş yapar. Tanzimat Dönemi 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren batılı değerlerle etkileşimi artırır. İbrahim Şinasi yerli imgeler taşıyan ilk özgün eser Şair Evlenmesi (1860)'ni yazdı. Güllü Agop ilk yerli tiyatro topluluğunu kurdu. Birinci Meşrutiyet ve İkinci Meşrutiyet ile gittikçe artan oranda batılı sahne sanatları Türk edebiyatına ve kültür hayatına girdi. Devamı...


Abel Gance (25 Ekim, 1889 - 10 Kasım, 1981) dünyaca ünlü Fransız film yönetmeni, yapımcısı, yazar, aktör ve film editörü. Sessiz film dönemindeki çalışmalarıyla anılır.

Gance Paris'te doğmuştur. Ailesi Gance'nin avukat olmasını istemiş, fakat Gance genç yaşlardan itibaren tiyatroya ilgi duymuştur. Sahneye ilk kez 19 yaşındayken Brüksel'de çıkmış ve sinemada ilk kez 1909 yapımı Moliere adlı filmdeki rolüyle yer almıştır. Gance 1911 yılında kendi yapım şirketini kurana kadar oyunculuk ve senaryo yazarlığı yapmayı sürdürmüştür. Aynı yıl, ilk filmi olan La Digue'yi yapmış, fakat film başarı kazanamamıştır. Gance'nin Sarah Bernhardt ile birlikte oynayacağı, kendi tarafından yazılan beş saatlik oyun, Victoire de Samothrace I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle iptal edilmiştir. Sağlığının bozuk olması nedeniyle Gance, büyük ölçüde savaşın dışında kalmayı başarmış ve bu sefer daha fazla başarı kazanmak üzere film yapımcılığına dönmüştür. 1919 yapımı üç saat süren epik filmi J'accuse (Suçluyorum) Gance'nin uluslararası alanda tanınmasını sağlamıştır. Savaş karşıtı güçlü bir film olan J'accuse, I. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru St. Mihiel'de çekilmiş gerçek savaş sahneleri içermektedir; Gance bu filmde daha sonraki baş yapıtları La Roue ve Napoleonda daha da geliştireceği deneysel teknikler kullanmıştır. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 19 - Pzt

Ornans'ta Cenaze (Fransızca: Un enterrement à Ornans), Fransız ressam Gustave Courbet tarafından 1849-1850 yılları arasında yapılan tablo. Ressamın büyük amcasının 1848 yılındaki cenaze törenini anlatan tablo Paris'teki Orsay Müzesi'nde sergilenmektedir. Ressam tabloyu yaptığında 32 yaşındaydı. Eser, 1850 yılındaki Paris Salonu’nda sergilendiğinde büyük tartışma yarattı ve ressamın ün kazanmasına sebep oldu. Tabloyu bayağı bulan eleştirmenler Courbet’nin “çirkin”, “saçma” ve “değersiz” bir resim yaptığını söylediler. ‘’Ornans’ta Cenaze’’ daha sonraki yıllarda ressamın öncüsü olduğu gerçekçilik akımının sembollerinden biri haline geldi. Courbet, bu tabloda büyüdüğü bölge olan Ornans'ı çizdi. Tablo, hiçbir dinsel mesaj içermez. Bir cenaze töreni olanca sadeliği ile betimlenmiştir.

Courbet tabloyu, hem modern sanat hem de Fransa tarihi açısından önemli bir dönemde çizdi. 1848’de Louis-Philippe saltanattan indirilmiş, bir sene sonra ise ileride III. Napolyon olarak imparator ilan edilecek olan Louis-Napoleon Bonaparte cumhurbaşkanı seçilmişti. 1850'deki sanayi devriminin ardından yeni üretim teknikleri ve farklı şirketlerin kurulmasıyla o güne kadar sanatta ön planda olan romantikler önemini kaybetti. Burjuva sınıfı ülkeyi yönetmeye başladı, öte yandan çalışan kesim sorunlarını ifade etmek için yollar aramaya başladı. Marx ve Proudhon gibi aynı zamanda ressamın arkadaşları olan entelektüeller sosyalist doktrinin temellerini attılar. Sanatsal bağlamda, ressamlar çalışan sınıfla çok iç içe değildi (örneğin Courbet Paris Komünü'ne sadece 1871'de katıldı) ve burjuva sınıfı ise sanatın yeni formlarını reddediyordu. Genç ressamlar gelişime açıktı, romantik meslektaşlarından uzaklaşmışlardı ve yüzyılın ikinci yarısında enstitülere ya da parayla güce sahip olanlara hizmet etmemeleri gerektiğinin farkına varmışlardı. Devamı...


Viral çıkış konak (virüsün giriş yapmış olduğu) hücrenin enfeksiyonundan virüsün çoğalmasının (replikasyonu) ardından yeni oluşan (progeni) virüslerin konak hücreden çıkışları ya da salınmalarını ifade eder. Replikasyonun gerçekleşmesinden ve konak hücredeki kaynakların tükenmesinden sonra, progeni virüsler çeşitli şekillerde konak hücreyi terk ederler.

Çıkış ya da salınma tek bir hücreden çıkış için kullanılır. Vücudun bir parçasından başka bir parçasına salınma ve vücuttan çevreye salınma ile virüsler kişiden kişiye bulaşabilmektedirler ve buna saçılma da denmektedir.

Çıkış yöntemleri arasında tomurcuklanma, konak hücrenin yok edildiği apoptoz ve konak hücrenin yok edilmediği, virüsün içinde bulunduğu paketin hücre zarıyla birleştiği eksositoz bulunur. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 20 - Sal

Beyin (Latince'de cerebrum, Antik Yunanca'da  ἐγκέφαλος (enkephalos, “baştaki”), from ἐν (en, “içinde”) + κεφαλή (kephalē, “baş”) sinir sisteminin merkezi olarak hizmet eden bir organdır. Bütün omurgalı hayvanlar ve çoğu omurgasız hayvan -bazı süngerler, knidliler, tulumlular ve derisi dikenliler gibi omurgasızlar hariç- beyne sahiptir. Baş kısmında; duyma, tatma, görme, denge, koklama gibi duyulara hizmet eden organlara yakın bir noktada bulunan beyin omurgalıların vücudundaki en karmaşık organdır. Normal bir insanda serebral korteksin (en geniş kısmı) 15-33 milyar nörondan müteşekkil olduğu tahmin edilmektedir. Her biri birkaç bin nöronla sinaps denen bağlantılar yardımıyla bağlıdır. Bu nöronlar birbirleriyle akson denen uzun protoplazmik lifler yardımıyla iletişim kurar. Aksonlar bilgiyi beynin diğer kısımlarına yahut vücudun spesifik alıcı hücrelerine taşır.

Fizyolojik olarak, beynin fonksiyonu vücudun diğer organlarının merkezi kontrolünü sağlamaktır. Hormon denen kimyasalların salgılanmasının işletimi ve kas aktivitesinin oluşumu vücudun diğer organları üzerindeki işlevlerindendir. Bu merkezi kontrol çevredeki ufak değişimlere bile gayet süratli ve koordine bir tepki vermeyi sağlar. Bazı temel tepkilerden olan refleksler, omuriliğin ve çevresel gangliyonların aracılığıyla gerçekleşebilir, fakat kompleks duyusal impulslara bağlı bilinçli yapılan komplike davranışlar ise beynin bilgileri bütünleme kabiliyetine ihtiyaç duyar. (Devamı...)


Roman Polanski (d. 18 Ağustos 1933, Paris), Polonyalı aktör, yönetmen, yapımcı ve senarist.

Polanski, 1933'te Polonyalı bir Yahudi ile bir Rus göçmeninin oğlu olarak Paris’te dünyaya geldi. Üç yaşında ailesi ile birlikte Krakov’a taşındı. 1940'ta şehrin Almanlar tarafından işgal edilmesinin ardından ailesi bir toplama kampına gönderildi. Naziler tarafından götürülmesinden hemen önce babasının sayesinde kaçmayı başaran Polanski, iyiliksever Katolik ailelerin yardımı sayesinde hayatta kalmayı başarır. Annesi Auschwitz’de ölür. Kamptan sağ olarak kurtulmayı başaran babası, oğluyla birlikte Krakov’a döner. Babasının tekrar evlenmesi üzerine, artık bir yetişkin olan Polanski evden ayrılır. Babası, Polanski’yi bir teknik okula gönderir. 1950’de bir sinema okuluna devam etmek üzere okulu terk eder. Aynı zamanda, Krakov tiyatrosunda aktör olarak işe başlar. İlk sahneye çıkışı, 1954’te Andrezj Wajda’nın “Pokolenie / Bir Kuşak”ı ile olur. 1954’te Lodz’un ünlü Devlet Film Okulu’nda yönetmenlik bölümüne girer, üç yıl sonra öğrencilik döneminin ilk filmi olan “Rozbijemy Zabawe/ Break Up The Party” yi çeker. İlk tanınan filmi 1962’de çektiği “ Knife in The Water - Suda Bıçak” olur. Bu filmde senaryo üzerinde kendisi çalışmıştır. Sonraki iki filmini çekmek üzere Birleşik Krallık'a giden yönetmenin burada yaptığı ilk film olan “ Repulsion - Tiksinti”, parlak bir başarı elde edemez. Filmin, yönetmenin en çok sevdiği filmi olduğu söylenir. Polanski’nin Hollywood’a ayak basışı, 1968’de çektiği korku filmi “Rosemary’s Baby- Rosemary'nin Bebeği ” ile olur. Önceki eserlerinde olduğu gibi bu filmde de yönetmen, uğursuzluklara işaret eden bir dehşet havası yaratır. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 21 - Çrş

[[Resim:|right|150px]] Şimşek ve yıldırım bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık. Yıldırım, gök gürültüsü ve şimşekten oluşan, gökyüzü ile yeryüzü arasındaki elektrik boşalmasıdır.

Şimşek, bir bulut kümesi aşırı miktarda + veya - elektrik yükü ile yüklendiğinde meydana gelen, gözle görülür elektrik boşalmasıdır. Elektrik yükünün hava direncini kıracak kadar çok olması gerekir. Şimşek daha çok kümülonimbüs bulutlarında görülür ancak stratiform (ufki şekilde yayılan katmanlı) bulutlarda da rastlanır. Kar fırtınalarında, kum fırtınalarında ve hatta volkanlardan çıkan gaz ve toz bulutlarında da şimşeklere rastlanır. Bir oraj esnasında şimşekler; bulutlar arasında, bulutla hava arasında ve bulutla yer arasında gerçekleşebilir. Dünya genelinde saniyede 50 ila 100 şimşek çakar. Yıldırım, bulut ile yer arasında oluşan, en tehlikeli şimşek türüdür. Çoğu çakma yeryüzüne negatif yük dağıtır ancak bir kısmı yeryüzüne pozitif yük taşır. Bu pozitif çakmalar sıklıkla bir orajın dağılma aşamasında oluşur. Pozitif çakmalar aynı zamanda kış ayları boyunca düşen toplam yıldırımların yüksek bir yüzdesini oluşturur. Bulut ve yer arasındaki elektrik potansiyeli farkı 10 ila 100 milyon volttur ve yıldırımın dönüş darbesinin akımı yaklaşık 30.000 ampere, sıcaklığı 30.000 °C'ye ulaşır. Yıldırımın oluşması çok hızlı bir şekilde gerçekleşir. Öncül darbe buluttan yere yaklaşık 30 milisaniyede ulaşır ve yerden bulutun merkezine yaklaşık 100 milisaniyede döner. (Devamı...)


Sergey Rahmaninov ya da tam adıyla Sergei Vasilievich Rachmaninoff (Rusça: Сергей Васильевич Рахманинов; d. 1 Nisan 1873 - ö. 28 Mart 1943), Rus besteci, orkestra şefi, piyanist.

20. yüzyılın en büyük piyanist ve bestecilerinden birisidir. Rus romantizminin son büyük bestecisi unvanını taşır. Ülkesindeki Ekim Devrimi'nden sonra ABD'ye yerleşmiş ve ABD vatandaşı olmuştur. Sergei Rahmaninov Rusya'nın kuzeybatısında Novgorod şehri yakınlarındaki Semyonovo’da Tatar[1] kökenli aristokrat bir ailenin beşinci çocuğu olarak 1 Nisan 1873'te doğmuştur. Ordudan emekli bir subay olan babası ve bir generalin kızı olan annesi amatör olarak müzikle uğraşmışlardır. Oğullarını da bu yönde yetiştirmişlerdir. Rahmaninov ailesinin maddi durumundaki kötüleşme, Sankt-Peterburg’a yerleşmelerini gerektirmiştir. Bu nedenle Sergei Rahmaninov konservatuara bu şehirde devam etmiştir. Ancak St. Petersburg'daki difteri salgınında kızkardeşi Sofiya’nın ölmesinden sonra anne ve babası ayrılan Rahmaninov, bu olaya tepkisini okuldaki tüm derslerinden kalarak göstermiştir. Bunun üzerine Moskova’ya gönderilen ve sert bir öğretmen olan Nikolay Zverev’in evine yerleştirilen Rahmaninov, bu evde diğer öğrenciler ile birlikte yoğun bir tempoda çalışmıştır. Burada Zverev’in müzisyen arkadaşları ile tanışma fırsatı bulmuştur. Yine burada Çaykovski ile tanışması ve öğütler alması ona yeni ufuklar açmıştır. Aşırı disiplinden hoşlanmadığı için Zverev ile geçinemeyen Rahmaninov, beste yapabilmek için kendisine özel bir oda istediği için evden kovulmuştur. Sonrasında Moskova yakınlarındaki bir akrabalarının yanına taşınarak daha rahat bir ortama kavuşan Rahmaninov, çalışmalarına Franz Liszt’in öğrencilerinden olan kuzeni Siloti ile burada devam etmiştir. Rahmaninov, 19 yaşında iken yazdığı Do diyez minör prelüd ile dikkatleri üstüne çekmiştir. Bu eser, piyano edebiyatının en çok çalınan eserlerinden birisi olarak anılmaktadır. Mezuniyet projesi olarak Puşkin’in Çingeneler Şiiri üzerine bestelediği tek sahnelik operası olan Aleko 'yu yazan Rachmaninov, böylece büyük altın madalyayı kazanarak okuldan mezun olduğu gibi yayıncı Gutheil ile de bir sözleşme yapmıştır. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 22 - Prş

SMS Brandenburg Alman Donanması'nın 1890'ların başında inşa edilen Brandenburg sınıfı dört pre-dreadnought zırhlısından ilkidir. Sınıftaki diğer gemiler SMS Kurfürst Friedrich Wilhelm (daha sonra Barbaros Hayreddin), SMS Weißenburg (daha sonra Turgut Reis) ve SMS Wörth'tür. Brandenburg, Alman Donanması için inşa edilen ilk pre-dreadnought gemidir. Donanma daha önce sadece kıyı savunma gemileri ve zırhlı fırkateynler inşa etmişti. Geminin omurgası 1890'da AG Vulcan tersanesinde serildi. 21 Eylül 1891'de denize indirilen gemi donatımının tamamlanmasının ardından 19 Kasım 1893'te Alman Donanması'na katıldı. Brandenburg ve üç kardeş gemisi, taşıdıkları altışar topla dönemin dört top taşıyan zırhlılarına kıyasla daha modern tasarımlardı. Geminin adı Almanya'nın Brandenburg ilinden gelmektedir.

Brandenburg ilk aktif görevini 1900 yılında, üç kardeş gemisiyle beraber Boxer İsyanı'nı bastırmak üzere Çin'e giderek gerçekleştirdi. Almanya'ya dönüşünün ardından 1902 yılında Wörth hariç diğer kardeşleriyle beraber geniş çaplı donanma manevra tatbikatlarına katıldı. 1900'lerin başında dört gemi de ciddi bir modernizasyondan geçti. Buna rağmen I. Dünya Savaşı'nın başlangıcında Brandenburg ve kardeşleri teknolojinin gerisinde kalmış gemiler haline gelmişlerdi. Bu yüzden Brandenburg savaşın ilk döneminde kıyı savunma gemisi, ilerleyen dönemde ise kışla gemi olarak görev yaptı. Brandenburg 1920 yılında Danzig'de söküldü. Brandenburg, zırhlı A adı altında sınıfının ilk gemisi olarak ısmarlandı. Geminin omurgası 1890'da Kiel'de yer alan Germaniawerft tersanesinde serildi. Geminin teknesi Eylül 1891'de tamamlandı, denize indirilmesi ise 21 Eylül'de gerçekleşti. Gemi denize indirildikten sonra donatım çalışması başladı. Gemi 1893 sonlarına doğru bitirilerek, ilk bitirilen kardeş gemisi olan Wörth'ten dört haftadan az bir süre sonra 19 Kasım 1893'te donanmaya katıldı. (Devamı...)


Mustafa Kemal Atatürk (Osmanlı Türkçesiمصطفى كمال پاشا), Soyadı Kanunu'ndan (1934) itibaren Atatürk (19 Mayıs 1881, Selanik – 10 Kasım 1938, İstanbul), Türkiye Cumhuriyeti'nin 1923'ten 1938'e değin görev yapmış kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı, mareşal ve daha evvelinde bir Osmanlı subayı.

Atatürk, I. Dünya Savaşı sırasında bir ordu subayıydı. Savaş sonunda Osmanlı İmparatorluğu'nun yenilgisini takiben Türk Kurtuluş Savaşı'ndaki Türk Ulusal Hareketi'ne önderlik etmiştir. Kurtuluş Savaşı sürecinde Ankara Hükûmeti'ni kurmuş, askeri eylemleriyle İtilaf Devletleri tarafından gönderilen askeri güçleri bozguna uğratmış ve Türkleri zafere götürmüştür. Atatürk daha sonra eski Osmanlı İmparatorluğu'nu modern ve seküler bir ulus devletine dönüştürmek için politik, ekonomik, toplumsal ve kültürel reformlar başlatmıştır. Liderliği altında binlerce yeni okul inşa edildi. İlköğretim ücretsiz ve zorunlu hale getirildi. Kadınlara sivil eşitlik ve politik haklar verildi. Köylülerin sırtına yüklenen ağır vergiler azaltıldı. Türk Orduları Başkomutanı olarak Sakarya Meydan Muharebesi'ndeki başarısından dolayı 19 Eylül 1921 tarihinde "Gazi" unvanını almış ve mareşalliğe yükselmiştir. Halk Fırkası'nı kurmuş ve ilk genel başkanı olmuştur. 1938 yılındaki vefatına kadar arka arkaya 4 kez cumhurbaşkanı seçilen Atatürk, bu görevi en uzun süre yürüten cumhurbaşkanı olmuştur. Atatürk tarihte oynadığı önemli rolden dolayı pek çok yazar ve tarihçi tarafından incelenmiş ve hakkında 379 eser yazılmıştır. Bu yönüyle hakkında en çok eser yazılan ilk 100 kişi arasında yer almaktadır. Ayrıca dünyada ilk kez ve tek örnek olmak üzere, Birleşmiş Milletler'in UNESCO örgütü tarafından, kendisinin 100. doğum yılı olması sebebiyle ve tüm ülkelerin oy birliğiyle 1981 "Atatürk Yılı" olarak kabul edilmiştir. Dergilerinin Kasım 1981 sayısında da, Atatürk ve Türkiye konusu ele alınmıştır. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 23 - Cum

Malthusçuluk 1766-1834 yılları arasında yaşayan İngiliz ekonomisti Thomas Malthus tarafından ortaya atılan ekonomik doktrin.

Thomas Robert Malthus, nüfusun halkın kullandığı geçim araçlarından daha hızlı geliştiğini ve kapitalizm koşullarında işçi sınıfının yoksulluğunun, işçilerin kapitalist sömürüsü nedeniyle değil, nüfusun hızlı gelişmesi sebebiyle meydana geldiğini iddia etmiştir. Karl Marx, Malthus'un bu teorisini kıyasıya eleştirdi ve bu teoriye karşı yığınların yoksulluğunun kapitalizmin ürünü olduğunu ve buna işçilerin ödenmeyen emeklerine kapitalistler tarafından el koyulmasının sebep olduğunu söyledi. Aynı zamanda kapitalizmin yıkılmasının ve sosyalizme geçişin işçi sınıfının sefaletine bir son vereceğini belirtti. Devamı...


Gabdulkhay Khuramovich Akhatov (Rusça: Габдулха́й Хура́мович Аха́тов; Tatarca: Габделхәй Хурам улы Əхәтов; Ğabdelxəy Huram ulı Əxətov; 8 Eylül 1927 - 25 Kasım 1986; Rusya, Tataristan Cumhuriyeti) Sovyet Rusyalı Tatar dilbilimci, profesör. İlk doktorasını 1954’te, ikinci doktorasını ise 1965’te Filoloji üzerine yapmıştır.

Akhatov, 1951’de Kazan Eyalet Pedagoji Enstitüsü’nden ve 1954’te lisansüstü okulundan dereceyle mezun oldu. Sovyetler Birliği Bakanlar Konseyi Yüksek Tasdik Komisyonu üyeliğine gelen Akhatov ayrıca, şimdi feshedilmiş olan SSCB’nin birçok üniversitesinde Doktora ve Yükseklisans İhtisas Kurulu Başkanlığı yaptı. Akhatov, aralarında Modern Tatar Diyalektoloji Bilimi Okulu ve Kazan Deyişbilim Okulu’nun da yer aldığı birçok araştırma enstitüsünün kurucusuydu. Yerli Sibirya nüfusunun diyalektik özelliklerini ve farklılıklarını inceleyen Akhatov, Sibirya Tatarları’nın konuşma dilindeki, Kıpçaklı Sibirya Tatarları’ndan edindiklerini düşündüğü telaffuz farklılığını farkeden ilk bilim insanlarından birisiydi. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 24 - Cts

Newton'un beşiği adını Isaac Newton'tan alan, momentumun korunumunun incelendiği ve basit sarkaçların yan yana bağlanması ile oluşan çoklu sarkaçtır.

Animasyonlu resimde de göründüğü gibi, tipik bir Newton'un beşiği, basit bir fizik kanununa göre çalışmaktadır. Toplar, tek bir çizgide hareket ederler. Aynı hizada ve bir sarkaçta yer alan birkaç toptan meydana gelen beşikte, bir top kaldırıldığında topa bir enerji yüklenir. Kaldırılan top, diğer topa değeceği sırada bu enerji, kinetik enerjiye dönüşür. Birinci top, ikinci topa değdiğinde momentumu, bu topa geçer. Bu şekilde en son topa kadar geçer. Son top aldığı momentum transferi sonucu havaya kalkar ve aynı şekilde oluşan momentum transferi, bu defa sondan başlayarak ilk topa doğru gider. Eğer bir bilye çekilip bırakılırsa, düşer ve diğer bilyelere vurduğunda tamamen durur. Dizinin zıt yönindeki son bilye ise ilk çarpan topun hızını alır ve ilk topun izleyeceği şekilde bir kavisle sallanır. Ortadaki bilyeler sabit kalır. Hatta ortadaki toplar sabitlense bile beşik çalışmaya devam eder. Bu da sezgilere aykırıdır - hareket etmeden hareketi iletmek. İlk defa gözlemleyen bir kişi bunu görsel olarak ilgi çekici ve sezgilere aykırı bulabilir. Eğer birisi bir insan kuyruğunun sonundan ileriye doğru ittirirse, sondaki insanın kinetik enerjiye maruz kalacağı yerine bütün insanların ileriye hareketleneceğini düşünür. Aslında meydana gelen şey, ilk darbeden oluşan şokun diğer bilyelerin içinden yayılması. Otobüs kuyruğundaki insanların aksine çelik gibi sert maddeler bu iletimde gayet başarılıdır. Şok dalgası bir vasıtanın içerisinde ses hızıyla hareket eder. Sesin çelik içindeki hızı (ortalama 4699 m/s) havadaki hızından daha yüksektir. İnsan algısı için birkaç santimetre hareket etme süresi çok küçüktür, tıpkı şok dalgası bilyelerin içinden geçerken bilyelerdeki fiziksel bozulmalarda olduğu gibi. Gerçek dünyada bu işlemlerin hiçbiri mükemmel verimlilikte değildir. Kuvvet asılı tellerde, havanın sürtünmesinde ve ses oluşumunda kayıplar verir. Sonuncusu apaçıktır ki bilyelerin çıtlama seslerini duyarız. Salınımın sonlarına doğru ortadaki toplar bile hafiften hareket eder. (Devamı...)


Rosa Parks ya da doğum adıyla Rosa Louise McCauley (d. 4 Şubat 1913 – 24 Ekim 2005), Amerikalı insan hakları savunucusu.

Rosa Parks ABD'de Alabama eyaletinde doğdu. 1943'te Amerikan Yurttaş Hakları hareketine katıldı. 1955'te Alabama eyaletinde, siyahilere uygulanan ayrımcılığa karşı tavır koyarak sonrasındaki hareketin başlangıcını yapan kişi oldu. O yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nin güney eyaletlerinde siyahilerle beyazlar otobüslere ayrı kapıdan biniyor, kendilerine ayrılmış ayrı yerlere oturuyorlardı. Rosa Parks bir gün Montgomery'de otobüse bindi. O otobüste bir beyaz, beyazlara ayrılan yerde yer bulamayınca, siyahilere ait bölümde oturmakta olan Rosa Parks'tan koltuğundan kalkıp kendisine yer vermesini istedi. Şoför de kalkması için uyardı ama Parks yerinden kalkmadı. Tutuklandı ve hapse girdi. Olaydan sonraki bir yıldan daha uzun bir süre boyunca siyahiler otobüslere binmediler, her yere yürüyerek gittiler. Protesto eylemleri bir yıl sonra meyvesini verdi. ABD Federal Mahkemesi, otobüslerdeki bu uygulamayı yasakladı. Ama Rosa Parks Alabama'da beyazlar tarafından taciz edildiği için kuzeye taşınmak zorunda kaldı. Aynı tarihlerde Alabama valisi, siyahileri üniversitelere almama gayreti içindeydi. Büyük olaylar patlak verdi. Martin Luther King'in başını çektiği giderek büyüyen hareket 1964'te çıkarılan yasa ile başarıya ulaştı. Rosa Park bu direnişin sembolü haline geldi. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 25 - Paz

Şaşılık gözün önlenemeyen kayması. Şaşılık gözlerin yanlış pozisyonda bulunup farklı noktalara doğru baktığı bir durumdur. Gözlerden bir tanesi tam karşıya bakarken diğeri dışa yukarıya içe ya da aşağıya bakmaktadır. Yanlış pozisyon sürekli belirgin olabileceği gibi bazı yöne bakışlarda da ortaya çıkabilmektedir. Ameliyatla düzeltilebilir.

Şaşılık gözlerin paralelliğinin bozulması durumudur. Gözün hareketini gözün dışına yapışan kaslar sağlar. Her bir gözde 6 adet kas bulunur. Bu kaslar gözleri uyum içinde hareket ettirerek devamlı birlikte odaklanmayı sağlarlar. Bu kasların bir veya birkaçının görevini iyi yapamaması durumunda şaşılık meydana gelir. Bebeklerde ilk 3 ayda ara sıra olan göz kaymaları normaldir. Çünkü bu döneme kadar bebekler gözlerini parallel tutan her iki gözüyle algılama yeteneğini geliştirmemişlerdir. Daha sonra olan kaymalar mutlaka göz hekimince değerlendirilmelidir. Şaşılığın oluşmasında tek bir neden yoktur. Hamileliğin nasıl geçtiği, doğumun problemli olup olmadığı, çocuğun gelişimi, geçirdiği hastalıklar şaşılık için risk faktörü oluşturabilir. Şaşılık için genetik yatkınlık söz konusudur yani ailede gözünde kayma olan varsa ortaya çıkma şansı daha fazladır. Çocukluk döneminde yani 2 yaşından sonra görülen şaşılıklarda genellikle neden kırma kusurudur. Yatkınlığı olan bir çocukta gözdeki kayma ateşli bir hastalık veya bir travma (düşme, ameliyatlar, kazalar) sonrası başlayabilir. (Devamı...)


Buster Keaton ya da tam adıyla Joseph Francis Keaton, (d. 4 Ekim 1895, Kansas; ö. 1 Şubat 1966), Amerikalı komedi oyuncusu, sinemacı, yapımcı ve senarist.

Anne ve babası vodvil komedyenleriydi. Buster adı ise aile dostları ve iş arkadaşları vaftiz babası Harry Houdini tarafından verilmişti. Küçükken birkaç tehlikeli kaza atlattı. Daha üç yaşındayken, ailesiyle birlikte Üç Keaton adı altında gösterilere çıkıyordu. İlk kez 1917 yazında, beraber iki bobinlik on beş kısa film daha çekeceği komedyen-yönetmen Fattie Arbuckle'ın filmi The Butcher Boyda rol aldı. 1920 yılında askerden döndükten sonra ilk uzun metrajlı filmini çekti ve birden yıldız oldu. Bir yıl içinde, kendi yapım şirketinde kendi yazdığı, yönettiği ve oynadığı filmler çekiyordu. Filmlerinde kullanılan şapkaları kendisi tasarlıyordu. Türkiye'de Malek adıyla tanınıyordu. Filmlerinde farklı tarzlar kullandı. Özellikle Stamboat Bill, Jr. filminde çektiği düşen duvar sahnesi oldukça ünlüdür. Fakat bütün bunlara rağmen Charlie Chaplin ve Harold Lloyd aktörlerin gölgesinde kalmıştı. 1928'de MGM stüdyosuna geçmek zorunda kalınca filmlerinin de ışıltısı iyice kayboldu. Keaton'ın canlandırdığı tek drama Gogol'ün bir eseridir. Gogol'e büyük bir hayranlığı vardı. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 26 - Pzt

Demokrasi dünyadaki tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir tür yönetim biçimidir. Yunanca   dimokratia  (δῆμος, yani dimos, halk zümresi, ahali + κράτος, yani kratos, iktidar) sözcüğünden türemiştir. Türkçeye, Fransızca démocratie sözcüğünden geçmiştir. Genellikle devlet yönetim biçimi olarak değerlendirilmesine rağmen, üniversiteler, işçi ve işveren organizasyonları ve bazı diğer sivil kurum ve kuruluşlar da demokrasi ile yönetilebilir.

Ana yurdu Eski Yunan'daki filozoflar Aristo ve Eflatun tarafından eleştirilmiş, halk içinde "ayak takımının yönetimi" gibi aşağılayıcı kavramlarla nitelendirilmiştir. Fakat demokrasi diğer yönetim şekillerinin arasından sıyrılarak günümüzde en yaygın kullanılan devlet sistemi haline gelmiştir. Artık siyasetbilimciler hangi sistemin daha iyi işlediğinden çok hangi demokrasinin daha iyi işlediği tartışmalarına girmişler ve liberal, komünist, sosyalist, muhafazakâr, anarşist ve faşist düşünürler kendi sistemlerinin erdemlerini ön plana çıkarmaya çalışmışlardır. Bu sebeple demokrasinin çok sayıda değişik tanımı ortaya çıkmıştır. Demokrasinin tanımı tartışması günümüzde hâlâ devam eden bir tartışmadır. Bunun sebepleri arasında ülkelerdeki bazı kurumların görüşlerini haklı çıkartmak adına demokrasi tanımını kullanmaları, demokratik olmayan devletlerin kendilerini demokratik olarak tanıtma çabaları ve aslında genel bir kavram olan demokrasinin tek başına kullanılması (Anayasal demokrasi, sosyal demokrasi, liberal demokrasi vb.) gibi sebepler gösterilebilir. Demokrasiye farklı atıflar: (Devamı...)


Émile Zola ya da tam adıyla Émile François Zola (2 Nisan 1840 – 29 Eylül 1902), Fransa'da natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Zola'nın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransa'yı terkedip bir süre Londra'da yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davası'nın yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında, kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü.

“Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” en tanınmış romanlarıdır. Tüm romanlarında,doğal ve gerçekçi bir tarzla, hayatın zorluklarından bahsedilir. Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı, büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır. Natüralizm'in öncülerinden olan Emile Zola’nın romanı olan Thérèse Raquin de natüralizm örneğidir. Romanın baş karakteri olan Thérèse fizyolojik özellikleriyle ele alınmıştır. Romanda Thérèse yaşadığı çevrenin bir ürünü olarak görülmektedir. Yaşadığı çevre gibi ezilmiş bir yapıya sahiptir. Thérèse’in bu yapısı fizyolojik özellikleriyle kitapta şöyle anlatılmaktadır” Basık bir alnın altında dar,uzun ve çelik gibi bir burnu vardı.” Burada basık bir alın derken çevresinden gelen baskılardan ezilmiş olduğu ve çelik gibi bir burun derken de Thérèse’in güçlü kişiliği anlatılmaya çalışılmıştır. Romanda Thérèse çevresinden aldığı baskılar nedeniyle bütün duygularını içine atmıştır. Fakat bir süre sonra içgüdüsel dürtülerine dayanamayarak bütün duygularını açığa vurmuştur. Romanda Thérèse’in duygularını açığa vurması zorla beraber olduğu Camille'yi aldatıp Laurent’le beraber olmasıyla anlatılmaktadır. O zamana kadar Thérèse gerçek kişiliğini hep saklamış, karakterini baskı altına almıştır. Laurent'le olan konuşmalarında da bunu ikiyüzlü olduğunu söyleyerek dile getirmiştir. Thérèse'in şehvetli kişiliğini Afrikalı annesinden aldığı söylenmektedir. Bu da natüralizmin soya çekim özelliğine bir örnektir. Fakat Natüralizm’de de olduğu gibi romanda Thérèse yaptıklarından suçlanmamaktadır; çünkü yaptıkları onun yazgısı olarak görülmektedir. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 27 - Sal

Postmodern mimari ilk örneklerinin 1950'lerde başlıdığı varsayılan ve günümüz mimarisinde de etkisini sürdüren uluslararası bir üsluptur. Mimarlıkla postmodernitenin habercisi, genellikle modernizmin sahip olduğu uluslar arası üslubun biçimciliğine bir yanıt olarak "nüktenin, süslemenin ve göndermenin" geri dönüşüdür. Pek çok kültürel hareket gibi, postmodernizmin en fazla dillendirilen ve görünür olan fikirleri mimaride gözlemlenebilir. Modernizmin işlevsel olan ve resmileştirilen şekilleri ve alanları tam aksi yöndeki bir estetikle yer değiştirmiştir: üsluplar çarpışır, kendi için biçim anlayışı ortaya çıkar ve tanıdık üslup ve alanlara bakmanın yeni biçimleri fazlalaşır.

Modern mimarinin klasik örnekleri arasında, ticari alanda Lever House ve Seagram Binası, özel yahut kamu alanları arasında da Frank Lloyd Wright veya Bauhaus gösterilebilir. Postmodern mimarinin geçiş örnekleri arasında Oregon, Portland'daki Portland Binası ve New York'taki Sony Binası gösterilebilir. Bu yapılar geçmişten bileşenler ve referanslar alır, rengi ve sembolizmi mimariye yeniden sokar. Postmodern mimariden etkilenim taşıyan birincil örnekler arasında Las Vegas'tan Öğrenmek adlı ve 1977 tarihli kitabında Robert Venturi tarafından üzerinde durulan Las Vegas Strip adlı bina vardır. Venturi kitabında binanın sıradan ve evrensel mimarisine alkış tutmaktadır. Postmodern mimari yeni-eklektik mimari olarak da tanımlanmıştır; binaların cephesi göndermeler ve süslemelerle doludur ve sert süslemesiz modern üslubu karşısına alır. Bu eklektizm, Stuttgart Devlet Galerisinde ve Charles Willard Moore tarafından yapılan Piazza d'Italia'da en belirgin halini alan, dik olmayan açıların ve alışıldık olmayan yüzeylerin kullanımı ile kendini gösterir. Edinburgh'taki İskoç Parlamento binası da postmodern modanın bir örneği olarak gösterilmektedir. Modernist mimarlar postmodern binaları kaba ve cicibiciyle süslü binalar olarak görürler. Postmodern mimarlar da modern alanları ruhsuz ve kişiliksiz olarak nitelendirir. Bu fikir ayrılığı amaçlar söz konusu olduğunda da kendini gösterir: Modernizm süslemenin yoksunluğu kadar malzemenin minimalist ve yerinde kullanımıyle dikkati çekerken, postmodernizm erken modernistler tarafından konulan kesin kuralların bir reddidir ve inşa tekniklerinin, açılarının ve üslupsal göndermelerin bolluğunu tercih eder. (Devamı...)


Michael Gambon ya da tam adıyla Sir Michael John Gambon (d. 19 Ekim 1940 - Dublin), İrlanda doğumlu sinema ve tiyatro oyuncusu.

Michael Gambon ilk önce bir mühendis olarak çalışmaya başladı. 21 yaşındayken kesinlikle bir aktör olmak istediğine karar verdi. Oyunculuk kariyerine 1963'te Dublin'deki Edwards/MacLiammoir Gate Tiyatrosu'nda başladı. Old Vic'teki Ulusal Tiyatro'nun ilk üyelerindendi. Lawrence Olivier'nin yönettiği bu tiyatroda pek çok oyunda rol aldıktan sonra, Othello'yu oynadığı Birmingham Rep'e geçti. O günden bu güne geçen 40 yıl içinde, Gambon, döneminin en iyi tiyatrocularından biri olarak ün yaptı. Aktör, Alan Ayckbourn'un yönettiği "A Chorus of Disapproval"daki rolüyle Olivier Ödülü, "The Life of Galileo" ve "Volpone"la da En iyi Erkek Oyuncu dalında 1995 Evening Standard Ödülü kazandı.

Sinemaseverler onu Peter Greenaway'in yönettiği "The Cook, the Thief, His Wife and Her Lover"daki başrolüyle olduğu kadar, daha yakın dönem çalışmalarından Matthew Vaughn'ın yönetimindeki "Layer Cake", "Being Julia", Wes Anderson'ın yönettiği "The Life Aquatic", "The Gambler", "Dancing at Lughnasa", "The Last September", Tim Burton'ın yönettiği "Sleepy Hollow", "The Insider", "High Heels and Low Lifes", "Charlotte Gray", Robert Altman'ın yönettiği "Gosford Park", John Frankenheimer'ın yönettiği "Path to War", Conor McPherson'ın yönettiği "The Actors", Mike Nichols'ın yönettiği "Angels in America" ve Kevin Costner'ın yönettiği "Open Range"le de tanıyorlar. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 28 - Çrş

Reichstag (Türkçe okunuşu: Rayhstag), Adolf Hitler'in Almanya'nın başına geçişine kadar Almanya Parlamentosu'nun toplandığı yerin ismidir. Bugün Almanya Parlamentosu yine aynı isimli binada, Berlin'de bulunmaktadır.

1870’li yıllara kadar çeşitli bölgelerde birçok bina Almanya Parlamentosu olarak hizmet verdiyse de doğan ihtiyaçtan dolayı 1882 yılında bir mimarlık yarışması düzenlendi. 189 aday arasından Frankfurt kökenli bir mimar olan Paul Wallot yarışmayı kazandı. 1884 yılında başlanan inşaat 1894 yılında tamamlandı. Açıldığından beri hizmet veren Reichstag 1933 yılında Hollandalı bir komünist olan Marinus van der Lubbe'in gerçekleştirdiği bir kundaklama sonucu harap oldu. Bugün bile bu kundaklamanın gerçek olup olmadığı açıklığa kavuşturulamadı. Halen tartışılmakta olan başka bir varsayım nasyonal sosyalistlerin bu Reichstag yangınını bizzat gerçekleştirip suçu bir komünistin üzerine atmakla rakiplerini ve de özellikle Almanya Komünist Partisi'ni yasaklamak için istedikleri bahaneyi elde etmiş olmalarıdır. Nazilerin iktidarı boyunca parlamento bir kez daha toplanamadı. Ama NSDAP iktidarında bina savaş kararları, ülke politikalarını planlamak için yapılan oturumlar için ve nasyonal sosyalist propaganda amaçlı kullanıldı. II. Dünya Savaşı'nda harap olan binaya savaşın sonlarına doğru SSCB tarafından Zafer Sancağı çekildi. Soğuk Savaş döneminde Batı Berlin sınırları içinde kaldı. (Devamı...)


Venkata Raman ya da tam adıyla Chandrasekhara Venkata Raman (சந்திரசேகர வெங்கட ராமன்) (d. 7 Kasım 1888 - ö. 21 Kasım 1970), ülkesinde fizik biliminin gelişmesini sağlayan Hint fizikçi. Raman etkisi ve Raman saçılması olarak literatüre geçen, ışığın saydam bir malzemeden geçmesiyle bir kısmının bükülerek farklı dalga boyları oluşturması keşfiyle 1930 yılında Nobel Fizik Ödülü'nü kazanmıştır.

1983 yılında kendisi gibi bir fizikçi olan yeğeni, Subrahmanyan Chandrasekhar da Nobel Fizik Ödülü sahibi olmuştur.

Hindistan'ın ilk Nobel Ödülü kazanan ve dünyaca tanınan fizikçisi, Venkata Raman, 7 Kasım 1888'de Trichinopoly, Tamil Nadu, Güney Hindistan'da matematik ve fizik öğretim görevlisi “Chandrasekhara Ayyar” ile “Parvathi Ammal” çiftinin çocukları olarak dünyaya gelmiştir. 6 Mayıs 1907'de evlendiği “Lokasundari Ammal” ile “ Radhakrishnan” adını koydukları bir oğulları olmuştur. 21 Kasım 1970 tarihinde kalp yetmezliği nedeniyle hayata veda etmiştir. 1902 yılında “Cumhurbaşkanlığı Koleji”ne giren Raman, 1904'te fizik dalında birincilik ve altın madalya kazanır. 1907 yılında en yüksek puanla yüksek lisans eğitimine başlar. Fizik profesörü olan babasının etkisi altında yetişen Raman, bütün eğitimini Hindistan okullarında görmüştür ve 16 yaşında Madras Üniversitesi'nden mezun olmuştur. 19 yaşında yüksek lisansını tamamlayıp kamuda çalışmaya başlamıştır. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 29 - Prş

Volkswagen Beetle Alman otomobil üreticisi Volkswagen'in 1938'den 2003'e kadar ürettiği ekonomik otomobil modeli. 21,5 milyondan fazla (21.529.464. adet) satılan dünyanın en çok satan modelidir. Üretildiği 1938 yılında fiyatı 990 RM (eski Alman para birimi) olup, aracın ana hatlarının tasarımı Hitler'in isteği üzerine Ferdinand Porsche tarafından yapılmıştır, ancak Ferdinand Porsche'nin orijinal tasarımı, üretime geçmiş halinden daha basitti. Onun üretim haline kavuşturan detaylarını ise Adolf Hitler tasarlamıştır. 1131-1584 CC'lik 4 zamanlı otto motoru 18Kw 40 beygirlik güç üretmektedir. 1974 yılına kadar Almanya'da üretilmiş, daha sonra üretim Meksika ve Brezilyada 2003 yılının sonuna kadar devam etmiştir. Yerine VW Golf üretilmeye başlanmıştır. Ağırlığı 730-900 kg'dır. Direksiyonun ortasındaki resimde su kenarında bir kale ve köpek figürleri yer alır. Bu resimdeki su, arabanın su gibi aktığını, kale, arabanın sağlamlığını, köpek ise aracın sahibine bir köpek kadar sadık olduğunu temsil eder. Ayrıca ateş böceği Herbie adıyla bir film serisine (1969-2003) konu olmuştur. (Devamı...)

Robert H. Goddard ya da tam adıyla Robert Hutchings Goddard (d. 5 Ekim 1882 - ö. 10 Ağustos 1945), Amerikalı fizik profesörü ve bilim insanı, kontrollü sıvı yakıtlı roketlerin üretilmesinin öncülerinden. Dünyanın ilk sıvı yakıtlı roketini 6 Mart 1926'da gerçekleştirdi. Bu yüzden roketlerin babası olarak adlandırılmaktadır. 1930'dan 1935'e kadar hızları 885 km/s (550 mph)'e ulaşan roketlerin fırlatılması çalışmalarında yer aldı.

1880'ler ABD'nin elektrikle tanıştığı yıllardı. Bu dönemde babası, küçük Robert'a yün halıların üzerinde statik elektriğin ne olduğunu göstermişti. Bu, onda bilime ve deney yapmaya karşı büyük bir ilgi uyandırmıştı. Robert H. Goddard, gençliğinde geçirdiği akciğer veremi nedeniyle öğrenimine bir süre ara vermiş, daha sonra 1908 yılında Worcester Politeknik Enstitüsü'nden fizik diploması almıştı. Goddard, artık belli bir ağırlığın yerden yukarı doğru yükseltilebilmesi için gerekli patlayıcı güçten, oksijen roketlerine ve uzak gezegenlerin fotoğraflarını çekecek kameralarda güneş enerjisinden yararlanılmasına dek birçok ilginç konuya eğildi. 1911'de doktorasını tamamladıktan sonra fizik dersleri vermeye ve roket deneyleri yapmaya başladı. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.

Haziran 30 - Cum

Nelson, Lancashire Birleşik Krallık İngiltere ülkesi Kuzey Batı Bölgesinde birinci seviye "shire"-tipi yerel idare olan Lancashire kontluğuna bağlı bulunan "metropoliten-olmayan borough" statülü ikinci seviyede bir yerel idaresi olan Pendle (borough)'nun merkez kentidir. Borough sınırları içinde nüfusu (2001 Nüfus Sayımı) itibariyle 28.998 kişidir.

Nelson yerleşim birimi Burnley kentinin yaklaşık 6,5 km kuzeyinde "Leeds ve Liverpool Kanalı" üzerinde konumlanmıştır.

Nelson yüzyıllarca birbirine yakın "Küçük Marsden" ve "Büyük Marsden" adlı iki küçük köyden oluşmaktaydı. 1740'ta yörede yaşıyan Ecroy ailesi bu köyler civarında "Edge End" adlı bir mevkide bir küçük pamuklu tekstil fabrikası kurdu. Civarda iki kömür madeni açıldı. 1740'ta bu yerleşkeler yakınından "Liverpool ve Leeds Kanalı" geçti. 19.yy başlarında İngiltere'deki sanayi devrimi ile birlikte pamuklu tekstil sanayi merkezi olarak çok hızla büyümeye başladı.

1849'da da gelişmekte olan yeni tekstil kasabası, demiryolu sistemine bağlandı. Bağlı olan demiryolu ağ şebekesinde Batı Yorkshire'da bir "Marsden" istayonu bulunmaktadaydı ve isim karşıklığını önlemek için demiryolu şirketi Büyük Marsden'da yeni kurulan istasyona komşu olan önemli bir pub olan (sonradan "Admiral Nelson Inn" adını alan) "Nelson Inn"'e atıfla "Nelson" adını verdi. Böylece bu istasyon ismi gelişen kasabanın ismi olarak anılmaya başlandı.

Demiryolu üzerinde olması Nelson kasaba ekonomisinin pamuklu tekstil dokumacılık üzerinde spasialize olarak hızla büyümesini daha da hızlandırdı. 1850'de kasabada en büyük dokuma fabrikası olan "Walverden Mill" kuruldu. (Devamı...)


I. Fuad (26 Mart 1868 - 28 Nisan 1936), İngiltere'den bağımsızlığını elde eden Mısır'ın ilk kralı (1922-1936). İngiltere'yle daha uygun koşullarda bir bağımsızlık antlaşması yapmaya ve aşırı milliyetçi Vafd Partisi'nin etkisini kırmaya çalışmıştır.

Mısır hidivi İsmail Paşa'nın oğlu olan Ahmed Fuad, İtalya'da sürgünde bulunan babasının yanında yetişti. İtalya ve İsviçre'de öğrenim gördükten sonra 1890'da ülkesine dönerek, yeğeni olan Hıdiv II. Abbas Hilmi Paşa'nın yaveri oldu. 1882'den beri İngiliz işgali altında bulunan Mısır, I. Dünya Savaşı'nda İngiltere'nin Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etmesinden sonra İngiliz protektorası olmuştu. 1914'te İngilizler Osmanlılardan yana bir tavır sergileyen Abbas Hilmi Paşa'yı devirerek yerine amcası (Ahmed Fuad'ın ağabeyi) Hüseyin Kâmil Paşa'yı Mısır Sultanı ilan ettiler. Hüseyin Kâmil'in 9 Ekim 1917'de ölümü üzerine kardeşi Ahmed Fuad, I. Fuad adıyla Mısır sultanı ilan edildi.

1919'da İngiltere, Mısır'a daha geniş özerklik tanıyacak bir antlaşma için görüşmeye oturma isteğini bildirdi. Mısırlıların çoğu bu gelişmeyi hoşnutlukla karşıladı; ama Mısır'ın istemlerini kimin dile getireceği ve İngilizlere sunacağı konusunda anlaşmazlık doğdu. Güçlü bir toplumsal tabanı olan sultan, devlet yönetiminde ağırlığını korumaya kararlıydı. Ama Vafd Partisi'nin önderi Saad Zaglul, partisini Mısır ulusunun temsilcisi olarak görüyor, İngilizlerle görüşmeleri ancak kendisinin yönetebileceğini düşünüyordu. (Devamı...)

görüntüle - değiştir -   korunmuş sürümü oluştur
Korunmuş sürümü oluşturmak için birinci satırı silip {{kopyala:GM kutu ekleyip kaydedin.


Vikipedi:Günün maddesi arşivi


Bugün 28 Mayıs 2020, Perşembe ; saat 05.47 UTC