Osmanlı-Bizans Savaşı (1366-1372)

Osmanlı-Bizans Savaşı (1366-1372), Osmanlı Devleti ile Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) arasında Trakya topraklarında yapılan ve Osmanlıların kesin zaferiyle sonuçlanan savaş.

Osmanlı-Bizans (1366-1372)
Bizans-Osmanlı Savaşları
Murat Hüdavendigar.jpg
I. Murad
Tarih1366-1372
Bölge
Sebep 1363'ten beri Osmanlı Devleti'ne tâbi olan Doğu Roma İmparatorluğu'nun 1366 yılındaki Haçlı seferinin yardımıyla Gelibolu'yu işgal etmesi
Sonuç Kesin Osmanlı zaferi, Osmanlı-Bizans barış anlaşması (1372), Bizans'ın tâbiyet koşulları ağırlaştırıldı
Coğrafi
Değişiklikler
Osmanlılar Meriç kıyısındaki Ferecik'ten Çatalca'ya kadar Trakya'daki tüm Bizans topraklarını fethetti
Taraflar
Osmanlı İmparatorluğu Bizans İmparatorluğu Doğu Roma İmparatorluğu
Arms of the House of Savoy.svg Savoy Kontluğu (askerî yardım)
(Coat of Arms of the Bulgarian Empire.PNG Bulgar Çarlığı (serbest geçiş hakkı)
Flag of the Serbian Empire, reconstruction.svg Sırbistan Krallığı (müttefik)
Mrnjavcevic - Illyrian Coat of arms.png Serez Despotluğu (müttefik)
Komutanlar ve liderler
I. Murad
Lala Şahin Paşa
Gazi Evrenos Bey
Bizans İmparatorluğu V. İoannis
Arms of the House of Savoy.svg VI. Amadeo
Flag of the Serbian Empire, reconstruction.svg Vukašin Mrnjavčević 
Mrnjavcevic - Illyrian Coat of arms.png Jovan Uglješa 
Güçler
?? ??
Kayıplar
Hafif Ağır

Savaş öncesiDüzenle

Osmanlı Devleti ile Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) arasındaki barış hali 1363'ten beri devam ediyor, Doğu Roma İmparatorluğu anılan tarihten beri Osmanlıların haraçgüzar devleti konumunda bulunuyordu. Bununla birlikte, İmparatorluk yöneticileri gerek Osmanlıların giderek artan baskısı gerek Bulgar İmparatorluğu'na eski şaşaalı günlerini yaşatmak isteyen İvan Alexander'in kuzeyden yönelttiği tehdit karşısında Papa V. Urbanus nezdinde Haçlı seferi düzenlenmesi girişimlerini sürdürüyordu.

Zira, Suriye ve Filistin'deki Haçlı devletçiklerinin 1291'de Memlûk Devleti tarafından tamamen ortadan kaldırılmasından sonra da Anadolu ve Yakındoğu'da yükselen Türk gücüne karşı Haçlı seferleri devam etmiş; bu bağlamda 1343-1351 arasında Aydınoğulları Beyliği'ni hedef alan Haçlı seferi İzmir'in işgaliyle sonuçlanmış, 1365'te ise Haçlılar Memlûklerin ana limanı İskenderiye'yi yağmalamıştı.

1363-1365 arasında Papa V. Urbanus'un teşvik ettiği ve Savoy Kontu VI. Amadeo'nun öncülük ettiği seferin hazırlıkları olgunlaştı. Papa'nın Doğu Roma İmparatorluğu'na yardım için koştuğu Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin Katolik Kilisesi'ne tâbi olması şartını kabul eden İmparator V. İoannis (Savoy Kontu V. Amadeo'nun torunu) bağlılık yemini etmek ve Katolikliğe geçtiğini bildirmek için Macaristan'a geçmek istediyse de, Bulgarların serbest geçiş iznini iptal etmeleri üzerine Bulgaristan topraklarında mahsur kaldı.

Bu dönemde ise, Osmanlı Sultanı I. Murad ile Bulgar Çarı İvan Aleksandr arasında bir nevi ittifak ilişkisi bulunmaktaydı. İkinci kuşaktan kuzeni olan İmparator V. İoannis'in sıkıştığını gören Savoy Kontu VI. Amadeo da Venedik limanlarına uğradıktan sonra Ege Denizi'ne girmiş olan donanmasını Osmanlılar ve Bulgarlara karşı girişeceği harekat için Çanakkale Boğazı'na yöneltti.

Haçlı Seferi ve savaşın başlaması (1366)Düzenle

 
Gelibolu ve Bulgar kıyılarına yönelik Haçlı seferi

Midilli Prensi ve İmparatorun damadı (Gattilusio ailesindan) I. Francesco komutasındaki bir Bizans birliği de Çanakkale Boğazı'nda Haçlı donanmasına katıldı ve VI. Amadeo donanmanın ilk hedefi olarak Osmanlıların en önemli deniz üssü olan Gelibolu olarak belirledi. Haçlıların 22 Ağustos 1366'da başlayan taarruzuyla Osmanlıların Doğu Roma İmparatorluğu'yla barış hali de sona erdi. Kaledeki az sayıdaki Türk garnizonunun çekilmesinin ardından Haçlılar 26 Ağustos'ta Gelibolu'yu işgal ettiler. Ardından Haçlı donanması 4 Eylül'de Konstantinopolis'e gelerek Pera limanına demirledi.

VI. Amadeo Vidin'de mahsur bulunan V. İoannis'e elçi gönderdi. İmparator ise Haçlı komutanına başkentine geri dönebilmesi için yolun açılmasının sağlanması talebini iletti, İmparatoriçe Helena Kantakuzen ise VI. Amadeo'ya para teklif ederek Haçlı seferinin V. İoannis'e serbest geçiş hakkı tanımayan Bulgar İmparatorluğu üzerine yöneltmesini rica etti. Bu teklifi kabul eden VI. Amadeo da donanmasıyla Karadeniz'e açılarak 4 Ekim'de Bulgar kıyılarına geldi ve 17-19 Ekim'de Ahyolu, Süzebolu ve Burgaz'ı, 20-22 Ekim'de ise Misivri ve Pomorie'yi işgal etti. Ardından Bulgar İmparatorluğu'na bağlı Dobruca Prensliği'nin limanı Varna'yı kuşattı. Varna Haçlılara teslim olmadıysa da, Dobruca Prensi Bulgar Çarından Doğu Roma İmparatoruna serbest geçiş hakkı tanınması rica etmeyi kabul ettiler. Bulgar Çarı ise yine şeklen kendine bağlı Vidin Prensliği'ni yöneten kardeşi İvan Sratsimir'e bu ricayı iletti. Bu ricanın kabulü üzerine Doğu Roma İmparatoruna serbest geçiş hakkı tanındı ve V. İoannis 1367 Ocak ayında Konstantinopolis'e döndü.

9 Nisan'da düzenlenen törenle İmparator VI. Amadeo'ya ödediği 15.000 florin karşılığında Haçlı donanmasının işgal ettiği tüm limanları teslim aldı. Haçlı donanması 14 Mayıs'ta Küçükçekmece ve 24 Mayıs'ta Büyükçekmece hisarlarını da Türklerden alarak Doğu Roma İmparatorluğu'na teslim etti. Ardından, 9 Haziran'da Konstantinopolis'ten ayrılan Haçlı donanması 13-14 Haziran'da ise Gelibolu'ya ulaşarak bu kaleyi de İmparatorluğa devretti ve Ege Denizi'ne yelken açtı.

Osmanlıların karşı saldırısı (1366-67)Düzenle

 
1367-1368 civarında Osmanlı, Bizans, Sırp ve Bulgar toprakları

Osmanlı Sultanı I. Murad ise Trakya'daki fetihlerini korumak ve Konstantinopolis doğrultusunda yeni fetihler yapmak için 1366 Mart ayında Rumeli'ye geçerek Malkara'ya gelmiş bulunuyordu. Sultan önce Meriç üzerinde ve Edirne civarında bulunan Çirmen'i ele geçirdi, ardından ise Lala Şahin Paşa ve Gazi Evrenos Bey komutasındaki kuvvetleri Malkara'ya çağırdı.

Lala Şahin Osmanlı kuvvetlerini gerisini güvenceye almak amacıyla Ferecik'i ele geçirirken Murad I de doğuya yönelerek İncüğez'i kuşatarak aldı, oradan ise Çatalburgaz'ı (Çatalca) ve Küçükçekmece yakınında iki kaleyi ele geçirdi (bu iki kale 1367 Mayıs'ında Haçlılarca geri alınıp Doğu Roma İmparatorluğu'na iade edildi).

Lala Şahin Paşa ise Ferecik'i fethettikten sonra yeniden I. Murad'la birleşti. Bu esnada ise 1366 sonbaharında Bulgarların Doğu Roma İmparatoru V. İoannis'e serbest geçiş hakkı tanımaları üzerine Osmanlı-Bulgar ittifakı sona erdi ve Osmanlılar Bulgar İmparatorluğu'na da savaş açtılar.

1367 ilkbaharında Bulgar topraklarından geçerek Süzebolu'nu 15 gün boyunca kuşatan I. Murad hükümdarlığı boyunca ordusunun başındaki tek başarısızlığını yaşayarak denizden Haçlılarca da savunulan kaleyi alamadı ve 100 km batıda Devletli Kabaağaç'a çekildi.

Osmanlıların ikinci saldırısı (1368-69)Düzenle

1367-68 kışında gücünü toparlayan I. Murad 1368 ilkbaharında yeniden harekete geçti. Türk ordusu Balkan dağ geçitlerini denetleyen Bulgar kaleleri Aydos'u ve Karinabad'i fethetti. I. Murad bir yıl önce kuşatıp alamadığı (Doğu Roma İmparatorluğu'nun elindeki) Süzebolu'nun üzerine yürüdü ve ikinci denemesinde burayı da Osmanlı topraklarına kattı.

1368-69 kışını (başkent) Edirne'de geçiren I. Murad, 1369 ilkbaharında komutanları Kara Timurtaş Paşa ve Lala Şahin Paşa'yı Bulgar İmparatorluğu üzerine gönderdi; kendisi de bu defa Doğu Roma İmparatorluğu'na karşı yeniden harekete geçerek Trakya’da Istranca dağları eteğinde Kırklareli, Pınarhisar ve Vize kalelerini fethetti.

Bizans'ın Osmanlılara karşı ittifak arayışı (1369-71)Düzenle

 
Kral Vulkaşin ve Despot Uglyeşa'nın idare ettiği bölge (1371)

I. Murad'ın Trakya'da yaptığı bu son fetihler Doğu Roma İmparatorluğu'nda derin endişeye yolaçtı. Bunun sonucunda İmparatorluk sarayında iki zıt eğilim ortaya çıktı. Bunlardan birincisi; Osmanlılarla barış yapılmasını savunanlardı. İkinci eğilime mensup olanlar ise, Osmanlılarla mücadelenin sürdürülmesini savunuyor, bu çerçevede Papalığın teşvik edeceği yeni bir Haçlı seferini ya da Türklerin Rumeli'deki ilerleyişlerinden rahatsız olan Sırplar gibi bölgesel kuvvetlerle kurulacak bir ittifakı arzuluyordu.

I. Murad ise hedeflerine ulaşmış, son olarak Haçlıların işgal edip İmparatorluğa teslim ettikleri Gelibolu'nun Osmanlılara iadesine odaklanmıştı. Bu çerçevede, İmparator V. İoannis'in gönderdiği elçinin barış talebine Gelibolu'nun iadesini şart koştu. Bununla birlikte, İmparator Gelibolu'nun el değiştirmiş olmasının Osmanlılar için stratejik bir kayıp olduğunun farkındaydı. Bu sıralarda, Serez Despotu Uglyeşa'nın elçileri ittifak müzakereleri için Konstantinopolis'e geldi. Eşzamanlı olarak I. Murad Doğu Roma İmparatorluğuna Gelibolu'nun iadesi karşılığında barış önerisini yineledi. Sırp elçileri ise ittifak, hanedanların evlenmesini ve Rum ile Sırp kiliselerinin birleşmesini teklif ettiler.

İmparatorluk diplomasisi, eşzamanlı olarak Türkler üzerine yeni bir Haçlı seferi seçeneğini de canlı tutuyordu. İmparator V. İoannis Katolikliği tanıma pahasına Batı'dan bir Haçlı ordusunu harekete geçirmek amacıyla Papa V. Urbanus'un yanına gitmeye karar verdi ve 1369 Ağustos'unda İtalya'ya ulaştı ve burada 1371 Nisan'ına kadar kaldı[1]. Ancak, somut bir sonuç alamadı. Bunun üzerine, Sırpların ittifak teklifi kabul edildi. Rum Ortodoks Patriği Filotheos Kokkinos anlaşma için Serez'e İznik metropolitini gönderdi. İki kilise arasındaki sorunlar çözüldükten sonra anlaşma imzalandı ve 1371 Mayıs'ında kiliselerin birliği ilân edildi.

Bunun ardından ise, Osmanlılara taarruz kararı alındı. Despot Uglyeşa'ya (Prizren, Üsküp ve Pirlepe'ye hakim olan) Sırp Kralı Vulkaşin da katıldı ve Arnavutluk'tan Trakya'ya kadarki topraklardaki yerli Rum ve Sırp kuvvetlerinden oluşan Sırp ordusu Çirmen üzerine yürüdü ve başkent Edirne'yi tehdit etmeye başladı. Rumeli'de bulunan Lala Şahin Paşa 1371'de Bursa'da bulunan I. Murad'dan yardım istediyse de, ordusunu toplayıp yardıma gelmek isteyen Sultan Gelibolu'nun Doğu Roma İmparatorluğu'nun elinde olması nedeniyle Rumeli'ne geçemediği gibi, Bursa-Lapseki güzergahında bulunan ve Doğu Roma İmparatorluğu'nun elindeki Karabiga'yı (Pegae) geride bırakmak istemedi. Osmanlı savaş meclisi, 1371 yazında müstahkem surlarının arkasında denizden de destek alan Karabiga kalesinin alınmasına karar verdi. Türk ordusu kaleye kara tarafından saldırırken Aydıncık deniz üssünden gelen İldutan komutasındaki Osmanlı donanması da denizden gelebilecek yardımı kesmekle görevlendirildi.

I. Murad'dan yardım gelemeyeceğini anlayan Lala Şahin Paşa ise elindeki az sayıdaki kuvvetle bir baskınla sonuç alabileceğini düşündü ve bu yöntemle 26 Eylül 1371'deki Çirmen Muharebesi'nde Sırp ordusunu kesin bir bozguna uğrattı.

1369'dan beri İtalya'da bulunan İmparator V. İoannis ise Haçlı seferlerinin savunucusu Papa V. Urbanus'un 19 Aralık 1370'te ölmesinin ardından umudunu yitirmiş bir şekilde 1371 Ekim'inde başkentine döndü. Müttefiki Sırpların Çirmen'deki büyük hezimetinin ardından Osmanlılara direnmek için son ümidi de sönmüş bulunan İmparator da böylece barış yanlılarına meyletti.

Barış (1372)Düzenle

 
Bizans İmparatoru V. İoannis

Lala Şahin Paşa Çirmen'de Sırpları mağlup ederken, I. Murad da kuşattığı Karabiga'yı fethetmişti. Osmanlı Devleti ile Doğu Roma İmparatorluğu arasında barış müzakereleri 1371'in sonlarına doğru başladı ve 1372'nin ilk aylarında imzalanan antlaşmayla İmparator V. İoannis I. Murad'ın haraçgüzârı olmayı kabul etti. Antlaşmaya göre; Doğu Roma İmparatorluğu Osmanlı Devleti'ne her yıl 15.000 hyperper (1 hyperper=yarım Venedik altını) ödeyecek ve İmparator da I. Murad'ın seferlerine askerleriyle birlikte bir vasal olarak katılacaktı. Ayrıca, Osmanlıların tüm fetihleri de tanınıyordu.

Antlaşma; Osmanlılara (fetihlerin yanı sıra) Çanakkale Boğazı'ndan Rumeli'ye engelsiz ve tehlikesiz geçme olanağı vermesi açısından önemli bir stratejik kazanım sağlıyor, bu sayede Rumeli'de henüz 20 yılını bile doldurmamış Osmanlı hâkimiyeti ve başkent Edirne daha kuvvetli bir güvence altına alınıyordu.

Savaş sonrasıDüzenle

Barış antlaşmasından sonra ise, Osmanlı diplomasisinin en önemli amaçlarından biri Gelibolu'nun geri alınması olmaya devam etti. Bu fırsatı ise 1373 ile 1379 arasındaki Bizans İç Savaşı verdi.

1373-1374 yıllarında oğlu Savcı Bey'in İmpararator V. İoannis'in Osmanlıların metbuu (vasal) haline gelmesini kabullenemeyen oğlu Andronikos'un birlikte başlattıkları isyanı bastıran I. Murad, Cenevizlilerin yardımıyla cezaevinden kaçarak kendisine sığınan Andronikos'un 1376'da yeniden başlattığı ayaklanmaya destek verdi. Andronikos da bu desteğe karşılık I. Murad'la Gelibolu'nun Osmanlılara iadesini öngören bir anlaşma imzaladı. Bu çerçevede, Andronikos I. Murad'ın sağladığı süvari ve piyade birlikleriyle Konstantinopolis'i kontrolü altına almayı başarıp İmparator olarak tahta çıkarken, müteakip yıl da Gelibolu yeniden Osmanlı topraklarına katıldı.

Ayrıca bakınızDüzenle

KaynakçaDüzenle

  1. ^ O. Halecki, "Un emperour de Byzance à Rome", Varşova (1930), s. 169-212

Dış bağlantılarDüzenle

açıdan tasviri (Perigrafi İstoriogeografiki tis Eparhias ton Saranta Ekklision) adlı eser tercümesinin Kırklareli tarihi açısından yorumlanması', V. Türkan Doğruöz, Volkan Dökmeci ve Alifer Çiftçi, Anadolu ve Balkan Araştırmaları Dergisi (2020)] 9 Aralık 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.