Müeyyedzâde Abdurrahman Çelebi

Müeyyedzade Abdurrahman Çelebi (1456, Amasya-1516, İstanbul), I. Selim devrinde Rumeli Kazaskeri olmuş Türk devlet adamı ve şairidir.

HayatıDüzenle

Amasya'da inşa edilen Yakut Paşa zaviyesinin ikinci şeyhi olan dedesi Şemseddin Müeyyed Çelebi'nin adından dolayı Müeyyedzade lakabıyla bilinir[1][2]. Babası Ali Çelebi 1454'te beri , Amasya'ya vali olarak gönderilen Şehzade Bayezid'in nişancıliğını yapıyordu. Şehzade Bayezid ile Abdurrahman Çelebi kısa süre sonra dost oldu. II. Mehmet, Müeyyedzade'nin şehzadeyi afyona alıştırdığına dair bilgiler alınca, Müeyyedzade hakkında idam fermanı verdi[3].

Babasından özür dileyen Müeyyedzade, önce Memluklular elinde olan Halep'e ve sonra da Şiraz'a kaçtı ve Celalüddin-i Divani'nin öğrencisi oldu. Bayezid'in sultan olmasından sonra 1483 yılında İstanbul'a geldi. İlk olarak Kalenderhane Medresesi, bir süre sonra da Sahn-ı Seman'da müderrisliğe atandı. 1494 yılında terfi ettirilerek Edirne kadısı oldu. 1501'de Anadolu Kazaskeri oldu. 1511'de Şehzade Selim'in tarafını tutan yeniçerilerle Şehzade Ahmed taraftarları arasında çıkan bir yeniçeri ayaklanmasında evi yağmalandı ve bu olay sonrası emekliye ayrıldı.[2]

Ancak I. Selim'in 1512 yılında tahta çıkmasıyla önce Karaferye kadısı, ertesi sene de Rumeli Kazaskerliği'ne getirildi. Hayatındaki son büyük olay 1514 yılında Şah İsmail'e karşı gerçekleşen Çaldıran Muharebesi'ne katılması oldu. Sefer sonrası görevinden ayrıldı ve iki yıl sonra İstanbul'da hayatını kaybetti.[2]

Eserleri ve kişiliğiDüzenle

Bir fıkıh alimi olan Müeyyedzade mesleki eserlerinin yanı sıra Hatemi mahlasıyla şiirler yazdı[4]. O dönemde sarayda görevli olan Mihri Hatun'un da şiir yazmasında da etkili olduğu belirtilmektedir[5]. Türkçe, Arapça ve Farsça şiirler kaleme almıştır[6].

Gazellerinden birisi şöyle başlamaktadır[7];

Çâk olan dest-i cefâ ile giribânımdır
İlişen hâr-ı gam u mihnete dâmânımdır

(Ayrılığın eliyle yırtılan yakamdır. Üzüntü ve sıkıntı dikenine takılan eteğimdir.)

Latifi Tezkiresi'nde Osmanlı'da ilk özel kütüphane sahibi olduğu ve 7000 cilt kitabı bulunduğu kayıtlıdır[8]. Bilinen 12 eseri vardır. Başlıca eserleri ise şunlardır;

  • Müeyyedzade Cöngü (Mecmuaü'l Fetava): Fetvalarının derlendiği eseridir.
  • Risale fi Tahkikü'l Küretü'l Mudahraca : Kişisel düşüncelerini içeren bir eserdir.

Ayrıca mantık ve felsefe ile ilgili de eserleri vardır.

Müeyyedzade genç yeteneklileri teşvik ile sağladığı maddi ve manevi destek ile de ün yapmıştır. Tarihçi Kemalpaşazade, Ebussuud Efendi, şair Necâtî onun teşvik ettikleri arasındadır.[2]

KaynakçaDüzenle

  1. ^ Divan Şiiri Ant. shf. 290
  2. ^ a b c d Yalçınkaya, M. Alaaddin "Abdurrahman Efendi (Müeyyedzade)" (1999) Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, İstanbul:Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş. C.1 s.26-27
  3. ^ Türk Şiiri Ant. 280
  4. ^ Osmanlı Şiir Tarihi shf. 319
  5. ^ Türk Safo'su shf. 126
  6. ^ Türk Edebiyatı Ans. Cilt 3 shf. 618
  7. ^ Tezkiretü'ş Şuara. shf. 383-4
  8. ^ Tezkiretü'ş Şuara, shf. 383

Dış bağlantılarDüzenle

  • Yalçınkaya, M. Alaaddin "Abdurrahman Efendi (Müeyyedzade)" (1999) Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, İstanbul:Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş. C.1 s.26-27 ISBN 975-08-0072-9
  • Gibb, E. J. Wilkinson, (Ter. Ali Çavuşoğlu) (1999) Osmanlı Şiir Tarihi, 1. Cilt, Ankara
  • Özkırımlı, Attila, (1982) Türk Edebiyatı Ansiklopedisi, İstanbul
  • Pala, İskender, (1999) Divan Şiiri Antolojisi, İstanbul
  • Sezer, Sennur, (1997) Türk Safo'su Mihri Hatun, İstanbul:Milliyet Yayınları,
  • Latifi, (haz. Rıdvan Canımı), (2000) Tezkiretü'ş-Şuara ve Tabsıratü'n-Nuzama, Ankara
  • Heyet (2003), Türk Şiiri Antolojisi, İstanbul: Boyut Yayınları