Diyarbakır Cezaevi

Diyarbakır Cezaevi ya da Diyarbakır Askeri Cezaevi, Diyarbakır'da kurulan cezaevi. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinden sonra yaşanan işkenceler ile ön plana çıktı.[1] The Times gazetesine göre "Dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi" arasında yer almaktadır.[2] 1981 ve 1984 yılları arasında cezaevinde 34 kişi hayatını kaybetti ve onlarca kişi sakat kaldı.[3] Cezaevi hakkında belgeseller çekildi ve kitaplar yazıldı. Günümüzde ise okul olması plânlanmaktadır.[3][4]

1980 yılında E tipi olarak Adalet Bakanlığı tarafından yaptırıldı, 12 Eylül sonrası askeri yönetime devredilerek Sıkıyönetim Askeri Cezaevi olarak kullanıldı. 9 Mayıs 1988 tarihinde Adalet Bakanlığına devredildi.[5] E Tipi Cezaevi yaklaşık, 600 kapasiteli ancak doluluk oranı zaman zaman 900’e kadar yükselebilmekte; politik tutuklu ve hükümlüler kaldığı D Tipi Cezaevi’nde ise kapasite 700-750 arasıdır.[6]

İşkence olaylarıDüzenle

1981-1989 yılları arasında işkenceye maruz kalan 34 kişi öldü, yüzlerce kişi sakat kaldı. Bu kişilerden 25'i aldığı ağır darbeler sonucu, 5'i açlık direnişi sonucu yaşamını yitirdi. Tutuklulardan 5'inin kendini asarak, 4'ünün kendini yakarak intihar ettiği cezaevindeki işkenceci görevlilerden hiçbiri ceza almadı.[7][8]

Esat Oktay Yıldıran Kıbrıs Savaşı sonrası Diyarbakır Cezaevi'ne bizzat Kenan Evren tarafından yollandı ve iç güvenlik komutanı olarak görev yaptı. Görev süresi boyunca işkence yaptığı iddia edilir ;

Hapishanede o yıllarda kalmış olan 32 kadın şöyle demiştir;

  • "Elektrik dahil bütün işkence yöntemlerini yaşadık ama en ağırı cinsel işkenceydi."
  • "Tecavüz ettikleri kadınları kanlı etekleriyle koğuş koğuş dolaştırdılar."
  • "Etekleri başlarımıza geçiriyor, altımızın çıplak olmasını sağlıyor, 'gez' diyorlardı."
  • "Banyodan çıkıp bornozla karşımıza gelip ve bize baka baka mastürbasyon yaptılar."
  • "En büyük işkence başka kadınların çığlıklarını dinlemekti."
  • "11 yaşında ikiz oğulları olan arkadaşımızın, oğullarına işkence yapıp sesini ona dinletmişlerdi."
  • "Lağım sularının içine zorla kadınları soktular."
  • "Çocuğum görüşe geliyor ama bana yapılan davranışlardan dolayı benden korkuyor o hiç sevmediğimiz gardiyanlara sarılıyordu. Çıktıktan sonra da bir süre kızım bana anne demedi."
  • "Serbest bırakıldım ve eve gittim. Beni yıllarca görmeyen annemin bana ilk dediği şey, 'Bunca yıl neredeydin?' olup, kızlık muayenesine götürmek istediğini söyledi."

Osman Karavil (Diyarbakır doğumlu): Koridorda sıra dayağından geçirildikten sonra hücrelere dağıtıldık. Tek kişilik bu yere yedi kişi sığdırıldık. Askerler göründü, 'ellerinizi uzatın' dediler. Hücrenin, kapı ve penceresinden ellerimizi uzattık. Yoruluncaya kadar dövüp gittiler. Bu dayaklar, tahminen her yarım saatte bir tekrarlandı. Sonra hücre dayağı düzenine geçildi. günde üç fasıl, sabah, öğlen, akşam...

Mehmet Emin Kardeş (Mardin doğumlu): Dövüyorlar, muhakkak dövdüğü kişinin bir tarafını da kırıyorlardı. "Ne oldu sana ?" diyorlar, "Ranzadan düştüm komutanım" diyorduk. Herkese avuç avuç dışkı yediriyorlardı, bu çok sıradandı. 23'üncü koğuş'ta Y.A. adında bir arkadaşımız vardı. Herkesin gözü önünde ona cop soktular. Cop sokma, dışkı yedirme çok adettendi.

Paşa Akdoğan (Diyarbakır doğumlu): Tıraş kremini, kalın çizgiler şeklinde yüzümüze sürdüler, sonra upuzun ince bir ip getirerek, "tren yapacağız" dediler. Herkesin kamışına ip bağladıktan sonra "koş" dediler. Koşuyoruz ama en ufak bir şekilde geride kalmak herkesi gerdiriyordu ve aynı zamanda hep birlikte oturup hep birlikte kalkmak zorundaydık. Bir süre o şekilde koşturup yat-kalk yaptırdılar. Sonra alt hücrelere indirdiler. Banyo dedikleri de lağımdı. Köpeği öyle alıştırmışlardı ki, tekmil vermediğin zaman saldırırdı. Üzerimizdeki elbiseleri parçalardı ve hiçbir şekilde ona karşı bir şey yapamazdık.

Ahmet Türk, Celal Paydaş, Mustafa Çakmak, Orhan Miroğlu, Selim Çürükkaya, Şükrü Gülmüş, Nurettin Yılmaz ve Gültan Kışanak gibi milletvekillerinin de bu konuda tanıklıkları vardır.

EtkileriDüzenle

PKKDüzenle

«  Ben siyasi biri değilim. Bu konularda birikimim yok. Ama 12 Eylül, Kürt sorununa herkesin dikkatini çekti, bu sorunu dünyaya duyurdu. Cezaevindeki vahşet olmasaydı, Kürt meselesi bu ülkede bu kadar erken açığa çıkmazdı. Diyarbakır Cezaevi'ndeki insanları birer militan haline getirdiler. Bunların %80'den fazlası dağa çıktı. İnsanın oradaki vahşeti gördükten sonra normal yaşama dönmesi çok zordu. "PKK hareketi 1984'te patladı" derler ya, bu tarih, Diyarbakır Cezaevi'nden ana tahliyelerin olduğu tarihtir.[9] »
«  Hapisaneden çıktığımda eğer genç olsaydım, 5 No'lu'ya tekrar haksız yere girmemek için dağa çıkardım.[10] »
(Felat Cemiloğlu)

1980 ve 1983 yılları arasında gerçekleşen işkence ve öldürme olayları, Güneydoğu bölgesindeki kürtçülüğün temelinin atılmasında rol oynadı.[11][12] Diyarbakır Cezaevi'nden çıkanlardan büyük çoğunluğu, dağa çıktı[13][14] ve PKK'nın ana gövdesini oluşturdu[15] ve büyümesini sağladı.[16]

SanatDüzenle

38 Belgeseli ile tanınan Çayan Demirel, "tarihle yüzleşmek" için, cezaevi hakkında Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi Belgeseli adında bir belgesel çekti.[17] Süresi 90 dakika olan belgeselin oluşması için yüze yakın tanıkla görüşüldü ve elliye yakın röportajlardan kesitler kullanıldı.[17]

Diyarbakır Cezaevi ile ilgili onlarca kitap yazılırken, bir de o dönemi kara kalemle anlatan Zülfikar Tak'ın resim sergisi ile anlatıldı.[18] 33 adet resimden olusan sergi, 1989 yılında bir ayda çizildi ve resimler, Karşı Sanat'ta sergilendi. Tak, ayrıca Diyarbakır Cezaevi'nde İşkence Çeşitleri adını verdiği bir karikatür kitabı çıkardı.[19] Tak'ın çıkardığı kitap daha önce Avrupa'da Almanca ve İngilizce yayımlandı. Her iki dili konuşan insanların anlayabilmesi için Türkiye'deki baskıda Türkçe ve Kürtçe açıklamalara da yer vererek, cezaevindeki tüm işkenceleri tasvir etti.[19]

Ayrıca bakınızDüzenle

KaynakçaDüzenle

  1. ^ Korkmaz, Atilla & Kaçar, Hüseyin (22 Ağustos 2009). "Diyarbakır Cezaevi işkencenin üssüydü". Sabah. 25 Kasım 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  2. ^ Hines, Nico (28 Nisan 2008). "The ten most notorious jails in the world". The Times. 5 Ağustos 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  3. ^ a b "Açılımda ilk adım: Diyarbakır Cezaevi taşınıyor". cnnturk.com. 8 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  4. ^ "Diyarbakır Cezaevi taşınıyor". Hürriyet. 11 Mayıs 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  5. ^ "Diyarbakır Cezaevi Raporu" (PDF). TBMM İnsan Hakları Komisyonu. 20 Mayıs 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  6. ^ Arısüt, Mustafa (24 Haziran 2009). "Cezaevleri Dosyası: Diyarbakır -2-". Taraf. 1 Ocak 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  7. ^ Mavioğlu, Ertuğrul (10 Kasım 2003). "Bir zamanlar bir cezaevinde..." Radikal. 8 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mayıs 2009. 
  8. ^ Pamir, Balçiçek (18 Mayıs 2009). ""Bir daha dünyaya gelsem Kürt olmak istemem"". Habertürk. 13 Şubat 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mayıs 2009. 
  9. ^ Üç yılını 'cehennem'de geçirdi "Üç yılını 'cehennem'de geçirdi" |url= değerini kontrol edin (yardım). Radikal.com. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  10. ^ Cemal, Hasan "Kürtler" Doğan Kitap, s. 25
  11. ^ H.Gordon, Philip & Taşpınar, Ömer. Türkiye'yi Kazanmak. Timaş Yay. ss. sayfa 42. ISBN 9752639313. 
  12. ^ Hür, Ayşe (20 Haziran 2010). "Bir kez daha 'Kürt Meselesi'". Taraf. 6 Ağustos 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Haziran 2010. 
  13. ^ Tan, Altan. Kürt Sorunu. Timaş Yay. ss. sayfa 399. ISBN 9752638848. 
  14. ^ Tan, Altan, A.g.e., sayfa 560
  15. ^ Çiçek, Nevzat (22 Ağustos 2009). "Yıldıran'ın işkenceleri PKK'nın temelini attı". Sabah. 19 Kasım 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  16. ^ Tan, Altan, A.g.e., sayfa 252
  17. ^ a b "Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananlar". Günlük. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  18. ^ İlbeyoğlu, Nihat. "Diyarbakır Zindanından Çizgiler". 2 Aralık 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  19. ^ a b Yaşar, Hatice (11 Kasım 2003). "Çizgilerle işkence". Radikal. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009.