Ari ırk

Ari ırkı M.Ö 2000 yıllarında Ren Nehri'nden İdil (Volga) Nehri'ne kadar uzanan geniş sahalarda daha sonra dünya tarihinde büyük rol oynayacak olan, Hint-Avrupa dillerini konuşan Arî toplulukları bulunmaktaydı. Bu topluluklarda bugün Sanskritçe, Latince, Farsça, Kürtçe, İngilizce, Fransızca ve Almanca gibi dillerin henüz birbirinden ayrılmadan önce Ari veya Hint-Avrupa dili adı verilen bir dilin lehçeleri konuşulmaktaydı. Fakat bu topluluklar arasında ırk birliği bulunmuyordu. Tarım, hayvancılık ve avcılık yapan Ari toplulukları bir yere bağlı kalmazlar, durmadan yer değiştirirlerdi. Yerleşik kavimler ile temasa geçinceye kadar yazılı eserleri yoktu. Buna karşılık göç ve toplantı zamanlarında ozanların eşliğinde birlikte söyledikleri şarkıları, yani sözlü edebiyatları vardı.

Aryanlar, Semitler ve Hamitlerden (mavi ve tonları) oluşan Kafkas ırkını gösteren harita, Meyers Konversationslexikon 4.baskı (Leipzig, 1885–1890)

GöçlerDüzenle

Arî topluluklarında M.Ö 2000 yılında Akdeniz ülkelerine doğru büyük bir göç hareketi başladı. Ari ana kütlesinden kopan bir topluluk batıya yöneldi. Kelt adıyla anılan bu topluluk İspanya'ya ulaştıktan sonra ikiye ayrıldı. Bunlardan biri İspanya'ya yerleşirken diğeri İngiltere'ye yerleşti. Ana kütleden kopan başka bir topluluk da Alpleri aşıp İtalya'ya yayıldı. Romalıların atalarını oluşturan bu topluluk italik adını taşıyordu.

Akalar adıyla anılan bir topluluk da bugünkü Yunanistan'a indi. Aynı şekilde Arî topluluklarından ayrılan bir kütle Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya girerek Kızılırmak havzasına, başka bir kütle de Balkanlar ve İstanbul-Çanakkale Boğazları üzerinden Anadolu'ya geçerek Ege Bölgesi'ne yerleşti. Bunlardan Kızılırmak havzasına gelen kitleler bölgenin yerli halkı Hattiler ile karışıp kaynaşarak Hitit adıyla Anadolu'nun en büyük devletini kurdular. Öte yandan Ege Bölgesi'nde yerleştikleri yerin adı ile tanınan Lidyalılar ise dünya ticaretinde başlıca rol oynadılar. Karadeniz'in kuzeyinde kalan Ari topluluklarında M.Ö. 1500 yıllarında yeni bir hareketlenme daha meydana geldi. Yine ana kütleden kopmalar ve göçler başladı. Ana kütleden kopan gruplardan biri Hazar Denizi'nin kuzeyinden Orta Asya'ya yöneldi. Diğeri ise Kafkaslar üzerinden İran'a yöneldi, Orta Asya'ya giren topluluk ikiye ayrıldı. Bunlardan biri Orta Asya'nın doğusuna doğru yayılırken diğeri Hindistan'a indi. Hindistan'a inen Ari topluluğu burada bir kast sistemi meydana getirerek kalabalık yerli halk içinde varlığını korumaya çalıştı. Öte yandan İran'a giren Ari kütleleri burada Med ve Pers adlarıyla büyük devletler kurarak dünya tarihinde önemli rol oynadılar.

Aynı tarihlerde Arî kütlesinden ayrılan iki grup Akdeniz ülkelerine yöneldi. Bunlardan Dor adıyla anılan kütleler bugünkü Yunanistan'a inerek daha önce buraya gelmiş olan Akalarla karışıp kaynaştı ve Frig adıyla tanınan kütleler de Balkanlar ve boğazlar üzerinden Anadolu'ya geçtiler.

TeorilerDüzenle

Ari ırk teorisi Avrupa dillerini kullanan Hindistan'dan Batı Avrupa'ya kadar olan bölgede yaşayan halkların çoğunu ortak bir ırk kabul eden kavramdır. Ari ırk teorisine göre Avrupalı olan bu kavim tarih çağlarının başında Hindistan'ı istila etmiş ve bugün Hindistan'daki kast sistemi ve yerel din bu istila sonucu ortaya çıkmıştır. Ancak 2009 yılında sonuçlanan ve Harvard, MIT gibi ABD'nin önde gelen üniversiteleri tarafından yürütülen ortak bir genetik araştırma sonucunda bu sosyal gruplar arasında genetik büyük farklar saptamanın imkânsız olduğu, dolayısıyla da kast sisteminin böyle bir istilanın ürünü olmadığı anlaşılmıştır.

Ari ırk teorisi siyasi boyutta ilk defa Hindistan'ın İngilizler tarafından işgali sırasında desteklenmiştir. İngilizler işgali haklı çıkarmak için Hindistan'ın zaten eskiden Avrupalı bir kavim olan Ariler tarafından istila edildiği yönündeki bu iddiaları savunmuştur. Siyasi anlamda aryosofi , Almanya'da Adolf Hitler döneminde zirveye ulaşmıştır. Daha sonra Nazi Almanyası'nın çöküşüyle bu akım büyük ölçüde zarar görmüştür ancak dünyada bir kısım ırkçı gruplar tarafından hâlen desteklenmektedir.

Ayrıca bakınızDüzenle