Ana menüyü aç

Önceki gelişmelerDüzenle

Siyahi Güney Afrikalıların serbest dolaşımı 1920'lerde uygulamaya konan paso yasalarıyla kısıtlanmış durumdaydı. Hendrik Verwoerd yönetimindeki Apartheid yanlısı Ulusal Parti hükümeti, Sharpeville Katliamı'na giden yolda bu yasaları daha sert bir biçimde uygulamaya başlamıştır.[1] Bu yasalar 1959-60 yıllarında kadınlar için de uygulamaya konmuştur.[2] Hükümet 1960 yılından itibaren paso yasalarını karşıt görüşleri susturmak amacıyla kullanmıştır.

Afrika Ulusal Konseyi (ANC) paso yasalarına karşı bir kampanya başlatma kararı almıştı. Bu karara göre gösteriler 31 Mart 1960 tarihinde başlayacaktı. Ne var ki, Pan Afrikan Kongresi eylemi on gün öne çekmek istemiştir. Bunun nedeni olarak ise ANC'nin gösterilerle ulaşılmak istenen hedefi tutturamayacak olması gösterilmiştir.[3][4]

KatliamDüzenle

21 Mart günü 5.000 ila 7.000 kişiden oluşan bir grup Sharpeville'deki polis karakoluna yaklaşmış ve paso taşımamalarından ötürü tutuklanma isteğinde bulunmuştur.[5] Bu eylem, PAC tarafından düzenlenen kampanyanın bir parçasıydı.

Halkın büyük bölümü gösteriye destek vermiştir. PAC, katılımı artırmak amacıyla çeşitli önlemlere başvurmuştur. Sharpeville'e bağlanan telefon kablolarının kesilmesi, kent sakinlerine eylem günü işe gitmemelerini salık veren broşürlerin dağıtılması ve otobüs sürücülerinin işten alıkonulması bunlardan birkaçıdır.[2]

Saatler sabah 10'u gösterdiğinde eylemciler meydanda toplanmışlardı. Barışçıl ve neşeli bir ortamın yaşandığı o an polis karakolunda 20 görevli bulunmaktaydı. Sayıları 20.000'i bulan göstericilere karşılık olarak alan, 130 polis ve dört zırhlı araçla desteklenmişti. Polis, barut gazının yanı sıra Sten marka otomatik tabanca da taşırken göstericilerin üzerinde yalnızca taş parçaları bulunmaktaydı.[1]

Kılıç jetler ve Harvard Trainers, topluluğun 100 fut üzerinden geçerek göstericileri dağıtmaya çalışmış, ancak onların tepkisiyle karşılaşmıştır. Polis, taş atan ve üç polisi yaralayan göstericilerden birini saat 13'te tutuklamaya çalışmıştır. Topluluk polisin üzerine yürümüş, polis ise kısa bir süre sonra ateşle karşılık vermiştir.[1]

BilançoDüzenle

Resmi rakamlara göre, 8'i kadın ve 10'u çocuk olmak üzere 69 kişi yaşamını yitirmiştir. Yaralı sayısının ise 180'in üzerinde olduğu açıklanmıştır. Yaralıların 31'i kadın, 19'u çocuktur. Yaralıların büyük bölümünün kaçmaya çalışırken vurulduğu düşünülmektedir.[6]

Polisin ateş açma nedeniDüzenle

1960 yılında tamamlanan rapora göre, birkaç deneyimsiz polis memuru topluluğun tepkisi üzerine paniğe kapılmış ve yaklaşık 40 saniye süren ateşi başlatmıştır. Polisin iki ay önce Cato Manor'da dokuz meslektaşının öldürülmüş olmasından ötürü gergin olduğu da iddia edilmiştir.[3] Destek gücüne komuta eden Yarbay Pienaar ise ifadesinde şöyle konuşmuştur: "Egemen zihniyet barışçıl bir gösteriye olanak tanımıyor. Onların toplanmalarının tek nedeni vahşet."[6] Pienaar, ateş emrini kendisinin verdiği iddiasını da yalanlamıştır.

Uzlaştırma Komisyonu'nun 1998 tarihli raporunda ise "ateş açma kararının kısmen kasıtlı olduğu" öne sürülmüştür.[2]

TepkilerDüzenle

 
Katliam kurbanlarını betimleyen bir tablo

Siyahiler olaya şiddetli bir biçimde tepki göstermiş; gösteriler, protesto yürüyüşleri düzenlemiş, greve gitmiş ve ayaklanmalar başlatmışlardır. Hükümet 30 Mart günü olağanüstü hal ilan etmiş ve 18.000 kişiyi tutuklamıştır.

Uluslararası çevreler de olaya tepki göstermiş, birçok ülkede protesto yürüyüşleri düzenlenmiştir.[7] Birleşmiş Milletler 1 Nisan 1960 tarihinde 134 sayılı kararı kabul etmiş ve olayı kınamıştır. Katliam, Güney Afrika'nın uluslararası alanda yalnızlaşmasına neden olmuş, ülkenin 1961'de İngiliz Milletler Topluluğu'ndan ayrılmasını tetiklemiştir.

PAC ve ANC katliamı izleyen dönemde kapatılmış; bu, pasif direnişten silahlı direnişe geçişi hızlandırmıştır. PAC'nin askeri kanadı Poqo ve ANC'nin askeri kanadı Umkhonto we Sizwe kısa süre içinde çalışmaya başlamışlardır.

Sonraki gelişmelerDüzenle

21 Mart, Güney Afrika'da 1994'ten bu yana İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır. Bu gün, UNESCO tarafından Uluslararası Irk Ayrımı İle Mücadele Günü olarak kabul edilmiştir.

Nelson Mandela, Güney Afrika Anayasası'nı 10 Aralık 1996 tarihinde Sharpeville'de imzalamıştır.

Uzlaştırma Komisyonu 1998 tarihli raporunda polisin "silahsız bir topluluğa karşı orantısız güç kullanımı yoluyla ağır insan hakkı ihlallerine yol açtığını" açıklamıştır.[2]

KaynakçaDüzenle

  1. ^ a b c "The Sharpeville Massacre". Time Magazine. 4 Nisan 1960. Erişim tarihi: 15 Aralık 2006.  Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: "TimeArticle" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış. (Bkz: Kaynak gösterme)
  2. ^ a b c d Truth and Reconciliation Commission of South Africa Report, 3. Cilt, 6. Bölüm (PDF). 28 Ekim 1998. ss. 531–537. Erişim tarihi: 15 Aralık 2006. 
  3. ^ a b Boddy-Evans, Alistair. "Sharpeville Massacre, The Origin of South Africa's Human Rights Day". about.com. 17 Şubat 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Aralık 2006. 
  4. ^ http://www.sowetan.co.za/News/Article.aspx?id=1125732
  5. ^ Remember Sharpeville
  6. ^ a b Reeves, Rt. Reverend Ambrose. "The Sharpeville Massacre - A watershed in South Africa". sahistory.org.za. 6 Haziran 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Temmuz 2007. 
  7. ^ Barcan A. Student activists at Sydney University 1960-1967, History of Education Review, 1 Ocak 2007

Ayrıca bakınızDüzenle