Destan

Bir milletin hayatındaki büyük değişimleri, felaketleri anlatan şiir biçimindeki sözlü eser

Destanların nazım şekli ve türünü, hem Halk Edebiyatı hem de Âşık Edebiyatı bünyesinde bulmak mümkündür.

Destanın Sözlük AnlamıDüzenle

'Destan' sözcüğünün aslı ''dâstân'' olup Farsçadır. Ahmed V. Paşa, Ş. Sami, Ali Seydi, M. Naci, Mehmed Salahi, Hüseyin Remzi, Ali Nazîma ile Reşat, H. K. Kadri vb. destanı birbirinin aynı ya da birbirine benzer yolda;

''Manzum hikâye, mensur hikâye, kıssa, masal'' şeklinde tarif etmişlerdir. Ancak son zamanlarda destan sözcüğünün tarih boyunca geçirdiği anlam değişikliklerini Şükrü Elçin ayrıntılarıyla ele almıştır. Bu bakımdan destanlar, umumiyetle tarihî hadiseler, savaşlar, kahramanlıklar için söylenmiştir. Destanlar, topluluk hayatı ile ilgili konuları ele alırlar.

Destanın TarifiDüzenle

Destan; 'bir milletin tarihinde gerçekleşmiş, unutulması mümkün olmayan bir olay üzerine söylenmeye başlayıp gelişmesini asırlarca devam ettiren millî eserlerdir. Öyle ise destanın değişik tariflerini şöyle yapabiliriz:

Destan; bir milletin, kederini, sevinç ve coşkularını, heyecanlarını, bütün duygu ve düşünce yapısını oluşturan türlerdir.

Destan; milletlerin geçmişlerindeki diri ve canlı hedeflerinin belirli amaçlar doğrultusunda geleceğe aktarılmasında birinci derecede önem taşıyan yazılı ve sözlü belgelerdir.

Destan; bütün dünya edebiyatlarının en eski ürünleridir. Bu sebeple her millet, destanlarına her yönüyle millî eser gözüyle bakar.

Destan; tarihî olayların ve şahsiyetlerin tarihçi gözüyle değil, halkın gözüyle yorumlanmasıdır. Bu sebeple destanlarda her şey abartılıdır.

Destan; bir milleti millet yapan unsurları kapsar, kültür alışverişlerini tespit etme imkânını verir.

Destan; anlatılan olayların ve şahsiyetlerin gerçeğe uyup uymadığından değil, söylendiği dile ve o dili konuşan millete ait pek çok eski özelliği bünyesinde bulundurmasından kaynaklanmaktadır.

Bu kısa girişten sonra şimdi de 'Destan'ın oluşum şartlarını ve tarihî evrelerini kısaca vermeye çalışalım:

Destanın Oluşum ŞartlarıDüzenle

Destan, edebî eserler içerisinde en uzun, en millî ve oluşması en zor olanıdır. Bu nedenle her milletin millî destanı yoktur. Millî destanın oluşabilmesi için şu şartların sağlanmış olması gerekir. Onlar da:

  1. Destan çekirdeği dediğimiz çok büyük bir olayın gerçekleşmesi ve bu olaydan sonra da destanın gelişmesi için uzunca bir sukûnet dönemi yaşanması gerekir.
  2. Destan çekirdeği dediğimiz bu olayın (büyük bir savaş, salgın, deprem, sel baskını, kuraklık, toplu göç, büyük zafer...) gerçekleştiği zamanda söz konusu tolumun sosyolojik aşamasını tamamlayıp millet olma seviyesine ulaşması ve bu toplum içinden çıkan sanatçıların bu olayı şiirle veya nesirle de ifade etmesi gerekmektedir.
  3. Bu nesir ve şiirlerin varyantlaşma sürecinin başlaması gerekir. Bir başka deyişle nesir ve şiirlere yapılan ekleme ve çıkarmalarla, ferdin malı olmaktan çıkıp anonim bir karakter kazanması gerekir.
  4. Bir edebî eser olarak ortaya çıkmış olan bu millî destanın unutulmaması için usta bir şair ve nâsirler tarafından bir kompozisyon dâhilinde derlenip yazıya geçirilmesi gerekir.

Destanlar, Araplar'da "esatır. ", Batı'da ise "myth" olarak adlandırılır.

Destanlar ikiye ayrılır:

  • Yapay destanlar
  • Doğal destanlar

Yapay Destanlar: yazarı belli olan, daha yakın zamanda yazılan ve olağanüstü durumlara az yer veren bir destan türü iken, Doğal Destanlar: anonim (yazarı belli olmayan), ilkel dönemde yaşanmış olayları konu alan ve sözlü destan türüdür. Destanlar İslamiyet'in kabulünden önceki Türk Edebiyatı kategorisine aittirler.

Destanlar üç bölümden oluşur:

  1. Oluş (Çekirdek) Dönemi; Halkın benliğinde iz bırakan olaylar ve bunda rol oynayan kahramanlar,
  2. Yayılma Dönemi; Olayın ağızdan ağza aktarılması,
  3. Toplama (Derleme) Dönemi; Daha sonra yazıya geçirilmesidir.

Milletlerin toplumu derinden etkileyen, tarihi önem arz eden önemli olaylarını (doğal afetler, savaşlar, göç, yangın vb.) konu edinirler. Çoğu kez manzum olurlar. Tarih, etnografya, folklor gibi bilimler destanlardaki bilgilerden yararlanır.

Destanlar da masallar gibi sözlü ve yazılı olmak üzere ikiye ayrılır.

  • Doğal Destanlar (İslamiyet öncesi ve İslami Dönem Destanları, Sözlü Destanlar, Anonim)
  • Yapay (Ör. Nâzım Hikmet - Kuvayı Milliye, yazılı destanlar)

Doğal DestanlarDüzenle

Doğal Destanlar anonim (yazarı belli olmayan), ilkel dönemde yaşanmış olayları konu alan sözlü destan türüdür.

Türk edebiyatında doğal destanlar İslamiyet öncesi ve İslami dönem olmak üzere ikiye ayrılır. Bu destanların çoğu destan döneminde yani müslümanlık öncesi dönemde ortaya çıkmıştır. Destan dönemi çok eski dönemlerde mitolojilerin ortaya çıktığı dönemdir. İnsanların evreni, yaratılışlarını, yaşanılan tüm doğa olaylarını sorguladıkları, adlandırmaya çalıştıkları dönemdir. (Ör. Yunan mitolojisindeki Zeus ve Afrodit gibi tanrı ve tanrıçaların ortaya çıkması bu dönemdedir.)

  • Destanların temelinde çekirdek bir olay vardır. Bu olay gerçektir. Zaman içerisinde yaşanmış olan bu gerçek olay o millet tarafından; kimi zaman benzetmeler, kimi zaman abartmalar kullanılarak yaratılmıştır.
  • Özellikle İslamiyet öncesi döneme kaynaklık ederler.
  • Destanların dil ve anlatımı kimi zaman kahramanlara olağanüstü özellikler kazandırır, ifadeler açıktır. Uzun betimlemeler yer almaz. (Örn. Oğuz Kağan destanında sadece Oğuz Kağanın vücudu tasvir edilmiştir.)
  • Sözlü ürünlerdir. Doğal destanların üç dönemi vardır :
  1. Ortaya çıkma
  2. Yayılış
  3. Derleme
  • Destanlar manzum örneklerdir. Bu, akılda kalıcılığı ve sürekliliği sağlamak içindir.
  • İslamiyet öncesi Türkler göçebe yaşam tarzı sürerlerdi. Atçılık ve avlanma onlar için önemlidir. Göktanrı inancı hakimdir. Tüm bu sosyal şartları aynı zamanda destanlarda görebiliriz.
  • Destanlarda dört tip vardır:
  1. "Alp" tipi (savaşçı, cesur, korkusuz kişi)
  2. "Alperen" tipi (savaşçı, cesur, korkusuz ve aynı zamanda bilgili kişi -alp ve veli tipleri arasında bir geçiş dönemi-)
  3. "Veli" tipi (yol gösteren, pir(usta) kişi)
  4. "Modern insan" tipi (günümüz için istenen, ideal insan tipi)
  • Özellikle bazı destanlarda, anlatılan bölüm hikâye, karşılıklı konuşmaların ve seslenmelerin olduğu bölüm nazımdır. Yani nazım ve nesir iç içedir. (Destanların aslı manzum örneklerdir)

Yapay DestanlarDüzenle

Yazarı belli olan, yakın zamanda yazılan ve olağanüstü durumlara az yer veren bir destan türüdür.

Eser adı Yazarı
Üç Şehitler Destanı Fazıl Hüsnü Dağlarca (Türk)
Aeneit Virgilius (Latin)
İlahi Komedya Dante (İtalyan)
Kurtarılmış Kudüs Tasso (İtalyan)
Kaybolmuş Cennet Milton (İngiliz)
Şehname Firdevsi (İran)
Çılgın Orlando Ariosto (İtalyan)
Çanakkale Fazıl Hüsnü Dağlarca (Türk)
Kuvayi Milliye Destanı Nazım Hikmet (Türk)
Heriade Voltaire (Fransız)

Ayrıca bakınızDüzenle

  • Türk Destanları
  • Türk Halk Edebiyatı El Kitabı, Prof. Dr. Abdurrahman Güzel, Prof. Dr. Ali Torun.

KaynakçaDüzenle