Kürtün

Kürtün, Gümüşhane ilinin bir ilçesidir. Merkez ilçe nüfusu 5936'dır. Nüfusu köyleriyle birlikte 13.376'dır. 1990 yılında ilçe olmuştur.

Kürtün
Türkiye'de yeri
Türkiye'de yeri
Gümüşhane districts.png
Ülke Türkiye
İl Gümüşhane
Coğrafi bölge Karadeniz Bölgesi
İdare
 • Kaymakam Mehmet Göze [1]
 • Belediye başkanı Enver Şen (MHP)
Yüzölçümü
 • Toplam 732 km² (282 mil²)
Rakım 910 m (2.980 ft)
Nüfus
 (2018)
 • Toplam 14,346
 • Kır
7,507
 • Şehir
5.285
Zaman dilimi UTC+03.00 (TSİ)
Posta kodu 29400
İl alan kodu 456
İl plaka kodu 29
Resmî site
www.kurtun.bel.tr
YerelNET
kürtün haristası
Kürtün haritası
merkez kürtün
Kürtün merkez
kürtün uluköy
kürtün merkez uluköy
Merkez
Kürtün Merkez
güvende yaylası
Kürtün Güvende Yaylası
Kurtun Dağlarında Sonbahar.jpeg

EtimolojiDüzenle

Kürtün sözcüğünün kökeni Türkçe olup, Osmanlı döneminde ﻛﻮﺭﺗﻮﻦ (Kürtün) veya ﻛﻮﺭﺗﻴﻦ (Kürtin) şeklinde yazılmıştır. Türk Dil Kurumuna göre kürtün isminin anlamı; "rüzgârın kuytu yerlere topladığı kar yığını" ve "yük hayvanlarına vurulan palan, semer" olarak geçmektedir. Başka bir kaynakta da Kürtün'ün, Danişmentli Türkmen Oymaklardan biri olduğu yazmaktadır.[4]

TarihçeDüzenle

Tarihsel süreç içinde Kürtün coğrafyasının sınırlarıDüzenle

Türkler, özellikle Türklerin Oğuz Boyuna mensup Çepniler XI ile XII. yy.dan itibaren Karadeniz'in doğusunda, bölgenin güney kesimlerine ulaşmışlardır. XIV. yüzyılda ise bu bölgelerden daha kuzeye doğru hareket etmişler ve Trabzon'un güneybatısında Orta Harşit (Philobonitis) Vadisi ve çevresine yerleşmeye başlamışlardır. Bu bölgede yarı bağımsız halde yaşayan Çepniler zamanla buradan kuzey, kuzeydoğu ve kuzeybatı istikametinde dağılmaya devam etmiş, özellikle Giresun'un doğusu ve Trabzon'un batısı olmak üzere geniş bir coğrafyayı kendilerine yurt edinmişlerdir. Kürtün ismi de Çepnilerin yurt edindiği bu yöreye verdiği bir isimdir. Başlangıçta yalnız Harşit Vadisi ve çevresi için kullanılan Kürtün ismi bölgede yaşayan Çepnilerin dağılım alanlarıyla birlikte daha geniş bir coğrafyayı temsil eder hale gelmiştir. Bu haliyle XV. yüzyılın ikinci yarısında Kürtün coğrafyasının sınırları kaba şekliyle; batıda Giresun ile birlikte doğuda Beşikdüzü ilçesine, güneyde ise bugünkü Kürtün ilçesinin güney sınırlarına ulaşmıştır.

1301 ile 1427 yılları arasında Hacıemiroğulları Beyliği'ne bağlı bulunan Kürtün, 1479'da Osmanlı Devletine dahil edilmesinden sonra Trabzon Sancağı'na bağlı kaza konumuna gelmiş, özellikle 1486 tarihli Osmanlı tahrir defterinde Trabzon sancağına bağlı “Ze’amet-i Kürtün” adlı bir idarî bölge oluşturulmuş, Giresun Kalesi ve çevresi de nahiye statüsünde Kürtün'e bağlı bir yerleşim yeri olarak gösterilmiştir.[5] Beylik dönemlerinden kalma bir isim olan Ze’amet-i Kürtün'ün sınırları yine, bugün batıda Giresun'dan doğuda Trabzon'un Beşikdüzü ilçesine, güneyde Giresun'un Dereli, Yağlıdere, Espiye ilçeleri ile Gümüşhane'nin Kürtün ve Trabzon'un Şalpazarı ilçelerinin güney sınırlarına ve kuzeyde Karadeniz sahiline kadar uzanmaktaydı. Bu dönemde Kürtün kaza merkezinin Cezre (veya Cezere) adı verilen bir kale olduğu, "Kürtün Fatihi" olarak bilinen Rakkas Sinan Bey’in Trabzon’daki ‘Kulaklı Çeşme’ (M. 1483) kitabesinden anlaşılmaktadır. Bu kalenin günümüzde nerede olduğu bilinmemekle birlikte bugün Kürtün ilçesine bağlı Araköy köyü ile Demirciler köyü arasından Kürtün Barajına dolayısıyla Harşit Çayına dökülen, geçmiş tarihlerde "Cezere (Cizire-Jizire) Deresi" diye bilinen derenin çevresinde olabileceği düşünülmektedir.

1515-1520 tarihlerinde Osmanlı belgelerinde Kürtün coğrafyası içinde "Vilayet-i Çepni" (bugünkü Giresun-Keşap-Dereli) tabirine rastlanmakta, Giresun bu vilâyetin merkezi olarak gösterilmekte iken Kürtün'ün yine kaza statüsünde olduğu ve Vilayet-i Çepni'nin Kürtün Kazası içinde yer aldığı görülmektedir.

1538-1539 tarihlerine ait tımar tevcihlerinde Kürtün kaza olarak yine Trabzon sancağına ve Trabzon sancağı da Rum Vilayetine bağlı durumdaydı. Bu tarihleri de kapsayan 1530-1556 yılları arasındaki vesikalarda, Vilayet-i Çepni yine Kürtün Kazası içinde gösterilmiş, Vilayet-i Çepni'ye bağlı köylerden bahsedilmiştir. Bu dönemde Kürtün kazasında Vilayet-i Çepni'den ayrı 7 nahiye (Kürtün, Alahnas, Çepni, Elkerimlühas, Karaburun, Üreğir, Yağlıdere nahiyeleri) ile birlikte nahiye olarak kaydedilmeyen ancak kendine bağlı köyler olduğu anlaşılan "tabi-i Bayram/Bayramoğlu" adıyla bir idari birimden bahsedilmiştir. Bu dönemde Kürtün kazasının sınırları yine kuzeyde Giresun'dan Beşikdüzü'ne, güneyde ise bugünkü Kürtün ilçesinin güney sınırlarına uzanmaktaydı. Vesikalardan anlaşıldığına göre bu dönemlerden sonra Kürtün kazasının merkezi Tirebolu Kasabası olmuştur. Nitekim daha sonraki yıllarda Tirebolu Kasabasından "Kürtün Nam-ı Diğer Tirebolu" olarak bahsedilmekte ve vesikalarda kaydedilen Kürtün kaza merkezine bağlı köylerin bugünkü Tirebolu ilçesinin sınırları içinde ya da yakın çevresinde olduğu görülmektedir.

1583-1600 yılları arasında Kürtün, "Kürtün Nam-ı Diğer Tirebolu" ve "Yavabolu Nam-ı Diğer Görele" adlarıyla Trabzon Sancağına bağlı iki kaza şeklinde idari birime ayrılmıştı. Daha önce Kürtün kazası içinde yer alan Harşit Vadisi ve çevresinde yer alan köyler de idari yönden "Kürtün Nam-ı Diğer Tirebolu" ve "Yavabolu Nam-ı Diğer Görele" kazalarına taksim edilerek bu kazalara bağlı hale getirilmiştir.[6] Nitekim XVII. yüzyılda Harşit Vadisindeki köyler Avârız Defteri’nde yer alan bilgilere göre; Uluköy, Araköy, Arpacık, Beşir, Beytarlası, Çarçur, Gelevera, Gönderi, Harid, Kargakayası, Karadere maa Karmaköy, Kızılcadam ve Kozluca gibi köylerdir ve bu köyler Yavabolu nâm-ı dîğer Görele kazasına bağlı olduğu görülmektedir.[7] Kürtün nâm-ı dîğer Tirebolu kazasına bağlı Harşit Vadisindeki köyler ise; Akçakilise maa Umutbükü, Avcılu, Haşrit, Karakaya, Kızılelma ve Törnük (Törnik)'tür.

1682’de de yine Harşit Vadisinde 26 köyün kaydedildiği tespit edilmekte[8] ve bu 26 köyden Uluköy, Akçalı (Akçal), Araköy, Arpacık, Beytarlası, Beşir, Tilkicek (Tilkicik), Elmacık, Gelevera, Gönderi, Harid, Karaçukur, Karadere maa Karmaköy, Kargakayası, Kılan, Kızılcadam, Kozluca, Sarıbaba, Söğüdöni köylerinin Yavabolu nâm-ı dîğer Görele kazasına bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Kürtün Nam-ı Diğer Tirebolu kazasına tabi köyler ise şunlardır: Akçakilise maa Kireç ve Kanlıca, Avcılu, Harşit, Karakaya, Kızılelma ve Törnük (Törnik).[9]

1742-1759 tarihli 1 Numaralı Trabzon Ahkâm Defteri ve 1759-1796 tarihli 2 Numaralı Trabzon Ahkâm Defteri’ne göre de Kürtün (Kürtün Nam-ı Diğer Tirebolu kasabası) yine Trabzon sancağının bir kazası statüsündedir. Ancak 1761 tarihli bir hükümlerde Kürtün’ün Trabzon Sancağı'nda yer alan Gümüşhane kazasına bağlı olduğunu görülmektedir.[10] Bu dönemlerde Kürtün (Nam-ı Diğer Tirebolu) ekonomik şartlar gereği Gümüşhane’nin denizle irtibatının sağlanması amacıyla idarî yönden Gümüşhane sancağına bağlandığı tahmin edilmektedir.

1796-1797 yılına ait sicil kayıtlarında Trabzon kazaları olarak; Nefs-i Trabzon, Kürtün (Kürtün-i Zir ve Kürtün-i Bala), Sürmene, Of, Keşâb, Giresun, Tirebolu, Rize, Mavri (Mapavri), Maçuka (Maçka), Yivebolu (Görele), Gümüşhane, Arhavi, Batum, Ünye, Soğucak, Faş, Sohum gösterilmiştir.[11] Bu tarihlerde Kürtün ve Tirebolu hatta Yavabolu (Görele) kazalarının ayrı birer kaza olduğu, Kürtün'ün Kürtün-i Zir ve Kürtün-i Bala isimleriyle birleştirilmiş bir kaza olduğu ve Tirebolu'dan ayrıldığı görülmüştür.[12] Bu süreçte Kürtün isminin temsiliyeti de değişmiş, Kürtün ismi daha dar bir alanı ifade eder duruma gelmiştir. Bu bağlamda Kürtün'ün sınırları başlangıçta olduğu gibi Orta Harşit Havzasındaki ve çevresindeki köylerden meydana gelmiştir. Kürtün yerleşim merkezinin bu dönemlerde Cayra (şimdiki Özkürtün) olabileceği değerlendirilmektedir.

XIX. yüzyılın ilk yarısında 1837 yılına ait vesikalara göre Orta Harşit Havzasında yer alan Kürtün-i Zîr (17 köy) ve Kürtün-i Bâlâ (18 köy), Gümüşhane Sancağı'na bağlı birer kaza olarak varlığını devam ettirmiştir.[13] 1849 yılı defterlerinde yer alan bilgilere göre ise, nüfus yetersizliği ve derebeylerin mücadeleleri nedeniyle hızlanan göç hareketleri sonucu Kürtün'ün kazalığı kaldırılmış, "Aşağı Kürtün (Kürtün-i Zir)", "Yukarı Kürtün (Kürtün-i Bala)" ve "Harşit" nahiyeleri ile üç idari birime ayrılarak Gümüşhane Sancağı'na bağlanmıştır. Bu idari taksimatta yer alan köyler dikkate alındığında Kürtün'ün kapsadığı alan da daralmış, sınırları günümüzdeki Kürtün ilçe sınırlarına benzer bir duruma gelmiştir.

Sonuç olarak, genel anlamda "Kürtün" ismi zaman zaman kaza zaman zaman da nahiye ismi olarak kullanılmış, bazı dönemlerde de hem kaza hem de nahiye ismi olarak aynı zaman dilimi içinde idari taksimatta yerini almıştır. İdari sınıflandırmada kaza ve nahiye ismi olarak kullanılmasının dışında "Kürtün" ismi, Çepnilerin yoğun olarak yaşadığı, doğuda Giresun'dan batıda Beşikdüzü'ne, güneyde ise Kürtün ilçesinin güney sınırlarına kadar uzanan bir coğrafyanın ismi olarak kullanılagelmiştir. Bu coğrafyanın içinde "Kürtün" ismi dışında farklı isimlerle kazalar ve nahiyeler de yer almıştır.

Kürtün kaza merkezleri tarihsel süreç içinde değişkenlik göstermiş, kaza merkezinin başlangıçta Orta Harşit Havzasında Cezre (Cezere) adı verilen bir kale olduğu düşünülürken, daha sonraları nüfus hareketlerine bağlı olarak Kürtün merkezinin Tirebolu kasabasına taşınmış olabileceği değerlendirilmiş, sonrasında da yine Orta Harşit Havzası'nda yer alan Cayra (Özkürtün) ve Uluköy köyleri/kasabaları Kürtün'e merkezlik yapmıştır.

Kürtün bugün Gümüşhane iline bağlı bir ilçe statüsünde, Harşit Çayı kenarında, kuzeyde Giresun ili Çanakçı ilçesi, kuzeydoğuda Trabzon ili Şalpazarı ilçesi, Tonya ve Maçka ilçeleri, doğuda Gümüşhane ili Torul ilçesi, güneyde Giresun ili Alucra ilçesi ve batıda Doğankent ilçesi ile çevrilidir.[14]

Geçmişten Günümüze Kürtün Kaza MerkezleriDüzenle

Osmanlı döneminde Cezere, Giresun, Tirebolu, Yağlıdere, Görele gibi yerleşim yerlerinin zaman zaman kaza merkezi olabileceği çeşitli kaynaklarda değerlendirilmiştir. Osmanlı belgeleri incelendiğinde Kürtün ismi XIV. yüzyıldan itibaren yöresel olarak her dönemde varlığını devam ettirmiş, ancak Kürtün coğrafyasına idari merkezlik yapan yerleşim yerleri zaman içinde değişkenlik göstermiştir.

1479'lu yıllarda Kürtün coğrafyası Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı'ya katılan Kürtün'ün kaza/nahiye merkezinin bu dönemde Cezere adı verilen bir kale olduğu, Cezere denilen kalenin Kürtün bölgesinin idare merkezi olduğu, "Kürtün Fatihi" olarak bilinen Rakkas Sinan Bey’in Trabzon’daki 1483 tarihli ‘Kulaklı Çeşme' kitabesinden anlaşılmaktadır.[15] Cezere kalesinin günümüzde nerede olduğu bilinmemektedir. Ancak Osmanlı döneminde Cezere (Cezre-Cizere -Jizire) Deresi[16] diye bilinen derenin bugün Torul ilçesinin kuzey doğusunda yer alan, doğu ucu Kürtün İlçesi sınırına uzanan, bulunduğu alan içerisinde 6 tane köyü (Demirkapı, Arpalı, Kopuz, Dağdibi, Alınyayla ve Güzeloluk köyleri) kapsayan bölgeden[17] toplanıp Cayra (Özkürtün) çevresinde Harşit Çayına döküldüğü dikkate alındığında Cezere (Cezre) Kalesi'nin bu çevrede olabileceği düşünülmüş, bu sebeple XV. yüzyılda Osmanlı topraklarına yeni katılan Kürtün kaza merkezinin Cayra (Τσαερα-Cayara-Jaira-bugün Özkürtün) olabileceği değerlendirilmiştir.[18] Nitekim Cayra (Özkürtün)'nın kuzeyinde, bugünkü Süme Mahallesinde yer alan ve Erikbeli Vadisinden gelebilecek tehlikelere karşı yapılmış olduğu düşünülen Süme (Kotzauta) Kalesinin ve bugünkü Kürtün ilçe merkezinin kuzeyinde "Kaleyan" denilen yerde kalıntılarına rastlanan, gözetleme amaçlı yapıldığı düşünülen kalenin varlığı da bunu desteklemektedir.[19]

XVIII. yüzyıl sonlarında Kürtün isminin Kürtün-i Zir ve Kürtün-i Bala isimleriyle birleştirilerek Gümüşhane'ye bağlı bir kaza olduğu, bu dönemde bağlı köy adları dikkate alındığında Kürtün kazasının bugünkü Kürtün ilçesi sınırlarına benzer bir duruma geldiği görülmektedir.

XVIII. yüzyıl ve sonrasında Kürtün kazasının idari merkezinin neresi olduğu her ne kadar belirsizse de sonraki yıllarda Cayra'nın  Kürtün'e merkezlik yaptığı göz önüne alındığında bu dönemde de Kürtün'ün idari merkezinin Cayra olabileceği değerlendirilebilir.

Cayra'nın Osmanlı'nın son dönemlerinde ve Cumhuriyet Döneminde (1924) nahiye merkezi olduğu, 1954 yılında da nahiyede Nahiye Müdürlüğü, Karakol Komutanlığı, Asliye Ceza Hakimliği, Tapu Sicil Memurluğu, PTT Memurluğu ve Nüfus Müdürlüğü gibi kurumların olduğu bilgisi mevcuttur.[20] Bu haliyle Cayra XVIII. yüzyıl sonlarından XX. yüzyıl sonlarına kadar sınırları daraltılmış olan Kürtün bölgesinin merkezi olmuştur. XX. yüzyıl sonlarında ise Cayra, "Özkürtün" ismiyle belde statüsünde varlığını devam ettirirken, Kürtün'ün yerleşim merkezi değişmiş, Osmanlı döneminde Kürtün'e bağlı bir köy olan ve yöredeki ilk Türk yerleşimlerinden biri olan "Uluköy"ün 9 Mayıs 1990 tarihinde ilçe olmasından sonra tarihi bir değeri olan "Kürtün" ismi ilçeye verilmiş, Uluköy "Kürtün" ismiyle bölgenin yeni merkezi durumuna gelmiştir.[14]

Bunların yanı sıra XVI. yüzyıl sonlarında, 1583'te Yağlıdere'den "Yağludere Nâm-ı diğer Kürtün" olarak bahsedilmektedir.[21] Yine XVII. yüzyılda, 1650-1651 yılları arasında ve 1682 yılında, XVIII. yüzyılda ise 1742-1759 tarihleri arasında Kürtün'den "Kürtün Nam-ı Diğer Tirebolu" olarak bahsedilir.[22] Ayrıca çeşitli tarihlere, özellikle 1530-1556 yılları arasına ait vesikalarda geçen Kürtün kazasına bağlı köy adlarına bakıldığında merkez kazaya bağlı köylerin bugün Tirebolu ilçesine bağlı veya ilçeye yakın köyler olduğu dikkate alındığında bu tarihlerde Tirebolu'nun, Kürtün kazasının idari merkezi olabileceği düşünülebilir. Buradan hareketle XVI. yüzyıl başlarından XVIII. yüzyıl sonlarına kadarki süre içerisinde Tirebolu Kasabası Kürtün Kazasının idari merkezi olmuştur.

Antik ÇağDüzenle

Kürtün'ü de kapsayan Harşit yöresiyle ilgili en eski bulgular, İlk Tunç Çağı’na ait olabileceği düşünülen Hurriler döneminde MÖ. 3000 ile 2000 yılları arasına ait olan çanak - çömlek parçalarıdır. MÖ 2000'li yıllarda Asurlular koloni şeklinde yörede maden çıkarma faaliyetlerinde bulunmuştur. MÖ 1750’li yıllarda Harşit yöresine Hititlerin hakim olduğu tahmin edilmektedir. MÖ 1500’lere ait Hitit yazılı kaynaklarında yöre "Azzi - Hayaşa Ülkesi", yöre halkı da Kaşkalar olarak isimlendirilmiştir. MÖ 1200’lerden itibaren yörede beş asır devam edecek Urartu hakimiyeti yaşanmıştır. MÖ 720’de Kafkaslar üzerinden gelen Kimmerler ile İskitler (Sakalar) bölgeye akınlar yapmışlar ve bazı bölgelere yerleşmişlerdir. MÖ 560’da Urartu Devleti’ni yıkan Med İmparatorluğu bölgeye hâkim olduktan sonra Türk asıllı oldukları düşünülen Khalipler'i madencilik faaliyetleri yapmak üzere bölgeye yerleştirmiştir. Medlerden sonra MÖ 550’de Pers Krallığı bölgedeki hakimiyeti ele almış ve bu hakimiyeti iki asır devam ettirmiştir. MÖ II. yüzyıllarda Makedonya Kralı Büyük İskender, Anadolu'daki Pers hakimiyetine son vermiş ve Anadolu ile birlikte bu bölgeye de bir süre hâkim oluştur. MÖ 300’lü yıllardan sonra Pers soyluları tarafından Harşit ve Kelkit Havzasında iki buçuk asır devam edecek olan Pontus Krallığı kurulmuştur. Bu dönemde yörede birçok maden ocağı işletilmiş, bazı yerlerde Romalılara karşı savunma amaçlı kaleler yapılmıştır. MÖ 65’te Roma İmparatorluğu yöredeki Pontus Krallığının hakimiyetine son vermiş ve bölgeyi egemenliği altına almıştır.[23]

Orta ÇağDüzenle

 MS 395'de Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla Kürtün'ü de kapsayan Harşit yöresi Doğu Roma (Bizans) egemenliğinde kalmış ve bu egemenlik yüzlerce yıl devam etmiştir. Harşit yöresinin Müslümanlarla ilk teması Hz. Ömer (634-644) döneminde yaşanmış, Erzurum ve Erzincan’ın İslam Orduları hâkimiyetine geçmesiyle birlikte Kelkit ve Harşit yöresinin Müslümanlarla ilk teması gerçekleşmiştir. Hz. Osman (644 - 656) döneminde ise bölgeye gönderilen İbni Mesleme komutasındaki İslam Ordusu bölgeyi Bizans’ın elinden almıştır. Hz. Ali (656 - 661) döneminde yaşanan iç karışıklıklar sırasında Bizans hakimiyetine geçen bölge Emevîler (661-750) zamanında yeniden Müslümanların eline geçmiştir. Sonrasında tekrar Bizans hâkimiyetine geçen bölge için Abbasî Halifesi Memun (813-833) zamanında Bizans’la vergi anlaşması yapılmıştır. Harşit yöresinde Bizans - Abbasi çekişmesi devam ederken Hazar Hakanlığı bölgeyi ele geçirip buraya Peçenek oymaklarını yerleştirmiş ancak, bu durum fazla sürmemiştir.[23] 1204-1461yılları arasında bölgeye Trabzon İmparatorluğu hakim olsa da Kürtün bölgesinde yaşayan Çepniler bu hakimiyeti tanımamış yarı bağımsız olarak hayatlarını sürdürmüşlerdir.

Kürtün Coğrafyasında İskan Hareketleri (XII ile XV. yüzyıllar arası)Düzenle

Türkistan ve Horasan'da diğer boylarla birlikte yaşayan Türklerin 24 Oğuz boyundan biri olan Çepniler, 1071 Malazgirt Meydan Muharebesinden sonra Selçuklularla birlikte Anadolu'ya göç ettiler. Anadolu'nun bir çok bölgesine ve Kuzey Suriye topraklarına yerleşen Çepnilerin en etkili olduğu ve teşkilatlı olarak yaşadığı coğrafya Karadeniz coğrafyası olmuştur.

Büyük çoğunluğu Çepni Türkmenlerinden oluşan Danişmendliler Beyliği (1080-1178) de bu dönemlerde Sivas merkezli kurulmuş ve daha çok Orta Karadeniz'e hakim olmuştur. XIII. yüzyıldan itibaren Batı ve Orta Karadeniz’de Sinop ve Ordu'ya yerleşen Çepnilerin bir başka kolu da Yukarı Kelkit Vadisini kendilerine yurt edinmişti. 1260'lı yıllarda Hacı Bektaş Velî Doğu Karadeniz'deki Çepni Türkmenlerinin iskanına yardımcı olmak ve onları dinî konularda bilinçlendirmek amacıyla Güvenç Abdal’ı Kürtün’e göndermiştir. Güvenç Abdal Kürtün'e gelerek Süme Kalesi’nin batısında, bugün Kürtün ilçe merkezinin iki-üç km kuzeybatısında yer alan Taşlıca köyünün bulunduğu yere yerleşerek burada faaliyetlerine başlamıştır. Güvenç Abdal'ın bu dönemde Taşlıca'ya yerleşmesi XIII. yüzyılın ortalarında Kürtün bölgesinde yaşayan Çepnilerin varlığına işaret etmektedir. Bölgedeki asıl göç hareketliliği ise XIV. yüzyılın ikinci yarısının ortalarından yani 1370 / 1380’lerden itibaren Yukarı Kelkit vadisinde yaşayan Çepnilerin kuzeye doğru ilerleyip Harşit Çayı Vadisi boyunca Torul-Tirebolu arasına yerleştikleri, kışlaklarını da Orta Harşit Vadisinde, bugünkü Kürtün çevresine kurdukları bilinmektedir.[24]

Danişmentlilerin de kurucu gücü olan Çepniler, Ordu merkezli Bayramlı yada diğer adıyla Hacıemiroğulları Beyliği (1301-1427)’ni kurmuşlardır. Harşit Vadisi ve çevresinde yaşayan Çepniler de Hacıemiroğulları beyliğine bağlı olarak yaşamış olsalar da yarı bağımsız bir şekilde hayatlarını devam ettirmişlerdir.[23]

Çepnilerin Orta Harşit Havzasına ve Kürtün - Trabzon yaylalarına yerleşmesi bölgede yaşayan Komnenosları (Trabzon İmparatorluğu-1204-1461) ciddi manada rahatsız etmiştir. Vakanüvis Panaretos’un aktardığı bilgilere göre İmparator III.Aleksios, Şubat 1380'de Harşit Vadisinin güneyine yerleşen Çepniler üzerine sefere çıkmıştır. Çepnileri bölgeden uzaklaştırmak isteyen III. Aleksios bu seferinde ve devam eden süreçte yaptığı seferlerde Çepnilere kayıp verdirse de başarılı olamamış, Çepniler bölgede bulunan ve  Rumlara ait olan kaleleri teker teker fethetmiş, kendi yönetimleri altına almıştır. Vakanüvis Panaretos'un aktardığı bilgilere göre, Kürtün tarafından gelen Çepniler XIV. yüzyıl sonlarında Tirebolu’ya ulaşmışlardır.[23] Tahrir kayıtlarında, 14. yüzyılın ilk yıllarında Melik Ahmed Bey'in Kürtün beyi olduğu ve Tirebolu'daki Bedreme Kalesi’nin fatihi olduğu yazmaktadır.[25]

Kürtün Beyliği Dönemi (1461-1479)Düzenle

Trabzon'un 1461'de Osmanlı Devleti tarafından fethedilmesinden sonra Kürtün bölgesi, Osmanlı Devleti ile Akkoyunlular arasında tampon bir bölge olarak kalmıştır. 1461'den itibaren bu bölgede kitleler halinde yaşayan Çepniler, idari merkezleri Kürtün (muhtemelen Cezere Kalesi) olmak üzere hüküm sürmüştür.

Osmanlı-Akkoyunlu mücadelesinde, Akkoyunlular 1467’de Gümüşhane’yi hâkimiyetleri altına almıştır. Bu dönemde Kürtün Beyliği de Akkoyunlulara bağlı hale gelmiştir. 1473 yılında yapılan Otlukbeli Muharebesinde Osmanlılar Akkoyunluları yenip Doğu Andoluya hakim olduktan sonra Kürtün Beyliği varlığını bir süre daha kimseye tabi olmadan sürdürmüştür.

XV. yüzyıl sonlarında Fatih’in fermanıyla oğlu Amasya Sancak Beyi Veliaht Şehzade Beyazıd, 1479'da Kürtün'e Rakkas Sinan Bey’i gönderip ve bu bölgeyi aldırarak Osmanlı topraklarına bağlamıştır. Böylece 1461 - 1479 yılları arasında 18 yıl varlığını devam ettiren Kürtün Beyliği de sona ermiştir.[23]

Osmanlı DönemiDüzenle

1479'da Kürtün'ü fethederek Osmanlı topraklarına katan Rakkas Sinan Bey tarihte ‘Kürtün Fatihi’ olarak anılmıştır.[26] "Kürtün Fatihi" olarak anılan Sinan Bey, 1479'dan 1483’e kadar yönettiği Kürtün bölgesinin idare merkezinin Cezre (Cezere) denilen bir kale olduğunu Trabzon’da kendi adına yaptırmış olduğu Kulaklı Çeşme Kitabesine yazdırmıştır.[23]

Fetihten sonra Kürtün, Trabzon Sancağına bağlanarak idari sınıflandırmanın içinde "Zeamet-i Kürtün" adı altında bir kaza olarak yer almıştır. Bu tarihlerde Kürtün sınırları Giresun'dan Beşikdüzü'ne, güneyde ise şimdiki Kürtün ilçesinin güney sınırlarına kadar uzanmaktaydı.

1515 tarihli tahrir defterinde günümüzde Kürtün merkez yerleşimi olan Uluköy ile birlikte Çamçukuru, Beşir, Çitlice, Sarıbaba, Gönderi, Çarçur, Harıt, Gelevera ve Elmacık adlı yerler Çepni yaylaları olarak anılmıştır. Orta Harşit Havzasındaki bu köyler, idari taksimatta Kürtün Kazasının Çepni Nahiyesi içinde "Yaylak" isimli yerleşimine bağlı olarak yer almıştır.

1538-1539 tarihlerine ait tımar tevcihlerinde Kürtün kaza olarak yine Trabzon sancağına ve Trabzon sancağı da Rum Vilayetine bağlı durumdaydı. Bu tarihleri de kapsayan 1530-1556 yılları arasında Kürtün kazasının 7 nahiyesi bulunmaktaydı. Bu nedenle bu dönemlerde Kürtün kazasına "7 Nahiye" de denilmiştir. Bu nahiyeler Kürtün, Alahnas, Çepni, Elkerimlühas, Karaburun, Üreğir ve Yağlıdere nahiyeleridir. Bunların yanı sıra Vilayet-i Çepni adıyla Giresun ve nahiye olmayan ama kendisine bağlı köyler olan Bayramoğlu, Kürtün Kazasına bağlı yerleşim yerleri olarak kaydedilmiştir.[27] 1554’te Kürtün kazasına sekiz nahiye bağlı durumdaydı. Bunlar; Kürtün nahiyesi merkez olmak üzere, Üreğir, Bayramoğlu, Yağlıdere, Karaburun, Elkerimlühas, Alahnas ve Harşit Nahiyeleridir.

XVI. yüzyıl başlarında Yavuz Selim Trabzon Sancakbeyi iken Anadolu’da Safevi taraftarları tarafından  başlatılan Kızılbaş ayaklanmaları yüzünden 1508’de Harşit Vadisi yolu ile Bayburt’a kadar uzanan bölgeye sefer düzenlemiştir. Azınlık durumda olan bir kısım Çepni gruplarının bu bölgede Safeviler lehine karışıklıklar çıkarması nedeniyle Şehzade Yavuz Selim bu seferi gerçekleştirmiş ve karışıklıkları ortadan kaldırmıştır.[23]

Şehzade Selim 1511’de babası, 1512’de de kardeşleriyle mücadeleye girişmişti. Bu mücadeleler esnasında bölgedeki karışıklıktan yararlanarak Erzincan üzerinden Harşit Vadisi boyunca Karadeniz kıyılarına kadar uzanan bölgede Safevi akınları başlamıştı, bölgede başlayan Safevi akınlarının yaşandığı bu döneme "Kızılbaş Fetreti" denilmiştir. Kızılbaş Fetreti denilen bu dönemde Şii mezhebi ve Safevi tarikatı müntesipleri Karadeniz kıyıları ve Harşit Vadisi boyunca halka zulmetmişler, bölgede yıkım ve yağma faaliyetleri gerçekleştirmişlerdir. Bu olaylar esnasında birçok insanın Safevi muhipleri tarafından zorla alınıp götürüldüğü bildirilmektedir.[28] Osmanlı Devleti, Şah İsmail ile işbirliği yapan ve bölgedeki halka zarar veren gruplara karşı Torul ve Maçka'da yaşayan Hristiyanlardan yardım almıştır. Ancak 1514 yılında yapılan Çaldıran Savaşı ile birlikte de bölgede sükunet sağlanabilmiştir.[23]

Kâtip Çelebi, 1648’de yazdığı Cihannüma adlı eserinde Trabzon’un batısında ve güneybatısında yer alan dağların Çepni Dağları olarak tabir edildiğini yazmaktadır.

1515, 1555, 1583 yılına ait kayıtlarda Kürtün bölgesinde yaşayan Çepnilerin XVI. yüzyıl başlarında çoğunluğu  bütün vergilerden muafken mütesellimliklerine son verilerek vergi veren köylü haline getirildikleri anlaşılmaktadır. Bu durum XVII. yüzyıl boyunca Anadolu'nun bir çok yöresinde yaşanan Celali isyanlarının uzantısı şeklinde bölgede bazı isyan hareketlerine neden olmuştur.[29] Bu durum Kürtün yöresinde göç hareketlerine neden olmuş, yörede yaşayan Çepnilerin bir kısmı Trabzon ve doğusuna göç etmişlerdir.

XVIII. yüzyılın başlarında Trabzon'un batısındaki Çepni ağaları ile Trabzon'un doğusunda yaşayan Laz ağaları birbirleri ile bir üstünlük mücadelesine girişmişlerdir. Silahlı birlikleri de bulunan bu ağalar devlet otoritesindeki zayıflıktan yararlanarak bölgede yarı bağımsız şekilde yaşıyorlar, birbirleriyle çatışmalarının dışında bazı eşkıyalık faaliyetlerinde bulunuyorlar, bölgede yaşayan halka zulmediyorlardı.[30] Osmanlı Devleti bu faaliyetleri durdurmakta yeterli olamamış ve bu ağaları, çete liderlerini devlet kurumlarında bazı görevlere getirerek kontrol altına almaya çalışmıştır.

XVIII. yüzyıl sonlarında bugün Kürtün sınırlarını içinde barındıran bölgede Kürtün-i Zir ve Kürtün-i Bala isimleriyle Trabzon sancağına bağlı birer idari birim oluşturulmuştur. XIX. yüzyılın ilk yarısında ise, Osmanlı vesikalarına göre 1837'de Kürtün ilk defa Trabzon Sancağı idari biriminden çıkarılmış, Kürtün-i Zîr ve Kürtün-i Bâlâ adlarıyla Gümüşhane Sancağının birer kazası durumuna gelmiştir. 1849 yılında ise nüfusun azlığı ve derebeylerle olan mücadelelerden dolayı artan göçler sonucunda kazalıkları kaldırılmış, Aşağı Kürtün (Kürtün-i Zir) ve Yukarı Kürtün (Kürtün-i Bala) ile Harşit birer nahiye statüsünde Gümüşhane'ye bağlanmıştır. Bunlardan Kürtün-i Zir ya da diğer bir ifadeyle Aşağı Kürtün Nahiyesi bugünkü Kürtün ilçe sınırlarında Harşit Vadisinin her iki yakasındaki köyler ile ilçenin kuzey kesiminde yer alan köyleri kapsamaktaydı. 1849'da Kürtün-i Zîr Nahiyesinin 17 köyü bulunuyordu, bu köylerdeki halkın tamamı Müslümanlardan oluşuyordu. Kürtün-i Zir Nahiyesine bağlı köyler; Uluköy, Karaçukur, Cağköy (Konacık), Çayıra (Cayra), Harıt, Yukarı Harıt, Büyük Harıt, Karadere, Araköy, Çarçukur (Çayırçukur), Süme, Maşraba (Naşaba), Fol (Kalınçam), Taşlıca, Sığırlık, Damlı, Kavraz'dır.  Kürtün-i Bâlâ ya da diğer bir ifadeyle Yukarı Kürtün Nahiyesi ise bugünkü Kürtün ilçe sınırlarında yer alan Sümüklü (Yaylalı) Deresi ile Yukarı Gelevera Deresi etrafındaki köyleri kapsamaktaydı. 1849'da Kürtün-i Bala Nahiyesine bağlı 18 köy bulunmaktaydı, bu köylerden 12’sinde yaşayan halk tamamen Müslüman, 3’ünde yaşayanların bir kısmı müslüman bir kısmı gayrimüslim, diğer 3’ünde yaşayan halk ise tamamen gayrimüslimdi. Kürtün-i Bala Nahiyesine bağlı köyler; Tilkicik, Akçal, Beytarlası, Göndere, Söğüdili, Sarıbaba, Beşir, Çerçür, Obacık, Hacılı, İsmail Ağa Mezraası, Kızılcadam, Gelevera (Sapmaz), Elmalı, Kozluca, Gemüklü, Kargakaya, Kılan'dır. Harşit ise bugün Giresun iline bağlı olan Doğankent ilçesinin sınırlarını kapsamaktaydı.

XVIII. yüzyıl sonlarına doğru Kürtün'ün idari merkezi olan Tirebolu Kasabasının haricinde bugünkü Kürtün ilçesi sınırlarını içerisinde barındıran bölgede Kürtün-i Zir ve Kürtün-i Bala isimleriyle birleştirilmiş bir kaza oluşturulmuş, aynı zaman dilimi içinde "Kürtün" ismi ile iki farklı kaza varlığını sürdürmüştür. XVI. yüzyıldan XIX. yüzyıl ortalarına kadar "Kürtün nam-ı diğer Tirebolu kazası" olarak anılan, Kürtün Kaza merkezi olarak süregelmiş olan Tirebolu Kasabasından 1852'li yıllardan sonra Kürtün ismi kaldırılmış ve Tirebolu Kasabası "Tirebolu Kazası"nın merkezi olarak varlığını devam ettirmiştir. Bu süreçten sonra Kürtün ismi yalnızca bugünkü Kürtün sınırlarını içinde barındıran bölge için kullanılmaya başlanmıştır.

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Kürtün nahiyesinde Müslümanlara ait 18 adet Sıbyan Mektebi, Gayrimüslimlere ait 3 adet Rum Sıbyan Mektebi (1869) bulunmaktaydı. Kürtün nahiyesine bağlı Uluköy-i Bâlâ köyünde bulunan Süleyman Efendi Medresesinde 185, Araköy köyünde bulunan Hacı Ömer Efendi Medresesinde 187, Tilkicik köyünde bulunan İsmail Efendi Medresesinde 188, Beytarla köyünde bulunan İsmail Efendi Medresesinde 190 öğrenciye eğitim verilmekteydi.[31]

XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kürtün, Torul kazasına tabi bir nahiye durumundaydı. Kürtün nahiyesinin merkezinde hükümet konağı, cami ve medrese ile birlikte 2 kahvehane, 2 fırın, 3 tane han, 3 tane dükkân bulunmaktaydı.[32] 2451 hanenin bulunduğu Kürtün nahiyesinin köylerinde ise 30 cami ve mescit, 2 medrese, 14 mektep ve 11 kilise bulunmaktaydı. 1904 yılı itibarıyla Kürtün toplam nüfusu 15,493 kişi olarak belirlenmiştir. Bu nüfusun 13,039'u Müslüman, 2454'ü ise Gayrimüslim (Rum) olarak kaydedilmiştir. 1852-1908 tarihleri arasında Kürtün Nahiyesinde 31 nahiye müdürü görev yapmıştır.

XIX. yüzyıl ikinci yarısından XX. yüzyıl başlarına kadar Kürtün nahiyesinde bakır, çinko, simli kurşun gibi madenlerin çıkarıldığı bilinmektedir.

I. Dünya SavaşıDüzenle

I. Dünya Savaşında Ruslar, Doğu Karadeniz'in bir kısmını işgal etmiş, 1. Dünya Savaşının bitmesine yakın tarihlere kadar da bu işgal hareketlerini devam ettirmiştir. Ruslar Doğu Karadeniz'de doğudan başlayarak işgal hareketlerine başlamış, Harşit Vadisine kadar olan toprakları işgal etmişlerdir. Buna karşılık Türk kuvvetleri de Rusların ilerleyişini durdurmak için Harşit Vadisinin batısında mevzilenmiş ve bu bölgede Rusların batı istikametindeki ilerleyişini durdurmayı başarmışlardır. Ruslarla Temmuz 1916 ile 1918 yılının ilk aylarına kadar geçen süreç içerisinde yaşanan bu mücadeleler "Harşit Savunması" olarak adlandırılmıştır. Harşit Savunması Türklerin Ruslara karşı verdiği son mücadeleler olarak bilinmektedir. Kürtün'ün düşman işgalinden kurtuluşu da 14 şubat 1918 tarihine denk gelmektedir.

Cumhuriyet DönemiDüzenle

Mübadele YıllarıDüzenle

Gümüşhane, Kürtün ve Torul kazalarında yaşayan Gayrimüslimler (Rumlar) zaman içinde hem Osmanlı toprakları üzerinde hem de zaman zaman Osmanlı toprakları dışına farklı coğrafyalara çeşitli sebeplerle göç etmişlerdi. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Kırım'ın Rusların eline geçmesiyle Gümüşhane ve kısmen de Trabzon yöresinden çok sayıda Rum bu yörelere göçmüştür. Yine 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşında Ruslar, birkaç bin civarında Rum’u alarak beraberlerinde götürmüştür. 1877-78 savaşında bu bölgeden çok sayıda Rum’un Rus orduları adına savaşmak üzere Rusya’ya kaçtığı bilinir. Aynı şekilde  Gayrımüslimlere askerlik yükümlülüğü gelince de bu görevden kaçmaya başladılar. Gümüşhane Rumlarından birçoğu da bu tür davranış içine girdiler. Bunu planlı olarak yapan papazlar bulunmaktaydı. Askerlik görevi gelenler veya asker olan Rum gençler kaçmakta, saklanmakta veya Rusya’ya geçirilmekteydi.

XX. yüzyıl başlarında Gümüşhane, Torul ve Kürtün yörelerinde iş imkanı olmadığı için bu yörenin Rumları ve kısmen Müslüman ahaliden kimseler de çalışmak üzere Rusya’ya gidiyorlardı. Kürtün ve Torul’da madenciliğin bitmesi de yörede yaşanan göçleri hızlandırmıştı. Yaşanan göçler sonucunda bölgeden ayrılan ve çoğunlukla bölgeyi boşaltan Rumlar, 1923’te Yunanistan ile yapılan nüfus mübadelesi sonucunda bölgeden tamamen çıkarılmışlardır.[33]

Yol MeselesiDüzenle

 
Kürtün Yol Açılışı-1953

1953 yılına kadar Kürtün'e ulaşan bir karayolu bulunmamaktaydı. XX. yüzyıl başlarından itibaren zaman zaman gündeme gelen Kürtün yol projeleri savaşların da araya girmesiyle sürekli ertelenmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda ancak 1953'te adi şose şeklinde yol yapımı tamamlanmış, 1953'lü yıllarda Kürtün'ün idari merkezi sayılan Cayra (bugünkü Özkürtün)'ya kadar bu yol yapılmıştır. Bu tarihlerde bu yolun Tirebolu'dan gelen yol ile bağlantısı bulunmuyordu. 1960-1965 yılları arasında Torul'dan Cayra'ya kadar gelen yol Uluköy ve Taşlıca üzerinden geçirilerek Tirebolu'dan gelen yol ile birleştirilmiştir. Bu yol 1980'li yıllarda genişletilmiş ve 1998'li yıllarda da asfaltlanarak bugünkü haline getirilmiştir.


Nüfus ve İdari DurumuDüzenle

Belediyenin KuruluşuDüzenle

Bugünkü Kürtün ilçesinin merkezi olan Uluköy, Danıştay 3. Dairesinin 25.02.1970 tarih ve 1970/68-53 Sayılı Kararı üzerine, 1580 sayılı kanunun 7469 sayılı kanunla değişik 7. maddesine göre uygun görülerek, 18.03.1970 tarih ve 13448 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 28.02.1970 tarih ve 8025 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla Aşağı Uluköy ve Yukarı Uluköy olarak bilinen iki köy muhtarlığının birleşmesiyle "Uluköy Belediyesi" adı altında kurularak Torul'a bağlı bir belde haline gelmiştir.

Kürtün Belediye başkanları: Ruhi YILMAZ (1970-1980), Ali Paşa KILIÇ (1981-1984), Sabahattin DÜZGÜN (1984-1994), Kemal TEMİZ (1994-1999), Aslan KILIÇ (1999-2009), Ahmet KANAT (2009-2019), Enver ŞEN (2019-...)

İlçenin kuruluşuDüzenle

28 Mayıs 1990 tarih ve 20523 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Bakanlar Kurulu'nun 9 Mayıs 1990 tarih ve 3644 sayılı kararı ile merkezi yerleşim yeri Uluköy olmak üzere "Kürtün" adı altında ilçe statüsüne kavuşmuştur.[34] 23 Ağustos 1991 tarihinde tam olarak ilçe statüsüne geçmiştir. Toplam 2 Belediyesi vardır. Kürtün Belediyesi 1970 yılında, Özkürtün Belediyesi ise 1992 yılında kurulmuştur.

Kürtün ilçesine bağlı 34 köy ve 9 mahalle vardır.

Merkez Mahalleri: Aşağı Uluköy, Camiyanı, Ortaköy, Köyiçi, Melikli, Yukarı Uluköy

Özkürtün Beldesi Mahalleleri: Cayra, Karaçukur, Süme

Köyler: Akçal, Aktaş, Araköy, Arpacık, AşağıKaradere, Bağlama, Beşir, Beytarla, Çayırçukur, Damlı, Demirciler, Eğrigüney, Ekinciler, Elciğez, Elmalı, Göndere, Gündoğdu, Günyüzü, Gürgenli, Kırgeliş, Kızılcadam, Kızılot, Konacık, Kuşluk, Sapmaz, Sarıbaba, Söğüteli, Şendere, Taşlıca, Tilkicek, Üçtaş, Yaylalı, Yeşilköy, YukarıKaradere

NüfusDüzenle

Yıl Toplam Şehir Kır
1990[35] 15.892 2.809 13.083
2000[36] 15.546 3.488 12.058
2007[37] 12.394 2.901 9.493
2008[38] 12.702 2.962 9.740
2009[39] 12.418 2.785 9.633
2010[40] 12.505 2.968 9.537
2011[41] 12.355 2.976 9.379
2012[42] 12.327 3.249 9.078
2013[43] 13.659 4.185 9.474
2014[44] 12.229 3.302 8.927
2015[45] 13.016 5.553 7.463
2016[46] 15.074 7.839 7.235

Ekonomi ve KültürDüzenle

En önemli geçim kaynağı tarım, hayvancılık ve turizmdir. Kürtün'ün yayla turizmi gelişerek yüzyıllar boyunca devam eden yayla şenlikleri gelenekleşmiştir. Yayla turizmi gelişerek ilçeye yerli ve yabancı turist gelmesi sağlanmıştır. En önemli yaylaları Güvende, Kazıkbeli ve Kadırga yaylalarıdır. Kürtün Baraj gölü üzerindeki balık çiftlikleri de yörenin ekonomisine katkı sağlamaktadır. Kürtün merkez Uluköy ve mahallelerinde çan, zil, topuzlu kantar, Demirciler (Harıt) köyünde demir tarım aletleri vb. bazı metal ürünler küçük atölyelerde yapılmaya devam etmektedir. Yine ilçe mahalle ve köylerinde ahşap araç gereçlerden yayık, külek, su kapları imalatı ile 1980'li yıllardan beri ipek halı imalatı ile yapılmaktadır. Yine Kürtün'e bağlı Araköy Köyünde meşhur Araköy Ekmeği üretilmekte satışı çeşitli şehirlerde yapılmaktadır.

Turistik yerlerDüzenle

Aşulluk

KaynakçaDüzenle

  1. ^ http://www.kurtun.gov.tr/
  2. ^ 5/11
  3. ^ http://www.yerelnet.org.tr/ilceler/ilce_belediye_koordinat.php?ilceid=198576
  4. ^ "Necmettin Alkan 2007, Âyânlık'ın Son Dönemlerinde Tipik Bir Örnek; Gümüşhane Sancağı Kürtün-i Zir Kazası Âyânı Süleyman'ın Meselesi", Karadeniz Araştırmaları, Sayı: 12 s.75" (PDF). 
  5. ^ Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, 2012,63
  6. ^ "Süleyman DEMİRCİ 2012, XVII. Yüzyılda Trabzon Eyâletinin İdarî Taksimatı ve Vergilendirilebilir Nüfus: Giresun, Keşap, Kürtün ve Yavabolu Nam-ı Diğer (Görele) Kazâları Örneği, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü DergisiYıl: 2012/1, Sayı:15". 
  7. ^ BOA, KK, MK, nr. 2605
  8. ^ BOA, KK, MK, nr. 2697
  9. ^ M. Hanefi BOSTAN 2018, XV.-XVII. Yüzyıllarda Harşit Vadisi’nde Sosyal Zümreler, 21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum / Education And Society In The 21st Century Cilt / Volume 7, Sayı / Issue 19, Bahar / Spring 2018, 23-49, Tarih Kurumu, Ankara 2002, s. 44-45, BOA, A.DVNS.AHK.TZ.d, 1: 9/2,9/3, 48/1, 49/1, BOA, A.DVNS.AHK.TZ.d, 2: 19/3, BOA, A.DVNS.AHK.TZ.d, 2: 122/2, 174/4, 179/2, 330/1, BOA, A.DVNS.AHK.TZ.d, 2: 361/4, XVII. Yüzyılda Trabzon Eyaletinin İdari Taksimatı ve Vergilendirilebilir Nüfus: Giresun, Keşap, Kürtün ve Yavabolu Nam-ı Diğer (Görele) Kazaları Örneği - Süleyman DEMİRCİ - 2012)
  10. ^ M. Hanefi Bostan, XV-XVI Asırlarda Trabzon Sancağında Sosyal ve İktisadî Hayat, Türk
  11. ^ "Abdullah Saydam, Trabzon'un İdarî Yapısı ve Yenileşme Zarureti (1793–1851)" (PDF). 
  12. ^ "Necmettin Alkan, 2007, Âyânlık'ın Son Dönemlerinde Tipik Bir Örnek; Gümüşhane Sancağı Kürtün-i Zir Kazası Âyânı Süleyman'ın Meselesi, Karadeniz Araştırmaları, Sayı: 12/69-84" (PDF). 
  13. ^ "Yrd. Doç. Dr. Kemal SAYLAN, İstanbul 2014, Gümüşhane İdari, Sosyal ve Ekonomik Tarih (1850 - 1918), Gümüşhane Üniversitesi Yayınları, Yayın No: 22" (PDF). 
  14. ^ a b "Kürtün Belediyesi resmi internet sitesi". 21 Mart 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  15. ^ Pekin, Süleyman, 2015, Harsit Havzasinda Çepniler, Berikan Yayınları. 
  16. ^ "1522 yılı yer adları haritası". 
  17. ^ "Üçüncü, M. (2019) Gümüşhane Torul ilçesi Cizere köyleri Monografisi, ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı" (PDF). 
  18. ^ "Bayram Nazır, Kemal Saylan, Gümüşhane, 2016, Gümüşhane Tarihi, İl Oluşunun 85. Yılında Gümüşhane Tarihi ve Ekonomisi Sempozyumu Tarih Bildirileri, 25-26 Mayıs 2010, Gümüşhane Üniversitesi Yayınları No: 33, s.489" (PDF). 
  19. ^ "Gümüşhane Süme Kalesi ve Karadenizli Türkmenler". 29 Ağustos 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  20. ^ "Özkürtün Beldesi Resmi internet sitesi". 16 Mayıs 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  21. ^ "Kuyûd-ı Kadîme Arşiv Kataloğu, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı Yayın No: 4, Ankara 2012" (PDF). 
  22. ^ BOA, KK, MK, nr. 2601; BOA, KK, MK, nr. 260; BOA, KK, MK, nr. 2697; BOA, KK, MK, nr. 2703; BOA, KK, MK, nr. 2697
  23. ^ a b c d e f g h Süleyman Pekin, 2015, Harsit Havzasinda Çepniler, Berikan Yayınları
  24. ^ Prof. Dr. Faruk Sümer, 1992, Çepniler, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
  25. ^ "Orta Ve Doğu Karadeniz Bölgesinde Çepni Türkmenleri İle Güvenç Abdal Ocağı'nın Kuruluşu" (PDF). 
  26. ^ Bostan, 2002:7
  27. ^ T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Ankara-2013, Osmanlı Yer Adları: II, Anadolu, Karaman, Rum, Diyarbakır, Arap ve Zülkadriye Eyaletleri (1530-1556)
  28. ^ Süleyman Pekin, 2015, Harsit Havzasinda Çepniler, Berikan Yayınları, BOA, TT,nr,52, s 617, 718, 726, 728, 747, 758;
  29. ^ Bostan,2003; Sümer,1992; Kırzıoğlu,1990
  30. ^ Goloğlu, 2000: 79
  31. ^ Kemal Saylan, GÜMÜŞHANE - İdari, Sosyal ve Ekonomik Tarih (1850 - 1918)
  32. ^ "Şehrimiz Gümüşhane" (PDF). 
  33. ^ "Osman Köse, Samsun 2017, Osmanlı'dan Günümüze Eşkıyalık ve Terör, Kültür Yayınları No.12" (PDF). 
  34. ^ "Kürtün Belediyesi Resmi İnternet sitesi". 21 Mart 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  35. ^ "1990 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  36. ^ "2000 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  37. ^ "2007 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  38. ^ "2008 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  39. ^ "2009 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  40. ^ "2010 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  41. ^ "2011 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 3 Kasım 2012 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Kasım 2012. 
  42. ^ "2012 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 20 Şubat 2013 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Mart 2013. 
  43. ^ "2013 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 15 Şubat 2014 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Şubat 2014. 
  44. ^ "2014 genel nüfus sayımı verileri". Türkiye İstatistik Kurumu. 10 Şubat 2015 tarihinde kaynağından (html) arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Şubat 2015. 
  45. ^ "2015 genel nüfus sayımı verileri" (html) (Doğrudan bir kaynak olmayıp ilgili veriye ulaşmak için sorgulama yapılmalıdır). Türkiye İstatistik Kurumu. Erişim tarihi: 13 Nisan 2016. 
  46. ^ "2016 genel nüfus sayımı verileri" (html) (Doğrudan bir kaynak olmayıp ilgili veriye ulaşmak için sorgulama yapılmalıdır). Türkiye İstatistik Kurumu. Erişim tarihi: 7 Mart 2017. 

Dış bağlantılarDüzenle