Sırp Despotluğu

Sırp Despotluğu (Sırpça: Српска деспотовина, Srpska despotovina), Sırpların Osmanlı Devleti egemenliğine girmeden önce kurdukları son devlet. 1403 yılında Sırbistan Prensi Stefan Lazareviç'in kendisini despot ilan etmesiyle kurulmuş devlettir. Başkenti Belgrad'dır. 1459 yılında Osmanlı Devleti tarafından fethedilmiştir. 16. yüzyıl boyunca Macaristan Krallığı'nın koruyuculuğu altına alınmış daha sonra tamamen Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Sırbistan
Српска Деспотовина (Sırpça)
Srpska Despotovina (Sırpça)
Sırp Despotluğu
1402-1459
Sırbistan bayrağı
Bayrak
1422'de Sırp Despotluğu
1422'de Sırp Despotluğu
Yaygın dil(ler)Sırpça
HükûmetMonarşi
Despot 
• 1402-1427
Stefan Lazareviç
• 1427–1456
Vılkoğlu Brankoviç
• 1456–1458
Lazar Brankoviç
• 1458–1459
Stefan Brankoviç
• 1459
Stjepan Tomaşeviç
Tarihçe 
• Kuruluşu
1402
• Kuruluş
22 Şubat 1402
• Osmanlı tarafından fethi
1439
• Yeniden kuruluş
1439
• Osmanlı tarafından yeniden fethi
20 Haziran 1459
• Dağılışı
1459
Para birimiSırp Perperi
Öncüller
Ardıllar
Sırbistan Prensliği (Orta Çağ)
Zeta Prensliği
Brankovic bölgesi
Semendire Sancağı
Zeta Prensliği
Belgrad Banlığı

Prens Lazar Hrebelyanoviç 28 Haziran 1380'da I. Kosova Savaşı sırasında ölünce yerinde oğlu ve varisi Stefan Lazareviç geçti. Stefan'ın reşit olmamasından dolayı annesi Prenses Milica naipliğini üstlendi. Bilge ve diplomatik becerileri yüksek kadın I. Kosova Savaşı'nın ve Sultan I. Murad'ın savaş sırasından öldürülmesinin ardından gelişen kargaşa ortamında Osmanlı İmparatorluğu'na karşı ülkesini savunmayı başardı. Osmanlı ile ilişkileri istikrara kavuşturmak adına kızı ve halefi Olivera'yı Sultan I. Bayezid ile evlendirdi.

Kaynaklara göre farklılık gösterse de 1390 veya 1391 de Kosova Savaşı'nın ardından Sırbistan, Osmanlı'nın vassalı haline geldi ve Stefan Lazareviç'in Sultan'ın istediği her savaşa katılım göstermesi zorunlu kılındı. Sözünde duran Stefan, Mayıs 1395'te Eflak prensi I. Mircea'ya karşı gerçekleştirilen Rovine Muharebesi'nde ve 1396'da Macar Kralı Sigismund'a karşı savaşılan Niğbolu Savaşı'nda Osmanlı saflarında yer aldı. Niğbolu Savaşı'nın ardından Sultan Bayezid, Stefan'ı savaş sırasında Macarların yanında saf tutan ve Kosova'da toprak sahibi olan Vuk Brankoviç'in toprakları ile ödüllendirdi.

Timur'un ordusunun Anadolu'ya gelmesinin ardından gerçekleşen Ankara Savaşı'ı sırasında Osmanlı birlikleri hezimete uğramış olsa da Stefan meydanı Bayezid'in bütün oğullarından sonra, Bayezid esir düşmeden hemen önce terk etti. Sırbistan'a dönüşü esnasında Stefan Konstantinapol'u ziyaret ederek Bizans İmparatoru II. Manuil Paleologos tarafından Despot olarak taç giydi. Despot unvanı normalde Bizans vassal devletlerine verilen bir unvan olsa da Bizans, Sırbistan'ı vassal olarak elde tutacak kadar güçlü değildi. Dolayısıyla Stefen bu unvanı sadece meşrutiyet ve kendini Roma İmparatorluğu'na dayandırmak için kullandı.

Stefan Lazareviç

değiştir
 
Stefan Lazareviç tarafından Belgrad'a yaptırılan Despot'un Kapısı

Stefan; Vuk Brankoviç'in oğlu, yeğeni Durad Brankoviç ile halihazırda Konstantinapol'de ters düşmüş ve onu orda Bizans'a esir bırakmıştı. Dönüş yolunda ise kardeşi Vuk Lazereviç ile Tripolje civarında Brankoviçler tarafından baskına uğramıştı. Baskını başarıyla savuşturan kardeşler daha sonrasında Nobırda'da anlaşmazlığa düştü. Vuk oradan kaçıp Bazeyid'in kendini Rumeli'da Sultan ilan eden oğlu Süleyman Çelebi'ye sığındı.

Osmanlı'daki iç karışıklığa (Fetret Devri) güvenen Stefan 1404'te kendisini Belgrad, Mačva bölgesi ve Güvercinlik Kalesi[1] ile ödüllendiren Macar Kralı Sigismund'un vassalı olmayı kabul etti. Böylelikle Stefan Dragutin'den beri Belgrad ikinci defa Sırbistan'ın başkenti oldu.

İlerleyen yıllarda Stefan genelde şahsi yaşamı ile ilgilendi. Kız kardeşi olan Bayezid'in dul düşen karısı Olivera'yı kurtarmaya çalıştı. 1404'te kardeşi Vuk ile süregelen savaşa son verdi. 1405'te Midilli'nin yöneticisi II. Francesco Gattilusio'nun kızı ile evlendi. Yine aynı yıl annesi Milica vefat etti.

1408'de kardeşler tekrar çatışmaya başladı ve Vuk, Süleyman Çelebi ve Brankoviçlerle birlikte 1409'un başlarında saldırıya geçti. Belgrad'a dayanan birleşik orduya teslim olan Stefan, ülkenin güney bölümünü kardeşinin yönetimine kuzey bölümünü ise Osmanlı vassalığında yönetmeyi kabul etti. Rumeli'ye geçen Musa Çelebi ile Süleyman Çelebi arasında 1410'da Eyüp'te gerçekleştirilen muharebe esnasında Stefan, Musa'nın yanında yer aldı. Stefan'ı karşı tarafta savaştığı için gözden çıkaran Süleyman, Vuk ve Durad Brankoviç'in kardeşi Lazar'ı Stefan'dan önce Sırbistan'a varması için yollasa da ikisi de yolda Musa'nın sempatizanları tarafından öldürüldü. Stefan, Belgrad'a döndü ve kendisine İmparator II. Manuil Paleologos tarafından verilen despotluk unvanının hakları uyarınca ölen kardeşi Vuk'un topraklarını ilhak etti.

1410'da Macar Kralı Sigismund Bosna'nın kuzeydoğusuna sefere çıkıp buralarda kazanımlar elde etti ve yardımlarından dolayı Stefan'ı da Srebrenitsa ve çevresi ile ödüllendirdi.[2]

 
1422'de Sırp Despotluğu ve Venedik Adriyatik kıyı karakolları

Musa kendini Rumeli'de sultan ilan ettikten sonra 1412'de Sırplar üstüne sefer düzenlese de Stefan, Türkleri Kosova'da Nobırda yakınlarında yendi. Anadolu'da kendini Sultan ilan eden Mehmet Çelebi, Musa'yı püskürtmesinin ardından Stefan'ı Musa'ya karşı birleşmek için bir ittifaka davet etti. Stefan'ın yardımları ile Mehmet Çelebi, Rumeli'ye geçip kardeşini Vitoşa dağı yakınlarında Çamurlu Savaşı'nda mağlup etti ve savaş esnasında Musa öldü. Böylelikle Fetret Devri sona ermiş oldu. Ödül olarak Stefan'a Niş yakınlarındaki bazı bölgeler bırakıldı.[3] Stefan'ın ölümüne kadarki gelecek 20 yılda Türk-Sırp ilişkileri dostane sürdürüldü.

 
1421–1427 arasında Sırp Despotluğu

28 Nisan 1421'de Stefan'ın günümüz Karadağ'sını yöneten yeğeni III. Balşa varisi olmadığı için topraklarını amcasına bırakarak öldü.[4] Gerek bu şekilde miras yoluyla gerekse Türkler ve Macarlar tarafından ödüllendirilmeleriyle Sırplar etnik olarak çoğunluk olduğu yerlerin çoğunu kazanmış oldu.

1425'te Osmanlı, Sırplara saldırıp Morava Vadisinin güneyini ele geçirdi. Aynı anda durumdan yararlanmaya çalışan Bosna Kralı Srebrenitsa'yı ele geçirmeye çalışsa da başarılı olamadı. Despot Stefan, Sultan ile barış görüşmelerine başlayıp uzlaşma sağlayana dek savaş sürdü ve Sırp toprakları işgal edildi.[5]

Sanatsal gelişim

değiştir

Bir şair, düşünür ve sanatkar olan Stefan Lazereviç dönemi Sırbistan için sanatsal anlamda gelişmelerin yaşandığı bir dönemdi. Stefan'ın kendisi Orta Çağ Sırbistan edebiyatının büyük eseri Slovo ljubve ('Aşkın sözü') şiirini yazmış ve zamanın Balkanlarındaki en büyük kütüphaneyi toplamıştı.[kaynak belirtilmeli]

Ekonomik istikrar

değiştir

Osmanlı ve Macaristan arasında dengede ve istikrarda kalabilmeyi başarıp iki büyük devlet ile de dostane ilişkiler geliştiren Stefan, hükmü boyunca özelikle Srebrenitsa ve Nobırda'daki zamane Avrupa'sının en büyük gümüş madenlerinin de yardımıyla ülkesine ekonomik anlamda gelişmeler yaşattı. Öyle ki Belgrad onun devrinde yüz bin insanın yaşadığı büyük bir şehir oldu.

Vılkoğlu Brankoviç

değiştir

İlk dönemi

değiştir
 
Sırp Despotluğu'nun başkenti Semendire Kalesi

Curac Brankoviç veya Durad Brankoviç olarak da adlandırılan Vılkoğlu Brankoviç, (Osmanlı kaynaklarında böyle adlandırılır) Stefan Lazareviç'in 1426'da veliaht 19 Haziran 1427'de amcasının ölümünün ardından ise Despot olarak taç giyen yeğenidir. Kendisi halihazırda despotluğun son 15 yılının en önemli ikinci figürü olup Bizans İmparatoru VIII. İoannis tarafından da onaylı bir despottur.[6]

Stefan'ın ölümünün ardından Sırplar, Belgrad'ı tekrar Macar Krallığına teslim etse de Mačva bölgesini ellerinde tuttu. Başkentin kaybının ardından diğer başlıca şehirlerin Osmanlı'ya yakın olmasından dolayı başkent ilan etmek için fazla tehlikeli olduğunu düşünen Vılkoğlu, kendisine Tuna üzerine yeni bir başkent inşa ettirdi. Nispeten daha güvenli bir sınır olan Macar sınırında inşa edilen bu kaleye ise Semendire dendi. Semendire'nin 1428-30 arasındaki inşası özellikle Vılkoğlu'nun eşi Jerina'nın adına pek çok tarihi yanlışa sebebiyet verdi. Jerina'nın Yunan asıllı olması ve kardeşlerinin yeni despot üzerinde fazla etkisinin bulunmasından dolayı halk tarafından sevilmeyerek şeytani olarak görüldü ve yeni bir başkentin tamamen onun kibrinden dolayı yapıldığı söylendi. Öyle ki halk şiirlerinde kendisinden Prokleta Jerina (Lanetli Jerina) olarak bahsedildi.

1427 yazında despot olur olmaz Vılkoğlu bir Osmanlı savaşı ile karşı karşıya kaldı. Türkler Alacahisar, Niş ve Leskofça'yı alıp Topliçe bölgesinin neredeyse tamamına hakim oldu. Nobırda'da aynı şekilde kuşatılsa da alınamadı.[6]

 
1433–1439 arasında Sırp Despotluğu

II. Tvrtko, Bosnalı soylu aile Zlatonosoviçiler ile Vukaşin Zlatonosoviç ve Sırp Despotluğu arasında bir işbirliği yürütüldüğü iddiayla soylu aileye Kasım 1430'da savaş açtı. Aile ile olan savaş Vukaşin'in ve tüm Zlatonosoviçlerin ölümü ile sonuçlansa da Sırplar ile bir çatışmaya sebebiyet verdi. 1433 baharında Vılkoğlu, Bosna'ya sefere çıkarak Usora bölgesini, Zvonik ticaret merkezini ve Teoçak Kalesi'ni fethetti.[7]

Vılkoğlu 1433'te kuzeydeki komşuları ile ilişkileri daha da geliştirmek için Macaristan Kraliçesi'nin de yakın bir kuzeni olan Celje Kontu II. Ulrich ile kızı Katarina'yı evlendirdi. Diğer kızı Mara Brankoviç'in (Mara Hatun) ise II. Murad ile evliliği kararlaştırıldı. Bu karar 1433'te alınsa da Vılkoğlu evliliği Osmanlı kendisini 1435'te işgal ile tehdit edene kadar erteledi. Evliliği ardından Sultan Murad, Osmanlı İmparatorluğu ve Sırplar arasındaki barışın süreceği üzerine yemin etti.[kaynak belirtilmeli]

Barış üzerine yeminler edilse de barış fazla uzun sürmedi. Osmanlı'ya bağlı akıncılar 1437'ye gelindiğinde Sırp sınır köylerine yağma harekâtları düzenlemeye başladı. Vılkoğlu saldırıların durması adına Osmanlı'ya Braniçevo Kasabası'nı bıraksa da barış 1438'te tekrar bozuldu. Bu seferse Sırplar sınırdaki Ždrelo ve Višesava köylerini ele geçirdi. İlişkiler bu şekilde sınır kasabalarının el değiştirmesi ile sürdü.[8]

Geçici Osmanlı işgali

değiştir

1439'da Sultan II. Murad'ın bizzat kendinin yönettiği bir ordu Sırbistan'a saldırdı. Saldırının ardından Despot Vılkığlu, Mayıs 1439'da Semendire'nin savunmasını oğlu Grgur Brankoviç ve kaynı Thomas Kantakouzenos'a bırakarak Macaristan'a kaçtı.[9] Semendire Kalesi üç ay direnebilip 18 Ağustos 1439'da düştü ancak Nobırda kuşatmaya 2 yıl boyunca direnip 27 Haziran 1441'de düştü. Bu noktada Despotluğun günümüz Karadağ'sı hariç tüm toprakları Türk egemenliğine girmiş oldu. Ancak bu bölge de Venedikliler ve Voyvoda Stjepan Vukčić Kosača tarafından kısa bir süre sonra alındı. Despotluğun son kaleleri ise Mart 1442'de düştü.

Osmanlı'nın bölgedeki ilk valisi İshak Bey'di. Kendisinin buradaki valiliği fazla uzun sürmemiş olup 1443'te yerine İshakoğlu İsa Bey tayin edildi.

Vılkoğlu Brankoviç'in tekrar tahta çıkışı

değiştir
 
1451–1454 arasında Sırp Despotluğu

Vılkoğlu, Macaristan'da Macar liderler ile görüşüp Macarlardan (Yanoş Hunyadi liderliğinde), Sırplardan (Vılkoğlu liderliğinde) ve Romanyalılardan (II. Vlad liderliğinde) geniş bir Hristiyan koalisyonunu Osmanlıları Sırbistan'dan çıkarmak adına toplayıp Eylül 1443'te Sırbistan ve Bulgaristan'a doğru ilerlemeye başladı. Geniş Hristiyan koalisyonu 1443 sonhabarının başlarında Tuna'yı yaklaşık 25,000 Macar ve Leh asker, 8,000 Sırp piyade ve 700 Boşnak süvari ile geçti.[10] 15 Ağustos'ta ise Edirne-Segedin Antlaşması ile Sırp Despotluğu'nun sınırları Karadağ'daki kayıpları ve Güvercinlik hariç tekrar savaştan önceki haline döndü. Haçlı koalisyonun ilerleyişi ise 10 Kasım 1444'te Varna Savaşı'ndaki ağır mağlubiyetlerinin ardından sonlandırılmıştır. Savaşta Lehistan Kralı III. Władysław öldürülmüş olup bu durum Doğu Avrupa'yı kaosa sürüklemiştir.

1446'ya gelindiğinde ise Bosna Kralı Stjepan Tomaş, Despot Vılkoğlu'na Srebrenitsa'yı almak için saldırdı. Ancak Eylül 1448'de Boşnaklar, Thomas Kantakouzenos tarafından yönetilen Sırp ordusu tarafından yenilgiye uğratıldı. Savaş sonunda Sırplar Srebrenitsa'yı geri alıp Vişegrad'ı da fethetti.[11]

Vılkoğlu'nun aslında gayesi büyük güçlerin saflarında yer almak değil ülkesini korumak olduğunun en iyi 1447'de Bizans'a şehir duvarlarının güçlendirilmesi için para yollaması ancak birkaç yıl sonra 1453'te ise aynı surların yıkılmasına yardımcı olmak için Osmanlı saflarına binlerce asker göndermesi ile açıklanabilir.[12]

II. Murad'ın ardından tahta çıkan II. Mehmed, Kostantiniyye'nin fethini planladığı için kuşatma esnasında savaşa girilmemesi adına barışı tesis etmek için iyi niyet göstergesi olarak Topliçe ve Dubočica'yı Sırplara bıraktı.[13][6] Ardından ise II. Mehmed ve Vılkoğlu arasında barış müzakereleri yapıldı.

Resmi bir savaş ilanı yapmaksızın hemen öncesinde İstanbul'u fethetmiş ve "Fatih" unvanını almış II. Mehmed, Temmuz 1454'te Sırbistan'a saldırdı. Despotluğun orta kesimleri hemen düşse de kuzeydeki başkent Semendire iyi hazırlanmıştı ve Türkler, Hunyadi'nin Tuna'yı geçip kaleye yardım getirmesinin ardından kuşatmayı kaldırdı. Fatih ganimetlerle birlikte Sofya'ya dönerken ordusunu ise Alacahisar'da bıraktı. 24 Eylül'e gelindiğinde Nikola Skobaljiç komutasındaki bir Sırp birliği Leskofça Muharebesi'nde bir Türk birliğini yenilgiye uğrattı. Bu esnada ise Vılkoğlu ve Hunyadi'nin Sırp-Macar birleşik birliği Alacahisar Muharebesi'nde Osmanlıları yenip birliğin komutanı Firuz Bey'i ise tutsak etti.[14][12]

 
Brankoviçler tarafından kurulan Vršac Kalesi

Ancak Sırpların bu başarıları sadece sonlarını bir süre geçiktirdi. Nikola Skobaljiç'in kuvvetleri 16 Kasım'da Türkler tarafından mağlup edildi ve kendisi de idam edildi. 1455 baharına gelindiğinde ise Fatih ordusunun başına tekrar döndü. Türkler bu sefer Sırbistan'ın güney kesimlerini ele geçirmeyi öncelik koştu. Güneydeki Nobırda, yeni gelen ağır toplar ile bu sefer ancak 4 gün dayanabilip 1 Haziran'da düştü.[15][16] Nobırda'nın düşüşü ile birlikte Güney Sırbistan'daki diğer kaleler de sırayla düştü. Despotluğun güneyi elden çıkarken Vılkoğlu ise son bir çare olarak yeniden bir haçlı birliği toplamaya çalışsa da başarılı olamadı. 1456'de Fatih, Sırplarla Güney Sırbistan'ın Osmanlı mülkü olarak kalması koşulu ile barıştı. Barıştan birkaç ay sonra savaş tekrar alevlendi. Osmanlı'nın bu seferki ana hedefi Semendire ve Belgrad'tı ancak uzun kuşatmalara dayanan şehirler Osmanlı tarafından alınamadı.

Despot Vılkoğlu Brankoviç, 24 Aralık 1456'da öldü.[17][16]

Lazar Brankoviç

değiştir

Lazar Brankoviç, Osmanlılar tarafından kör edilmeyen Vılkoğlu'nın tek oğlu olduğu için babasının ölümünün ardından taç giydi. Sırbistan'ın Osmanlı'yı savaş alanında yenmesinin imkansız olduğunu fark eden Lazar, tahta çıktıktan sonra Fatih Sultan Mehmed ile 15 Ocak 1457'de bir antlaşma yaptı. Antlaşmaya göre babasından kendisine kalan toprakların çoğu Lazar'a bırakılsa da bazı konumlar Osmanlı'ya geçti ve Lazar'ın mülkünün kendisi ölene dek Osmanlı tarafından rahatsız edilmeyeceğine dair söz verildi. Yine antlaşma gereğince Lazar, Osmanlı'nın haraçgüzarı oldu ancak Nobırda'daki zengin madenlerin yokluğu bu haracı ödemeyi çok zor kılıyordu.

Türklerle anlaşıp güneyi güvene alan Lazar, Macaristan'dak iç savaşlara Kral Ladislaus safında dahil oldu. İç savaştan yararlanan Lazar 1457'de Kovin'i ve Tuna'nın sol tarafında kalan birkaç kasabayı daha ele geçirdi.[18][16]

Annesi Jerina'nın 3 Mayıs 1457'de ölümünün ardından Brankoviç ailesi içerisinde veraset kavgaları başladı. Lazar'ın kör kardeşi Grgur Brankoviç gayrimeşru oğlu Vuk Grgureviç'in haklarını alabilmek için Mara ve Thomas Kantakouzenos ile birlikte Osmanlı'ya kaçtı. Lazar'ın diğer kör kardeşi Stefan Brankoviç ise Lazar'ın yanında kalıp onun despotluğunu savundu.

Despot Lazar Brankoviç 20 Ocak 1458'de aniden öldü.[19][16]

Naiplik dönemi

değiştir
 
1455–1459 arasında Sırp Despotluğu

Lazar Brankoviç, ardından bir oğul bırakmadan aniden ölünce yerini kör kardeşi Stefan Brankoviç, Lazar'ın eşi Helena Palaiologina ve Grandük Mihailo Andeloviç'ten[20][16] oluşan üç kişilik bir naiplik konseyi doldurdu. Mihailo Andeloviç, konseydeki yerini de kullanarak Osmanlı'da sadrazam olan kardeşi Veli Mahmud Paşa ile birlikte Stefan ve Helena'nın ardından iş çevirmeye başladı. Mart ayına gelindiğinde Mihailo, despotluk üzerindeki kendi hak iddasını güçlendirmiş için Semendire'ye küçük bir Osmanlı birliği soktu. Ancak kaleye giren Osmanlı birlikleri beklenmedik bir şekilde Sultan'ın adını bağırarak surlara Türk bayrağı diktiler. Duruma öfkelenen Semendire halkı 31 Mart'te ayaklanarak kaledeki Osmanlı birliklerinin çoğunu ya öldürdü ya da esir etti. Mihailo'nun kendisi ise tutsak edildi.[21] Bu yaşanan karışıklıkların ardından Stefan Brankoviç, kendisini Helena Palaiologina'nın desteği ile Despot ilan edip Semendire'nin kontrolünü ele geçirdi. Böylelikle naiplik dönemi sona erdi.

Stefan Brankoviç

değiştir

Lazar'ın ölümünün ardından gelene kaostan ve çok başlı yönetimden yararlanan Bosna Kralı Stjepan Tomaş, Sırpların kontrolündeki Drina nehrinin batı yakasındaki Teočak hariç her yeri ele geçirdi. Aynı şekilde Macar Michael Szilágyi'de Lazar'ın Tuna'nın kuzeyinde bulunan her toprağını ele geçirdi. Mihailo Anđeloviç'in başarısız darbesinin ardından Osmanlı hemen Sırplara karşı sefere çıktı. Ancak 1459'da kadar gözle görülür bir ilerleme kaydedilemese de 1459 Sırp Despotluğu için sonun başlangıcı oldu. Stefan Brankoviç hem Lazar'ın ölümünün ardından gelen dış saldırılardan dolayı hem de kendisi kör olduğu için Orta Çağ Avrupası'nda meşrutiyetinin düşük olduğu için döneminde ülke tepetaklak gitti ve 8 Nisan 1459'da Helena Palaiologina ve Bosna Kralı Tomaş tarafından tahttan indirilip yerine oğlu Despot ilan edildi.[22][23]

Stjepan Tomaşeviç ve Despotluğun sonu

değiştir

Stjepan Tomaşeviç, Osmanlılara 1459'da Sırbistanı ve 1463'te de Bosna'yı olmak üzere iki ayrı ülkeyi kaybetti. Kendisinin Sırp Despotu ilan edilmesinin fazla bir dayanağı olmasa da babası Bosna Kralı Stjepan Tomaş'ın zorlamaları ile Despot ilan edildi. Kendisinin taç giydiği sıralarda Sırpların elinde sadece Tuna boyunda birkaç kale ve kasaba kalmıştı. Fatih Sultan Mehmed Sırbistan'ı tamamen ele geçirmeye karar verip Semendire'ye geldiğinde Stjepan Tomaşeviç kaleyi savunmayı bile denemedi. Görüşmelerin ardından Bosnalıların, Sırp tacındaki kısa hükmü son buldu ve Boşnaklar şehri terk etti. Böylelikle 20 Haziran 1459'da Sırp Despotluğu tarihe karıştı ve toprakları tamamen Türklerin eline geçti.[kaynak belirtilmeli]

Ayrıca bakınız

değiştir

Kaynakça

değiştir
  1. ^ Ćirković 2004, s. 89.
  2. ^ Ćirković 2004, s. 91.
  3. ^ Fine 1994, s. 507-508.
  4. ^ Ćirković 2004, s. 92.
  5. ^ Fine 1994, s. 522.
  6. ^ a b c Ćirković 2004, s. 103.
  7. ^ Mrgić-Radojčić 2004, s. 60.
  8. ^ Ćirković 2004, s. 103, 115.
  9. ^ Ćirković 2004, s. 103-104.
  10. ^ Ćirković 2004, s. 104.
  11. ^ Ćirković 2004, s. 106.
  12. ^ a b Ćirković 2004, s. 106-107.
  13. ^ Fine 1994, s. 530.
  14. ^ Fine 1994, s. 568-569.
  15. ^ Fine 1994, s. 569.
  16. ^ a b c d e Ćirković 2004, s. 107.
  17. ^ Fine 1994, s. 569-570.
  18. ^ Fine 1994, s. 571-572.
  19. ^ Fine 1994, s. 572.
  20. ^ Fine 1994, s. 572-573.
  21. ^ Fine 1994, s. 573.
  22. ^ Fine 1994, s. 574-575.
  23. ^ Ćirković 2004, s. 107-108.

Kaynakça

değiştir