Türk kültürü

Türkiye ve insanlarına özgü kültürel kurum, kalıp, davranış, gelenek-görenek ve sanat eserleri

Türk kültürü; Anadolu, Doğu Akdeniz, Balkanlar, Sibirya, Orta Asya ve İslam kültürleri ile etkileşim içinde varlığını sürdürmekte olan zengin ve eklektik bir kültürdür. Günümüzde Selçuklu ve Osmanlı döneminde oluşmuş gelenek ve davranış kalıpları da sıklıkla sürdürülmektedir.

Dedelerin adları genellikle torunlara verilir. Pek çok yörede her adın bir sıfatı vardır. Günlük hayatta millî takvim kullanılır. Ancak kültürel hayat Müslümanlık medeniyetiyle iç içe olduğundan hicrî takvim adları yaşatılır, Recep, Şaban, Ramazan adları hem ad olarak konur hem günlük dini yaşayışta kullanılır. Türkler tarih boyunca birçok bölgeye yayılmış olmakla birlikte özellikle Avrasya denilen coğrafyaya içerisinde uzun süredir varlıklarını sürdürmektedirler. 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi'den sonra Anadolu'ya doğru büyük göçler gerçekleştirmişlerdir.

Çadır yerleşiminden kent yerleşimine geçen Türkler, ahşap evlerden apartmanlara ve sitelere çevrilen kent kültürüne geçmişlerdir. Ev dekorasyonunda kilimden halıya, sedirden mobilyaya, sandalyeden koltuğa, tahta pencereden pimapen pencereye çevrilen ev kültürü, geniş aileden çekirdek aileye çevrilmiştir. Batılı giyim kuşam yaygın olmasına rağmen, eski giyim kültürü devam etmektedir. Ocak ve mangal düzeninden kalorifer ve doğalgaz düzenine geçen ısıtma sistemi; eşek ve attan arabaya; siniden masaya; şerbetten meyve suyuna; bozadan kolaya; hamamdan saunaya; dere kenarı yıkamadan çamaşır makinesine; teldolaptan buzdolabına temizlik ve sağlık kültürü gelişmiştir. Yemek kültürü et merkezli olup, ot, süt, ekmek, bal, balık, yumurta, yoğurt temel besinlerdir.

Hayvancılıkta at, eşek, sığır, manda , deve, koyun, keçi, arı, ördek, tavuk yetiştirilmiştir. Tarım ürünleri arpa, buğday, pirinç, pamuk, kabak, bakla, nohut, fasulye, havuç, lahana, soğan, sarımsak, salatalık, turp, bamya, patlıcan, domates, biber, elma, tütün, çay, zeytin, erik, üzüm, patates, ayva, armut, kavun, karpuz, iğde, nar, kiraz, vişne, muz, çilek, fıstık gibi sebze ve meyvelerdir.

Dokumacılık, ayakkabıcılık, terzilik en yaygın zanaatlardır. Çarşı ve bedestenden marketlere, süpermarketlere günlük alışveriş kültürü gelişkindir. Semt pazarları devamlı işler.

En modern iletişim sistemleri kullanılmakta, kara, hava, deniz ve demiryollarında modern araçlarla seyahat edilmektedir. Kent içi raylı sistemler ve yeraltı treni mevcuttur.

DilDüzenle

Türkler Orhun, Uygur, Arap, Mani, Brahmi, Süryani, Grek, İbrani, Kiril, Latin alfabelerini kullandılar. Türkiye'de 1 Kasım 1928'den beri Latin alfabesi kullanılmaktadır. Türklerin kullanmış olduğu dile Türkçe denilmektedir. Türkçe sondan eklemeli bir dil olup, Ural-Altay dil ailesinin Altay kolunda yer almaktadır. Türk dili zengin bir geleneğe sahiptir, son yüzyıllardaki kültür değişmesiyle Batı dillerinden az buz kelime alan bir dil haline gelmekle birlikte birçok yabancı kökenli kelime TDK tarafından Türkçeye çevrilmektedir. Örneğin kampüs kelimesi yerine yerleşke kelimesi getirilmiştir.

SanatDüzenle

 
Sultanahmet Camii iç görünüşü, İstanbul

Mimaride dini yapılar anıtsaldır. Yakınçağa kadar temel üslup Koca Sinan'da belirginleşmiştir. Resimde ve heykelde din kültürünün etkisiyle gelişme olmamıştır ancak minyatür ve süsleme sanatlarında olmuştur. Türk sanatı çini, hat, ebru, seramik, tezhip ve halıcılıkta gelişmiştir. Müzik gerek sivil gerek askerî müzikte sanat müziğinden hafif müziğe çevrilir. Dini müzik Türk müziğinin önemli unsurudur. Halk müziği, klasik ve arabesk özelliktedir. Türk sanat müziği çağdaş bir sesle, hafif müzik klasik ve pop müzikle gelişmektedir.

Türk edebiyatıDüzenle

 
Mevlana'nın Divan'ı Kebir 'inden bir nüsha.
 
18. yüzyılda Anadolu'da diyar diyar gezen bir aşık.
 
2006 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Türk yazar Orhan Pamuk.

Türk edebiyatı, Türk yazını veya Türk literatürü, Türk dilinde yazılmış sözlü ve yazılı metinlerdir. Türkler İslamiyet'i kabullerine kadar başta Orhun alfabesi olmak üzere birçok alfabe kullanılırken, İslamiyet'in benimsenmesiyle Farsça ve Arapça alfabeler kullanılmaya başlanmıştır. Bilhassa Osmanlı döneminde Türkçenin Arap alfabesiyle yazıldığı Osmanlı Türkçesiyle eserler verilmiştir. Özellikle saray çevresinde, Fars edebiyatının etkisiyle üretilen bir edebiyat anlayışı ağır basmıştır. Zaten okur-yazarlığın olmadığı ya da oldukça az olduğu halk arasında, sarayın Divan Edebiyatı etkili olamamış, Anadolu'da sözlü gelenek uzun bir süre devam etmiştir.

Türklerin tarihine paralel olarak Türkçenin yayıldığı coğrafi alan çok geniştir. Bugünkü Moğolistan'dan Doğu Avrupa'ya kadar konuşulan Türkçe pek çok lehçe ve şiveye ayrılmaktadır. Tarihi gelişimi içinde Türkçe, 8.-13. yüzyıllar arasında Eski Türkçe, 13.-20. yüzyıllar arasında Orta Türkçe, 20. yüzyılda yeni Türk Yazı Dilleri ana başlıkları altında üç grupta incelenmektedir. Türkiye Türkçesi, Orta Türkçenin, Batı Türkçesi kolunun günümüzde kullanılan bölümüdür.

Bugün Türkçe, yaklaşık 250 milyon insan tarafından; Türkiye Türkçesi dünyada 80 milyon insan tarafından konuşulmaktadır.

Batı Türkçesinin ikinci devri olan Osmanlı Türkçesi (Osmanlı Yazı Dili) İstanbul'un fethinden Osmanlı İmparatorluğu'nun sonuna kadar 15.-20. yüzyıllar arasında devam eden yazı dilidir. İngiltere, Fransa, İspanya gibi memleketler gittikleri yerlere dillerini de götürdükleri halde Türkler bu dil sömürgeciliğinden uzak durmuştur. Eğer Osmanlı Devleti de gittiği her yere Türkçeyi de götürseydi bugün Türkçe dünyada en çok konuşulan dillerden biri olacaktı.

Cumhuriyetten sonra 1928'de yapılan Harf İnkılabı ile Arap harfleri terk edilip Latin harflerinin kabulü Türkçenin yabancı unsurlardan arındırılmıştır. Türk dili'ni araştırmak ve tabii mecrasında gelişmesine katkıda bulunmak üzere 1932 yılında Türk Dil Kurumu kurulmuştur.

Türk Edebiyatı, Türklerin dahil oldukları üç medeniyet ve kültür dairesine paralel olarak üç safhada incelenmektedir:

  • İslamiyet öncesi Türk Edebiyatı
  • İslamiyet etkisindeki Türk Edebiyatı
  • Batı etkisindeki Türk Edebiyatı

İslamiyet öncesi Türk Edebiyatı göçebe etkisi altında kalmış, milli niteliklere sahip, yabancı dillerin etkisinden uzak durulan bir dönemdir. Sözlü ve yazılı olmak üzere ikiye ayrılır. Sözlü dönem, destan dönemidir. Destan, sav, sagu, koşuk gibi ürünler bu dönemi oluşturmuştur. Halkın konuştuğu dil kullanılmıştır. Kahramanlık, doğa ve ölüm gibi konular işlenmiştir. Yazılı dönemde ise Orhun Kitabelerine ve Uygur metinleri olan Altın Yaruk, Sekiz Yükmek gibi yazılara rastlıyoruz.

İslamiyet etkisindeki Türk Edebiyatı geçiş, halk ve divan olarak üçe ayrılmıştır. Geçiş döneminde hem İslamiyet öncesinden kalma bir etki ve İslamiyet ile gelen bir etki görülür. Divan-ı Hikmet, Kutadgu Bilig, Divan-ü Lügati't Türk gibi eserler bu dönemde çıkmıştır. Halk Edebiyatı ise adından anlaşılacağı gibi halk arasında yaşamış insanların verdikleri sözlü ürünlerden oluşmaktadır. Genellikle hece ölçüsü ve dörtlük nazım birimi kullanılmıştır. Kendi içinde dini, aşık ve anonim olmak üzere üçe ayrılmıştır. Divan edebiyatı ise İslam kültürüne dayalı, daha çok medrese öğrenimi görmüş insanların yazdığı eserlerden oluşur. Arapça ve Farsça ağırlıklıdır.

Batı etkisi ise 19.yy'dan başlamış ve günümüzde de varlığını sürdürmüştür. 1939'da Tanzimat Fermanı'nın ilanı pek çok alanda değişimi beraberinde getirmiştir. Bu alanlardan biride edebiyattır. Kendi içinde bu dönem Tanzimat Dönemi, Serveti Fünun Dönemi, Fecriati, Milli Dönem ve Cumhuriyet dönemine ayrılmıştır.

Türk dilinin ve edebiyatının tespit edilebilen en eski yazılı metinin Çoyr Yazıtı olduğu düşünülmektedir. Türklerin en çok bilinen eski metni ise Orhun Yazıtları'dır. Bu yazıtlar VII. Asrın sonlarına ve VIII. Asrın ilk yarısına ait olan dikili taşlardır. Bunlar arasında yer alan 732'de Kültigin, 735'te Bilge Kağan, 720'de Tonyukuk adına dikilen Orhun Yazıtları gerek muhtevaları, gerekse mükemmel dil ve üsluplarıyla Türk dili ve edebiyatının ve tarihinin şahaserleri arasında yer almaktadır. Bu dönemden günümüze ulaşan Türk destanları arasında Yaratılış, Saka, Oğuz Kağan, Göktürk, Uygur, Manas destanları sayılabilir. XIV. asırda yazıya geçirilen "Dede Korkut Kitabı" destan döneminin hatıralarını saklayan, gerek muhteva gerekse dil ve üslup mükemmeliyeti bakımından önem arz eder.

Türk edebiyatının bir yazarı olan Orhan Pamuk, 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü 'ne layık görülmüştür.

Türk edebiyatı, şiir, hikâye, deneme, mizah, eleştiri dallarında eski ve yeni formatlarda dünya dillerine çevrilen eserler üretmektedir. Sözlü edebiyat geleneği, dini edebiyat formunda yaygındır ve en meşhuru kandillerde okunan mevlüddür. Halk edebiyatında dünya kültürüne Nasreddin Hoca tanıtılmış, halk danslarıyla ve seyirlik sanatlarla tarihi kültür yapıları yaşatılmıştır.

MüzikDüzenle

Geleneksel Türk müziğinin kökleri iki ana kol olarak; Selçuklu dönemine değin uzanır. Bunlar; halk çevresinde gelişen halk müziği ve aristokrasi çevresinde gelişen Klasik Türk müziğidir. Zira; Osmanlı döneminde; şehirlerde, saray çevresinde ve konaklarda "kâr, beste, semai, şarkı" adı verilen ezgilere rastlanırken; halk arasında ve köylerde "türkü, bozlak, uzun hava, zeybek, oyun havası" adı verilen ezgilere rastlanmaktadır. Bu yüzden, şehir ve saray çevresinde gelişen müzik bugünkü Türk Sanat Müziğinin temelini; halk arasında gelişen müzik ise Türk Halk Müziğinin dayanağını oluşturmuştur. Cumhuriyet döneminde köy türküleri üzerine yapılan araştırmalar yoğunlaşmış ve pek çoğu derlenerek korunmaya çalışılmıştır.

Klasik Batı Müziği ise, cumhuriyet dönemi devrimler sonrası Türkiye'de gelişmiş ve Klasik Batı müziğine oldukça önem verilmiştir. 1924'te Ankara'da Musiki Muallim Mektebi kurulmuş ve yetenekli gençlerin Avrupa ülkelerine gönderilip yetiştirilmesi hareketi başlamıştır. İstanbul'da çalışmalarını sürdüren Darrültalimi Musiki adlı okul yeni bir yönetmelikle konservatuvar haline getirilmiştir. Çok sesli sanat müziğinde sesini Batı'da ilk duyuran Türk sanatçı Cemal Reşit Rey olmuştur.

1970'lerden sonra popüler kültürle birlikte gelişmeye başlayan popüler müzik ise, farklı kesimlerce farklı biçimlerde algılanmıştır. Önce Türk pop müziği ve Anadolu rock doğmuştur. 1980'lerde gettolarda Türkiye'ye özgü arabesk müzik türemiştir; protest ve özgün müzik türleri ortaya çıkmıştır. 90'lı yılların sonlarında alternatif rock, karadeniz rock, Türkçe rap, Türkçe jazz gibi türler doğmuştur. Türk Sanat Müziğinin klasik kalıplarından oldukça uzaklaşılmasıyla fantezi müzik ortaya çıkmıştır. Daha sonraları pop müzik sırasıyla arabesk ve fantezi ile karışmış; Türkiye'ye özgü arabesk-pop ve fantezi-pop türleri popüler müziğin büyük kısmını kaplamıştır.2003 yılında Eurovizyon Yarışmasında Sertab Erener, Everyway That I Can adlı şarkıyla birinci olmuştur. Ayrıca, Tarkan, Sezen Aksu gibi, uluslararası alanda da kabul görmüş Türk sanatçılar da vardır.

AileDüzenle

Türk kültüründe sosyal hayat, aile ve akrabalık bağları temelinin üzerine kurulmuştur. Eski Türk devletlerinin dayandığı iki temel sosyal birlik, aile ve ordu olmuştur.[1]

HukukDüzenle

Şeriat hukukundan laik Medeni Hukuk'a geçen Türklerin toplum yaşamı Batı medeniyeti çerçevesinde anayasal hukuku benimser. Kamu hukuku ve özel hukuk, günlük yaşam kültürünü Batı ile paralel bir düzeye getirmiştir. Bununla birlikte özel hukuk alanında töre ve örf hukuku geçerli olabilmektedir. Hukuk sistemi evrensel hukuk kurallarıyla uyumludur ve AB'ye girildiğinde AB hukuku geçerli olacaktır. Günlük hukuk kültüründe adalet mekanizması hızlı işlemektedir. Düşünce özgürlüğüne engel yasalar bulunmamaktadır.

Siyasi kültürDüzenle

Türk siyasi kültürü; beylik, hakanlık, sultanlık ve tek partili cumhuriyetten demokratik laik çok partili cumhuriyete doğru gelişmiştir. Osmanlı merkezi siyasi yapısı ve bürokratik düzen öğelerinin etkileri cumhuriyette görülmesine rağmen Batı tarzı demokratik rejim yerleşmektedir. Sivil toplum güçlenmektedir. Siyasi kültür, zaman istemekle birlikte gelişmektedir. Siyasi kültürün zayıf yönü hoşgörüsüzlüktür. Askerlik bir kültür unsuru olarak Türk kültüründe önemli bir işleve sahiptir. Askerlik yapmamış gençlere kız verilmemesi hâlâ yaygın bir adettir. Dünyada yaygın olan bazı siyasi akımlar ve partizanlık; siyasi kültürde olumsuz ve acı olaylara yol açmışlardır. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki otoriter yenlik yerini liberal demokrasiye terk etmektedir.

SporDüzenle

Türk spor tarihi Yaşar Doğu, Tanju Çolak, Cemal Kamacı gibi millî şahsiyetlerle ifade edilmesine rağmen toplumda spor yapma yaygınlığı ve spora ayrılan bütçe çok geridir[kime göre?]. En kabul gören spor futboldur. Geleneksel yağlı güreş ata sporu olarak sürerken binicilik, kılıç, okçuluk, cirit, atletizm, halterde uluslararası başarı gösterilmektedir.[kaynak belirtilmeli]

Türk mutfağıDüzenle

Türk mutfağı, öncelikle Osmanlı'nın mutfağını miras almaktadır. Osmanlı mutfağı da Türk, Yunan, Balkan ve Ortadoğu mutfaklarının birleşimi ve saflaştırılması olarak tanımlanabilir. Türk mutfağı ayrıca Batı Avrupa mutfağından olduğu kadar bu mutfaklardan ve diğer komşu mutfaklardan etkilendi. Osmanlılar, Orta Asya'dan yoğurt gibi geleneksel Türk unsurları, kendi ülkelerindeki çeşitli yemek pişirme geleneklerini ile etkilendikleri Orta Doğu mutfağıyla birleştirdiler. Osmanlı İmparatorluğu, bir teknik özellik dizisi yarattı. Bu durum Osmanlı İmparatorluğu'nun Osmanlı yemeklerinden küçük parçalar ve örnekler içerdiği çeşitli bölgelerinde gözlemlenebilir.

Tamamı alındığında, Türk mutfağı homojen değildir. Bir taraftan ortak Türk yemekleri ülkenin boydan boya ucunda bulunabilirken, ayrıca bölgeye özgü yemekler de vardır. Karadeniz bölgesinin mutfağı (Türkiye'nin kuzeyi) mısır ve hamsi balığına dayanır. Güneydoğu'da Şanlıurfa, Gaziantep ve Adana kebapları, mezeleri ve hamur işine dayalı tatlıları; baklava, kadayıf ve künefe ile. Özellikle Türkiye'nin batı kısmında zeytin ağacı bol bol yetiştirilir. Zeytinyağı, yağlar içinde pişirme işlerinde en çok kullanılandır. Ege Bölgesi, Marmara Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi sebzeler, otlar ve balık zenginliği açısından bölgelerinin temel özelliklerini gösterirler. Orta Anadolu, kendine özgü keşkek, (özellikle Kayseri'de) mantı, gözleme ve çiğ börek gibi hamurlu yemekleriyle öne çıkar.

KaynakçaDüzenle

  1. ^ Balaban, Ayhan. İskit, Hun ve Göktürklerde Sosyal ve Ekonomik Hayat. T.C. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eski Çağ Tarihi Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. 2006. URL:http://fef.kafkas.edu.tr/sosyb/tde/halk_bilimi/makaleler/kultur_med/kultur_med%20(20).pdf 11 Aralık 2011 tarihinde WebCite sitesinde arşivlendi. Erişim tarihi: 11.12.2011. (Archived by WebCite® at http://www.webcitation.org/63rPeTJL1)

Ayrıca bakınızDüzenle

Dış bağlantılarDüzenle