İzladi Derbendi Muharebesi

İzladi Derbendi Muharebesi, 1437-1444 Osmanlı-Macar Savaşı'nda bir evre. 1443 kışındaki uzun mesafeli seferiyle Niş ve Sofya'yı işgal ederek Osmanlı başkenti Edirne'yi ele geçirmeye çalışan Macar-Haçlı ordusu, Osmanlı padişahı II. Murad komutasındaki Türk ordusu tarafından Bulgaristan'ın batısındaki İzladi geçidinde (Derbent Farsçada dar geçit anlamına gelmektedir) durduruldu (12-16 Aralık 1443). Macar-Haçlı ordusu ağırlıklarını terkederek geri çekilmeye başladı.

İzladi Derbendi Muharebesi
1437-1444 Osmanlı-Macar Savaşı
Tarih12-16 Aralık 1443
Bölge
Sebep Macar-Haçlı ordusunun Osmanlı başkenti Edirne'yi ele geçirmek istemesi
Sonuç

Osmanlı zaferi

  • Haçlı ilerlemesi durduruldu
Taraflar
Osmanlı Devleti Macaristan Krallığı
Sırbistan Prensliği
Eflak Prensliği
Transilvanya
Papalık Devleti
Komutanlar ve liderler

II. Murad

Kasım Paşa
Turahan Bey
İsa Bey
Ladislas
Hunyadi Yanoş
Brankoviç
Kardinal Cesarini
Güçler
16.000[1] 40.000[1]
Kayıplar
Hafif Savaş sırasında ağır kayıplar ve ardından gelen geri çekilme[2]

Sözkonusu seferde iki tarafın da ağır kayıplara uğraması sonucunda gerek Osmanlı Devleti gerek Macaristan Krallığı barış müzakerelerine meyletmeye başladılar ve nihayetinde 1444 yazında Edirne-Segedin Antlaşması'nı imzaladılar.

Muharebe öncesi değiştir

 
Tabur cenginde kullanılan araba kaleleri (wagenburg)

Papalık ve Venedik'in desteğiyle Macar ordusu 1396 yılında hezimetle sonuçlanan (Niğbolu Muharebesi) seferden 47 yıl sonra Osmanlı topraklarına yönelik tam teşekküllü bir saldırı harekâtı başladı. Krallığın, Papalık teşvikiyle gelen paralı askerlerin de katılımıyla, yaklaşık 15.000 kişiye ulaşan ordusu 22 Temmuz 1443'te Buda'dan harekete geçti. Macar komutan Hunyadi Yanoş'un komutasındaki yaklaşık 15.000 asker, Sırp Prensi Brankoviç'e (Osmanlı kaynaklarında Vılkoğlu olarak geçmektedir) bağlı 8.000 süvari ve 2.000 Eflaklı süvarinin Belgrad'da bu orduya katılmasıyla 40.000'i aşkın askerden oluşan büyük bir Macar-Haçlı ordusu Osmanlı başkenti Edirne'yi hedefleyerek Ekim ayında Sırp Prensin kılavuzluğunda Tuna'yı geçti. Osmanlı birliklerinin bir bölümünün Anadolu'da bir bölümünün Mora'da olması, bir bölümünün de kış mevsimi nedeniyle sancaklarına dağılması nedeniyle Rumeli'de mevcut olan boşluktan yararlanan Macar-Haçlı ordusu Rumeli Beylerbeyi Kasım Paşa'nın küçük çaplı birliğini püskürttükten sonra Niş'i ele geçirdi. Kasım Paşa, Turahan Bey ve İshak Bey'in öncü birlikleriyle yapılan çatışmaları kazandıktan sonra, 3 Kasım'da Niş Muharebesi'nde bu komutanların birleşik ordularını mağlup etti. Bu muharebede Macarların başarıyla uyguladıkları tabur cengi taktikleri öne çıktı.

Osmanlı Padişahı II. Murad Niş Muharebesi sırasında birliklerinin başında Sofya'daydı. Muharebenin kaybedilmesi üzerine ise Sofya'da tutunmanın güç olduğunu değerlendirdi. Macar-Haçlı cephesinde ise; Sırp Prensi Brankoviç'in seferin sonlandırılması fikrine karşın, Kral Ladislas ve Komutan Hunyadi Yanoş seferin sürdürülmesine karar verdiler. 9 Kasım'da ileri harekâtına devam eden Macar-Haçlı ordusu Pirot'a girdi, ardından da 1 Aralık'ta önceden tahliye edilmiş olan Sofya'yı işgal etti.

4 Aralık 1443'te Macar-Haçlı ordusundaki Papalık temsilcisi Kardinal Cesarini Venedik Senatosu'na yazdığı mektupla "Sultan'ın kaçtığını" bildirdi.[3] Halbuki II. Murad kaçmamış, taktiksel bir geri çekilme uygulayarak gerisindeki Meriç vadisini koruma altına alacak şekilde Batı Balkan geçitlerini berkitmiş ve İzladi geçidinde (derbendinde) Macar-Haçlı ordusunu karşılamak için hazırlanmıştı.

Muharebe değiştir

 
Kral Ladislas

Soğuk geçen kışın etkisiyle erimeye başlayan Macar-Haçlı ordusu 10 Aralık'ta geçitlere dayanarak kamp kurdu. Esasen tüm geçitler, iri kayalar ve tomruklarla kapanmış, stratejik yükseltiler de Türk askerleri tarafından tutulmuştu.

Osmanlı savaş meclisinde (Niş Muharebesi'nde yenilgiye uğramış bulunan Rumeli Beylerbeyi Macar-Haçlı ordusuna karşı taarruz edilmesi fikrini savunurken Turahan Bey ise ikmal hatları zayıflamış ve kış koşulları nedeniyle erimeye başlayan Macar-Haçlı ordusuna karşı savunmada kalıp yıpratma savaşı verilmesini teklif etti. Turahan Bey, açık sahadaki bir muharebede kanatları oluşturacak Rumeli ve Anadolu süverilerinin etkisiz kalacağını, merkezdeki yeniçerilerin de çevirme harekâtı için kafi gelemeyeceğini öne sürerek, taarruzun Macar-Haçlı ordusu geri çekilmeye mecbur kaldığı zaman düzenlenmesini önerdi. İsa Bey de bu iki öneriden Turahan Bey'inkine daha yakın bir görüş benimsedi.

Macar-Haçlı ordusu 12 Aralık'ta Kasım Paşa'nın kısıtlı sayıda süvariyle yaptığı kısmî taarruzla sarsıldı. 13-16 Aralık'ta da İzladi geçidine yönelik taarruzda da ilerleme sağlayamadığı gibi, ağır kayıplar verdi (Aşıkpaşazâde tarihine göre Macar-Haçlı ordusu geçidin içine bir süreliğine girmeyi başarırıken, Oruç Beye göre ise Osmanlı birlikleri geçidin girişinde direnmeyi başardılar).

Geçidi aşamayacağını anlayan Kral Ladislas ve komutasındaki birlikler 16 Aralık'ta geri çekilmeye başlarken, Macar komutan Hunyadi Yanoş da cephe gerisini tutarak Kral ve birliklerinin emniyetle çekilmelerini sağladı. Osmanlı okçuları geri çekilen Macar-Haçlı ordusunun üzerine ok yağdırırken, Yeniçeriler ve Azablar hücuma geçtiler. Ancak, geri çekilen Macarların tabularının içine kapanmalarının ardından, Turahan Bey'in tavsiyesiyle, hücum eden birlikler geri çekilerek eski mevkilerine döndüler.[4]

Ardından, Macar-Haçlı ordusu tüm ağırlıklarını da bırakarak Sofya yönünde geri çekilmeye başladı.

Muharebe sonrası değiştir

 
Hunyadi Yanoş

Geri çekilen Macar-Haçlı ordusunu takip eden Osmanlı ordusu 24 Aralık 1443'te Meştiçe Muharebesi'nde hasmına kayıplar verdirse de, yine taburlarına kapanan Macar-Haçlı ordusunu kesin bir yenilgiye uğratamadı. Geri çekilişini sürdüren Macar-Haçlı ordusunu takibi sürdüren Osmanlı birlikleri 2 Ocak 1444'te tuzağa düştüler ve Kunoviçe Muharebesi'nde yenilgiye uğradılar. Bu yenilginin ardından Macar-Haçlı ordusunu takibi bıraktılar.

Öte yandan; İzladi Derbendi Muharebesi dönemin koşullarında aşağıdaki sonuçları doğurdu:

  • Sözkonusu muharebe; Macar-Haçlı ordusunun dönemin klasik sefer mevsiminin dışında icra ettiği ve Osmanlı Devleti'nin hazırlıksız yakalandığı iddia edilebilecek harekâtın durdurulması açısından büyük önem taşımaktadır. Nitekim, Macar-Haçlı ordusunun durdurulamaması halinde, İzladi geçidinden Edirne'ye kadar Osmanlı ordusunun yeniden savunma pozisyonu alabileceği herhangi bir doğal engel bulunmamaktaydı (Macar-Haçlı ordusunun önünde Filibe-Hasköy-Edirne doğrultusunda geniş bir ova vardı).
  • Macar-Haçlı ordusu İzladi'ye kadar, kışlamak üzere merkezlerine dağılmış Rumeli ordusundan toparlanabilen Türk birlikleriyle Niş Muharebesi hariç ufak çaplı çarpışmalar yaşamış, sefer sırasında merkezî Osmanlı ordusuyla gerçek anlamda ilk kez İzladi'de karşı karşıya gelmişti. Osmanlı ordusu Karaman tehlikesi nedeniyle Anadolu askerlerini Rumeli'ye geçirememiş, ayrıca sefer mevsimi olmaması nedeniyle Rumeli ordusunun kısıtlı bir bölümüyle Macar-Haçlı ordusunun karşısında savunma pozisyonu alabilmişti. Bununla birlikte, ikmal merkezlerinden giderek uzaklaşan Macar-Haçlı ordusunu olumsuz etkileyen kış koşulları ve coğrafi üstünlük stratejik noktaları tutmuş olan Osmanlı ordusundaydı.
  • İzladi'ye kadar Osmanlı birlikleri aşina olmadıkları Macar-Haçlı ordusunun tabur cengi stratejisini alt edebilecek bir taktik üretememişler, dolayısıyla Edirne'ye yürüme hedefinde olan bu orduyu İzladi geçidinden önce durdurmayı başaramamışlardı. Buna karşılık, Macar-Haçlı ordusunun meydan muharebelerinde etkili olan tabur cengi taktiği dar geçide taarruz edilmesi gerektiğinde etkisiz kalmış, alıştığı savaş düzenini bozan Macar-Haçlı askerleri ağır kayıplar vermişti.
  • Macar-Haçlı ordusu durdurulsa da, Osmanlılar gerek 1426-1428 Osmanlı-Sırp Savaşı'nda gerek 1437-1444 Osmanlı-Macar Savaşının ilk dört yılında fethettikleri Sırbistan topraklarını kaybettiler. Gerek Rumeli cephesindeki tehlikenin geçmemiş olması gerek Karaman tehlikesi nedeniyle iki cephede savaş riski Padişah II. Murad'ı Macaristan Krallığı'yla barışa yanaştırdı. Macarların da Edirne'yi alamadıkları gibi, kaydadeğer kayıplara uğramış olmaları aynı şekilde barış fikrini öne çıkardı. Bunun sonucunda 1444 yazında Edirne-Segedin Antlaşması imzalandı.
  • Osmanlılar Macar-Haçlı ordusunu İzladi'de durdurmuş olmalarına karşın, bir Hristiyan ordusunun Osmanlı topraklarına bu kadar derinlemesine inebilmesi ve başkent Edirne'yi tehdit eder hale gelmesi Osmanlı tarafında sarsıntı yarattı. Edirne-Segedin Barışından sonra Padişah II. Murad tahttan feragat ederek yerini oğlu II. Mehmet'e bıraktı.
  • Macaristan Krallığı da İzladi'deki yenilgisinden gerekli sonuçları çıkaramadı. Kaydadeğer kayıplarına ve tüm ağırlıklarını geride bırakmış olmasına rağmen Macar-Haçlı ordusu Niş Muharebesi'nde ele geçirdiği sayısı hayli kabarık Osmanlı sancakları ve Kunoviçe Muharebesi'nde esir ettikleri Mahmud Bey ile birlikte Belgrad ve Buda'ya muzaffer bir şekilde girdi. Osmanlı ordusunu hazırlıksız yakalayarak sonbahar-kış döneminde baskın şeklinde sefer yapma fikri Kral Ladislas'ın Edirne-Segedin Antlaşması'nı bozmaya yöneltti. Bu hatalı çıkarım, 1444 sonbaharındaki Haçlı ordularının Osmanlılar karşısında Varna Muharebesi'nde aldığı büyük hezimete yolaçtı (Macar-Haçlı orduları 1448'de II. Kosova Muharebesi'nde ikinci bir bozguna daha uğrayacaklardı).
  • Papalığın teşvikine rağmen, Macar askeri ağırlıklı bir ordu Osmanlı başkentine yürürken, Venedik Cumhuriyeti Çanakkale Boğazı'nı kapatarak Türk birliklerinin Rumeli'ye geçişlerini engellemek için kendisinden beklenen donanmayı göndermekten imtina etti. Macarlar, II. Murad'ın birlikleriyle Rumeli'ye geçebilmesini, İzladi'de direnip Macarlara ağır kayıplar verdirmesini ve Edirne'nin ele geçirilemeyişini Venedik'in donanma göndermemesine atfederek bu ülkeyi itham ettiler (bir yıl sonraki seferde Venedik donanması bu defa Çanakkale Boğazı'nı kapatacak ve II. Murad Cenevizlilerin yardımıyla birliklerini İstanbul Boğazı'ndan Rumeli'ye geçirmek zorunda kalacaktı.
  • Osmanlı ordusu Macarların Hussit Savaşları'nda geliştirdikleri tabur cengi taktiklerini gözlemleyip müteakip dönemde tatbik etmeye başladı.
  • Edirne, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı'na kadar yaklaşık dört yüzyıl işgal tehdidiyle karşılaşmadı.

Ayrıca bakınız değiştir

Kaynakça değiştir

  1. ^ a b IORGA, Nicolae. "(I-V, Gotha 1908-1913". Geschichte des Osmanischen Reiches. 
  2. ^ Imber, Colin (2006). The Crusade of Varna 1443-145. Ashgate Publishing. ISBN 9781472416940. In reality, it had been a disaster. In his account of the Hungarian army's retreat, Długosz describes 'the greater part of the King's army falling in heaps, overcome by hunger, and some soldiers marching with their bodies tottering hither and thither... most of them in truth so exhausted that you would think them to be ghosts devoid of flesh rather than men. His description echoes precisely the account of the army's return in The Holy Wars of Sultan Murad. 
  3. ^ ""A History of the Crusades", Settons, Kenneth Meyer, Univ of Wisconsin Press (1969), 6. cilt s.270". 15 Temmuz 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Temmuz 2020. 
  4. ^ ""The Holy Wars of King Wladislas and Sultan Murad: The Ottoman-Christian Conflict from 1438-1444", John Jefferson, Brill (2012), s. 221". 8 Temmuz 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Temmuz 2020.