Mevlevîlik (Osmanlı Türkçesi: مولويه - Mevlevîyye), 13. yüzyılda yaşamış Mevlana Celaleddin Rumi'nin tasavvufî düşünceleri üzerine, kendisinin ölümü ardından gelişen tarikattır.[1]

Mevlevî törenlerini betimleyen figürler Mevlana Müzesi
Mevlevî töreni

Mevlânâ Celaleddin-i Rumi 30 Eylül 1207 yılında Horasan' da doğmuştur, bir tarikat kurmamıştır lakin kurulan tarikatın temellerini atmış olduğunu söyleyebiliriz. Babası Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled'dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur. Mevlana dostlarıyla birlikte toplantılar düzenlemiştir. Bu toplantılarda dini sohbetler yapılıp, sema icredilir ve zikredilirdi. Mevlânâ'nın fikirleri yayıldıkça toplantılarına katılmak isteyenlerin sayısı artmıştır. Bu kişilerin bazıları İran ve Arabistan gibi yabancı ülkelerden geliyorlardı. Mevlana, toplantılarında nizamı sağlamak için bazı kurallar koymuştur. Bu düzen, Mevlevilik tarikatı ritüellerinin kökenini oluşturacaktır. Mevlana, Şems-i Tebrizi öldükten sonra Mesnevi'yi yazdırmaya başlar. Oğlu Sultan Veled, talebesi Hüsamettin Çelebi ve ardından gelenler bunu geliştirip önce Anadolu'ya, daha sonra da diğer yörelere yaymışlardır. Mevlana'nın torunlarından biri de Kütahya'da Dönenler Camii'sinde yatmaktadır.

Mevlana'nın oğlu Sultan Veled postnişin (şeyh) olduktan sonra bir tarikat merkezi (tekke) inşa edildi. Bu tekkede Kur'an ve Mesnevi okutuluyordu. Böylece Mevlevîlik, sufî tarikatlardan birisi haline geldi. Mevlânâ'nın, yakınları ve dostlarının defnedilmiş olduğu Konya'daki Yeşil Kubbe, tarikatın manevi merkezi halini aldı. Bugün de pek çok Müslüman bu müzeyi, içindeki türbeyi ve tekkeyi ziyaret etmektedir.

Mevleviliğin başlangıcında sema ayini, dervişlerin vecde gelmesiyle başlıyordu. Ulu Arif Çelebi zamanında semadan önce Kur'an ve gazeller okunmaya başladı. Sema ayini Mukabele denilen günümüzdeki şeklini 15. yüzyılda Pir Adil Çelebi zamanında aldı.

Ritüeller

değiştir

Mevleviliğin gelişmiş bir adap ve kural sistemi vardır. Misal, ortak tabaktan yemek yeniyorsa kaşığın bir tarafı ile yemek alınır, diğer tarafı ile yemek yenir. Kaşığın ağza değen kısmının yemeğe değmemesine özen gösterilir. Ayrıca âlemdeki tüm varlıkların Allah'ın birer parçası olduğu varsayılarak onlara değer verilir. Örneğin; kaşık öpülerek yemeğe başlanır, sırtlarına giydikleri yelekler öpülerek giyilir. Mevlevilikte de diğer tarikatlarda olduğu gibi yün giyilir, bu da maddi ve özellikle manevi fakirliğin bir dışa vurulmuş şeklidir.

Mevlânâ’nın tasavvufu, sırf mistik ve idealist bir tasavvuf olmayıp mahdut varlıktan, ferdiyetten ve ferdi ihtiraslardan tamamıyla sıyrılmak ve halka, topluluğa yayılmak suretiyle tecelli eden ve sosyal hayatta sınırsız bir sevgi, insanî bir görüş ve mutlak bir birlik halinde, moral sahadaysa herkesin kendisini, bir kâmile uymak suretiyle ıslahı ve umumî olarak hayra, güzele ve iyiye doğru bir gidiş, insanî bir terbiye halinde tezahür eden ve böylece de realitede amelî karaktere sahip olan bir tasavvuftur.

Tasavvufta, Mevlana ve Mevleviliğin önemi büyüktür. Mevlevilik insan odaklı olup hoşgörüye, güzele ve ihlasa yöneliktir, pes etmek yoktur, pişman olmak ve affetmek vardır.

1915 Ermeni Kırımı sırasında Mevlevi Tarikatı üyeleri, barınak sağlayarak ve Teşkîlât-ı Mahsûsa'dan saklayarak Konya'daki Ermeni sivillerini (zimmilerini) kurtardılar.[2][3]

Mevlevî tarikât silsilesi

değiştir

Mevlevîlik Altın Zinciri (I. Silsilesi)

değiştir

Mevlevîlik Altın Zinciri (II. Silsilesi)

değiştir

Ayrıca bakınız

değiştir

Kaynakça

değiştir
  1. ^ Köse, Osman (Ağustos 2012). "Samsun Mevlevihanesi". Belleten, 276. s. 607. 7 Nisan 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Şubat 2013. 
  2. ^ Burçin Gerçek, ‘Celal Bey ve diğerleri’,Radikal,26 February 2006.
  3. ^ "Arşivlenmiş kopya". 23 Aralık 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Aralık 2019. 
  4. ^ "MESNEVÎ". TDV İslâm Ansiklopedisi. 29 Eylül 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Ocak 2023.