Gani Toptani [B] (y. 1859 [A]- – 21 Aralık 1898), Osmanlı Arnavut subayı ve Sultan II. Abdülhamid'in emir subayıydı. Yanya'daki kısa bir askerî kariyerinin ardından Harput'a sürgüne gönderildi, ancak kısa süre sonra kişisel koruması olarak Sultan II. Abdülhamid'in emrinde hizmet etmesi için İstanbul'a çağrıldı. Daha sonra hem Osmanlı İmparatorluğu'nda hem de daha sonra bağımsız Arnavutluk'ta siyasî ve askerî bir figür olarak yükselecek olan Esad Toptani Paşa'nın ağabeyiydi. Gani Toptani, 1898'de İstanbul'un Beyoğlu (Pera) semtinde siyasi gerilime yol açacak bir çatışma sonrasında öldürüldü. 1 yıl sonra kardeşi Esad da, Gani'nin öldürülmesi emrini verdiği sanılan Divan-ı Hümayun üyesi ve aynı zamanda Sadrazam Halil Rıfat Paşa'nın oğlu Cavid Bey'e intikam olarak Arnavutluk'tan getirdiği tetikçilerle suikast girişiminde bulunacak ve onu öldürtecekti.

Gani Toptani
Gani Toptani'nin Sultan II. Abdülhamid'in yaveri olarak "Fesli Zuhaf "ta görev yaparken "Kaymakam" üniformasıyla portresi
Doğum1859 [A]
Tiran, Draç Sancağı, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm21 Aralık 1898
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm sebebiSuikast
Ebeveyn(ler)Ali Bey ve Vasfiye Hanım
Akraba(lar)Esad Paşa (Kardeşi)
AileToptanî ailesi
Askeri Kariyeri
BağlılığıOsmanlı İmparatorluğu
BranşıFesli Zuhaf -Arnavut Muhafız Taburu (Sultanı Korumakla görevlidir)
Hizmet yılları1897–1898
RütbesiKaymakam

Hayatı değiştir

Gani Toptani y. 1859, o zamanlar İşkodra Vilayeti'nin bir alt bölümü olan Dıraç Sancağı'nın bir kazasının merkezi olan Tiran kasabasındaki sözde Sarajet e Toptaneve'de denilen semtinde doğdu. Ailesi, Arnavutluk'un merkezindeki en önde gelen ve en zengin toprak sahibi ailelerden biri olan Toptani ailesinin yerel lideri ve üyesi Ali Bey Toptani ve Ergiri'nin önemli bir bey ailesinden Vasfiye Hanım Toptani (kızlık soyadı Alizoti) idi.[1] Gani Toptani, üç kız ve iki erkek olmak üzere beş çocuklu bir ailenin ilk oğluydu. Kız kardeşleri Nejre, Sabuşe ve Meruşe; o zamanlar yaygın olduğu gibi, Toptanilerin sahip olduğu aynı statüye sahip önde gelen kişilerle evlenecekti.[2] Tek kardeşi Esad Paşa Toptani, Osmanlı İmparatorluğu'nda siyasi ve askeri bir figür olarak yükseldi. Daha sonra Arnavut siyasi sahnesinde merkezi bir figür haline geldi ve Arnavutluk'un 3. Başbakanı oldu.

Gani Toptani, çağdaş ve modern yazarlar tarafından genellikle "kötü", "vicdansız" ve "acımasız" bir adam olarak tanımlanır.[3] Gençliğinde Tiran ve Akçahisar bölgelerinde hem halka hem de yerel yetkililere sorun çıkararak böyle bir itibar kazanmıştı. Bu eylemler duyulmamış veya imparatorluğun merkezi yetkililerine bildirilmemiş değildi ancak örtbas yolu seçildi. Sadece kısa süre sonra, sorun çıkarmasını sınırlamak için bazı önlemler alındı. Ve o zamanlar yaygın olduğu gibi, bu tür kişiler bizzat padişahın emriyle etki alanlarından bu tür "becerilerin" imparatorluğa ve padişah rejimine hizmet edeceği yerlere nakledildi. II. Abdülhamid'in, Gani Bey gibi kişilere mülki idarede veya rütbelerde makamlar ve askeri nişanlar verme, belirli illerde asayiş ve sükuneti tesis etmek için her ihtiyaç duyduğunda uyguladığı aynı zamanda bu kişilerin desteğinden yararlanma amaçlı iyi bilinen bir politikaydı.[4] Bu politika, Hamidiye politikası olarak da bilinecekti ve biri Yanya'da Jandarma Komutanlığına atanarak, diğeri de bizzat padişahın emir subayı olarak atanarak bu iki Toptani kardeşin bu politikadan yararlandırılacağı şüphesizdi.[5] Askeri kariyeri hakkında çok az şey biliniyor ama görünüşe göre, Yunanlarca Yanya'nın eteklerindeki Rum köylerini basıp, yakmakla itham edileceği 1897 Yunan-Türk Savaşı'na katılmıştır.[6]

Yanya'da yapılan suçlamalar ve kısa sürede yabancı konsolosların baskıları karşısında II. Abdülhamid ona sürgün cezasına hükmetti. Gani Toptani kısa süre sonra Şam'a ve ardından Anadolu Türkiye'sindeki Harput'a sürüldü ancak bu ceza fazla uzun sürmedi.[7] Padişahın emrinde hizmet etmesi için İstanbul'a çağrılacaktı.[8] Yalnızca Tosk ve Geg Arnavutlarının oluşturduğu ve Arnavut İmparatorluk Muhafız Taburu olarak da bilinen Fesli Zuhaf'a atandı.[9] "Arnavut Tüfekçiler" (İngilizceAlbanian Riflemen olarak bilinen Maiyyet-i Seniyye Tüfek Tümeni) [10] Bu birlik padişahın kişisel muhafızları ve haremi gibi çeşitli güvenlik görevlerini, kraliyet Yıldız Sarayı'na, Çırağan Sarayı'ndaki meclise ve en önemli dini liderlere hizmet edecekti. Tabur, İşkodra Sancağı Krajë'den başka bir tanınmış Arnavut olan Mirliva Tahir Paşa tarafından komuta edildi.[11] Bu süre zarfında Gani Bey'in de birkaç yaverinden biri olarak atandığı için padişahın sempatisini kazandığı anlaşılıyor. Padişaha o kadar yakındı ki, onun en güvendiği adamlarından biri sayılırdı. Hatta bazıları onu padişahın takdirine bağlı olarak cinayet ve diğer zulümlerle suçladı.[5] Padişah, imparatorluk arabasıyla şehrin içinden geçtiğinde, Gani Bey'in her zaman sağda hükümdarı koruduğu görülürdü. Yıldız Sarayı'nın içinde hep padişahın bulunduğu kapının dışında dururdu.[12]

Gani Toptani'nin padişaha olan tüm bu yakınlığı onun yararına yarım bırakılmayacak gibi görünüyordu. Ancak bu gücünü gasp yapmak, rüşvet istemek ve haraç talep etmek için kullanması ve çoğu zaman davranışlarıyla padişahı utandırdı.[13]

Suikast ve kan davası değiştir

21 Aralık 1898 akşamı İstanbul'un Pera semtindeki bir Puding Dükkanı'nda sözlü bir tartışma sonucu Gani Toptani olay yerinde vurularak öldürüldü.[14] O sırada 39 yaşındaki Sultan, padişahın emir subayı ve en güvendiği adamlarından biriydi.[15] Başlangıçta, polis tetikçinin adını açıklama konusunda isteksiz olacaktı, ancak söylentiler, öldüren kişinin padişahın vekili Ragıp Bey ve/veya o zamanlar görevli olan Hafız Ömer Paşa olduğunu iddia etmekteydi.[16] Katil olduğu iddia edilen kişinin, birkaç yıl saklandığı Yunanistan'a gittiği iddia edildi.[17] Öte yandan Hafız Ömer Paşa'nın aylardır dost olduğu Gani Bey'i öldürmek için kişisel hiçbir nedeni de yoktu.[18] Ardından bazı çağdaş gazeteler, bu faili meçhul olayın nedenini, bir kadın yüzünden çıkan tartışma, "tutku cinayeti" olarak göstermeye başladı. Cinayetin nedenleriyle ilgili iddialar çok çeşitli olmasına karşın ne fail ve ne gerçek sebepler hiçbir zaman tam aydınlatılamadı. Dönemin gazetelerinde belirtilen diğer nedenlere ve çağdaş yazarların yazılarında cinayetin, kazara taraflar arasındaki aşırı şakalar veya kanun dışı illegal anlaşmalardan kaynaklandığı varsayıldı.[17] Ancak en çok dikkat çeken söylentiler, suikasta karışan kişiler göz önüne alındığında, suikastın siyasi bir arka planı olduğunu ima etti. İddialar, cinayeti işlediği söylenen Hafız Ömer Paşa'nın İstanbul'daki oldukça yüksek çevrelerin elinde sadece bir alet olduğu yönündeydi.[13]

 
Gani Bey cinayetinin arkasında olduğu iddia edilen Cavid Bey

Gani Bey'in öldürülmesi, başta çıkan büyük kargaşaya rağmen kısa sürede ihmal edilmeye ve konuşulmaz olmaya başladı. [15] Ancak bu cinayetin arkasında kimin olabileceğine dair söylentiler Tiran'da da duyulmuştu. Arnavutlar arasında, cinayetin Sadrazam Halil Rıfat Paşa'nın emriyle ve belki de daha da yüksek bir emirle işlendiğine dair bir inanç vardı. Divan-ı Hümayun üyesi ve aynı zamanda Sadrazam Halil Rıfat Paşa'nın oğlu İbrahim Cavid Bey şüpheleri üzerine çekmekteydi. [19] Cavid Bey, babasıyla birlikte bu kadar çok Arnavut'un kilit rollerde istihdam edilmesini ve padişah üzerindeki artan etkisini eleştirmekten çekinmemekteydi. [20] II. Abdülhamid'e gönderdiği bir raporda, Türk hükümdarının neden Arnavutları tercih ettiğini merak ettiğini dile getirdi. [20] Padişahın kendisi bunu hiç iyi karşılamadı, ancak yine de harekete geçmekte tereddüt etti ve hatta tersine bir hareketle bir nevi sus payı niteliğinde 5 Ekim 1899'da onu nişanla ödüllendirdi. [20] Öte yandan Sadrazamın oğlu İbrahim Cavid Bey ile Gani Toptani arasındaki İstanbul'daki rant ve haraç kavgasının buna neden olduğu da iddialar arasındaydı.[21] Bu arada kardeşi Esad Toptani ve çevresindeki Arnavutların intikam hazırlıkları ise başlamıştı ve kısa zaman içinde karşı bir suikast hareketi gerçekleştirildi. [12]

 
Gani Bey Toptani (ortada) arkadaşlarıyla birlikte. Solunda Xhiu i Fajes.

Arnavutlarca faili meçhul cinayetin ardındaki azmettiren olarak görülen Sadrazam Halil Rıfat Paşanın oğlu Cavid Bey, 7 Ekim 1899 Cumartesi günü saat 16.00 sıralarında Galata Köprüsü yakınında ailesiyle birlikte vapura binmek üzere vagondan inmişti. Aniden bir yabancı tarafından birkaç kez vuruldu ve olay yerinde öldü. [22][21] Olay, İstanbul'un en işlek bölgelerinden birinde büyük bir panik yarattı. [5] Ancak bir polis memuru, kaçan zanlıyı yakalamayı başardı. Zanlı, daha sonra "Xhiu i Fajes" takma adıyla bilinen [C] Hacı Mustafa Merlika olarak tanımlanan, tipik Arnavut kıyafetleri giymiş 49 yaşında bir adamdı. [5] Toptanilerin kontrolü altındaki bölge olan günümüzde Krujë olarak bilinen Akçahisar'dan gelen bir köylüydü.[5] Soruşturmaya göre Xhiu, 19 Ağustos'tan beri İstanbul'daydı ve Sirkeci tren istasyonunun yakınındaki bir misafirhanede kalıyordu. Esad Paşa'nın adını vermedi, mahkeme önünde suçunu kabul etmeyi reddetti, ancak tesadüfen orada olmadığı açıktı. Arnavutluk'ta Xhiu i Fajes ile Gani Toptani arasındaki ilişki iyi biliniyordu. Yıllar sonra Xhiu'nun yeğeni Mustafa Merlika'nın açıklayacağı gibi, amcası Toptanilerin ve özellikle yakın dostluk kurduğu Gani Toptani'nin hizmetkarıydı. Ona göre, Xhiu, Gani Bey'in öldürülmesinden günler sonra Gani'nin kardeşi Esad Paşa ile görüşmeye gitmiş ve Gjakmarrja'nın Arnavut geleneksel yasalarına göre efendisinin intikamını almak için onay istemiştir (Kan davası). [23] Kısacası bilmediği bu kadar büyük bir şehirde, Cavit bey suikastı konusunda ondan destek ve yardım istedi. Esad Paşa başlangıçta bunu çok riskli görerek reddetti, ancak daha sonra masrafları ve suikastı organize etmek için gereken her şeyi karşılamayı kabul etti.[15]

Zanlının yakalanması akabinde Arnavutlar yargılamanın yapıldığı mahkeme salonunu her celsede gürültüler ve alkışlar içinde hınca hınç doldurduğundan, yalnızca imparatorluğun çevresinde düzeni sağlamak için taviz verme eğiliminde olan padişahı da bu durum rahatsız ettiğinden, yasal süreç ve yargılama son derece zorlaştı. 10 Şubat 1900'de nihai mahkeme kararının verildiği gün ise, hiçbir Arnavut'un mahkeme salonuna girmesine izin verilmedi. [24] Hacı Mustafa Merlika, işlediği suçtan dolayı idam cezasına çarptırıldı, ancak daha sonra padişah onun hayatını bağışladı ve cezası müebbet hapis cezasına çevrildi. Fransız Le Sémaphore de Marseille gazetesinin o günlere ait bir makalesinde olaylar şöyle anlatıldı:

Sadrazamın oğlunun katili Hacı (Haxhi) Mustafa'nın yargılanmasına önümüzdeki Pazartesi günü İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanacak. Sadrazamın Sultan'a yazdığı bir mektupta Adliye Nazırı Abdurrahman Paşa'yı katilin işlediği suçtan dolayı cezalandırılmamasına etki etmekle resmen suçlamasının ardından duruşma büyük bir merakla bekleniyor. Yıldız Sarayı'nda, Cavit Bey'in öldürülmesini yüksek sesle destekleyen Arnavutlar ile Hacı Mustafa'nın kısa süre içinde asılmasını talep eden Çerkezler, Kürtler ve Araplar arasında her gün çatışmalar yaşanmakta. Sultan boşuna düzeni sağlamaya ve iki tarafı uzlaştırmaya uğraşmaktadır. Abdülhamid bu iki seçenekten hangisini seçeceğinde zorlanmaktadır, zira Cavit Bey'in katilinin cezasız bırakılması Türkler arasında büyük bir öfkeye neden olacaktır; adaletin tesisi için gerekeni yapmak da Yıldız Sarayı'ndaki Arnavutları isyana sürükleyebilir. [25]
Fransızca Orjinal Metin
Le procès de Hadji Mustapha, l'assassin du fils du grand vezir, commencera, dit-on, lundi prochain devant la Cour criminelle de Stamboul. On attend les débats avec une vive curiosité, car le grand vizir a écrit une lettre au Sultan dans laquelle il accuse formellement le ministre de la justice, S.A. Abd'ur-Rhaman pacha, de travailler à soustraire le meurtrier au chatiment de son crime. A yildiz, des rixes quotidiennes ont lieu entre les Albanais qui font hautement l'apologie de l'assassinat de Djaird Bey, les Beherkers, Les Kurds et les Arabes, coalisés contre les Arnautes, qui proclament que Hadji Mustapha doit êntre pendu haut et court. Le Sultan s'efforce en vain de ramener l'ordre et de concilier les deux partis et ne sait à quelle décision s'arreter, jugeant également dangereux de laisser impuni le meurtre du fils du Sadrazam. ce qui causait la plus grande indignation parmi les Turcs, au de faire justice, ce qui peut occasionner une sédition de Albanais de Yildiz.

Cavid bey suikasti Esad Toptani Paşa'nın öfkesini yatıştırmadı, ona göre abisi 2.Abdülhamid'in izni olmadan öldürülemezdi, suikast sonrasında 2.Abdülhamid'e karşı gizliden gizliye İttihad ve Terakki Cemiyeti destekçisi oldu.[kaynak belirtilmeli]

Gani Toptani'nin öldürülmesine karşılık kardeşi Esad Toptani'nin azmettirmesi ile İbrahim Cavid Bey suikastini yaptığı iddia olunan Hacı Mustafa Merlika ise hapis yatmasına karşın yaklaşık 8 yıl sonra, Jön Türk Devriminin ardından serbest bırakıldı. Arnavutluk'ta kendisine türküler bestelenen ve bugüne kadar hala söylenen bir kahraman olarak karşılandı. [26]

Ayrıca bakınız değiştir

Notlar değiştir

  • :A. ^Verilen adı Gani, ünvan Bey ve soyadı Toptani'dir. Gani Beg Toptani biçimine Arnavutça yazım kuralları belirlenmeden önce de rastlanır. İngilizce literatürde Ghani Bey şeklinde de karşımıza çıkmaktadır. Osmanlıca ve modern Türkçe'de 'Tiranlı Gani Bey şeklinde kullanılmaktadır.
  • :B. ^,Ilir Ikonomi, Esad Paşa Toptani üzerine yazdığı monografi'de Gani Toptani'nin öldüğü gün 39 yaşında olduğunu söylemektedir. Bu aslında doğum yılını 1859 olarak belirler çünkü cinayet 21 Aralık 1898'de gerçekleşmiştir ve o yılın geri kalan 10 gününde doğmuş olması mümkün değildir. Bu da Gani Toptani'yi, onu Paşa'nın küçük kardeşi olarak tanımlayan bazı yazarların yazdığının ve inandığının aksine Essad Paşa'nın ağabeyi yapmaktadır. Ancak bu en akla yatkın teori gibi görünmektedir.
  • :C. ^ Xhiu i Fajes kelimenin tam anlamıyla Faja'lı Xhiu anlamına gelmektedir. Xhiu ilk adı Haxhinin hypocoristic biçimidir, Faja ise babasının adı Mustafanın. Bu isim kısaltma biçimi orta Arnavutluk'da argo dilinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Alıntılar değiştir

  1. ^ Vlora 2010, p. 604; Yaltirik 2020.
  2. ^ Vlora 2010, p. 604.
  3. ^ Hızlı 2020, pp. 3149–3150; Yaltirik 2020.
  4. ^ Fischer 2016, pp. 106–107.
  5. ^ a b c d e Hızlı 2020, pp. 3149–3150.
  6. ^ Ikonomi 2016, p. 7.
  7. ^ Hızlı 2020, pp. 3149–3150; Ikonomi 2016.
  8. ^ Ikonomi 2016, pp. 7–8; Frashëri 2004.
  9. ^ Uyar 2009, pp. 204–205; Ikonomi 2016.
  10. ^ Vlora 2010.
  11. ^ Gawrych 2006; Fischer 2016.
  12. ^ a b Ikonomi 2016, pp. 7–8.
  13. ^ a b Ikonomi 2016, pp. 7–8; Frashëri 2004, p. 303.
  14. ^ Ikonomi 2016, p. 7; Koçu 1974, pp. 5990–5991.
  15. ^ a b c 2016, s. 7.
  16. ^ Ikonomi 2016, pp. 7–8; Frashëri 2004, p. 303; Hızlı 2020, p. 3150.
  17. ^ a b Hızlı 2020, p. 3150.
  18. ^ Ikonomi 2016, p. 10; Frashëri 2004, p. 303.
  19. ^ Hızlı 2020, p. 3149; Koçu 1974, pp. 5990–5991; Herzl 1960, p. 1684.
  20. ^ a b c Hızlı 2020, p. 3149.
  21. ^ a b Çuluk, Sinan (2016), Osmanlı Sultanının Tek Adamlık Yolunda Gerçekleştirdiği İşbirlikleri Entrikalar ve Siyasi Manevralar, #Tarih Dergisi, 19 Ekim 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi, erişim tarihi: 12 Kasım 2022 
  22. ^ Herzl 1960, p. 1684; Koçu 1963, pp. 3395–3396; Koçu 1974, pp. 5990–5991; Ikonomi 2016, p. 8; Vllamasi 2020, p. 183; Frashëri 2004, p. 303.
  23. ^ Ikonomi 2016, p. 8; Vllamasi 2020, p. 183; Yaltirik 2020.
  24. ^ Ikonomi 2016.
  25. ^ Le Sémaphore 1899, p. 1; Hızlı 2020, p. 3152.
  26. ^ Ikonomi 2016, pp. 9–10; Frashëri 2004, p. 303.

Kaynakça değiştir

* "L'assassinat de Djavid bey". Le Sémaphore de Marseille (Fransızca). Marseille. 3 Kasım 1899. s. 1. 6 Nisan 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Mayıs 2022. 

Web sitesi kaynakları değiştir