Afganistan'da kadın

Afganistan'da kadın haklarına genel bakış

Afganistan'da kadın hakları tarih boyunca çeşitlilik göstermiştir. 1964'teki Afganistan anayasasıyla kadınlar resmen eşitlik kazandı. Ancak bu haklar, 1990'larda ortaya çıkan iç savaş sırasında Taliban gibi farklı geçici yöneticiler tarafından kadınların elinden alındı. Özellikle Taliban yönetimi sırasında kadınlar, özellikle sivil özgürlükler açısından çok az özgürlüğe sahip olmuş ya da bu haklardan tamamen mahrum kalmıştır. 2001 sonlarında Taliban rejiminin kaldırılmasıyla Afganistan İslam Cumhuriyeti'nde kadın hakları kademeli olarak iyileştirildi ve büyük ölçüde 1964'teki anayasaya dayanan 2004 anayasasında kadınlar bir kez daha hukuken erkeklerle eşit oldu. Bununla birlikte özellikle de kırsal kesimde yaşayan ve uluslararası endişe yaratmaya devam eden kadınlara yönelik gerici bir bakış açısından ötürü hakları hâlâ belli değildir. Taliban 2021'de Afganistan'ın çoğunu kontrol altına aldığında ise ülkedeki kadınların geleceğiyle ilgili endişeler arttı.

Afganistan'da kadın
Women of Afghanistan.jpg
Afganistan'daki kadınlar, 2006
Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi[2]
Değer 0,655 (2019)
Sıra 157/162
Hamilelikten dolayı anne ölümü (100.000'de) 152 (2020)
Mecliste kadınlar %0 (2022)
Orta öğretim 25 yaş üstü kadınlar %30 (2018)
İşgücünde kadınlar %21,62 (2020)[1]
Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksi
Değer NR (2012)
Sıra NR/149

TarihiDüzenle

 
Emanullah Han'ın reform döneminde 1927'de Afgan kadınları
 
Afganistan'da tezgâhta dokuma yapan Türkmen kadınları, y. 1939. Kadınlar ülkede geleneksel olarak dokuma işi yapmışlardır.
 
1950'lerde Kabil'de bir otobüse binen Afgan kadınlar

Afganistan'ın nüfusu kabaca 34 milyondur. Bunların 15 milyonu erkek; 14,2 milyonu kadındır. Afgan halkının yaklaşık %22'si kentlidir ve kalan %78'i kırsal alanlarda yaşamaktadır. Yerel geleneğin bir parçası olarak çoğu kadın liseyi bitirir bitirmez evlenir. Birçoğu hayatlarının geri kalanında ev hanımı olarak yaşar.

Emanullah HanDüzenle

Afganistan'ın bazı yöneticileri kadınların özgürlüğünü artırmaya çalışmış fakat bu girişimler çoğunlukla başarısız olmuştur. Ancak birkaç lider geçici de olsa bazı önemli değişiklikler yapabilmiştir. Bunlardan ilki, 1919'dan 1929'a kadar hüküm süren ve ülkeyi modernleştirmenin yanı sıra birleştirme girişiminde daha dikkate değer değişiklikler yapan Kral Emanullah'tır. Ataerkil ailelerin kadınlar üzerinde uyguladığı kontrolü azaltmak için kadınların kamusal alanda özgürlüğünü teşvik etti. Aileleri kızlarını okula göndermeye teşvik etmenin yanı sıra kadınların başörtülerini çıkarmaya teşvik etti ve onları daha batılı bir giyim tarzını benimsemeye ikna etti. 1921'de zorla evlilik, çocuk evliliği ve başlık parasını ortadan kaldıran bir yasa çıkardı ve Afganistan bölgesindeki haneler arasında yaygın bir uygulama olan çok eşliliğe kısıtlamalar getirdi.

Afgan kadınları için modern sosyal reform, Kral Emanullah'ın karısı Kraliçe Süreyya'nın kadınların yaşamlarını ve aile, evlilik, eğitim ve mesleki yaşamdaki konumlarını iyileştirmek için hızlı reformlar yapmasıyla başladı. İlk kadın dergisinin yanı sıra ilk kadın örgütü olan Anjuman-i Himayat-i-Niswan'ı, kız okulları Masturat (1920) ile İsmat (Malalay) okullarını (1921) ve Masturat Kadın Hastanesini (1924) kurdu, ayrıca annesi tarafından düzenlenen kadın dergisi Ishadul Naswan'a (1922) katkıda bulundu. Eşiyle birlikte görünerek cinsiyet ayrımcılığının kaldırılmasına örnek oldu ve herkesin içinde peçe takmayarak birçok kadına örnek oldu ve kendisini başkaları izledi. Afganistan'daki yöneticiler listesinde yer alan tek kadındır.

Kraliçe Süreyya, eşiyle birlikte kadınlara yönelik sosyal reformları savunması protestolara yol açtı ve bu da 1929'da kocasıyla birlikte olan saltanatının sonuna sebep oldu. Kral Emanullah Han'ın görevden alınması ciddi bir boşluğa neden oldu. Halefi peçeyi eski haline getirdi ve kadın haklarındaki reformları geri alarak örtünmeyi pekiştirdi.

Muhammed Nadir ŞahDüzenle

Halefler Muhammed Nadir Şah ve Muhammed Zahir Şah daha temkinli davrandılar. Ancak yine de kadın haklarının ılımlı ve istikrarlı bir şekilde iyileştirilmesi için çalıştılar. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra modernleşme reformları hükûmet tarafından gerekli görülmüş ve bu da kadın hareketinin yeniden canlanmasıyla sonuçlanmıştır. 1946'da hükûmet destekli Kadın Refahı Derneği, Kraliçe Hümeyra Begüm yönetiminde kuruldu. Bu dernek, kızlar için okul dersleri ve kadınlara meslek eğitimleri verdi ve 1950-51 yılları arasında Kabil Üniversitesinden kadın öğrenciler kabul etti.

Muhammed Davud Han'ın 1953'te başbakan olarak seçilmesinin ardından, kadınlara daha fazla kamusal varlık kazandıran sosyal reformlar teşvik edildi. Amaçlarından biri, kadınlara ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapan aşırı muhafazakar, İslamcı gelenekten kurtulmaktı. Zamanında modernleşme yolunda önemli ilerlemeler kaydetti.

Başbakan, kadınlara eşit hakları dikkatli ve kademeli olarak hazırladı. 1957'de Kabil Radyosu'nda kadın işçileri tanıtarak Kairo'daki Asyalı Kadınlar Konferansı'na kadın delegeler göndererek ve 1958'de hükûmetin çanak çömlek fabrikasına kırk kız çocuğu istihdam ederek başladı. Bu, herhangi ayaklanma olmadan karşılandığında hükûmet çok tartışmalı olan açıklama adımının zamanının geldiğine karar verdi. Ağustos 1959'da, Jeshyn festivalinin ikinci gününde, Kraliçe Hümeyra Begüm ve Prenses Belkıs, Başbakan'ın eşi Zamina Begüm'un yanında, açılışı yapılan askeri geçit töreninde kraliyet kutusunda göründüler. Bir grup İslam din adamı, şeriatın sözlerine saygı gösterilmesini talep etmek için başbakana protesto mektubu gönderdi. Başbakan, onları başkente davet ederek yanıt verdi ve kutsal kitabın gerçekten de peçeli kara çarşafı giymeyi belirten kanıtlar istedi. Din adamları böyle bir pasaj bulamayınca başbakan, İslam hukuku gerektirmediği için kraliyet ailesinin kadın üyelerinin artık peçe takmayacaklarını ilan etti. Peçeli kara çarşaf hiçbir zaman yasaklanmazken kraliçe ve başbakanın eşi örneğini hükûmet yetkililerinin eşleri ve kızları ile birlikte üst sınıf ve orta sınıftan diğer şehirli kadınlar izledi.

1964 Afganistan Anayasası, kadınlara genel oy hakkı ve seçilme hakkı da dahil olmak üzere eşit haklar verdi. Şehirlerde kadınlar başörtüsüz görünebiliyor, kamu görevlerinde hizmet edebiliyor ve bilim adamı, öğretmen, doktor ve memur olarak iş bulabiliyordu ve önemli eğitim fırsatları ile önemli miktarda özgürlüğe sahiptiler. Ancak, bu reformların şehirler dışında çok az etkisi olduğu ve esas olarak kentsel seçkin kadınları ilgilendirdiği için kadınların çoğunluğu bu fırsatlardan yararlanamadı. Kırsal kesim derinden ataerkil kabile toplumuydu ve kırsal kesimdeki kadınların yaşamları şehirde meydana gelen değişimden etkilenmedi.

1977'de Afganistan Devrimci Kadın Birliği (RAWA), Mina Keşvar Kemal tarafından kuruldu. RAWA halen Afganistan-Pakistan bölgesinde faaliyet gösteriyor

Komünist dönemDüzenle

Muhammed Davud Han hükûmetini deviren 1978 Sevr Devrimi'ni izleyen Afganistan Demokratik Cumhuriyeti (1978-1987) ve Afganistan Cumhuriyeti (1987-1992), Afganistan'da kadınlar için eşi görülmemiş bir eşitlik dönemi yaratmıştır. Komünist ideoloji resmen cinsiyet eşitliğini ve kadın haklarını savundu ve komünist hükûmet bunu Afganistan'ın hem kentsel hem de kırsalındaki tüm sınıflarda uygulamaya çalıştı.

1978'de Nur Muhammed Terakki liderliğindeki hükûmet kadınlara eşit haklar verdi. Bu onlara kocalarını ve kariyerlerini seçme konusunda teorik güç verdi. Afgan Kadın Konseyi (AWC) bu hakları savunmak ve uygulamak için bir örgüt olarak kurulmuştur. 1989 yılına kadar AWC, Masuma Esmati-Wardak ve sekiz kadından oluşan bir personel tarafından yönetiliyordu. AWC'nin neredeyse tüm illerde yaklaşık 150.000 üyesi ve ofisi vardı. AWC, Afganistan'da okuma yazma bilmemeyle mücadelede kadınlara sosyal hizmetler sağladı ve sekreterlik, kuaförlük ve imalat alanlarında mesleki eğitim verdi.

Komünist dönemde kadın hakları hem Afgan hükûmeti hem de Sovyetler tarafından desteklendi. Kadın haklarının esas olarak kentsel seçkin kadınlarla sınırlı olduğu monarşi dönemindeki durumun aksine, komünistler toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadın haklarını toplumun tüm sınıflarına, ayrıca kırsal kesimdeki kadınlara ve kız çocuklarına da uygulamaya çalıştılar. Kız çocukları için başörtüsü açma ve zorunlu eğitim politikası, ancak muhafazakar kırsal nüfustan güçlü bir tepkiyle karşılandı ve Sovyetlere ve komünist rejime karşı direnişe katkıda bulundu.

Mücahidler ve Taliban dönemiDüzenle

1992'de Muhammed Necibullah yönetimindeki hükûmet Afganistan İslam Devleti'ne geçti. Afganistan'daki savaş, Gulbeddin Hikmetyar'ın Kabil'de İslam devletine karşı bir bombardıman kampanyası başlatmasıyla yeni bir aşamaya girdi.

İslam devleti kurulduğunda getirilen kısıtlamalar "alkolün yasaklanması ve kadınlar için bazen tamamen sembolik bir peçenin uygulanması" idi. Ancak kadınlar işyerinde çalışmaya devam etti ve 1964 Anayasası'nın liberal hükümleri büyük ölçüde desteklendi. Hikmatyar'ın 1996'da Afganistan başbakanı olarak İslam devletine entegre edilmesinden sonra kadınlar daha da kısıtlanmaya başladı. Televizyona çıkan kadınların kovulmasını istedi. Dört yıllık şiddetli iç savaş sırasında çok sayıda kadın kaçırıldı ve bazıları tecavüze uğradı. Bu dönemde Taliban, Kabil'in kontrolünü ele geçirmek için yola çıktı.

 
26 Ağustos 2001'de RAWA tarafından filme alınan görüntülerde Kabil'deki Taliban dini polisi bir kadını döverken.

Liderleri Molla Ömer gibi, çoğu Taliban askeri komşu Pakistan'daki Vahhabi okullarında eğitim görmüş yoksul köylülerdi. Pakistanlı Peştunlar da gruba katıldı. Pakistanlı Peştunlar da gruba katıldı. Taliban, kadınların işe gitmelerinin yasak olduğunu ve yanında bir erkek aile üyesi olmadıkça evlerinden çıkmayacaklarını açıkladı. Dışarı çıktıklarında, tamamen örten bir burka giymeleri istendi. Kadınlar örgün eğitimden mahrum bırakıldı ve genellikle evde kalmaya zorlandı.

Taliban'ın beş yıllık yönetimi sırasında, Afganistan'daki kadınlar esasen ev hapsine alındı ve çoğu zaman kimsenin içeriyi ve dışarıyı görememesi için pencerelerini boyamaya zorlandı. Bir zamanlar saygın mevkilerde bulunan bazı kadınlar, sahip oldukları her şeyi satarak ya da hayatta kalabilmek için dilenerek sokaklarda burkalarıyla dolaşmaya zorlandı. Birleşmiş Milletler, ABD'nin aşırı ekonomik sıkıntılara yol açan ağır yaptırımlar uygulamasıyla Taliban hükûmetini tanımayı reddetti.

Öğretmenlerin çoğu, Taliban rejiminden önce kadın olduğu için, kadın istihdamına getirilen yeni kısıtlamalar, hem erkek hem de kız çocuklarının eğitimine büyük bir yük getiren büyük bir öğretmen eksikliği yaratmıştır. Kadınların öğretmenlik de dahil olmak üzere çoğu işte yasaklanmasına rağmen tıp alanındaki bazı kadınların çalışmaya devam etmelerine izin verilmiştir. Bunun nedeni, Taliban'ın kadınların sadece kadın doktorlar tarafından tedavi edilmesini istemesidir.

Birkaç Taliban ve El Kaide komutanı, Pakistan'da insan kaçakçılığı yapmış, kadınları kaçırmış ve onları zorla fuhuş ve köleliğe mahkûm etmiştir.

15 Ağustos 2021 tarihinde tekrar Taliban yönetimine giren Afganistan'daki açıklamalara göre Taliban, kadınların eğitim alması konusunda olumlu ifadelerde bulunsa da, uzun zaman geçmeden bir grubun bir üniversiteye kız öğrencilerin girmesine müsaade etmemesi, hâlâ şeriat kurallarına uyulmamasına katı cezalar ile karşılık verilmesi aradaki çelişkiyi ortaya koymaktadır.

KaynakçaDüzenle

  1. ^ "Labour force participation rate, female". 14 Ekim 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  2. ^ "Gender Inequality Index" (PDF). HUMAN DEVELOPMENT REPORTS. 19 Aralık 2020 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Kasım 2021.