Ahmet Emin Yalman

Türk gazeteci ve yazar (1888-1972)

Ahmet Emin Yalman (d. 14 Mayıs 1888, Selanik - ö. 19 Aralık 1972, İstanbul), Türk liberal[1] gazeteci ve yazar.

Ahmet Emin Yalman
Ahmet Emin Yalman.jpg
Doğum 14 Mayıs 1888
Selanik, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm 19 Aralık 1972 (84 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Milliyet Türkiye Cumhuriyeti
Eğitim İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Meslek Gazeteci, Yazar

Erken hayatıDüzenle

Babası Osman Tevfik Bey, Selanik Askeri Rüştiyesi'nde Atatürk'ün yazı ve tarih hocasıydı.[2] Kendisi da 1897'de aynı Askeri Rüştiye'ye yazıldı.[3] Diploma almasına iki ay kala Rüştiye'den 1899'da ayrılıp Selanik Alman Mektebi'ne yazıldı.[4] Ailesiyle beraber İstanbula göç etmek üzere öğrenimi 1903'ten İstanbul Alman Mektebi (Lisesi)'nde devam etti.[5]

GazetecilikDüzenle

1907 yılın Temmuz'unda Alman Mektebi (Lisesi)ni bitirince Sabah gazetesinde İngilizce mütercimliğe başlayarak gazeteciliğe ilk adımını attı.[6] Aynı yıl, Bâb-ı Âli Tercüme Odası hülefalığına tayin edildi.[7] 1908'de İstanbul Hukuk Fakültesine girdi. Meşrutiyet'in ilk günlerin esnasında meydana getirilmiş Yeni Gazete'nin yazı heyetine katıldı.[8] Yeni gazete Kâmil Paşa'nın organı diye tanınmış oluyordu ve hususi bir siyasi sütununda İngiliz, bazen da Avusturya menfaatlerine uygun yazılar çıkartıyordu. Lakin Ahmet Emin Bey kendisini gazetenin memleket menfaatlerinin ölçüleriyle çalışan diğer cephesine mensup bile anlatıyor.[9] O gazeteye tercüme işleri görmek için girdiği halde aradan bir yıl geçmeden her gün baş yazıyı, ayrıca da haftada bir kaç kere Yeni Gazete imzalı ikinci makaleyi yazamaya başladı.[8]

Bâb-ı Âli Tercüme Kalemi'ndeki vazifesini bırakmamıştı. Ayan Reisi Said Paşa bir takım tercümeler yapmak üzere Bâb-ı Âli Tercüme Kalemi'nden İngilizce bilir bir genç isteyince oraya gönderildi. Aynı zamanda Viyana'da çıkan Neue Freie Presse gazetesinin yardımcı muhabiriydi. Haftalık Servet-i Fünun dergisine tercümeler yapıyordu. Berlin'de çıkan Vossische Zeitung'a ara sıra yazılar gönderiyordu. İttihat ve Terakki Kadıköy Kulübüne de üye oldu.[8]

Amerika'da eğitimDüzenle

Yüz seksen kişilik imtihan yarışını kazanmakla ABD'ye ilk defa olarak gidecek Türk öğrenci grubuna seçilmiş oldu, Şubat 1911'de New York'un Columbia Üniversitesi'nin Siyasi İlimler Fakültesi'nde sosyolojiyi ana sahne seçip, okumaya başladı.[10] Türk basının tarihi, gelişme tarzı ve hal şartları hakkında teziyle 1912 yaz sömestrin sonunda yüksek lisans diplomasını aldı.[11] Aynı yılda açılmış Columbia Üniversite'nin Pulitzer Gazetecilik Mektebi'nde staj görenlerin ilk doktora adayların biri olmuş, The Development of Modern Turkey as Measured by Its Press (Modern Türkiye'nin Gelişmesinin Basın Ölçülmesi) başlığını taşıyan tezini [12] 1914'te bitirip sosyoloji ve tarih doktorayla mezun oldu. Doktora tezi, Columbia Üniversite'nin Siyasi İlimler Fakültesi'nin yayınları arasında kitap olarak çıktı.[13]

Öğrenciyken Amerika'da çıkan Almanca Staatszaitung haftalık gazetesi için Türkiye'ye dair yazılar yazıyordu. Fazla olarak, Alman Basın Kulübü'ne ve diğer Alman cemiyetlerine üye olmuş, Amerika'daki Almanlık alemine karışmıştı.[14] Yeni Gazete'ye ve İkdam'a ise haftada bir kere Amerika mektupları diye yazılar gönderiyordu.[11] Balkan Harbi koptuğunca bir sürü Amerikan gazeteleri sütunlarını Ahmet Emin Bey'e açtılar ve ondan başmakaleler istediler.[15] Amerika'dan New York Evening Post gazetesinin Türkiye muhabiri işin sahibi olarak ayrıldı.[16]

Harp muhabiriDüzenle

1914 Ağustos'unda İstanbul'a dönerek Darülfünun'nda felsefe tarihi muallim muavinliğine tayin edildi. Ziya Gökalp'in sosyoloji asistanlığına ve Mülkiye Mektebi'nde Hasan Saka'nin istatistik dersine da muavinlik etti. İkinci bir iş olarak, Tanin gazetesinin yazı işleri müdürlüğüne da meşgul oldu.[17] Almanya hükümetinin, Alman cephelerine bir Türk harp gönderilmesinde ısrar etmesinden dolayı, Enver Paşa'nın kararıyla 1915 baharında tek Türk harp muhabiri sıfatıyla Almanya'ya gidip bütün batı ve doğu cepheleri dolaşmaya ve harbin bütün safhalarını görmeye imkan bulan tek gazeteci oldu.[18]

Vakit gazetesiDüzenle

Beş ay süren harp muhabirliğini bitirmiş İstanbul'a dönünce, Darülfünun'un istatistik kürsüsüne sahip olmaya beraber Mülkiye'de istatistik profesörlüğüne geçti. Aynı zamanda esaslı maarif reformu için Almanya'dan getirilen ve "Has Muşavir" unvanını taşıyan Prof. Schmidt'in yanına tercüman diye verildi. 1916 yazında tekrardan harp muhabiri sıfatıyla Almanlar ve Avusturyalılara yardım etmek üzere Galiçya'ya gönderilen Türk kolordusuna katıldı. Galiçya'dan döndüğü zaman Sabah gazetesinin başına geçmek teklifini kabul etti.[19] 1916-1920 yılları arasında Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde ders verdi. 1917 yılında Gördesli Mehmet Asım'la birlikte Vakit gazetesinin imtiyazını ele geçirip, Vakit'in ilk nüshasını 22 Ekim 1917'de çıkardılar.[20] Vakit, İttihat ve Terakki idaresiyle tek başına mücadele eden bir gazete oldu.[21]

Bu arada, Almanya'nın Gotha şehrinde bulunan Perthes Basımevi'nin siparişi üzerine Almanca olarak Die Türkei kitabını yazdı. Almanya'nın Volkssische Zeitung gazetesinde de yazıları çıkıyordu. Osmanlı Matbuat Cemiyeti'nin umumi katipliğine de seçildi.[22] Sadrazam İzzet Paşa'yla ve kabinesiyle yakın ilgi besledi.[23] Mondros Mütarekesi ardından, Amerika ile işbirliği fikrini ortaya attı, şiddetli telkinler ve itirazlara karşısında da kaldı.[24] 1919 Mart'ta kaç gün tevkif edildi. Ancak 17 Nisan'da üç ay Kütahya'ya sürüldü.[25] Bu devirde Prens Sabahaddin'la sıkı bir dostluk kurdu. Veliahd Abdülmecid Efendi ile ve ikinci Veliaht Selim Efendi ile aynı derecede sıkı bir temas halinde idi.[26] İstanbul'un işgal edilmesinin ve kaç gün İngilizler tarafından aranılmadan dolayı, kendisini teslim edip 26 Mart 1920 tarihinde Malta'ya bir buçuk yıl sürgün oldu.[27]

Kasım 1921'de sürgünlükten dönüp İstanbul'da iki üç günden fazla durmadan Ankara'ya gitti. Ankara'da TBMM Hükümeti tarafından teklif edilmiş Matbuat Umum Müdürlüğü vazifesini reddederek, serbest bir gazeteci olarak, Milli Mücadele'nin halini İstanbul'a aksettirmeyi tercih etti. Atatürk ile ve Milli Hükümet'in diğer üst katlı simalarla görüşme yapmadan ve cepheleri dolaşmadan sonra İstanbul'a döndü.[28]

Vatan gazetesiDüzenle

Saltanatın kaldırılmasından yaklaşık üç aydan sonra Halk Fırkası'nın kurulmasına karşı çıktı, tenkitler yazdı.[29] Vakit'in çok başarılı bir işe devam etmesi ve o dönemde öncü ve akıncı rol oynamasına rağmen, ortağı Mehmet Asım'in kardeşi Hakki Tarik Bey'le gazete işlerinde bazı ihtilaflar üzere ve gazetenin yazı işleri müdürü Enis Tahsin'in gazetenin siyasi yazarı Ahmed Şükrü ile beraber Vakit'den ayrılmaları dolayında, Ahmet Emin hissesini 12.000 liraya Mehmet Asım'a satarak 26 Mart 1923'te Vatan gazetesini çıkardı.[30] Aynı yıl Türkiye'nin ilk "İş Aracılığı Merkezi"ni Vatan matbaasında kurdu.[31]

1923 seçimlerinde, İstanbul'dan aday olmasına karar verildi ancak adayları kestirmek zamanında, Yakup Kadri ve Falıh Rıfkı'nın güçlenecekleri için, İstanbul Vilayet Meclisi'ne üye olmasına karar kesinleşti.[32] Rauf Bey ile Dr. Adnan Bey'in Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruluşunda iştirak etmek teklifini reddetti amma yazılarıyla ve gazetesiyle fırkanı destekledi. Halk Partisi'nin kurulmasına ve Mustafa Kemal Paşa'nın partinin başında bulunabileceğine tenkit etmesi ve Terakkiperver Fırka'yı desteklemesi üzere, Vatan gazetesi Atatürk'ün etrafında bulunanların düşmanlığına uğradı.[33]

13 Şubat 1925'te çıkan Şeyh Said İsyanı sonrasında İsmet Paşa (İnönü) önderliğinde kurulan yeni hükûmet, Takrir-i Sükun yasasını çıkarmıştı. Takrir-i Sükun yasası ile kurulan İstiklal Mahkemesi tarafından birçok İstanbul gazetelerin "hükümetin manvı nüfuzunu yıpratarak isyana imkan hazırlamak" isnadıyla 11 Temmuz 1925'te kapanmaları dolayı, Vatan gazetesi beş aydan fazla bir müddet tek müstakil gazete kaldı. Neticeten, gazetenin satışı birden bire yedi binden on beş bin gibi o zaman için çok yüksek sayılan dereceye çıktı, ilanlar da ona göre arttı. Ama Hükümetin Terakkiperver Fırkası'nın kapanması kararını haklı gösterir bir makale neşretmemekten üzere, Ankara'da Vatan'ı destekleyenler gazeteden el çektiler. Bazı tevkife uğramış gazetecilerin Vatan'ın "istisna yollu muamele görmediğinden" şikâyetçi bulunmasının bir İstiklal Mahkemesi üyesinin Ahmet Emin'e düşmanlığı ile beraber 12 Ağustos 1925'te Vatan'ı mahkeme tarafından müddetsiz surette tatil edildiğine ve Ahmet Emin ile Ahmet Şükrü'nü tutuklu olarak o zamanda Elazığ'da bulunan İstiklal Mahkemesi'ne gönderildiğine sevk etti.[34] Mahkemenin verdiği beraat hükmüne rağmen, gazetenin açılmasına izin verilmedi.[35]

Ticaret yıllarıDüzenle

Geçim imkanı sağlamak için türlü işleri denedi. Vatan gazetesinin taksim edildiği sermayesinden on beş bin liralık payının büyük bir bölümünü borsa muamelelerde kaybetti. Marie Stoeps'un Married Love romanını İzdivaçta Aşk başlığı ile takma bir isim altında tercüme etti. Bir ara Kemal Salih Sel, Ahmet Şükrü ve Enis Tahsin'le beraber bir resimli haftalık dergi çıkardı. Bu dergi için iki ciltlik bir Alman macera eserini Selim Bey'in Amerika Hatıraları adıyla adapte etti. Amerika'daki tarih profesörün teklifi ile Carnegie Barış Vakfı tarafından neşredilecek serinin Türkiye hakkındaki cildini Turkey in the World War (Cihan Harbinde Türkiye) başlığı ile yazdı.[36]

Amerika Sefareti Ticaret Ataşesi Julien E. Guillespie vasıtasıyla Goodyear lastiği, Dodge otomobilleri, Caterpillar traktörleri, Sullivan kompresörleri, Harnischfeger ekskavatörleri vekilliğini sağlayabilerek ticarete meşgul oldu. 1929'da Amerikalı Curtiss-Wright uçak üretim şirketinin vekilliğini yaparak Türk Hava Kuvvetleri için uçak satın almak vasıtası oldu.[37] Bu devirde gazetecilikten ve siyasetten kendisini tamamen uzak tutmuştur. Yunus Nadi'nin Cumhuriyet gazetesinin yazı heyetine katılması ve Fethi Bey'in Serbest Fırka'nın organı olarak gazetenin başına geçmesi, partinin adayı olarak meclise girmesinin teklifleri reddetmiştir.[38]

Tan gazetesiDüzenle

1936 yılında Atatürk tarafından affı ve gazeteciliğe geri dönmesine izin verilmesi üzerine Kaynak haftalığı çıkardı. Haftalık gazete tutmadı. Zekeriya Sertel ve Halil Lütfü Dördüncü ile birlikte Tan gazetesini İş Bankası'ndan satın alarak 1 Ağustos 1936'dan çıkarmaya başladılar. Atatürk, Tan gazetesinin tesislerinin Ahmet Emin Yalman'ın eline geçmesini, böylece gazetecilikten uzak geçirdiği yılları için bir teselliye kavuşması istemiş, ona göre emirler vermişti.[39]

Siyasi program bakımından, Tan'ın sevk ve idaresi tamamıyla Yalman'ın elindeydi. O sırada başında Falih Rıfkı Atay bulunan Balkan Basın Birliği'nin umumi katipliğine da seçildi.[40] 1937'de İstanbul'un çok nüfuzlu Vali ve Belediye Başkanı Mühittin Üstündağ'la tartışmalara girdi. Üstündağ'a karşı açtığı dava, Üstündağ'ın yargılanmasına ve İstanbul'dan ayrılmasına neden oldu.[41] Atatürk ölüm döşeğinde yatarken, 17 Ağustos 1938'de Atatürk'ün sıhhati hakkında milleti aydınlatmak zorunda olduklarını iktidar sahiplerine bir başyazıda hatırlatmak üzere Tan gazetesinin üç ay için kapanmasına dair Başbakan Celal Bayar tarafından emir verildi. Zekeriya Sertel ile Halil Lütfü Dördüncü'nün Yalman'ın söz konusu yazıyı onlara haber bile vermeden, gizlice gazetede koydurmasını iddia etmek dolayı, Tan'dan küskün olarak ayrıldı.[42]

Tan'dan ayrılmasından sonra, iktidardan tepkiler karşısında kalınca Yalova'nın kaplıcalarına çekildi. Orda kaç haftada Gerçekleşen Rüya kitabını yazdı. Celal Bayar Yalman'ın gönlünü almak ve acı muameleni unutturmak için, ona New York sergisinde Türk Pavyon'un idare edecek komisyonun üyeliği ve Yayın Müdürlüğü teklif etti.[43]

İkinci VatanDüzenle

1939 yılın sonona doğru New York sergideki Türk pavyonun işlerini tasfiye etmiş İstanbul'a döndü.[44] Bir sürü akrabaları, dostları ve tanıdıkları sermayeleriyle elli bin lira toplamış bir limitet şirket kurarak 19 Ağustos 1940'ta tekrar Vatan gazetesini çıkarmaya başladı.[45] Gazetenin tefrika sütunu için da, M. H. Zal takma adı altında İkinci Geliş başlıklı bir roman bile hazırladı.[46]

Amma Vatan tutmadı. II. Dünya Savaşı'nda Batı dünyasının tarafını tutuyordu. Halbuki Türkiye'nin umumi efkarının meyli Almanya'nın tarafındaydı. Memlekette canlı bir isyan hissi, bir demokrasi hasreti bulunmamak üzere, gazetenin sık sık hükümetin hoşuna gitmeyecek tenkit yazıları hem halk tarafından ilgisiz kalıyordu, hem hükümet tarafından üç gün, on gün gibi tatil cezalarına sık sık uğruyordu. Hele 1946'dan sonra gazetenin satışı yüz on beş bin gibi, o zamana kadar Türkiye'de görülmemiş bir rekora yükseldi.[47]

21 Ekim-4 Aralık 1941 arasında "Berraklığa Doğru" başlığı altında bir dizide laikliğin sayesinde aydın bir din anlayışı ortaya çıkmaması, dinin kara kuvvetlerin elinde bulunması davasını ortaya koymak dolayı, Vatan'ın o zamana kadar görülmemiş 45 günlük bir tatil cezasına uğrattı.[48] Nisan 1943'te "CHP Kongresine Açık Rapor" diye kırtasiyeciliği eleştiren yazdığı başlığı üzere "devlet kanunlarını" tezyif isnadıyla Ceza Mahkemesi tarafından üç gün hapsedilmesine ve 30 lira ağır para ödemesine karar verildi amma Temiz Mahkemesi kararı bozarak beraat hükmünü verdi.[49]

1942 yılının 21 Ağustos ile 7 Aralık arasında İngiltere, Amerika ve Kanada'dan davetlerle Hüseyin Cahid Yalçın, Abidin Daver, Ahmet Şükrü ve Zekeriya Sertel ile beraber bir gazeteci heyeti olarak Mısır'dan, Sudan'dan, Afrika memleketlerinden, Portekiz'den, Amerika ve Kanada'dan dönüşte Haiti ve İngiliz Guyanası'ndan, Brezilya'dan, Asansiyon Adası'ndan, Akra'dan geçmek üzere yapılan bir seyahate gitti. Vatan'ın Hitler'i alay etmek dolayı 60 gün süreyle kapatıldığı döneminde, gazetede çalışanların maaşını ödemek için, seyahatine ait intibahlarını iki günde bir çıkarmak ve o zamanda gazetelerin satış fiyatı olan 5 kuruşa satıcıları vasıtasıyla memleket ölçüsünde satmak tedbirine sarıldı. Bu yazılar sonralıkta Havalarda Elli Bin Kilometre adlı bir kitapta bastırılmıştır.[50]

25 ile 27 Eylül 1944 arasında üç yazıda Varlık Vergisi'ni "Nazilik ve faşizme doğru kapını açan" tanımlamak üzere, Vatan'ın müddetsiz olarak tatili kararı verildi. Aynı zamanda, bu yazıların dolayı Ulus gazetesinin tarafından şiddetli hücumuna maruz kaldı. 1 Ekim 1944'ten 22 Mart 1945 gününe kadar kapalı kalacak gazetede çalışanların maaşını ödemek için, bundan evvelki uzun tatilde yaptığı gibi, İngiltere'ye gitmeye, Dünyadan Haber başlığıyla hazırlayacağı bir kitabi, gazete satanlar vasıtasıyla satmaya karar verdi.[51] İngiltere'de bulunurken Times gibi gazetelere mektuplar yazmakla beraber, New Chronicles gazetesine ve Observer ve Sunday Times ile diğer Pazar gazetelerine devamlı yetişiyordu.[52]

Türkiye'ye döndüğünden az bir müddet sonra, Dışişleri Bakanı Hasan Saka başkanlığı altında Birleşmiş Milletler'in kuruluş törenine iştirak etmek üzere San Francisco'ya giden heyete katıldı.[53] San Francisco'da bulunurken Ermeni davasının iç yüzünü aydınlatmak üzere yazdığı iki makalesi San Francisco Chronicle gazetesinde çıktı.[54]

Dörtler'in beşincisiDüzenle

San Francisco'dan döndüğü zaman Dörtlü Takrir Meclis'e verilmiş, tenkit istidat ve ihtiyaçların karşısında bir Müstakil Grup kurmak suretiyle CHP içinde isyan bayrağını çekenler zuhur etmişti. Bu yeni tenkit muhite derhal kaynaşmış, sekiz gün süren bir yazı dizisiyle Vatan'ın çok partili gidişe ait esaslı savaşını açtı.[55] Vatan gazetesini bu cephenin öncüsüne gibi çevirmiş, Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan'la beraber Demokrat Parti'nin programını hazırlamıştır. Partinin adını da kendisi seçmiştir.[56] Nisan 1947'de Liberal Enternasyonal'ın idare heyetine seçilmiş, Türkiyede Hür Fikirleri Yayma Cemiyeti'ni kurdu.[57]

Ahmet Emin Yalman 1952 yılında bir suikast girişimine hedef oldu. Henüz bir lise öğrencisi olan Hüseyin Üzmez Malatya'yı ziyaret etmekte olan Ahmet Emin Yalman'ı ateş ederek ağır yaraladı. Üzmez, suikast girişiminden sonra teslim oldu ve 20 yıl hapse mahkûm edildi. Ölümden dönen Yalman, Hüseyin Üzmez'i cezaevinde ziyaret etti. Ahmet Emin Yalman Demokrat Parti'nin ilk yıllarında bu parti yanlısıydı. Ancak sonraki yıllarda Demokrat Parti'yi eleştiren yazılar yazmaya başladı. Bundan dolayı 1959 yılında 15 ay hapse mahkûm oldu. 27 Mayıs Darbesi'nden sonra serbest bırakıldığında ABD'deki Kaliforniya ve Georgia Üniversitesi'nden Great Courage Award (Büyük Cesaret) ödülü aldı. Darbeden sonra Vatan'ın tirajı azaldı. 1961'de bir süre Hür Vatan gazetesini çıkarmayı denedi. Ama yeterince okuyucu bulamayınca 1 yıl sonra bu gazeteyi de kapattı. 1961'den sonra çeşitli gazetelerde köşe yazıları yazmakla yetindi. 1967 yılında devlet kültür ödülünü aldı. Yaşamının son yıllarında hatıralarını 4 ciltlik bir kitapta toplayarak Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim adıyla yayınladı. 19 Aralık 1972 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu İstanbul'da öldü.[58] Cenazesi, 20 Aralık 1972 tarihinde Teşvikiye Camii'nde kılınan öğle namazının ardından Feriköy Mezarlığı'nda toprağa verildi.[59][60]

Özel hayatıDüzenle

20 Mart 1922'de Çamlıca Lisesi'nin mezunu ve bir müddet Güzel Sanatlar Akademisi'nde okumuş, yazıları Dergah dergisinde ve Akşam gazetesinde "Rezzan Arif" adıyla çıkan, Deniz Yarbayı Dr. Arif Bey'in kızı Rezzan Hanım'la nişanları oldu.[60][61] 14 Eylül 1922'de evlendiler.[62] İlk oğlu Tunç 25 Eylül 1925'te doğdu.

KitaplarıDüzenle

  • The Development of Modern Turkey as Measured by Its Press (Doktora tezi - İngilizce: 1914)
  • Die Türkei (Almanca: 1918)
  • Mariya Tarnavoskaya (Annie Vivanti'nin romanı, İtalyancadan tercüme: 1920)
  • İzdivaçta Aşk (Marie Stoeps'un Married Love başlıklı romanı, İngilizceden takma adla tercüme: 1925)
  • Turkey in the World War (İngilizce: 1930)
  • Gerçekleşen Rüya (1938)
  • İkinci Geliş (M. H. Zal takma adı altında: 1940)
  • Havalarda 50.000 Kilometre (1943)
  • Yarının Türkiye'sine Seyahat (1944)
  • Sanfransisko'da Neler Gördüm
  • Naziliğin İçyüzü (1943)
  • Berraklığa Doğru (gazetede dizi olarak 1941 kitap olarak 1957)
  • Turkey in My Time (1956)
  • Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim (1970-1971, 4 cilt).

KaynakçaDüzenle

  • Yalman, Ahmet Emin (1997). Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim (2 bas.). İstanbul: Pera Turizm ve Ticaret A.Ş. 
  1. ^ Yalman 1997, ss. 1267-1268.
  2. ^ Yalman 1997, ss. 10-11.
  3. ^ Yalman 1997, s. 23.
  4. ^ Yalman 1997, s. 31.
  5. ^ Yalman 1997, s. 40.
  6. ^ Yalman 1997, s. 57.
  7. ^ Yalman 1997, s. 64.
  8. ^ a b c Yalman 1997, ss. 73-76.
  9. ^ Yalman 1997, s. 101.
  10. ^ Yalman 1997, ss. 128-137.
  11. ^ a b Yalman 1997, s. 169.
  12. ^ Yalman 1997, ss. 177-179.
  13. ^ Yalman 1997, s. 234.
  14. ^ Yalman 1997, s. 154.
  15. ^ Yalman 1997, s. 183.
  16. ^ Yalman 1997, s. 235.
  17. ^ Yalman 1997, ss. 248-250.
  18. ^ Yalman 1997, ss. 261-263.
  19. ^ Yalman 1997, ss. 305-310.
  20. ^ Yalman 1997, ss. 353-355.
  21. ^ Yalman 1997, s. 378.
  22. ^ Yalman 1997, ss. 365-366.
  23. ^ Yalman 1997, s. 377.
  24. ^ Yalman 1997, ss. 391-393.
  25. ^ Yalman 1997, ss. 411-423.
  26. ^ Yalman 1997, s. 471.
  27. ^ Yalman 1997, ss. 471-497.
  28. ^ Yalman 1997, ss. 688-763.
  29. ^ Yalman 1997, s. 820.
  30. ^ Yalman 1997, ss. 834-835.
  31. ^ Yalman 1997, s. 861.
  32. ^ Yalman 1997, s. 859.
  33. ^ Yalman 1997, ss. 876-897.
  34. ^ Yalman 1997, ss. 999-1003.
  35. ^ Yalman 1997, s. 1022.
  36. ^ Yalman 1997, ss. 1024-1026.
  37. ^ Yalman 1997, ss. 1032-1036.
  38. ^ Yalman 1997, ss. 1050-1051.
  39. ^ Yalman 1997, s. 1062.
  40. ^ Yalman 1997, ss. 1064-1066.
  41. ^ Yalman 1997, ss. 1072-1075.
  42. ^ Yalman 1997, ss. 1081-1086.
  43. ^ Yalman 1997, s. 1087.
  44. ^ Yalman 1997, ss. 1112-1113.
  45. ^ Yalman 1997, s. 1115-1116.
  46. ^ Yalman 1997, ss. 1120.
  47. ^ Yalman 1997, ss. 1122-1124.
  48. ^ Yalman 1997, ss. 1143-1144.
  49. ^ Yalman 1997, ss. 1243-1244.
  50. ^ Yalman 1997, ss. 1164-1266.
  51. ^ Yalman 1997, ss. 1258-1260.
  52. ^ Yalman 1997, s. 1282.
  53. ^ Yalman 1997, s. 1267.
  54. ^ Yalman 1997, s. 1295.
  55. ^ Yalman 1997, s. 1306.
  56. ^ Yalman 1997, ss. 1320-1321.
  57. ^ Yalman 1997, s. 1400.
  58. ^ http://gazetearsivi.milliyet.com.tr/Arsiv/1972/12/20 16 Ocak 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Milliyet Gazetesi haber arşivi
  59. ^ http://gazetearsivi.milliyet.com.tr/Arsiv/1972/12/21 16 Ocak 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Milliyet Gazetesi haber arşivi
  60. ^ a b https://core.ac.uk/download/pdf/38328446.pdf
  61. ^ Yalman 1997, ss. 770-771.
  62. ^ Yalman 1997, s. 788.

Dış bağlantılarDüzenle