Dayanışma

Dayanışma, solidarizm veya solidarite; sınıf çatışmasını reddeden ve bir topluluğu oluşturan gruplar veya sınıflar arasında psikolojik bir birlik duygusu yaratan duygu, düşünce ve ortak çıkarlarla birbirlerine karşılıklı olarak bağlanmasıdır.[1][2][3] Toplum içindeki sosyal ilişkilerden yararlanarak insanların birbirlerine bağlı olduğunu savunur. Terim sosyal bilimlerde, özellikle sosyolojide ve psikolojide yaygın olarak kullanılır.[4]

Dayanışmanın ortaya çıkış biçimleri toplumdan topluma değişiklik gösterir. İlkel toplumlarda kan bağı ve akrabalık ilişkileri üzerine kurulu iken, daha gelişmiş ve karmaşık toplumlarda sosyal dayanışmanın birçok değişik kaynağı olabilir.[2] Kolektivizmden farklı olarak dayanışma, bireyleri reddetmez ve bireyleri toplumun temeli olarak görür.[5]

Sosyolojide kullanımıDüzenle

Durkeim'a göre dayanışmaDüzenle

Emile Durkeim'e göre iş bölümü bir toplum içinde düzenlemeyi ve istikrarı sağlayan bir işleve sahiptir. İş bölümünün gerçek işlevi iki ya da daha fazla kişi arasında bir dayanışma duygusu yaratmaktır ve görevler ve sorumluluklarda bir uzmanlaşma gerektirdiği için maddi nitelikte bir toplumsal olgudur.[6]

Dayanışma toplumsal dayanışmanın biçimi toplumların özelliklerine göre değişir. Durkheim, toplumsal dayanışmanın gelişmemiş toplumlarda "mekanik dayanışma", gelişmiş toplumlarda ise "organik dayanışma" şeklinde ortaya çıktığını belirtir.

Mekanik Dayanışmacı ToplumDüzenle

İş bölümünün oldukça sınırlı ve farklılaşmanın fazla olmadığı geleneksel ve sanayi öncesi toplumlarda görülür. Bu tür toplumlarda bireyler birbirlerinden çok farklılaşmamışlardır. Aynı değerlere sahip oldukları, aynı duyguları paylaştıkları, aynı kutsal inancı paylaştıkları için toplumsal yapıları kendi içinde tutarlıdır. Bireyler benzer etkinliklerde bulundukları için bireysel eylem kendiliğinden kolektif kimliğe dönüşür. Bu toplumlarda kolektif bilinç egemendir. Bu kolektif bilinç Durkheim'e göre o toplumda yaşayanların ortak inanç ve duygularına karşılık gelir ve toplumun ahlaki bir temelde kavranmasını sağlar. Bu kolektif bilincin içeriğini önemli ölçüde dinsel fikirler oluşturur.[6]

Durkheim'a göre mekanik dayanışmaya dayalı toplumlarda cezalandırıcı hukuk uygulanır. Herkesin kabul ettiği ortak değer sistemine karşı yapılan bir davranış, ortak ahlaka karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilip şiddetle cezalandırılır. Örneğin Tanrıya veya tanrılara karşı yapılan bir saygısızlık kişinin dilinin kesilmesi ile cezalandırılır.[6]

Organik Dayanışmacı ToplumDüzenle

Durkheim'e göre işbölümünün ve farklılaşmanın gelişmiş olduğu modern toplumlarda organik dayanışma ortaya çıkar. Bu toplumların sanayisi gelişmiştir ve nüfusları da yüksektir. Geleneksel toplumlardaki benzerliğe dayalı dayanışmanın yerini, farklılaşmaya dayanan organik dayanışma alır. Bireyler benzer değildir ve farklı oldukları için bir konsensüs oluşturmak zorunda kalırlar. Geleneksel bir toplumda bir aile kendi kendine yetebilirken, modern bir toplumda varlığını sürdürebilmek için fırınca, kasap, öğretmen, doktor, polis vb. birçok uzmanlaşmış hizmete ihtiyaç duyar. Bu yüzden de toplumun bütünlüğü insanların uzmanlaşması ve diğer uzmanlık hizmetlerine ihtiyaç duymaları ile sağlanır.[6]

Durkheim'e göre bu toplumlarda kolektif bilinç geleneksel toplumlardaki önemini sürdüremez. Bireyler kolektif bilincin kıskacından kurtulur ve bireyselliğini ve kişiliğini daha rahat ortaya koyar. Modern toplumlarda insanlar daha çok bir araya gelir, ama bunun nedeni kolektif bilinç değil, birbirlerine duydukları ihtiyaçlarıdır.[6]

Organik dayanışmanın olduğu toplumlarda hukuk da değişir ve onarıcı ve iade edici hukuk gelişir. Bu toplumlarda ortak değerlere karşı işlenen suçlar şiddetle cezalandırılmaz. Kişinin verdiği zararı karşılaması, yani tazmin etmesi istenir. Organik dayanışmalı toplumlarda ortak ahlaki değerler sınırlı olduğu için işlenen suça toplumdan duygusal bir tepki vermesi beklenmez. İşlenen suça karşı hukuk uygulanmasından tüm toplum değil, mahkemeler, güvenlik güçleri ve iade edici kurumlar sorumludur. Toplumdaki artan uzmanlaşma ile tutarlı şekilde toplumsal hukuk da uzmanlaşır.[6]

Atatürk'e göre dayanışmaDüzenle

Dayanışmacılık, Atatürk İlkelerine "halkçılık" olarak geçmiştir. Mustafa Kemal tarafından kurulan Cumhuriyet Halk Partisi'nin programında halkçılık şu şekilde tanımlanmıştır: "Bizim için insanlar yasa önünde tamamen eşit muamele görmek zorundadır. Sınıf, aile, fert arasında bir ayrım yapılamaz. Biz, Türkiye halkını çeşitli sınıflardan oluşan bir bütün olarak değil, sosyal yaşamın gereksinimlerine göre çeşitli mesleklere sahip olan bir toplum olarak görmekteyiz. Atatürk aynı zamanda solidarite (dayanışma) için şunları söylemiştir:

"Bütün insanlar, bir sosyal bedenin üyeleridir ve bu sebeple birbirine bağlıdırlar. Bu karşılıklı bağ, herkesi diğerinin yükümlülüğüne de karıştırır."[7]

KaynakçaDüzenle

  1. ^ TDK sözlüğü, dayanışma maddesi 18 Kasım 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  2. ^ a b Merriam Webster, http://www.merriam-webster.com/dictionary/solidarity.
  3. ^ "solidarity". Erişim tarihi: 19 Mart 2018 – The Free Dictionary vasıtasıyla. 
  4. ^ Adamiak, Stanisław; Chojnacka, Ewa; Walczak, Damian (1 Aralık 2013). "Social Security in Poland – cultural, historical and economical issues". Copernican Journal of Finance & Accounting. 2 (2): 11-26. doi:10.12775/cjfa.2013.013.  Geçersiz |doi-access=free (yardım)
  5. ^ Boston, 677 Huntington Avenue; Ma 02115 +1495‑1000 (2 Ekim 2018). "Social Solidarity, Human Rights, and Collective Action: Considerations in the Implementation of the National Health Insurance in South Africa". Health and Human Rights Journal (İngilizce). Erişim tarihi: 30 Ağustos 2021. 
  6. ^ a b c d e f Klasik Sosyoloji Tarihi, sf. 95, Açık Öğretim Fakültesi Yayınları Ders Kitabı
  7. ^ Medeni Bilgiler PDF. Toplumsal Dönüşüm Yayınları. 1930'lar. s. 107.  Tarih değerini gözden geçirin: |tarih= (yardım)