Ana menüyü aç

Şamahı Kuşatması (1607)

Şamahı Kuşatması, 1603-1612 Osmanlı-Safevi Savaşı'nda bir evre. Kuşatma Safevi ordusunun başarısıyla ve Şamahı'nın 28 yıl sonra tekrar İran idaresine geçmesiyle sonuçlanmıştır. Kuşatma sırasında Bakü ve Derbent de İran ordusuna teslim olmuş, Safevî Devleti bu sayede Azerbaycan ve Dağıstan'da yeniden hakimiyet kurmuştur. Bu itibarla, Safevîler 1578-1590 Osmanlı-Safevî Savaşı sonucunda kaybettikleri tüm toprakları 1603-1607 arasında geri almayı başarmışlardır.

Şamahı Kuşatması
1603-1618 Osmanlı-Safevî Savaşı
Schamachia1734.jpg
XVIII. yüzyılda Şamahı
Tarih9 Ocak-26 Haziran 1607
BölgeŞamahı, Azerbaycan
SebepSafevi Devleti'nin kaybettiği toprakları geri almak istemesi
SonuçKesin Safevi zaferi
Coğrafi
Değişiklikler
Şamahı, Bakü ve Derbent İran ordusuna teslim oldu, Azerbaycan tamamen İranlıların eline geçti
Taraflar
Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu Safevîler
Komutanlar ve liderler

Osmanlı İmparatorluğu Ahmed Paşa  (Esir)

Osmanlı İmparatorluğu Şemseddin Paşa  (Esir) 

Şah Abbas
Allahverdi Han
Karçakay Bey
Hüseyin Kuli Bey Kaçar
Zülfikâr Han

Pir Budak Han
Güçler
3.500 ~100.000-120.000
Kayıplar
3.000 ölü, 500 esir Kaydadeğer

Kuşatma öncesi gelişmelerDüzenle

Şah Abbas'ın 1578-1590 Osmanlı-Safevî Savaşı'nda kaybedilen yerleri geri almaya yönelik seferlerinin tamamı Safevi ordusunun başarısıyla sonuçlanmış; 1603 yılında başta Nihavend ve Tebriz olmak üzere tüm Batı İran, 1604 yılında ise başta Erivan ve Tiflis olmak üzere tüm Ermenistan ve Doğu Gürcistan yeniden Safevî Devleti'nin egemenliğine girmiş, 1605 yılında karşı saldırıya geçen Osmanlı ordusunun Urmiye Muharebesi'nde büyük bir yenilgiye uğratılmasının ardından Şah Abbas 1606 yılında Azerbaycan'a yönelmişti. Aynı yıl Gence'yi kuşatarak alan Şah Abbas, bir taraftan Osmanlılarla barış müzakereleri yürütürken bir yandan da Azerbaycan'ın zaptını tamamlayarak avantajlı bir konuma geçmek istedi.

1606 yılında Deli Ferhat Paşa komutasında İran'a gönderilen Osmanlı ordusu komuta zaafiyeti ve disiplinsizlikler sonucu Konya'da dağılmış, yeni komutan Sadrazam Kuyucu Murat Paşa ise İran'ın üzerine sefer açmadan önce Anadolu'da ve Suriye'de devlet otoritesini yoketmiş olan Celali isyanlarını bastırmaya karar vermişti.

KuşatmaDüzenle

 
1804 tarihli Şirvan haritası

Bu sayede Şah Abbas, gerisinde bir Osmanlı ordusu tehdidi olmaksızın 1607 Ocak ayında Şirvan'ın merkezi Şamahı'yı kuşatmaya başladı. Osmanlılar burayı Özdemiroğlu Osman Paşa'nın komutasındaki Türk ordusunun 1578 yılında Birinci ve İkinci Şamahı muharebelerinde kazandığı zaferler sonucunda ele geçirmişler, 1579'da kesin olarak yerleşmişler ve 1583 yılında da bir kale inşa etmişlerdi. Şamahı Kalesi Şah Abbas'ın 1603-1606 arasındaki başarıları neticesinde Osmanlıların Güney Kafkasya'da elinde kalan son müstahkem mevkii olmakla birlikte, Osmanlı sınırına 600 kilometre uzakta Osmanlı topraklarıyla hiçbir bağlantısı kalmamış vaziyetteydi.

Bununla birlikte kale, uzun süre dayanabilecek nitelikte inşa edilmişti ve surlarıyla kuleleri yüksek, çevresindeki hendek ise derindi ve ancak köprü kurularak geçilebilecek mahiyetteydi. Kale kuzeyden Allahverdi Han, batıdan ise Şah Abbas komutasındaki kolordular tarafından kuşatıldı. Şah Abbas'ın komutasındaki birliklere Azerbaycan ve Kirman'dan takviye kuvvetler de eklenmişti. Doğu kanadı yoğun yağışlar nedeniyle bataklığa dönüştüğünden ve kuşatma silahlarının bu bataklığa gömülme olasılığından dolayı buraya birlik konuşlandırılamadı. Doğu kanadının yanı sıra güney kanadının da askersiz bırakılması İran ordusunun aleyhine oldu. Nitekim, bu kanatlardan huruç harekatına girişen kale garnizonu İran ordusuna ciddi kayıplar verdirmeyi başardılar. Buna karşın, Türk birlikleri sağanak yağmura rağmen devam eden istihkâm faaliyetlerini engellemeyi ve İran ordusunun ikmal hatlarını kesmeyi başaramadı.

Hendeği bir köprüyle aşmayı planlayan Şah Abbas bu köprüyü inşa edecek askerlerinin kalenin tüfekçilerinin ve okçularının atışlarından korumak için yine etrafı küçük hendeklerle çevrili kalecikler inşa ettirdi. Bu kalecikler Osmanlıların huruç saldırılarını da engelleyebiliyordu. Öte yandan, Hüseyin Kuli Bey Kaçar Gence Kuşatmasında kullanılan ağır kuşatma toplarını Şamahı'ya naklettirmeyi başardı. Bu toplar kuzey ve doğudaki kuşatma birliklerine dağıtılırken, Tebriz'den gelen Pir Budak Han komutasındaki takviye birlikler de kuşatma ordusunun gücünü iyice artırdı.

Buna rağmen, kuşatmayı sıkılaştıran İran ordusunu sarsan iki olay oldu. Birincisi, köprü inşaatının çökmesi birçok personelin ölümüne yolaçtı. Şah Abbas kendisinin de öldüğüne dair dedikoduları birliklerinin önüne çıkarak durdurabildi. İkincisi Şeybanilerin Horasan'a doğru yeni bir taarruz başlattıkları şayiasının yarattığı tedirginlikti. Bu taarruzun yerel Safevi birliklerince püskürtüldüğü haberi orduya büyük moral verdi ve Şah Abbas genel taarruza hazırlanmaya başladı.

27 Haziran'da başlayan genel taarruzda taş gülle atan toplar kalenin kulelerine kayda değer hasar vermeyi başardılar. Kurulan köprü yardımıyla hendeği de aşan istihkamcılar kalenin surlarının altını kazmaya başladılar. Bu esnada Karçakay Bey komutasındaki birlikler kalenin önemli kulelerinden birini ele geçirdi. Ardından da Azeri Zülfikâr Han komutasındaki birlikler de bir başka kuleyi zaptettiler. 150 İran askeri bu sayede kalenin içine girmeye muvaffak olurken Karçakay Bey bu askerlerin yakınında bulunduğu kapıyı zorlamaya başladı. Şah Abbas da tüm birliklere taarruz emri verdi. Kaledeki garnizon göğüs göğüse çarpışmalarda 2.000 ilâ 3.000 arası kayıp verdi. Bu kayıplar sonucunda taarruzun yoğunlaştığı kapı düştü ve tüm İran ordusu bu kapıdan kaleye akmaya başladı.

Bir taraftan kalan Türk birlikleri yerel halk tarafından katledilirken, İran ordusu da komuta kademesini ve geriye kalan askerleri esir etti. 150 büyük, 500 küçük çaplı top ile 6.000 tüfek İran ordusunun eline geçti. Esir alınan kale komutanı Şirvan Beylerbeyi Ahmed Paşa serbest bırakılırken, yardımcısı Şemseddin Paşa ailesiyle birlikte idam edildi.

Bakü ve Derbent'in düşmesiDüzenle

Şah Abbas'ın 1607 Ocak ayında Şirvan'ın merkezi Şamahı'yı kuşatması üzerine Azerbaycan ve Dağıstan'daki son Osmanlı garnizonları Bakü ve Derbent'in durumları da tehlikeye girdi. Bu iki şehir de 1578 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştı. İki şehirdeki aristokrasi Osmanlı yönetimine karşı ayaklanma konusunda yerel halkı kezâ 1607 Ocak ayında ikna etmeyi başardı. Bakü'deki garnizon komutanının ayaklanma hazırlıklarını öğrenmesi üzerine, isyancılar doğrudan komutanın sarayına saldırdılar ve maiyetiyle birlikte esir ettiler. Esir alınan askerlerin kafaları kesilerek Şah Abbas'a yollandı [1]. Haberi alan Şah Abbas başarı kazanan ayaklanmacılara hediyeler gönderdi.

Derbent'i koruyan Narinkale'deki Türk birliklerine karşı ayaklanma ise Şubat ayında başladı. Bakü'nün de düşmesi üzerine burada tutunamayacağını anlayan kale komutanı Kiziroğlu Ahmet Paşa Mart başında teslim oldu ve kalenin anahtarlarını Şah Abbas'a gönderdi. Böylece iki kentte 29 yıllık Osmanlı egemenliği sona erdi. Şah Abbas kentin valiliğini Çırağ Sultan Ustaclu'ya verdi.

Kuşatma sonrası gelişmelerDüzenle

Bu şekilde Safevî Devleti 1578-1590 Osmanlı-Safevî Savaşı'nda kaybetmiş olduğu bütün toprakları 1603-1607 arasında dört yıl gibi kısa bir zaman diliminde geri almayı başardı. Osmanlı Devleti ise Safevî Devleti'ne yönelmesinin önündeki iki engeli bertaraf etmeye öncelik verdi. 1605 yılındaki başarılı Macaristan Seferi ile Almanya'yı barış masasına getiren ve 1606 tarihli Zitvatorok Antlaşması ile Batı cephesini sükûnete kavuşturan Osmanlılar 1607-1609 arasında çabalarını Celali isyanlarını bastırmaya yoğunlaştırdı. Kuyucu Murat Paşa komutasındaki Türk ordusunun Anadolu'da da asayişi sağlamasının ardından Osmanlılar 1610 yılında İran üzerine sefer açtılar.

KaynakçaDüzenle

  1. ^ Cihat Aydoğmuşoğlu, "Şah Abbas ve Zamanı", Ankara Üniversitesi, Ankara (2011) s. 139

Dış bağlantılarDüzenle