Historiae (Tacitus)

Historiae, Tacitus tarafından yazılmış bir Roma tarihi vakayinamesidir . 100 – 110 yılları arasında yazılmıştır. 69 – 96 yılları arasındaki dönemden bahseder. Bu; Nero'nun çöküşünün ardından Dört İmparator Yılı, daha sonra Vespasianus yönetimindeki Flavius Hanedanı'nın yükselişi ardından da Domitianus'un ölümüne kadarki dönemi içeren bir zaman aralığı anlamına gelir.[1]

Tacitus'un eserlerinin 1598 yılından kalma baskısının başlık sayfası, İtalya'nın Empoli kentinde muhafaza edilmektedir.

Tacitus'un eserleri Historae ve Annales birlikte toplam 30 kitaptan oluşuyordu. Hieronymus bu kitaplara açıkça atıfta bulunur ve bunların yaklaşık yarısı günümüze ulaşmıştır. Bilim adamları, kitapların her birinin hangi esere ait olduğu konusunda anlaşamasalar da geleneksel olarak bu otuz kitabın on dördü Historiae'ye, on altısı da Annales'e ait kabul edilir. Tacitus'un arkadaşı Plinius, Tacitus'a daha önceki çalışmaları hakkında yazarken "Historiae'den" de bahseder.[2]

Tacitus, Historiae'yi tamamladığında, bu kitap Nero'nun ölümünün ardından MS 69'dan Domitianus'un saltanatının sonu olan MS 96'ya kadar olan Roma tarihini kapsıyordu. Annales ise Tiberius'un saltanatı olan MS 14'ten Nero'nun öldüğü MS 68'e kadar Nero'dan önceki elli yılı ele alır.[1]

KonuDüzenle

 
Roma İmparatorluğu'nun 69. imparatoru Nero'nun ölümünden sonra, İmparatorluktaki en etkili dört soylu, imparatorluk gücü için art arda rekabet etti.

Agricola adlı kitabının ilk bölümlerinden birinde Tacitus, Domitianus, Nerva ve Trajan yıllarından bahsetmek istediğini belirtir. Historiae'de ise bu proje değişikliğe uğradı: Kitabın giriş bölümünde Tacitus, Nerva ve Trajan'ın dönemlerini daha sonra ele alacağını söylüyor. Kitap bunun yerine Dört İmparator Yılı'nın iç savaşlarıyla başlayan ve Flaviusların despotizmiyle sona eren dönemi kapsar. Sadece ilk dört kitap ve beşinci kitabın ilk 26 bölümü günümüze ulaşmıştır. Tacitus'un eserinin Domitianus'un 18 Eylül 96'daki ölümüne kadar Roma tarihini anlatmaya devam ettiğine inanılıyor. Beşinci kitap — Titus'un Birinci Yahudi-Roma Savaşı'ndaki zaferinin açıklamasının başlangıcı olarak —eski Yahudilerin kısa bir etnografik incelemesini içerir ve eğitimli Romalıların Yahudiler'e karşı tutumunun paha biçilmez bir kaydıdır.

Tacitus, Historiae'yi anlattığı olaylardan 30 yıl sonra yani Nerva'nın iktidarı ele geçirmesinden kısa bir süre sonra yazdı; bu vakitlerde yaşanan olaylar dört imparatorun - Galba, Otho, Vitellius ve Vespasian'ın her birinin hızla art arda iktidara geldiği 69 yılındaki olaylarla benzerlikler taşıyordu. İmparator olmalarının şekli, imparatorların gücü lejyonların desteğine dayandığından, artık yalnızca Roma'da değil imparatorlukta yeterli lejyonun toplandığı her yerde bir imparator seçilebileceğini gösteriyordu.[kaynak belirtilmeli]

Nerva, Galba gibi senatörlerin atamasıyla tahta çıktı. Nerva'nın durumunda bu olay önceki imparator Domitian'ın şiddetli ölümünden sonra gerçekleşti. Galba gibi, Nerva da bir Praetorian Muhafız isyanıyla uğraşmak zorunda kaldı ve o da yine Galba gibi, halefini geleneksel evlat edinme yöntemiyle belirlemişti. Tacitus tarafından zayıf bir yaşlı adam olarak tanımlanan Galba, ciddiyeti nedeniyle birliklerin inancını ve kontrolünü elde edemeyen bir halef seçmişti. Bunun yerine Nerva, ise taht ile Yukarı Ren lejyonlarının generali ve ordu genelinde popüler olan Trajan arasında bir bağlantı kurarak gücünü pekiştirmişti. Tacitus'un, Trajan'ın evlat edinilmek üzere seçildiği imparatorluk konseyinin bir üyesi olması muhtemeldir.

İdeolojiDüzenle

Historiae'nin ilk kitabında Galba'nın ağzından yapılan bir konuşma, Tacitus'un ideolojik ve politik konumunu açıkça ortaya koymaktadır. Galba'nın formaliteye olan saf saygısı ve politik gerçekçilikten yoksun oluşu, olayları kontrol edememesine neden oldu. Buna karşılık Nerva, lejyonları bir arada tutmayı, orduyu imparatorluk siyasetinin dışında tutmayı, lejyonlar arasındaki kargaşayı durdurmayı ve böylece tahtta rakip iddiaların oluşmasını engellemeyi başaran Trajan'ı evlat edindi. Tacitus, yalnızca principatus'un ("prens", yani monarşik imparator) barışı, orduların sadakatini ve imparatorluğun birliğini koruyabileceğinden emindi.

Augustus'un iktidara yükselişini tartışan Tacitus, Aktium Savaşı'ndan sonra barışı korumak için gücün bir "imparatorun" elinde birleştirilmesinin gerekli olduğunu söylüyor. İmparator, Domitianus gibi bir tiran ya da Galba gibi bir aptal olmamalı, Senato'nun prestijini ve itibarını korurken imperium'u güvende tutabilmelidir. ( Seneca da aynı noktaya değinir). Tacitus, herhangi bir yanılsama olmaksızın, evlat edinen İmparatorların yönetimini, İmparatorluğun sorunlarına olası tek çözüm olarak gördü.

ÜslupDüzenle

Anlatım tarzı hızlıdır, olayların hızını yansıtır. Anlatım ritmi, yavaşlamak veya konunun dışına çıkmak için yer bırakmaz. Bu tarzda etkili bir şekilde yazmak için Tacitus, kaynaklarından önemli bilgileri özetlemek zorunda kalıyordu. Bazen bölümleri atlar; genellikle hikayeyi tek sahnelere böler ve bu şekilde dramatik bir anlatım yaratırdı.

Tacitus, bir insan kitlesini tanımlamada ustadır. Sakin bir kitleyi nasıl tasvir edeceğini iyi biliyor, aynı zamanda da ayaklanma tehdidini veya panikle kaçışı nasıl okuyucuya göstereceğini eşit derecede iyi biliyordu

Tacitus bir aristokratın bakış açısından yazardı. Anlatımında askerlerin kargaşası ve başkentin ayaktakımı için küçümsemeyle karışık bir korku görülür. Ayrıca, davranışlarını kötü niyetle tanımladığı ve kamuoyundaki imajları ile gerçek hayattaki davranışları arasında (övünme, komplo ve hırs ) büyük zıtlıklar olduğunu düşündüğü Senato üyelerine de düşük saygı duyuyordu. Historiae bu anlamda korkunç bir eserdir; baştan sona şiddet, sahtekârlık ve adaletsizlikten bahseder.

Tacitus, karakterleri ustaca gösterir, kısa ve keskin tasvirleri eksiksiz portreler takip eder. Tekniği Sallustius'unkine benzer: uyumsuzluk, parataksis ve gevşek üslup yapısı, karakterlerini keskinleştirmek için birlikte kullandığı şeylerdir. Sallustius'un etkisi, Tacitus'un stilinin geri kalanında da açık bir şekilde görülür. Tacitus, anlatıyı geçmişe bağlayan gravitas ve onu dramatik kılan pathos arasındaki gerilimi vurgulayarak onun yöntemini geliştirmiştir. Tacitus, fiilleri ve bağlaçları üç nokta ile beraber kullanmayı sever. Anlatıya çeşitlilik ve hareket kazandırmak için düzensiz yapılar ve sık konu değişiklikleri kullanır. Bir cümle bitmiş gibi göründüğünde, onu genellikle ima eden veya dolaylı olan bir yorum ekleyen şaşırtıcı bir devam kısmıyla uzatır.[kaynak belirtilmeli]

Tacitus'un üslubunun, Pompeius Trogus'un tarzına dayandığı teori edilmiştir. Bu teorinin kaynağı Tacitus'un üslubunun ondan daha sonraki dönemde yaşayan Justin'in, Trogus'un çalışmasına dayanan Historia Philippicae et Totius Mundi Origines et Terrae Situs'taki stili ile benzerlik göstermesidir. Bununla birlikte, bu yorum tartışmalıdır ve bu teorinin alternatifi ise, Justin'in tarzının Tacitus'un çalışmasına dayanmasıdır.[3]

Ayrıca bakınızDüzenle

KaynakçaDüzenle

 

  1. ^ a b Tacitus and the Writing of History. 1981. ss. 104-105. ISBN 0520044274. 
  2. ^ Tacitus, Cornelius & Yardley, J. C. The Annals: The Reigns of Tiberius, Claudius, and Nero. Oxford. ss. ii-xxvii. ISBN 019282421X. 
  3. ^ Bartlett (July 2014). "Justin's Epitome: The unlikely adaptation of Trogus' world history" (PDF). Histos. 8: 250. 10 Nisan 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 16 Ocak 2019. 

Daha fazla okumaDüzenle