Aristoteles

Antik Yunan filozof
(Aristotales sayfasından yönlendirildi)

Aristoteles ya da Aristo (Yunanca: Ἀριστοτέλης Aristotelēs; Eski Yunanca [aristoˈtelɛːs]) (MÖ 384 – 7 Mart MÖ 322), bir Antik Yunan filozofu.[not 1]

Aristoteles
Aristotle Altemps Inv8575.jpg
Aristoteles büstü
Tam adı Aristoteles
Doğumu MÖ 384[1]
Stagira[1]
Ölümü MÖ 322[1]
Halkis[1]
Çağı Antik Çağ felsefesi
Bölgesi Batı felsefesi
Okulu Peri pathos
Aristotelesçilik
İlgi alanları Fizik, metafizik, şiir, tiyatro, müzik, retorik, politika, hükûmet, etik, biyoloji, zooloji
Önemli fikirleri Mantık

Platon ile düşünce tarihinin en önemli filozoflarından biri olan Aristo, mantık, fizik, biyoloji, zooloji, astronomi, metafizik, etik, estetik, ruh, psikoloji, dilbilim, ekonomi siyaset, retorik gibi pek çok disiplinde çoğu o disiplinin kurucusu olan eserler vermiş, eserleri 16. ve 17. yüzyılda modern bilim gelişene kadar Avrupa ve İslam coğrafyasındaki bilimsel faaliyeti oluşturmuştur. Günümüzde kullanılan pek çok bilimsel terim ve araştırma metodu kendisine dayanan Aristo, tarih boyunca özgün felsefi düşüncelerin ve tartışmaların, bilimsel görüşlerin ve araştırmaların kaynağı olmuş ve olmaya daha devam etmektedir.

Hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir . Aristotle Kuzey Yunanistan ’daki antik Stagira şehrinde doğdu. Babası, Nicomachus, Aristotle çocukken öldü ve bir muhafız tarafından büyütüldü. Onyedili veya onsekizli yaşlarında Atina ‘daki Plato'nun Akademisine katıldı ve otuziki yaşına kadar orda kaldı (c. İ.Ö. 347). Plato öldükten kısa zaman sonra, i.Ö. 343 ‘de Makedon II. Philip ‘in isteğiyle Aristotle Atinayı terketti ve Büyük İskender‘e hocalık yaptı. papirüs ruloları üzerindeki yüzlerce kitaplarını üretmesine yardım eden Lyceum‘da bir kütüphane kurdu. Aristotle basım için pek çok şık bilimsel tezler (treatises) ve dialoglar yazmasına rağmen, hiçbirisi basım niyetinde olunmayan orijinal eserlerinin sadece yaklaşık üçte biri geride kaldı.

Aristoteles ismiyle günümüze kalan eserlerin nasıl üretildiği veya toplandığı tam olarak bilinmemektedir, günümüze kalan metinlerin basılmak için hazırlanmış yazılardan çok, ders anlatımı için oluşturulmuş taslaklar ya da ders notları olduğu düşünülmektedir.[5][6] Buna rağmen bu metinler Geç Antik Çağ, Orta Çağ, ve Rönesans, boyunca bilim pratiğini belirlemiş, örneğin astronomi hakkındaki iddiaları Kopernik'in, fizik hakkındaki düşünceleri Galileo ve Newton'un çalışmalarıyla aşılabilmiş, klasik mekanik, modern kimya ve biyoloji sistematik bilimler haline gelene kadar doğa ve hayvanlar hakkındaki görüşleri etkisini sürdürmeye devam etmiştir. Mantıkla ilgili ilk biçimsel incelemeleri sunan Aristo, Frege'ye kadar mantıkla ilgili çalışmaların temelini oluşturmuştur.

Helenistik dönemde diğer düşünce okulları kadar popüler olmasa da öğretilerini takip edenlerce fikirleri aktarılmış, Epikürcülük ve Stoacılık üzerinde çeşitli etkileri olmuştur. Ancak asıl etkisini Erken Hristiyanlığın Neo-Platonizminde, Orta Çağ'ın Hristiyanlık teolojisinde, İslam felsefesinde, ve Skolastik düşüncede gösteren Aristo, İslam düşünürleri tarafından "muallim-i evvel" yani "ilk öğretmen" olarak anılmış, Thomas Aquinas biricik örneğini teşkil ettiği için ona sadece "filozof" demiş, Heidegger felsefede kavramın ancak Aristo ile kendisini bulduğunu iddia etmiştir. Felsefe tarihi boyunca neredeyse hiç gündemden düşmeyen Aristo, günümüzde özellikle metafizik ve etik alanlarında güncel tartışmalara katkıda bulunmaya devam etmektedir.

HayatıDüzenle

MÖ 384 veya 385'te, günümüzde Athos tepesi olarak adlandırılan tepenin yakınlarında ufak bir Makedonya kenti olan Stageira'da, Makedonya kralı II. Amyntas'ın (Philippos'un babası) hekimi olan Nikomakhos'un oğlu olarak dünyaya gelir. MÖ 367 veya 366 'da 17 yaşında Platon'un Atina'daki akademisine (Akademeia) girmesiyle Platon'un en parlak öğrencilerinden biri olur. Tütör yahut yardımcı hoca olarak çalıştığı dönemde, okuma tutkusuyla tanınır; (Platon, belki de bir tür tenezzülle, ona "okuyucu" lâkabını takar) Daha sonraları Akademia'daki öğretime kendisi de katkıda bulunur: kimi zaman Platoncu savları rakip Isokratos okuluna karşı savunmak için geliştiren, hatta zaman zaman da Evdamos ya da Can üzerine (Peri tes Psykhes) yazılarında olduğu gibi, bu tezleri büyükseyen diyaloglar yazar. Gryllos yahut Retorik üzerine Aristoteles'in diyalog yazarlığı dönemine aittir.

Platon MÖ 347'de öldüğünde, Akademeia'nın başına ardılı olarak Spevsippos'u atamıştır. Antik Çağ'dan itibaren yaşam öyküsü yazarları her hâlde kötücüllüklerinden Platon'un bu seçiminde Aristoteles'in Akademeia'yı terk etmesinin asıl nedenini görüyorlar. Aristoteles'in en azından Spevsippos'a karşı kalıcı bir garez duyduğunu biliyoruz. Aynı yıl, belki de ustasının teşvikiyle, Ksenokratos ve Theophrastos ile bugün Biga Yarımadası olarak anılan Troas bölgesindeki Assos kentine gönderilir. Orada Tiran Atarnevs'li Hermias'ın siyasî danışmanı ve dostu olur. Aynı esnada, özgünlüğünü daha o zamandan belli eden bir okul kurar. Bu okuldaki girişimleri arasında yaşambilim üzerine çalışmaları yer alır. 345-344 yıllarında, belki de Theophrastos'un daveti üzerine, komşu Lesbos (Midilli) adasının Doğu kıyısındaki Mytilene (Midilli) kentine varır. 343'te Pella'daki (Bugün Ayii Apostili) Kral Makedonyalı Philippos'un sarayına, oğlu İskender'in eğitimini üstlenmek üzere çağrılır. 341 yılında Perslerin eline düşen Hermias'ın feci sonunu Pella'da öğrenir, anısına bir ağıt düzer. Gerek Pella'da ikamet ettiği sekiz senelik dönem, gerek eğitmenlik vazifesinin içeriği hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz. Philippos'un ölümüyle MÖ 335 İskender tahta oturur. Aristoteles Atina'ya dönüp Akademeia'ya rakip olarak Lykeion'u ya da diğer adıyla Peripatos 'u (öğrencileriyle içinde dolaşarak tartıştıkları bir tür çevresi sütunlarla çevrili avlu ya da galeri) kurar. Lykeion'lulara verilen Peripatetikoi adı buradan geliyor. Burada on iki sene ders verir. MÖ 323'te Büyük İskender'in bir Asya seferi esnasında ölmesi üzerine Atina'da Makedon karşıtı bir tepki dalgası peydah olduğu vakit, aslında Makedonculuk zannı taşıyan Aristoteles'e karşı, dine saygısızlık davası açılması söz konusu olur. Bir ölümlüyü -Hermias'ı- anısına bir ilâhi yazarak ölümsüzleştirmekle itham edilir. Bunun üzerine Aristoteles, Sokrates'in yazgısını paylaşmak yerine Atina'yı terk etmeyi seçer: kendi deyişiyle, Atinalılar'a "felsefeye karşı ikinci bir suç işlemeleri" fırsatını tanımak istemez. Annesinin memleketi olan Eğriboz (Evboia) adasındaki Helke'ye Khalkis sığınır. Ertesi yıl MÖ 322'de, altmış üç yaşında hayatını kaybeder.

Aristoteles'in erdem türleriDüzenle

Düşünme yetisinin (dianoia) erdemleriDüzenle

  • Tekhne: Yapabilme gücü ve becerisi
  • Episteme: Felsefi bilgi ve bilim
  • Phronesisi: Doğruyu görme yetisi olan pratik bilgelik
  • Nous: Doğrudan kavrayan akıl
  • Felsefi bilgelik

Karakterin (Ethos'un) erdemleriDüzenle

YapıtlarıDüzenle

Aristoteles'in yazıları iki kümeye ayrılır:

1. Aristoteles tarafından yayımlanan ancak bugün kaybolmuş yazılar;
2. Aristoteles tarafından yayımlanmamış, hatta yayına yönelik de kaleme alınmamış, buna rağmen de toplanıp muhafaza edilmiş yazılar.

"Yitik Aristoteles"Düzenle

İlk kısım yazılar, "dışrak yapıtlar" olarak adlandırılırlar. Dışrak, yani ἐξοτερικά terimini Aritoteles kendisi Lykeion'dan daha geniş bir okuyucu kitlesine yönelik eserleri için kullanıyor. Bu yapıtlar, diğer birçok Eskiçağ metni gibi Milât'ı izleyen ilk asırlarda yitirilmiştir. Gerçi bu yapıtların en azından başlıklarını, Aristoteles'in yapıtlarının adlarını mahfuz listelerden biliyor, ardından gelen yazarların kaleme aldıkları taklit yapıtlardan ve yaptıkları alıntılardan da içerikleri hakkında muğlak da olsa bir fikir edinebiliyoruz.

Bu yapıtlar, yazınsal biçimleri itibarıyla, Platon'unkilerle mukayese edilebilir nitelikteler ve aralarından birçoğunun diyalog biçemleri takip edilerek yazılmış olduklarını düşünmemize yol açacak nedenler var. Cicero, Aristoteles'in stilinin "pürüzsüzlüğü"nü övüp yazısının akışını "altın bir ırmak"a benzetirken (Topikler I, 3; Acad., II, 38, 119) hiç kuşkusuz bu yapıtlara göndermede bulunuyordu. Ne var ki bir asırdır belli bir ölçüde yeniden oluşturulmaya çalışılan içeriği felsefe tarihçileri için sorun teşkil etmeye devam ediyor. Bunun en temel nedeni, "Yitik Aristoteles" külliyatının, korunan metinlerden anladığımız Aristotelesçilik'le yakından uzaktan bir ilgisi olmaması; büyük ölçüde Platoncu temaları geliştiriyor, hatta bazen de ustasının çalışmalarıyla aynı doğrultuda kalmak kaydıyla daha öteye giden savlar sunuyor (Bu çizgide, örneğin Evdemos ya da Ruh Üzerine diyalogunda, ruhla beden arasındaki bağları doğa karşıtı bir birliktelik olarak nitelendirip, Tyrrhen korsanlarının tutsaklarına diri diri bir cesede bağlayarak yaptıkları işkenceye benzetiyor). Aristoteles'in yayıma yönelik olmayan eserlerinde eski Platoncu dostlarını eleştirdiğini fark ettiğimizde, acaba iki ayrı hakikat mi güttüğü sorunu depreşmeye başlıyor: bir büyük kitlelere yönelik "dışrak" (eksoterik) hakikat rejimi, bir de Lykeionlu öğrencilere münhansır "içrek" (esoterik) bir rejim. Ancak bugün yaygın kanı olarak bu yapıtların bir yerde Aristoteles'in hâlen Akademeia'ya mensup, yani Platon etkisi altında olduğu döneme ait gençlik yazıları olduğu da düşünülüyor. Hatta bu fragmanlar örneğin Jaeger gibi genetik Aristoteles okumaları yapan yorumcular için Aristoteles'in düşüncesinin evrimleşmesinin ilk noktasını tayin etmeğe kullanılmıştır.

Bu yitik yapıtların başta gelenleri şunlardır: Evdemos ya da Ruh Üstüne (Platon'un Phaidon'unun izinde), Felsefe Üzerine (Metafizik'in kimi temalarının ayırdına varabildiğiimiz bir tür tutum ibrazı yazısı), Protreptik (felsefî hayata teşvik), Gryllos ya da Retorik Üzerine (Isokrates'e karşı), Adalet Üzerine (Politika 'nın bazı temaları burada kendilerini belli ediyorlar), Asalet Üzerine, bir Şölen, vb.

Korunan YapıtlarıDüzenle

İkinci küme Aristoteles'in büyük olasılıkla Lykeion'daki derslerini vermek için kullandığı notlardan ibaret bir yığın elyazmasından oluşuyor. Bu yapıtlara esoterik (içrek) hatta daha doğru bir anlatımla akroamatik (yani sözel öğretime yönelik) adı veriliyor. Eskiçağ'dan itibaren bu elyazmalarının ahlafa nasıl intikal ettiği üzerine romansı bir anlatı yayılmış (Plutarkhos, Sylla'nın Yaşamı, 26; Strabon, XII, 1, 54). Aristoteles ve Theophrastos'un elyazmaları, Theophrastos tarafından eski okul arkadaşı Nelevs'e bırakılmış; Nelevs'in cahil vârisleri Skepsis'te bir mağaraya gömmüşler metinleri, elyazmalarını Bergama krallarının kitapsever açgözlülüğünden kurtarmak için; uzun zaman sonra, MÖ birinci yüzyılda, bunların torunları yazmaları altın pahasına Peripatetisyen Teoslu Apellikon'a satmışlar. Apellikon bunları Atina'ya götürmiş. Son olarak, Mithridates'le savaştığı sırada Sylla Appellikon'un kitaplığını ele geçirip Roma'ya taşımış. Orada da bu kitaplık Tyrannion tarafından satın alınmış: Lykeion'un son skholarkh'ı (okul yöneticisi) Rodoslu Andronikos MÖ 60 civarında Aristoteles'in ve Theophrastos'un akroamatik eserlerinin ilk redaksiyonunu yayımlamakta kullanacağı nüshaları ondan almış.

Bu anlatı pek tutarlı gözükmüyor. Zira Aristoteles’in ölümünden sonra kesintisiz olarak etkinliğine devam eden Lykeion’un nasıl olup kurucusunun elyazmalarını yitirmiş olabileceğini anlamak güç. Herhâlükârda Aristoteles’in yapıtlarının ilk önemli yayımı –bu yapıtların önemini vurgulamak için yukarıda aktardığımız söyleni yayan kişi olmasına karşın- Andronikos’unki. Aristoteles’in yapıtları ancak Andronikos’la beraber, yani filozofun ölümünden üç asır kadar sonra, asıl mesailerine başlayacak, üzerlerine sayısız şerh yazılacaktır. Bugün Aristoteles’in metinlerini, Andronikos’un onlara verdiği biçimde ve yaygın olarak da yine Andronikos’un koyduğu başlıklar altında okuyoruz.

Bu olguların yapılan yorumların akıbetiyle olan ilişkisi göz ardı edilemez nitelikte. Nitekim, bundan şu çıkıyor ki, bugün Aristoteles’in kitapları olarak tanıdığımız yazıların hiçbiri Aristoteles’in kendisi tarafından neşredilmemiş. Aristoteles, örneğin “Metafizik”in değil; felsefe tarihinde nedenler teorisi, temel felsefî güçlükler, çokanlamlılık, edim ve güç, varlık ve öz, tanrı gibi konular üzerine yazılmış bir düzine kadar kısa incelemenin yazarı. Editörler daha sonraları bu risaleleri bir araya getirip, Aristoteles de bu konuda istemli bir ipucu vermediği için, kısmen keyfî Metafizik –yani Fizik’ten sonra okunacak inceleme- başlığı altında toplamışlardır. Bundan ötürü hem Metafizik’in ve hem Aristoteles’in diğer yapıtlarının çoğunlukla birbirinden az çok bağımsız, açıkça kavranabilir bir ilerleme sunmayan, kimi yinelemeler ve hatta bazen de çelişkiler içeren bir etütler topluluğu olarak ortaya çıkmasına şaşırmamalıyız. Yalnız tabiî ki, bu yazıları bitmemiş halleriyle umuma muhtemelen hiçbir zaman sunmayacak olan Aristoteles’e bu yüzden serzenişte bulunmak isabetsiz olur.

Öte yandan, Andronikos’un, sözü geçen risaleleri, hem lojik bir sıra, hem de didaktik kaygılar güden bir dizim içinde düzenlediğini görüyoruz (örneğin mantığın, yani bilgiye yazılmış propedötiğin, kendiliğinden bilimsel olarak nitelendirebileceğimiz incelemelerden; fiziğin de metafizikten önce gelmesi gibi...) Bu sistematik sıralamayı, eleştirellik kaygısı taşımaksızın kabul ettiğimizde bir takım terslikler de ortaya çıkmıyor değil: risalelerin –zaten farklı dönemlerde yazılmış disertasyonlarının tek bir başlık altında toplanmasıyla evvelden maskelenmiş olan- kronolojik, yani kaleme alınma sırasının kaçılınmaz olarak yerine geçen bu sıralamanın, Aristoteles külliyatının -Aristoteles adında bir filozofun varlığıyla ilişkisi erkenden unutulan- gayri şahsî bir bütün olarak tespitine az katkısı olmadığını gözlemliyoruz. Aristoteles felsefesine yorumcular tarafından sıklıkla atfedilen sistematik karakter, büyük ölçüde eserlere bütünüyle dışlak bir neşrî keyfiyetten doğmuş oluyor, bir taraftan da bu fikri saklanmış yapıtların eğitselliği kuvvetlendiriyor.

Bir yorum çalışması, bu metinlerin yalnız didaktik maksadını değil, aynı zamanda Aristotelesçi eğitimin, örneğin Sokratesçi gelelenekteki monologlu değil de diyaloglu eğitiminden ayrışan, kendine özgü niteliklerini de göz önünde bulundurmalıdır. Aristotelesçi eğitimde karşımızdaki yazarın tutumu, çömezleriyle diyalog halinde bir ustanınki olmasa da, gene de bir ustanın zihninde ve eserinde diyalog halinde olan, çoğu zaman geçmiş filozoflardan alıntılanmış, düşüncenin huzuruna çıkartılmış tezler. Böylelikle, Aristoteles’in yapıtlarında, bir doktrinin dogmatik sunumuna değil, güçlükler ve çelişkiler arasından kendine yol açan, zaman zaman büyük zahmetle yolunu arayan bir hakikatin oluşumuna tanık oluyoruz. Aristoteles’in incelemelerinde oldukça az sayıda tasımla karşılaşmamıza, bu incelemelerin silojistik üslupta değil de Aristoteles’in de dediği gibi “diyalektik” bir strüktürle tertiplenmiş olmasına öyleyse şaşmamalı: “diyalektik”, yani bir diyalog misali terakki eden, pro ve kontra argümanlar arasında gidip gelen.

Yapıtlarının listesiDüzenle

MantıkDüzenle

Doğa yazılarıDüzenle

Fiziksonrası-VarlıkbilimDüzenle

Etik ve Politika üzerineDüzenle

EstetikDüzenle

  • İskender'e Retorik Ῥητορικὴ πρὸς Ἀλέξανδρον
  • Retorik (Τέχνη ῥητορική Ars Rhetorica)
  • Poetika (Περὶ ποιητικῆς Ars Poetica)

Aristoteles, Platon’un eleştirisiDüzenle

Aristoteles'in düşüncesinin evrimi hakkında süregelen tartışma ne boyutta olursa olsun, Platoncu bir okulda yetiştiği için ilk önce bu felsefeyle kopuşunun nedenlerini belirgin biçimde ortaya koyma kaygısı taşıdığını düşünmemiz için geçer sebepler var. Homeros hakkında Platon'un bir sözünü Aristoteles'le beraber Nikomakhos'ta Etik'te yazdığı gibi yad edecek olursak, hem dostluk, ve hem hakikat onun için kıymetli olsa dahi, ikinciyi birinciye yeğlemek durumdadır.

Aristoteles ve önceki felsefelerDüzenle

"Varlık Anlayışı"Düzenle

Aristoteles, Platon'un aksine gerçeği, hakikati mistik bir boyutta ya da idealar dünyasında değil de duyular dünyasında bulabileceğimizi iddia etmiştir. Şeylerin, en son neye evrildiyse, şeylerin formunun özü olduğunu iddia etmiştir. Bunun için 4 neden vermiştir. Maddi Neden, Formel Neden, Etkin Neden, Amaçsal Neden. Bir heykel düşünelim. Bu heykelin temelinde mermer vardır, bu maddi nedendir. Henüz bir biçim, form kazanmamıştır. Mermer, en son heykele dönüşmesi formel nedendir. Mermerin özünde heykele dönüşme vardır. Ve bu evrilmesi gerçekleşmişse, varlık artık gerçeklik kazanmış demektir. Madde olarak kalmış ise henüz bir gerçekliği, bir biçimi yoktur, nesne özünü bulamamıştır. Etkin neden ise heykeltıraş ile nesnenin bir temasıdır. Amaçsal, Ereksel neden, maddeye form kazandırmaya çalışan itici güçtür. Her nesnenin form kazanmasında hedeflenen bir amaç vardır. Evrende her şeyin belli bir amacı vardır, ve bu amaca hizmet eder. Hiçbir şey kendi başına yeterli değildir, bir ereği vardır. Yiyeceklerin büyümesinin amacı, bizi beklemektir, insanlar tercihen değil doğal olarak köle doğar, ve hizmet için yaşar. Ama her şeyin bir amacı olan şey ise Tanrıdır. Evrendeki her şeyi hareket ettiren yegane güç ve nesnelerin form kazanmasında ki esas amaç Tanrıdır. Tanrı, salt formdur. Maddeden tamamen ayrı gerçekliktir. Her şeyin forma ulaşmasında ki nedeni Tanrıdır. Tanrı sayesinde, her nesne onun gibi formelliğe ulaşmak istemesini sağlayan amaçtır. İnsanın formu ise, en son kazandığı gerçekliği ise ruhtur. Ama ulaşılan bu formellik asla tamamen maddeden ayrışamaz. Maddeden tamamen ayrı olan, salt formel olan, gerçeklik olan sadece Tanrıdır. Tanrı dışında hiçbir şey temelinde yatan maddi nedenden ayrı değildir ama Tanrı'da bu maddi neden yoktur, o salt form olması sebebiyle en yücedir. Yinede Aristoteles, nesnelerin formelliğe ulaşmasındaki ereksel neden olduğunu belirtir. Her şey tanrıya benzeme yolundaki ereksel neden ile bir birlik, gerçeklik kazandığını belirtir. Ama Tanrı'nında bu nedenlerden dolayı bizi bilemeyeceğini söyler. Çünkü Tanrı'da maddilik yoktur, o salt formdur, ama evrendeki her şey maddeden ayrışamaz, ona her zaman bağlıdır. Formel olduğunda bile maddeden ayrışamaz. Ama Tanrı üstündür ve bu yüzden salt formdur. Onda madde ve maddi neden yoktur. Bu yüzden böyle aşağı olan bir şeyi bilemez. Dolayısıyla bizden haberi yoktur. Aristoteles, varlığı mistik bir şekilde değilde, aklımız ile inceleyerek bu dünyada bulabileceğimiz yolundaki felsefesi ile bilimin temellerini atıp; sağlamlaştırmıştır.[7]

Toplumsal eşitlik ve demokrasi üzerine düşünceleriDüzenle

KaynakçaDüzenle

ÇevirilerDüzenle

Türkçede Aristoteles ÇevirileriDüzenle

Aristoteles, Atinalıların Devleti, (Çev., F.Akderin), 1. Baskı, Alfa Yayınları, İstanbul 2005.

Aristoteles, Eudemos’a Etik, (Çev., S. Babür), Dost Kitabevi Yayınları, Ankara, 1999.

Aristoteles, Fizik, (Çev., S. Babür), 2. Baskı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2001.

Aristoteles, Gökyüzü Üzerine, (Çev., S.Babür), 1. Baskı, Dost Kitabevi Yayınları, Ankara, 1997.

Aristoteles, İkinci Çözümlemeler, (Çev., A. Houshiary), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2005.

Aristoteles, Kategoriler, (Çev., S. Babür), 2. Baskı, İmge Kitabevi Yayınları, Ankara, 2002.

Aristoteles, Nikomakhos’a Etik, (Çev., S. Babür), Kebikeç Yayınları, Ankara, 2005.

Aristoteles, Peri Poetika - Şiir Sanatı, (Çev., Murat Temelli), Ark Kitapları, İstanbul,2011

Aristoteles, Poetika, (Çev., İsmail Tunalı), Remzi Kitabevi, İstanbul, 1987.

Aristoteles, Poetika (Şiir Sanatı Üzerine), (Çev., Samih Rifat), Can Yayınları, İstanbul, 2007.

Aristoteles, Poetika, (Çev., Yılmaz Onay), Mitos-Boyut Yayınları, İstanbul 2008.

Aristoteles, Poietika (Şiir Sanatı Üzerine), (Çev., N. Kalaycı), Bilim ve Sanat Yayınları, Ankara, 2005.

Aristoteles, Yorum Üzerine, (Çev., S. Babür) 2. Baskı, İmge Kitabevi Yayınları, Ankara, 2002.

Önemli İngilizce ÇevirilerDüzenle

Önemli Fransızca ÇevirilerDüzenle

Aristote, Notes Sur L'Histoire des Animaux D'Aristote, Paris, 1783

Önemli Almanca ÇevirilerDüzenle

İkincil LiteratürDüzenle

TürkçeDüzenle

Yabancı DillerdeDüzenle

NotlarDüzenle

  1. ^ Aristoteles adının Türk Dil Kurumu'nun yabancı özel adların yazılışı kuralına göre Arapça ve Farsça eserlerden yapılan çeviriler ile Türkçeye yerleştiği Aristo şeklinde yazılması önerilse de[2] her iki ad da Türkçe akademik kaynaklarda yaygın olarak kullanılmaktadır.[3][4]

KaynakçaDüzenle

  1. ^ a b c d "Aristotle", The Columbia Encyclopedia, URL erişim tarihi: 11 Eylül 2008.
  2. ^ "Yabancı Özel Adların Yazılışı". tdk.gov.tr. 28 Temmuz 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Temmuz 2014. 
  3. ^ "Google Akademik'te Aristo araması". scholar.google.com.tr. Erişim tarihi: 28 Temmuz 2014. 
  4. ^ "Google Akademik'te Aristoteles araması". scholar.google.com.tr. Erişim tarihi: 28 Temmuz 2014. 
  5. ^ Irwin, Terence; Fine, Gail, eds. (1996). Aristotle: Introductory Readings. Hackett Pub. ISBN 978-0-87220-339-6.
  6. ^ Barnes, Jonathan (1995). "Life and Work". The Cambridge Companion to Aristotle. Cambridge University Press. ISBN 978-0-521-42294-9.
  7. ^ Aristoteles Metafizik

Dış bağlantılarDüzenle