Koordinatlar: 44°K 35°D / 44°N 35°E / 44; 35

Karadeniz haritası
Karadeniz: NASA uydu fotoğrafı

Karadeniz (Bulgarca: Черно море (Çerno more); Rumence: Marea Neagră; Rusça: Чёрное море (Çyornoye more); Ukraynaca: Чорне море (Çorne more); Gürcüce: შავი ზღვა (Şavi Zğva); Abhazca: Амшын Еиқәа (Amşın Eyk'wa); Lazca/Megrelce: უჩა ზუღა (Uça Zuğa); Çerkesçe: Хы ФӀыцӀэ, Ахын, güneydoğu Avrupa ile Anadolu yarımadası arasında yer alan[özgün araştırma?] kuzeyinde Ukrayna, kuzeydoğusunda Rusya, doğuda Gürcistan; güneyde Türkiye ve batıda Romanya ve Bulgaristanla çevrili, Atlantik Okyanusu'na Akdeniz, Ege Denizi ve Marmara Denizi aracılığıyla bağlanan bir iç denizdir. İstanbul boğazı vasıtasıyla Marmara, Kerç boğazı vasıtasıyla Azak Denizi'ne bağlanmaktadır.

Karadeniz, 8 bin 350 kilometre kıyı şeridine sahip, 461.000 km² alan kaplayan (Azak Denizi dahil, Marmara Denizi hariç), en geniş yeri doğudan batıya 1.175 km, en derin noktası 2.210 m olan, Marmara Denizi vasıtasıyla Ege Denizi’ne bağlanan, batıdan doğuya böbrek formunda bir denizdir. Karadeniz üzerinde bulunan önemli liman kentleri Köstence, Mankalya, Burgaz, Varna, Odessa, Sivastopol, Yalta, Kerç, Novorossiysk, Soçi, Suhum, Poti, Batum, Hopa, Trabzon, Samsun, Ordu, Giresun, Sinop ve Zonguldak'tır.

İçindekiler

AdıDüzenle

Karadeniz'in yazılı kaynaklarda geçen ilk adı 'Ahşena' olmakla birlikte sonradan Yunanlarca 'Pelagos o Pontikon', 'Pontus Euxinus' veya Yunan mitolojisinde Gaia’nın oğlu, Nereus’un babası olan deniz tanrısı 'Pontus'un adıyla anılmıştır[1]. Romalılarca Latince "Mare Euxinum", "Mare Sarmaticum" ve "Pontus Tauricus", Ortaçağ Arap kaynaklarında “Bizans Denizi”, “Trabzon Denizi”, “Slav Denizi”, “Pontus denizi', Marco Polo haritasında 'Yunan Denizi'olarak anılmıştır. Karadeniz kelimesi ancak 14. yüzyıldan sonra aynı anlamıyla Batı dillerine kabul edilmeye başlanmıştır[1]. Türk araştırmacı Özhan Öztürk, Karadeniz olarak adlandırılan denizin adının Uzak Asya hatta Orta Amerika Uygarlıklarında kullanılan kadim renk-yön ilişkisine bağlayarak gerçekte 'Kuzey denizi' anlamına geldiğini, İskitler'in tıpkı Azak denizinde olduğu gibi Karadeniz'in de ilk ad vericileri olduğunu iddia etmiştir[1]. Yazara göre Türkler, Moğollar ve Çinliler gibi Asyalı kavimler kuzeyi "kara", batıyı "beyaz", güneyi "kırmızı", doğuyu “yeşil veya mavi", merkezi ise "sarı" renkle ilişkilendirilmiş, Kara Bulgarlar, Ak ve Kara Hunlar, Kara Macarlar, Kara Hıtay, Çin’in kuzeydoğusunda yer alan Heilongjiang "Kara Ejderha Nehri", Çin’in merkezinde yer alan Huangshan "Sarı Dağ", Anadolu'nun batısındaki Akdeniz'in[2] adları bu isim geleneğine dayanmaktadır[1].

Genel özelliklerDüzenle

 
Antik sikke Yunan, Sinop, MÖ 4. yüzyıl
 
Karadeniz'in bir ortaçağ haritası, Diogo Homem.
 
Amasra, Türkiye, Karadeniz
 
Ordzhonikidze, Soçi, Rusya
 
Yalta, Crimea

Tuzluluk oranı %1,8 dolayındadır. MÖ 6. binyıla dek bir tatlı su gölü olan Karadeniz, bu tarihten sonra tuzlu bir denize dönüşmüştür. Amerikalı deniz jeologları William Ryan ve Walter Pitman Buz Çağı'nın ertesinde Akdeniz'in sularının 150 metre daha alçak olan Karadeniz'e boğaziçi setini yıkarak birdenbire dolarak Karadeniz Tufanı adı verilen sel baskınına [3] sebep olduğunu bu olayın Nuh Tufanı efsanesininde kaynağı olduğunu iddia etmiştir. Okyanusbilimci Robert Ballard'ın Sinop açıklarında yaptığı çalışmalarda bulunanlar [4] bu tezi doğrulamışsa da çeşitli bilim adamları alternatif görüşler öne sürmüştür. Karadeniz sürekli bir su buharı ve ısı kaynağıdır, suları fazla donmaz. Karadeniz kıyılarının uzunluğu 1600 km civarındadır. Dağlar kıyıya paralel uzandığından fazla girintili çıkıntılı değildir.

Büyük beş ırmak Karadeniz'e dökülür: Dinyeper, Dinyester, Don Nehri, Kuban Irmağı, bütün doğu ve orta Avrupa’yı kapsayan Tuna. Tuna tek başına her yıl 203 kilometre küp tatlı suyu Karadeniz’e taşır [5]. Bu miktar Kuzey Denizi’ne akan bütün tatlı sulardan fazladır. Türkiye'den ise belli başlı dört ırmak Karadeniz'de sonlanır: Sakarya nehri, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh (sonuncusunun büyük bölümü Türkiye'de olmasına karşın Gürcistan'da Batum'dan denize dökülür). Bu denize dökülen Avrupa ve Asya akarsularıyla birlikte Karadeniz havzasının alanı denizin kendisinden 5 kat daha geniştir ve yaklaşık 2.2 milyon km²'dir. Karadeniz ve Çevre tuzluluk oranı oldukça fazladır.

Karadeniz'in flora ve faunası evsel ve endüstriyel kirlenme nedeniyle her geçen gün fakirleşmektedir.[6] Irmaklardan gelen organik madde miktarı deniz suyundaki bakterilerin normalde ayrışabileceğinden daha fazla olduğundan, bakteriler deniz suyunda normalde bulunan çözünmüş oksijen yerine deniz suyunun bir bileşeni olan sülfür iyonlarından oksijeni temin ederler. Bu işlemin sonucunda ortaya son derece zehirli hidrojen sülfür (H2S) gazı çıkar ve 200 metrenin altında yaşamı engeller. Karadeniz dünyanın en büyük hidrojen sülfür rezervidir. 150-200 metre arasında değişen derinliklerin altında yaşam yoktur. Suda oksijen bulunmaz ve H2S yüklüdür. Hidrojen Sülfür bulunduğu yerdeki tüm ekosistemi öldürür, sahil balıkçılığını yok eder ve eğer yüzeye çıkarsa gemilerin altını yarattığı kimyasal bileşimle siyah renge boyar.

Özellikle Tuna Nehri tüm Orta ve Doğu Avrupa ile Balkanlar'ın endüstri ve evsel atık sularının boşaltıldığı bir yüzeysel su olup, doğal yaşam için ölümcül miktarda organik ve inorganik maddeyi Karadeniz'e getirmekte kirlilik oradan Boğazlar yoluyla da Marmara Denizi'ne taşınmaktadır. 1980'lerin ortasında bir geminin balast suyu ile Karadeniz'e gelen ve orijini Doğu Amerika kıyıları olan Mnemiopsis leiydi (Taraklı deniz anası) adlı canlı türünün doğal düşmanı olmadığı için Karadeniz'i istila etmiş, balık larvalarının temel besinleri olan zooplanktonları ve bizzat balık larvalarını yiyerek balık sayısında önemli oranda düşme yaşanmasına sebep olmuştur.

Samsun-Sarp Sınır Kapısı arasında 542 kilometrelik mesafede inşa edilen ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük yatırımlarından birisi olarak gösterilen Karadeniz Sahil Yolu inşası sırasında sahil boyunca yapılan dolguların deniz canlılarına zarar verdiği çok sayıda bilim adamınca iddia edilmiş ve yolun yapımı bitmiş olmasına karşın, inşaası ve sonuçları kamuoyunda hararetli tartışmalara sebep olmuştur.[7]

Doğal yaşamDüzenle

Et çeşitliliği açısından zengin olmayan denizde açık sularda, yunus ve hamsi kolonilerinin yanı sıra arasında kıyılara dek vuran palamut ve domuz balığı sürülerine rastlanmaktadır. Bununla birlikte ekolojik sorunlar yüzünden günümüzde uskumru balığı kaybolmuş, palamut ve lüfer miktarı azalmış hamsi ise soyunu korumuştur. Çünkü o sadece Karadeniz'özgüdür. Pisi, dere pisisi, kalkan balıklarının ve çaça azalmış, kofana, torik, çinekop cinsleri tükenmiştir. Dünyanın en lezzetli balığı hamsinin stoku, boyu ve ağırlığı azalmış, havyarı için avlanan ve nehir ağızlarında yaşayan Mersin balığının, kirlilik ve aşırı avlanma sonucu nesli tükenmiştir.[8]

Karadeniz'e kıyısı olan şehirlerDüzenle

Dökülen nehirlerDüzenle

GaleriDüzenle

 
Karadeniz havzası (sularını Karadeniz'e döken nehirlerin havzası)
 
Karadeniz'e kıyıdaş ülkelerin münhasır ekonomik bölgeleri
  1. ^ a b c d Özhan Öztürk. Pontus. Nika Yayınları (3. Baskı) Ankara, 2016 ISBN 6058389175 s.19-21
  2. ^ Özhan Öztürk, Osmanlı döneminde Bahr-ı Sefid 'Akdeniz' olarak bilinen Ege Denizi'nin 1850'den sonra Fransızca'dan çevrilen haritalar yüzünden Yunan mitolojisinden yakın dönemde ödünçlenen 'Mer Egée' yani Ege Denizi olarak adlandırıldığını, Mustafa Kemal Atatürk'ün “Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini Türk askerini İzmir’de Yunan ordusu’nun zerine yürütmek için verdiğini kaydetmiştir. A.g.e.21
  3. ^ Karadeniz ve Akdeniz'in oluşum teorileri
  4. ^ Ballard'ın Karadeniz'de Nuh Tufanı araştırması
  5. ^ Tuna Nehri her yıl 900 ton bakır kirliliği Avrupa içlerinden alarak Karadeniz'e taşımakta ve ciddi miktarda metal kirliliğine sebep olmaktadır Karadeniz ve Çevre
  6. ^ 31 Ekim Uluslararası Karadeniz Günü münasebetiyle düzenlenen toplantılarda kirliliğe çözüm önerileri tartışılmaktadır.
  7. ^ Karadeniz Sahil Yolunun öyküsü
  8. ^ Karadeniz S.O.S. veriyor

KaynakçaDüzenle

İlgili bağlantılarDüzenle

Dış bağlantılarDüzenle