Mehmet Âkif Ersoy

Türk şair, veteriner hekim, öğretmen ve siyasetçi
(Mehmet Akif Ersoy sayfasından yönlendirildi)

Mehmed Ragîf, daha sonra Mehmet Âkif Ersoy (20 Aralık 1873 - 27 Aralık 1936), Türk şair, veteriner hekim, öğretmen ve siyasetçi.

Mehmet Âkif Ersoy
Mehmet Âkif Ersoy.png
Doğum Mehmed Ragîf
20 Aralık 1873(1873-12-20)
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm 27 Aralık 1936 (63 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Defin yeri Edirnekapı Şehitliği, İstanbul
Meslek Şair, muharrir, baytar, muallim, milletvekili
Milliyet Türk
Dönem Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi
Önemli eserler İstiklal Marşı, Safahat
Evlilik İsmet hanım (e. 1898)
Çocuklar 5


İmza

Mehmet Âkif Ersoy, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC)[1] ulusal marşı olan İstiklâl Marşı'nın yazarıdır. "Vatan Şairi" ve "Millî Şair" unvanları ile anılır. İstiklâl Marşı'nın yanı sıra Çanakkale Destanı, Bülbül ve 1911-1933 yılları arasında yayımladığı yedi şiir kitabındaki şiirleri bir araya getiren Safahat, en önemli eserlerindendir. II. Meşrutiyet döneminden itibaren Sırat-ı Müstakim (daha sonraki adıyla Sebilü'r-Reşad) dergisinin başyazarlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM'de yer almıştır.

HayatıDüzenle

Doğumu ve çocukluk yıllarıDüzenle

Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul'da, Fatih ilçesinin Karagümrük semtinde Sarıgüzel Mahallesi'nde dünyaya geldi. Nüfusa kaydı doğumundan sonra babasının imamlık yaptığı ve ilk çocukluk yıllarını geçirdiği Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde yapıldığı için nüfus kağıdında Âkif'in doğum yeri Bayramiç olarak görünür.[2]

Annesi Buhara'dan Anadolu'ya göç etmiş bir ailenin kızı olan Emine Şerif Hanım (1836-1926); Arnavut kökenli babası ise Kosova'nın İpek kenti doğumlu, Fatih Camii medresesi hocalarından İpekli Tahir Efendi'dir (1826-1888). Mehmet Tahir Efendi, ona ebcet hesabıyla doğum tarihini belirten "Ragîf" adını verdi (hicri 1290). Babasının ölümüne kadar Ragîf adını kullansa da bu isim yaygın olmadığı için arkadaşları ve annesi ona "Âkif" ismiyle seslendi, zamanla bu ismi benimsedi.[3] Çocukluğunun büyük bölümü annesinin Fatih, Sarıgüzel'deki evinde geçti. Kendisinden küçük, Nuriye adında bir de kız kardeşi vardır.

1913'te yazdığı, "Üç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk" mısrasıyla başlayan ve kavmiyetçiliği eleştirdiği şiirinin sonunda "Bunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnavud'um... / Başka bir şey diyemem... işte perişan yurdum!.." mısralarıyla bizzat şiirinde kendisini Arnavut olarak tanıtmıştır.[4][5]

Öğrenim yıllarıDüzenle

İlköğrenimine Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebinde o zamanların âdeti gereği 4 yıl, 4 ay, 4 günlük iken başladı. Üç yıl sonra iptidai (ilkokul) bölümüne geçti ve babasından Arapça öğrenmeye başladı. Ortaöğrenimine 1882 yılında Fatih Merkez Rüştiyesi'nde başladı. Bir yandan da Fatih Camii'nde Farsça derslerini takip etti. Dil derslerine büyük ilgi duyan Mehmet Âkif, rüştiyedeki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızcada hep birinci oldu. Bu okulda onu en çok etkileyen kişi, dönemin "hürriyetperver" aydınlarından birisi olan Türkçe öğretmeni Hersekli Hoca Kadri Efendi idi.

Rüştiyeyi bitirdikten sonra annesi medrese öğrenimi görmesini istiyordu, ancak babasının desteği sonucu 1885'te dönemin gözde okullarından Mülkiye İdadisi'ne kaydoldu. 1888’de okulun yüksek kısmına devam etmekteyken babasını kaybetmesi ve ertesi yıl büyük Fatih yangınında evlerinin[1] yanması aileyi yoksulluğa düşürdü. Babasının öğrencisi Mustafa Sıtkı aynı arsa üzerine küçük bir ev yaptı, aile bu eve yerleşti. Artık bir an önce meslek sahibi olmak ve yatılı okulda okumak isteyen Mehmet Âkif, Mülkiye İdadisini bıraktı. O yıllarda yeni açılan ve ilk sivil veteriner yüksekokulu olan Ziraat ve Baytar Mektebine (Tarım ve Veterinerlik Okulu) kaydoldu.[6]

Dört yıllık bir okul olan Baytar Mektebi'nde bakteriyoloji öğretmeni Rıfat Hüsamettin Paşa, Akif'in pozitif bilim sevgisi kazanmasında etkili oldu.[7] Okul yıllarında spora büyük ilgi gösterdi; mahalle arkadaşı Kıyıcı Osman Pehlivan'dan güreş öğrendi; başta güreş ve yüzücülük olmak üzere uzun yürüyüş, koşma ve gülle atma yarışlarına katıldı. Şiire olan ilgisi okulun son iki yılında yoğunlaştı. Mektebin baytarlık bölümünü 1893 yılında birincilikle bitirdi.

Memurluk yıllarıDüzenle

 
100 TL'de (1979-1989) Ankara Kalesi, Mehmet Âkif Ersoy'un portresi, müze haline getirilen Ankara'daki evi ve İstiklâl Marşı'nın ilk iki dörtlüğü

Okulu bitirdikten hemen sonra Ziraat Bakanlığı’nda (Orman ve Maadin ve Ziraat Nezareti) memur olarak işe başladı. Memurluk kariyerini 1893–1913 yılları arasında sürdüren Mehmet Akif'in bakanlıktaki ilk görevi veteriner müfettiş yardımcılığı oldu. Görev merkezi İstanbul olmakla bilrlikte, memuriyetinin ilk dört yılında teftiş için Rumeli, Anadolu, Arnavutluk ve Arabistan'da bulundu. Bu sayede halkla yakın temas halinde olma imkânı buldu. Bir seyahati sırasında babasının doğum yeri olan İpek Kasabası'na gidip amcalarıyla tanıştı.

1898 yılında Tophane-i Âmire Veznedarı Mehmet Emin Beyin kızı İsmet Hanım’la evlendi; bu evlilikten Cemile, Feride, Suadi, Emin, Tahir adlı çocukları dünyaya geldi.

Mehmet Âkif, edebiyata olan ilgisini şiir yazarak ve edebiyat öğretmenliği yaparak sürdürdü. Resimli Gazete’de, Servet-i Fünûn dergisinde şiirleri ve yazıları yayımlandı. İstanbul’da bulunduğu sırada bakanlıktaki görevinin yanı sıra önce Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebinde (1906) kompozisyon (kitabet-i resmiye), sonra Çiftçilik Makinist Mektebinde (1907) Türkçe dersleri vermek üzere öğretmen olarak atandı.

II. Meşrutiyet'in etkisiDüzenle

 
Sırat-ı Müstakim dergisinin ilk sayısının ön kapağı

II. Meşrutiyet ilan edildiğinde Mehmet Âkif, Umur-ı Baytariye Dairesi Müdür Muavini idi. II. Abdülhamid'in istibdat rejiminin şiddetli bir muhalifiydi,[8][9] hatta II. Abdülhamid'in yüzünü gördüğünde bile midesinin bulandığını hatıralarında anlatır. Bunun etkisiyle, Meşrutiyet'in ilanından on gün sonra arkadaşı rasathane müdürü Fatin Hoca'nın yönlendirmesiyle, on bir arkadaşı ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyetine üye oldu. Ancak Mehmet Âkif, üyeliğe girerken edilen yeminde yer alan "Cemiyetin bütün emirlerine, bilâkayd ü şart (kayıtsız şartsız) itaat edeceğim." cümlesinde geçen "kayıtsız şartsız" ifadesine karşı çıkmış, "sadece iyi ve doğru olanlarına" şeklinde yemini değiştirtmişti.[8] Cemiyetin Şehzadebaşı İlmiye Mahfelinde Arap edebiyatı dersleri veren Âkif, Kasım 1907’de, Umur-i Baytariye Müdür Muavinliği görevini sürdürürken Darülfünun’da edebiyat-ı Osmaniye dersleri vermeye başladı.

II. Meşrutiyet’in Âkif'in hayatında en büyük etkisi, meşrutiyetle birlikte yayın dünyasına adım atması olmuştu. Daha önce bazı şiirleri ve yazıları birkaç gazetede yayımladıysa da eser yayımlamaya uzun süredir ara vermişti. Meşrutiyetin ilanından sonra, arkadaşı Eşref Edip ve Ebül'ulâ Mardin'in çıkardığı ve ilk sayısı 27 Ağustos 1908'de yayımlanan Sırat-ı Müstakim dergisinin başyazarı oldu. İlk sayıda Fatih Camii şiiri yayımlandı. Ebül'ulâ Mardin ayrıldıktan sonra dergi, 8 Mart 1912'den itibaren Sebilü'r-Reşad adıyla çıkmaya devam etti. Âkif'in hemen hemen bütün şiir ve yazıları bu iki dergide yayımlandı. Gerek dergilerdeki yazılarında, gerekse İstanbul camilerinde verdiği vaazlarda Mısırlı bilgin Muhammed Abduh'un etkisiyle benimsediği İslam Birliği görüşünü yaymaya çalıştı.

1913’te kurulan Müdafaa-i Milliye Cemiyeti'nin halkı edebiyat yoluyla aydınlatma amacı güden neşriyat şubesinde Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamid, Süleyman Nazif, Cenap Şahabettin ile beraber çalıştı. 2 Şubat 1913 günü Bayezid Camii kürsüsünde, 7 Şubat 1913 günü Fatih Camii kürsüsünde konuşarak halkı vatanı savunmaya çağırdı.

1910 yılında gerçekleşen Arnavutluk İsyanı onu çok üzmüş ve arkasından gelecek kötü olayları sezmişti. Balkanlar'da artan düşmanlık duygularını ve doğabilecek isyanları önlemek için bir şeyler yapma arzusu duydu, ancak Balkan Savaşı ile hüsrana uğradı. 1914’ün başında iki aylık bir seyahate çıkarak Mısır ve Medine'de bulundu. Mısır seyahati hatıralarını "El Uksur'da" adlı şiirinde anlattı.

Teşkilât-ı Mahsusa'ya girmesiDüzenle

Balkan Savaşı'ndan sonra, ilk olarak 1913'te Umur-i Baytariye görevinden, sonra yayınlarının hükûmetle uygun düşmemesi nedeniyle aldığı ikaz üzerine 1914'te Darülfünun müderrisliği görevinden ayrıldı. Yalnızca Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi'ndeki görevine devam etti. Yine 1914'te, Harbiye Nezareti'ne bağlı Teşkilat-ı Mahsusa'dan gelen teklif üzerine İslam birliği kurma gayesi güden Almanya'ya (Berlin'e) Tunuslu Şeyh Salih Şerif ile birlikte gitti. İngilizlerle birlikte Osmanlı'ya karşı savaşırken Almanlara esir düşmüş Müslümanların kamplarında incelemelerde bulundu ve farkında olmadan Osmanlı'ya karşı savaşan bu Müslüman esirleri aydınlatmaya çalıştı. Fransız ordusundaki Müslümanlara yönelik yazdığı Arapça beyannameler cephelere uçaklardan atıldı. Almanya'da iken yazdığı Berlin Hatıraları adlı şiirini dönünce Sebilürreşad'da yayımladı.

İstanbul'a döndükten sonra 1916 başlarında Teşkilat-ı Mahsusa tarafından Arabistan'a gönderildi. Görevi, bu topraklardaki Arapları Osmanlı'ya karşı kışkırtan İngiliz propagandası ile mücadele etmek için "karşı propaganda" yapmaktı. Mehmet Âkif, Berlin'deyken heyecanla Çanakkale Savaşı ile ilgili haberleri takip etmişti. On dört ay süren savaşın zaferle sonuçlandığı haberini Arabistan'da iken aldı. Bu haber karşısında büyük coşku duydu ve Çanakkale Destanı'nı kaleme aldı. Arabistan dönüşünde iki ay Lübnan'da kalan Mehmet Âkif, "Necid Çölleri'nden Medine'ye" şiirinde bu seyahatini anlattı.

Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye Cemiyeti'ne girmesiDüzenle

Lübnan'da yaşayan Mekke Şerifi Vezir Ali Haydar Paşa’nın davetiyle 1918'de bu ülkeye giden Âkif, Lübnan'dayken Şeyhülislamlığa bağlı Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye Cemiyeti başkâtipliğine atandı. Ahmet Cevdet, Mustafa Sabri, Mustafa Tevfik Efendi, Said Nursi gibi isimlerin kurduğu ve Osmanlı Devleti ile diğer İslam ülkelerinde çıkacak dini meseleleri halletmek, İslam aleyhindeki gelişmelere yanıt vermek amacıyla kurulan bu örgütte çalışırken bir yandan da Said Halim Paşa'nın "İslamlaşmak" adlı eserini Fransızcadan Türkçeye çevirdi.

Bu dönemde Anadolu toprakları işgale uğramış; Türk halkı Kurtuluş Savaşı'nı başlatarak direnişe geçmişti. Bu harekete katılmak isteyen Âkif, Balıkesir'e giderek 6 Şubat 1920 günü Zağnos Paşa Camii'nde çok heyecanlı bir hutbe verdi. Halkın beklenmedik ilgisi karşısında daha birçok yerde hutbe verdi, konuşmalar yaptı ve İstanbul'a döndü. Bu arada Sebilürreşad idarehanesi, Millî Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya geçmiş olanlarla İstanbul’daki yakınlarının gizli haberleşme merkezi hâline gelmişti. Âkif, Kurtuluş Savaşı’nı desteklemesi nedeniyle 1920'de Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye Cemiyetindeki görevlerinden azledildi.

İstiklâl Savaşı'na katılışıDüzenle

 
Mehmet Akif Ersoy Müze Evi, Mehmet Âkif Ersoy'un Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara'da ikamet ettiği ve İstiklâl Marşı başta olmak üzere çok sayıda şiirini yazdığı müzeye dönüştürülmüş Ankara evidir.

İstanbul'da rahat hareket etme olanağı kalmayan Mehmet Âkif, görevinden azledilmeden az önce oğlu Emin'i yanına alarak Anadolu'ya geçti. Sebilü'r-Reşad'ı Ankara'da çıkarması için Mustafa Kemal Paşa'dan davet gelmişti. TBMM'nin açılışının ertesi günü olan 24 Nisan 1920 günü Ankara'ya vardı. Millî Mücadele'ye şair, hatip, seyyah, gazeteci, siyasetçi olarak katıldı. Ankara'ya varışından bir süre sonra ailesini de yanına aldırdı.

Ankara'ya geldiği günlerde, Mustafa Kemal Paşa Konya vali vekiline telgraf göndererek Âkif'in Burdur milletvekili seçilmesini sağlamasını istemişti. Haziran ayında Burdur'dan, Temmuz ayında ise Biga'dan mebus seçildiği haberi meclise ulaştı. Âkif, Burdur mebusluğunu tercih etti. Böylece 1920-1922 yılları arasında vekil olarak I. TBMM'de yer aldı. Meclis kayıtlarında adı "Burdur milletvekili ve İslam şairi" olarak geçmektedir.[10]

Ankara'ya varır varmaz ona verilen ilk görev, Konya Ayaklanması'nı önlemek için halka öğütler vermek üzere Konya'ya gitmekti. Büyük gayretine rağmen Konya'da kesin bir sonuca ulaşamadı ve Kastamonu'ya geçti. Halkı, Türk Kurtuluş Savaşı'na destek vermeye teşvik etmek için 1920 yılının Kasım ayında Kastamonu'daki Nasrullah Camii'nde verdiği ateşli vaazın metni Diyarbakır'da basıldı ve tüm vilayetlere ve cephelere dağıtıldı.

Âkif, Anadolu'ya geçerken Eşref Edip'e de arkasından gelmesini söylemişti. Eşref Edip, Sebilü'r-Reşad dergisinin klişesini de alıp İstanbul'dan ayrıldı.[11] Son olarak 6 Mayıs 1921 günü derginin 463. sayısını yayımlamışlardı. Âkif derginin 464-466. sayılarını Eşref Edip ile beraber Kastamonu'da yayımladı, 464. sayı o kadar ilgi gördü ki birkaç kere basılıp Anadolu'ya ve askere dağıtıldı. 467. sayıdan itibaren yayıma Ankara'da devam ettiler. Derginin etkisi o kadar büyüktü ki, yaydığı yoğun duyguların hâkimiyetindeki Türk halkları etkilenmesinden korkan Rusya, gazetenin ülkeye girişini yasakladı.[12]

1921'de Ankara'da Taceddin Dergâhı'na yerleşen Mehmet Âkif, Burdur milletvekili olarak meclisteki görevine devam etmekteydi. Taceddin Dergâhı'nda kaldığı ev Mehmet Akif Ersoy Müzesi olarak ziyarete açıktır.

İstiklâl Marşı'nı yazmasıDüzenle

 
Kastamonu Nasrullah Camii'nde Mehmet Akif Ersoy'un vaaz verdiği kürsü
 
Osmanlı alfabesiyle yazılmış İstiklâl Marşı

Aynı dönemde Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey'in ricası üzerine arkadaşı Hasan Basri Bey kendisini ulusal marş yarışmasına katılmaya ikna etti. Konulan 500 liralık ödül nedeniyle başlangıçta katılmayı reddettiği bu yarışmaya, o güne kadar gönderilen şiirlerin hiçbiri yeterli bulunmamıştı ve en güzel şiiri Mehmet Âkif'in yazacağı kanısı mecliste hâkimdi. Mehmet Âkif'in yarışmaya katılmayı kabul etmesi üzerine kimi şairler şiirlerini yarışmadan çektiler. Şairin orduya ithaf ettiği İstiklâl Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hâkimiyet-i Milliye'de yayımlandı. Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunup ayakta dinlendikten sonra 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17.45'te ulusal marş olarak kabul edildi. Âkif, ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Dar’ül Mesai vakfına bağışladı.[13]

Mısır yıllarıDüzenle

İstiklâl Madalyası ile ödüllendirilen Mehmet Âkif, 1922 yılında sağlık gerekçesi ile milletvekilliğinden istifa etti. 1923 yılının Mart ayının son günlerinde ortadan kaybolan yakın arkadaşı Trabzon Milletvekili Ali Şükrü'nün Mustafa Kemal'in Muhafız Alayı Kumandanı Topal Osman tarafından öldürüldüğünün anlaşılması üzerine kendine yeni bir yurt bulması gerektiğini hissetti.[14] Kendisini, ilk kez 1914 yılında gittiği[15] Mısır'a bir süredir davet eden Mısır Hıdivi Abbas Halim Paşa'nın davetini kabul etti ve böylece, ilki 1923 yılı[16] olmak üzere kışlarını Mısır’da geçirmeye başladı.

Bütün şiirlerinin toplandığı Safahat, 1924 yılında Türkiye'de basıldı. Hilafetin kaldırılmasıyla aynı gün kurulmuş olan Diyanet İşleri Başkanlığı ile, Kur'an'ın mealini hazırlamak için 1925 yılında anlaşma imzaladı. Aslında Kur'an çevirisini yapabilecek tek kişi olarak görüldüğünden bu çeviriye girişmesi için 1908'den itibaren yoğun bir ısrar vardı. Tercüme işine kesinlikle yanaşmayacağı anlaşılınca bir Kur'an meali yazmak hususunda güçlükle razı edildi.[17]

Birkaç sene yazları İstanbul'da, kışları Mısır'da geçiren Mehmet Âkif, annesinin ölümünden sonra 1926 kışında Mısır'a kalıcı olarak yerleşti. Damadı Ömer Rıza, Mehmet Akif'in İstanbul'da eşleri ve dostları nedeniyle yeteri kadar verimli çalışamadığı için Mısır'a taşındığını söylemektedir. Bununla birlikte Akif'in ülkeden ayrılışını 1924'te hilâfetin kaldırılması veya 1925 yılında çıkarılan Şapka Kanunu ile açıklayanlar vardır.[14]

Mısır'da Kahire yakınlarındaki Hilvan'a yerleşti. Burada adeta inzivaya çekilerek Kur'an meali üzerinde çalışmayı sürdürdü, ancak ülkede ulusal din projesinin (Türkçe ezan ve ibadet) hayata geçirilme projesini öğrenince kendi çalışmasının bu projede kullanılmasından çekinerek[17] 1932'de anlaşmayı feshetti. Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı, hem tercüme hem yorumlama işini Elmalılı Hamdi Efendi'ye verdi. Âkif, kendi yazdıklarını dostu Yozgatlı İhsan Efendi'ye (Ekmeleddin İhsanoğlu'nun babasıdır) teslim etti ve ölür de Türkiye'ye dönemezse yakmasını öğütledi.[18]

Mehmet Âkif, Mısır yıllarında Kur'an yorumlamasının yanı sıra, Kahire'deki "Câmiat-ül Mısriyye" adlı üniversitede Türk dili ve edebiyatı dersleri verdi. 1934'te çıkarılan Soyadı Kanunu gereği "Ersoy" soyadını aldı.

 
Mehmet Âkif Ersoy'un cenazesi
(28 Aralık 1936)

Türkiye'ye dönüşü ve vefatıDüzenle

 
Mehmet Akif'in ölümüyle ilgili bir gazete haberi (Cumhuriyet, 28 Aralık 1936).
 
Mehmet Âkif Ersoy'un Edirnekapı Şehitliği'ndeki mezarı

Siroz hastalığına tutulunca hava değişikliğinin iyi geleceği düşüncesiyle önce Lübnan'a, sonra Antakya'ya gitti, fakat Mısır'a iyileşememiş olarak döndü. 17 Haziran 1936'da tedavi için İstanbul'a döndü. 27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul'da, Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı'nda öldü. Edirnekapı Mezarlığı'na gömüldü. Mezarı iki yıl sonra, üniversiteli gençler tarafından yaptırıldı; 1960'ta yol inşaatı nedeniyle kabri Edirnekapı Şehitliği'ne nakledildi. Mezarı, Süleyman Nazif ve arkadaşı Ahmet Naim Bey'in mezarları arasındadır.

Mehmet Âkif'e 1 Haziran 1936 tarihi itibarı ile 478 lira 20 kuruş emekli maaşı bağlanmıştır. Bu maaş 1936 yılı Ekim ayından itibaren ödenmeye başlanmış, toplu olarak 2976 lira almıştır. Emekli cüzdanının son sayfasında ise "600 lira borç" ibaresi yazılıdır. Bu borç düştükten sonra ise kalan kısım ailesine verilmiş ve Mehmet Âkif bundan iki ay sonra ölmüştür.[19]

Kişisel yaşamı ve ailesiDüzenle

Mehmet Akif, henüz 14 yaşındayken babasını kaybetti.[20] Annesi Emine Şerife Hanım ise 1926 yılında öldü ve Üsküdar'daki Küplüce Camii yakınındaki mezarlığa gömüldü.[21]

1898 yılında, Tophane-i Âmire Veznedarı Mehmet Emin Beyin kızı İsmet Hanım (1878-1944) ile evlendi. Evlendikleri sırada Mehmet Akif 25, İsmet Hanım 20 yaşındaydı. Bu evlilikten Cemile, Feride, Suad, Emin, Tahir adlı 5 çocukları oldu. Aslında dördüncü çocuğu olan İbrahim Naim ise 1,5 yaşında ölmüştü.

1908 yılında doğan oğlu Emin Akif, Milli Mücadele'ye katılmak için babasıyla birlikte Anadolu'ya gitti ve sonraki yıllarında da babasına eşlik etti. Fakat Mısır'dan döndükten sonra Türkiye'de madde bağımlılığı nedeniyle kötü bir hayat yaşadı ve 24 Ocak 1967 tarihinde İstanbul'da ölü bulundu.[22] Mehmet Akif'in 1916 yılında doğan küçük oğlu Tahir ise tercümanlık yaparak mütevazı bir yaşam sürdü ve 19 Nisan 2000 tarihinde İstanbul'daki Esma Hatun Hastanesi'nde karaciğer ve kalp yetmezliğinden öldü.

Büyük kızı Cemile, araştırmacı ve yazar Ömer Rıza Doğrul (1893-1952) ile evlendi. Hicri 1319 (miladi 1901/1902) yılında doğan ortanca kızı Ayşe Feride ise iş adamı Muhittin Akçor'la evlendi, bu evlilikten Nihal ve Seyhan adlarında iki kızı oldu.[23]

1906 yılında doğan küçük kızı Suad, 1925 yılında veteriner ve İstiklal Madalyası sahibi bir subay olan Ahmet Argon (d.1899) ile evlendi,[24] bu evlilikten Fatma Ferda (1926-2012)[25] ve Selma (d.1 Ekim 1944) adlarında iki çocuğu oldu. Anlaşmazlık yaşadığı için 19 Haziran 1951 tarihinde boşandığı eşi Ahmet Argon, 1957 yılında kalp krizinden öldü. Suad Hanım, 1991 yılında kirasını ödeyemediği için Beyoğlu'ndaki evinden atılmasının istenmesi üzerine gündeme geldi ve hükümetin yardımıyla Halkalı'da bir eve yerleşti. 2000 yılı Ocak ayında şiddetli bir felç geçirdi ve tedavi gördüğü hastanede 93 yaşında, 20 Şubat 2000 tarihinde yaşamını yitirdi; [26] babasının mezarının da bulunduğu Edirnekapı Şehitliği'nde toprağa verildi.[27]

Edebî hayatıDüzenle

Mehmet Âkif, şiir yazmaya Baytar Mektebinde öğrenci olduğu yıllarda başladı. Yayımlanan ilk şiiri Kur'an'a Hitap başlığını taşır. 1908'den itibaren aruz ölçüsü kullanarak manzum hikâyeler yazdı. Hikâyelerinde halkın dert ve sıkıntılarını anlattı. Balkan Savaşı yıllarından itibaren destansı şiirler yazmaya başladı. İlk büyük destanı, "Çanakkale Şehitlerine" başlıklı şiiridir. İkinci büyük destanı ise Bursa'nın işgali üzerine yazdığı “Bülbül“ adlı şiiridir. Üçüncü olarak da "İstiklâl Marşı"nı yazarak İstiklâl Savaşı'nı anlatmıştır.

"Sanat, sanat içindir." görüşüne karşı çıkan Mehmet Âkif, dinî yönü ağırlıkta bir edebiyat tarzı benimsemişti. Edebiyat dili olarak Millî Edebiyat akımına karşı çıktı ve edebiyatta Batılılaşma konusunda Tevfik Fikret ile ters düştü.

Manevi mirasıDüzenle

Mehmet Âkif Ersoy’un ölümünün 75. ve İstiklâl Marşı’nın kabulünün 90. yılı olması nedeniyle 2011 yılı T.C. Başbakanlığı tarafından "Mehmet Akif Ersoy Yılı" olarak ilan edildi ve yıl boyunca yapılacak çalışmaların sorumluluğu Kültür ve Turizm Bakanlığı'na verildi.[28]

EserleriDüzenle

 
Mehmed Akif

Şairin Safahat adı altında toplanan şiirleri, sekiz kitaptan oluşmuştur. Şair, İstiklâl Marşı'nı Safahat'a koymamıştır. Nedenini ise şöyle açıklar: "Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm."

  1. Kitap: Safahat (1911) - Kırk dört manzume içerir. Siyasal olaylar, mistik duygular, dünyevi görevlerden bahsedilir.
  2. Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912) - Süleymaniye Camii'ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, kürsüde Seyyah Abdürreşit İbrahim'in konuşturulduğu uzun bir bölümle devam eder.
  3. Kitap: Hakkın Sesleri (1913) - Topluma İslami mesajı yaymaya çalışan on manzumedir.
  4. Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914) - Fatih Camii'ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, vaizin uzun konuşması ile devam eder.
  5. Kitap: Hatıralar (1917) - Âkif'in gezdiği yerdeki izlenimleri ve toplumsal felaketler karşısında Allah'a yakarışını içerir.
  6. Kitap: Asım (1924) - Hocazade ile Köse İmam arasındaki konuşmalar şeklinde tasarlanmış tek parça eserdir.
  7. Kitap: Gölgeler (1933) - 1918-1933 arasında yazılmış 41 adet manzumeyi içerir. Her biri, yazıldıkları dönemin izlerini taşır.
  8. Kitap: Safahat (Toplu Basım) (ilki 1943) - Yedi safahatını bir araya getirir.

ÖdüllerDüzenle

Ayrıca bakınızDüzenle

NotlarDüzenle

^ Akif’in damadı Ömer Rıza Doğrul, Mehmet Akif’in doğduğu evi şu şekilde tarif ediyor: “Fatih’te Ali Emîrî Efendi Sokağı’ndan Kıztaşı’na doğru inerek ve Sarıgüzel’e doğru ilerleyerek Sarı Nasuh Sokağı’na vardınız mı… Akif’in doğduğu sırada bu ev yedi sekiz odalı, beş yüz arşın bahçeli bir konak çıktı.” Mithat Cemal Kuntay da evin adresini, “Sarıgüzel’de Sarı Nasuh Mahallesi, 12 numaralı ev” olarak vermektedir.

KaynakçaDüzenle

Genel
Özel
  1. ^ "İstiklal Marşı Kabul edildi, 12 Mart 1921 TarihteBugun.org"". 16 Ocak 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Aralık 2015. 
  2. ^ Tansel, Fevziye Abdullah. "Mehmet Akif'in Doğum Yeri Bayramiç midir=". bayramicfm.tr.gg. Kubbealtı Akademi Mecmuası, Yıl 6, Nisan 1977, Sayı 2. 21 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Ekim 2016. 
  3. ^ "Ölümünün 71'inci yılında Mehmet Akif Ersoy, Zaman Gazetesi, 29.12.2007". 23 Aralık 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Aralık 2010. 
  4. ^ Mehmed Âkif Ersoy, Safahat, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 2008, s. 184
  5. ^ Kaya, Hasan. "Mehmet Akif Ersoy'un dini ve siyasi fikirleri". tez.yok.gov.tr. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü yüksek lisans tezi, 2009. 29 Ekim 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Ekim 2016. 
  6. ^ "Mehmet Akif Ersoy". mehmetakifersoy.com. 2 Haziran 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Ekim 2016. 
  7. ^ Karabulut, Mustafa. "İstiklâl Marşı ve Mehmet Âkif Ersoy'un Şahsiyetinin Şiire Yansıması" (PDF). turkoloji.cu.edu.tr. 12 Mart İstiklâl Marşı’nın Kabûlünü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü Konferansı, 12 Mart 2012, Besni Kaymakamlığı. 28 Ekim 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 28 Ekim 2016. 
  8. ^ a b Gözütok, Şakir. "Mehmet Âkif Ersoy ve İttihat ve Terakki ile İlişkileri" (PDF). Türk Tarih Kurumu,. İttihatçılar ve İttihatçılık Sempozyumu (25 Kasım 2014) Bildiri Kitapçığı Cilt III, Türk Tarih Kurumu, Ankara 2015. 28 Ekim 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Ekim 2016. 
  9. ^ Köroğlu, Erol. "Ottoman Propganda and Turkish Identity:Literature in Turkey During World War I". books.google.com.tr. Tauris Academic Studies, 2007. 11 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Ekim 2016. 
  10. ^ "Aysun İldeniz, Milli Mücadelede Mehmet Akif, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi Yıl 7 Sayı 73 Mart 2006" (PDF). 5 Ocak 2012 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Aralık 2010. 
  11. ^ "Yrd. Doç. Dr. Saadettin Yıldız, Milli Mücadele ve Mehmet Âkif". 19 Ocak 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Aralık 2010. 
  12. ^ "Mehmet Âkif Ersoy'un Hayatı ve Şiirleri, Webhatti.com". 30 Aralık 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Aralık 2010. 
  13. ^ "Osman Koçıbay, Mehmet Akif Ersoy ve Burdur, Kocibay.net sitesi". 28 Kasım 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Aralık 2010. 
  14. ^ a b "Ayşe Hür, İstanbul'da 'aziz', Ankara'da 'mürteci', Mısır'da 'Hıristiyan': Mehmet Akif Ersoy, Radikal gazetesi, 28.12.2014". 13 Nisan 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Nisan 2015. 
  15. ^ Karakaya, Erhan. "Ömer Rıza Doğrul'un Kaleminden". Mehmed Âkif Fikir ve San'at Vakfı. 18 Nisan 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Haziran 2022. 
  16. ^ "Mehmet Akif Ersoy'a cenaze töreni bile çok görülmüştü". 13 Mart 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Haziran 2022. 
  17. ^ a b "Mehmet Akif'in Kuran'ı Tercüme Meselesi, Tefekkur Dergisi". 24 Kasım 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Nisan 2015. 
  18. ^ "Ekmeleddin Bey'e çok büyük vazife düşüyor!". 6 Eylül 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Eylül 2017. 
  19. ^ "İşte Mehmet Akif Ersoy'un emekli maaşı!". istanbulhaber. 29 Aralık 2010. 14 Ekim 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Aralık 2012. 
  20. ^ "Selma Argon Ersoy dedesi Mehmet Akif'i anlattı". www.aa.com.tr. 23 Haziran 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Haziran 2022. 
  21. ^ GÜLER, Ali. "Mehmet Akif Ersoy'un soyu, ailesi ve doğumu-2 - Ali GÜLER". Ülkücü Medya. 3 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Haziran 2022. 
  22. ^ "Yusuf Tosun | Akif'in oğlu Emin Ersoy'un hazin ölümü!." Independent Türkçe. 24 Ocak 2020. Erişim tarihi: 23 Haziran 2022. 
  23. ^ "Ersoy, çocukları ve eşine çok düşkündü". www.turkgun.com. 15 Mart 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Haziran 2022. 
  24. ^ "TURGUTLU'DA YAŞAYAN ÖNEMLİ BİR AİLE: MEHMET AKİF'İN KIZI VE DAMADI". 4 Nisan 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Haziran 2022. 
  25. ^ "Mehmet Akif Ersoy'un Torunu Selma Argon İle Ropörtaj Yaptık". İzdiham Dergi. 2 Haziran 2019. 17 Nisan 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Haziran 2022. 
  26. ^ "Dedemin adını kullanarak yaşamadık". Yeni Şafak. 4 Mart 2012. 23 Haziran 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Haziran 2022. 
  27. ^ "Baba-kız yan yana - tg mobile". m.turkiyegazetesi.com.tr. 17 Eylül 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Haziran 2022. 
  28. ^ "Kültür ve Turizm Bakanlığı web sitesi 2001 yılı Haber ve Duyurular Sayfası, Erişim tarihi:16.05.2011>". 26 Nisan 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Mayıs 2011. 

Dış bağlantılarDüzenle