Karaca Ahmet

Basmala.svg
Nizârî Bâtınî-İsmâ‘îl’îyye, Hurûf’îyye, Keysân’îyye ve İmâm’îyye-i İsnâ‘aşer’îyye Şîʿîliğiyle ilgilidir.
Alevisme.png

Şîʿa-i Bâtın’îyye

ALEVÎLİK

Karaca Ahmet Sultan, Mahmut Hayrani (Nam-ı diğer: Kureyş) ve Şeceresi P. Wittek’in Yazijioghlu Ali On The Christian Turks Of Dobruja başlıklı yazısında Mahmut Hayrani’nin şeceresi şöyle verilmektedir (Bk. Bulletın Of The School Of Orieantal Studies, vll. 14, 1952, pp. 639–668): Babasının adı Masud‘dur. Kendisinin adı Seyit Mahmud b. Mas’ud (Mahmud er-Rufa’i, ölm. 1268/1269) olarak verilmektedir. Ahmed b. Masud (Ahmet er-Rufai, ölm. 1251/1252) adında bir kardeşi vardır. Ahmet b. Masud’un çocukları anılmaz. Mahmut Hayrani şeceresinde Karaca Ahmet’in kimliği konusunda anahtar önem taşıyan bir bilgi mevcuttur. Bu bilgi, Seyfi Cengizin P. Wittek’ten aktardığı bu şecerede Mahmut Hayrani’nin kardeşi olarak Ahmet Rıfai (Ahmed b. Musut, ölm. 1251/1252) adında birinin anılmasıdır.Mahmut Hayrani’nin şeceresinde onun kardeşi Ahmet Rıfai’nin ölüm tarihi de tamıtamına 1251/1252 olarak verilmektedir. İşte bu verilerden, yani ikisinin de aynı yüzyılda yaşamış olmasından, ikisinin de Rıfai tarikatına mensup olmalarından, adları ve ölüm tarihlerinin de tamamen örtüşmesinden hareketledir ki, Seyfi Cengiz Kal-u Bal’dan Beri ve Dersim ve Zaza Tarihi başlıklı çalışmalarımda onların iki ayrı kişi değil, bir ve aynı kişi olduklarını söyledi. Zaten 13‘üncü yüzyıl ünü bilinen bir tek Ahmet Rifai tanır. Yani 13‘üncü yüzyılın ünlü Ahmet Rıfai’si Mahmut Hayrani’nin kardeşidir. Ama bu aynı yüzyılda aynı ölçüde ünlü ve güçlü bir Ahmet daha vardır: Karaca Ahmet. Seyfi Cengize göre Karaca Ahmet ile Mahmut Hayrani’nin kardeşi Ahmet Rıfai de aynı şahıstırlar. Karaca Ahmet Rıfai dervişidir. Bunun kanıtı Karacaahmet türbesindeki eski yazılı levhada sık tekrarlanan şu mısralardır:

Yürüden cansız duvarı Hacı Bektaş-ı Veli,

Bindin aslana Gazanfer Karacaahmed Veli

Seyfi Cengiz Dersim ve Zaza Tarihi adlı kitap çalışmasında aslan binip yılanı kamçı yapmanın Rıfailiğin alamet-i farikası olduğunu söyledi ve bu mısraların Karaca Ahmet’in bir Rıfai dervişi olduğuna işaret ettiğini belirtti.Seyfi Cengizin anlattığı gibi Karaca Ahmet, Rum’un gözcüsü olarak tanımlanacak denli güçlü bir derviştir ve bu güç o dönemin dervişlerinden Ahmet Rıfai ile aynı olması dışında izah edilemez. Nereden bakılırsa bakılsın Karaca Ahmet’le Ahmet Rıfai’nin bir ve aynı kişi olmaları gerekir. Güçleri, ünleri, Rıfai olmaları, adları, mekanları (ikisi de Amasya’dadır), ilişkileri, hasılıhemen tüm veriler buna işaret eder. Türk Dünyası Araştırma Vakfı Dergisi’nden alınıp Ahmet Rıfai’nin Ladik’teki türbesine konan bir yazıda, Ahmet Rıfai’nin tarikatını yaymak üzere 12‘inci yüzyılda Amasya’ya geldiği, tekkesini kurup çok sayıda taraftar topladığı söyleniyor ve ondan “Fazıl Karamemet ehli Seyyid Ahmet“ diye sözediliyor ki, bu da bir diğer kanıttır. Bu Ahmet Rıfai, Rıfailiğin kurucusu Ahmet Kebir-i Rıfai (Büyük Ahmet Rıfai, Ahmet Basri) ve Abdülkadir Geylani ile akrabadır. Anadolu’da Büyük Ahmet Rıfai’nin soyundan gelenlerin varlığına, bu bağlamda Ahmet Rıfai‘ye Faslı seyyah İbn Batuta da değinir. Aynı ismi taşıması ve akraba olması nedeniyle Rıfailiğin kurucusu ile karıştırılmaktadır. Bu yüzdendir ki kaynaklar bu karışıklığı önlemek için onun adına küçük anlamlı‘Kuçek‘ sıfatını ilave ederek kendisinden Ahmed-i Kuçek-i Rıfai diye sözederler.

Karaca Ahmet Sultan, Hacı Bektaş Veli’nin yanında dervişlik hizmeti yaptı. Üsküdar sınırları içinde, Gündoğumu Caddesi ile Nuhkuyusu Caddesi'nin birleştiği köşede "Karacaahmet Sultan Dergahı" ve türbesi vardır. Türbe Kanuni Sultan Süleyman'ın Bektaşi tarikatına mensup eşi Gülfem Hatun tarafından yaptırılmıştır.

İstanbul,Üsküdar'da bulunan ve Türkiye^'nin en büyük mezarlığı olan Karaca Ahmet Sultan mezarlığı çok eski bir Yeniçeri ve Bektaşi mezarlığıdır. Yine Üsküdar Nuhkuyusu Caddesi Üzerince türbesi bulunan Kartal Baba, Karaca Ahmet'e bağlı bir Bektaşi Babasıdır.

Dergahın bulunduğu bölge (Çiçekci, Bağlarbaşı, İbrahimağa) 1481 yılında Padişah II. Beyazıd tarafından Karaca Ahmet Sultan Bektaşi Vakfına bağışlanmıştır.

Karacaahmet Sultan'a bağlı tekkelerDüzenle

Üsküdar Nuhkuyusu Caddesi Üzerinde bulunan ve şu anda tadilat yapılan Kartal Baba Tekkesi ve Kısıklı Nurbaba Caddesi üzerinde bulunan Nurbaba Tekkesi'de Karacaahmet Sultan'ın himayeleri altındaki Bektaşi tekkeleridir.

Nurbaba TekkesiDüzenle

Üsküdar Kısıklı Nurbaba caddesi Emniyet sokak üzerinde bulunan meşhur Bektaşi Tekkesisir. 1800'lü yılların sonunda ve 1928 e kadar İstanbul'un en meşhur tekkesi idi. Yakub Kadri Karaosmanoğlu'nun Nurbaba isimli romanı bu tekkedeki hayali olaylar üzerine yazılmıştır.

Kartal Baba TekkesiDüzenle

Üsküdar, Nuhkuyusu caddesinde Askerlik şubesi binasının karşısında bulunan Bektaşi tekkesidir.1480'li yıllarda kurulan Tekke 1826 yılındaki Yeniçeri, Ahi ve Bektaşi Ocaklarının kapatılması esnasında kapatılmış ve Padişah II. Mahmud tarafından tekkeye Nakşi bir şeyh atanmıştır. Ancak II. Mahmud'un vefatıyla birlikte Tekke tekrar Bektaşilere iade edilmiştir. Günümüzde arazisi üzerine 1970'li yıllarda yapılmış Kartalbaba isimli bir cami, bir apartman ve dükkanlar bulunmaktadır.

Hünkar Hacı Bektaş-ı Velî tekkesiDüzenle

Hacı Bektaş-ı Veli Tekkesi. Üsküdar Paşalimanı'nda bulunan şimdiki Abdurrahman Ağa Camii yanında idi. Bu tekke Yeniçeri ve Levent'lerin boğazdaki önemli uğrak yerlerindendir. [1]

KaynakçaDüzenle