Müzik

sanatın ses kullanılan şekli

Müzik ya da musiki, en genel tanımı ile sesin biçim ve anlamlı titreşimler kazanmış halidir. Başka bir deyiş ile de müzik, sesin ve sessizliğin belirli bir zaman aralığında ifade edildiği sanatsal bir formdur. Biçim ve titreşim içeren bir ses oluşumunda melodi olarak kabul görmesi için dinleyende duygulara yönelik etkileşim yapması da beklenmektedir. Tarihsel dönem, bölge, kültür ve kişisel beğenilere bağımlı olarak ele aldığında müzik teriminin tanımı önemli farklılık gösterebilmektedir. Özellikle 20. yüzyıl çağdaş Batı müziğinde ortaya çıkan çok farklı müzik akımları, ortak bir tanımı büyük ölçüde zorlaştırmaktadır. Bunun ötesinde, gittikçe daha fazla insanın erişme olanağı bulduğu farklı kültürlere ait yerel müzikler de bu tanımlama zorluğunu arttırmaktadır.

Trompet çalan bir müzisyen

Tüm bu sebeplerden dolayı, müziğin tek bir tanımla açıklanması yerine farklı açılardan (sosyolojik, psikolojik, akustik, politik ve benzeri) yapılan birden fazla tanımla açıklanması yaygınlık kazanmıştır. Bir sosyoloğun müziğe olan yaklaşımıyla, bir akustik fizikçinin yaklaşımı arasında gerek tanım, gerek metodolojik olarak büyük farklılık vardır. Tüm bu yaklaşımlar müzikologlar ve müzik teorisyenleri tarafından araştırılır ve değerlendirilir.

Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük'te müziği "Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı" olarak tanımlamıştır.[1]

EtimolojiDüzenle

Musiki-musika-muzika-müzik kelimeleri Yunanca kökenlidir.[2] Yunan mitolojisinde geçen ve esin perileri anlamına gelen muse sözcüğü, Türkçeye Musalar ya da Müz'ler olarak geçmiştir ve Türkçedeki müzik kelimesi de kökenini buradan alır (Müz'e ait, Müz'e yaraşır bir sanat anlamında). Mitolojiye göre Müz'lerin babası Zeus, annesi ise (hafıza-bellek anlamına da gelen) Mnemosyne'dir. Müz'ler, dans ederek ve şarkılar söyleyerek yaratıcı düşünceyi sunar, hastaları iyileştirir ve iç karartıcı düşünceleri uzaklaştırırlar.[3]

Mûsikiye daha sonraları Türk toplumunda İslâmi terimle "meleklerin dili" denilmiştir.[4][kaynak doğrulanamadı] Bu durum, müziğe eski çağlardan itibaren batıda da doğuda da tanrısal özellikler atfedildiğini gösterir.

 
Müzikolog Ali Ufki Bey'in Nikrîz Peşrev notasyonu

TanımDüzenle

Müziğin tanımıyla ilgili şu görüşler vardır:

Kelimelerle anlatılamayan duygu ve düşüncelerin seslerle anlatılması sanatıdır.
Müzik; duygu, düşünce, izlenim ve tasarımları ve başka gerçeklerin de katkısıyla belli durum, olgu ve olayları, belli bir amaç ve yöntemle, belirli bir güzellik anlayışına göre birleştirerek, biçimlendirilmiş seslerle işleyerek anlatan estetik bir bütündür. Herkesin anlayabildiği ve anlayabileceği yegane dildir. Müzik dil ve ırk fark etmeksizin direkt olarak duygulara hitap eden, etki eden bir sanat dalıdır.[5]

Otto Karolyi, müziğin hem bir sanat hem de bir bilim olduğunu, duygusal olarak algılanışının yanı sıra akıl ile de kavranabileceğini belirtmiştir.[6] Bu özelliği ile bireyin ve toplumun duyuş ve biliş açısından durumunu belirlediği gibi, gelişim ve değişimini de sağlayan organik bir yapıdır. Sesin en güzel şekli müzik ile dile gelir. Resim, renklerin birleşmesinden; şiir, kelimelerin kaynaşmasından nasıl oluşuyorsa; müzik de seslerin, duygu, düşünce ve heyecanımızı anlatmak üzere belli bir estetik anlayışına göre seçilip işlenmesinden oluşmaktadır.

 
Bir klasik müzik orkestrası

UnsurlarıDüzenle

Müziğin çok çeşitli temel unsurları, öğeleri bulunmaktadır, bunlar çeşitli yazarlar tarafından farklı şekilde ele alınmışlardır. Mesela Otto Karolyi, müziğin üç temel öğesini ritim, ezgi ve armoni olarak belirtmektedir.[7] Besteci Aaron Copland'a göre ise müzik dört temel unsurdan oluşur: Ritim, ezgi (melodi), armoni ve tını.[8] Günümüzde müziğin bu dört temel unsuru dışında başka unsurları da olduğu belirtilmektedir.

Müzik türleriDüzenle

Müzik türü ya da stili (genre), belirli bir şekil, ifade ve tekniğe göre gelişen müzik eserleri topluluğunu temsil eder. Müzik tarzı, müzik çeşidi ve benzeri birçok terim ile aynı olduğu düşünülse de müzik türü ya da stili daha geniş ve net bir terminoloji olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dünya üzerinde kabul gören müzik türleriDüzenle

Müzik TarihiDüzenle

Müzik tarihi, müziği kronolojik açıdan inceleyen müzikoloji ve tarihin ayrı bir alt alanıdır.

Müzik ve TeknolojiDüzenle

Teknolojinin günümüze çok katkısı vardır. Birçok müzisyen bu değişimden etkilenmiştir ve teknoloji müziğe çok büyük derecede katkı sağlamıştır.

Müzik kayıt sistemleriDüzenle

Son yıllarda müzik kaydı için oluşturulan stüdyolarda büyük değişimler yaşandı. İlk müzik kayıt aleti olan "phonautograph"ın patenti, 25 Mart 1857 yılında Parisli Édouard-Léon Scott de Martinville tarafından alındı. Alexander Graham Bell, 1874'te kendi "phonautograph"ı ile çıkageldi. Bu makine insan kulağının sesleri duyma yönteminin taklit edilmesiyle yapılmıştı. 1877'nin sonuna doğru, Edison, fonografı icat etti. 1886'daysa Charles Sumner Tainter ve Chichester Bell, Edison'un fonografını geliştirerek gramafonu ortaya çıkardılar. 1924'te, insanlar mekanik kayıt araçları yerine Western Electric Company'nin yeni teknolojisini kullanarak yeni kayıt cihazları yaptılar. Bunlar, sesi daha gür ve cızırtısız kaydedebiliyorlardı. Bugünlerde kullanılan manyetik kayıt, 1890'da Valdemar Pousen tarafından ortaya çıkarıldı. Telgraphone da bu yeni sistemin ilk çocuğuydu. 1930'ların sonuna doğru, çok uzun kayıtlar yapabilen ve çoğu koşulda çalışabilen "magnetophone", kayıt aletleri piyasasını etkilemiştir.

Ses depolama ortamlarıDüzenle

İlk ortaya çıkan ses depoları, analog depolama aygıtlarıydı. İlk başta Fonograf olarak ortaya çıkmışlar ve sonra manyetik kullanılarak üretilmişlerdir. Sonra ortaya sayısal (dijital) depolar çıkmıştır. Sayısal depolama aygıtları da iki şekilde çalışıyordu: Optik ve manyetik. Bu yeni ses depoları, sadece boy küçülterek kullanım kolaylığı sağlamamış, aynı zamanda müziğin paylaşımına yardımcı olmuştur.

Ayrıca bakınızDüzenle

KaynakçaDüzenle

  1. ^ "Türk Dil Kurumu | Sözlük". sozluk.gov.tr. 29 Aralık 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Kasım 2020. 
  2. ^ Öztuna, Yılmaz (1990). Büyük Türk Mûsikîsi Ansiklopedisi (Cilt II). Ankara: Kültür Bakanlığı. s. 72. ISBN 9751706688. 
  3. ^ İlyasoğlu, Evin (1994). Zaman İçinde Müzik: Başlangıcından Günümüze Batı Müziğinin Evrimi (2009 bas.). İstanbul: Yapı Kredi. s. 12. ISBN 975-363-292-4. 
  4. ^ Elest bezmi’nin avazesi
  5. ^ Uçan, Ali (2005). Müzik Eğitimi Temel Kavramlar-İlkeler-Yaklaşımlar. Evrensel Müzikevi Yayınları. s. 10. 
  6. ^ Karolyi, Otto (1999). Müziğe giriş (3. basım bas.). İstanbul: Pan Yayıncılık. s. 7. ISBN 9757652458. 
  7. ^ Karolyi, Otto (1999). Müziğe giriş (3. basım bas.). İstanbul: Pan Yayıncılık. s. 69. ISBN 9757652458. 
  8. ^ Copland, Aaron (2011). What To Listen For In Music. New York, N.Y: Signet Classic. s. 49. ISBN 9781101513149.