Mevdud bin Altuntegin

Musul Atabegi

Mevdud bin Altuntegin, (Arapçaمودود بن ألتون تگين) Büyük Selçuklular’ın Musul valisi, Türk kumandan.

HayatıDüzenle

Büyük Selçuklu Sultanı Muhammed Tapar tarafından 1108 yılında Çavlı’nın yerine Musul valisi tayin edilmiştir. Bundan önceki hayatı hakkında bir kayır yoktur. Mevdud, valiliğinin ilk iki yılında şehirde ve bölgede düzeni sağlamakla meşgul olmuştur. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan, Emîr Çavlı Sakavu ve Hille Arap Emîri Seyfüddevle Sadaka b. Mansûr ile meselelerini halledip ülkede istikrarı sağlayan Muhammed Tapar, Aralık 1109'da Güneydoğu Anadolu, Suriye, Filistin bölgelerini işgal eden Haçlılar’a karşı sefere çıkacağını etraftaki hükümdarlara duyurdu. Bunun üzerine harekete geçen Mevdud, Sökmen el-Kutbî ile Cizre’de buluştu. Artuklu Beyi İlgazi Bey’in ve diğer kuvvetlerin kendisine katılmasından sonra Haçlılar’a karşı Urfa'ya yürüdü. Mayıs 1110'de Urfa’yı kuşatma altına aldı. Urfa Kontu II. Baudouin, Mevdud’un hareketinden haberdar olunca Kudüs Kralı I. Baudouin’i yardıma çağırdı. Kudüs kralı da Trablus Kontu Bertrand ile birlikte onun yardımına geldi. Çok sayıda Haçlı kuvvetinin yaklaştığını öğrenen Mevdud kuşatmayı kaldırarak Temmuz 1110'da Harran’a doğru geri çekildi.[1]

Urfa önüne gelen Kudüs kralı, Urfa kontu ile dargın olan Antakya Prensi Tancred’i yanına çağırıp onları barıştırdı ve Tancred 1500 kişilik atlı birliğiyle Haçlı kuvvetlerine katıldı. Haçlı cephesindeki bu birleşme üzerine Şam Atabegi Tuğtekin hemen Mevdud’un yardımına geldi. Birleşik Haçlı ordusu Mevdud’u takibe giriştiyse de Tuğtegin’in gelişiyle güçlenen Müslümanlar ile karşılaşmaktan vazgeçerek geri dönerek Samsat’a doğru çekildi. Ancak Mevdud Haçlılar’ın peşini bırakmadı, onları Fırat’ı geçerken bastırdı. Nehrin doğusunda kalanları kılıçtan geçirdiği gibi bütün ağırlıklarını ganimet olarak aldı. Daha sonra Urfa’yı kısa bir süre kuşattı ve ardından Harran üzerinden Musul’a döndü. Mevdud bu sefer sırasında Urfa’yı ele geçirememekle beraber Haçlılar’a ağır bir darbe indirmiş ve Urfa Kontluğu’nu sarsmıştır.[1]

Mevdud, Sultan Muhammed Tapar’ın emriyle 1111'de Urfa bölgesine ikinci seferini düzenledi. Müslüman ordusu Fırat’ı geçip 28 Temmuz 1111 günü Joselin'in lord olduğu Tilbaşar önünde kamp kurdu. Bu arada Halep Meliki Rıdvan bin Tutuş ile Şayzar Emiri Sultan İbn Ali, Mevdud’a haber gönderip müttefik Müslüman ordusunun kendilerine yardımda bulunmasını istediler. Bunun üzerine Mevdûd yirmi altı gün süren Tilbaşar kuşatmasını kaldırarak 22 Ağustos 1111 günü Halep’e doğru ilerledi, daha sonra güneye Şayzar’e indi. Kral I. Baudouin’in etrafında toplanan Haçlılar’la Müslümanlar arasında ciddi bir çatışma gerçekleşmedi. Mevdud sonbaharda Musul’a geri döndü.[1]

Mevdûd bir kere daha, fakat bu defa yalnız kendi kuvvetleriyle ve muhtemelen Urfa halkından bazıları ile anlaşmış olarak ani bir darbeyle şehri ele geçirmek üzere Mayıs 1112'de şehrin önüne geldi. Yerli halktan yirmi kadar Ermeni ile anlaştıktan sonra kuşatmayı kaldırdığı izlenimini verip oradan uzaklaştı. Bu arada Ermenilerin şehri teslim edeceğini haber alan Tilbaşar lordu Joselin hemen Urfa’ya geldi. Ancak o geldiğinde doğu tarafında bulunan surlardaki en yüksek kule Mevdud’un adamlarının eline geçmişti. Baudouin ve Joselin askerleriyle surlara henüz çıkabilmiş olan çok az sayıdaki Müslüman askerin üzerine saldırdılar; şiddetli bir çarpışma neticesinde Müslümanların şehri ele geçirmesini önlediler. Bu olayın ardından Baudouin ihanete adı karışan pek çok kişiyi öldürttü. Mevdud, Ermenilerin sindirilmesinden sonra kuşatmayı kaldırıp Temmuz 1112'de Musul’a döndü.[1]

Mevdud, Tuğtegin’in yardım isteği üzerine ordusuyla birlikte güneye doğru Kudüs Krallığı’na karşı sefere çıktı. Tuğtegin, Mevdud’un ordusu ile buluşmak üzere Haziran 1113'de Şam'dan hareket etti. Bütün Müslüman kuvvetleri Selemiye’de birleşti. Civardan katılan askerlerle birlikte Bânyâs üzerinden güneye ilerleyen Mevdud, Kûhvâne’de kamp kurdu. Öte yandan Joselin ve Antakya Prensliği naibi Ruggero di Salerno ile Mevdud’un ordusu henüz güneye ulaşmadan Şam bölgesine akınlar yapmayı sürdüren Kral Baudouin, daha sonra Mevdud’la savaşa hazırlanmak maksadıyla El-Sinabra Köprüsü’nün batısında mevzilendi. Mevdud’un askerlerinden bir kısmı yiyecek bulmak üzere kamptan uzaklaştığında köprünün diğer tarafında Haçlıların savaşa hazırlanmakta olduğunu gördü. 28 Haziran 1113 günü birbirinden habersiz iki taraf beklenmedik bir şekilde muharebeye başladılar. Türkler, Haçlı ordusunu bozup 2000 kişiyi öldürerek önemli bir zafer kazandılar. Kudüs Kralı Baudouin de bu arada esir düştü, ancak tanınmadığı için kaçıp kurtuldu. Antakya Prinkepsi Ruggero ve Trablus Kontu Pons’un birlikleri her şey olup bittikten sonra savaş alanına ulaştılar. Tiberya yakınında kamp kuran bu yeni kuvvetler ertesi gün Türk birliklerinin yaklaşması üzerine dağlara çekilip kendilerini savunmaya çalıştılar. Türkler bunları takip etmek istedilerse de atlı ve yaya kuvvetlerinin dağlık arazide savaşmasının güç olduğunu görerek bundan vazgeçtiler.[1]

Suriye’de kalıp hem düşmanın hareketlerini izlemeye hem de Sultan Muhammed Tapar’dan gelecek yeni emirleri buradan uygulamaya karar veren Mevdud, Tuğtegin ile birlikte 5 Eylül 1113 günü Şam'a döndü. Mevdud’un düzenlediği seferler siyasi bakımdan olduğu kadar ekonomik açıdan da Haçlılar üzerinde yıkıcı etkiler yapmıştır. Şam Emevî Camii'nde bir bâtınî tarafından 2 Ekim 1113 günü öldürülmüştür. Mevdud’un yerine Aksungur el-Porsuki valisi atanmıştır.[1]

KaynakçaDüzenle

Özel
  1. ^ a b c d e f Demirkent 2004, ss. 427-429.
Genel