Savaş tutsağı

savaş sırasında karşı tarafça yakalanan ya da hapsedilen kişi
(POW sayfasından yönlendirildi)
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu savaş esirleri, Rusya, 1915.

Savaş tutsağı veya savaş esiri en basit ismiyle esir, bir silahlı çatışma, muharebe veya savaş sırasında veya hemen sonrasında savaşan bir güç tarafından esir tutulan askerî bir üye ya da düzensiz bir askerî savaşçı, bazense sivil bir savaşçı olabilir. "Savaş esiri" terimi ilk kez 1610 yıllarında kullanılmıştır.[1][2]

Geçmiş savaşlardan elde edilen bilgi ve deneyimlerle esir ele geçirildiğinde, ilk olarak izole edilerek gözaltında tutulur. Geldikleri tarafı güçsüz, aşağılık gösterecek propagandalar yapılır ve onların duyguları, fikirleri kendi lehlerine çevrilmek istenilir. Bazen esirlerin, çalışma gücü de kullanılmak istenilir ve bu sırada iş kazasında ağır yaralanan ve ölenler olur. Yapamayacakları kadar ağır olan bu işleri yapmayan esirler ise işkenceye tabî tutulur. Bazenleri ise esir askerler, kendileri adına savaşmaları için örgütlendirilir, eğitilir. Yetkili asker olup esir düşenlerden ise politik, diplomatik ve askerî istihbarat alınır, bu yapılırken gerekirse işkencelere de başvurulur.[3]

Antik Dönemlerde savaş tutsaklığıDüzenle

 
Nübye mahkumlarının gravürü, Abu Simbel, Mısır, MÖ 13. yüzyıl.

Savaşlar geçmişinin büyük bir bölümünde yenilmek üzere olan askerler, rakiplerinin niyetlerine bağlı olarak ya teslim olarak ya da yakalanarak esir düşmüştür ve genellikle savaşta mağlup tarafta olan düşman askeri , katledilmeyi veya köleleştirilmeyi beklemişdir.[4] Örneğin Roma’da gladyatörler Samnitler, Trakyalılar ve Galyalılar olarak etnik kökenlerine göre kategorize edilmiş, savaş esirleri olarak halkı ve imparatoru, arenalarda zorla savaştırılarak eğlendirmişterdir.[5]

Tipik olarak galipler, düşman savaşçıları ve düşman sivilleri arasında çok az fark görürler. Ancak kadınları ve çocukları affedilme olasılıkları daha yüksektir. Savaşta hedef masum insanlarda olmuştur. Hatta bazen bir savaşın asıl amacı; savaşmaktan çıkıp, düşman kadın sivillerine tecavüz etmek olmuştur.[6]

MS 4. yüzyılda, Roma İmparatorluğu ile Persler arasında yakın bir zamanda yapılan savaşta, yakalanan Pers esirlerinin kötü koşullardaki kölelik vaziyeti durumundan etkilenen Amida Piskoposu Acacius, fidye girişiminde bulundu ve kilisesinin değerli altın ve gümüş kaplarını satarak Roma tarafından onların, ülkelerine dönmelerine izin vermesini istemiştir.

Ortaçağ ve RönesansDüzenle

Frank kralı Childeric'in 464'te Paris kuşatması ve ablukası sırasında, rahibe Geneviève (daha sonradan şehrin koruyucu azizi olarak kanonlaştı) savaş tutsaklarının refahı ve zulm görmemeleri için Frank kralına yalvardı ve olumlu bir yanıtla karşılaştı. 1415’te, Agincourt Muharebesi sırasında birçok Fransız savaş esiri öldürüldü. Bu, ordunun bagajını ve ekipmanını ele alan savaşçıların ve diğer savaşçı olmayan sivil Fransız vatandaşların öldürülmesine misilleme olarak yapıldı ve Fransızlar tekrar saldırıya geçti.[7]

İlerleyen zamanlarda Orta Çağ’da, birçok dini savaş oldu. Bu savaşlarda amaç “sadece düşmanlarını yenmekle kalmayıp, ortadan kaldırmak” oldu. Hristiyanlar Avrupa'da, sapkınların (bu sapkınar, Müslümanlar olarak görülüyordu) yok edilmesini hedefleyen bir seferberlik başlattı. Böylelikle haçlı seferleri başladı. Örnekler arasında 13. yüzyıldan kalma Albigensian Haçlı Seferi ve Kuzey Haçlı Seferleri sayılabilir.[8]

Bir yandan genişleyen Moğol İmparatorluğu, teslim olan nüfusu ancak Moğol ordusuna maddi–manevi destek olmaları karşılığında bağışladılar. Teslim olmayan birçok şehri ve kasabayı ise yok etmişler. Bunu, şehrideki sivilleri katledip, şehri ateşe vererek yapıyorlardı.[9]

Aztekler’e gelindiğinde ise, komşu kabileler ve gruplarla sürekli savaş halindeydiler ve bu sürekli savaşın asıl amacı kurban olacak olan canlı tutsakları ele geçirmekdi. 1487'de Büyük Tenochtitlan Piramidi'nin yeniden kutlamaları sırasında kurban edilmek için "10,000 veya 80,400 arası esir" katledildi.[10]

Müslüman orduların fetihleri sırasında ise, Müslümanlar rutin olarak çok sayıda esiri ele geçirdi. Dönüştürenlerin yanı sıra, çoğu fidyeleştirilmiş ya da köleleştirilmişti.[11][12] Haçlı Seferleri sırasında Müslümanlar tarafından yakalanan Hıristiyanlar, fidye ödeyemedikleri takdirde genellikle ya öldürülmüş ya da köle pazarına satılmıştı.[13] Muhammed yaşamı boyunca, dinlerine-milletine bakılmaksızın esirlere makul bir temelde yiyecek ve giyecek sağlamak için İslam hükümetinin sorumluluğunu üstlendi;[14] ancak mahkumlar bir kişinin gözaltındaysa, sorumluluk bireyin üzerindeydi.[15] Mahkumların serbest bırakılması hayırsever bir eylem olarak şiddetle tavsiye edilmişti. Muhammed'in, düşmanın, Müslümanlarla anlaşmayı bozduğunu hissettiği bazı durumlarda ‘Banu Qurayza’ gibi erkek mahkumların toplu olarak infaz edilmesini emrettiği durumlarda oldu. Bu kabilenin kadınları ve çocukları Muhammed tarafından ‘ghanima’ (savaş ganimetleri) olarak ayrıldı.[16][17]

Modern dönemDüzenle

Otuz Yıl Savaşlarını sona erdiren 1648 Vestfalya Barışı, savaş esirlerinin savaşın sonunda “fidye olmadan serbest bırakılması ve anavatanlarına dönmelerine izin verilmesi” gerektiğini de oluşturuyordu.

Birleşik Devletler Birlik Ordusu askeri , Mayıs 1865'te Andersonville hapishanesinden serbest bırakılması üzerine yakalanan bir subayın kılıcını teslim ettiği ve imtiyazlar karşılığında bir beyefendi olarak söz verdiği “söylem” için Fransızca şartlı tahliye hakkı da gelişti. Kaçmamaya yemin ederse, daha iyi barınma ve hapishane özgürlüğü kazanabilirdi. Onu esir tutan ulusa karşı düşmanlıklara son vermek için yemin ettiyse, ülkesine geri gönderilebilir ya da takas edilebilir, ancak askerî olarak eski esirlerine karşı hizmet edemezdi.

 
12. Zırhlı Tümen’ninden ABD’li siyahi asker, teslim olan Alman esir askerlerin başında bekliyor, Nisan 1945.

II. Dünya Savaşı'nda milyonlarca kişi tutsak düştü. Avrupa ve Kuzey Afrika'da tutsaklara davranışta genellikle Cenevre Sözleşmesi'ne uyulurken, özellikle Nazi kamplarında ve Uzak Doğu'da barbarlığa varan uygulamalar görüldü. Savaş boyunca Naziler milyonlarca Sovyet savaş esirini öldürdü. II. Dünya Savaşı'ndan sonra gene Cenevre'de imzalanan 1949 tarihli sözlşmeyle, tutsakların savaş alanının dışına çıkarılması ve kimliklerini koruyacak biçimde insanca davranış görmesi ilkeleri bir kez daha vurgulandı. Savaş tutsağı terimi milis kuvvetleri, gönüllüler, düzensiz gruplar, ve direniş hareketi üyeleri ile savaş muhabirleri, sivil malzeme müteahhitleri ve işçi birimleri gibi silahlı kuvvetlere eşlik eden kişileri de kapsayacak biçimde genişletildi. Cenevre Savaş Esirleri Sözleşmesi'ne göre bir ülkenin silahlı kuvvetlerine mensup kişileri ile bir ülkenin silahlı kuvvetlerine bağlılık duyarak silaha sarılmış kişilerin, ele geçirildiklerinde tabi oldukları uluslararası sözleşmeler ile garanti altına alınmış durumdur.

 
Almanlar tarafından işkence görüp, soyundurulan Sovyet askerleri, 1943.

Uluslararasında ya da bir devlet ile ona karşı açıkça örgütlenmiş, silahlarını açıkta taşıyan, aynı üniforma ya da işaretleri taşıyan kişilerden oluşan milisler arasındaki uluslararası ya da iç savaşlara ya da silahlı çatışmalara uygulanır ve bu çatışmalara karışan kişiler ele geçirildiklerinde savaş esirleri sayılmak durumundadırlar.

 
Kore Savaşı sırasında, iki Kuzey Koreli savaş tutsağı ve onların başındaki ABD Deniz Piyade askeri, 1951.

1976 yılına eklenen iki ek protokolden ikincisi iç savaşlara ilişkindir ama bunlar terörist gruplara savaşan statüsü ya da savaş esiri statüsü verir şekilde yorumlanamaz. Bir devlet, kendisine veya vatandaşlarına yönelik terörist eylem gerçekleştirmiş kişileri, hangi devletin vatandaşı olursa olsun yargılayabilir ve cezalandırabilir. Ancak, kendi iç hukuku ne derse desin, bunu yaparken uyması gereken evrensel nitelikli normlar vardır ki bunlar arasında insani muamele ve adil yargılanma hakkı en başta gelenlerdendir.

Cenevre Sözleşmesi'yle savaş tutsaklarına sağlanan haklar, tutsak oldukları sürece uygulanır. Tutsaklar ülkelerine iade edilebilirler ya da koruma için tarafsız bir ülkeye gönderilebilirler. Savaşın sonunda, hakkında dava açılan ya da aldıkları cezayı çekmekte olanlar dışında, bütün tutsaklar bırakılır ve gecikmeksizin ülkelerine iade edilirler.[18]

KaynakçaDüzenle

  1. ^ John Hickman (2002). "What is a Prisoner of War For". Scientia Militaria. 36 (2). Erişim tarihi: 14 Eylül 2015. 
  2. ^ "Archived copy" (PDF). 24 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Mayıs 2015. 
  3. ^ "The Roman Gladiator", The University of Chicago – "Originally, captured soldiers had been made to fight with their own weapons and in their particular style of combat. It was from these conscripted prisoners of war that the gladiators acquired their exotic appearance, a distinction being made between the weapons imagined to be used by defeated enemies and those of their Roman conquerors. The Samnites (a tribe from Campania which the Romans had fought in the fourth and third centuries BC) were the prototype for Rome's professional gladiators, and it was their equipment that first was used and later adopted for the arena. [...] Two other gladiatorial categories also took their name from defeated tribes, the Galli (Gauls) and Thraeces (Thracians)."
  4. ^ Eisenberg, Bonnie; Ruthsdotter, Mary (1998). "History of the Women's Rights Movement". www.nwhp.org (İngilizce). 12 Temmuz 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  5. ^ "Church Fathers: Church History, Book VII (Socrates Scholasticus)". www.newadvent.org. 17 Ağustos 2000 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Ekim 2015. 
  6. ^ Attwater, Donald and Catherine Rachel John. The Penguin Dictionary of Saints. 3rd edition. New York: Penguin Books, 1993. 0-14-051312-4.
  7. ^ Shakespeare, William; Gurr, Andrew (2005). King Henry V. Cambridge University Press. s. 24. ISBN 0-521-84792-3. 
  8. ^ Davies, Norman (1996). Europe: A History. Oxford University Press. s. 362. ISBN 0-19-520912-5. 
  9. ^ Samurai, Warfare and the State in Early Medieval Japan, The Journal of Japanese Studies
  10. ^ "Central Asian world cities". Faculty.washington.edu. 29 Eylül 2007. 18 Ocak 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Nisan 2012. 
  11. ^ Edward N. Peterson, The American Occupation of Germany, pp 42, 116, "Some hundreds of thousands who had fled to the Americans to avoid being taken prisoner by the Soviets were turned over in May to the Red Army in a gesture of friendship."
  12. ^ Niall Ferguson, "Prisoner Taking and Prisoner Killing in the Age of Total War: Towards a Political Economy of Military Defeat" War in History 2004 11 (2) 148–192 pg. 189, (footnote, referenced to: Heinz Nawratil, Die deutschen Nachkriegsverluste unter Vertriebenen, Gefangenen und Verschleppter: mit einer übersicht über die europäischen Nachkriegsverluste (Munich and Berlin, 1988), pp. 36f.)
  13. ^ Meyer, Michael C. and William L. Sherman. The Course of Mexican History. Oxford University Press, 5th ed. 1995.
  14. ^ Hassig, Ross (2003). "El sacrificio y las guerras floridas". Arqueología Mexicana, pp. 46–51.
  15. ^ Harner, Michael (Nisan 1977). "The Enigma of Aztec Sacrifice". Natural History. Latinamericanstudies.org. ss. 46–51. 19 Şubat 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  16. ^ Maududi (1967), Introduction of Ad-Dahr, "Period of revelation", p. 159. The freeing of prisoners was highly recommended as a charitable act. On certain occasions where Muhammad felt the enemy had broken a treaty with the Muslims, he ordered the mass execution of male prisoners, such as the Banu Qurayza. Females and children of this tribe were divided up as ghanima (spoils of war) by Muhammad.
  17. ^ Lings, Muhammad: His Life Based on the Earliest Sources, p. 229-233.
  18. ^ Encyclopædia Britannica Fifteenth Edition