Nâzım Hikmet

Türk şair ve yazar
(Nazım Hikmet sayfasından yönlendirildi)

Nâzım Hikmet Ran ya da Türkiye'den ayrıldıktan sonraki soyadı ile Nâzım Hikmet Borzecki (15 Ocak 1902; Selanik, Osmanlı İmparatorluğu - 3 Haziran 1963; Moskova, SSCB), Türk şair ve yazardır. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır. Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin en önemli isimlerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmıştır ve dünyada 20. yüzyılın en gözde şairleri arasında gösterilmektedir.[6][7]

Nâzım Hikmet Ran
Nazım Hikmet Ran.jpg
Doğum Mehmet Nâzım[1]
15 Ocak 1902[2]
Selanik, Selanik Vilayeti, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm 3 Haziran 1963 (61 yaşında)
Moskova, Rusya SFSC, SSCB
Defin yeri Novodeviçi Mezarlığı, Moskova
55°43′29″N 37°33′15″E / 55.724722°K 37.554167°D / 55.724722; 37.554167
Mahlas Orhan Selim, Ahmet Oğuz, Mümtaz Osman, Ercüment Er
Takma ad Güzel Yüzlü Şair · Mavi Gözlü Dev
Meslek
Vatandaşlık Osmanlı (1902-1922)
Türkiye (1922-1951)[3]
Polonya (1951-)[4]
Türkiye (2009-)[5]
Eğitim Bahriye Mektebi (1915-1918)
Alma mater Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi (1921-1924)
Dönem Cumhuriyet Dönemi
Edebî akım Toplumcu Gerçekçilik · Fütürizm
Evlilik Nüzhet Hanım (?-1924)
Lena Yurçenko (1926-?)
Piraye Altınoğlu (31 Ocak 1935-23 Mart 1951)
Vera Tulyakova (1959-1963)
Partner Münevver Berk (1948-1951)
Galina Grigoryevna (1952-1959)
Çocuklar Mehmet Nazım (Ran) (1951-2018)
Memet Fuat (1926-2002) (üvey)
Akrabalar Celile Hikmet (annesi)  · Oktay Rifat (kuzeni)


İmza

Komünist siyasi düşünceleri yüzünden defalarca tutuklanmış ve yetişkin yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiş; Türkiye'de 11 ayrı davadan yargılanarak İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın süre hapis yatmıştır.[7] 1951 yılında Türkiye'den ayrılması sonrasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılmış; bu karar ölümünden 46 yıl sonra, 5 Ocak 2009 tarihinde iptal edilmiştir.[7]

1963 yılında Moskova'da kalp krizinden hayatını kaybetmiştir. Mezarı Moskova'dadır.

Yaşam öyküsüDüzenle

AilesiDüzenle

Babası, Matbuat Umum Müdürlüğü ve Hamburg Şehbenderliği yapmış olan Hikmet Nâzım Bey'dir (d.1876). Hikmet Bey, Diyarbakır, Halep, Konya ve Sivas gibi illerde valilikler yapmış olan Mehmet Nâzım Paşa'nın (ö.1926) oğludur.[8] Mevlevi tarikatından olan ve özgürlükçü fikirlere sahip Nâzım Paşa, Selanik'in son valisidir.

Annesi Ayşe Celile Hanım (d.1880), dilci ve eğitimci de olan Hasan Enver Paşa ile Leyla Hanım'ın kızıdır; piyano çalan, resim yapan, Fransızca bilen bir kadındır. Hasan Enver Paşa Polonya'dan 1848 Ayaklanmaları sırasında Osmanlı İmparatorluğu'na göç eden ve Osmanlı vatandaşı olunca Mustafa Celalettin Paşa adını alan Konstantin Borzecki'nin (Lehçe: Konstanty Borzęcki, d. 1826 - ö. 1876) oğludur. Mustafa Celaleddin Paşa Osmanlı Ordusu'nda subay olarak görev yapmış ve Türk tarihi üzerine önemli bir eser olan "Les Turcs anciens et modernes" (Eski ve Yeni Türkler) kitabını yazmıştır. Celile Hanım'ın annesi Leyla Hanım ise Alman kökenli Osmanlı generali Mehmet Ali Paşa'nın, yani Ludwig Karl Friedrich Detroit'in kızıdır. Celile Hanım'ın kız kardeşi Münevver Hanım, şair Oktay Rifat'ın annesidir. Oğlu Nâzım tarafından "Alman, Polonyalı, Gürcü, Çerkez ve Fransız kökenli" olarak tarif edilen[9][10][11] Celile Hanım, 3/8 Çerkes, 2/8 Leh, 1/8 Sırp, 1/8 Alman, 1/8 Fransız (Huguenot) kökenliydi.[12]

Nâzım Hikmet'in ebeveyni Hikmet Nâzım Bey ve Ayşe Celile Hanım, 1901 Şubat ayında evlendiler.

ÇocukluğuDüzenle

Nâzım Hikmet, Mehmed Nâzım adıyla 15 Ocak 1902 tarihinde Selanik'te doğdu.[2] O sırada Hariciye Nezareti memuru olarak Selanik'te çalışan Hikmet Bey, Nâzım'ın çocukluğunda memuriyetten ayrıldı ve ailesiyle birlikte, Halep'te bulunan babasının yanına gitti. Burada bulundukları sırada Hikmet-Celile çiftinin biri Ali İbrahim, diğeri Samiye adında iki çocuğu oldu, fakat Ali İbrahim dizanteriye yakalanıp öldü. Nâzım Paşa'nın Diyarbakır'a atanmasıyla birlikte, Hikmet Bey ve ailesi de Diyarbakır'a taşındı. Ancak burada bunalan Hikmet Bey, ailesiyle birlikte İstanbul'a taşındı. Hikmet Bey'in İstanbul'daki iş kurma denemeleri de iflasla neticelendi memuriyet hayatına geri döndü. Fransızca bildiği için 28 Şubat 1914’te Matbuat-ı Umumiye çevirmenliğine atandı. Bu sırada 1910 yılında emekli olan Nâzım Paşa da İstanbul'a, oğlunun yanına taşındı.

 
Heybeliada Bahriye Mektebi'nde öğrenciyken

Nâzım Hikmet, ilk öğretimini Göztepe Taş Mektebi’nde tamamladı.[13] İlk şiiri Feryad-ı Vatan'ı 3 Temmuz 1913'te yazdı.[14] Aynı yıl Mekteb-i Sultani'de ortaokula başladı, fakat bu okulun pahalı olması nedeniyle Nişantaşı Sultanisi'ne geçti.

Bir aile toplantısında denizciler için yazdığı bir kahramanlık şiirini Bahriye Nazırı Cemal Paşa'ya okuyunca çocuğun Bahriye Mektebine gitmesine karar verildi.[15] 25 Eylül 1915'te Heybeliada Bahriye Mektebi'ne girdi. O sırada Yahya Kemal de bu okulda öğretmenlik yapmaktaydı. Yahya Kemal'in, Nâzım'ın annesi Celile Hanım'la ilişkisi olduğu söylentileri, Hikmet-Celile çiftinin arasını bozdu ve çift, bir süre sonra boşandı. Hikmet Bey daha sonra Cavide Hanım'la evlendi, ondan Metin ve Fatma (Melda) adlarında iki çocuğu oldu; 1918-1922 yılları arasında Hamburg Başkonsolosu olarak görev yaptı. Celile Hanım ise resim dalında eğitim almak için Paris'e gitti.

Nâzım'ın Mehmed Nâzım imzasıyla yazdığı ve ilk yayımlanan şiiri olan "Hala Servilerde Ağlıyorlar mı?" 3 Ekim 1918'de Yeni Mecmua'da çıktı. Nâzım aynı yıl, 26 kişi içinden 8. olarak Bahriye Mektebi'nden mezun oldu.[15] Karne değerlendirmelerinde zeki, orta derecede çalışkan ve ahlakî tavırları iyi bir öğrenci olmakla birlikte, elbisesine özen göstermediği ve sinirli olduğu belirtilmektedir.[15] Mezun olduğunda dönemin okul gemisi Hamidiye gemisine güverte stajyer subayı olarak atandı. 1919 kışında zatülcenp hastalığına yakalandı, birkaç ay süren tedavisi sırasında Sağlık Kurulu, 1920 Mayıs ayında Nâzım'ı askerlikten çürüğe çıkardı.[15]

Millî Mücadele dönemiDüzenle

Millî Mücadele'nin ilk yılını hasta olarak geçiren Nâzım Hikmet, 19 yaşındayken, 1921 Ocak ayında arkadaşı Vâlâ Nureddin ile Türk Kurtuluş Savaşı'na katılmak üzere ailesinden habersiz Anadolu'ya geçti. İnebolu'ya vardığında Anadolu halkının, özellikle köylünün çileli yaşayışını yakından gördü. Bu sırada Spartakislerden Sadık Ahi (Mehmet Eti) adlı bir sosyalistle tanıştı ve ondan yeni fikirler öğrendi. Yedi günlük yaya yolculuk sonrasında Ankara'ya ulaştı. Cepheye gönderilmedi, Tedrisat-ı Taliye Müdürü Kâzım Nâmi’nin (Duru) yardımıyla 14 Haziran 1921’de Bolu Sultanisi “kısm-ı iptidai muallimliği”ne atandı. Burada bir süre öğretmenlik yaptı, çevrenin tutucu olması nedeniyle zorlandı, hatta Milli Mücadele'ye karşı padişahı destekleyen kişilerin düşmanlığını kazandı.

Ağustos 1921'de Bolu'dan ayrıldı. Düzce, Akçakoca, Zonguldak ve Trabzon'dan geçerek 30 Eylül'de Batum'a ulaştı. Burada bir süre yaşadı, yolculuğunda kendisine eşlik eden Vala Nurettin'in yanı sıra Batum'da tanıştığı Ahmet Cevat (Emre) ve Şevket Süreyya (Aydemir) ile Temmuz 1922'de Tiflis'ten Moskova'ya gitti.

Moskova dönemi (1922-1928)Düzenle

Nâzım Hikmet Temmuz 1922'de Moskova'ya vardığında, Ekim Devrimi sonrasında başlamış olan Rus İç Savaşı'nın son ayları yaşanıyordu. Nâzım, burada Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okumaya başladı.

Moskova’da SSCB'nin ilk yıllarına tanık oldu. Rus avangart şiirini inceledi; Bagritski, Mayakovski, Selvinski, İnber, Panov gibi edebiyatçıların eserlerini tanıdı. Rus fütüristleri ve konstrüktivistlerinden esinlendiği bu dönemde klasik biçimden sıyrılarak yeni bir biçim geliştirmeye başladı. 1923 Ocak ayında Mayerhold Tiyatrosu’nda düzenlenen Uluslararası Sanat Gösterisi’nde “Yeni Sanat” başlıklı şiirini okudu. 1924'te yayınlanan ve Mustafa Suphi’nin başından geçenleri anlatan ilk şiir kitabı 28 Kanunisani Moskova'da sahnelendi.

Ekim Devrimi önderi Vladimir Lenin'in 24 Ocak 1924 günü hayatını kaybetmesi üzerine Nâzım, Lenin'in mezarında beş dakika nöbet tuttu.

1915'te İstanbul'da tanıştığı Nüzhet Hanım'la (d.1900) Moskova'da yeniden karşılaştı. Arkadaşlıkları ilerleyince evlendiler, fakat çok geçmeden Nüzhet Hanım hastalandı, tedavi için 1923 yılında İstanbul'a dönmek zorunda kaldı, oradan Avrupa'ya gitti. Çift 1924'te Türkiye'de bir araya geldiklerinde, Nüzhet Hanım'ın teklif ve ısrar üzerine anlaşarak ayrılmaya karar verdiler. Nüzhet Hanım’la ayrılmasından sonra Moskova’dan okul arkadaşı Liyolya’yla birlikte olsa da, Türkiye’ye dönmesi gerektiği ve Liyolya Türkiye’ye gelemediği için ayrılmak zorunda kaldılar.

Nâzım Hikmet, Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Türkiye'de yedi ay bulundu. 1924 Aralık ayında Türkiye'ye döndü. Babasının çıkardığı Sinema Postası dergisinin teknik işlerine yardım etti, bir yandan da Aydınlık dergisine yazılar ve şiirler yazdı. 21 Ocak 1925 tarihinde yayımlanmaya başlayan Orak-Çekiç gazetesine de yazdı, bu gazeteyi sokaklarda sattı. Polis takibine takılması üzerine gizlice İzmir'e gitti. 1925 Mart ayında çıkan Takrir-i Sükûn Kanunu aracılığıyla solcu kuruluşlar ve yayın organları kapatıldı, birçok yazar tutuklandı. Nâzım Hikmet aranmasına rağmen bulunamadı, İstiklal Mahkemesi'nde gıyaben yargılandı ve 12 Ağustos 1925 tarihinde 15 yıl kürek mahkumiyetine çarptırıldı. Ay sonunda gizlice İstanbul'a gitti, annesinin yanına uğradı ve bir takaya binerek Şefik Hüsnü ile birlikte Moskova'ya giti.

Türkiye'de hakkında verilen hapis cezası yüzünden ülkesine dönemeyen Nâzım Hikmet, Moskova'da eğitimine devam etti. Bu sırada okulda Lena Yurçenko'yla tanışır ve 1926 sonlarında evlendi.

Türkiye'ye dönüşü (1928-1935)Düzenle

1 Mart 1926 tarihinde kabul edilen Türk Ceza Kanunu sayesinde, bir yıl önce aldığı 15 yıllık hapis cezası 1 yıla indi. Nâzım Hikmet eşi Lena’yla Türkiye'ye dönmek için Türk Büyükelçiliği'ne birkaç kez başvurdu ama olumlu sonuç alamadı. Bunun üzerine Temmuz 1928'de başka birinin pasaportuyla girdiği Hopa'da gözaltına alındı. Hakkında verilmiş mahkumiyet kararları nedeniyle İstanbul'a sevk edildi; talebi üzerine her iki davanın birleştirilerek yeniden görülmesine karar verildi. Davada İstiklal Mahkemesi'nin 1925 yılındaki mahkumiyet hükmü kaldırıldı; başkasının pasaportunu kullanmaktan üç ay ceza verildi, fakat tutukluluk süresi mahkumiyet süresini aşmış bulunduğu için serbest kaldı ve İstanbul'a gitti.

1929'da İstanbul'da basılan "835 Satır" adlı şiir kitabı edebiyat çevrelerinde geniş yankı uyandırdı; Ahmet Haşim gibi şairlerin övgüsüyle karşılaştı. Fakat bu süreçte Nâzım Hikmet'in “Putları Yıkıyoruz” başlığı altındaki yazı dizisinde eski edebiyatı yıkmak ve yeninin temellerini atmak yönündeki fikirleri, dönemin önde gelen edebiyatçılarının tepkisini çekti.

Babası Hikmet Bey, kuduz ve tetanoz aşılarını yanlışlıkla peş peşe olduğu için hastalandı ve 19 Mart 1932 günü hayatını kaybetti. Aynı yıl kız kardeşinin arkadaşı Piraye (Altınoğlu) ile tanıştı ve nişanlandı. Geçirdiği dava süreçleri sonrasında siyasi faaliyetlerini azaltarak bir süre edebiyata ağırlık verdi. Piraye ile 31 Ocak 1935 tarihinde sessizce evlendi.

 
Nâzım Hikmet Çankırı Cezaevinde

Hapis hayatı (1938-1950)Düzenle

17 Ocak 1938 gecesi gözaltına alındı, sonra Ankara'ya gönderildi. Harp Okulu Komutanlık Askerî Mahkemesi’nde "askerî kişileri üstlerine karşı kışkırtmak" suçlamasıyla yargılandı, 29 Mart 1938 günü açıklanan kararla on beş yıl ağır hapsine ve ölünceye kadar kamu hizmetlerinden yoksun bırakılmasına karar verildi. Ağustos "donanmayı isyana teşvik" suçundan yargılandı, herhangi bir tanık veya kanıt olmamasına rağmen 20 yıl ağır hapis cezası aldı. Önceki cezasıyla birlikte cezası 28 yıl 4 aya çıkarıldı. 31 Ağustos 1938'de İstanbul Tevkifhanesi'ne gönderildi. 1940 Şubat ayında Çankırı Cezaevine gönderildi. Sağlığının bozulması üzerine aynı yılın Aralık ayında Bursa Cezaevine nakledildi. Burada Orhan Kemal ile aynı odada kaldı. Bu süre zarfında edebi çalışmalarına cezaevinden devam etti, ailesi ve arkadaşlarıyla mektuplaştı.

Cezaevinde kaldığı yıllar boyunca hakkında verilen kararın bozulması için çabalarını sürdürdü. Beklenen af kararı gelmeyince 8 Nisan 1950'de açlık grevine başladı. Bu eylemi, dönemin kültür ve sanat camiasındaki pek çok ismin, Nâzım'ın serbest bırakılması yönünde çağrılar yapmasını sağladı. Siyasetçilerin sessizliği üzerine, o sırada 65 yaşında olan ve gözleri çok az gören annesi Celile Hanım da açlık grevine başladı ve oğlunun serbest bırakılması için imza topladı. Nâzım Hikmet, 14 Temmuz 1950'de çıkan Genel Af Yasası'ndan yararlanarak 15 Temmuz'da, 12 yıllık aralıksız hapis hayatının ardından, serbest kaldı.

Yargılandığı davaların listesi

  • 1925 Ankara İstiklâl Mahkemesi Davası - 12 Ağustos'ta 15 yıl kürek mahkumiyetine çarptırıldı.
  • 1927-1928 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası - 23 Ocak 1928 tarihinde, gıyabında üç ay hapis cezasına çarptırıldı.
  • 1928 Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası - Ekalliyetleri kışkırtma suçlamasıyla yargılandı ve aklandı.
  • 1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası - İstiklal Mahkemesi'nin 1925 yılındaki mahkumiyet hükmü kaldırıldı.
  • 1931 İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası - “bir zümrenin hâkimiyetini temin etmek gayesine matuf olduğu ve halkı cürüm ikaına teşvik ettiği" iddiasıyla yargılandı, oy birliğiyle aklandı.
  • 1933 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası - Halkı hükümete karşı kışkırtmak suçlamasıyla yargılandı, 29 Temmuz 1933 tarihinde altı ay üç gün hapis cezası aldı, ama ceza, Af Kanunu sayesinde düştü.
  • 1933 İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası - Bir şiirinde Süreyya İlmen'e hakaret ettiği iddiasıyla yargılandı, bir yıl hapis ve 500 lira tazminat cezasına çarptırıldı. Yargıtay kararı bozdu; 29 Ekim 1933 tarihinde çıkarılan Af Kanunu sayesinde mahkeme, davanın bütün sonuçlarıyla düşmesine karar verdi.
  • 1933-1934 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası - 18 Mart 1933 tarihinde önce gözaltına alındı, ardından tutuklandı ve Sultanahmet Cezaevine kondu. 31 Mayıs'ta Bursa Cezaevi'ne nakledildi. 30 Ekim'de açıklanan iddianamede, Türkiye Komünist Partisi’nden ayrı, gizli ve özellikle işçiler arasında etkin bir örgütün kurulduğu, Nâzım Hikmet’in de bu örgüte katıldığı ve bazı bildirilerle broşürleri kaleme aldığı öne sürülmekte ve TCK’nın 146 ve 147. maddelerine göre idamı istenmekteydi. 4 Ağustos 1934 tarihinde sonuçlanan davada, dört yıl hapis cezasına mahkum oldu. Af Kanunu sayesinde ceza üç yıla indirildi, tutukluluk süresi göz önünde bulundurularak tahliye edildi.
  • 1936-1937 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
  • 1938 Harp Okulu Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası
  • 1938 Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası


Sürgün dönemiDüzenle

Mahkumiyetinin son dönemlerinde, o sırada Nurullah Berk ile evli olan, dayısının kızı Münevver (d.1917) ile yakınlaştı ve eşi Piraye ile arası açıldı. Hapisten çıktıktan sonra Piraye'den boşandı, üç gün sonra, 26 Mart 1951 tarihinde, Münevver'den olan çocuğu Mehmet Nâzım dünyaya geldi.

Yasal olarak yükümlülüğü olmamasına karşın askere çağrılınca, öldürüleceği endişesiyle 17 Haziran 1951'de İstanbul'dan ayrılarak Romanya üzerinden Moskova'ya gitti. Bir daha Türkiye'ye dönemedi. Ayrılışından bir ay sonra, 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı. Bu gelişme üzerine “Çünkü biliyorum, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından –hey gidi dünya– çıkarılmışım. Beni Türklükten, halkımın evlâdı olmaktan, milletime ölümsüz bağlı bulunmaktan kimse, hiçbir kuvvet çıkaramaz, ayıramaz.” açıklamasında bulundu.

Vatansız duruma düşmesinden sonra, büyük dedesi Mustafa Celâleddin Paşa'nın memleketi olan Polonya'nın vatandaşlığına geçerek Borzecki soyadını aldı.[16]

 
Nâzım Hikmet 1952 Doğu Berlin'de yapılan Dünya Barış Konseyi Kongresinde. Divan heyetinin arkasında, üstte Picasso'nun barış güvercini, altta ise "Almanya Barış Ülkesi Olmalıdır" sloganı yer alıyor.

Sovyetler Birliği'nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da eşi Vera Tulyakova ile Moskova'da yaşadı. Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa, Küba[17], Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır. Bu konuşmaların bir kısmı bugüne ulaşmıştır.

1952 yılındaki Çin ziyaretinde hastalanıp Moskova'ya döndü, dört ay hastanede kaldı. İyileştikten sonra edebi çalışmalarına devam etti. Türk hükümetinin engellemeleri nedeniyle Münevver ve oğlundan ayrı kaldı. 1956 Şubat ayında annesi Celile Hanım, Ankara'da öldü.

1959'da Vera Tulyakova (d.1932) ile evlendi. Çok geçmeden Münevver'in Türkiye'den kaçtığını öğrendi; Varşova'da Münevver'le buluştu, fakat Vera'yla evlendiğini ve birlikte olamayacaklarını söyledi. Bu tarihten sonra hayatını Vera ile geçirdi.

ÖlümüDüzenle

3 Haziran 1963 sabahı saat 06:30'da gazetesini almak üzere ikinci kattaki dairesinden apartman kapısına yürüdüğü sırada, tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetti. Ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli ve yabancı yüzlerce sanatçı katıldı ve törenin görüntüleri siyah beyaz olarak kaydedildi. Ünlü Novodeviçi Mezarlığı'nda (RusçaНоводевичье кладбище) gömülüdür. Meşhur şiirlerinden biri olan Rüzgâra Karşı Yürüyen Adam figürü siyah granitten yapılan mezar taşı üzerinde ebedileştirildi.

Hüküm giyerek hapis yatmaya başladığı 1938 yılından 1968 yılına kadar eserleri Türkiye'de yasaklandı. Eserleri 1965'ten itibaren çeşitli basımlarla yayımlanmaya başladı.

Kişisel yaşamıDüzenle

Nâzım, ilk gençlik yıllarında önce Rum kökenli Marika adlı bir kızla arkadaşlık etti. Daha sonra eski bir valinin kızı olan Sabiha'ya aşık oldu; onun için "Gözleri Siyah Kadın" şiirini yazdı. İstanbul’da tanışıp Moskova’da yeniden karşılaştığı Nüzhet Hanım’la kısa süren bir evlilik yaptı. Nüzhet Hanım’la ayrılmasından sonra Moskova’dan okul arkadaşı Liyolya’yla birlikte olsa da, Türkiye’ye dönmesi gerektiği ve Liyolya Türkiye’ye gelemediği için ayrılmak zorunda kaldılar. 1924-25 yıllarında Türkiye’deki 7 aylık kalışından sonra döndüğü Moskova’da tanıştığı Lena Yurçenko’ya 1926 yılında evlendi. Fakat Türkiye’ye tekrar döndüğünde Lena onunla gidemedi.

Nâzım 1930 yılında Piraye ile tanıştı, 1932 yılında nişanlandı ve 31 Ocak 1935 tarihinde evlendi. 1938-1950 yılları arasında hapiste kaldığı süre boyunca Piraye’yle yazıştı ve bazen hapishanede görüştü. Mahkumiyetinin sonlarına doğru dayısının kızı Münevver ile yakınlaştı ve Piraye ile araları açıldı. Hapisten çıktıktan sonra Piraye’den boşandı. Münevver’den olan çocuğu Mehmet Nazım, 26 Mart 1951 tarihinde dünyaya geldi. 17 Haziran 1951 tarihinde Türkiye'yi terk etti. Moskova'da tanıştığı doktoru Galina Grigoryevna ile sekiz yıla yakın bir süre boyunca birlikte yaşadı. 1959 yılında Vera Tulyakova'yla evlendi.

Yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına alınmasıDüzenle

2006 yılında Bakanlar Kurulu'nun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılan kişilerle ilgili yeni bir düzenleme yapması gündeme geldi. Yıllardır tartışılmakta olan Nâzım Hikmet'in Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına yeniden kabul edilmesi yolu açılmış gibi görünmesine rağmen Bakanlar Kurulu bu düzenlemenin sadece yaşamakta olan kişiler için olduğunu ve Nâzım Hikmet'i kapsamadığını belirterek bu yöndeki talepleri reddetti.[18] Sonradan dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu İçişleri Komisyonu'nda "Tasarıda, şahsa bağlı hak olduğu için bizzat müracaat etmesi gerekir. Arkadaşlarım da olumlu şeyler belirttiler, komisyonda görüşülür, bir karar verilir" dedi.[19]

2009 yılının 5 Ocak Günü "Nâzım Hikmet Ran'ın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkartılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin önerge" Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı. Nâzım Hikmet Ran'a yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının iade edilmesine ilişkin bir kararname hazırladıklarını ve bu teklifin imzaya açıldığını ifade eden Hükûmet Sözcüsü Cemil Çiçek 1951 yılında vatandaşlıktan çıkartılan Ran'ın yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasına ilişkin önerinin Bakanlar Kurulu'nca oylanarak kabul edildiğini söyledi.[20]

Bakanlar Kurulu'nun 5 Ocak 2009 tarihinde aldığı bu karar, 10 Ocak 2009 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlandı ve Nâzım Hikmet Ran, 58 yıl sonra yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu.[21]

Üslubu ve başarılarıDüzenle

İlk şiirlerini hece ölçüsü ile yazmaya başladı fakat içerik bakımından diğer hececilerden farklıydı. Şiirsel gelişimi arttıkça hece ölçüsü ile yetinmemeye ve şiiri için yeni formlar aramaya başladı. Sovyetler Birliği'nde yaşadığı ilk yıllar olan 1922 ile 1925 arasında bu arayış doruğa çıktı. Hem içerik hem de biçim bakımından dönemindeki şairlerden farklıydı. Hece ölçüsünden ayrılarak Türkçenin vokal özellikleri ile ahenk oluşturan serbest ölçüyü benimsedi. Mayakovski ve fütürizm taraftarı genç Sovyet şairlerinden esinlendi.

« Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
Yok edin insanın insana kulluğunu, bu dâvet bizim....

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim... »
(Nâzım Hikmet)

[22]

Şiirlerinden birçoğu Fikret Kızılok, Cem Karaca, Fuat Saka, Grup Yorum, Ezginin Günlüğü, Zülfü Livaneli, Ahmet Kaya gibi sanatçılar ve gruplar tarafından bestelendi. Ünol Büyükgönenç tarafından özgün bir şekilde yorumlanmış olan küçük bir kısmı ise 1979'da "Güzel Günler Göreceğiz" ismiyle kaset olarak çıktı. Birkaç şiiri ise Yunan besteci Manos Loizos tarafından bestelendi. Ayrıca bazı şiirleri Yeni Türkü'nün eski üyesi Selim Atakan tarafından da bestelenmiştir. "Salkım söğüt" adlı şiiri Ethem Onur Bilgiç'in 2014 tarihli animasyon filmine konu olmuştur.[23]

UNESCO'nun ilan ettiği 2002 Nâzım Hikmet yılı için besteci Suat Özönder "Şarkılarda Nâzım Hikmet" adlı bir albüm hazırladı. Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı'nın katkılarıyla Yeni Dünya plak şirketi tarafından hayata geçirildi.

2008 yılının ilk günlerinde Nâzım Hikmet'in eşi Piraye'nin torunu Kenan Bengü tarafından Piraye'nin evrakları arasında “Dört Güvercin” adında bir şiiri ve üç adet tamamlanmamış roman taslağı bulundu.[24]

2020 yazında Kitap-lık dergisi, TÜSTAV Komintern Arşivi’nde yaptığı çalışmalarla keşfedilen “İstanbul’da 1 Mayıs”, “Beyanname”, “Gecenin Penceresinde”, “İtiraf” ve “Hayatımız Yirmi İki Kelimede” isimli şiirlerini yayımladı.[25]

EserleriDüzenle

Bestelenmiş şiirleriDüzenle

  • Ahmet Aslan, Geberiyorum
  • Ahmet Kaya, Aynı Daldaydık
  • Ahmet Kaya, Şeyh Bedrettin (Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı şiirinden uyarlama)
  • Büyük Ev Ablukada, Güneş Yerinde (Yaşamaya Dair şiirinden uyarlama)
  • Cem Karaca, Ceviz Ağacı
  • Cem Karaca, Çok Yorgunum (Mavi Liman şiirinden uyarlama)
  • Cem Karaca, Hasret (Davet şiirinden uyarlama)
  • Cem Karaca, Herkes Gibi
  • Cem Karaca, Hoşgeldin Kadınım (Hoş Geldin şiirinden uyarlama)
  • Cem Karaca, Kerem Gibi
  • Cem Karaca, Şeyh Bedrettin Destanı (Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı şiirinden uyarlama)
  • Edip Akbayram, Gidenlerin Türküsü
  • Edip Akbayram, Güzel Günler Göreceğiz (Nikbinlik şiirinden uyarlama)
  • Edip Akbayram, Korkuyorlar
  • Esin Afşar, Tahir ile Zühre Meselesi
  • Ezginin Günlüğü, Japon Balıkçısı
  • Ezginin Günlüğü, Seni Düşünmek Güzel Şey
  • Fikret Kızılok, Akın Var
  • Grup Baran, Güneşi İçenlerin Türküsü
  • Grup Baran, Salkım Söğüt
  • Grup Munzur, Kerem Gibi
  • Grup Yorum, Ben Bir Asker Kaçağıyam
  • Grup Yorum, Bu Memleket Bizim
  • Grup Yorum, İnsanların İçindeyim
  • Grup Yorum, Veda
  • Hümeyra, Yaşamaya Dair
  • Hüsnü Arkan, Bor Oteli
  • İlhan İrem, Hoşgeldin Kadınım
  • İlkay Akkaya, Beyazıt Meydanı
  • Mesud Cemil, Kanatları Gümüş Yavru Bir Kuş[26]
  • Onur Akın, Sev Bakalım
  • Onur Akın, Seviyorum Seni
  • Ruhi Su, Kadınlarımız
  • Ruhi Su, Masalların Masalı
  • Ruhi Su, Onlar Ki
  • Selda Bağcan, Nice Nice Yıllara
  • Sümeyra Çakır, Hürriyet Kavgası
  • Taci Uslu, Piraye [not 1]
  • Yeni Türkü, Mapushane Kapısı
  • Yeni Türkü, Öldükten sonra
  • Yeni Türkü, Sen
  • Zülfü Livaneli, Bulut Mu Olsam
  • Zülfü Livaneli, Hoşçakal Kardeşim Deniz
  • Zülfü Livaneli, Karlı Kayın Ormanı
  • Zülfü Livaneli, Kız Çocuğu
  • Zülfü Livaneli, Memetçik Memet
  • Zülfü Livaneli, Saat Dört Yoksun
  • Zülfü Livaneli, Vapur

Hakkındaki eserlerDüzenle

  • 2007 yılında vizyona giren Mavi Gözlü Dev adlı film, Nâzım'ın Bursa cezaevinde kaldığı yılları anlatmaktadır.

KaynakçaDüzenle

Genel
  • Bezirci, Asım (1975). Nâzım Hikmet (1993 bas.). İstanbul: Evrensel Basım Yayın. ISBN 975-7837-63-6. 
Özel
  1. ^ "Rüzgara karşı yürüyen adam: Nâzım Hikmet". Anadolu Ajansı. 2 Haziran 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  2. ^ a b "YAŞAM ÖYKÜSÜ". Web sitesi. Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı. 6 Temmuz 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Ocak 2014. 
  3. ^ "3/13401 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı" (PDF). T.C. Resmî Gazete, 7885. 15 Ağustos 1951. 30 Aralık 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 29 Aralık 2016. [...] Komünizmi yaymak maksadını güden neşriyatiyle Sovyet hükûmetinin verdiği hizmeti ifa etmekte olan mâruf komünist Nâzım Hikmet Ran'ın [...] Türk vatandaşlığından çıkarılması; [...] 1312 sayılı kanunun 10uncu maddesine göre, Bakanlar kurulunun 25/7/1951 tarihinde kararlaştırılmıştır. 
  4. ^ "Nâzım Hikmet'in sözleri kitapları ve hayatı". Radikal.com.tr. 28 Nisan 2014. 30 Aralık 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Aralık 2016. [...] Türkiye vatandaşlığından çıkarılmasının ardından, büyük dedesi Mustafa Celaleddin Paşa (Konstantin Borzecki)'nın memleketi olan Polonya'nın vatandaşlığına geçerek Borzecki soyadını aldı. 
  5. ^ "2009/14540 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı". T.C. Resmî Gazete, 27106. 10 Ocak 2009. 18 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Aralık 2016. Nâzım Hikmet Ran'ın Türk vatandaşlığından çıkarılmasına ilişkin 25/7/1951 tarihli ve 3/13401 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının yürürlükten kaldırılması; [...] Bakanlar Kurulu'nca 5/1/2009 tarihinde kararlaştırılmıştır. 
  6. ^ Ansiklopedi AnaBritannica, Cilt 16, Sf. 429
  7. ^ a b c "Nâzım'sız 47 yıl". 14 Mart 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Ocak 2013. 
  8. ^ Lussu, Joyce. "Nazim Hikmet". Casa della poesia. 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Mayıs 2015. 
  9. ^ Vera Tulyakova Hikmet, Nâzımʾla söyleşi, Cem Yayınevi, 1989, p. 257.
  10. ^ Hikmet Akgül, Nâzım Hikmet: siyasi biyografi, Çiviyazilari, 2002, p. 50.
  11. ^ "Vera tulyakova hikmet nazım la son söyleşimiz". www.issuu.com. Hüseyin Şenol. Erişim tarihi: 2 Mayıs 2015. 
  12. ^ Kalyoncu, Cemal A. (15 Haziran 2009). "Nâzım değil, imajı cezalandırıldı" [Not Nâzım himself, but his reputation was punished]. Aksiyon. İstanbul: Feza Publications. 29 Kasım 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Mayıs 2015. 
  13. ^ "Nâzım Hikmetin İlkokulu". 4 Aralık 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  14. ^ "İlk Şiirler Şiirler 8". 10 Şubat 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Ocak 2013. 
  15. ^ a b c d "Nâzım Hikmet Bahriye Mektebi öğrencisi". 21 Aralık 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2013. 
  16. ^ Güngör, Serhan (Ekim 2018). "Nâzım Hikmet'in Polonya vatandaşlığına başvuru ve kabul belgesi!". #tarih, 53. ss. 58-60. ISSN 2148-547X. 
  17. ^ "Nâzım Hikmet'in Küba yolculuğu hakkındaki belgesel: Nâzım'ın Küba Seyahati (Yönetmen: Çağrı Kınıkoğlu, Gloria Rolando)". 8 Kasım 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  18. ^ Nâzım'ın vatandaşlığı AKP'ye takıldı 30 Eylül 2007 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Radikal, 19 Mayıs 2006
  19. ^ TBMM İÇİŞLERİ KOMİSYONU 21 Mayıs 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. TBMM.gov.tr. 26 Nisan 2006. Erişim: 25 Nisan 2012.
  20. ^ Bakanlar kurulu kararı Resmi Gazete'de yayınlandı 24 Eylül 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., İhlas Haber Ajansı, Erişim tarihi: 2 Haziran 2016
  21. ^ Nâzım Hikmet'e vatandaşlığı iade edilecek 20 Haziran 2009 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Habertürk, 6 Ocak 2009
  22. ^ "Nâzım Hikmet, "Davet" şiiri". siir.gen.tr. 23 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Şubat 2017. 
  23. ^ "Salkım Söğüt - Weeping Willow". 9 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Haziran 2017. 
  24. ^ Nâzım Hikmet’in son sürprizi! 13 Ocak 2008 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. NTV, 3 Ocak 2008
  25. ^ "Nâzım'ın bilinmeyen beş şiiri gün yüzüne çıktı". edebiyathaber.net. 1 Temmuz 2020. 3 Temmuz 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Temmuz 2020. 
  26. ^ Bardakçı, Murat (Şubat 2001). "İşte Nâzım Hikmet'in sansürlemek şarkıları". Hürriyet. 19 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Şubat 2017. 

Ayrıca bakınızDüzenle

Dış bağlantılarDüzenle


Kaynak hatası: <ref> "not" adında grup ana etiketi bulunuyor, ancak <references group="not"/> etiketinin karşılığı bulunamadı. (Bkz: Kaynak gösterme)