20. yüzyıl Macaristan tarihi

20. yüzyıl Macaristan tarihi, özellikle büyük ölçekli süreçler ve uzun vadeli önemi olan sosyal, politik, kültürel ve ekonomik olaylar açısından, Macaristan'da 1900'den 1999 sonuna kadarki yüz yıllık dönemde meydana gelen olaylara işaret eder. Bu süre zarfında, sonuçları çok önemli ve etkisi bugüne kadar süren birçok radikal bir değişiklik meydana geldi; Macaristan'da birçok farklı rejim iktidara gelmiştir; ülkenin sınırları büyük ölçüde değişmiştir; iki dünya savaşı ve çeşitli devrimler yaşamıştır; zaman zaman muhafazakâr-milliyetçi dünya görüşü liberal, solcu ideolojilerle rekabet etti; Bundan sonra ise Macar halkı, çoğu kez Macaristan'da yaşayan milletler, dini gruplar ve sınıflar arasındaki gerilimlerle gündeme geldi. Macaristan, işgal altında yüzyılın azımsanmayacak bir bölümünü geçirdi, ülkede yaklaşık elli yıl komünizm bayrağı dalgalanmıştır; yüzyılın son bölümlerinde ise ulusal bağımsızlığını ve aynı zamanda istikrarlı, demokratik bir sistem elde etmiştir.

Düalizm (Monarşi) ÇağıDüzenle

1867'de kurulan Avusturya-Macaristan Monarşisi, iki merkezli, düalist bir devletti. Avusturya ve Macaristan birbirine sadece tek bir kişi ile bağlantılı değildi, aynı zamanda milli savunma bakanlığı, dışişleri bakanlığı ve onları finanse etmek için gerekli olan maliye bakanlığı da ortaktı. Bu bakanlıklar 60-60 kişilik heyetler tarafından ortaklaşa yönetildi. Ayrıca Macaristan, tam bağımsızlığa sahipti.

Macaristan'ın devlet rejimi anayasal monarşiye dönüştü, ancak Franz Joseph hükümdar olarak önemli pozisyonları bünyesinde barındırdı, örneğin ordunun kontrolü tamamen hükümdarın yetkisindeydi. İki ülke arasındaki uzlaşma, 1848 ihtilal savaşının bir hedefi olarak tam bağımsızlığı garanti etmedi, ancak gerçekçi bir uzlaşma oldu. Macaristan tarafının beklentilerinin (bölgesel birlik, ülke sınırları içinde Macar hakimiyeti, Alman ve Rus baskılarına karşı koruma) küçük fedakarlıklarla karşılanması pek mümkün değildi.

Uzlaşma sadece politik alanda değil, aynı zamanda ekonomik alanda da gerçekleşmiştir. Ortak sorunların çözülmesi amacıyla belirli kontenjanlar oluşturulmuştur ve bu kontenjanlar her 10 yılda bir yeniden müzakere edilmiştir. 1867 kontenjanlarına göre, ortak maliyetlerin % 30'unu Macaristan, % 70'ini ise Avusturya karşılamıştır. İmparatorluk tek bir pazar hâline geldi, ortak bir para birimi ile ödeme yaptılar, sermaye ve işçi gücü dolaşımı serbest hale gelmiştir. Vergi, ölçü, medya ve ulaşım sistemleri de birbiriyle uyumlu hale getirilmiştir.

Tüm bu hükümler Macaristan'da, başta tarım alanlarında olmak üzere olağanüstü bir ekonomik gelişmeye yol açmıştır.

1868'de Hırvatlarla da uzlaşılmıştır. Bu bağlamda Hırvatistan içişlerinde idari özerklik kazanmış ve Macaristan, Hırvatları siyasi bir ulus olarak tanımıştır. Hırvat dili resmî hale geldi, Hırvat Parlamentosu (Sabor) tekrar çalışmaya başladı ve Macaristan Parlamentosu'na delege olarak 42 milletvekili göndermeye hak kazandılar. Hırvat özerkliğine Avrupa'da da gayet olumlu yaklaşılmıştır. Ancak Hırvatlar daha fazla istemeye başladılar ve trializm düşüncesi ortaya çıktı yani imparatorluğun üç merkezli olması gerektiğine inandılar (Viyana-Budapeşte-Zagreb). Bu istekleri, -aynı Çeklerde olduğu gibi- hükümdar tarafından reddedildi. Ayrıca Hırvatlar, Fiume (hırvatça Rijeka) isimli şehrin Macarlarda kalmasına da razı olmamışlardır.

Birinci Dünya Savaşı yıllarıDüzenle

 
Gyergyóditró'daki I. Dünya Savaşı Anıtı.

Macaristan'da halk, Avrupa'nın diğer bölgelerinde olduğu gibi savaşı memnuniyetle karşıladı ve bu karar ülkedeki tüm partiler tarafından desteklendi. Ancak, savaşın dehşetli etkisinin sonucunda, herkes şaşkına döndü ve insanların savaş yanlısı olan fikirleri tamamen değişti. Yaralılarla dolu ilk trenler geldi, araç-gereç, iaşe sıkıntıları da baş gösterdi ve insanlar yavaş yavaş savaştan uzaklaşmaya başladılar.

Savaşı başlatan devletlerden biri olan Monarşi, en başından beri savaştaydı. Cephelere yaklaşık 9 milyon kişi gönderdi ve bunun neredeyse yarısı Macar askerlerinden oluşmaktaydı. Macar askerleri genelde hem doğu cephesinde hem de İtalyan cephesinde konuşlandırılmıştı. Macarların kayıpları çok büyüktü; Gorlice, Doberdo, Piave veya Isonzo isimleri nesiller boyu insanların hafızasında yer etmiştir.

Savaş ilerledikçe, iaşe olanakları hızla kötüleşti ve bilet sistemi (günlük ne kadar erzak alabileceğini gösteren bilet, karne) ile yaşam standartları artık minimumda bile tutulamaz hale geldi. Savaştaki yenilgi ve bu konuda herhangi bir bilgi vermeyen hükûmetten dolayı ortam daha da kötüleşti. 1916'dan itibaren mecliste yer almayan Macaristan Sosyal Demokrat Partisi (MSZDP), 1914'te kurulan Ulusal Sivil Radikal Partisi (OPRP) ve Kisgazdapárt (FKgP) savaş karşıtı seslerini daha güçlü bir şekilde duyurmaya başladılar.

Savaştan önce bir bağımsızlık politikası vardı. Bunu Mihály Károlyi solcu bir program vasıtasıyla doldurdu: oy hakkının genişlemesini destekledi (Macaristan'daki ortalamanın altındaydı) ve toprak reformunu teşvik etti. Halk onu, itilaf devletleri yanlısı bir politikacı olduğu için vatanın kurtarıcısı olarak gördü ve tarihi Macaristan'ın hala kurtarılabileceğine inanıyorlardı.

Ancak, olayların akışı artık durdurulamaz haldeydi. İttifak Devletlerinin yetersiz başarıları (özellikle ABD'nin İtilaf tarafında savaşa dahil olmasından sonra), zafer elde etmek için yeterli olmaktan çok uzaktı. Savaş kaybının kaçınılmazlığı ve Monarşiyi parçalama planının herkes tarafından anlaşılması üzerine I. Karl, imparatorluğunu federalist bir temelde yeniden örgütlemek için barış istedi. Yeniden örgütlenme isteği, imparatorluktaki milletler için yeterli değildi ve imparatorluğun her yerinde ulusal konseyler kuruldu (durum Macaristan'da da böyleydi). Kral I. Karl Macaristan'da Karolyi Mihaly'ın yönetici olmasını istemiyordu. Bunun üzerine Budapeşte'de 24 ekimde Macar Milli Konseyi kuruldu, Mihaly Karolyi'nin yönettiği Függetlenségi és 48-as Párt isimli partinin, Jászi Oszkár'ın yönettiği OPRP'nin ve MSZDP'nin katılımıyla 31 Ekim şafağında Yıldızpatı (macarcası őszirózsás forradalom) devrimi gerçekleştirildi ve devrim neticesinde Karolyi Mihaly, Macaristan'da ilk Halk Cumhuriyetini kurdu .

Belki de en ilginç olay şuydu: 3 Kasım'da İtilaf güçleriyle ateşkes antlaşmasını Avusturya-Macaristan Monarşisi imzalamıştı ama barış antlaşması her iki ülkeyle ayrı ayrı yapılmıştır (Avusturya ile Saint Germain ve Macaristan ile Trianon). Böylece Orta Avrupa'daki en büyük güç varlığı yaşamını yitirmiş oldu ve yerine birçok küçük devlet kuruldu.

1918-1919 yılı olaylarıDüzenle

Yıldızpatı Devrimi ve Halk CumhuriyetiDüzenle

Yıldızpatı Devrimi veya Krizantem Devrimi (Macarca:Őszirózsás forradalom) Macaristan'da, I. Dünya Savaşı sonrasında Kont Mihály Károlyi liderliğindeki kısa ömürlü Birinci Macaristan Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşuna yol açan bir devrimdi.

Devrim Yıldızpatı Devrimi adını aldı çünkü Budapeşte'deki vatandaşlar ve terhis edilmiş askerler, sosyal demokrat Macaristan Ulusal Konseyi (HNC) ve Kont Károlyi'a desteği sembolize etmek için şapkalarına ve kalpaklarına Yıldızpatı yerleştirmişlerdi.

Károlyi, Macaristan'ın Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'ndan ayrılmasını talep eden Macaristan Ulusal Konseyi'nin kurulmasına yardımcı olmuştu. 31 Ekim 1918 sabahın erken saatlerinde, Macaristan Ordusu askerlerinin desteğiyle, Yıldızpatı giyen HNC protestocuları Budapeşte'nin tamamındaki kamu binalarını ele geçirmeye yardımcı oldular. Başbakan Sándor Wekerle istifa etti ve eski Başbakan István Tisza öldürüldü.

Günün sonunda Kral IV. Charles darbeyi kabul etmek zorunda kaldı ve Károlyi Macaristan'ın yeni Başbakanı oldu. Károlyi daha sonra 1867 Uzlaşmasını feshetti ve böylece Avusturya-Macaristan birliğini resmen çözdü. 13 Kasım'da Charles, Macaristan'ın devletin biçimini belirleme ve Macar devlet işlerinden çekilme hakkını tanıyan bir bildiri yayınladı. Károlyi'nin geçici hükûmeti 16 Kasım 1918'de Macaristan Halk Cumhuriyeti'ni ilan etti ve Károlyi'yi geçici başkan ilan etti.

Mart 1919'da cumhuriyet, Macaristan Sovyet Cumhuriyeti'ni kuran bir Komünist darbeyle devrildi. Sovyet Macaristan kısa süre sonra iç hoşnutsuzluk ve Rumen istilası nedeniyle çöktü ve Halk Cumhuriyeti'nin kısa bir canlanmasından sonra monarşi bağımsız bir ülke olarak restore edildi.

Macaristan Sovyet CumhuriyetiDüzenle

 
Sovyet Cumhuriyetinin ilan edilişi

Lua hatası 81 satırında Modül:Ana: attempt to index a nil value. 21 Mart 1919'da ilan edilen ilk Macar Cumhuriyeti I. Dünya Savaşından sonra ömrünü tamamlamıştır. İtilaf Devletleri tarafından gönderilen ve Romanya'nın Tisza nehrine kadar yayılmasını zorunlu kılan ültimatom sonucu önceki koalisyon hükûmetinin bakanları istifa ettiler: zayıflayan Sosyal Demokratlar, işçiler tarafından desteklenen Macar Komünist Partisi'ni iktidar tarafına çektiler: bu iki parti, Macar Sosyalist Partisi adıyla birleştiler ve Macaristan Sovyet Cumhuriyeti'ni ilan ederek, proleter diktatörlüğü kurmuşlardır.

Rus modeli örnek alınarak dükkanlarda işçi konseyi yönetimi uygulamasına geçildi, ardından fabrikaların, konutların, otellerin, eğitim kurumlarının ve son olarak arazi mülklerinin sosyalleşmesi (yani devlet kontrolüne geçmesi) hakkında bir kararname çıkarıldı. Bütün bunlar, yeni kurulan Macar Kızıl Ordusu'nun iaşesi başta olmak üzere günlük yaşam ve üretim ile ilgili bir dizi yeni sorunu ortaya çıkarmıştır.

Sovyet Cumhuriyeti sürekli dış baskı altındaydı. Bazı başarılı askeri seferler yapmasına rağmen 31 Temmuz'da çeşitli yönlerden sıkıştıran büyük güçler karşısında dayanamadı ve çöktü. Macaristan, I.Dünya Savaşı'nı kazanan İtilaf devletlerinin birlikleri tarafından karış karış işgal edildi.

Trianon sonrası Macaristan tarihiDüzenle

1919-1945 arasında MacaristanDüzenle

Mart 1920'de Miklós Horthy Macaristan Krallığı genel valisi oldu. Aynı yıl 4 Haziran'da Macaristan Trianon Antlaşması'nı imzaladı. 1921 baharında kral I. Karliktidara dönme girişiminde bulundu ama başarısız oldu ve ardından Kont István Bethlen (1921-1931) hükûmeti kuruldu. 1922'de Macaristan Milletler Cemiyeti'ne kabul edildi.

1920'li yıllarda üniversiteli yahudilerin darp edilmesi sonucu kurulan Turul Birliği, 1930'larda 40.000 kişilik genç kitle örgütü olarak ülkenin en önemli ve popüler sosyal organizasyonuna dönüştü. Ulusal-muhafazakâr değerleri, Trianon revizyonizmini, Yahudiler ve Swabianların geriletilmesini, Macar ırkını korumayı destekleyen ciddi sosyal ve halkçı programlar ilan edildi, iki dünya savaşı arasındaki genç neslin önemli bir kısmının düşünce tarzını tespit etti.[1]

II. Dünya Savaşı'nda MacaristanDüzenle

1 Eylül 1939'da başlayan dünya savaşının ilk aşamasında, Macaristan tarafsızlık politikasını başarıyla sürdürdü, ancak revizyon çabaları nedeniyle Almanya'ya giderek daha fazla bağlı kaldı. İstifa ettirilen Imrédy yerine 16 Şubat 1939'dan bu yana ikinci kez Macaristan Başbakanı olan Pál Teleki, Macar revizyonunun sonuçlarının uzun vadede devam edebilmesinin ancak Fransız ve İngiliz siyaseti tarafından bu revizyonun tanınması hâlinde mümkün olacağını açıkça gördü, ancak bunun için hiç umutlu değildi. En ağır mirası Imredy tarafından sunulan ve ırksal içerik taşıyan II. yahudi yasasıydı. Hem aydınlanmış sol kesim hem de geleneksel muhafazakâr güçler buna karşı savaşmış olsalar da milletvekillerinin çoğunluğu ayrımcılığı kabul etti. Bu yasa, Macar aydınlarının ve ekonomik liderlerinin birçok üyesini etkilemiştir. Yasa güya nazi hareketinin yelkenlerini suya indirme amacı da taşıyordu, ancak bu başarısız oldu. Teleki tarafından yasaklanan hareket, Kálmán Hubay liderliğinde Nyilaskeresztes Párt adı altında yeniden düzenlendi. Parti, Almanlar tarafından da desteklendi.

Revizyonun adımları ve sonuçları:

  • Yukarı Macaristan'ın geri alınması (İlk Viyana Kararı, 2 Kasım 1938), bunun sonucunda Macaristan Anti-Komintern Paktı'na katıldı.
  • Karpat havzasının kanunsuzca işgali ve bunun sonucunda Macaristan Milletler Cemiyeti'nden çıkarıldı.
  • Kuzey Transylvania'nın ve Sekelistan'ın geri alınması ( ikinci Viyana kararı, 30 Ağustos 1940). Bu kararın koşulu, Macaristan'ın Üç-Güç Paktına katılmasıydı.
  • Yugoslavya saldırdığı sırada Bácska-Baranya-Muraköz'ün işgali. Bunun sonucunda Batı müttefikleriyle diplomatik bağlar koptu ve bundan itibaren ülkenin savaşa girmesi sadece an meselesiydi.

3 Nisan 1941'de ülke için bir çıkış yolu görmediğinden Teleki Pal, bir tarafta Alman savaşının, diğer tarafta Batı Müttefiklerinin kararının etkisi sonucu intihar etti. Halefi ise kısa süre sonra Teleki yönetiminde geliştirilen ihtiyatlı dış politikayı bırakan eski dışişleri bakanı László Bárdossy oldu ve ülke çok geçmeden üç büyük devletle savaşa girdi. Macaristan'ın savaşa giriş sebebi hala daha belirli ve sağlam bir temele dayanmamaktadır: 22 Haziran 1941'de Almanya Sovyetler Birliği'ne saldırıda bulundu, 26 Haziran 1941'de ise devlet arması bulunmayan uçakların Kassa'yı bombalamasından sonra Macaristan, Sovyetler Birliği'ne savaş ilan etti (bazı görüşlere göre Almanlar tarafından bombalandı). İngiltere, 12 Temmuz'da imzalanan bir İngiliz-Sovyet anlaşması uyarınca, 29 Kasım'da Macar hükûmetine birliklerini Sovyetler'in üzerinden geri çekmesi için ültimatom verdi, daha sonra 7 Aralık'ta kolonileriyle birlikte ( Yeni Zelanda, Kanada, Avustralya ve Güney Afrika) Macaristan'a savaş ilan etti. 12 Aralık'ta Macaristan, Alman baskısı altında ABD'ye savaş ilan etti. Macar birlikleri Nazi Almanyası'nın Doğu Cephesinde Sovyetler Birliği'ne karşı giriştiği savaşta büyük bir insan kaybına uğradı (yaklaşık 300 bin kişi) . Macar ordusu çevresel ülkelere karşı revizyon çabaları için bir araç olarak düzenlendiğinden, büyük güçlere karşı girişilecek bir savaşa uygun değildi. Macar liderliği boş yere Almanları Voronej'daki durumun sürdürülemezliği konusunda uyardı (200   Cephenin ön cephesi -40 derecede caydırıcı silahlar, yedek kuvvetler, hava ve zırhlı destek olmadan savunulmalıydı), takviyeler yerine sadece sözler verildi. Mart 1943'te Alman yenilgisi yaklaşırken, yeni başbakan Horthy ve Miklós Kállay Müttefikler ile taraf değiştirmeye çalıştı, ancak Alman keşif kapitülasyon planının farkına vardıklarında girişim başarısız oldu. O zaman, Nazi liderliği savaşı kazanmaya devam ettiğinden emindi ve bu nedenle amacı Macar kaynaklarını en yoğun şekilde kullanmaktı. Hitler ve ekibi, Kállay hükûmetinin görevden ayrılma niyetini öğrendikten sonra ülkenin askeri işgaline karar verdi. 19 Mart 1944'te Alman birlikleri Macaristan'a yürüdü. Vali Miklós Horthy, devlet başkanı olarak istifa etmedi ve Yahudi sorusunda, hemen bir dizi Yahudi karşıtı karar çıkaran Sztójay Döme liderliğindeki yeni atanmış Alman yanlısı Yahudi karşıtı hükûmete serbest elini verdi. Ülkeyi terhis etmek için gelen bir SS-Obersturmbannführer ve 150 kişilik ekibi Adolf Eichmann, gettolaşma ve sınır dışı edilme sırasında sadece danışmanlardı. 200 bin Macar yetkili, jandarma, polis memuru, levente, demiryolcu, ebe ve öğretmen uygulama ile ilgilenmiştir. Birkaç hafta içinde, kırsal Yahudiler Yahudi olmayan nüfustan tamamen izole edildi. 5 Nisan'dan itibaren Yahudiler sarı bir yıldız giymek zorunda kaldılar. Tüm mülklerinden yoksun bırakıldılar ve 16 Nisan'dan itibaren gettolara ve toplama kamplarına kilitlendiler. Haziran 1943'te, Sztójay hükûmeti başkentte yaklaşık 200.000 Yahudiyi sarı yıldızla işaretlenmiş bir eve kalabalıklaştırdı. 15 Ekim 1944'te Miklós Horthy'nin zıplama girişimi başarısız oldu; Alman yardımlarıyla Ferenc Szálasi liderliğindeki Arrow Cross partisi iktidara geldi. Ferenc Szálasi ve hükûmeti daha fazla önlem aldı: belirlenen evlerin bazı Yahudi sakinleri - yaklaşık 70.000 kişi - Kasım sonundan itibaren Dohány Caddesi Sinagogu çevresinde yaratılan “büyük bir gettoya” kilitlendi. Kalabalıklar, onlarla takviye çalışması yapmak için batı sınırına doğru yola çıktılar. Sert kış mevsiminde, sözde Sınırdaki ölüm yürüyüşlerinde sürülen Yahudiler, Almanya'daki çalışma kamplarına sürülen Alman yetkililere teslim edildi. Budapeşte'de, Ok Haç binlerce insanı buzlu Tuna'ya vurdu. 1944 - Savaşın 45 kışı Macaristan'da cepheye doğru yavaş yavaş yürüdü, Sovyetler Alman ordusundan sürüldü ve ülkeyi işgal etti. Kaçan Alman ordusu, Sovyet işgaline karşı kendilerini savunma şansı olmayan, kanama popülasyonunu yalnız bırakarak, tam bitki, hammadde ve bol miktarda malzeme taşıdı. Savaş nüfus arasında birçok can aldı, en yıkıcısı Budapeşte kuşatmasıydı . Alman işgali sırasında, Macar Yahudilerinin sistematik imhası ya da sınır dışı edilmesi, çoğunlukla Polonya'daki toplama kamplarına başladı, ancak 1941 yazında, Yabancıların Kontrolü için Ulusal Merkezi Otorite, Ukrayna'dan Yahudileri topladı ve sınır dışı etti 27-28 Ağustos'ta SS'nin bir birimi, Macaristan'dan sürülen 15-16 bin Yahudi de dahil olmak üzere yaklaşık 23.600 kişiyi öldürdü.

KaynakçaDüzenle

  1. ^ Kerepeszki Róbert: A Turul Szövetség 1919-1945. Egyetemi ifjúság és jobboldali radikalizmus a Horthy-korszakban, Máriabesnyő, 2012, Attraktor Kiadó