Ana menüyü aç
Jan van Eyck'in meşhur çifte portresi, 1434 tarihli Arnolfini'nin Evlenmesi. Burjuvazinin evlilik modelini sembollerle anlatır. Adam dış dünyaya bakan pencerede, kadın iç dünyayı temsil eden yatak yakınında, köpek sadakati temsilen aralarında, aynada iki şahit, biri ressam, duvarda ressamın evlilik şahit notu ve başka bir sürü zenginlik, refah, dindarlık, umut, saygı, çalışkanlık, vs. işareti.

Evlilik, iki kişinin aile kurmak üzere kanunların uygun gördüğü şekilde, ruhen ve bedenen bir ömür boyu sürecek şekilde bir araya gelmesidir. Ülke kanunları belli kısıtlamalarla eşlere birbirleri üzerinde cinsiyet monopolü, birbirinin emeği / geliri / mal varlığı üzerinde sahiplik, birbirinin çocukları üzerinde velayet gibi haklar ve sorumluluklar verir.

Değişik toplumlar iki kişinin evlenme öncesi evlenebilmeleri için şartlar koşmuş, evlendikten sonraki hayatları için de başka çeşitli kurallar koymuşlardır. Bu şartlar ve kurallar zaman içinde de değişikliklere uğrasalar da genel olarak cinsiyetleri, ait oldukları toplumsal gruplar, sağlık ve kısırlık durumu, akrabalık derecesi, ayrı / ortak mülkiyet, birbirlerini ve ortak çocuklarını temsil edebilme, onların sorumluluklarına ortaklık, soyadı, miras, sadakat (-sizlik), ayrılma, boşanma, nafaka, çocukların veya eşin söz konusu olduğu hukuki davalar veya toplumsal meselelerde karar verme veya şahitlik etme/etmeme yetkisi/hakkı gibi konuları içerir.

Örneğin günümüzde bir çok ülkede hemcins bireyler eşcinsel evlilik yapabilir; Buna karşılık aynı bu ülkelerde belli bir süre önce, eşcinsellik çok ağır cezalara layık görülürdü. Bazı ülkelerde ise halen eşcinsellik yasaktır. Pek çok toplum, kişinin aynı anda birkaç eşle birden evlendiği çok eşliliğe izin vermemektedir. Yakın akrabalık sınırı Orta Çağ Hristiyanları için Latin hesabıyla 6 derece, alman hesabıyla 3 derece idi; Bugünlerde akrabalık sınırlamaları en azlara yakındır. Eskiden dinler veya etnik gruplar arası evlilikler yasak olabiliyordu.

Toplumlar arasında evlilikle ilgili derin farklar bazı gurbetçilerin oralı bir eş yerine memleketten, belki hiç tanımadığı, ama kendi evlilik anlayışına uyan bir "mektuplu gelin" ile evlenmeyi seçmelerine bile sebep olabilmiştir.

Evlilik olağan olarak, ailenin çoğalmasının temelini oluşturur. Yani, evli çiftin çocuk yaparak onları yetiştirmeleri beklenir. Nitekim, insan topluluklarının çoğunda, evlenme vardır ve dünyaya çocuk getirilmesi, bunların korunması, eğitilmesi, düzgün bir hayat için donandırılması gibi uzun soluklu amaçları gerçekleştirmek için eşlerin bir araya gelmesi, bunun gereği olan sorumlulukları toplum gözetiminde üstlenmesi olarak kabul edilir. Bununla beraber, bazı evlenmelerin böyle bir amacı bulunmadığı da bir gerçektir, örneğin geç yaşta yapılan evlilikler, eşcinsel evlilikler, veya ölüm halindeyken yapılan evlenmeler gibi.

Medeni hukuk ve tarihte evlenme akdinin amacı, müstakbel eşlerin birbirlerine yaptıkları karşılıklı taahhütlere, ve toplumun koyduğu kuralların muhasebesi ve kontrolüne resmi bir nitelik kazandırmak ve bu işlemler için gerekli kayıttır. Bazı ülkelerde ispatlanmış uzun süre birliktelik özellikle ortak çocuk varsa birçok konuda evlilik akdi ile eşdeğerli sayılabilmektedir.

İçindekiler

TarihçeDüzenle

 
William Hogarth'ın Evlilik Modası resim serisinin parçası, 1745 tarihli Evlilik Akdi tablosu. Bir İngiliz yüksek sınıf evliliğini hicveder. Zengin bir eş, ve onun getireceklerinin en önemli konu olması bu evliliklerin özeti denilebilirdi.

10. yüzyıla kadar Roma'da evlenme işlerinde yasama ve yargılama yetkileri devlete aitti. Bununla birlikte, Hristiyan Kilisesi, kuruluşundan itibaren, kendi mensuplarının evlenmelerinde uyulması gerekli bazı özel emirler ve yasaklar getirmişti; bunlara karşı gelen dini cezalara çarptırılır, en önemlisi de aforoz edilirdi. Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkılışından sonra siyasi otoritesinin ortadan kalkması, Kilise'nin bu yasama ve yargılama yetkilerini yavaş yavaş benimsemesine yol açtı. 10. yüzyıldan itibaren birçok Avrupa krallığı Şarlman'ı örnek alarak Kilise-Devlet ikilisinin yan yana simbiyoz gelişmesini tercih etmiş ve kayıtları zaten her yerde bulunan ve zaten eğitimli Kilise rahipleri tutmuştur. Kilise'nin özellikle akraba evliliğine aşırı dini kısıtlamalar koyması sebebiyle bölünerek miras kalan küçük tarlaların genellikle Kilise'ye hibe edilmesi Kilise'nin aşırı zenginleşmesine sebep olmuş, bu da devleti rahatsız etmeye başlamıştı. Kilise reformu ertesi yeniden güçlenen krallıklar, mülk işinde olduğu gibi evlenme konusunda da Kilise'nin yetkilerini kısıtladı. Bu süreç Batı'da 16. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar sürdü. Günümüzde de din ve devlet işlerinin genelde birbirinden ayrılması ile evlenme töreninin hala Kilise'de yapılması revaçta olsa bile, akitlerinin belediyelere bırakılmasıyla son buldu.

 
Fjordda gelinalma kayığı

Evlenmenin hukuki ve dini esasları zamanla çok değişmiştir: kan akrabalığıyla ilgili yasaklar her yerde geçerli olmadığı gibi bazı halkların egzogamik (aile veya kabile dışından evlenme) kanunları son derece karmaşıktır; bir kural haline gelen tek kişiyle evliliğin, çok kişiyle evliliği ortadan kaldırması uzun sürdü. Bazı toplumlarda nişanlı, karısını, ailesinden başlık parası ile ister, bazı yerlerde ise kocaya bir hediye veya drahoma verilir. Nişanlı, damat olarak kabulünden önce müstakbel kayınbaba ve kayınvalidesinin evinde bir süre hizmet etmek zorunda kalabilir. Çoğu yerde evlenme ilk çocuk doğmadıkça geçerli olmaz.[kaynak belirtilmeli]

KavramlarDüzenle

Evliliğin çok temel ve evrensel bir toplumsal oluşum olması, her yönünün her dilde farkındalılık ve dikkat konusu olmasını ve adlarının konulmasını getirmiştir. Aşağıdaki liste evlilik ve aile olmakla ilgili sözcük ve kavramlardan bazılarını içerir.

Konu Kavram Kısa açıklama
Durumu Bekar Evlilik öncesi durumda olan
Evli Eşi olan
Ayrılmış / Boşanmış Evliliği sonlandırılmış olan
Dul Evliliği ölüm dolayısı ile bitmiş olan
Akrabalığı Anne Yumurtası döllenip cenin olan, mitokondrisi miras kalan
Baba Anneyi dölleyen, Y-kromozomu miras kalan
Ebeveyn Hukuki anne veya baba
Evlat Annesi veya babası olunan
Torun Annesi veya babasının annesi veya babası olunan
Taşıyıcı anne Kendi genlerini taşımayan bebeği doğuran
Süt Anne Kendi genlerini taşımayan bebeği emziren
Analık Çocuğu annesiymiş gibi yetiştiren
Öz Anne ve babalarının ikisi de aynı olanlar
Üvey Anne ve babalarının sadece biri aynı olanlar
Kayın Anne ve baba ilişkisi evlilikle edinilmiş olanlar
Kardeş Anne, baba veya ikisi birden ortak olan
Ağabey / Abi / Birader Anne, baba veya ikisi birden ortak olan erkek
Bacı / Abla Anne, baba veya ikisi birden ortak olan kız
Amca Baba ile annesi, babası veya ikisi birden ortak olan erkek
Dayı Anne ile annesi, babası veya ikisi birden ortak olan erkek
Hala Baba ile annesi, babası veya ikisi birden ortak olan kadın
Teyze Anne ile annesi, babası veya ikisi birden ortak olan kadın
Baldız Eşi olan kadının kız kardeşi
Enişte kız kardeşin eşi olan erkek
Görümce Eşi olan erkeğin kız kardeşi
Yenge Erkek kardeşin eşi olan kadın
Kayın (birader) Eşi olan kişinin erkek kardeşi
Damat Kız evladın kocası
Kuzen Amca, dayı, teyze veya halanın evladı
Gelin Erkek evladın karısı
Evlatlık Aile dışından evlat edinilmiş çocuk
Besleme Aile dışından ev halkına dahil edilmiş çocuk
. .
Tipleri Monogami : Tek eşlilik Ömür boyu
Sıralı : Peş peşe tek (toplamda çok) eşlilik
Poligami : Çok eşlilik Poliandri : Çok kocalılık
Policini : Çok karılılık
Grup evlilik : Grup içinde herkesin birbiriyle evli varsayıldığı durum
Eşcinsel Kendi cinsinden biri ile evlilik
Geçici Belli bir süre evli kalmak amaçlı beraberlik
Roller Gelin Evlenen (ve kocasının evine taşınan) kadın
Güveyi Evlenen erkek
İç Güveyisi Evlenip karısının evine taşınan erkek
Şahit Evlilik akdini görüp onaylayan
Sağdıç Evlilik töreninde erkek tarafından rolü yörelere göre değişen erkek kişi
Evreleri Arkadaş/Takılma/Çıkma Evlilik henüz sös konusu olmadan beraberlik
Söz /Sözlü Evlenme ufukta
Nişan /Nişanlı Evlenmeye hazırlanırken
Nikah / Evli Evlenme anlaşması ve sonrası
Kına .
Düğün .
Balayı .
Gebelik .
Doğum .
Lohusalık Bebeğiyle doğum ertesi ilk günleri yaşayan anne
Kırkı çıkmış Bebeğiyle doğum ertesi 7 haftalık veya 40 günlük ilk özel dönemi bitirmiş olan anne
Bebekli .
Çocuklu .
Ergen evlatlı .
Yetişkin evlatlı .
Kayınlık Evlat everip kaynana, kaynata rolü üstlenenler
Torun torba sahibi Evini evlatları, onların eşleri ve çocukları ile paylaşanlar
Boş yuva Çocuklar kendi evlerine çıkınca yalnız kalan çift
Dul Eşinin ölümü dolayısıyla tek kalmış olan
Kural dışı Gayri meşru Nikahsız birliktelik, nikahsız çocuk doğurma durumu
Çocuk evliliği Genellikle sadece gelinin evlilikte yaşının çok küçük olması
Kaçırma /alıkoyma Zorla evliliğe, uzun birlikteliğe zorlama
Beşik kertme Evlilikleri doğumda kararlaştırılmış kız ve oğlan çocuk
Hayat kadını Para karşılığı birlikte olunan kadın
Jigolo Para karşılığı birlikte olunan erkek
. .
. .
. . .
. .

Türk topluluklarında evlilikDüzenle

Türk topluluklarında boyların, obaların, yaşama kurallarına, ahlâk anlayışlarına, gelenek ve göreneklerine ve yaşanan ortamın kültür durumuna göre az çok değişen evlenme törenleri vardı. Bu törenler, yapı ve nitelikleri bakımından ilden ile, bazen köyden köye göre de değişiklik gösterebilir. Eski çağlardan kalma gelenek ve inançlar farklı tutumlarla bu törenlerde yaşar. Bu yüzden, Türk evlenme törenlerini tek bir ölçüye göre açıklamak yeterli sayılmamalıdır.

Karadeniz, Doğu Anadolu, Ege bölgeleri, Güney Anadolu ve Rumeli yörelerinde değişik şekilde evlenme törenleri yapılır. Evlenmeyi sağlayacak ön işlemler de birbirine benzemez. Birbirine benzeyen tek nokta evlenen kimselerin belli törenlerden sonra ayrı ev kurmaları, belli kurallara uyarak yuvalarını sürdürmeleridir.

Orta Asya Türklerinde, bilinen en eski evlenmeler, toplumun bağlı olduğu din inançlarına göre yapılırdı. Boyun, obanın dini önderi olan kam veya şaman, evlilik kurumunun gerçekleşmesinde en önemli görevi yerine getirir: evlenmeye kararlı çiftleri törenle birleştirir, bölgenin durumuna göre ev veya çadır sahibi yapardı.

Evlilik töreni öncesiDüzenle

 
Özel olarak çiçeklerle süslenmiş gelin arabası.
 
Gelin ve damat, faytonla yolculuk esnasında.

Oğlunu evlendirmek isteyen analar en yakın ve samimi dostları arasından iki kadın seçerek üç kişilik bir görücü topluluğu halinde, önceden tanıdığı veya adını duyduğu kızın evine gider, görülen kız beğenilirse durum birkaç gün içinde ailesine bildirilir. Karşılıklı bir anlaşmaya varılırsa kız, ailesinden istenir. Kız tarafı "evet" derse o akşam erkek evinde bir horoz kesilir, suyundan pilav yapılır, ailenin en yakın ileri gelenleri yemeğe çağrılır. Bu gelenek bazı Anadolu ailelerinde, özellikle Harput yörelerinde bugün de vardır. Taraflar anlaşıp söz kesildikten sonra evlilik başlangıcının ikinci dönemi olan nişan töreni yapılır. Bazı Anadolu köylerinde nişan töreninden önce erkek tarafının kızın babasına ödeyeceği para miktarı üstünde anlaşmaya varılır. Buna "ata yolluğu" denir. Daha sonra kızın oğlana, oğlanın kıza vereceği eşya, yakınlarca gösterilir.

Anadolu'nun bazı yerlerinde nişandan sonra gelen ilk gün kız evinde bütün davetlilere şerbet sunulur. Önceden iki tarafın kararlaştırdığı bir gün, nikâhtan önce kız evinde toplanan iki taraf kadınları kızın eline kına yakarlar. Bu işler, bazı çevrelerde nikâhtan önce, bazılarında nikâhtan sonra ve gerdekten biraz önce görülür.

Eski Türk evlenme törenlerinde nikâh ile gerden aynı gün yapılırdı. Bugün, eski geleneklerini sürdüren birçok Anadolu köyünde durum aynıdır. Gelin, kınalanıp gerekli süslemeler yapıldıktan sonra güvey ve yakınlarınca düzenlenen bir törenle erkek evine götürülür. Çevrenin geleneklerine, ahlâk anlayışına, yaşama imkânlarına ve arazinin coğrafi durumuna göre gelin özel olarak süslenmiş, renkli kumaş ve boncuklarla donatılmış ata, arabaya veya faytona bindirilir. Ata bindirilmişse atın yanı sıra iki yancı yer alır, atın yularını bir seyis tutar, arkasında konuklar sıralanır. Kız, baba evinden ayrılırken dualar okunur, başta ana-baba ve yakınlar olmak üzere hepsiyle vedalaşır, bazen kurban kesilir, gelin son defa olmak üzere evinin her tarafını dolaşır. Gelin alayı, kadınlı erkekli birlikler halinde güvey evine doğru yola çıkınca çalgılar çalınır, oyunlar oynanır.

Evlilik törenleriDüzenle

 
Evlilik töreninde gelin ve damadın birlikte kestikleri düğün pastası.

Evlenmelerde alışılagelen kurala göre biri kız, biri oğlan evinde olmak üzere iki düğün yapılır. İlk düğünü kız tarafı, ikinci düğünü erkek tarafı yapar. Kına gecesi gibi yalnız kadınlar arasında yapılan törenlere erkekler, erkekler arasında yapılan törenlere de kadınlar katılmaz. Gelin, duvağa girdikten sonra düğün töreninin yapıldığı yere getirilince ortaya alınır. Başına, varlıklı kimseler para, yoksullar darı veya buğday serperler. Darısı başına deyimi bu töreyle ilgilidir. Tören bitip de gelin ile güvey başbaşa kalınca gelin yüzünü açmaz, güveyden hediye ister, bunun üzerine güvey, geline para veya altın verir. Kayınvalide ve kayınbaba ilk el öpüşte bağışta bulunurlar.

Evlenme törenlerinde her bölgenin geleneksel oyunları olan halay, horon, tamzara, bar, zeybek adı verilen mahalli oyunlar oynanır, kemençe, davul, zurna, tulum, tef, çalpara gibi çalgılar çalınır. Düğüne katılanlara yemek çıkarılır. Törenler yapılırken kızın yakın komşuları, tanıdıkları, arkadaşları, akrabası kendisine ev için gerekli hediyeler sunarlar. Gelin, gerdekten bir gün önce ve bir gün sonra bölgenin inançlarına göre kadınlar arasında yapılan özel bir törenle hamama götürülür. Gelin, evliliği başladığı ilk günden yedinci güne kadar ana, baba ve aile büyüklerine görünmez, yedinci günü eşi ve eşinin birkaç yakınıyla baba evine gider.

Evlenme törenleri ve gerdeğin cuma akşamları yapılması bir gelenek halini aldığı için, gelinin baba evini ilk ziyareti de perşembeye tesadüf eder. Gelin, gerdekten çıkıp konu komşuyla görüşmeye başlayınca kundakta bulunan tanıdık çocuklarının en küçüğü kucağına konur ve hayır dualar edilir.