Emetullah Râbia Gülnûş Sultan

Valide sultan
(Emetullah Rabia Gülnuş Sultan sayfasından yönlendirildi)

Emetullah Râbia Gülnûş Sultan[1] (Osmanlıca: جولنوس سلطان d.1642 - ö. 6 Kasım 1715, İstanbul), Osmanlı İmparatorluğu'nun Valide Sultan'ı, İki ayrı padişahın annesi (II. Mustafa ve III. Ahmed) ve Sultan IV. Mehmed'in eşi ve tek hasekisi. Osmanlı İmparatorluğu'nda Haseki Sultan unvanını kullanan son kadın sultandır.

Emetullah Râbia Gülnûş Sultan
جولنوس سلطان
Portrait of Rabia Gülnuş.jpg
Emetullah Râbia Gülnûş Sultan'a ait bir yağlı boya tablosu.
Haseki Sultan
Hüküm süresi 1664 - 8 Kasım 1687
Önce gelen Telli Hümaşah Sultan
Sonra gelen Rabi'a Sultan
Valide Sultan
Hüküm süresi 6 Şubat 1695 - 5 Kasım 1715
Önce gelen Saliha Dilaşub Sultan
Sonra gelen Saliha Sultan
Doğum 1642 (?)
Girit, Resmo
Ölüm 5 Kasım 1715
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu
Defin Valide-i Cedid Türbesi
Eş(ler)i IV. Mehmet
Çocuk(lar)ı II. Mustafa
III. Ahmet
Hatice Sultan
Fatma Sultan
Tam ismi
Devletlu İsmetlu Emetullah Râbia Gülnûş Valide Sultan Aliyyetü'ş-Şân Hazretleri
Hanedan Osmanlı Hanedanı
Dini Doğumunda Ortodoks daha sonra İslam

KökeniDüzenle

Kökenine ilişkin çeşitli rivayetler vardır. Yerleşik anlatıya göre Gülnuş Sultan,1646’da Girit’teki Resmo’nun (Rethymno) Deli Hüseyin Paşa tarafından fethedilmesinden sonra buradan getirilen tutsaklardan biridir ve güzelliği nedeniyle saraya hediye edilmiştir[2] Anthony Dolphin Alderson'a göre Resmolu Rum Verzizzi ailesindendir.[3] Az sayıda da olsa, Venedikli bir İtalyan olduğunu iddia edenler de vardır.[4] Gülnuş Sultan’ın kökeni hakkında başka bir öneriyi, ikincil Osmanlı kaynaklarının dışında kalan Avrupa kaynaklarını, Gülnuş Sultan’ın betimlendiği dönem gravürlerini ve bir halk şarkısını ele alan Manusakas dile getirmektedir. 1682‐84 arası Venedik Balyosu olarak görev yapan Giovanini Batista Donado’nun Ağustos 1684’te Venedik Senatosuna sunduğu rapordan aktaran yazar, onun Girit’teki iki Verzizzi ailesinden daha asil olana mensup Ortodoks bir Rum olduğunu; farklı kaynak ve gravürlerde geçen asıl adının Evmenia olduğunu ve 1643’te doğmuş olması gerektiğini belirtir. İlk olarak Vasilios Psilakis’in 1892 tarihli bir makalesinde yer verdiği bir Girit halk şarkısını ele alan Manusakas’a göre,şarkıda anlatılan kişi Gülnuş Sultan olmalıdır. Şarkıya göre, bir pazar sabahı ve yortu günü kaçırılan papaz Vorya’nın kızı İstanbul’a götürülmüş, padişahın haremine sunulmuş ve sonunda padişah annesi olmuştur. Bu şarkının farklı versiyonlarını değerlendiren Manusakas,şarkının, Gülnuş Sultan’ın valide sultan oluşandan sonra Girit’te söylenmeye başladığına, sözlerinde gerçeği yansıtmayan bölümler olsa da genel anlatının doğru olduğuna hükmeder.[5]

 
Emetullah Râbi'a Gülnûş Sultan'ın Arolsen Klebeband tarafından yapılmış bir portresi.

Fiziki ÖzellikleriDüzenle

Esmer, düz siyah saçlı ve siyah gözlü, orta boylu, etine dolgun olarak tasvir edilmiştir. Ondan adını anmaksızın bahseden ilk yabancı Tavernier'dir. Tavernier, kendisinin ''çok güzel'' olduğunu bilhassa vurgular.[1] Aynı zamanda dönemin Venedik elçisi, elbiselerini gördüğü ve görünüşe göre uzun boylu bir kadınınkine benzediği için söylenmiştir.

Sarayda YükselişiDüzenle

Valide Hatice Turhan Sultan'ın Kösem Sultanı bertaraf ettiği 1651'den sonra, o sırada 10 yaşında olan oğlu IV. Mehmed'in, buluğa ereceği günleri düşünerek beğendiği kimi acemi cariyeleri kendi gözetimi altında geleceğe hazırladığı; bunlardan Harem âdetlerince Gülnüş adı verilen kızın, ilk olarak 1660'ta kızı Hatice Sultan'ı ardından 1664'te oğlu Şehzade (II.) Mustafa'yı, doğurunca da kendisine 'haseki' sanının verildiği tahmin edilir.[1] Şehzade Mustafa son 21 sene içinde Osmanlı Hanedanı'na katılan ilk erkek çocuğu olduğu için doğumu hem İstanbul'da hem Edirne'de muazzam şenliklerle kutlandı. Rycaut'dan öğrendiğimize göre IV. Mehmed bu doğuma öyle çok sevinmişti ki Gülnuş'u servete boğdu. Rycaut'ya göre oğlunun annesine büyük özen gösteren IV. Mehmed; onun maaşını ve hizmetlilerinin sayısını artırmıştı. Edirne'nin zanaatkârlarına onun için değerli taşlarla süslü muhteşem bir taç yapmalarını emretti; hatta çok sabırsızlandığından eseri bitirebilmeleri için gece ve gündüz sarayda kalmalarına izin verdi. 1673'te ise ikinci şehzadesi, Şehzade (III.) Ahmed'i doğurdu. İki şehzade annesi olmak, Gülnuş Sultan'ın itibarının artmasına neden oldu. Ve Valide Hatice Turhan Sultan'dan sonra saraydaki en nüfuzlu ikinci kadın durumuna geldi. Valide Turhan Sultan'ın Gülnüş Sultan'ın gücünü sınırladığına şüphe yoktur.[6] Fakat Gülnüş Sultan'dan başka bir haseki olmaması kendisinin en büyük avantajlarından biriydi.

Haseki Sultanlık DönemiDüzenle

IV. Mehmed'in av tutkusu ve hasekisine bağlı olduğu bilgisi yabancı kaynaklarda sıkça vurgulanır. Bazı kaynaklarda Gülnuş Sultan'ın IV. Mehmed'in gönlünde özel ve ayrıcalıklı bir yeri olduğu ve padişahın vaktini av ve aşkla geçirdiği yazar. 21 senelik aradan sonra hanedana bir erkek evlat vermesinin ve daha sonra ikinci oğlunu doğurmasının hasekinin bu ayrıcalıklı yerinde belirleyici olduğu sıkça vurgulanır.[6]

Şehzade Mustafa 1 yaşında iken, gümüşlerle işlenmiş özel arabasıyla İstanbul'dan Edirne'ye, oradan da Dimoteko'ya ilk gezisini yapmıştır. IV. Mehmed'in bu açılımı ise daha önce örneği görülmeyen türden bir açılımdır ve buna ilk cesaret eden de yine kendisidir. Gülnüş Sultan ise kocası sayesinde Filibe, Karinabad, Yanbolu, Bulgaristan, Teselya, Makedonya, ve Romanya'yı görmüştü.[1]

Silahdâr Tarihi'nde, Kamaniçe seferi boyunca padişahın, Kubbe Veziri Şeytan İbrahim Paşa 'yı, başhasekisi Gülnüş Sultan'ın muhafızlığına atadığı; İbrahim Paşa'nın bu görevi nedeniyle Babadağı'nda kışladığı yazılır. Koçi denen özel kapalı arabalarda Balkanları aşan valide sultan, başhaseki Gülnüş Sultan, Şehzade Mustafa, padişahın kız kardeşleri Gevherhan ve Beyhan sultanlarla Harem kadroları için otağ-ı hümayuna yakın çevresi perdelenmiş harem çadırları kurulması âdetti. Akpınar ve Hacıoğlupazarı'nda da sarayımsı ahşap konaklar yapılmış; bu arada Gülnüş Sultan'ın cariyeleri, hizmetlileri, özel eşyaları ve diğer gereksinimleri için, konforlu arabalar koşulmuştu. Bir hamilelik dönemini yollarda ve İsakçı'da geçiren Gülnüş Sultan, doğum yaklaşınca Hacıoğlupazarı'na gönderilirken Edirne'den de hekim ve ebeler getirtilmişti. Şehzade(III.) Ahmed, 25 Aralık 1673'te Hacıoğlupazarı'nda doğdu.[1]

Gülnüş Sultan aynı zamanda dönemin siyasi gelişmelerinden de haberdar oluyordu. Nitekim 1672 ve 1673'te gerçekleşen Lehistan Savaşına IV. Mehmed ve Hatice Turhan Sultan'la birlikte Haseki Sultan da iştirak etti. Benzer şekilde 1682'de, II. Viyana Kuşatması için Belgrat'a gidilirken haseki sultan da alaya dâhil oldu.[6]

Gülnüş Sultan'ın hasekiliğinin en mesut günlerini, 1675 ilkbaharında, oğullarının sünneti ve öz kızlarının da evlenişi nedeniyle Edirne Sarayının Sırık meydanında düzenlenen sur-ı hümayunda yaşadı. Bu düğünün törensel safhalarında, Valide Turhan Sultan ve Başhaseki Gülnüş Sultan'ı, kethüdalarının vezirler safında temsil ettikleri, Zübde-i vekayiat'da yazılıdır. Yabancı bir gözlemci sıfatıyla gezgin Tavernier'in Gülnüş Sultan'ın bu düğüne verdiği önemi yorumlayışı şöyledir:''(IV. Mehmed'in) oğlu çok görkemli bir törenle sünnet edilmiştir. Bu şehzadenin çok güzel bir kadın olan annesi,

bu törenin Türkler ve yabancılar için çok görkemli olmasını sağlamak amacıyla şehzadenin o gün giyeceği giysinin tümünün elmaslarla kaplanmasını istemiş. Bunun gerçekleşmesi için de hazineden çok değerli parçalar bozulmuş sonra da her şey yerine götürülmüştür.'' Tavernier'in anlattıklarına göre sünnet düğününü IV. Mehmed'in değil de Haseki Sultanın, iç ve dış siyasetler açısından bir fırsat sayarak devletin zenginliğini yansıtacak imajlar araması; görüşlerini padişaha da kabul ettirmesi onun akıllı, öngörülü bir saraylı olduğunu ortaya koymaktadır.[1]

Gülnüş Sultan'ı seçen ve IV. Mehmed'e sunan Valide Hatice Turhan Sultan, Gülnüş Sultan'ın itibar ve nüfuz kazanması üzerine gelinini kendine bir tehlike olarak görmeye başladı. Ve oğlu IV. Mehmed'e yeni cariyeler göndermeye başladı. Valide Sultan, oğlu IV. Mehmed'in Gülnuş Sultan'a olan sevgisini başka bir aşkla dengelemeye, böylece haseki sultanın etkisini azaltmaya çalıştığı belirtilir.[6]Fakat bu cariye ve gözdelerden hiçbirinin başarılı olamadığı çocuk doğurdularsa bile bazılarının bebekken bazılarının 3 - 4 yaşında öldüğü bilinir. IV. Mehmed, Gülbeyaz adlı bir hatunla yakından ilgilenmeye ve ondan hoşlanmaya başlayınca bunu öğrenen ve kocasını kıskanan Gülnüş Sultan, kethüdasına verdiği emirle Gülbeyaz'ı bir ilkbahar- yaz mevsiminde Kandilli Sarayında boğdurtmuştur. Buna benzer sayılabilecek bir diğer örnek ise Şehzade Süleyman ve Şehzade Ahmed'i öldürtmek istemesi ve IV. Mehmed'den sonra tahta kendi oğlu Şehzade Mustafa'nın geçmesi için kocasını da ikna etmiştir. IV. Mehmed de bu fikri desteklemiş ama Turhan Sultan buna karşı çıkmış, Şehzade Süleyman ve Şehzade Ahmed için kendi oğlunu karşısına almış ve kendi dairesine bitişik yaptırdığı dairelere şehzadeleri yerleştirerek şehzadeleri korumuştur.

Valide Turhan Sultan'ın 1683 yılındaki ölümü üzerine Gülnüş'un saraydaki etkisi daha da artmış, tek ve başhaseki olarak haremi yönetmeye başlamıştır. Kocası IV. Mehmed'in 1687 yılında tahttan indirilişine kadar haremi Gülnüş Sultan yönetmiştir.

IV. Mehmed'in tahttan indirilmesi ve Eski Saray YaşamıDüzenle

Kutsal-İttifak savaşlarının başlaması ve Osmanlı Ordusu’nun üst üste bozgunlar yaşaması nedeniyle devlet sıkıntılı bir süreç içerisine girmiştir. Özellikle Budin’in (Budapeşte) düşmesi ve meydana gelen yenilgiler, kaybedilen topraklar karşısında önlem alınmaması padişaha karşı ulemalar başta olmak üzere yeniçeriler, vezirleri olumsuz etkilemiştir. Sultan IV. Mehmed’in bu durumda dahi av partilerine çıkması ve gerekli ilgiyi göstermemesi devlet adamlarının sabrını taşırmıştır. Kasım 1687‘de padişah Edirne’de iken İstanbul’da başlayan hareket neticesinde IV. Mehmed tahttan indirilmiştir. Yerine ise kardeşi ve Veliaht Şehzade Süleyman geçmiştir. IV. Mehmed tahttan indirildikten sonra şehzadeleri ile birlikte kafes kasrına kapatılmış, Gülnüş Sultan ve Sultan Mehmed'in haremi ise eski saraya gönderilmiştir. Gülnüş Sultan, Kocası IV. Mehmed ile sadece belirli zamanlarda görüşebilmiş, 6 Ocak 1693'te kocasının vefatıyla dul kalmış. 2 yıl 1 ay daha eski saray yaşamı sürmüştür. Gülnuş Sultan'ın bu tecrit hali oğlu Şehzade Mustafa'nın 6 Şubat 1695'te Edirne'de tahta çıkmasıyla son buldu. Gülnuş Sultan, 'Mehd-i Ulya-yı Saltanat' olarak hasekilik dönemini geçirmiş olduğu Edirne Sarayı'na döndü. Cülus töreni Edirne Sarayı'nda yapılacağı için Gülnuş Sultan da merasimle Eski Saray'dan Edirne'ye nakledildi. Böylece hasekilikten valideliğe geçen Gülnuş Sultan hanedanın en yüksek statülü kadını oldu.[6]

Valide SultanlıklarıDüzenle

Gülnuş Sultan'ın uzun ve ayrıcalıklı hasekilik tecrübesi onu validelik dönemine birçok açıdan hazırladığı gibi, uzun vadede sarayı meşgul eden meselelere ve sarayın dinamiklerine daha vakıf olmasını da sağlamıştır. 1703'te II. Mustafa'nın tahttan indirilmesinin ardından kardeşi Şehzade Ahmed tahta çıkarıldığı için Valide Gülnüş Sultan haremin hâkimi olarak pozisyonunu korudu. Hanedanın en etkin kadını olan valide sultan için yeni pozisyonuna paralel şekilde geniş ve nüfuzlu bir daire tahsis edildi. Valide sultan hanesinin en etkin mensubu kethüda olup, validenin en yakın adamıydı. Valide Gülnüş Sultan'ın erkek maiyetinin yanı sıra emrinde idari ve hizmet personelinden oluşan geniş bir cariye kadrosu vardı. Gülnuş Sultan'ın hasekilik döneminden itibaren statüsüne uygun şekilde yiyecek, giyecek, kumaş, mefruşat ve eşya tayinatları vardı. Hasekilik döneminden itibaren maaşı olan Gülnuş Sultan, Şehzade doğurduktan sonra maaşının artmış oluşuna ilaveten, valide sultan olmasının akabinde de maaşı yükseldi. Gülnuş Sultan'ın hasekilik döneminde başlayan siyasi etkinliği 20 sene sürdü. Valide sultan siyasi gelişmeleri de yakından takip eder ve olaylardan haberdar edilirdi. Kethüdasından dönemin devlet adamlarının vazifelerini nasıl yerine getirdikleri konusunda bilgi alır ve böylece iktidarın görünmeyen parçası olarak işlev görürdü. Valide sultan Osmanlı ve yabancı devlet adamlarıyla yazışarak olayların gelişim sürecine katılırdı. Bu bağlamda Kırım hanına göndermiş olduğu moral desteği vermek için yazılmış tarihsiz mektup önemlidir. Valide sultan dönemin siyasi liderleriyle irtibatını gösteren bu mektupta gayret ve fedakârlık zamanı olduğunu, bu sebeple çaba göstermeleri gerektiğini ifade eder. Valide Sultan özellikle kritik dönemlerde devreye girerek önemli kararlarda belirleyici olmuştu. Örneğin 1703 tarihinde ortaya çıkan isyanı ustalıkla yönetmeyi başarmış ve keskin tavrıyla II. Mustafa'nın kararında etkili olarak olayların gidişatında belirleyici olmuştur.[6]

İç ve Dış Siyasete EtkisiDüzenle

Valide Sultan, İsveç kralına biri Nisan 1713 olarak tarihlenen iki mektup yazdı. Bu mektuplar valide sultanın siyasi etkinliği ve bu meseledeki rolünü göstermesi açısından Kırım hanına yazdığı mektuptan daha önemlidir. Validenin krala mektubu çok sıcak ve samimi bir ifadeyle "Benim güçlü ve yüce oğlum" hitabıyla başlar. Krala yazdığı mektubunda ona derin bir muhabbet beslediğini ve kendisini oğlu gibi gördüğünü belirten valide sultan kral için gece gündüz çalıştığını yazar. Mektuptaki ifadelerden valide sultan ile kral arasında gizli bir irtibatın bulunduğu, valide sultanın padişah ile kral arasında gayri resmi bağlantıyı sağlayan bir aracı konumunda olduğu ve kendisinin kral lehine padişahla görüştüğü anlaşılır. Hanedan mensubu olmak idare ve siyasetin tamamen dışında kalmaya imkân vermez. Nitekim Gülnuş Valide Sultan'ın Osmanlı siyasi kültürünün bir parçası olan merasim ve hediyeleşme içindeki yerinin tetkiki de bu gerçeği bir kez daha doğrulayacaktır. [6]

Diğer yandan, Prut Savaşı ve antlaşma sonucunda, III. Ahmed'in kendisine kızgın olduğu duyumunu alan Baltacı Mehmed Paşa İstanbul'a dönüşünü erteleyerek bir süre Kartal sahrasında beklerken Valide Gülnüş Sultan'a uzun bir mektup yazarak devlete hizmetlerini sayıp dökmüş; padişahın öfkesine maruz kaldığını belirterek valide sultandan himaye istemişti. [1]

Gülnüş Sultan, başağası Uzun Süleyman Ağayı Darüssaade ağası yapmak istemesi üstüne sadrazam Damad Hasan Paşa padişaha çıkıp ''Bu zat, şimdi bulunduğu makamda saltanat işleriyle zaten ilgileniyor. Eğer kızlarağası olursa kendisiyle uzlaşmam ve söyleşmem mümkün olmaz, istiklal benden ona geçer! '' yollu uyarısına karşın Uzun Süleyman Darüssaade ağalığına getirilmiş; Hasan Paşa da 28 Eylül 1704'te sadaretten uzaklaştırılmış yerine Kalaylıkoz Hacı Ahmed Paşa getirilmiştir. Bu olay Valide Gülnüş Sultan'ın oğlu üzerindeki etkisini diğer taraftan da III. Ahmed'in annesine bağlılığını göstermektedir.[1]

Gülnüş Sultan, Torunu Fatıma Sultan'ın eşi, Silahdar Ali Paşa'nın sarayındaki ''parti'' toplantılarına katılıyor; yabancı elçiler, aracılarla kendisine hediyeler, mektuplar, sunarlarken o da birçok konuda oğlunu etkileyebiliyordu.[1]

Damad Silahdar Ali Paşa'nın Mora seferine çıkması üzerine, kethüdası el- hac Mehmed Ağayı, vezirlikle sadaret kaymakamlığına tayin ettirerek İstanbul'daki gelişmeleri izlemeye alması; yine adamlarından Osman Ağayı da kethüdalığı göreviyle Edirne'ye getirmesi de yaşamının son günlerinde yapmıştır.[1]

Edirne Vak'asıDüzenle

II. Mustafa, kısa saltanatını, babası ve amcaları gibi Edirne'de geçirdiği; buradan Avusturya seferlerine çıktığı için, Valide Gülnüş Sultan da 1695 - 1703 döneminde çoğunca, oğlunun kadınları ve çocuklarıyla birlikte Edirne'de oturmuştur. 1703 yılı yazında, İstanbul'da başlayıp Edirne'de sonuçlanan ''Edirne Vak'ası'' Gülnüş Valide açısından, ''bir gözünü ağlatan, ötekini güldüren'' yazgı oyunudur. 22 Ağustos 1703'te, büyük oğlu II. Mustafa padişahlıktan çekilirken küçük oğlu III. Ahmed tahta çıkmıştır.[1]

II. Mustafa tahttan indirilip yerine Şehzade Ahmed'in geçeceği şeyhülislam tarafından valide sultana bildirilerek onayı sunuldu.[6] Gülnuş Sultan “Hepiniz fikir ve oybirliği ile haşmetli oğlum Sultan Ahmed’in padişahlık tahtına oturmasını ve diğer oğlum Sultan Mustafa’nın da tahttan indirilmesini istiyorsunuz. Danışılarak yapılan işte hayır vardır, dileğinize rıza gösterilmiştir” diyerek onaylamak zorunda kalır.

Gülnuş Sultan’ın da tıpkı Kösem Sultan gibi oğullarından birinin tahttan indirilip diğerinin tahta çıkmasına olur vermesi dikkat çekicidir.[5] III. Ahmed'in tahta çıkışını takiben, valide sultan hemen vazifelerine başladı. Cülus bahşişi için kendi kesesinden para verdi. Gülnuş Sultan isyan, hal ve cülus gibi hanedanı yakından ilgilendiren gelişmelerin dışında, bu dönemde devlet adamlarının meslek yaşamlarında da etkili olduğuna dair örnekler mevcuttur.[6]

   
Vâlide Râbi'a Gülnûş Sultan'ın Osmanlı padişahı olan oğulları: II. Mustafa (1695-1703) ve III. Ahmed (1703-1730) (soldan sağa)


ÇocuklarıDüzenle

Erkek çocuklarıDüzenle

Kız çocuklarıDüzenle

Yaptırdığı Hayır İşleriDüzenle

1665'te yanan Topkapı Sarayı Harem dairesinin yeniden yaptırılması Gülnüş Sultan'ın hasekiliği dönemindedir. 1673'te Lehistan'da fethedilen Kamaniçe'de onun adına camiye çevrilen kilise, daha sonra tekrar kiliseye dönüştürülmüştür. Mekke'deki Hasekiye İmaretini IV. Mehmed padişahlığında yaptırmış; valide sultanlığında da hac yolu üzerinde köprüler, çeşmeler, sebiller tesis edilmiştir. II. Mustafa'nın annesinin isteği üzerine Galata Kalesi içinde yanık kilise arsasına yaptırdığı, Şubat 1697'de ibadete açılan tek minareli ''cami şerif ve mabed-i lâtif'' için dönemin şairlerinden Zamiri, bir tarih kasidesi yazmıştır. Valide Gülnüş Sultan'ın bir başka hayratı sebil çeşme, Üsküdar Gülfem Hatun Mahallesinde çarşı karakolunun karşısındadır. III. Ahmed dönemindeki en önemli girişimi, Üsküdar'da Balaban İskelesi yakınında yaptırdığı büyük camidir. Adını taşıyan ve 1708 - 1710 yıllarında yapımı tamamlanan anıtsal Cedid Valide Külliyesi, iki minareli, orta kubbeli, hünkâr mahfilli selatin camiyle şadırvanı, çeşmeleri, imareti, sıbyan mektebini, mahyacı odasını, arasta ve meşrutalarını kapsar. Gülnüş Sultan'ın ölümünden sonra, caddeye bakan avlu cephesine, açık türbeyle iki yanındaki sebil çeşme ve muvakkıtnhane eklenmiştir. Toptaşı'ndaki Atik Valide (Nurbanu Sultan) Külliyesinden dolayı bu yeni külliyeye Üsküdarlılar ''Cedid Valide Camii,'' ''Küçük Valide Camii,'' ''Yeni Valide Camii'' demişlerdir.[1]

Valide sultan için zekât ve fakirlere sadaka vermek mutat uygulamalardan olup, medreselere ve tekkelere para ve kurban gönderilirdi. Düzenli olarak Üsküdar'da bulunan miskinler fukarasına belirli oranlarda pirinç ve bal gibi yiyecek dağıtımında bulunulurdu. Bunun dışında hayırlarının çeşitliliği de dikkat çekerdi. Berat gecesi camiler ve mescitlere dağıtılmak üzere mumlar satın alınırdı. Harem-i Hümâyûn'un başı olarak saraydaki cariyelerin ihtiyaçlarıyla da ilgilenirdi. Cariyelerin defin masraflarını karşılayan Gülnuş Valide Sultan, rutin bir uygulama olan köle azadında da bulunur, borçlu mahkûmları zindandan çıkarttırırdı. Muhtelif şekillerde gerçekleştirilen hayırlar yoluyla halka hizmet ederek sevap kazanmak önemli amaçlardan olmakla birlikte, halkın takdirini kazanmak, hanedanın gücünü göstermek ve meşruiyetine katkı sağlamak gibi amaçları da vardı.[6]

ÖlümüDüzenle

1715 yazında Mora'dan zaferle dönen Sadrazam Ali Paşa'yı karşılamak için oğlu III. Ahmed'le Edirne'de bulunan Gülnüş Valide Sultan, yaşlılıktan kaynaklanan rahatsızlıklarının artması sonucu 5 Kasım 1715 Salı gecesi Edirne Sarayında öldü. Tarih-i Râşid'de, ''İrtihal-i Hazreti valide sultan'' başlıklı uzun açıklamada özetle, valide sultanın sağlığının bozulduğu; birkaç ay boyunca uzman tabiplerin tedavi çabalarına karşın ecelin önlenemediği; ordunun Edirne'ye döndüğü günün ertesinde (Hicri 9 Zilkadde 1127/ 6 Kasım 1715) öldüğü; padişah III. Ahmed'in buyruğu üzerine bütün vezirlerin, ulemanın, devlet erkânının toplanmasıyla saray meydanında kılınan namazdan sonra, kapalı arabaya konulan cenazenin, ordu tarafından Solak çeşmesine değin teşyi edildiği; Rikâb-ı Hümayun Kaymakamı Mehmed Paşa'nın muhafızlığında ivedilikle İstanbul'a gönderildiği; 9 Kasım günü Üsküdar'daki camiinin cadde tarafındaki, madeni şebekeli pencereleri mermerden, üstü açık türbesine gömüldüğü anlatılmaktadır.[1][7]

GaleriDüzenle

KaynakçaDüzenle

  1. ^ a b c d e f g h i j k l m Necdet Sakaoğlu, Bu Mülkün Kadın Sultanları, 4. Baskı, s. 266
  2. ^ M. Çağatay Uluçay, Padişahların Kadınları ve Kızları. (Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi,). ss. 65‐66. 
  3. ^ Anthony Dolphin Alderson, The Structure of the Ottoman Dynasty. 
  4. ^ Reşad Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi. 
  5. ^ a b Özgüleş, Muzaffer (1 Ocak 2016). "Osmanlı Hareminin En Çok Seyahat Eden Kadını: Gülnuş Sultan ve Mirası / The Most Travelling Woman of the Ottoman Harem: Gülnuş Sultan and Her Legacy". Auto/Biography, Life Narratives, Myths and Historiography Writing Women's Lives: International Symposium Proceedings. 12 Mart 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Mart 2022. 
  6. ^ a b c d e f g h i j "Rabia Gülnuş Emetullah Sultan 1640-1715". lacivert. 10 Mart 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Mart 2022. 
  7. ^ "GÜLNÛŞ EMETULLAH SULTAN - TDV İslâm Ansiklopedisi". TDV İslam Ansiklopedisi. 23 Eylül 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Mart 2022. 

BibliyografyaDüzenle

Önce gelen:
Hüma Şah Sultan
Haseki Sultan
1662 – 1687
Sonra gelen:
sonra gelen yoktur
Önce gelen:
Saliha Dilaşub Sultan
Valide Sultan
1695 - 1715
Sonra gelen:
Saliha Sultan