Ana menüyü aç

Ayşe Celile Hikmet Uğuraldım (d. 1880, Selanik- ö. 1956, Ankara), Türk ressam.

İlk Türk kadın ressamlardandır. Nâzım Hikmet’in annesi; Oktay Rıfat’ın teyzesidir.

YaşamıDüzenle

Babasının görevi nedeniyle bulundukları Selanik’te, 1880 yılında dünyaya geldi[1]. Babası dilci ve eğitimci Hasan Enver Paşa; annesi ise Alman kökenli Osmanlı generali Mehmet Ali Paşa'nın (Karl Detroit) kızı olan Leyla Hanım'dır.

Evde özel öğrenim görerek yetiştirildi. Babasının Sultan Abdülhamit’in yaveri olduğu sırada saray ressamı Fausto Zonaro’dan resim dersleri alma fırsatı buldu[2]. Resim çalışmalarında kuşağının diğer kadın ressamları gibi portreler üstüne yoğunlaştı[3]. “Hamamda çıplak” en çok kullandığı konulardan birisi idi[2]. Pastel renklerin hakim olduğu resimler yaptı ve daha çok dost ve akrabalarını resmetti[2]. Gençlik yıllarında Celile Enver adı ile (babasının adı ile) tanındı.

1900 yılında Şair Nazım Paşa’nın oğlu Hikmet Bey ile evlendi ve Celile Hikmet adını aldı. Hikmet Bey, Selanik’te Hariciye Nezareti’nde memur idi. İleride Türk şiirinin önemli isimlerinden birisi olacak ilk çocukları Nazım, 1901’de Selanik’te dünyaya geldi. 1905’te doğan ikinci çocuğu İbrahim Ali, ertesi sene kuşpalazından hayatını kaybetti. Hikmet Bey’in işi nedeniyle ailecek taşındıkları Halep’te iken Samiye adını verdikleri kızı dünyaya geldi (1907).

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle 1917’de Hikmet Bey’den ayrıldı. İlk eşi Hikmet Bey’den ayrılmak üzere olduğu sırada tanıştığı ünlü şair Yahya Kemal ile büyük bir aşk yaşadı; ancak bu ilişki arzu ettiği gibi evlilikle sonuçlanmadı. Yahya Kemal ile ayrılıklarının üzüntüsü ile İstanbul’dan ayrılıp Paris’e gitti ve orada resimle ilgilendi[2]. İstanbul’a döndükten sonra karma sergilere katıldı; kişisel sergiler açtı; dönemin en aktif kadın ressamları arasında yer aldı[2]. İbrahim Bey adında bir kaymakamla kısa süren bir evlilik yaptı. Soyadı Kanunu’ndan sonra “Uğuraldım” soyadını aldı.

1938'de cumhurbaşkanı Atatürk’e orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan oğlu Nazım için adalet isteyen mektup yazdı[4], fakat hiçbir sonuç alamadı. 1950'de hapis hayatının on ikinci yılına giren oğlunun başladığı açlık grevine destek vermek ve oğlunun serbest bırakılması için Galata Köprüsü üzerinde tüm İstanbul’da ses getiren pankartlı eylem yaparak imza topladı ve kendisi de açlık grevine başladı[2].

Son yıllarında gözlerini kaybeden sanatçı, 1956’da Ankara’da yaşamını yitirdi[5].

KaynakçaDüzenle