Sarayönü Camii

Sarayönü Camii, Lefkoşa'nın kuzey kesiminde bir camidir. Sarayönü meydanına çok yakın bulunur ve tarihsel olarak meydanda yer almıştır.

Sarayönü Camii

Sarayönü Camii'nin ön cephesi, 2015

Temel bilgiler
Yer Lefkoşa, KKTC
Coğrafi koordinatlar 35°10′39″K 33°21′38″D / 35.1775°K 33.36056°D / 35.1775; 33.36056
İnanç İslam
Mezhep Sünnilik
Açılış yılı 1902 (mevcut yapı)
Durum Aktif
Mimari
Mimar(lar) Fenton Atkinson
Mimari tür Kuzey Afrika mimarisi etkisi
Cephe yönü Kuzeybatı
Özellikler
Minare sayısı Bir

KonumDüzenle

Tarihsel olarak Lefkoşa'nın idari merkezi niteliğindeki Sarayönü Meydanı'nda (resmî adıyla Atatürk Meydanı) yer alan cami, meydanın güneyinde konumlanmaktaydı.[1] 1960'lı yıllarda inşası tamamlanan Saray Hotel nedeniyle meydanla bağlantısı kesilerek arkada kaldı. Salamis antik kentinden Venedik yönetimi tarafından 1550'de getirilen Venedik Sütunu, Osmanlı döneminde caminin avlusuna yerleştirilmişti. Bu sütun 1915 yılında Britanya yönetimi tarafından buradan alınarak meydana geri yerleştirildi.[2][3]

TarihçeDüzenle

Frenk dönemiDüzenle

Kıbrıs sırasıyla Lüzinyan ve Venedik egemenliğindeyken, caminin olduğu noktada bir kilise mevcuttu.[3] Günümüzde Sarayönü Camii'nin bulunduğu yerdeki kilisenin hangi tarikata ait olduğu konusunda farklı görüşler dile getirilmiştir. Literatürde yer alan bir görüş, bunun Karmelit tarikatına ait bir kilise olduğu yönündeydi. Bu görüşün dayandırıldığı ilk kaynak, 1488 yılında Lefkoşa'yı ziyaret eden Fransız Nicole le Huen tarafından yazılmış Voyage à Jérusalem ("Kudüs'e Yolculuk") kitabıdır. Le Huen, bu kaynakta kraliyet sarayına yakın, üzerinde Kudüs Krallığı, Fransa Krallığı ve Normandiya Dükalığı armaları yer alan ve dolayısıyla Fransız soyluları tarafından kurulmuş olması muhtemel bir kilise kaydetti. 1879'da yayımladığı eserinde Louis de Mas Latrie, Sarayönü Camii binasının 14. yüzyıldan kaldığı izlenimini aldığını ve Karmelitlerin şehirde etkin olduğu dönemdeki kilisesinin bu olmuş olabileceğini ifade etti. 1899 yılında araştırmalarını yayımlayan Camille Enlart, bu yöndeki düşünceleri "kabul edilebilir" buldu, le Huen'ın metninde geçen konum ve tasvirindekine benzer armaların Mağusa'daki Karmelit Kilisesi'nde de yer alması nedeniyle bu görüşe katıldı. Bunun yanında, 1302 tarihli tek bir mezar taşı tespit etti.[4] Britanya otoriteleri burada 1893 yılında 15. yüzyıla tarihlenen sekiz parça mezar taşı daha bulmuş ve Taş Eserler Müzesi'ne taşımıştı.[5]

Chris Schabel, le Huen ve Enlart'ın paylaştığı bu düşünceye katılmamaktadır ve Sarayönü Camii'nin Benediktin tarikatına ait Notre Dame de Tyr (dönemin Fransızcasıyla "Nostre Dame de Sur") manastırı olmuş olabileceği üzerinde durmaktadır. Schabel, camide bulunan sekiz mezar taşından dolayı burada bir Frenk kilisesi bulunduğundan emindir (taşların birinin tarihini 1303, diğerininkini 1402 olarak vermekte ve diğer taşların 15. yüzyıldan kalmış olabileceğini ifade etmektedir).[6] Schabel, konumu dolayısıyla Sarayönü Camii'nin Karmelit kilisesi olma ihtimalinin olmadığı görüşündedir. Bunun nedeni, gerek dönemin tasvirlerinden Karmelit kilisesinin Baf Kapısı civarında yakın olduğunu çıkarması, gerekse de Lüzinyanların yaptığı Lefkoşa surlarını yıkıp şehrin çevresini küçülterek yeniden yapan Venedik yönetiminin raporlarından birinin, yeni surların Mula Burcu'nun Karmelit kilisesinin "üstünde" yükseleceğini belirtmesidir. Mula Burcu, Baf Kapısı'ndan kuzeye gidildiğinde karşılaşılan ikinci burçtur. Bunlar ışığında Schabel, Sarayönü Camii'nin Karmelit kilisesi olabilmek için fazla merkezî bir konuma sahip olduğunu belirtmekte ve bu tarihlere Arabahmet Camii'nin konumunun daha iyi uyduğunu belirtmektedir.[7]

Bunun aksine, Schabel Sarayönü Camii'nin konumunun Benediktin manastırıyla uyuştuğu görüşündedir. Notre Dame de Tyr, esasen Benediktin rahibelerin manastırı olarak kurulmuştu, kuruluşu Schabel tarafından "1291'den birkaç on yıl öncesine" tarihlenmektedir. Bununla birlikte o dönemden kalan bazı kaynaklarda yazılanlar, Schabel ve Jean Richard gibi araştırmacılara, Benediktin rahibelerinin Notre Dame de Tyr manastırını boşalttıklarını ve bu manastırın Benediktin rahipler tarafından kullanılmaya başlanıp Saint-Jacques (İngilizce kaynaklarda St. James) adını aldığını düşündürmektedir. Bu çıkarımların kesin olarak doğrulanması mümkün olmamıştır. Étienne de Lusignan tarafından yazılan metinlerde Saint-Jacques kilisesinin de Lüzinyan sarayının yanında olduğu aktarıldığından, bunun Sarayönü Camii'nin konumunda olması olası olarak değerlendirilmiştir.[6]

Osmanlı dönemiDüzenle

Kilise, 1570 yılında Lefkoşa'nın Osmanlı İmparatorluğu'nca ele geçirilmesinin ardından camiye çevrildi.[8] Bazı kaynaklarda caminin 1820-24 yıllarında yapılmış olduğu herhangi bir kaynağa dayandırılmadan belirtilse de bu tarihlerden eski bir caminin varlığını gösteren belgeler bulunmaktadır. Bu dönemde Lüzinyan Sarayı vali konağına çevrilmiş bulunduğundan, cami vali konağının ibadethanesi olarak kullanıldı.[5] 1594 ve 1610 tarihli belgelerde Sarayönü mahallesinde olduğu kaydedilen "Sinan Paşa Mescidi"nin, caminin Osmanlı dönemindeki ilk adı olduğu Tuncer Bağışkan tarafından tahmin edilmektedir.[9] Bunun yanı sıra Sarayönü Meydanı önceleri askerî birlikler tarafından karargâh, sonraları da askerî merasim kıtasının konumlandırıldığı bir alan olarak kullanıldığından, cami meydandaki askerlerin de ibadethane ihtiyacını karşıladı. Bu dönemde Sarayönü "Orduönü Meydanı" adını aldığından, caminin anıldığı isimlerden biri "Orduönü Mescidi"ydi.[3]

Bu dönemde cami "İbrahim Paşa Camii" adıyla da anılmaya başlandı, bu isim 1887 yılında, Kıbrıs yönetiminin Britanya'ya devrinden sonraki bir belgede de kullanılmaktadır.[8] Cami için kullanılan bir diğer isim ise "Ali Paşa Camii" idi. Burada söz konusu Ali Paşa'nın kim olduğuna dair rivayetler aktaran bazı kaynaklar, 1690 yılında camiyi baştan yaptırmış bulunan bir Kıbrıs valisi olduğu öne sürülen "Kılıç" veya "Kıncı Ali Paşa"nın 1690 yılında caminin önünde idam edildiğini iddia etmektedir.[5] Kıbrıs valilerinin kesin bir listesini oluşturmak henüz mümkün olmamış olsa da, Theoharis Stavridis tarafından bir araya getirilmiş bir valiler listesi 1690 yılında Kıbrıs valisinin adını Ahmed Paşa olarak vermektedir.[10] Ali Paşa'yla ilgili iddia, Tuncer Bağışkan'ın 2019 yılında yayımladığı çalışmasında yer almamıştır. Bağışkan, söz konusu Ali Paşa'nın sadrazamlık yapmış olan Çorlulu Ali Paşa olduğunu, Çorlulu Ali Paşa adına kurulan bir vakfın camiye gelir sağladığını belirtmiştir.[8]

Britanya dönemiDüzenle

 
1913-1915 yıllarında Sarayönü Camii. Günümüzde Sarayönü Meydanı'nda yer almakta olan Venedik Sütunu'nun bu tarihte caminin avlusunda yer aldığı ve üzerinde şu an yer alan demir topun bulunmadığı görülmektedir.

1894 yılında usta Nikolaki Kalla'nın camide yaptığı incelemede, "uzun süre tamir edilmediğinden" dolayı cami duvarlarında çatlaklar oluştuğu belirlendi ve tamirat için Kıbrıs hükûmetine talepte bulunuldu. 22 Mayıs 1894 tarihinde dönemin parasıyla £30 bedeliyle caminin tamir edilmesi ve abdest yerinin üzerine çardak yapılması kararlaştıldı. 1889 yılında cami avlusunun çevresine bir duvar örüldü ve cami pencerelerine demir parmaklıklar yerleştirildi. Aynı yıl içerisinde caminin önündeki sütunlardan biri eğrildi ve yıkılması hâlinde caminin yapısal bütünlüğüne zarar verebilecek bir duruma geldi.[8]

1900 yılının ocak ayında yaşanan bir depremde cami harap duruma geldi. Önceleri caminin tamiri için birtakım harcamalar yapılsa da, sonrasında yıkılıp baştan yapılmasının mecbur olduğuna karar verildi. Bu bağlamda hükûmet tarafından £300 tutarında bir harcama onaylandı. Evkaf İdaresi muhasebecisinin kayıtlarına göreyse caminin yapılması için £770 tutarında harcama yapıldı. Yeniden yapılacak olan caminin eskisinin temelleri üzerine yapılması ve eski camiden iyi durumda olduğuna kanaat getirilen malzemelerin yeni camide de kullanılması kararlaştırıldı.[11]

Yeni inşa edilecek olan caminin tasarımı 1900 yılında İngiliz mimar Fenton Atkinson tarafından yapıldı. Atkinson, Kıbrıs'taki geleneksel Osmanlı cami mimarisine uyum sağlamak yerine Mağrip-Endülüs mimari üslubundan etkiler taşıyan bir cami tasarladı.[12] Netice Yıldız'a göre, Evkaf İdaresi eski camiyi kubbesiyle beraber aynı duvarlar üzerine baştan inşa etmek isterken, Britanya sömürge yönetiminin caminin yıkılması kararı için gösterdiği güvenlik gerekçesi bir "bahane"den ibaretti. Yıldız'a göre bu noktada Britanya yönetimi kubbeli binaları Osmanlı yönetiminin bir simgesi olarak görmekte ve tercih etmemekteydi. Yeni yapılan caminin çatısının düz olması da bu nedenleydi. Yıldız ayrıca, Britanya yönetiminin bu kararının Sarayönü Meydanı'nı Venedik usulü bir kent meydanına (piazza) dönüştürmek adına gerçekleştirilen bir programın parçası olarak değerlendirilebileceğini ifade etmektedir. Aynı dönemlerde Lüzinyan Sarayı da yıkıldı ve Mahkemeler Binası, Posta Dairesi gibi "modern" binalar inşa edildi.[13]

Caminin etrafını çevrelemekte olan duvar 12 Ekim 1911 tarihinde caminin yanındaki evin sahibi tarafından yıkıldı.[11]

1960 sonrasıDüzenle

1962 yılında caminin bahçesindeki şadırvan yıkıldı. Bu yıkım sırasında üzerinde Yunanca yazılar bulunan bir lahit ortaya çıktı. Lahit, gerek harf stilinden, gerekse üzerinde yer alan haçtan Bizans dönemine tarihlendi.[14]

Caminin yanına 1958-1962[15] yılları arasında Saray Hotel inşa edildi. Otelde içkili bir gazinoya ihtiyaç duyulacak olması nedeniyle caminin ibadete kapatılması ve İplik Pazarı Camii'nin tamir edilerek bölge esnafından oluşan cemaatin buraya yönlendirilmesi kararlaştırıldı. 1963 yılında bu yönde çalışmalar yapıldı.[16][17] 1963 yılının yaz aylarından itibaren cami bir sergi salonu olarak kullanıldı. "İstiklâl Harbi", "Resimlerle Atatürk" ve "Çocuk Resimleri" sergileri bu dönemde camide yer alan sergiler arasında oldu.[18][19][20] Camide gerçekleşen bir diğer sergi, 16 yaşındaki Ülker Kunt'un ikinci kişisel sergisi oldu, bu sergide Hala Sultan Tekkesi, Yeni Cami şadırvanı gibi konuları işleyen resimler de yer aldı.[21]

1963-1964 yıllarında yaşanan toplumlararası çatışmalardan sonra Lefkoşa'nın Türk kesiminde nikâh kıyılacak bina sıkıntısı baş gösterdi.[22] Bu amaç için ilk olarak Haydarpaşa Camii kullanılsa da, 1964 yılında daha merkezî olan Sarayönü Camii Evlendirme Dairesi olarak kullanılmaya başlandı.[23] Sarayönü Camii'nin dinî döşemeleri İplik Pazarı Camii'ne taşındı, cemaat da buraya yöneldi.[17]

1992 yılında, Kıbrıs'taki birtakım diğer camilerin de muhtelif maksatlarla kullanılmasının konu alındığı bir Cumhuriyet Meclisi tartışmasında, caminin Evlendirme Dairesi olarak kullanılması muhalefetteki Yeni Doğuş Partisi milletvekili Kenan Akın tarafından gündeme getirildi. Millî Eğitim ve Kültür Bakanı Eşber Serakıncı'nın açıklaması "Ancak din konusunu şu yer şuna dönüştürüldü, bu yer buna dönüştürüldü ve hatta mabetlerimiz amaçlarımızın dışında kullanılıyor diye, kullanılır diye bir ifade kullanarak, Allah'ın gazabı o toplumun üstüne gelecek [galeriye dönüştürülen bir başka camiyle ilgili Nazım Kıbrısi'nin dağıttığı bildiriye atıfta bulunuyor] şekilde yorum yapmak da beni orada çağ dışı düşüncesine doğru gerilere götürür." şeklinde oldu.[24]

2004 yılında konu, Türkiye basının yaptığı haberlerle tekrar gündeme geldi.[25] Hürriyet'in haberine göre, Türkiye'de iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisinin milletvekilleri konuya ilgi gösterip, "KKTC'de camide çalgılı nikâh kıyılıyor" diyerek Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e baskı yaptı. Gül, konuyu KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'a iletti, Talat ise "Bizde camide düğün yapılmaz. KKTC’de resmi nikah yasayla mecburi kılınınca Lefkoşa’da resmi nikah dairesi için yer aranmış. Sarayönü Camii diye bilinen yer tarihi bir mekan. Zaten cami olarak kullanılmıyordu. Orası evlendirme dairesidir." şeklinde cevap verdi.[26] Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise yeni bir Evlendirme Dairesi yapılabilmesi için T.C. Lefkoşa Büyükelçiliğine bağlı Yardım Heyetine teklif götürdü. Bu konuyla ilgili 800 milyar TL tutarında kaynak ayrılması kararlaştırıldı. Sarayönü Camii'nin ise tekrar ibadet işlevine dönmesi veya Saray Hotel'in yanında bulunmasından mütevellit İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılması değerlendirildi.[25] 2005 yılında Yardım Heyetinin çıktığı 600 bin YTL'lik ihaleyle yeni Evlendirme Dairesi yapıldı ve Sarayönü Camii, cami olarak tekrar ibadete açıldı.[26]

Cami Evlendirme Dairesi olarak kullanılırken takılan klimalar ve boruları duvarları tahrip etti, bu durum tekrar camiye çevrilmesinin ardından revize edildi.[27]

2017'de cami kısmi bir tamirat işleminden geçirildi, avlusuna taş döşendi.[12]

MimariDüzenle

1900 öncesi yapıDüzenle

Karmelit kilisesi aslen yarım daire şeklinde bir kubbe ile örtülü bir yapı olarak inşa edildi.[5]

Günümüzdeki yapıDüzenle

 
Caminin son cemaat yeri, 2017

Kesme sarı taştan yapılmadır.[28] Enine dikdörtgen şeklinde, eni doğu-batı istikametinde uzanan bir yapıdır. Son cemaat yeri caminin kuzeybatısında bulunur. Bu son cemaat yerinin önünde beş, her bir yanında da birer tane kemerli açıklığı bulunur, bu kemerler ahşap eğimli tavanı destekler. Yapıdaki kemerlerin her biri Kuzey Afrika İslami üslubuna yakın, sivri, at nalı kemerlerdir. Kemerler, ayakların çıkıntı yapan, üzerinde dal motiferini işleyen kabartmalar bulunan dirsekler üzerine oturur. Kemerlerin arasında temelden tavana kadar uzanan payeler bulunur, bu payeler tavandaki profil silmelerle birleşir, birleşme noktalarının altında sekiz yapraklı rozet motifleri işlenmiş kabartmalar yer alır.[11][29] Kuzeybatı köşesinde yer alan rozet kabartmasının üstünde Yunanca ita, sigma ve hi harfleri kazılıdır, Tuncer Bağışkan'a göre bunların kabartmaları işleyen taş ustasının isminin baş harfleri olması olasıdır. Silmeler cami ilk yapıldığında yan yana "ince mermer dikmeler" ile süslenmiş olsa da, bunlar zaman içerisinde kaldırıldı.[12]

Son cemaat yerinden cami harimine giriş, sivri at nalı kemerli bir kapı aracılığıyladır.[30] Alınlıkta 1903-1904 yıllarına tarihlenen (Hicri 1321) bir yazıt yer alır.[12] Son cemaat yerinin aksine, caminin tavanı dört yana eğimlidir,[31] bu da dört ahşap sivri kemerle taşınmasından dolayıdır. İskeleti ahşaptan olan çatının üzerisi kiremitle örtülüdür. Çatıyı taşıyan kemerlerin üzerinde bağlantı olarak işlev gören demir kenetler bulunur, bu demir kenetlerin uçları da sekiz yapraklı rozet şeklindedir. İçeriye ışık girmesi, duvarların üst ve alt kısımlarında yer alan pencerelerle sağlanır. Bu pencerelerin dağılımı, kuzey ve güney duvarlarında üstte beşer, altta dörder; doğu ve batı duvarlarındaysa üstte dörder, altta ikişer pencere olacak şekildedir.[12] Pencereler dikdörtgen şeklindedir, dış cephede pencereyi barındıracak şekilde yapılmış sivri at nalı kemerler içerisinde bulunurlar.[32]

Caminin mihrabı mermerden yapılmış olup, mukarnas bezemeler, örgü ve servi ağacı şeklinde kabartmalarla süslüdür. Bunun yanında yer alan minber de mermerden yapılmıştır. Merdivenin korkuluklarında, bezeme olarak oval kabartmalar yer alır.[12]

Camiden ayrı duran minarenin mimari anlamda klasik Osmanlı üslubunda olduğu değerlendirilmekte, mevcut yapının mimarisiyle uyuşmamasından dolayı da yıkılmış olan eski camiden kalmış olduğu çıkarımı yapılmaktadır. Kare planlı bir kaidenin üzerine oturtulan tek şerefeli minare, camiye kıyasla güneydoğuda yer alır ve şerefenin alt kısmında "klasik Osmanlı dönemi"ni yansıtan süsler içerir. 1992 yılında restorasyon geçirdi.[12]

Yapının mimari üslubunu değerlendiren Havva Arslangazi, mimar Fenton Atkinson'ın Avrupa'da o dönem yaygın olan eklektik mimaridan de etkilenerek oryantalist bir üslup seçtiğini ifade eder. Bununla birlikte Arslangazi'ye göre yapının "küçük boyutu ve dikdörtgen planı" Kıbrıs'a özgü bir karakter katar.[33]

Caminin 1962'de yıkılan şadırvanının günümüze ulaşan bir resmi olmasa da, Hizber Hikmetağalar tarafından "altıgen, altı musluklu ve güzel bir yapı" olduğu aktarılmaktadır.[34]

OkulDüzenle

 
1912 yılında hazırlanan bu haritada Sarayönü Camii kırmızı ile işaretlenmiş bulunmakta, doğusundaysa okulu ("School") görülebilmektedir.

Caminin yanında yapılış tarihi bilinmeyen bir okulun varlığı kayıtlıdır. Yapılan araştırmalar kapsamında arşivlerde okula dair rastlanılan ilk belge, 1715 yılına tarihli, cami mütevellisinin yazmış olduğu bir yıllık muhasebe kaydıdır. Bu belgede İbrahim Paşa Camii yanındaki okulun hocasına Cafer Paşa Vakfı gelirinden senelik 6 kuruşluk gelir sağlanması öngörülmüştür. Bunun ardından rastlanan bir sonraki belge 1746 yılına tarihlidir. Bu belgede, okulu ziyaret eden Kıbrıs valisi Hacı Ebubekir Paşa'nın okulun derhâl tamir edilmesi, tuvaletlerin ilave edilmesi ve avlusunun etrafına 23 dükkân yapılmasını emrettiği kayıtlıdır. 1748 yılına tarihli bir belgede Hacı Ebubekir Paşa'nın çabalarıyla okulun tamir edilmiş olduğu ve hocasına günlük 20 akçelik gelir sağlayacak bir vakfın tesis edildiği belirtilmektedir.[35]

Kayıtlı diğer bilgiler arasında 1892 yılında okulun öğretmeninin Hafız Mehmet Raif olduğu ve 1897'de okulun suyunun yakınlardaki Sarayönü Hamamı'ndan karşılandığı yer alır. Hamamdan getirilen suyun yerine düzenli bir su ikmali sağlanabilmesi için Evkaf İdaresine 7 Kasım 1897 tarihinde başvuruda bulunuldu.[35]

Lüzinyan Sarayı yıkıldıktan sonra, sarayın taşlarından buraya yeni bir erkek okulu inşa edilmesi değerlendirildi ve 19 Mart 1899'da alınan karar gereğince 1899 yılı içerisinde yeni bir okul inşa edildi. Okulun bu dönemki adının "Saray Meydanı Mektebi" veya "Mümtaz Mekteb" olduğu, inşaatin £150 maliyetinde gerçekleştiği kaydedildi. Okulun 100 erkek öğrenciye eğitim vermesi ön görüldü. 27 Eylül 1904 tarihinde okul paralı okul statüsüne getirildi, Hasan Hilmi Efendi isimli bir hoca müdür olarak getirildi.[35]

7 Kasım 1908 tarihinde bu okulun da yıkımına başlandı ve yerine yeni bir okul inşa edildi.[35]

Okulun mezunları arasında asker ve siyasetçi Alparslan Türkeş yer alır.[36]

KaynakçaDüzenle

Özel
  1. ^ Bağışkan 2019, s. 141.
  2. ^ Hasan, Fehmi (1992). A'dan Z'ye KKTC: Sosyal ve Ansiklopedik Bilgiler. Cem Yayınevi. s. 126. 
  3. ^ a b c Bağışkan 2013.
  4. ^ Enlart 1899, ss. 186-7.
  5. ^ a b c d Bağışkan 2005, s. 93.
  6. ^ a b Schabel 2012, ss. 177-179.
  7. ^ Schabel 2012, ss. 191-192.
  8. ^ a b c d Bağışkan 2019, s. 142.
  9. ^ Bağışkan, s. 142.
  10. ^ Stavrides, Theoharis (2009), "Governors, Prelates and Dragomans", Michael, Michalis N.; Gavriel, Eftihios; Kappler, Matthias (Edl.), Ottoman Cyprus: A Collection of Studies on History and Culture (İngilizce), Wiesbaden: Harrassowitz Verlag, s. 360 
  11. ^ a b c Bağışkan 2019, s. 143.
  12. ^ a b c d e f g Bağışkan 2019, s. 144.
  13. ^ Yıldız 2009, s. 151.
  14. ^ "Sarayönü Camii". Lefkoşa Türk Belediyesi. 27 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Mart 2020. 
  15. ^ Dağlı, Uğur. "Saray Otel ve İçindeki Derin Tartışmalar" (PDF). Doğu Akdeniz Üniversitesi Mekanperest Dergisi, Sayı 13. 12 Nisan 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 15 Nisan 2019. 
  16. ^ "Köşklü Çiftikte cami inşası ve Evkaf İdaresi". Nacak. 19 Nisan 1963. s. 3. 
  17. ^ a b "İplik Pazarı Camii". Nizam. 23 Temmuz 1971. s. 3. 
  18. ^ "İstiklal Harbi resimlerle gösterilecek". Nacak. 30 Ağustos 1963. s. 4. 
  19. ^ "Resimlerle Atatürk sergisi". Nacak. 8 Kasım 1963. s. 4. 
  20. ^ "Çocuk resimleri sergisi dün ziyarete açıldı". Akın. 1 Aralık 1963. s. 1. 
  21. ^ "Lefkoşa'da başarılı bir resim sergisi açıldı". Devrim. 24 Ekim 1963. s. 1. 
  22. ^ "KKTC'deki Sarayönü Camii'nin cemaat hasreti bitiyor". Milli Gazete. 21 Kasım 2005. 29 Mart 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Mart 2020. 
  23. ^ Hikmetağalar 1996, s. 97.
  24. ^ 28'inci Birleşim, 24 Mart 1992, Salı (PDF), Lefkoşa: KKTC Cumhuriyet Meclisi Tutanak Dergisi, 1992, ss. 3665-3671, erişim tarihi: 30 Mart 2020 
  25. ^ a b Acar 2004.
  26. ^ a b "KKTC'de cami nikahına son". Hürriyet. 19 Kasım 2005. 29 Mart 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Mart 2020. 
  27. ^ "Tarihi cami, Saray Otel'in çöplüğü oldu". Haber Kıbrıs. 10 Ağustos 2018. 24 Nisan 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Nisan 2020. 
  28. ^ Bağışkan, s. 141.
  29. ^ Gazi 2013, ss. 81-82.
  30. ^ Gazi 2013, s. 80.
  31. ^ Gazi 2013, s. 81.
  32. ^ Gazi 2013, s. 82.
  33. ^ Arslangazi, s. 164.
  34. ^ Hikmetağalar 1996, s. 237.
  35. ^ a b c d Bağışkan 2019, s. 145.
  36. ^ An, Ahmet (2005). Kıbrıs’ın Yetiştirdiği Değerler (1900-1920). Akçağ Yayınları. s. 442. 
Genel