Kalkınma teorisi

 

Kalkınma teorisi, toplum içerisinde istenilen ve hayal edilen değişimin nasıl başarılacağına dair fikirler içeren bir teori türüdür. Kalkınma teorisi altında birçok teori bulunmaktadır. Bu makale içerisinde de farklı teorilerin bakış açıları "kalkınma teorisi"ne göre belirtilmektedir.

Modernleşme teorisiDüzenle

Modernleşme teorisi, toplumlarda modernleşmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemek için kullanılır. Bu teori ülkelerin, toplumların hangi yönlerinin ekonomik kalkınmaya engel olduğunu ele alır. Bu teorideki asıl amaç geri kalmış veya gelişmeyi arzulayan toplumların modernleşmesine katkı sunmaktır. Birçok bilim insanı modernleşme teorisine katkıda bulunmuştur.

Sosyolojik ve antropolojik modernleşme teorisiDüzenle

Modernleşme teorisinin ilkeler arasında, toplumların kendilerini geliştirip değiştirebileceğini belirten "ilerleme" fikrinden türetilmektedir. Bu teorinin kökenindeki bilim adamı ise Marquis de Condorcet olmuştur. Bu teori aynı zamanda teknolojik gelişmelerin ve ekonomik değişikliklerin ahlaki ve kültürel değerlerde de değişikliklere yol açabileceğini belirtmektedir. Fransız sosyolog Émile Durkheim,Toplumda İş Bölümü adlı çalışması ile toplumda sosyal düzenin nasıl korunduğunu ve ilkel toplumların gelişmiş toplum statüsüne nasıl geçebileceklerini anlatmıştır.[1]

Modernleşme teorisine katkıda bulunan diğer bilim adamları ise David Apter, Seymour Martin Lipset, David McClelland ve Talcott Parsons olarak karşımıza çıkmaktadır.

Büyüme modelinin doğrusal aşamalarıDüzenle

Büyüme modelinin doğrusal aşamaları, II. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa ekonomisini canlandırmak için kullanılan Marshall Planı'ndan büyük ölçüde esinlenen bir ekonomik modeldir. Ekonomik büyümenin ancak sanayileşme ile sağlanabileceğini varsayar.[2]

Bu teoriye göre; doğru sermayeye gelecek olan kamu müdahelesi gelişmekte olan bir ülkenin sanayileşmesine ve ekonomik kalkınmasına destek olacaktır.[3]

Rostow'un büyüme aşamaları modeli, büyüme modelinin doğrusal aşamalarının en iyi bilinen örneğidir.[3] Walt W. Rostow, gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş bir ekonomi statüsüne ulaşmak için geçmesi gereken beş aşamayı sıralamaktadır. Rostow'a göre bu aşamalar:

  • Geleneksel toplum
  • Kalkış için ön koşullar
  • Kalkış
  • Olgunluğa geçiş
  • Yüksek kitlenin tüketimi yaşı olarak sıralanmaktadır.

Rostow, ekonomik gelişmenin belirli sektörler tarafından yürütebileceğini savunmaktadır. Ona göre; bir ülkenin kalkışa ulaşması için bazı kalkınma kurallarına uyması gerekmektedir. Uyması gereken temel üç madde:

  • Bir ülken yatırım oranlarını, GSYİH'sının en az %10'una yükseltilmesi gerekiyor.
  • Birden fazla yüksek üretim kapasitesine sahip sektörler oluşturulmalı.
  • Oluşturulacak bu sektörlerin, büyümesini desteklemek için kurumsal, politik ve sosyal çevre bir arada olmalıdır.[4]

Ancak Rostow modelinin ciddi kusurları bulunmaktadır. Bu kusurların en önemlileri ise:

  • Kalkınmanın tüm ülkeler için aynı aşamalardan geçeceğini varsayar; bu toplumsal yaşam, kültürel bakış açısına vb. durumlara göre mümkün olmayabilir.
  • Kalkınmayı yalnızca kişi başına düşen GSYİH'nın artması ile ölçümler.
  • Gelişimin özelliklerine odaklanır, ancak gelişimin gerçekleşmesine neden olan faktörleri tanımlamaz.

Bu nedenle, gelişmeyi teşvik etmek için mevcut olması gereken sosyal yapıları ihmal eder. [4]

Modernleşme teorisinin eleştirisiDüzenle

Modernleşme teorisi, "ilkel" toplumların geleneklerini ve önceden var olan kurumlarını modern ekonomik büyümenin önündeki engeller olarak tanımlar. Bir topluma dışarıdan dayatılan modernleşme, şiddetli ve radikal bir değişime neden olabilir, ancak modernleşme teorisyenlerine göre genellikle bu risk göze alınmaya değer. Eleştirmenler, geleneksel toplumların yok edildiğine ve modernleşmenin hiçbir zaman elde edemeden modern bir yoksulluk biçimine kaydığına işaret ediyor.

YapısalcılıkDüzenle

Yapısalcılık, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümesini engelleyen yönlere odaklanan bir kalkınma teorisidir. Yapısalcılık ile ilerleyen politikalar sanayi sektörünü beslemek için hükümetlerin ekonomiye müdahalesini içermektedir. Gelişmekte olan ülkeler, bu yapısal dönüşümü kendi kendini idame ettiren bir ülke olmak için kullanmaktadır. Stratejinin mantığı, bebek endüstriler tezine dayanmaktadır. Genç endüstrilerin başlangıçta yabancı rakiplerle rekabet edebilecek deneyim ve ekonomiye sahip olmamasından dolayı kendilerini korumaları gerektiğini dile getirir.

Yapısalcılar, Üçüncü Dünya ülkelerinin gelişebilmesinin tek yolunun devletin eylemi olduğunu savunuyorlar. Üçüncü dünya ülkeleri, sanayileşmeyi hızlandırmalı ve diğer ülkeler ile ticarete olan bağımlılıklarını azaltmak zorundadır.

Yapısalcılığın kökleri Güney Amerika'da bulunan Şili'de yatmaktadır. 1950'de Raul Prebisch , Latin Amerika Ekonomik Komisyonu'nun ilk direktörü olmak için Şili'ye giderek bu düşünceyi başlatmıştır.

Bağımlılık teorisiDüzenle

Bağımlılık teorisi, esasen yapısalcı düşüncenin bir devamıdır ve temel fikirlerinin çoğunubenimser. Yapısalcılar, ekonomiye hükümet müdahalesi stratejisi izlenmedikçe kalkınmanın mümkün olamayacağını düşünseler de, bağımlılık düşüncesi dünyanın gelişmiş bölgeleriyle ticaret yaparak gelişmeye izin verebilir. Bununla birlikte, bu tür bir gelişme "bağımlı gelişme" olarak kabul edilir. Bağımlılık düşüncesi; kaynakların yoksul ülkelerden zengin ülkelere aktığını ve bununda yoksul devleti daha yoksul yaptığını belirtir. Modernleşme teorisinin aksine, bağımlılık teorisi, tüm toplumların benzer gelişim aşamalarında ilerlemediğini ifade eder. Bağımlılık teorisyenleri, azgelişmiş ülkelerin dünya pazarıyla olan bağlantılarını azaltmadıkça ekonomik olarak savunmasız kaldıklarını da savunmaktadır.[5]

Bağımlılık teorisi; yoksul ulusların gelişmiş uluslar için doğal kaynak ve ucuz iş gücü sağladığını, bunlar olmadan gelişmiş ulusların sahip oldukları yaşam standardına sahip olamayacaklarını belirtir.

Yapısalcı köklerine ek olarak, bağımlılık teorisi, ünlü bir bağımlılık teorisyeni olan Immanuel Wallerstein'ın çalışmalarına da yansıyan Neo-Marksizm ve Dünya Sistemleri Teorisi ile örtüşmektedir. Wallerstein, ekonomik ilişkilerle birbirine bağlanan tek bir dünya olduğunu iddia ederek Üçüncü Dünya kavramını reddeder. Dünya sisteminin genişlemesinin sonuçlarından biri, doğal kaynaklar, emek ve insan ilişkileri gibi şeylerin metalaştırılmasıdır .[6][7]

Temel ihtiyaçlar teorisiDüzenle

Temel ihtiyaçlar teorisi, 1976'da Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından, gelişmekte olan ülkelerde yoksulluğun azaltılması ve eşitsizlikle mücadele açısından bir sonucu olmayan modernleşme ve yapısalcılık teorilerine tepki olarak ortaya atıldı. Yaklaşım, bir toplumun geçim için neye ihtiyacı olduğunu belirleyerek ve nüfusu yoksulluk sınırının üzerine çıkması için yardım etmiştir. Temel ihtiyaçlar teorisi, ekonomik olarak üretken faaliyetlere yatırım yapmaya odaklanmaz. Temel ihtiyaçlar, bireyin hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu ürün ve alanlara yatırım yapmaktadır.

Temel ihtiyaç teorisinin savunucuları, yoksulluğun ortadan kaldırılması için insanın çalışırken çok yorulmaması, tüketerek tasarruf edebilecek konuma gelmesi için bu teorinin iyi bir yol olduğunu savunmaktadır.[8]

Neoklasik kalkınma teorisiDüzenle

Neoklasik kalkınma teorisinin kökenleri klasik ekonomi anlayışından gelmektedir. Klasik iktisat 18. ve 19. yüzyıllarda geliştirilmiş, ürünlerin değerine ve hangi üretim faktörlerine bağlı olduğuna odaklanmıştır. Bu teoriye ilk katkıda bulunanlar Adam Smith ve David Ricardo'dur.

Neoklasik gelişim teorisi 1970'lerin sonlarına doğru İngiltere'de Margaret Thatcher ve ABD'de Ronald Reagan'ın seçilmesiyle etkili oldu. Ayrıca Dünya Bankası 1980 yılında temel ihtiyaçlar yaklaşımından neoklasik bir yaklaşıma kaymıştır. 1980'lerin başından itibaren neoklasik gelişim teorisi uygulanmaya devam etmektedir.

Yapısal ayarlamaDüzenle

Neoklasik kalkınma teorisinin gelişmekte olan ülkeler üzerindeki en önemli etkisi, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu'nun da desteklediği "Yapısal Uyum Programı" oldu. Bu programa göre yapılması gerekenler:

1980'lerde Latin Amerika'nın ekonomik krizden kurtulması için gerekli olduğuna inanılan bu uygulamalar, John Williamson tarafından ortaya atılmıştır. Washington Konsensüsü olarak bilinmektedir.

GelişmelerDüzenle

Gelişim sonrası teoriDüzenle

Gelişim sonrası teori, ulusal ekonomik kalkınma fikrini tamamen sorgulayan bir teoridir. Gelişim sonrası teorisyenlerinden Sachs'a göre; kalkınma düşüncesine batılı ülkeler hakimdir ve çok etnik merkezlidir. Buna göre batılı yaşam tarzı dünya nüfusu için ne gerçekçi ne de arzu edilen bir hedef olabilir.

Bir savunucusu Majid Rahnema'ya göre, yoksulluk kavramları gibi şeyler kültürel olarak çok yerleşiktir ve kültürler arasında çok farklılık gösterebilir.

Sürdürülebilir kalkınmaDüzenle

Sürdürülebilir kalkınma, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılayan kalkınmadır. Kısacası gelecek nesillerin teminatı olan bazı ekonomik maddelerin satılmaması olarak adlandırılabilir. Sürdürülebilir kalkınma, çevresel sürdürülebilirlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve sosyopolitik sürdürülebilirlik olarak üçe ayrılabilir. Club of Rome tarafından yaptırılan Büyümenin Sınırları kitabı, sürdürülebilirlik düşüncesine büyük bir ivme kazanmıştır.[9] Sürdürülebilir kalkınmanın üzerinde durduğu bir konu da küresel ısınmadır. Bunun için önerilerde bulunarak, 1997 yılında imzalanan Kyoto Anlaşması'nın da oluşmasına katkı sağlamıştır.

İnsani gelişim teorisiDüzenle

İnsani gelişme teorisi; ekoloji, sürdürülebilir kalkınma, feminizm ve refah ekonomisi gibi farklı kökenlerden gelen fikirleri kullanan bir teoridir. Normatif politikadan kaçınmak ister ve bir ekonomide beşeri sermayenin toplam değerini artırmak için sosyal sermayenin nasıl daha verimli kullanılabileceğine odaklanır.

Amartya Sen ve Mahbub ul Haq insani gelişim teorisinin tanınmış savunucularındır. Amartya Sen'in çalışması, yeteneklere odaklanmıştır. İnsanların neler yapabileceği ve onların refahını belirleyen, gelir veya mallardan ziyade bu yetenekleridir. Bu fikir, İnsani Gelişme Endeksi'nin oluşturulmasında da temel rol oynamıştır.[10]

Ayrıca bakınızDüzenle

KaynakçaDüzenle

  1. ^ "The Division of Labor in Society (1893)". Durkheim.uchicago.edu. 3 Aralık 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Mayıs 2013. 
  2. ^ "Inform Educate Action: Critical Review of Modernisation Theory". Ourdevelopment.blogspot.nl. 6 Ağustos 2008. 2 Nisan 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Mayıs 2013. 
  3. ^ a b Cairncross (1961). "The Stages of Economic Growth". The Economic History Review. 13 (3): 450-458. doi:10.1111/j.1468-0289.1959.tb01829.x.  Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: "wiley1959" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış (Bkz: Kaynak gösterme)
  4. ^ a b "W.W. Rostow, The Stages of Economic Growth: A Non-Communist Manifesto (Cambridge: Cambridge University Press, 1960), Chapter 2, "The Five Stages of Growth-A Summary," pp. 4-16". Mtholyoke.edu. 2 Mart 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Mayıs 2013.  Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: "mtholyoke1" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış (Bkz: Kaynak gösterme)
  5. ^ ""Dependency Theory: An Introduction," Vincent Ferraro, Mount Holyoke College, July 1966". Mtholyoke.edu. 1 Haziran 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Mayıs 2013. 
  6. ^ "Internet History Sourcebooks". Fordham.edu. 18 Mayıs 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Mayıs 2013. 
  7. ^ "Arşivlenmiş kopya" (PDF). 15 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 21 Aralık 2021. 
  8. ^ Stewart (1 Ocak 1989). "Basic Needs Strategies, Human Rights, and the Right to Development". Human Rights Quarterly. 11 (3): 347-374. doi:10.2307/762098. 
  9. ^ Meadows et al. (1972), The Limits to Growth, Universe Books, 0-87663-165-0
  10. ^ Development as Freedom – Amartya Sen – Google Boeken. 18 Ocak 2001. ISBN 978-0-19-289330-7. 3 Ocak 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Mayıs 2013. 

Daha fazla okumaDüzenle

  • MP Cowen ve RW Shenton, Doctrines of Development, Routledge (1996),978-0-415-12516-1 .
  • Peter W. Preston, Development Theory: An Introduction to the Analysis of Complex Change, Wiley-Blackwell (1996),978-0-631-19555-9 .
  • Peter W. Preston, Geliştirmeyi Yeniden Düşünmek, Routledge & Kegan Paul Books Ltd (1988),978-0-7102-1263-4
  • Richard Peet, Elaine Hartwick ile birlikte, " Gelişim Teorileri ", Guilford Press (1999)1-57230-489-8
  • Walt Whitman Rostow, (1959), Ekonomik büyümenin aşamaları. Ekonomi Tarihi İncelemesi, 12: 1–16. DOI:10.1111/j.1468-0289.1959.tb01829.x
  • Tourette, JEL (1964), Harrod-Domar modelinde teknolojik değişim ve denge büyümesi. Kyklos, 17: 207–226. DOI:10.1111/j.1467-6435.1964.tb01832.x
  • Durkheim, Emile. Toplumda İş Bölümü . Trans. Lewis A. Coser. New York: Free Press, 1997, s. 39, 60, 108.
  • John Rapley (2007), Gelişimi Anlamak. Boulder, Londra: Lynne Rienner Yayıncılar
  • Meadows ve ark. (1972), Büyümenin Sınırları, Evren Kitapları,0-87663-165-0
  • Hunt, D. (1989), Ekonomik Kalkınma Teorileri: Rakip Paradigmaların Analizi. Londra: Harvester Wheatsheaf
  • Greig, A., D. Hulme ve M. Turner (2007). "Zorlu Küresel Eşitsizlik. 21. yüzyılda Kalkınma Teorisi ve Uygulaması". Palgrave Macmillan, New York.