II. Dünya Savaşı

1939'dan 1945'e kadar süren küresel savaş

II. Dünya Savaşı, 1939'dan 1945'e kadar süren küresel savaş. Savaşa dönemin büyük güçleri ve dünya ülkelerinin büyük çoğunluğu katıldı ve iki karşıt askerî ittifak kuruldu: Müttefikler ve Mihver. 30'dan fazla ülkeden gelen 100 milyondan fazla personelin doğrudan katıldığı bu topyekûn savaşta, savaşın büyük tarafları tüm ekonomik, endüstriyel ve bilimsel kapasitelerini savaş için seferber ettiler. 70 ila 85 milyon ölümle sonuçlanan II. Dünya Savaşı, insanlık tarihindeki en ölümcül savaştı ve savaş boyunca askerî personelden daha çok sivil kayıp verildi. Milyonlarca insan soykırımdan (Holokost gibi), planlanmış açlık ölümlerinden, katliamlardan ve hastalıklardan öldü. Tanklar, zırhlı araçlar, savaş uçakları, stratejik bombardımanlar, uçak gemileri, radar ve sonar, nükleer silahların geliştirilmesi ve roketler gibi birçok savaş teknolojisi savaşta önemli rol oynadı.

II. Dünya Savaşı
Sol üstten saat yönünde:
Tarih1 Eylül 1939-2 Eylül 1945 (6 yıl ve 1 gün)[a]
Bölge
Sonuç

Müttefik zaferi

Taraflar
Müttefikler Mihver
Komutanlar ve liderler
Ana Müttefik liderleri: Ana Mihver liderleri:
Kayıplar
  • Askeri ölümler:
  • 16 milyondan fazla
  • Sivil ölümler:
  • 45 milyondan fazla
  • Toplam ölümler:
  • 61 milyondan fazla
  • (1937–1945)
  • Askeri ölümler:
  • 8 milyondan fazla
  • Sivil ölümler:
  • 4 milyondan fazla
  • Toplam ölümler:
  • 12 milyondan fazla
  • (1937–1945)

II. Dünya Savaşı'nın 1 Eylül 1939'da Almanya'nın Polonya'yı istila etmesi ve ardından 3 Eylül'de Birleşik Krallık ve Fransa'nın Almanya'ya savaş ilan etmesiyle başladığı kabul edilir. 1939'un sonlarından 1941'in başlarına kadar; Almanya bir dizi harekât ve antlaşma ile Kıta Avrupası'nın çoğunu istila etti ve kontrolü altına aldı. Ayrıca İtalya, Japonya ve diğer ülkeler ile Mihver ittifakını kurdu. Ağustos 1939'daki Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı ile Almanya ve Sovyetler Birliği, Polonya'yı paylaştı ve istila etti. Bu saldırmazlık anlaşmasından yararlanan Sovyetler Birliği Finlandiya ve Romanya'nın bir kısmını, Baltık devletlerinin ise tamamını ilhak etti. Kuzey Afrika ve Doğu Afrika'da harekâtların başlamasının ve 1940'ın ortalarında Fransa'nın 2 ay içerisinde çöküşünün ardından savaş çoğunlukla Avrupalı Mihver devletleri ve Britanya İmparatorluğu arasında Balkanlar'daki harekâtlarla, Atlantik Savaşı'yla, Britanya'da hava savaşıyla ve Blitz'le devam etti. 22 Haziran 1941'de başlarında Almanya, Avrupalı Mihver devletleri ile Sovyetler Birliği'ni istila ederek tarihin en büyük kara cephesi olan Doğu Cephesi'ni açtı ve Mihver'i, özellikle de Alman Wehrmacht'ını bir yıpratma savaşına soktu. Almanya'nın Sovyetler Birliği seferine Japon İmparatorluğu dahil olmadı.

Asya ve Pasifik üzerinde hükmetmeyi amaçlayan Japonya, 1937'den beri Çin Cumhuriyeti ile savaş içerisindeydi. Aralık 1941'de Japonya, Güneydoğu Asya ve Orta Pasifik'te bulunan Amerikan ve İngiliz topraklarının ve kolonilerinin neredeyse tamamına Pearl Harbor Saldırısı gibi eşzamanlı saldırılar düzenledi. ABD'nin ve Birleşik Krallık'ın Japonya'ya savaş ilanından sonra Avrupalı Mihver devletleri, müttefikleri ile dayanışma içinde ABD'ye savaş ilan etti. Japonya kısa süre içinde Batı Pasifik'in çoğunu ele geçirdi 1942'de Midway Muharebesi'ni kaybetmelerinin ardından ilerlemeleri durduruldu. Daha sonra Almanya ile İtalya Kuzey Afrika'da müttefik güçlerine ve Stalingrad'da Sovyetler Birliği'ne karşı ağır yenilgilere uğradı. 1943'teki aksilikler (örneğin Doğu Cephesi'ndeki bir seri Alman yenilgisi, Müttefiklerin Sicilya'yı ve İtalyan anakarasını istilası ve Pasifik'teki müttefik harekâtı) Mihver'i bütün cephelerde stratejik geri çekilmeler yapmaya zorladı. 1944'te Batılı Müttefikler Alman işgali altındaki Fransa'yı geri aldı ve Sovyetler Birliği Mihver güçlerini topraklarından tamamen atıp Almanya'yı istila etmeye başladı. 1944 ve 1945 boyunca, Japonya'nın Çin'deki ilerlemeleri tersine dönerken, Müttefikler Japon Donanması'na önemli darbeler vurdu ve stratejik Batı Pasifik adalarını ele geçirdi.

Avrupa'daki savaş, Alman işgali altındaki bölgelerin özgürleştirilmesi, Sovyetler Birliği'nin ve Batılı Müttefiklerin Almanya'yı istilası, Berlin Muharebesi, Adolf Hitler'in intiharı ve 8 Mayıs 1945'te Almanya'nın koşulsuz teslimiyetiyle sonuçlandı. 26 Temmuz 1945'te Müttefiklerin Potsdam Deklarasyonu'ndan ve Japonya'nın bu şartlara göre teslim olmayı reddetmesinin ardından, ABD ilk atom bombalarını 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya ve 9 Ağustos'ta Nagazaki'ye attı. Japon adalarının potansiyel bir istilası, ek atom bombası saldırıları olasılığı ve 9 Ağustos'ta Japonya'ya karşı Sovyetlerin savaşa girmesi ve Mançurya'yı istilasıyla karşı karşıya kalan Japonya, 15 Ağustos 1945'te teslim olmaya niyetini açıkladı ve Asya'da Müttefikler zafer elde etti. Savaşın ardından, Almanya ve Japonya işgal edildi ve Alman ve Japon liderlere karşı savaş suçları mahkemeleri açıldı. Çoğunlukla Yunanistan ve Yugoslavya'da işlenmiş belgeli savaş suçlarına rağmen, İtalyan liderler ve generaller diplomatik faaliyetler sayesinde genellikle cezalar ile karşı karşıya kalmadılar.

II. Dünya Savaşı, dünyanın siyasi gruplaşmasını ve sosyal yapısını değiştirdi. Birleşmiş Milletler (BM), uluslararası işbirliğini geliştirmek ve gelecekteki potansiyel çatışmaları önlemek için kuruldu ve muzaffer büyük güçler (Çin, Fransa, Sovyetler Birliği, Birleşik Krallık ve ABD) Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri oldu. Sovyetler Birliği ve ABD rakip süper güçler olarak ortaya çıktı ve bu neredeyse yarım yüzyıl süren Soğuk Savaş için zemin hazırladı. Avrupa'nın savaştan gördüğü büyük zararın ardından, büyük güçlerinin etkisi azaldı ve bu Asya ile Afrika'nın dekolonizasyonunu tetikledi. Endüstrileri zarar gören çoğu ülke ekonomik iyileşme ve genişlemeye yöneldi. Siyasi bütünleşme, özellikle Avrupa'da, gelecekteki düşmanlıkları önleme, savaş öncesi düşmanlıkları sona erdirme ve ortak bir kimlik oluşturma çabası ile başladı.

ZamandizinDüzenle

Avrupa’daki savaşın genellikle 1 Eylül 1939’da[1][2] Polonya Seferi ile ve iki gün sonra Birleşik Krallık ve Fransa'nın Almanya'ya savaş ilanıyla başlandığı kabul edilir. Pasifik'te savaşın başlama tarihi olarak kabul edilen tarihlerin arasında ise, İkinci Çin-Japon Savaşı'nın başladığı 7 Temmuz 1937[3][4] ve Japonya'nın Mançurya'yı istila ettiği 19 Eylül 1931 yer alır.[5][6][7]

Diğer bazı görüşler ise, Çin-Japon Savaşı ile Avrupa ve kolonilerindeki savaşın eşzamanlı olarak gerçekleştiğini ve iki savaşın 1941'de birleştiğini savunan İngiliz tarihçi A.J.P. Taylor'ın görüşlerini takip eder.[8][9] II. Dünya Savaşı için kullanılan diğer başlangıç tarihlerinin arasında II. İtalya-Habeşistan Savaşı'nın başladığı 3 Ekim 1935 bulunur.[10][11][12] Bunun yanında, Hem I. hem de II. Dünya Savaşı'nın aynı "Avrupa İç Savaşı" veya "İkinci Otuz Yıl Savaşı" nın bir parçası olduğu görüşü de vardır.[13][14] İngiliz tarihçi Antony Beevor, II. Dünya Savaşı'nın başlangıcını Mayıs'tan Eylül 1939'e kadar Sovyetler Birliği ile Moğolistan ve Japonya güçleri arasında savaşılan Halhin Gol Muharebesi olarak belirler.[15]

Savaşın bitiş tarihi hakkında da evrensel bir fikir birliği yoktur. O zamanlarda savaşın, 2 Eylül 1945'te Japonya'nın resmen teslim olarak Asya'daki savaşı resmen bitirmesi ile değil, 14 Ağustos 1945'deki mütareke ile sonlandığı kabul görüyordu. Japonya ve Müttefikler arasında bir barış antlaşması, 1951'de imzalandı.[16] 1990'da Almanya'nın geleceğini ilgilendiren bir antlaşma, Doğu ve Batı Almanya'nın yeniden birleşmesine zemin hazırladı ve bu, II. Dünya Savaşı'nın sebep olduğu savaş sonrası sorunların çoğunu çözdü.[17] Japonya ile Sovyetler Birliği arasında hiçbir zaman resmi bir barış antlaşması imzalanmadı.[18]

Arka planDüzenle

AvrupaDüzenle

I. Dünya Savaşı, İttifak Devletleri'nin (Avusturya-Macaristan, Almanya, Bulgaristan ve Osmanlı İmparatorluğu) yenilgisi ve 1917'de Bolşeviklerin Rusya'da iktidarı ele geçirerek Sovyetler Birliği'ni kurması ile Avrupa siyasi haritasını kökten değiştirdi. Bu sırada, Fransa, Belçika, İtalya, Romanya ve Yunanistan gibi muzaffer İtilaf Devletleri savaşın bir sonucu olarak yeni topraklar kazandılar ve Avusturya-Macaristan, Osmanlı ve Rus İmparatorluklarının çöküşünden yeni ulus devletler meydana geldi.

 
Cenevre'de toplanan Milletler Cemiyeti meclisi, 1930

Milletler Cemiyeti, gelecekteki potansiyel bir dünya savaşını önlemek için 1919'da Paris Barış Konferansı sırasında kuruldu. Organizasyonun temel amaçları, kolektif güvenlik yoluyla silahlı çatışmayı önlemek, silahsızlanmak ve barışçıl müzakereler ve tahkim yoluyla uluslararası anlaşmazlıkları çözmekti.

I. Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan güçlü pasifist görüşlere rağmen,[19] aynı dönemde birçok Avrupa ülkesinde irredantizm ve intikamcı milliyetçilik gelişmeye başladı. Bu görüşler özellikle, Versay Barış Antlaşması tarafından dayatılan önemli toprak, sömürge ve ekonomi kayıpları nedeniyle Almanya'da belirgindi. Antlaşma nedeniyle Almanya, Avrupa'daki topraklarının %13'ünü ve denizaşırı topraklarının tümünü kaybetti, diğer devletleri ilhak etmesi yasaklandı, tazminat ödemek zorunda bırakıldı ve ülkenin silahlı kuvvetlerinin büyüklüğüne ve ekipmanlarına sınırlar getirildi.[20]

1918-1919 Alman Devrimi ile Alman İmparatorluğu yıkıldı ve daha sonra Weimar Cumhuriyeti olarak bilinecek olan demokratik bir hükümet kuruldu. İki savaş arası dönem boyunca, yeni kurulan cumhuriyetin destekçileri ile hem sağ hem de sol görüşlü sert muhalifler arasında çekişme görüldü. Bir İtilaf müttefiki olan İtalya, savaş sonrası bazı toprak kazanımları elde etti; ancak İtalyan milliyetçileri, Birleşik Krallık ve Fransa'nın İtalyanların savaşa girişini sağlamak için verdikleri sözlerin barış antlaşmasında yerine getirilmemesi yüzünden öfkeliydiler. 1922'den 1925'e kadar, Benito Mussolini önderliğindeki faşist hareket; temsili demokrasiyi ortadan kaldıran, sosyalist, sol ve liberal güçlere baskı uygulayan ve İtalya'yı bir büyük güç yapıp bir "Yeni Roma İmparatorluğu" yaratma sözü veren yayılmacı bir dış politika izleyen milliyetçi, totaliter ve sınıf işbirlikçisi bir ideoloji ile İtalya'da iktidarı ele geçirdi.[21]

 
Adolf Hitler, Nürnberg'de bir Nazi siyasi mitinginde, Ağustos 1939

Adolf Hitler, 1923'te Alman hükümetini devirmeye yönelik başarısız bir darbe girişiminden sonra 1933'te Almanya Şansölyesi oldu. Hitler ırk temelli ve radikal yeni bir dünya düzenini benimseyerek demokrasiyi kaldırdı ve kısa süre sonra büyük bir tekrar silahlanma gayreti başlattı.[22] Bu sırada Fransa, ittifakını güvence altına almak için, İtalya'nın sömürge olarak istediği Etiyopya'yı istila etmesine göz yumdu. Durum, 1935'in başlarında Saar Bölgesi'nin Almanya ile yasal olarak yeniden birleşmesi ve Hitler'in tekrar silahlanma programını hızlandırıp zorunlu askerliği başlatarak Versay Antlaşması'nı ihlal etmesi ile daha da kötüleşti.[23]

Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya, Almanya'yı kontrol altına almak için Nisan 1935'te askerî küreselleşme yolunda önemli bir adım olan Stresa Antlaşması'nı imzaladı; ancak aynı yılın Haziran ayında Birleşik Krallık ve Almanya arasında önceki kısıtlamaları hafifleten bağımsız bir denizcilik antlaşması imzalandı. Almanya'nın Doğu Avrupa'da geniş toprakları istila hedeflerinden endişelenmeye başlayan Sovyetler Birliği, Fransa ile bir karşılıklı yardım antlaşması hazırladı. Ancak, Fransız-Sovyet paktının yürürlüğe girmeden önce Milletler Cemiyeti bürokrasisinden geçmesi gerekiyordu ve bu da antlaşmayı etkisiz kılıyordu.[24][25] Avrupa ve Asya'daki olaylarla yakından ilgilenen ABD, aynı yılın Ağustos ayında Yansızlık Yasaları'nı onadı.[26]

Mart 1936'da Hitler, Renanya'yı yeniden silahlandırarak Versay ve Locarno Antlaşmaları'nı ihlal etti ve yatıştırma politikası nedeniyle çok az uluslararası muhalefetle karşılaştı.[27] Ekim 1936'da, Almanya ve İtalya Roma-Berlin Mihveri'ni kurdu. Bir ay sonra, Almanya ve Japonya, İtalya'nın ertesi yıl katılacağı Anti-Komintern Paktı'nı imzaladı.[28]

AsyaDüzenle

Çin'deki Kuomintang partisi, 1920'lerin ortalarında bölgesel savaş ağalarına karşı bir birleşme harekâtı başlattı ve Çin'i birleştirdi; ancak kısa süre sonra ülkede, eski müttefikleri olan Çin Komünist Partisi[29] ve yeni ortaya çıkmış bölgesel savaş ağalarına karşı bir iç savaş başladı. 1931'de, hükümetinin ülkenin Asya'yı yönetmeyi hakkı olarak gördüğü için Çin'de uzun süredir nüfuz elde etmek için fırsat arayan ve giderek militaristleşen Japon İmparatorluğu,[30] Mançurya'yı istila etmek ve Mançukuo kukla devletini kurmak için bir bahane olarak bir sahte bayrak operasyonu olan Mukden Olayı'nı gerçekleştirdi.[31]

Çin, Japonya'nın Mançurya'yı istilasını durdurması için Milletler Cemiyeti'ne başvurdu. Japonya, Mançurya'ya olan istilasından dolayı kınandıktan sonra, Milletler Cemiyeti'nden çekildi. İki ülke daha sonra Şanghay, Rehe ve Hebei'de 1933'teki Tanggu Ateşkesi imzalanana kadar birkaç muharebede çatıştı. Çinli gönüllüler daha sonra Mançurya, Chahar ve Suiyuan'da Japon saldırganlığına karşı direnişi sürdürdü.[32] 1936'daki Xi'an Olayı'ndan sonra, Kuomintang ve komünist kuvvetler Japonya'ya karşı beraber savaşmak için ateşkes konusunda anlaştılar.[33]

Savaş öncesi olaylarDüzenle

İtalya'nın Etiyopya'yı istilası (1935)Düzenle

 
Benito Mussolini askerlerini teftiş ediyor, 1935

II. İtalya-Habeşistan Savaşı, Ekim 1935'te başlayan ve Mayıs 1936'da son bulan bir sömürge savaşıydı. Savaş, İtalya Krallığı'nın silahlı kuvvetleri tarafından İtalyan Somalisi ve Eritresi'nden başlatılan askerî harekât ile Etiyopya İmparatorluğu'nu istilası ile başladı.[34] Etiyopya'nın askerî işgali ve yeni oluşturulan İtalyan Doğu Afrikası'na ilhakı ile sonuçlanan savaş, ayrıca Milletler Cemiyeti'nin barışı koruma gücü olarak zayıflığını da ortaya çıkardı. Hem İtalya hem de Etiyopya cemiyete üye ülkelerdi; ancak cemiyet İtalya cemiyet sözleşmesinin 10. maddesini açıkça ihlal ederken çok az şey yaptı.[35] Birleşik Krallık ve Fransa, İtalya'ya işgal nedeniyle yaptırım uygulanmasını desteklediler; ancak yaptırımlar tam olarak uygulanmadı ve İtalyan istilasını sona erdirmedi.[36] Daha sonra İtalya, Almanya'nın Avusturya'yı topraklarına katma hedefine olan itirazlarını sonlandırdı.[37]

İspanya İç Savaşı (1936-1939)Düzenle

 
1937'deki Guernica Bombardımanı, Avrupa'nın diğer yerlerinde, bir sonraki büyük savaşın şehirlerin bombalanıp yüksek sivil kayıplar verdirmeye dayanacağına dair korkular uyandırdı.

İspanya'da iç savaş başladığında Hitler ve Mussolini, General Francisco Franco önderliğindeki Milliyetçi isyancılara askeri destek verdi. İtalya, Milliyetçilere Nazilerin verdiğinden daha çok destek verdi; Mussolini İspanya'ya toplamda 70.000'den fazla asker ve 6.000 havacılık personelinin yanı sıra yaklaşık 720 uçak gönderdi.[38] Sovyetler Birliği ise, İspanya Cumhuriyeti'nin mevcut hükümetini destekledi. Uluslararası Tugaylar olarak bilinen 30.000'den fazla yabancı gönüllü de ayrıca Milliyetçilere karşı savaştı. Hem Almanya hem de Sovyetler Birliği, bu vekâlet savaşını en gelişmiş silahlarını ve taktiklerini çatışmada test etmek için bir fırsat olarak kullandı. Milliyetçiler Nisan 1939'da savaşı kazandı ve artık diktatör olan Franco, savaş boyunca resmi olarak tarafsız kaldı ama çoğunlukla Mihver'e daha yakın davrandı.[39] Franco'nun Almanya ile olan en büyük işbirliği, Doğu Cephesi'nde savaşmak için gönüllülerin gönderilmesiydi.[40]

Japonya'nın Çin'i istilası (1937)Düzenle

Temmuz 1937'de Japonya, tüm Çin'i istila etmeye yönelik bir askerî harekât ile sonuçlanan Marco Polo Köprüsü Olayı'nın sonrasında eski Çin imparatorluk başkenti Pekin'i ele geçirdi.[41] Kısa süre içerisinde Sovyetler, Çin ile bir saldırmazlık paktı imzaladı ve Çin'e malzeme desteği vermeye başladı; bu Çin'in Almanya ile olan işbirliğini etkin bir şekilde sona erdirdi. Eylül'den Kasım'a kadar, Japon kuvvetleri Taiyuan'a saldırdı, Niangzi Geçidi civarında Ulusal Devrimci Ordu ile çatıştı[42] ve Pingxing Geçidi'nde komünist kuvvetler ile savaştı.[43][44] Generalissimo Çan Kay Şek Şanghay'ı savunmak için en iyi ordusunu konuşlandırdı; ancak 3 aylık çatışmaların sonucunda şehir düştü. Japonlar, Çin kuvvetlerini geri püskürtmeye devam etti ve Aralık 1937'de başkent Nankin'i ele geçirdi. Nankin'in düşüşünden sonra, on binlerce veya yüz binlerce Çinli sivil ve silahsızlandırılmış asker Japonlar tarafından katledildi.[45][46]

Mart 1938'de Milliyetçi Çin kuvvetleri Tai'erzhuang'da ilk önemli zaferlerini elde etti, ama daha sonra Mayıs'ta Xuzhou Japon kuvvetleri tarafından ele geçirildi.[47] Haziran 1938'de Çin kuvvetleri, Sarı Irmak'ta yapay bir sel başlatarak Japonların ilerlemesini durdurdu; bu hamle Çinlilere Vuhan'da savunmalarını hazırlamaları için zaman kazandırdı; ancak şehir buna rağmen Ekim ayında Japonlara düştü.[48] Japon askerî zaferleri, Japonya'nın umduğunun aksine Çin direnişinin sonunu getirmedi; aksine Çin hükümeti iç bölgelerdeki Çongçing'e taşındı ve savaşmayı sürdürdü.[49][50]

Sovyet-Japon sınır çatışmalarıDüzenle

 
Hasan Gölü Muharebesi'nde Kızıl Ordu topçu birlikleri, 1938

1930'ların ortalarından sonuna kadar, Mançukuo'daki Japon kuvvetleri zaman zaman Sovyetler Birliği ve Moğolistan ile sınır çatışmaları yaşadı. Japonya'nın kuzeye doğru genişlemesine dayanan Hokushin-ron doktrinine o zamanda İmparatorluk Ordusu tarafından sıcak bakılıyordu. 1939'da Hasan Gölü'nde Japonların yenilmesi, devam eden İkinci Çin-Japon Savaşı[51] ve Japon müttefiki Nazi Almanyası'nın Sovyetler ile tarafsızlık peşinde koşması nedeniyle bu politikayı sürdürmek zor olacaktı. Japonya ve Sovyetler Birliği sonunda Nisan 1941'de bir tarafsızlık paktı imzaladı; ve Japonya, Deniz Kuvvetleri tarafından desteklenen ve kuzeyin aksine güneye odaklanan Nanshin-ron doktrinini benimsedi ve bu sonunda Japonya'nın ABD ve Batılı Müttefikler ile savaşına yol açtı.[52][53]

Avrupa'da işgaller ve antlaşmalarDüzenle

 
(Soldan sağa) Chamberlain, Daladier, Hitler, Mussolini ve Ciano, Münih Antlaşması'nı imzalamalarından hemen önce, 29 Eylül 1938

Avrupa'da, İtalya ve Almanya giderek daha da saldırganlaşıyorlardı. Mart 1938'de Almanya, Avusturya'yı ilhak etti ve bu, diğer Avrupa ülkelerinden çok az tepki aldı.[54] Bundan cesaretlenen Hitler, Çekoslovakya'ya, etnik Alman nüfusunun yaşadığı bir bölge olan Südetler yüzünden baskı yapmaya başladı. Daha sonra Birleşik Krallık ve Fransa, İngiliz Başbakanı Neville Chamberlain'in yatıştırma politikasını izledi ve bu bölgeyi, Nazilerin başka bir toprak talebi olmaması karşılığında Çekoslovak hükümetinin isteklerine karşı yapılan Münih Antlaşması ile Almanya'ya teslim etti.[55] Kısa süre sonra Almanya ve İtalya, Çekoslovakya'yı Macaristan'a daha fazla toprak vermeye zorladı ve Polonya, Çekoslovakya'nın Zaolzie bölgesini ilhak etti.[56]

Almanya'nın beyan ettiği tüm talepleri Münih Antlaşması ile karşılanmış olsa da, Hitler şahsi olarak İngiliz müdahalesi yüzünden tek bir operasyonda Çekoslovakya'nın tamamını ele geçiremediği için öfkeliydi. Sonraki konuşmalarında Hitler, İngiliz ve Yahudi "savaş tacirlerine" tepki gösterdi ve Ocak 1939'da İngiliz donanmasının üstünlüğünü ortadan kaldırmak için Alman donanmasının gizlice büyütülmesini emretti. Mart 1939'da Almanya, Çekoslovakya'nın geri kalanını istila etti ve ardından Bohemya ve Moravya Protektorası ile Alman yanlısı bir bağımlı devlet olan Slovak Cumhuriyeti'ni oluşturarak ülkeyi böldü.[57] Hitler ayrıca 20 Mart 1939'da Litvanya'ya önceden Memel Bölgesi olarak bilinen Klaipėda Bölgesi'nin Almanya'ya ilhakını zorlayan bir ültimatom verdi.[58]

 
Joachim von Ribbentrop ve Sovyet lideri Josef Stalin Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı'nı imzaladıktan sonra, 23 Ağustos 1939

Paniğe kapılan Birleşik Krallık ve Fransa, Hitler'in Danzig Serbest Şehri üzerinde yeni iddialarda bulunması üzerine Polonya'nın bağımsızlığını desteklediklerini garanti etti; Nisan 1939'da İtalya Arnavutluk'u istila ettiğinde aynı garanti Romanya ve Yunanistan'a da verildi.[59] Fransa ve Birleşik Krallık'ın Polonya ile kurduğu ittifaklardan kısa süre sonra, Almanya ve İtalya Çelik Pakt ile kendi ittifaklarını resmileştirdi.[60] Hitler, Birleşik Krallık ve Polonya'yı, Almanya'yı "kuşatmaya" çalışmakla suçladı ve Birleşik Krallık'la imzaladığı deniz antlaşması ile Polonya'yla imzaladığı saldırganlık paktını iptal etti.[61]

Alman askerleri Polonya sınırına doğru hareket etmeye devam ederken, durum Ağustos sonunda genel bir kriz hâline geldi. 23 Ağustos'ta Fransa, Birleşik Krallık ve Sovyetler Birliği arasında potansiyel bir askeri ittifakla ilgili üçlü müzakereler durduğunda,[62] Sovyetler Birliği Almanya ile bir saldırmazlık paktı imzaladı.[63] Bu paktın, Alman ve Sovyet "nüfuz alanlarını" (Almanya için batı Polonya ve Litvanya; Sovyetler Birliği için doğu Polonya, Estonya, Letonya ve Besarabya) tanımlayan ve Polonya bağımsızlığının sürdürülüp sürdürülmeyeceği sorusunu gündeme getiren gizli bir protokolü vardı.[64] Pakt, Sovyetlerin Polonya'ya karşı gerçekleştirilen bir askerî harekâta karşı çıkma olasılığını geçersiz kıldı ve I. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi, Almanya'nın iki cepheli bir savaşla yüzleşmek zorunda kalmayacağına dair bir güvence verdi. Bundan hemen sonra Hitler, saldırının 26 Ağustos'ta başlamasını emretti; ama Birleşik Krallık'ın Polonya ile bir karşılıklı yardım antlaşması imzaladığını ve İtalya'nın tarafsızlığını koruyacağını duyunca saldırıyı ertelemeye karar verdi.[65]

Birleşik Krallık'ın savaştan kaçınabilmek için yaptığı doğrudan müzakere taleplerine yanıt olarak Almanya, ilişkileri kötüleştirmek için bir bahane olmaları için Polonya'dan bazı taleplerde bulundu.[66] 29 Ağustos'ta Hitler, tam yetkili bir Polonyalı diplomatın Danzig'in Almanya tarafından ilhakını müzakere etmek üzere derhal Berlin'e gelmesini ve Danzig Koridoru'nda Alman azınlığın ayrılık için oy vereceği bir referanduma izin verilmesini istedi.[66] Polonya Alman taleplerine uymayı reddetti ve 30-31 Ağustos gecesi İngiliz büyükelçisi Nevile Henderson ile bir görüşme sırasında Ribbentrop, Almanya'nın toprak iddialarını reddedilmiş olarak gördüğünü söyledi.[67]

Savaşın gidişatıDüzenle

Avrupa'da savaşın başlaması (1939-1940)Düzenle

 
Alman askerleri Polonya sınır kapısını yıkarken, 1 Eylül 1939

1 Eylül 1939'da Almanya, istilaya bahane olarak gösterilen birkaç sahte bayrak operasyonu düzenlemesinin ardından Polonya'yı istila etti.[68] Polonya'ya karşı yapılan ilk Alman saldırısı, Westerplatte'deki Polonya savunmasına karşı gerçekleşti.[69] Birleşik Krallık, Almanya'ya istilayı durdurması için bir ültimatom verdi ve ültimatomun görmezden gelinmesinin ardından, 3 Eylül'de Fransa ve Birleşik Krallık, ardından ise Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika ve Kanada, Almanya'ya savaş ilan etti. İttifak, Fransızların Saarland'a yaptığı küçük bir harekât dışında Polonya'ya doğrudan askerî destek sağlamadı.[70][71] Batılı Müttefikler ayrıca Almanya'ya karşı bir deniz ablukası başlattı; bu ülke ekonomisine ve savaş gayretine zarar verdi.[72][73][74] Almanya buna, Müttefik ticari ve savaş gemilerine karşı bir denizaltı savaşı emri vererek tepki gösterdi ve bu daha sonra Atlantik Savaşı hâline geldi.[75]

 
Polonya Savunması sırasında Polonyalı askerler, Eylül 1939

8 Eylül'de Alman askerleri Varşova'nın banliyölerine ulaştı. Polonya karşı saldırısı, Alman ilerlemesini birkaç gün boyunca durdurdu; ancak kısa süre içerisinde Wehrmacht karşı saldırıya üstün geldi ve Polonya askerlerini kuşattı. Polonya ordusundan geriye kalanlar, kuşatılmış Varşova'ya doğru ilerledi. 17 Eylül 1939'da Japonya ile ateşkes imzaladıktan sonra Sovyetler Birliği, Polonya devletinin varlığını sona erdirdiği bahanesiyle[76] doğu Polonya'yı istila etti.[77] 27 Eylül'de Varşova garnizonu Almanlara teslim oldu ve Polonya Ordusu'nun son büyük birimi 6 Ekim'de teslim oldu. Askerî yenilgiye rağmen, Polonya asla teslim olmadı; bunun yerine sürgündeki Polonya Hükûmeti'ni kurdu ve işgal altındaki Polonya'da gizli bir devlet aygıtı olarak varlığını devam ettirdi.[78] Polonyalı askerî personellerin önemli bir kısmı Romanya'ya ve Baltık ülkelerine tahliye edildi; bunların birçoğu daha sonra savaşın diğer cephelerinde Mihver Devletleri'ne karşı savaştı.[79]

Almanya batı Polonya'yı ilhak edip ülkenin orta kısmında bir işgal bölgesi kurarken, Sovyetler Birliği ülkenin doğusunu ilhak etti; Polonya topraklarından bazı diğer küçük parçalar Litvanya ve Slovakya tarafından ilhak edildi. 6 Ekim'de Hitler, Polonya'nın geleceğinin yalnızca Almanya ve Sovyetler Birliği tarafından belirleneceği şartıyla Birleşik Krallık ve Fransa'ya bir barış teklifinde bulundu. Teklif reddedildi,[67] ve bunun üzerine Hitler Fransa'ya karşı bir saldırı emri verdi,[80] ancak saldırı kötü hava koşulları nedeniyle 1940 baharına kadar ertelendi.[81][82][83]

 
Kış Savaşı sırasında Kızıl Ordu mevzilerini hedef alan bir Fin makineli tüfek takımı, Şubat 1940

Sovyetler Birliği, Baltık devletlerini (Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı'na göre Sovyet nüfuz alanı altında kalan Estonya, Letonya ve Litvanya), içlerinde Sovyet birliklerinin konuşlandırılmasını öngören "karşılıklı yardım paktları" imzalamaya zorladı. Kısa süre sonra, önemli miktarlardaki Sovyet askerî birimleri ülkelere doğru harekete geçti.[84][85][86] Finlandiya benzer bir antlaşma imzalamayı ve topraklarının bir kısmını Sovyetler Birliği'ne bırakmayı reddetti. Sovyetler Birliği Kasım 1939'da Finlandiya'yı istila etti,[87] ve bunun üzerine Sovyetler Birliği, Milletler Cemiyeti'nden atıldı.[88] Ezici sayısal üstünlüğüne rağmen, Sovyet askerî başarısı asgari seviyedeydi ve Fin-Sovyet savaşı, Mart 1940'te Sovyetlerin Finlandiya'dan küçük miktarlarda toprak ilhak etmesi ile sona erdi.[89]

Haziran 1940'ta, Sovyetler Birliği; Estonya, Letonya ile Litvanya'yı ve Romanya'nın Besarabya ile kuzey Bukovina bölgelerini zorla ilhak etti.[85] Bu sırada, Nazi-Sovyet siyasi yakınlaşması ve ekonomik işbirliği[90][91] yavaşladı[92][93] ve her iki devlet de savaş hazırlıklarına başladı.[94]

Batı Avrupa (1940-1941)Düzenle

 
Belçika ve kuzey Fransa'da Alman ilerleyişi, 10 Mayıs-4 Haziran 1940

Nisan 1940'ta Almanya, İsveç'ten gelen ve Müttefiklerin kesmeye çalıştığı demir cevheri tedarikini korumak için Danimarka ve Norveç'i istila etti.[95] Danimarka birkaç saatlik çatışmanın ardından teslim oldu, Norveç ise Müttefik desteğine rağmen iki ay içerisinde tamamen istila edildi. Birleşik Krallık'ın Norveç'teki savaştan ve yenilgiden duyduğu hoşnutsuzluk, Winston Churchill'in 10 Mayıs 1940'ta Başbakan olarak atanmasına yol açtı.[96]

Aynı gün, Almanlar Fransa'ya karşı bir askerî harekât başlattı. Fransa-Almanya sınırındaki güçlü Maginot Hattı'nın savunmalarını aşmak için Almanya, saldırısını tarafsız Belçika, Hollanda ve Lüksemburg'a yöneltti.[97] Daha sonra Alman askerleri, Müttefikler tarafından yanlış bir şekilde zırhlı araçlara karşı aşılamaz bir doğal bariyer olarak görülen[98] Ardenler bölgesine karşı bir taaruz gerçekleştirdi.[99][100] Yeni blitzkrieg taktiklerini başarıyla uygulayan Wehrmacht, hızla Manş Denizi'ne doğru ilerledi ve Müttefik ordularının çoğunu Lille yakınlarında kuşatarak Belçika'daki Müttefik güçlerini birbirlerinden ayırdı. Birleşik Krallık, Haziran ayı başlarında önemli sayılardaki Müttefik askerini kıtadan bölgeden tahliye etmeyi başardı; ancak bu askerler neredeyse tüm ekipmanlarını terk etmek zorunda kaldı.[101]

10 Haziran'da, İtalya hem Birleşik Krallık'a hem de Fransa'ya savaş ilan etti ve Fransa'yı istilaya başladı.[102] Almanlar, zayıflamış Fransız ordusuna karşı ilerlemelerini güneye çevirdi ve 14 Haziran'da Paris, Alman ordusuna düştü. Sekiz gün sonra Fransa, Almanya ile bir ateşkes imzaladı; ülke Alman ve İtalyan işgal bölgelerine,[103] ve resmi olarak tarafsız olmasına rağmen genellikle Almanya ile beraber hareket eden Vichy Rejimi altında işgal edilmemiş bir devlete bölündü. Fransa'nın donanmasını elinde tutmasına ise izin verildi, ama 3 Temmuz'da Birleşik Krallık bu filoya saldırdı.[104]

 
Blitz sonrasında Aziz Paul Katedrali'nden görüldüğü haliyle Londra, 29 Aralık 1940

Britanya Muharebesi,[105] Temmuz ayı başlarında Luftwaffe'nin gemilere ve limanlara düzenlediği saldırılar ile başladı.[106] Birleşik Krallık Hitler'in barış teklifini reddetti[107] ve Alman hava harekâtı Ağustos'ta başladı; ancak Alman kuvvetleri Kraliyet Hava Kuvvetleri'ni mağlup etmekte başarısız oldu; bunun bir sonucu olarak Almanya'nın Britanya'yı işgali planı süresiz ertelendi. Alman stratejik bombardımanları Blitz sırasında Londra ve diğer İngiliz şehirleri üzerinde yoğunlaştı; ancak İngiliz savaş gayretini engellemekte başarısız oldu[106] ve Mayıs 1941'de büyük ölçüde sona erdi.[108]

Yeni ele geçirilen Fransız limanlarını kullanan Alman Donanması, Atlantik'teki İngiliz gemilerine karşı U-botları kullanarak genişletilmiş Kraliyet Donanması'na karşı bir başarı elde etti.[109] İngiliz Anavatan Filosu, 27 Mayıs 1941'de Alman savaş gemisi Bismarckbatırarak önemli bir zafer elde etti.[110][111]

Kasım 1939'da ABD, Çin'e ve Batılı Müttefikler'e yardım edebilmek için önlemler aldı ve Yansızlık Yasaları'nı Müttefiklerin "peşin ödeyerek" alımlarına izin verecek şekilde değiştirdi.[112] 1940'ta Almanya'nın Paris'i ele geçirmesinin ardından ABD, donanmasının boyutunu büyük ölçüde arttırmaya başladı. Eylül ayında ABD, sadece İngiliz üsleri için Amerikan muhriplerinin satılmasını da kabul etti.[113] Bunlara rağmen Amerikan halkının büyük bir çoğunluğu, 1941'e kadar savaşa herhangi bir doğrudan askerî müdahaleye karşı çıkmaya devam etti.[114] Aralık 1940'ta Franklin D. Roosevelt, Hitler'i dünyayı istila etmeyi planlamakla suçladı ve Mihver ile herhangi bir müzakereyi; yararsız olduğunu söyleyip ABD'yi "demokrasinin cephaneliği" haline getirme çağrısı yaparak ve İngiliz savaş gayretini desteklemek için Land-Lease programlarını teşvik ederek reddetti.[107] ABD, Almanya'ya karşı kapsamlı bir askerî harekât için stratejik planlamaya başladı.[115]

Eylül 1940'ın sonunda Tripartite Paktı, Japonya, İtalya ve Almanya'yı Mihver devletleri olarak resmen birleştirdi. Tripartite Paktı, bir Mihver devletine saldıran, Sovyetler Birliği istisnası dışında herhangi bir ülkenin Mihver'in hepsine karşı savaşmak zorunda kalacağını belirtiyordu.[116] Mihver, Kasım 1940'ta Macaristan, Slovakya ve Romanya'nın da ittifaka katılmasıyla genişledi.[117] Romanya ve Macaristan daha sonra; Romanya'nın durumunda Sovyetler Birliği tarafından ilhak edilen toprakları geri almak, için Mihver'in Sovyetler Birliği'ne karşı olan savaşında önemli rollerde bulundu.[118]

Akdeniz (1940-1941)Düzenle

 
Tobruk Kuşatması sırasında Avustralya Ordusu'nun 9. Tümeninden İngiliz Milletler Topluluğu kuvvetlerinin askerleri; Kuzey Afrika Cephesi, Ağustos 1941

Haziran 1940'ın başlarında İtalya Kraliyet Hava Kuvvetleri bir İngiliz denizaşırı toprağı olan Malta'ya saldırdı ve adayı kuşattı. Yaz sonundan sonbaharın başlarına kadar İtalya, İngiliz Somalisi'ni istila etti ve İngilizlerin kontrolündeki Mısır'a bir taaruz düzenledi. Ekim'de İtalya Yunanistan'a saldırdı; ancak saldırı ağır İtalyan kayıplarıyla geri püskürtüldü; harekât aylar içinde küçük bölgesel değişiklikler ile sona erdi.[119] Almanya; İtalya'ya yardım etmek, İngilizlerin orada Romanya petrol sahalarına karşı potansiyel bir tehdit oluşturacak bir yer edinmesini engellemek ve Akdeniz'deki İngiliz egemenliğine bir darbe vurmak için Balkanlar'ı istila hazırlıklarına başladı.[120][121]

Aralık 1940'ta Britanya İmparatorluğu askerleri, Mısır ve İtalyan Doğu Afrikası'ndaki İtalyan güçlerine yönelik karşı saldırılar düzenlemeye başladı.[122] Bu harekâtlar oldukça başarılı oldu; Şubat 1940'ın başlarına kadar İtalya, doğu Libya'nın kontrolünü kaybetti ve çok sayıda İtalyan askeri esir alındı. İtalyan Donanması da önemli kayıplar verdi; Kraliyet Donanması Taranto'da bir uçak gemisi saldırısı ile üç İtalyan savaş gemisini hizmet dışı bıraktı ve Matapan Burnu Muharebesi'nde birkaç savaş gemisini batırdı.[123]

 
Alman Afrika Kolordusu'na bağlı bir Panzer III, Kuzey Afrika'nın çöllerinde ilerlerken, 1941

İtalyan mağlubiyetleri, Almanya'nın Kuzey Afrika'ya bir yurt dışı sefer kuvveti göndermesine sebep oldu ve Mart 1941'in sonunda Erwin Rommel'in Alman Afrika Kolordusu, İngiliz Milletler Topluluğu güçlerini geri püskürten bir harekât başlattı.[124] Bir aydan kısa bir süre içerisinde, Mihver kuvvetleri batı Mısır'a kadar ilerledi ve Tobruk limanını kuşattı.[125]

Mart 1941'in sonlarına doğru, Bulgaristan ve Yugoslavya Tripartite Paktı'nı imzaladı; ancak Yugoslav hükümeti paktın imzalanmasından iki gün sonra İngiliz yanlısı milliyetçiler tarafından yapılan bir darbe ile devrildi. Almanya buna, hem Yugoslavya hem de Yunanistan'ın 6 Nisan 1941'de başlayan eşzamanlı istilalarıyla karşılık verdi; her iki ülke de bir ay içinde teslim oldu.[126] Almanların Balkanlar'ı istilası, Mayıs sonunda Yunanistan'ın Girit adasının havadan istilası ile tamamlandı.[127] Mihver zaferinin hızlı olmasına rağmen, Yugoslavya'da Mihver'in işgaline karşı, savaşın sonuna kadar devam eden şiddetli ve büyük çaplı bir partizan savaşı başladı.[128]

Mayıs'ta, Ortadoğu'daki İngiliz Milletler Topluluğu güçleri, Irak'ta Vichy kontrolündeki Suriye içindeki üslerden gelen Alman uçakları tarafından desteklenen bir ayaklanmayı bastırdı.[129] Haziran ve Temmuz arasında, Özgür Fransa'nın yardımı ile İngiliz kuvvetleri, Fransız denizaşırı toprakları Suriye ve Lübnan'ı istila ve işgal etti.[130]

Mihver'in Sovyetler Birliği'ne saldırısı (1941)Düzenle

 
II. Dünya Savaşı'nda Avrupa Cephesi'nin animasyonlu haritası, 1939-1945. Kırmızı, Batılı Müttefikleri ve 1941'den sonra Sovyetler Birliği'ni; Yeşil, 1941'den önce Sovyetler Birliği'ni ve Mavi Mihver Devletleri'ni gösteriyor.

Avrupa ve Asya'daki durumun öncesine göre nispeten istikrarlı olması üzerine Almanya, Japonya ve Sovyetler Birliği bir savaş için hazırlıklar yapmaya başladı. Sovyetler, Almanya ile arasındaki gerilimin artmasından çekinirken ve Japonya, Güneydoğu Asya'daki kaynak zengini Avrupa denizaşırı topraklarını ele geçirerek Avrupa'daki savaştan yararlanmayı planlarken, iki güç Nisan 1941'de Sovyet-Japon Tarafsızlık Paktı'nı imzaladı.[131] Diğer tarafta Almanlar, düzenli olarak Sovyetler Birliği'ne karşı bir saldırı için hazırlık yapıyor ve askerlerini Sovyet sınırına yığıyordu.[132]

Hitler, Birleşik Krallık'ın savaşı bitirme tekliflerini reddetmesinin, ABD ve Sovyetler Birliği'nin er ya da geç Almanya'ya karşı savaşa gireceği umuduna dayandığına inanıyordu.[133] Bu nedenle Hitler, Almanya'nın Sovyetler ile ilişkilerini güçlendirmeye veya Sovyetler'e saldırmaya, böylece onları Birleşik Krallık için bir etken olarak ortadan kaldırmaya karar verdi. Kasım 1940'ta, Sovyetler Birliği'nin Tripartite Paktı'na katılıp katılmayacağını belirlemek için müzakereler yapıldı. Sovyetler paktı imzalamaya karşı bir ilgi gösterdi; ancak Finlandiya, Bulgaristan, Türkiye ve Japonya topraklarından Almanya'nın kabul edilemez olarak gördüğü taleplerde bulundu. 18 Aralık 1940'ta Hitler, Sovyetler Birliği'nin istilasına hazırlanmak için bir talimat yayınladı.[134]

 
Sovyetler Birliği'nin Mihver devletleri tarafından istilası sırasında Alman askerleri, 1941

22 Haziran 1941'de, Sovyetleri kendilerine karşı bir saldırı planlamakla suçlayan Almanya, İtalya ve Romanya desteği ile Barbarossa Harekâtı'nı başlatarak Sovyetler Birliği'ni istila etti. Kısa süre sonra Finlandiya ve Macaristan da istilaya katıldı.[135] Bu sürpriz saldırının ana hedefleri[136] Baltık bölgesi, Moskova ve Ukrayna; nihai hedef ise ilerlemeyi Hazar'dan Beyazdeniz'e kadar uzanan Arkhangelsk-Astrakhan hattı yakınında durdurmaktı. Hitler'in harekâtı düzenlemekteki amaçları; Sovyetler Birliği'ni askerî bir güç olarak ortadan kaldırmak, Komünizmi yok etmek, yerel halkı evlerinden kovarak[137] bir Lebensraum ("living space") oluşturmak[138] ve Almanya'nın geri kalan düşmanlarını yenmek için gereken stratejik kaynaklara erişimi garanti etmekti.[139]

Savaştan önce Kızıl Ordu, olası bir Alman istilası durumunda stratejik karşı saldırılara hazırlanıyor olsa da,[140] Barbarossa Harekâtı Sovyet yüksek askerî kurulunu bir stratejik savunma taktiği uygulamaya zorladı. Yaz aylarında Mihver, Sovyet toprakları içerisinde önemli kazançlar elde etti ve bu iki taraf için de hem personel hem de malzeme açısından büyük kayıplara neden oldu. Ağustos ortasına kadar, Alman Kara Kuvvetleri Genelkomutanlığı, yüksek ölçüde gücünü kaybetmiş olan Ordu Grubu Merkez'in saldırısını ertelemeye ve orta Ukrayna ve Leningrad'a doğru ilerleyen birlikleri takviye etmek için 2. Panzer Ordusu'nu başka yöne yönlendirmeye karar verdi.[141] Kiev'e doğru yapılan harekât çoğunlukla başarılıydı; dört Sovyet ordusunun kuşatılıp imha edilmesiyle sonuçlandı ve Mihver'in Kırım ile endüstriyel olarak gelişmiş doğu Ukrayna'ya ilerlemesini mümkün kıldı.[142]

 
Leningrad Kuşatması sırasında bir Alman bombardımanı sonucu yıkılan evlerinden ayrılan Alman siviller, 10 Aralık 1942

Mihver askerlerinin dörtte üçünün ve ve hava kuvvetlerinin çoğunun Fransa ve Orta Akdeniz'den Doğu Cephesi'ne kaydırılması,[143] Birleşik Krallık'ı büyük stratejisini yeniden gözden geçirmeye yöneltti.[144] Temmuz'da, Birleşik Krallık ve Sovyetler Birliği Almanya'ya karşı bir askerî ittifak kurdu ve Ağustos'ta, ABD ve Birleşik Krallık, ortaklaşa savaş sonrası dünya için İngiliz ve Amerikan hedeflerinin ana hatlarını çizen Atlantik Bildirisi'ni yayınladı.[145] Ağustos sonlarında İngilizler ve Sovyetler, İran'ın petrol sahalarını koruma altına almak ve Mihver'in İran üzerinden Bakü petrol yataklarına veya Britanya Hindistanı'na doğru ilerlemesini engellemek için tarafsız İran'ı istila etti.[146]

Ekim ayına kadar Mihver, harekâtın Ukrayna ve Baltık bölgesindeki hedeflerine ulaştılar ve sadece Leningrad[147] ile Sivastopol'daki kuşatmalar devam ediyordu.[148] Mihver Moskova'ya karşı yaptıkları büyük harekâtı tekrarladılar; iki ay boyunca giderek sertleşen havalarda geçen şiddetli çatışmalardan sonra Alman ordusu, neredeyse Moskova'nın dış banliyölerine kadar ilerledi ve burada yorgun askerler[149] saldırılarını askıya almak zorunda kaldı.[150] Mihveler tarafından büyük toprak kazanımları elde edildi; ancak harekât ana hedeflerine ulaşamadı: Sovyetler iki kilit şehrin kontrolünü kaybetmedi, Sovyetler'in direnmek için olan kabiliyeti kırılmadı ve ve Sovyetler Birliği askeri potansiyelinin önemli bir bölümünü korudu. Böylece, Avrupa'daki savaşın blitzkrieg dönemi sona erdi.[151]

Aralık başlarında yeni oluşturulan rezervler,[152] Sovyetler'in Mihver askerleriyle sayısal eşitliğe ulaşmasını sağladı.[149] Bu, asgari sayıda Sovyet askerinin Doğu'da Japon ordusu tarafından yapılacak herhangi bir saldırıyı caydırmak için yeterli olacağını tespit eden istihbarat verileri ile birlikte,[153] Sovyetler'in 5 Aralık'ta başlayan ve Alman birliklerini tüm cephe boyunca 100-250 kilometre (62-155 mi) batıya iten büyük bir karşı saldırıya başlamasını sağladı.[154][155]

Pasifik'te savaşın başlaması (1941)Düzenle

1931'de sahte bayrak operasyonu Mukden Olayı'nın gerçekleştirilmesi, 1937'de Japonların Amerikan gambotu USS Panay'ı topa tutması ve 1937 ile 1938 yıllarındaki Nankin Katliamı üzerine ABD-Japonya ilişkileri giderek kötüleşmeye başladı. 1939'da ABD, Japonya'ya aralarındaki ticaret antlaşmasının süresini uzatmayacağını bildirdi ve Amerikan kamuoyunun çoğunluğunun Japon yayılmacılığına karşı olması ABD'nin Japonya'ya kimyasal, mineral ve askerî parça ihraç etmesini yasaklayıp Japon rejimi üzerindeki ekonomik baskıyı arttıran bir dizi ekonomik yaptırım ile sonuçlandı.[107][156][157] Japonya 1939'da stratejik olarak önemli bir Çin şehri olan Çangşa'ya karşı ilk saldırısını düzenledi; ancak saldırı Eylül sonuna doğru geri püskürtüldü.[158] İki tarafın da gerçekleştirdiği harekâtlara rağmen, Çin ve Japonya arasındaki savaş 1940'ta çıkmaza girdi. Tedarik yollarını engelleyerek Çin üzerindeki baskıyı artırmak ve Batı devletlerine karşı bir savaş durumunda Japon kuvvetlerinin daha iyi konumlanması için Japonya, Eylül 1940'ta kuzey Hindiçin'i istila ve işgal etti.[159]

 
Hong Kong'a giren Japon kuvvetleri, 9 Aralık 1941

Milliyetçi Çin kuvvetleri, 1940'ın başlarında Japonlara karşı büyük ölçekli bir karşı saldırı başlattı. Ağustos'ta, Çinli komünistler orta Çin'de bir harekât başlattı; misilleme olarak Japonya, işgal altındaki bölgelerde komünistlerin insan ve materyal kaynaklarını tüketmek için sert önlemler aldı.[160] Çinli komünist ve milliyetçi güçler arasında devam eden karşıtlık, Ocak 1941'de iki gücün işbirliğini etkili şekilde sona erdiren silahlı çatışmalarla sonuçlandı.[161] Mart ayında Japon 11. Ordusu, 19. Çin Ordusu'nun karargâhına saldırdı ancak Shanggao'da geri püskürtüldü.[162] Eylül'de Japon kuvvetleri Çangşa'yı yeniden ele geçirmek için bir harekât düzenledi ve milliyetçi Çin kuvvetleriyle çatıştı.[163]

Avrupa'daki Alman başarıları, Japonya'yı Güneydoğu Asya'da Avrupa hükümetleri üzerindeki baskıyı artırmaya teşvik etti. Hollanda hükümeti, Japonya'ya Hollanda Doğu Hint Adaları'ndan bir miktar petrol tedarik etmeyi kabul etti; ancak kaynaklara ek erişim için yapılan müzakereler Haziran 1941'de başarısızlıkla sonuçlandı.[164] Temmuz 1941'de Japonya, Uzak Doğu'daki İngiliz ve Hollanda topraklarını tehdit etmek için güney Çinhindi'ye asker gönderdi. ABD, Birleşik Krallık ve diğer Batılı hükümetler bu harekete ülkelerindeki Japon mülklerinin dondurulması ve Japonya'ya karşı genel bir petrol ambargosu ile tepki gösterdi.[165][166] Japonya aynı zamanda Batı'daki Alman istilasından faydalanarak amacıyla Sovyet Uzak Doğusu'nu istila etmeyi planlıyordu; ancak yaptırım tehditlerinden sonra operasyondan vazgeçildi.[167]

1941'in başlarından beri ABD ve Japonya, gergin bir durumda olan ilişkilerini iyileştirmek ve Çin'deki savaşı sona erdirmek amacıyla müzakerelerde bulunuyorlardı. Bu müzakereler sırasında Japonya, Amerikalılar tarafından elverişsiz olduğu gerekçesiyle reddedilen bir dizi öneride bulundu.[168] Aynı zamanda ABD, Birleşik Krallık ve Hollanda; aralarından herhangi birine karşı bir Japon saldırısı olması durumunda bölgelerinin ortak savunulmasının tartışılacağı gizli müzakerelere başladılar.[169] Roosevelt 1946'da bağımsız olması planlanan bir Amerikan himayesi olan Filipinler'i olası bir Japon istilasına karşı güçlendirdi ve Japonya'yı, ABD'nin herhangi bir "komşu ülkeye" karşı yapılacak bir Japon saldırısına tepki vereceği konusunda uyardı.[169]

 
USS Arizona, Pearl Harbor'daki Amerrikan Pasifik Filosu'na yapılan Japon sürpriz saldırısında kaybedildi.

İlerleme eksikliğinden bıkan ve Amerikan, İngiliz ve Hollanda yaptırımlarının çıkardığı zorlukları hissetmeye başlayan Japonya savaş hazırlıklarına başladı. 20 Kasım'da Hideki Tōjō yönetimindeki yeni bir hükümet, Japonya'nın son teklifi olarak Müttefiklere geçici bir işbirliği planı sundu. Plan, Çin'e yapılan Amerikan yardımının sona erdirilmesi ve Japonya üzerinde olan petrol ve diğer kaynaklara yönelik ambargonun kaldırılması çağrısında bulunuyordu. Buna karşılık olarak Japonya, Güneydoğu Asya'ya herhangi bir saldırı düzenlemeyeceğine ve kuvvetlerini güney Çinhindi'den çekeceğine söz verecekti.[168] 26 Kasım'da sunulan Amerikan karşı planı ise Japonya'nın Çin'in tamamından koşulsuz olarak çekilmesini ve tüm Pasifik devletleriyle saldırmazlık paktları imzalamasını gerektiriyordu.[170] Bu, Japonya'nın Çin'deki taleplerinden vazgeçmek ile Hollanda Doğu Hint Adaları'nda bulunan, ihtiyaç duyduğu doğal kaynakları silah zoru ile ele geçirmek arasında seçim yapmak zorunda kaldığı anlamına geliyordu;[171][172] Japon ordusu Çin'den çekilmeyi kabul edilebilir bir seçenek olarak görmedi ve birçok subay petrol ambargosunu üstü kapalı bir savaş ilanı olarak gördü.[173]

Batıdaki Deniz SavaşlarıDüzenle

Akdeniz’de Müttefikler, özellikle İngilizler açısından deniz hakimiyeti yaşamsal bir önem taşımaktadır. İngiliz İmparatorluğu'nun Uzak Doğu bağlantısı Akdeniz üzerinden sağlanmaktaydı. Ayrıca Kuzey Afrika'daki askeri varlığının takviyesi ve ikmali açısından da bu deniz yolunun önemi büyüktü. Art arda uygulanan başarılı deniz operasyonları (Mers-el-Kebir Savaşı, Taranto Savaşı, Matapan Yarımadası Savaşı gibi) bu deniz yolunda İngiliz hakimiyetini sağlamış olmakla birlikte bir süre için Uzak Doğu bağlantısı Afrika kıtasının güney ucu dolaşılmak zorunda kalınarak sağlanmıştır.

Atlas Okyanusu'ndaki deniz savaşları ise, Bismarck olayı dışında, Alman denizaltılarıyla Müttefik deniz ve hava güçleri arasında sürmüştür. Savaşın genel çizgisi, deniz ticaret hatlarına saldıran Alman denizaltılarıyla onları önlemeye çalışan Müttefik su üstü gemileri ve uçakları arasında geçmiştir.

Kuzey Afrika ÇıkarmasıDüzenle

8 Kasım 1942'de Britanyalı ve ABD güçlerinden oluşan bir görev kuvveti Fas ve Cezayir kıyılarına bir çıkarma yaptı. 6 Ağustos 1942 günü başlayan İngiliz taarruzu karşısında (II. El Alameyn Savaşı), geri çekilmek zorunda kalan Rommel, bu çıkarma harekâtı sonucu iki ateş arasında kalmış oluyordu.

General Montgomery komutasındaki Britanyalı 8. Ordusunun ileri Harekâtı, Rommel'in döşemiş olduğu onbinlerce mayın dolayısıyla ağır aksak ilerleyebiliyor.

Böylece Britanyalı 8. Ordusu, 13 Aralık 1942'de Tobruk’a ulaşabiliyor. 1943 yılının ocak ayı sonunda ise Libya tümüyle Rommel’in kontrolünden çıkmıştır. Artık Kuzey Afrika’da durum tümüyle ABD ve Ingilizlerin kontrolü altındadır.

İtalya CephesiDüzenle

 
Monte Cassino enkazları

10 Temmuz 1943 ve 2 Mayıs 1945 tarihleri arasında Britanyalı ve Amerikalı donanmalarının Husky Harekâtı ile Sicilya'ya yapmış olduğu çıkarmayla açılmış olan cephedir.

Müttefikler, Kuzey Afrika’daki Alman askeri varlığını ortadan kaldırdıktan sonra İtalya'ya yöneldiler. İtalya'ya bir çıkarma yapılmasından önce Sicilya adasındaki Alman askeri gücünün de kırılması gerekmişti. İtalya topraklarına Müttefik çıkarması iki noktadan yapılmıştır. General Montgomery’nin 8. Ordusu, Sicilya’dan hareketle dar Messina boğazını geçerek İtalyan çizmesinin parmak ucuna çıkmıştır.

İkinci çıkarma operasyonu olan Salerno çıkarması ise, Salerno'nun güneyindeki iki plaja, bir İngiliz, bir Amerikan kolordusu tarafından yapılmıştır. Çıkarmanın üçüncü gününde Müttefik harekâtı durdurulmuş; ancak ilerleyen günlerdeki takviyeler ve ağır bombardımanlar sonucu sağlam bir köprü başı oluşturulabilmiştir.

Aynı gün İtalya, Müttefikler'le bir mütareke imzaladı, fakat bu mütareke Salerno çıkarmasına kadar gizli tutuldu. Çıkarma birlikleri esas hedefleri olan Napoli'ye Harekâtın üçüncü haftasında ulaşıyorlar.

22 Ocak 1944'te Müttefikler Roma'nın 40 km güneyinde, Anzio’ya bir çıkarma daha yapıyorlar.

Çok çetin çatışmalarla geçen İtalya Cephesi, 29 Nisan 1945'te İtalya topraklarındaki Alman birliklerinin Müttefikler'e yenilmesi ve İtalya'nın kayıtsız şartsız teslim olması ile cephe kapanmıştır.

Doğu Cephesi IIDüzenle

Kursk SavaşıDüzenle

Kursk Savaşı (Almanya'nın verdiği kod adı: Unternehmen Zitadelle/Hisar Harekâtı), II. Dünya Savaşı sırasında Doğu Cephesi'nde, Alman kuvvetlerinin Kursk çıkıntısına karşı 1943 Temmuz ve Ağustos aylarında giriştikleri genel taarruzdur. Bugüne kadar yapılmış en büyük tank çarpışmaları ve bir günde en fazla kayıp verilmiş hava çatışmaları bu muharebede gerçekleşmiştir. Almanların Doğu Cephesi'nde gerçekleştirdiği son stratejik taarruzdur. Sonucundaki Sovyet zaferi, Doğu Cephesi'nde inisiyatifi Sovyetlere vermiştir ve savaşın sonuna kadar da öyle kalmıştır.

Kursk çıkıntısı, Almanların Stalingrad'daki yenilgisi sonrasındaki Sovyet taarruzu ve Alman karşı saldırısı sonucu oluşmuştu. Almanlar, çıkıntıyı kuzey ve güney kanatlarından keserek cepheyi kısaltmayı ve Kızıl Ordu birliklerini çembere alarak yeni bir büyük zafer elde etmeyi umuyorlardı. Ancak Sovyetlerin, Hitler'in planları hakkında iyi bir istihbaratı vardı. Bu ve Almanların yeni silahları, özellikle de Panter tankını bekleyerek taarruzu sürekli ertelemeleri Kızıl Ordu'ya derin bir savunma hattı oluşturmak ve karşı saldırı için stratejik rezervleri uygun yerlere konuşlandırmak için yeterli zamanı verdi.

Almanlar derin savunma hatları içinde tamamen yorulduktan sonra Sovyetler kendi karşı saldırılarını yaparak 5 Ağustos'ta Orel ve Belgorod'u ve 23 Ağustos'ta da Harkov'u geri alarak Almanları geniş bir cephede geri attılar. Bu savaş 2 yıldır işgal altında kalan Kiev'in 2 Kasım 1943'te kurtarılmasının önünü açmıştır.

Sovyetler daha önce kış harekâtlarında başarı elde etmişlerse de bu, Sovyetlerin savaştaki ilk başarılı stratejik yaz harekâtıydı. Bu stratejik operasyon daha sonra harp akademileri derslerinde yer aldı. Kursk Savaşı, bir yıldırım savaşının düşman hatlarını yaramadan yenilmesiyle sonuçlanan ilk muharebedir.

 
Kızıl Ordu askerleri, Dinyeper Nehri'ni geçişini hazırlarken

Bagration HarekâtıDüzenle

Normandiya Çıkarması'ndan 16 gün sonra ve Almanya'nın Sovyetler Birliği'ne savaş ilan ettiği günün üçüncü yıldönümünde, Alman hatlarının merkez bölümünde, 22 Haziran 1944 günü geniş kapsamlı bir Kızıl Ordu taarruzu başlatılmıştır. Stalin, harekâtın kod adı olarak prens Bagration’un adını seçmiştir. Napolyon savaşları sırasında, çağın en üstün taktik kumandanlarından biri sayılan Bagration, 1812 de Napolyon ordularına karşı Borodino’da verilen savaşta ölmüştü.

Ruslar, 124 tümende 1,2 milyon asker, 5.200 tank, 30 bin top ve 6 bin uçağı bu cepheye sürmüşlerdir. Almanlar bu saldırıya, eksik kadrolu 63 tümende 350 bin dolayında asker, 900 tank ve 10 bin topla göğüs germek durumundaydılar.

Taarruzun ilk günü bitmeden Alman hatları iki cephede yarıldı ve 53. Kolorduyla birlikte Vitebsk kenti kuşatıldı. Aynı gece Luftwaffe, Ukrayna’daki Poltava Amerikan üssüne bir hava akını düzenledi. 44 adet B-17 ağır bombardıman uçağı pistde imha edildi. Üsteki yarım milyon galonluk akaryakıt da kullanılamayacak duruma getirildi.

Alman 53. Ordu’sunun yarı mevcudunu oluşturan 5 tümen için 25 Haziran'da Hitler, çekilme emrini verdi ama 28 Haziran'a gelindiğinde 53. Kolordu’dan geriye pek bir şey kalmamıştı. 53. Kolordu’nun 5 tümeninden sadece biri, ağır kayıplarla Rus kuşatmasından kurtulabilmiştir.

Aynı gün mareşal Rokossovski emrindeki Sovyet kuvvetleri Minsk’in hemen güney doğusundaki Bobruisk kentini ve dolayısıyla Alman 9. Ordusu’nu kuşatırlar. Kuşatma altındaki bu ordudan sadece 15 kişi kurtulabilecektir; Kızıl Ordu 70 bin tutsak alır.

2 Temmuz 1944'te Rokossovski’nin öncü birlikleri, Minsk’in 60 km batısında, Varşova bağlantısını sağlayan kara ve demiryolunu keserler. Kızıl Ordu birlikleri bir haftada 225 km yol kat ederek Alman tümenleri, kolorduları arasından geçip Merkez Ordular Grubu’nun geri bağlantısını kesmiştir.

Merkez Ordular Grubu’ndan arta kalan 4. Ordu 3 Temmuz'da Berezina Nehri'nde kalan tek köprüden batıya geçerek imha olmaktan kurtulur. Nehri geçmişlerdir ama Berezina Savaşı Alman 4. Ordu’su için çok ağır kayıplarla sağlanabilen bir geçiş olmuştur. Ne var ki Berezina Nehri'nin batısında tutunmak da mümkün olamaz. Zaten aynı gün Minsk’in Rusların eline geçmesiyle de 4. Ordu kuşatılmış duruma düşmüştür. Havadan ikmal girişimleri de başlar başlamaz başarısızlığa uğrar. 11 Temmuz 1944 günü, 4. Ordu’dan sağ kalanlar da teslim oldular. Böylece 1941 yazında Alman işgaline giren Belarus bu harekâtla kurtarıldı.

12. Kolordu komutanı general Müller, direnmenin intihardan farksız olacağını anlayarak elindeki tüm kuvvetlerle 8 Temmuz 1944'te teslim olmuştur. Berezina bataklıklarını geçip uçsuz bucaksız ormanlarda birkaç kola ayrılan 27. Kolordu, çemberden çıkmak için çabalamaktadır şimdi. 13 temmuzda Vilna kenti Rus'ların eline geçer ve kenti savunan Alman tümeni imha edilir.

Merkez Cephede yaşananlar tam bir bozgundur. Üç haftadan kısa bir sürede Kızıl Ordu’nun başardığı bu dev kıskaç harekâtıyla Merkez Ordular Grubu, neredeyse tümüyle savaş dışı kalmıştır. Almanlar, 200 bin asker ve subay ile 22 generalin içinde bulunduğu toplam 55 tümenini kaybetmiştir. Bazı kaynaklarda ise Alman kayıplarının 400 bini bulduğu belirtilmektedir.

Stratejik bombardımanDüzenle

II. Dünya Savaşı’nın özelliklerinden biri, gerek cephede olsun, gerekse cephe gerisinde, hava unsurlarının yoğun olarak kullanılmasıdır. Cephe gerisine yönelen hava taarruzları, lojistik hedeflere yönelmiştir, silah sanayi tesisleri, destek sanayi tesisleri, enerji santralleri, petrol depolama ve rafineri tesisleri, iletişim ve ulaşım hatları bombardımanın hedefleri olmuşlardır.

Britanya Savaşı'nın son bulması ve Doğu Seferi'nin başlamasıyla Alman hava kuvvetlerinin önemli bir bölümü Rusya'da bulunmaktadır. Dolayısıyla Alman hava kuvvetlerinin Batı'daki faaliyetleri, önleme faaliyetleri olarak kalmıştır.

Böyle olunca Stratejik Bombardıman, esas olarak Müttefik bombardıman filolarının Alman tesislerine yönelik bombardımanlarıdır. Ne var ki, zaman zaman sivil hedefler de bu bombardımana hedef olmuştur. Köln, Essen, Bremen, Hamburg gibi Alman kentlerine yoğun hava saldırıları düzenlenmiştir.

"İkinci Cephe"Düzenle

Normandiya ÇıkarmasıDüzenle

 
Amerikan askerleri Normandiya Çıkarmasında, 6 Haziran 1944
 
Villersbocage çatışmasında terkedilen Cromwell tank
 
Zafer Geçidinde Müttefikler ve Özgür Fransa birlikleri (Paris)
 
Gustav Knittel Ordu Grubu'na bağlı birlikler (Malmedy, Belçika)

6 Haziran 1944 gece yarısı Müttefik Paraşütçü Birlikleri'nin Normandiya sahili arkasındaki kritik yerleşim bölgelerine indirme yapmasıyla başlamıştır. Gün ağrırken Müttefikler'in hava ve donanma bombardımanı ile ilk Müttefik askerleri sahilde önceden belirlenen bölgelere çıkarma yapmışlardır. Bu bölgelere Utah, Omaha, Gold, Juno ve Sword kod adları verilmişti.

Müttefik kayıplarının en yüksek olduğu çıkarma bölgesi Omaha kumsalıdır. Diğer çıkarma bölgelerinde de, sert bir direnişle karşılaşılmasına rağmen ilerleme sağlanmış, yeterli derinliği olan köprü başları oluşturulmuştu.

26 Haziran 1944'te yoğun çatışmalardan sonra Amerikalıların eline geçen Cherbourg, ibrenin artık Müttefikler'den yana döndüğünün açık göstergesidir. Kuvvet üstünlüğü artık yerine oturmuş, işlemeye başlamaktadır. Amerikan savaş sanayi Avrupa topraklarına oluk oluk akmaktadır. Cherbourg gibi derin bir liman, büyük teknelerin bile yanaşıp yüklerini boşaltmaları için uygundur. Müttefikler için böyle bir liman, tüm kan dolaşımının ana atardamarıdır.

General Bradley'in Normandiya'daki ordular grubuna bağlı 3. Ordu'nun komutasına 1 Ağustos 1944'te General Patton atanır. Patton, Müttefik ilerlemesi yönünden yeni bir soluk getirecektir.

Hitler'in giriştiği birkaç karşı taarruz ise ağır kayıplarla sonuçlanmış, başarısız girişimler olarak kalmıştır.

"Market Garden"Düzenle

Market Garden Operasyonu, (17 Eylül - 25 Eylül 1944) II. Dünya Savaşı sırasında, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık ortak güçlerinin Belçika üzerinden Almanya'ya girmesini amaçlayan operasyondur. Alman birliklerinin düzenli geri çekilişi nedeniyle taktik Alman galibiyeti sağlamıştır. Amerikalılar büyük kayıplar vermelerine rağmen Belçika'yı ele geçirmişlerdir. Ancak Hollanda'ya yönelik harekât Arnhem'daki Alman karşı saldırısı nedeniyle sonuçsuz kalmıştır.

Lumberjack HarekâtıDüzenle

Müttefikler'in planları nisan ayından önce Ren Nehri'ni geçmeyi öngörmemektedir. Fakat 7 Mart'ta Remagen yakınında Ludendorff Köprüsü sağlam olarak ele geçirilince iş değişir. Tam hızla bu köprüden Ren’i geçerler. Bu savaşın gidişatını değiştirecek bir olanaktır. Müttefik tank ve topları, motorize birlikleri, Bonn'un dolayısıyla Ruhr sanayi bölgesinin hemen güneyinden bu su kanalını geçmeye başlamıştır.

Patton, 29 Mart 1945'te Frankfurt'u alır, 12 Nisan'da ABD 9. Ordusu, Magdeburg yakınlarında Elbe Nehri'ni geçer. Artık Berlin'e 80 km kalmıştır.

Avrupa'da savaşın sonuDüzenle

 
1945 yılında Köln şehrinin %90'ı harabeye dönüşmüştü. Şehirde ayakta kalabilen ender binalardan birisi de sol üstte bulunan Köln Katedrali'dir.
 
Teslim belgesini imzalayan Wilhelm Keitel (8 Mayıs 1945, Karlshorst, Berlin)

BerlinDüzenle

 
Almanyanın toprak kaybı (Oder-Neisse hattı)

1945 yılı başlarından itibaren Alman orduları gerek Batı'da Amerikan ve Britanyalı orduları karşısında, gerek Doğu'da Kızıl Ordu karşısında gerilemeye devam etmektedir. Ocak ayında Amerikan birlikleri Arden bölgesini ele geçirirken Kızıl Ordu da Vistül nehrine dayanır.

Mart ayında Müttefik kuvvetler Ren nehrini geçerek Alman topraklarında ilerlerken Kızıl Ordu da ilerlemesini sürdürür. Nisan ayı ise Nazi yönetiminin sonu olmuştur. 23 Nisan 1945'te Ruslar Berlin'e girmiş, 30 Nisan 1945'te ise Hitler intihar etmiştir. Almanlar, yarım milyona yakın bir kuvvetle Berlin'i 2 Mayıs 1945'e kadar savunsalar da, yoğun Rus taarruzları karşısında 150 bin kayıpla kenti kaybederler.

Oder-Neisse HattıDüzenle

 
Savaşın sonundaki Sovyet genişlemesi, Orta Avrupa sınırlarının değişmesi ve komünist bir Doğu Bloku'nun oluşmasıyla sonuçlandı. Böylece Soğuk Savaş da başladı.
 
Sovyet Savaş Anıtı, Treptower Parkı, Berlin

Yalta Konferansı'nda (Şubat 1945) üç büyük Müttefik devlet (Birleşik Krallık, SSCB ve ABD) Polonya'nın SSCB ile sınırını batıya doğru, yaklaşık Curzon Hattı'na kadar çekmeyi kararlaştırdı. Bu düzenlemenin Polonya için yol açtığı toprak kaybı ise batıdaki sınırın Almanya'nın zararına olarak batı yönünde kaydırılmasıyla karşılandı. Josef Stalin Yalta'da, Baltık Denizindeki Świnoujście'den (Swinemünde) güneye doğru uzanarak Szczecin'in batısından geçen, daha sonra Frankfurt (Oder)'ın güneyinde Neisse (Nysa Łużycka) Nehri ile birleştiği noktaya kadar Oder Nehrini (Odra) izleyen, ardından Neisse Nehri boyunca Zittau yakınındaki Çekoslovakya sınırına kadar uzanan Oder-Neisse Hattı'nın sınır kabul edilmesini istedi. Stalin böylece 1939'da (Alman-Sovyet Antlaşması) işgal ettiği ve geri vermek istemediği Curzon Hattının doğusundaki topraklarını yitiren Polonya'nın bu kaybına karşılık bir ödün vermeyi düşünüyordu.

Ama yeni sınırın tam olarak nereden geçeceği konusunda Batılı Müttefikler ile SSCB arasında anlaşmazlık çıktı. ABD ile Birleşik Krallık böyle bir düzenlemenin yalnızca çok sayıda Almanın yer değiştirmesine yol açmakla kalmayacağını (Polonya'ya bırakılan topraklarda o sırada 5 milyon Alman yaşıyordu), aynı zamanda gelecekte Almanya'yı kayıplarını geri istemeye yönelteceğini, böylece kalıcı bir barışın kurulmasını önleyeceğini öne sürdü. Onların önerdiği sınır çizgisi Oder Nehri boyunca uzanıyor, sonra Wrocław (Breslau) ile Opole arasındaki bir noktada Oder ile birleşen bir başka Neisse Nehrini (Glatzer Neisse ya da Nysa Kłodzka) izliyordu. Anlaşmazlık nedeniyle Almanya-Polonya sınırı konusunda Yalta'da bir karara varılamadı. Ancak Batılı Müttefikler bu hattı “barış konferansına kadar geçici sınır” olarak kabul etmeye razı oldular (Potsdam, 1945).

Temmuz-Ağustos 1945'te Potsdam Konferansı toplandığında, Sovyet ordusu Oder-Neisse Hattı'nın doğusundaki bütün toprakları işgal etmiş ve bu bölgede Sovyet yanlısı geçici bir Polonya yönetimi oluşturulmuş bulunuyordu. ABD ve Birleşik Krallık bu tek yanlı hareketi şiddetle protesto etmekle birlikte oldubittiyi kabul ederek, SSCB'ye bırakılan Doğu Prusya'nın kuzey kesimi dışında, Oder-Neisse Hattı'nın doğusundaki bütün bölgenin Polonya'nın denetimine verilmesini onayladı. Potsdam Konferansı'nda ayrıca bölgedeki Almanların Polonyalılarca Almanya'ya gönderilmesine izin verildi. Ama Polonya-Almanya sınırının nihai olarak gelecekte toplanacak bir barış konferansında çizilmesi kararlaştırıldı.

Nazi Almanyası'nın TeslimiyetiDüzenle

7 Mayıs 1945 günü General Jodl, Almanya'nın teslim belgesini imzaladı. Almanya resmi olarak 8 Mayıs 1945'te koşulsuz teslim oldu. Bu tarih Zafer Günü olarak kutlanmaktadır. Rusya zaman farkı dolayısıyla 9 Mayıs'ta kutlamaktadır.[174][175]

Japonya'nın TeslimiyetiDüzenle

Iwo JimaDüzenle

Iwo Jima Savaşı (Japonca: 硫黄島の戦い Iwo Tō no tatakai/Iwo Jima no tatakai, İngilizce: Battle of Iwo Jima), 16 Şubat 1945 - 26 Mart 1945 tarihlerinde Pasifik Okyanusunda bulunan Iwo Jima adlı küçük bir adada Japon İmparatorluğu ile Amerika Birleşik Devletleri arasında meydana gelen çatışmadır.

Okinawa SavaşıDüzenle

Okinawa Savaşı (Japonca: 沖縄戦 Okinawa Sen), Pasifik Savaşı'nın son aşamasında 1945 yılında Okinawa Adalarına çıkarma yapan Amerika Birleşik Devletleri ile Japon İmparatorluğu arasında meydana gelen savaştır.

Atom BombalarıDüzenle

Japonya, kendi adasına kadar geri çekilmek zorunda kalmasına rağmen, yoğun stratejik bombardımana karşın direnmesini sürdürmektedir. ABD başkanı Truman, Pasifik'teki savaşı bir an önce bitirebilmek için atom bombası kullanmaya karar verildiğini açıklar. 6 Ağustos 1945'te Hiroşima, 9 Ağustos 1945'te ise Nagasaki kentleri atom bombasıyla vurulur. Atom bombası binlerce sivilin kaybına neden olmuştur.[176] Hem psikolojik harp olarak hem de toplu sivil tahrip açısından sıcaklığını günümüzde de korumaktadır.

14 Ağustos 1945'te Japonya, kayıtsız şartsız teslim olmayı kabul etmiştir. Japonya'nın teslim belgesi ise 2 Eylül 1945'te USS Missouri savaş gemisinde imzalanmıştır.[177]

EtkileriDüzenle

Kayıplar ve savaş suçlarıDüzenle

 
II. Dünya Savaşı'ndaki ölümleri gösteren grafik[178]

Birçok ölüm kaydedilmediği için savaştaki toplam kayıp sayısına ilişkin tahminler değişiklik gösteriyor.[179] En yaygın tahmin, 20 milyon askerî personel ve 40 milyon sivil olmak üzere savaşta yaklaşık 60 milyon insanın öldüğüdür. Ölen sivillerin çoğu; soykırımlar, katliamlar, stratejik bombardımanlar, bulaşıcı hastalıklar ve açlık nedeniyle öldü.[180][181][182]

Sadece Sovyetler Birliği'nde, savaş boyunca 8,7 milyon askerî ve 19 milyon sivil olmak üzere[183] 27 milyonu aşkın kişi öldü.[184] Sovyetler Birliği'nde yaşayan insanların dörtte biri savaşta yaralandı veya öldü.[185] Almanya 5,3 milyon askeri kayıp verdi, bunların çoğu Doğu Cephesi'nde ve Almanya'daki son muharebelerde gerçekleşti.[186]

Nazi ırkçı politikalarının doğrudan veya dolaylı bir sonucu olarak tahmini 11[187] ila 17 milyon sivil öldü;[188] bunların arasında yaklaşık 6 milyon Yahudinin, Çingenelerin, eşcinsellerin, en az 1,9 milyon etnik Polonyalı'nın,[189][190] milyonlarca diğer Slavın (Ruslar, Ukraynalılar ve Belaruslular gibi) ve diğer etnik ve azınlık grupların toplu katliamları da vardı.[188][191] 1941 ve 1945 arasında 200.000'den fazla etnik Sırp, Yahudiler ve Çingeneler ile birlikte Yugoslavya'da Mihver müttefiği Hırvat Ustaşa tarafından öldürüldü.[192] Diğer tarafta ise, aynı dönem içerisinde 50.000 ila 73.000 Boşnak ve Hırvat, Çetnikler olarak bilinen Sırp gerillalar tarafından katledildi.[193] Ayrıca, 100.000'den fazla Polonyalı Ukrayna İsyan Ordusu tarafından 1943 ve 1945 arasında Volhinya ve Doğu Galiçya'da katledildi.[194] Aynı zamanda, Armia Krajowa ve diğer Polonya birlikleri tarafından gerçekleştirilen misilleme saldırılarında yaklaşık 10.000 ila 15.000 Ukraynalı öldürüldü.[195]

 
Nankin Katliamı sırasında Japon İmparatorluk Ordusu askerleri tarafından canlı canlı gömülen Çinli siviller, Aralık 1937

Asya ve Pasifik'te, çoğu Çinli (yaklaşık 7,5 milyon[196]) olmak üzere 3 milyon ila 10 milyondan fazla sivil, Japon kuvvetleri tarafından öldürüldü.[197] Japonlar tarafından işlenen savaş suçları arasında en ünlü olan, elli ila üç yüz bin Çinli sivilin öldürüldüğü ve tecavüze uğradığı Nankin Katliamı'ydı.[198] Tarihçi Mitsuyoshi Himeta'nın raporuna göre, Sankō Sakusen taktiği sebebiyle 2,7 milyon sivil öldü. Bu taktikten kaynaklanan en büyük kayıplar, General Yasuji Okamura'nın emriyle taktiğin uygulandığı Şantung'da gerçekleşti.[199]

Mihver kuvvetleri savaş boyunca biyolojik ve kimyasal silahlar kullandı. Japon İmparatorluk Ordusu, bu türden çeşitli silahları Çin'i istila ve işgali sırasında (bkz. 731. Birim)[200][201] ve Sovyetler ile gerçekleşen çatışmalarda kullandı.[202] Hem Almanlar hem de Japonlar, bu tür silahları siviller[203] ve bazen de savaş esirleri üzerinde denediler.[204]

Sovyetler Birliği; 22.000 Polonyalı subayın katledildiği Katyn Katliamı'ndan,[205] binlerce siyasi mahkûmun NKVD tarafından hapsedilmesinden ve öldürülmesinden ve Kızıl Ordu tarafından ilhak edilmiş olan doğu Polonya ve Baltık devletlerinden Sibirya'ya sivillerin sürgünlerinden sorumluydu.[206] Savaşın son dönemlerinde Kızıl Ordu askerleri iki milyon kadar Alman kadınına tecavüz etti.[207]

 
Metgethen katliamı, Doğu Prusya Königsberg'un birkaç kilometre batısında kurulu ve Ocak 1945'te Sovyet ilerleyişi ile düşen köy olan Metgethen'de, Alman kaynaklarına göre, Kızıl Ordu askerleri tarafından işlenen katliamdır. (Katliam sırasında öldürülen sivillerin SS tarafından çekilmiş bir fotoğrafı. Fotoğraftaki kadınların ikisinde de öldürülmeden öne kendilerine tecavüz edildiğinin izleri bulunuyor.[208])

II. Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında, hava savaşına ilişkin hiçbir uluslararası insancıl hukukun mevcut olmamasına rağmen, Avrupa ve Asya'daki şehirlerin stratejik bombardımanı bazen bir savaş suçu olarak sınıflandırılır.[209] USAAF, toplam 67 Japon şehrini bombaladı, bu bombardımanlar sonucu 393.000 sivil öldü ve şehirlerdeki kentsel alanların %65'i yok oldu.[210]

Soykırım, toplama kampları, ve köle işçilikDüzenle

 
Kadın Schutzstaffel (SS) kamp gardiyanları, kamp mahkûmlarının cesetlerini kamyonlardan çıkarıp Bergen-Belsen toplama kampı içindeki toplu mezalara taşıyor, 1945

Nazi Almanyası; bir kasıtlı imha programının parçası olarak yaklaşık 6 milyon Yahudi'nin öldürüldüğü Holokost ile birlikte 2,7 milyon Polonyalı ve 4 milyon diğer "yaşamaya değmeyecek" (engelliler, ruhsal bozukluklara sahip olanlar, Sovyet savaş esirleri, çingeneler, eşcinseller, Masonlar ve Yehova'nın Şahitleri gibi) kişinin öldürülmesinden sorumluydu ve böylece bir "soykırım devleti" haline geldi.[211] Özellikle Sovyet savaş esirleri, kasıtlı olarak kötü koşullarda tutuluyordu ve Almanya'nın elinde tuttuğu 5,7 milyon Sovyet savaş esirinden 3,6 milyonu Nazi kamplarında öldü.[212][213] Toplama kamplarına ek olarak, insanları endüstriyel ölçekte imha etmek için için Nazi Almanyası'nın birçok yerinde imha kampları kuruldu. Nazi Almanyası'da köle işçiler sıklıkla kullanıldı; Alman işgali altındaki ülkelerden yaklaşık 12 milyon Avrupalı, Alman sanayisinde, tarımında ve savaş ekonomisinde zorla çalıştırılmak üzere kaçırıldı.[214]

Sovyetlerin Gulag sistemi, 1942 ve 1943 yıllarında savaşın neden olduğu yoksulluk ve açlığın, arasında Polonya ve Sovyetler tarafından istila edilen diğer ülkelerin vatandaşları ile Mihver savaş esirlerinin de bulunduğu mahkûmların ölümüne sebep olduğu bir ölüm kampı sistemi haline geldi.[215] Savaşın sonuna doğru, esir tutuldukları kamplardan özgürleştirilen Sovyet savaş esirleri ve ülkelerine geri gönderilen Sovyet vatandaşları NKVD tarafından bir değerlendirmeye tabi tutuldu, bu değerlendirme ile gerçek veya potansiyel Nazi işbirlikçileri olarak belirlenen 226.127 kişi Gulag kamplarına gönderildi.[216][217]

 
Auschwitz'e yerleştirilmiş Polonyalı kız Czesława Kwoka'nın SS tarafından çekilmiş fotoğrafı. Bu ve benzeri kamplarda 230.000 kadar çocuk hapsedildi ve köle işçiliğe zorlanıp tıbbi deneylerde kullanıldı.

Çoğu köle işçi kampı olarak kullanılan Japon savaş esiri kampları da yüksek bir ölüm oranına sahipti. Uzak Doğu Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi'nin bulgusuna göre Batılı savaş esirlerinin ölüm oranı, Almanlar ve İtalyanlar altındaki savaş esirlerinden 7 kat fazla[218] olan %27'ydi (Amerikan savaş esirleri için %37).[219] Japonya'nın teslim olmasından sonra Japonların ellerinde tuttuğu, Birleşik Krallık'tan gelen 37.583, Hollanda'dan gelen 28.500 ve ABD'den gelen 14.473 savaş esiri serbest bırakılırken serbest bırakılan Çinli esirlerin sayısı sadece 56'ydı.[220]

Kuzey Çin ve Mançurya'dan en az 5 milyon Çinli sivil 1935 ve 1941 yılları arasında Doğu Asya Kalkınma Kurulu tarafından madenlerde ve savaş endüstrilerinde çalışmaları üzere köleleştirildi. 1942'den sonra bu sayı 10 milyona ulaştı.[221] Cava'da 4 ila 10 milyon kadar kişi, Japon ordusu tarafından köle işçiliğe zorlandı. Bu Cavalı işçilerinden yaklaşık 270.000'i Güneydoğu Asya'da Japonların kontrolleri altında tuttuğu diğer bölgelere gönderildi ve yalnızca 52.000'i Java'ya geri dönebildi.[222]

İşgalDüzenle

 
Palmiry ormanında Alman askerleri tarafından infaz edilmelerinden önce gözlerini bağlarken fotoğraflanan Polonyalı siviller, 1940

Avrupa'da işgal, iki şekilde meydana geldi. Batı, Kuzey ve Orta Avrupa'da (Fransa, Norveç, Danimarka, Alçak Ülkeler ve Çekoslovakya'nın ilhak edilmiş bölgeleri) Almanya, çeşitli ekonomi politikaları kurdu ve bu politikalar üzerinden savaşın sonuna kadar 69,5 milyar reichsmark (27,8 milyar ABD doları) topladı; bu değer, Nazilerin endüstriyel ürünleri, askeri teçhizatı, hammaddeleri ve diğer malları büyük ölçüde yağmalamasını içermiyor.[223] Bu sebeple, işgal edilmiş ülkelerden elde edilen gelir Almanya'nın vergilerden elde ettiği kazancın %40'ından fazlaydı ve bu oran, savaş devam ederken toplam Alman gelirinin yaklaşık %40'ına yükseldi.[224]

 
Alman ordusu tarafından asılmış Sovyet partizanları. Rus Bilimler Akademisi'nin 1995'te yayınladığı bir rapora göre, Sovyetler Birliği'nde Almanların sebep olduğu sivil kayıpların sayısı 13,7 milyonu, yani Sovyetler'in Alman işgali altında bulunan bölgelerindeki 68 milyon nüfusun %20'sini buluyordu.

Doğu'da, Lebensraum'un amaçlanan kazanımları hareketli cephe hatları nedeniyle asla elde edilmedi ve Sovyet yakıp yıkma taktikleri, Alman işgalcilerin kaynaklara erişimini engelledi.[225] Batı'nın aksine, Nazi ırksal politikaları "aşağı insanlar" olarak görülen Slav kökenli insanlara karşı büyük ölçüde şiddeti teşvik etti; bu sebeple çoğu Alman ilerleyişini toplu idamlar izliyordu.[226] İşgal edilmiş toprakların çoğunda direniş hareketlerinin kurulmuş olmasına rağmen bu gruplar, 1943'ün sonlarına kadar hem Doğu'da[227] hem de Batı'da[228] Alman harekâtlarına önemli bir zarar veremediler.

Asya'da Japonya, işgali altındaki ulusları, sömürgeleştirilmiş halkları özgürleştirmek amacıyla kurulduğunu iddia eden bir Japon hegemonyası olan Büyük Doğu Asya Ortak Refahı Alanı altında birleştirdi.[229] Japon kuvvetleri istila ettikleri bazı yerlerde yerel halk tarafından kendilerini Avrupa egemenliğinden kurtaracak kişiler olarak memnuniyetle karşılansa da, Japon savaş suçları çoğu yerde yerel kamuoyunu Japonlara karşı çevirdi.[230] Japonya, ilk istilaları sırasında geri çekilen Müttefik kuvvetleri tarafından geride bırakılan 4.000.000 varil (640.000 m3) petrolü ele geçirdi ve 1943'e kadar Hollanda Doğu Hint Adaları'ndaki üretim 1940'daki toplam üretim oranının yüzde 76'sı, yani 50.000.000 varil (7.900.000 m3) kadar yükseldi.[230]

Sivil cephe ve üretimDüzenle

1938 ve 1945 arasında Müttefikler'in Mihver'e GSYİH oranı

Avrupa'da, savaşın başlamasından önce Müttefikler hem nüfus hem de ekonomi olarak önemli avantajlara sahipti. 1938'de Batılı Müttefikler (Birleşik Krallık, Fransa, Polonya ve İngiliz Dominyonları), Avrupalı Mihver güçlerinden (Almanya ve İtalya) yüzde 30 daha büyük bir nüfusa ve yüzde 30 daha yüksek bir GSYİH'ye sahipti; eğer sömürgeler dahil edilirse, Müttefiklerin avantajları nüfusta Mihver'in 5 katı, GSYİH'de ise 2 katı olurdu.[231] Aynı zamanda Asya'da, Çin Japonya'dan 6 kat yüksek bir nüfusa sahipti ancak GSYİH'si Japonya'dan sadece %89 kadar fazlaydı; eğer Japon sömürgeleri dahil edilirse bu oran 3 kat yüksek bir nüfusa ve %38 daha yüksek bir GSYİH'ye düşüyordu.[231]

ABD, savaş boyunca Müttefikler tarafından kullanılan savaş gemileri, nakliye araçları, savaş uçakları, topçular, tanklar, kamyonlar ve cephaneler gibi tüm mühimmatların yaklaşık üçte ikisini üretti.[232] Müttefiklerin ekonomi ve nüfus avantajları Almanya ve Japonya'nın ilk blitzkrieg saldırıları ile büyük ölçüde hafifletilmiş olsa da, 1942'de ABD ve Sovyetler Birliği'nin Müttefiklere katılmasının ardından, savaş büyük ölçüde bir yıpratma savaşına dönüştüğü için sivil cephe ve üretim belirleyici faktör haline geldi.[233] Müttefiklerin üretim kabiliyetinin Mihver'den daha yüksek olmasının ana sebebi Müttefiklerin doğal kaynaklara daha fazla erişimi olmasıyken; Almanya ve Japonya'nın kadınları istihdam etme konusundaki isteksizliği,[234] Müttefiklerin stratejik bombardımanı,[235] ve Almanya'nın savaş ekonomisine geç geçişi[236] gibi diğer faktörler de buna katkıda bulundu. Ek olarak, ne Almanya ne de Japonya bu kadar uzun bir savaşın parçası olmayı planlamıyorlardı ve bunun için hazır değillerdi.[237][238] Üretimlerini arttırabilmek için Almanya ve Japonya milyonlarca köle işçi kullandı;[239] Almanya çoğu Doğu Avrupa'dan olmak üzere 12.000.000 insanı köleleştirirken,[214] Japonya Uzakdoğu Asya'da 18.000.000 insanı köle olarak çalıştırdı.[222][240]

NotlarDüzenle

  1. ^ II. Dünya Savaşı'nın başladığı ve bittiği tarihler olarak bazı diğer tarihler ileri sürülmüş olsa da, bu en sık kullanılan zaman aralığıdır.

KaynakçaDüzenle

ÖzelDüzenle

  1. ^ Weinberg 2005, s. 6
  2. ^ Wells, Anne Sharp (2014). Historical Dictionary of World War II: The War against Germany and Italy (İngilizce). Rowman & Littlefield Publishing. s. 7. 
  3. ^ Mawdsley, Evan; Ferris, John (2015). The Cambridge History of the Second World War, Volume I: Fighting the War (İngilizce). Cambridge University Press. 
  4. ^ Förster & Gessler 2005, s. 64
  5. ^ Ghuhl, Wernar (2007). Imperial Japan's World War Two (İngilizce). Transaction Publishers. ss. 7, 30. 
  6. ^ Polmar, Norman; Allen, Thomas B. (1991). World War II: America at war, 1941–1945 (İngilizce). ISBN 978-0-394-58530-7. 
  7. ^ Sterling, Seagrave (5 Şubat 2007). "post Feb 5 2007, 03:15 PM". 13 Temmuz 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Americans think of WW2 in Asia as having begun with Pearl Harbor, the British with the fall of Singapore, and so forth. The Chinese would correct this by identifying the Marco Polo Bridge incident as the start, or the Japanese seizure of Manchuria earlier. 
  8. ^ Taylor 1961, s. vii
  9. ^ Kellogg, William O (2003). American History the Easy Way. Barron's Educational Series. s. 236. ISBN 0-7641-1973-7. 
  10. ^ Ben-Horin 1943, s. 169
  11. ^ Taylor 1979, s. 124
  12. ^ Yisreelit, Hevrah Mizrahit (1965). Asian and African Studies. s. 191. 
  13. ^ Canfora 2006, s. 155
  14. ^ Prins 2002, s. 11
  15. ^ Beevor 2012, s. 10
  16. ^ Masaya 1990, s. 4
  17. ^ "History of German-American Relations » 1989–1994 – Reunification » "Two-plus-Four-Treaty": Treaty on the Final Settlement with Respect to Germany, September 12, 1990". usa.usembassy.de. 7 Mayıs 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  18. ^ "Why Japan and Russia never signed a WWII peace treaty". Asia Times. 4 Haziran 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  19. ^ Ingram 2006, ss. 76-78
  20. ^ Kantowicz 1999, s. 149
  21. ^ Shaw 2000, s. 35
  22. ^ Brody 1999, s. 4
  23. ^ Zalampas 1989, s. 62
  24. ^ Mandelbaum 1988, s. 96
  25. ^ Record 2005, s. 50
  26. ^ Schmitz 2000, s. 124
  27. ^ Adamthwaite 1992, s. 52
  28. ^ Shirer 1990, ss. 298-99
  29. ^ Preston 1998, s. 104
  30. ^ Myers & Peattie 1987, s. 458
  31. ^ Smith & Steadman 2004, s. 28
  32. ^ Coogan 1993 "Although some Chinese troops in the Northeast managed to retreat south, others were trapped by the advancing Japanese Army and were faced with the choice of resistance in defiance of orders, or surrender. A few commanders submitted, receiving high office in the puppet government, but others took up arms against the invader. The forces they commanded were the first of the volunteer armies."
  33. ^ Busky 2002, s. 10
  34. ^ Stanton, Andrea L.; Ramsamy, Edward; J. Seybolt, Peter (2012). Cultural Sociology of the Middle East, Asia, and Africa: An Encyclopedia. s. 308. ISBN 978-1-4129-8176-7. 18 Ağustos 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Nisan 2014. 
  35. ^ Barker 1971, ss. 131-32
  36. ^ Shirer 1990, s. 289
  37. ^ Kitson 2001, s. 231
  38. ^ Neulen 2000, s. 25
  39. ^ Payne 2008, s. 271
  40. ^ Payne 2008, s. 146
  41. ^ Eastman 1986, ss. 547-51
  42. ^ Hsu & Chang 1971, ss. 195-200
  43. ^ Tucker, Spencer C. (2009). A Global Chronology of Conflict: From the Ancient World to the Modern Middle East [6 volumes]: From the Ancient World to the Modern Middle East. ABC-CLIO. ISBN 978-1-85109-672-5. 18 Ağustos 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  44. ^ Kuisong, Yang. "关于平型关战斗的史实重建问题". 31 Mayıs 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  45. ^ Levene, Mark; Roberts, Penny (1999). The Massacre in History. ss. 223-24. 
  46. ^ Totten, Samuel (2008). Dictionary of Genocide. ss. 298-99. 
  47. ^ Hsu & Chang 1971, ss. 221-30
  48. ^ Eastman 1986, s. 566
  49. ^ Taylor 2009, ss. 150-52
  50. ^ Sella 1983, ss. 651-87
  51. ^ Beevor 2012, s. 342
  52. ^ Goldman, Stuart D. (28 Ağustos 2012). "The Forgotten Soviet-Japanese War of 1939". The Diplomat. 29 Haziran 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  53. ^ Neeno, Timothy. "Nomonhan: The Second Russo-Japanese War". MilitaryHistoryOnline.com. 24 Kasım 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  54. ^ Collier & Pedley 2000, s. 144
  55. ^ Kershaw 2001, ss. 121-22
  56. ^ Kershaw 2001, s. 157
  57. ^ Davies 2006, ss. 143-44 (2008 yayını)
  58. ^ Shirer 1990, ss. 461-62
  59. ^ Lowe & Marzari 2002, s. 330
  60. ^ Dear & Foot 2001, ss. 234
  61. ^ Shirer 1990, s. 471
  62. ^ Watson, Derek (2000). "Molotov's Apprenticeship in Foreign Policy: The Triple Alliance Negotiations in 1939". Cilt 52. Europe-Asia Studies. ss. 695-722. doi:10.1080/713663077. JSTOR 153322. 
  63. ^ Shore 2003, s. 108
  64. ^ Dear & Foot 2001, s. 608
  65. ^ "The German Campaign In Poland (1939)". 24 Mayıs 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  66. ^ a b "The Danzig Crisis". ww2db.com. 5 Mayıs 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  67. ^ a b "Major international events of 1939, with explanation". Ibiblio.org. 10 Mart 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  68. ^ Evans 2008, ss. 1-2
  69. ^ Zabecki, David T. (1 Mayıs 2015). World War II in Europe: An Encyclopedia. Routledge. s. 1663. ISBN 978-1-135-81242-3. The earliest fighting started at 0445 hours when marines from the battleship Schleswig-Holstein attempted to storm a small Polish fort in Danzig, the Westerplate. 
  70. ^ Keegan 1997, s. 35
  71. ^ Cienciala 2010, s. 128
  72. ^ Beevor 2012, s. 32
  73. ^ Dear & Foot 2001, s. 248-49
  74. ^ Roskill 1954, s. 64
  75. ^ Bjorkman, James. "New Hope for Allied Shipping". 18 Aralık 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  76. ^ Ginsburgs, George (1958). "A Case Study in the Soviet Use of International Law: Eastern Poland in 1939". 52 (1). The American Journal of International Law. ss. 69-84. doi:10.2307/2195670. JSTOR 2195670. 
  77. ^ Zaloga 2002, ss. 80, 83
  78. ^ Hempel 2005, s. 24
  79. ^ Zaloga 2002, ss. 88-89
  80. ^ Nürnberg Belgeleri C-62/GB86, Ekim 1939'da Hitler tarafından verilen bir yönerge şunları söylüyor: "[Fransa'ya] saldırı, koşullar mümkün olursa bu sonbaharda başlatılsın."
  81. ^ Liddell Hart 1977, ss. 39-40
  82. ^ Bullock 1990, s. 563-64, 566, 568-69, 574-75
  83. ^ Cape, Jonathan; Deighton, L. Blitzkrieg: From the Rise of Hitler to the Fall of Dunkirk. ss. 186-87. harekât, nihayet gerçekleşmesinden önce yirmi dokuz kez ertelendi. 
  84. ^ Smith et al 2002, s. 24
  85. ^ a b Bilinsky 1999, s. 9
  86. ^ Murray & Millett 2001, ss. 55-56
  87. ^ Spring 1986, ss. 207-26
  88. ^ Dyke, Carl van. The Soviet Invasion of Finland. Portland: Frank Cass Publishers. s. 71. ISBN 0-7146-4753-5. 
  89. ^ Hanhimäki 1997, s. 12
  90. ^ Ferguson 2006, s. 367, 376, 379, 417
  91. ^ Snyder 2010, s. 118
  92. ^ Koch 1983, s. 912-14, 917-20
  93. ^ Roberts 2006, s. 56
  94. ^ Roberts 2006, s. 59
  95. ^ Murray & Millett 2001, s. 57-63
  96. ^ Reynolds 2006, s. 76
  97. ^ Evans 2008, s. 122-23
  98. ^ Keegan 1997, s. 59-60
  99. ^ Regan 2004, s. 152
  100. ^ Liddell Hart 1977, s. 48
  101. ^ Keegan 1997, ss. 66-67
  102. ^ Overy & Wheatcroft 1999, s. 207
  103. ^ Umbreit 1991, s. 311
  104. ^ Brown 2004, s. 198
  105. ^ Keegan 1997, s. 72
  106. ^ a b Murray 1983
  107. ^ a b c "Major international events of 1940, with explanation". Ibiblio.org. 25 Mayıs 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  108. ^ Dear & Foot 2001, ss. 108-09
  109. ^ Goldstein 2004, s. 35
  110. ^ Steury 1987, s. 209
  111. ^ Zetterling & Tamelander 2009, s. 282
  112. ^ Overy & Wheatcroft 1999, s. 328-30
  113. ^ Maingot 1994, s. 52
  114. ^ Cantril 1940, s. 390
  115. ^ Skinner Watson, Mark. "Coordination With Britain". US Army in WWII – Chief of Staff: Prewar Plans and Operations. 30 Nisan 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  116. ^ Bilhartz & Elliott 2007, s. 179
  117. ^ Dear & Foot 2001, s. 877
  118. ^ Dear & Foot 2001, s. 745-46
  119. ^ Clogg 2002, s. 118
  120. ^ Evans 2008, ss. 146, 152
  121. ^ US Army 1986, ss. 4-6
  122. ^ Jowett 2001, ss. 9-10
  123. ^ Jackson 2006, s. 106
  124. ^ Laurier 2001, ss. 7-8
  125. ^ Murray & Millett 2001, s. 263-76
  126. ^ Gilbert 1989, ss. 174-75
  127. ^ Gilbert 1989, ss. 184-87
  128. ^ Gilbert 1989, ss. 208, 575, 604
  129. ^ Watson 2003, s. 80
  130. ^ Morrisey, Will (24 Ocak 2019). "What Churchill and De Gaulle learned from the Great War". Routledge. ss. 119-126. doi:10.4324/9780429027642-6. ISBN 978-0-429-02764-2. 
  131. ^ Garver 1988, s. 114
  132. ^ Weinberg 2005, s. 195
  133. ^ Murray 1983, s. 69
  134. ^ Shirer 1990, ss. 810-12
  135. ^ "Events leading up to World War II – Chronological History". US Government Printing Office. 78th Congress, 2d Session – House Document N. 541. Iblibio.org. 1944. 14 Aralık 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  136. ^ Sella 1978
  137. ^ Steinberg 1995
  138. ^ Kershaw 2007, ss. 66-69
  139. ^ Hauner 1978
  140. ^ Roberts 1995
  141. ^ Wilt 1981
  142. ^ Erickson 2003, ss. 114-37
  143. ^ Glantz 2001, s. 9
  144. ^ Farrell 1993
  145. ^ Beevor 2012, s. 220
  146. ^ Bueno de Mesquita et al. 2003, s. 425
  147. ^ Kleinfeld 1983
  148. ^ Jukes 2001, s. 113
  149. ^ a b Glantz 2001, s. 26
  150. ^ Reinhardt 1992, s. 227
  151. ^ Milward 1964
  152. ^ Rotundo 1986
  153. ^ Deighton, Len (1993). Blood, Tears and Folly. Londra: Pimlico. s. 479. ISBN 978-0-7126-6226-0. 
  154. ^ Beevor 1998, ss. 41-42
  155. ^ Evans 2008, ss. 213-14
  156. ^ "Peace and War: United States Foreign Policy, 1931-1941", 1983. U.S. Department of State Publication. 1983. ss. 87-97. 
  157. ^ "Pearl Harbor 1941: The First Energy War". Center for International Maritime Security (İngilizce). 30 Ocak 2019. Erişim tarihi: 3 Mart 2021. 
  158. ^ Jowett & Andrew 2002, s. 14
  159. ^ Overy & Wheatcroft 1999, s. 289
  160. ^ Joes 2004, s. 224
  161. ^ Fairbank & Goldman 2006, s. 320
  162. ^ Hsu & Chang 1971, s. 30
  163. ^ Hsu & Chang 1971, s. 31
  164. ^ "Japanese Policy and Strategy 1931 – July 1941". US Army in WWII – Strategy and Command: The First Two Years. ss. 45-66. 6 Ocak 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  165. ^ Anderson 1975, s. 201
  166. ^ Evans & Peattie 2012, s. 456
  167. ^ Coox, Alvin D. (1985). Nomonhan : Japan against Russia, 1939. Stanford, Calif.: Stanford University Press. ISBN 0-8047-1160-7. OCLC 11160382. 
  168. ^ a b "The decision for War". US Army in WWII – Strategy, and Command: The First Two Years. ss. 113-27. 25 Mayıs 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  169. ^ a b "The Showdown With Japan Aug–Dec 1941". US Army in WWII – Strategic Planning for Coalition Warfare. ss. 63-96. 9 Kasım 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  170. ^ "The United States Replies". Investigation of the Pearl Harbor attack. Ibiblio. 29 Nisan 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  171. ^ Painter 2012, s. 26: "The United States cut off oil exports to Japan in the summer of 1941, forcing Japanese leaders to choose between going to war to seize the oil fields of the Netherlands East Indies or giving in to U.S. pressure."
  172. ^ Wood 2007, s. 9
  173. ^ Lightbody 2004, s. 125
  174. ^ Andrew Glass. "Nazi Germany surrenders, May 7, 1945". POLITICO (İngilizce). 21 Haziran 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Şubat 2021. 
  175. ^ "V Day celebration outside Bolshoi Theatre". BBC News (İngilizce). Erişim tarihi: 6 Şubat 2021. 
  176. ^ "Total Casualties | The Atomic Bombings of Hiroshima and Nagasaki | Historical Documents | atomicarchive.com". www.atomicarchive.com. 18 Temmuz 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Şubat 2021. 
  177. ^ "V-J Day". The National WWII Museum | New Orleans (İngilizce). 18 Mayıs 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Şubat 2021. 
  178. ^ "Research Starters: Worldwide Deaths in World War II". The National WWII Museum | New Orleans (İngilizce). 15 Ağustos 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Şubat 2021. 
  179. ^ Litchfield, Edward H. (1984). Basic Knowledge and Modern Technology (Quick Reference Handbook Set) Rev Sub Edition. 
  180. ^ O'Brien, Prof. Joseph V. "World War II: Combatants and Casualties (1937–1945)". John Jay College of Criminal Justice. 25 Aralık 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  181. ^ White, Matthew. "Source List and Detailed Death Tolls for the Twentieth Century Hemoclysm". Matthew White's Homepage. 7 Mart 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  182. ^ "World War II Fatalities". secondworldwar.co.uk. 22 Eylül 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  183. ^ Ellman & Maksudov 1994
  184. ^ Hosking 2006, s. 242
  185. ^ Smith 1994, s. 204
  186. ^ Herf 2003
  187. ^ "Victims". Florida Center for Instructional Technology. University of South Florida. 2005. 16 Mayıs 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  188. ^ a b Niewyk & Nicosia 2000, ss. 45-52
  189. ^ Snyder, Timothy (16 Temmuz 2009). "Holocaust: The Ignored Reality". The New York Review of Books. 10 Ekim 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  190. ^ "Polish Victims". www.ushmm.org. 7 Mayıs 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  191. ^ "Non-Jewish Holocaust Victims : The 5,000,000 others". BBC. Nisan 2006. 3 Mart 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  192. ^ Evans 2008, ss. 158-60, 234-36
  193. ^ Geiger, Vladimir (2012). "Human Losses of the Croats in World War II and the Immediate Post-War Period Caused by the Chetniks (Yugoslav Army in the Fatherland) and the Partisans (People's Liberation Army and the Partisan Detachments of Yugoslavia/Yugoslav Army) and the Communist Authorities: Numerical Indicators". VIII (1). Revue für Kroatische Geschichte = Revue d'Histoire Croate. ss. 77-121. 
  194. ^ "The Effects of the Volhynian Massacres". Volhynia Massacre. 21 Haziran 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  195. ^ "Od rzezi wołyńskiej do akcji Wisła. Konflikt polsko-ukraiński 1943–1947". dzieje.pl. 24 Haziran 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  196. ^ Dear & Foot 2001, s. 290
  197. ^ Rummell, R.J. "Statistics". The University of Hawaii System. 23 Mart 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  198. ^ Chang 1997, s. 102
  199. ^ Bix 2000, s. 365
  200. ^ Gold, Hal (1996). Unit 731 testimony. 1st ed. Boston: Tuttle. ISBN 0-8048-3565-9. OCLC 57440210. 
  201. ^ Tucker & Roberts 2004, s. 320
  202. ^ Harris 2002, s. 74
  203. ^ Lee 2002, s. 69
  204. ^ "Japan tested chemical weapons on Aussie POW: new evidence". The Japan Times Online. 27 Temmuz 2004. 29 Mayıs 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  205. ^ "Decision to commence investigation into Katyn Massacre". Institute of National Rememberance. 19 Ağustos 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  206. ^ Gellately, Robert (2007). Lenin, Stalin, and Hitler : the age of social catastrophe. 1st ed. New York: Alfred A. Knopf. s. 391. ISBN 978-1-4000-4005-6. OCLC 82287392. 
  207. ^ Women and war : a historical encyclopedia from antiquity to the present. Bernard A. Cook, ABC-Clio Information Services. Santa Barbara, Calif.: ABC-CLIO. 2006. s. 481. ISBN 1-85109-770-8. OCLC 70680524. 
  208. ^ De Zayas, Alfred M. (1994). A terrible revenge : the ethnic cleansing of the east European Germans, 1944-1950. 1st pbk. ed. with new material. New York: St. Martin's Press. ss. 40-41. ISBN 0-312-12159-8. OCLC 29877541. 
  209. ^ Terror from the sky : the bombing of German cities in World War II. Igor Primoratz. New York: Berghahn Books. 2010. s. 167. ISBN 978-1-84545-844-7. OCLC 732958369. 
  210. ^ Dower, John (2007). "Lessons from Iwo Jima". 45 (6). Perspectives. ss. 54-56. 17 Ocak 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  211. ^ Berenbaum, Michael (2006). The world must know : the history of the Holocaust as told in the United States Holocaust Memorial Museum. 2nd ed. Arnold Kramer, United States Holocaust Memorial Museum. Washington, D.C.: United States Holocaust Memorial Museum. ISBN 0-8018-8358-X. OCLC 63115521. 
  212. ^ Herbert 1994, s. 222
  213. ^ Overy 2004, ss. 568-69
  214. ^ a b Marek, Michael (27 Ekim 2005). "Final Compensation Pending for Former Nazi Forced Laborers". Deutsche Welle. 2 Mayıs 2006 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  215. ^ Applebaum 2003, ss. 389-96
  216. ^ Bacon 1992
  217. ^ Ellman 2002
  218. ^ Tanaka 1996, ss. 2-3
  219. ^ "Japanese Atrocities in the Philippines". PBS Online. 27 Temmuz 2003 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  220. ^ Bix 2000, s. 360
  221. ^ Ju, Zhifen (Temmuz 2002). "Japan's atrocities of conscripting and abusing north China draughtees after the outbreak of the Pacific war". Harvard University Faculty of Arts and Sciences. 21 Mayıs 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  222. ^ a b "Indonesia: World War II and the Struggle For Independence, 1942–50; The Japanese Occupation, 1942–45". Kongre Kütüphanesi. 1992. 30 Ekim 2004 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  223. ^ Liberman 1996, s. 42
  224. ^ Milward 1992, s. 138
  225. ^ Milward 1992, s. 148
  226. ^ Barber & Harrison 2006, s. 232
  227. ^ Hill 2005, s. 5
  228. ^ Christofferson & Christofferson 2006, s. 156
  229. ^ Radtke 1997, s. 107
  230. ^ a b Rahn 2001, s. 266
  231. ^ a b Harrison 1998, s. 3
  232. ^ Wilson, Mark R. (2016). Destructive Creation: American Business and the Winning of World War II. Yeniden basım. Philadelphia: University of Pennsylvania Press. s. 2. ISBN 978-0-8122-9354-8. By producing nearly two thirds of the munitions used by Allied forces - including huge numbers of aircraft, ships, tanks, trucks, rifles, artillery shells , and bombs - American industry became what President Franklin D. Roosevelt once called 'the arsenal of democracy' [...]. 
  233. ^ Harrison 1998, s. 2
  234. ^ Bernstein 1991, s. 267
  235. ^ Griffith, Charles (1999). The quest : Haywood Hansell and American strategic bombing in World War II. Maxwell Air Force Base, Ala.: Air University Press. ISBN 1-58566-069-8. OCLC 42072236. 
  236. ^ Overy 1994, s. 26
  237. ^ BBSU 1998, s. 84
  238. ^ Lindberg & Todd 2001, s. 126
  239. ^ World economic and social survey 2004. International migration. United Nations. Department of Economic and Social Affairs. New York: United Nations. 2004. ISBN 92-1-109147-0. OCLC 60330790. 
  240. ^ Ju, Zhifen (Haziran 2002). "Japan's atrocities of conscripting and abusing north China draughtees after the outbreak of the Pacific war". Harvard University Faculty of Arts and Sciences. 21 Mayıs 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. 

GenelDüzenle

Konuyla ilgili yayınlarDüzenle

  • Barrett, David P.; Shyu, Lawrence N. (2001). China in the Anti-Japanese War, 1937–1945: Politics, Culture and Society. New York: Peter Lang. ISBN 978-0-8204-4556-4. 
  • Budiansky, Stephen (2001). Battle of Wits: The Complete Story of Codebreaking in World War II. Londra: Penguin Books. ISBN 978-0-14-028105-7. 
  • Davidson, Eugene (1999). The Death and Life of Germany: An Account of the American Occupation. University of Missouri Press. ISBN 978-0-8262-1249-8. 
  • Fitzgerald, Stephanie (2011). Children of the Holocaust. Mankato, MN: Compass Point Books. ISBN 978-0-7565-4390-7. 
  • Garthoff, Raymond L. (1969). "The Soviet Manchurian Campaign, August 1945". Military Affairs. 33 (2): 312-36. doi:10.2307/1983926. JSTOR 1983926. 
  • Gilbert, Martin (2001). "Final Solution". Dear, Ian; Foot, Richard D. (Edl.). The Oxford Companion to World War II. Oxford: Oxford University Press. ss. 285-92. ISBN 978-0-19-280670-3. 
  • Hedgepeth, Sonja; Saidel, Rochelle (2010). Sexual Violence against Jewish Women During the Holocaust. Lebanon, NH: University Press of New England. ISBN 978-1-58465-904-4. 
  • Macksey, Kenneth (1997) [1979]. Rommel: Battles and Campaigns. Cambridge, MA: Da Capo Press. ISBN 978-0-306-80786-2. 
  • Morison, Samuel Eliot (2002). History of United States Naval Operations in World War II. 14: Victory in the Pacific, 1945. Champaign, IL. ISBN 978-0-252-07065-5. 
  • Schofield, B.B. (1981). "The Defeat of the U-Boats during World War II". Journal of Contemporary History. 16 (1): 119-29. doi:10.1177/002200948101600107. JSTOR 260619. 
  • Sommerville, Donald (2008). The Complete Illustrated History of World War Two: An Authoritative Account of the Deadliest Conflict in Human History with Analysis of Decisive Encounters and Landmark Engagements. Leicester: Lorenz Books. ISBN 978-0-7548-1898-4. 

Dış bağlantılarDüzenle