1578-1590 Osmanlı-Safevî Savaşı

Osmanlı İmparatorluğu ile Safevi Devleti arasında 1578-1590 yılları arasında yapılmış savaş

1578-1590 Osmanlı-Safevî Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu ile Safevî Devleti arasında tüm Kafkaslar ile Güney Azerbaycan'da cereyan eden ve Osmanlıların zaferiyle sonuçlanan savaş.

Osmanlı-Safevî Savaşı
Osmanlı-İran Savaşları

Çıldır Muharebesi (1578)/Şecaatname
Tarih1578-1590
Bölge
Sonuç Osmanlı zaferi, Ferhat Paşa Antlaşması
Coğrafi
Değişiklikler
Kars, Gürcistan, Dağıstan, Ermenistan, Azerbaycan, Güney Azerbaycan, Luristan ve Huzistan Osmanlı topraklarına katıldı
Taraflar
Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu Safevî Devleti
Komutanlar ve liderler
Osmanlı İmparatorluğu III. Murad
Osmanlı İmparatorluğu Lala Mustafa Paşa
Osmanlı İmparatorluğu Koca Sinan Paşa
Osmanlı İmparatorluğu Özdemiroğlu Osman Paşa
Osmanlı İmparatorluğu Serdar Ferhat Paşa
Osmanlı İmparatorluğu Yusuf Sinan Paşa
Muhammed Hüdabende
Şah Abbas
Tokmak Han
Hamza Mirza
Selman Han
Aras Han
Güçler
azamî 80-100.000 azamî 80-100.000
Kayıplar
50-60.000 130-150.000

Osmanlı padişahı III. Murat'ın (1574-1595) saltanatının ilk yıllarında Şah Tahmasb'ın ölümü (1576) sonrasında İran tahtında meydana gelen karışıklıklar Osmanlı-Safevî sınırında ihlallere ve çatışmalara yol açtı. 1578 yılında başlayan savaşta Osmanlı orduları Hazar Denizi'ne ulaşırken, 1583'e kadar savaş Kafkaslar'da kilitlendi. Aynı yıl Özdemiroğlu Osman Paşa'nın Meşaleler zaferiyle Şirvan'da egemenliğini pekiştiren Osmanlılar cepheyi güneye doğru genişleterek 1585'te Tebriz'i, 1587'de Luristan'ı ve 1588'de Gence'yi ele geçirerek Safevîleri yenilgiye uğrattılar. 1590 yılında imzalanan Ferhat Paşa Antlaşması'yla Osmanlı İmparatorluğu doğuda en geniş sınırlarına ulaştı.

Savaş öncesi

değiştir

İran'da Şah Tahmasb'ın ölmesiyle beraber onun oğlu İsmail, Safevi şahı olmuştur. Şah II. İsmail, Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında imzalanmış olan 1555 Amasya Antlaşması'na riayet etmemiştir. Ayrıca bazı Osmanlı emirlerini kendi tarafına çekmiştir.[1] Bu yüzden Osmanlı Devleti, Van Beylerbeyliği'ne emir vererek bölgede huzurun sağlanmasını istemiştir. İran'ın Luristan valisinin Osmanlı Devleti'ne sığınmasıyla ilişkiler iyice gerginleşmiştir.[2]

Bu dönemde Safevi şahı II. İsmail'in zehirlenerek öldürülmesiyle beraber İran'da taht kavgaları başlamıştır. İran'daki karışıklıklardan faydalanılması gerektiğini belirten Van beylerbeyi, Safeviler'in zararlı faaliyetlerinin önlenmesi amacıyla bu devlete savaş ilan edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca Osmanlı Devleti'nin; Kafkasya'ya ulaşmak istemesi, İran'ı Kuzeyden de baskı altına almak ve Orta Asya Türk dünyasıyla bağlantı kurmak istemesi[3] nedenleriyle Sultan III. Murad, 1578 yılında İran'daki Safevî Devleti'ne savaş ilan etmiştir. Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa; bu savaşa engel olmak istemiştir çünkü İran'ın geniş bir coğrafya olduğu ve burada tutunmanın zor olduğunu, Safevîler'e karşı galip gelinse dahi Şiî İran halkının itaat altına alınamayacağını belirtmiştir. Buna rağmen Sokullu, padişah üzerindeki etkisinin azalmasından ve o dönem devlet idaresinde etkili olan Sinan Paşa ile Lala Mustafa Paşa'nın İran seferine başkomutan olmak istemesi nedeniyle bu savaşa engel olamamıştır. Sokullu'nun haklı olduğu sonradan da anlaşılmıştır. Nitekim III. Murad, kendisi ordunun başında sefere çıkacak kabiliyette olmadığından Lala Mustafa Paşa'yı, orduya serdar tayin etmiş ve savaş ilan etmiştir. Lala Mustafa Paşa, 5 Nisan 1578'de orduyla beraber Üsküdar'a geçmiştir. Aşkale'ye varınca da Karaman, Maraş, Erzurum ve Diyarbakır beylerbeylik kuvvetleriyle asıl orduyu birleştirmiştir.[2][4]

Osmanlı taarruzu (1578)

değiştir
 
Çıldır Muharebesi (1578)

Osmanlı ordusu 1 Temmuz 1578'de Aşkale yakınlarındaki Cinis köyüne ordugâhını kurduktan sonra öncü birlikler ileri harekâtlarına başladı ve ilk çatışmalar başladı. Temmuz'un ilk günlerinde Kars Sancakbeyi Yusuf Bey Osmanlı sınırını aşan Safevîlerin Ahilkelek Sancakbeyi Mahmud Han'ın ordusunu Çıldırdüzü Muharebesi'nde mağlup etti. Daha güneyde ise Van Beylerbeyi Köse Hüsrev Paşa da Emîr Han'ın ordusunu bozguna uğrattı. Lala Mustafa Paşa ise büyük bir orduyla ilerleyen Tokmak Han'ın üzerine Özdemiroğlu Osman Paşa komutasında bir kolordu verdi. Bu kolordu 9 Ağustos 1578 tarihinde Çıldır Muharebesi'nde Safevî ordusunu büyük bir yenilgiye uğrattı (bu zafer Osmanlıların bu savaş sırasında kazandıkları seri başarıların başlangıcı oldu).

 
Osmanlı ordusu Tiflis'te (1578)

Bu muharebenin ardından bölgedeki Safevî direnci büyük oranda kırıldı ve Osmanlı ordusu herhangi bir direnişle karşılaşmadan Ahilkelek'i aldıktan sonra Gürcistan içinde ileri harekâtını sürdürerek 24 Ağustos 1578'de Safevîlere bağlı Gürcü Kartli Krallığı'nın başkenti Tiflis'e girdi.[5] Bir haftalık dinlenme ve yeni ele geçirilen bu bölgenin idarî düzenlemelerinin yapılmasının ardından Osmanlı ordusu Eylül başında bir sonraki hedefi olan Şirvan'a doğru harekete geçti. Bu süreçte (Kartli Krallığı gibi Amasya Antlaşması uyarınca Safevî hakimiyetine bırakılmış olan) daha doğudaki Gürcü krallığı olan Kaheti de Osmanlılara tâbiyetini bildirdi ve Kaheti Kralı II. Aleksandre birlikleriyle Osmanlı ordusuna katıldı. Lala Mustafa Paşa Tifliskalesini tahkim ettikten sonra, 30 Ağustos'ta ordusunun başında harekete geçti. Kaheti Krallığı'nın sınırını da teşkil eden Kabur Nehri kıyısına gelindiğinde, Kaheti Kralı II. Aleksandre 1 Eylül günü Lala Mustafa Paşa'nın otağına geldi ve 5.000 askeriyle itaatini bildirdi. Askeri törenle karşılanan krala ülkesinin beylerbeyliği cizye karşılığı bağlandı.

 
Koyungeçidi Muharebesi (1578)

Kral II. Aleksandre de Şirvan'a doğru ilerleyen Osmanlı ordusuna yol boyunca zahire ve erzak tedarik ederek Şirvan sınırını teşkil eden Kanık Nehrine kadar orduya refakat etti (8 Eylül). Ertesi gün ise Osmanlı ordusu Koyungeçidi Muharebesi'nde bu defa Türkmen Emir Han komutasındaki ikinci bir İran ordusunu mağlup etti. İranlıların kesin yenilgisiyle Osmanlıların önünde Şirvan'a kadar direnebilecek bir birlik kalmadı. Zaferden sonra Osmanlı ordusu ileri harekâtını sürdürürken, önden gönderilen birliklerin Şeki'yi fethettikleri haberi geldi. İori nehrini aşan Osmanlı ordusu 15 Eylül'de Ereş'e girdi ve burada bir kale inşa etti. Osmanlı ordusunun ana kısmı Ereş'te konaklarken, doğuya doğru ilerleyen bir Osmanlı kolordusu da önce Şamahı'yı, ardından ise Derbent'i ele geçirdi ve Dağıstan'a girerek Hazar Denizi'ne ulaştı. 16 Ekim'de ise Dağıstan'daki Kumuk Şamhalı Osmanlılara tâbi olduğunu bildirdi. Lala Mustafa Paşa ise Özdemiroğlu Osman Paşa'nın emrine birlikler vererek 12 Ekim'den itibaren kışlamak üzere Osmanlı ordusuyla birlikte Erzurum'a doğru çekilmeye başladı.

Safevîlerin karşı saldırısı (1578-1579)

değiştir
 
Aras Han Muharebesi (1578)

Çok kısa bir süre içinde Çıldır ve Koyungeçidi Muharebesi muharebelerinde ağır mağlubiyetler alarak Gürcistan, Şirvan ve Dağıstan'ı kaybeden Safevîler ise süratle karşı taarruz hazırlıklarına başladılar. Nitekim, Osmanlı ordusunun kışlamak üzere çekilmesinden bir ay sonra Şamahı'yı hedef alan Safevî karşı saldırısı başladı. Aras Han komutasındaki Safevî ordusunun Şamahı'da konuşlanmış Osmanlı garnizonuna yönelik ilk taarruzu 9-11 Kasım 1578'de I. Şamahı Muharebesi'nde İranlıların bir kez daha ağır yenilgisiyle sonuçlandı. Bu muharebenin üçüncü gününde kuzeyden gelen Adil Giray komutasındaki 16.000 kişilik Kırım birliği zaferin Osmanlılarca kazanılmasını sağlarken, Kırım ordusunun ilk kez Osmanlı ordusuyla ortak bir harekât icra etmiş oldu.

 
Adil Giray'ın Mollahasan'da Hamza Mirza'ya yenilgisi

Safevî Devleti, üçüncü ağır mağlubiyetine rağmen Şirvan ve Gürcistan'ı geri alma mücadelesinden vazgeçmedi. Aras Han'ın yenilgisinden kurtulan yaklaşık 10.000 asker Karabağ ve Gence bölgesinde saldırı hazırlığı yapan Mirza Hamza’nın yanına ulaştı. Gerek Şamahı'da mevzilenen Özdemiroğlu Osman Paşa gerek yağma akınına çıkmış Kırım kuvvetlerinin konumu hakkında bilgi toplayan Hamza Mirza, Safevîlerin o zamana kadar topladığı en büyük kuvvet olan 80.000 kişilik bir orduyla Şamahı'ya yürüdü ve 24 Kasım'da Şamahı'yı kuşattı.[6] 24-26 Kasım'daki II. Şamahı Muharebesi'nde Özdemiroğlu Osman Paşa'nın 6-8.000 askeri 80.000 kişilik Safevî ordusuna direnirken, desteğe çağrılan Adil Giray'ın üzerine giden Safevî ordusuna yenilip esir düşmesi üzerine, Osman Paşa da üzerindeki baskının hafiflemesinden faydalanarak 27 Kasım'da Şamahı'yı tahliye etti ve 30 Kasım-7 Aralık arası Demirkapı'ya ulaştı. Demirkapı'daki erzak ve zahire kıtlığı nedeniyle, Osmanlı askerlerinin bir bölümü Tabesaran ve Kaytak ülkelerinde kışladı.

Safevî ordusu ise Kırım birliğini yendikten sonra yeniden Şamahı üzerine yürüdüyse de, bu defa Van Beylerbeyi Koca Hüsrev Paşa’nın İran topraklarına girerek Tebriz'e ilerlemesi üzerine, İran Şahı tarafından Tebriz'e çağrıldı. Bunun sonucunda, Safevîler de Şirvan'ı tahliye ederken, Demirkapı'daki Osmanlı birliğinin üzerindeki İran baskısı kalktı.

Bununla birlikte, Safevîler Osmanlı ordusu 1579 ilkbaharında kışlaklarından çıkarak yeniden sefer düzeni almadan önce bu defa Tiflis'i kuşattılar (30 Mart). Ancak, gerek Solak Ferhadpaşazade Mehmed Paşa komutasındaki garnizonun dirençli savunması gerek Sokolluzade Hasan Paşa komutasındaki Osmanlı takviye birliğinin kaleye yaklaşması neticesinde yenilgi halinde geri çekildiler (1 Ağustos).[7]

Düşük yoğunluklu savaş ve barış girişimleri (1579-1582)

değiştir
 
Özdemiroğlu Osman Paşa Demirkapı'da

1579 sefer mevsiminde Osmanlılar Erzurum'da yaklaşık 80.000 kişilik bir ordu topladılarsa da yaz boyunca Tiflis'in kuşatmadan kurtarılması (1 Ağustos) haricinde önemli askerî harekâtlara girişmediler ve ele geçirdikleri topraklardaki egemenliklerini kuvvetlendirmeye çalıştılar. Bu çerçevede, Kılıç Ali Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Gürcistan kıyılarına gelerek 26 Temmuz'da Poti kalesini inşa etti. Serdar-ı ekrem Lala Mustafa Paşa da Kars'ta 27 günde çok kuvvetli bir kalenin yapımını tamamlattı (23 Ağustos). 27 Ağustos'ta Demirkapı'ya gelen Azak Sancakbeyi Mehmed Bey yeni teşkil edilen Hazar Kaptanlığı'nın ilk kaptanı oldu. Eylül ayında ise Lala Mustafa Paşa Tiflis kalesindeki Osmanlı garnizonunu takviye etti.

Sonbaharda ise Anadolu Beylerbeyi Cafer Paşa Revan'a 20.000 esir aldıkları başarılı bir akın düzenlediler (6 Ekim). Safevî komutan Tokmak Han ise çatışmadan kaçınarak güneye çekildi. 7 Ekim'de ise Kırım Hanı II. Mehmed Giray komutasındaki Kırım ordusu ise Demirkapı'da Özdemiroğlu Osman Paşa'yla birleşerek Şirvan'a taarruz etti. Bakü'yü geri alan Osmanlılar III. Şamahı Muharebesi'nde Mehmed Han komutasındaki Safevî ordusunu mağlup ederek 26 Ekim'de Şamahı'ya girdiler ve 1578 Aralık ayından beri İranlıların elindeki Şirvan'ı geri aldılar.

Özdemiroğlu Osman Paşa, Serdar-ı ekrem Lala Mustafa Paşa'ya büyük Kırım ordusu henüz Şirvan'dayken, Erzurum'daki Osmanlı ordusunun kendisiyle Gence'de buluşarak İran'ın kalbine yürüyerek savaşı kesin bir sonuçla bitirmeyi önerdiyse de, Mustafa Paşa bu teklifi kabul etmeyerek 28 Ekim 1579'da Pasinler Ovası'nda orduya kışlama emri verdi. Lala Mustafa Paşa'nın bu kararında, Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa'nın (15 yıllık sadrazamlığı sonrasında) 11 Ekim 1579'da bir suikast sonucu öldürülmesi sonucunda, aklının İstanbul'daki sadrazamlık mücadelesinde olması etkili olmuştu.[8] 1579 yaz mevsiminde elindeki büyük orduya rağmen büyük çaplı bir hücuma girişmemekle ve Kars kalesinin inşasıyla oyalanmakla eleştirilen Lala Mustafa Paşa 7 Ocak 1580'de İran cephesi Seraskerliğinden azledildi ve yerine Yemen Seferi'nde olduğu gibi baş rakibi Koca Sinan Paşa atandı. Buna mukabil, Mustafa Paşa 28 Nisan'da sadrazamlığa getirildiyse de, sadrazamlık mührünün Koca Sinan Paşa'ya verilmesi üzerine 7 Ağustos 1580'de (kederinden ya da kendini zehirleyerek) öldü.

Sinan Paşa ise 1580 sefer mevsimi boyunca Osmanlı ordusuna esaslı bir harekât düzenlettirmedi ve Mustafa Paşa'nın ölümünün ardından sadrazamlığa getirildi. Öte yandan, 1580 sefer mevsiminde tarafların esaslı askerî harekâtlara girişmemelerinin nedenlerinden biri de yürütülmekte olan barış müzakereleriydi. İran Şahı Şah Muhammed başkent Kazvin'den Revan'a gelmişti ve elçisi Maksud Bey aracılığıyla barış girişiminde bulunmuştu. İran tarafının, işgal edilen İran topraklarının iadesi ve savaştan önceki sınırlara (Amasya Antlaşması (1555) sınırları) dönülmesi teklifi Osmanlılarca reddedildi.[9]

1581 yılı Safevîlerin Şirvan'ı geri almak amacıyla Ocak ayında Selman Han komutasında 18.000 kişilik bir orduyu Kura Nehri civarına göndermeleriyle açıldı. Özdemiroğlu Osman Paşa'nın maiyetine gönderilmiş Gazi Giray komutasındaki 5.000 kişilik Kırım birliği bir baskınla bu orduyu dağıtarak Şirvan üzerindeki İran tehlikesini bertaraf etti. Selman Han topladığı yeni bir orduyla bu defa Bakü'yü kuşattıysa da, Bakü Sancakbeyi Ahmed Bey'in etkili direnişi karşısında yenilgiye uğrayarak çekildi.[10] Sadrazam Koca Sinan Paşa ise 14 Nisan'da başkente dönme izni alarak 22 Temmuz 1581'de İstanbul'a ulaştı.

1582 yılı da Safevîlerin barış girişimleriyle başladı. 29 Mart'ta İstanbul'a gelen İbrahim Türkmen Han 7 Nisan'da III. Murad'ın huzuruna çıktı ve Gürcistan ile Dağistan üzerindeki Osmanlı hâkimiyetinin tanınması karşılığında Şirvan'ın iadesini talep etti. Ancak, bu teklif de Osmanlılarca reddedildi.[11]

Osmanlıların zaferleri (1583)

değiştir
 
Meşaleler Muharebesi (1583)

1583 yılında ordu serdarlığına Ferhat Paşa getirilmiş ve 60.000 kişilik bir kuvvetle İstanbul'dan yola çıkmıştır. Bunu öğrenen Safevîler'in Gence valisi İmam Kulu Han; bu kuvvetler gelmeden Özdemiroğlu Osman Paşa'nın kuvvetlerini yenme amacıyla 50.000 kişilik bir kuvvetle Şirvan ile Dağıstan arasındaki Samur Irmağı'nın güney kıyısına gelmiş ve oradan da Bilasa Ovası'na inmiştir. Bu ovada üç gün üç gece süren, gecelerde meşale yakılarak muharebeye devam edilmesinden dolayı Meşaleler Muharebesi adını alan bu savaşta İmam Kulu Han, 7.000 kayıp vermiş ve ordusunun geri kalan kısmının dağılması sebebiyle çekilmiştir. Meşaleler Savaşı'yla Özdemiroğlu Osman Paşa, çok büyük bir zafer kazanmıştır. Bu sırada bölgeye yaklaşan Ferhat Paşa'da zafer haberini almış ve önce Revan'ı, ardından da Bakü'yü fethetmiştir.[kaynak belirtilmeli]

1583 yılı Irak cephesinde de Osmanlılar açısından önemli kazanımlara sahne oldu. Bağdat beylerbeyi Elvendzâde Ali Paşa, 7 Kasım 1583 tarihli Dizful Muharebesi'nde Safevîler'i mağlup edince;[12] Batı İran'daki Şafiî olan aşiretler ve beyler, teker teker gelip Osmanlı Devleti'ne bağlılıklarını bildirdiler.

Tebriz çevresindeki savaşlar (1585-1586)

değiştir
 
Özdemiroğlu Osman Paşa Tebriz seferinde

Kafkasya ve Şirvan'da hakimiyetini tesis eden Osmanlı İmparatorluğu 1585 yılında eski Safevî başkenti Tebriz'i hedef aldılar. Özdemiroğlu Osman Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu 21 Eylül 1585'te Hamza Mirza komutasındaki Safevî ordusunu Alvar Muharebesi'nde mağlup ederek 25 Eylül 1585'te Tebriz'i ele geçirdi.

 
Özdemiroğlu Osman Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu takip eden Safevî ordusu

Osmanlılar 29 Eylül'de başladıkları kalenin inşasını 14 Ekim'de tamamlandılar. Özdemiroğlu Osman Paşa'nın; Safevîlerin Tebriz'e yönelik baskısını ve baskın girişimlerini bertaraf etmek amacıyla gönderdiği Cağaloğlu Sinan Paşa komutasındaki birlikler 16 ve 24 Ekim'de Safevî ordusunu bölgeden uzaklaştırmakta başarılı olamazken, Osmanlı ordusunda kışın yaklaşması üzerine Tebriz'de İranlıların karşı saldırısına karşı garnizon bırakılarak kışlamak üzere Doğu Anadolu'ya çekilinmesi fikri ağırlık kazandı. Bunun üzerine, eski Trablusşam Beylerbeyi Hadım Cafer Paşa yaklaşık 20-30.000 askerle Tebriz'de bırakılarak kışlaklara çekilmek üzere Osmanlı ordusu Tebriz'den çıkarken Hamza Mirza komutasındaki Safevî ordusu yeniden saldırdı. Buna mukabil, düzenli bir şekilde ilerleyen Osmanlı ordusu önce 28 Ekim'de Şenbigazan Muharebesi'nde Safevîleri yendi. 30 Ekim'de ise bir süredir ağır hasta olan Özdemiroğlu Osman Paşa öldü. Aynı gece Safevî ordusu bir kez daha taarruz ettiyse de bu defa Mayan Muharebesi'nde (komutayı Osman Paşa'dan devralan) Cağaloğlu Sinan Paşa'ya karşı yenilgiye uğradı. Safevîlerin yenilgisi üzerine Osmanlı ordusu taciz ya da baskın tehlikesi olmadan önce Van, ardından ise Bitlis'e ulaşrak kışlaklara dağıldı. Kasım 1585'te ise Safevî ordusunun Tebriz etrafına yerleşmesiyle yaklaşık on ay süren abluka başladı.[13] Ancak, 1586 yazında Osmanlı ordusunun bölgeye yeniden gelme ihtimali üzerine Safevîler kuşatmayı kaldırmak zorunda kaldılar.[14]

Osmanlı-Gürcü mücadelesi (1579-1586)

değiştir

Osmanlıların Luristan Seferi (1587)

değiştir

30 Ekim 1587 tarihinde, Irak cephesinde Çağalazâde Sinan Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri, Hemedan Safevî valisi Korkmaz Han'ın emrindeki kuvvetlerle Câmâsâb Çayı kenarında yaptıkları meydan muharebesini kazanmışlar ve Safevîler'e ağır kayıplar verdirerek Korkmaz Han'ı esir etmişlerdir.[kaynak belirtilmeli]

Osmanlıların Gence Seferi (1588)

değiştir
 
Şark Serdarı Ferhat Paşa III. Murad'ın huzurunda

1588 yılında yeni Şah Abbas komutasındaki Safevî ordusu doğusunda giderek büyüyen tehlikeye odaklanmak zorunda kaldı. Özbek Hanı Abdullah'ın Meşhed'i kuşatması üzerine Kazvin'den çıkarak Horasan üzerine yürüyen Şah Abbas batı cephesinde Osmanlıları hareket alanı bırakmak zorunda kalmıştı. Bu bağlamda, 21 Temmuz'da Erzurum'dan hareket eden Serdar Ferhat Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Kars-Gori-Tiflis üzerinden Safevîlerin ellerinde kalan en batıdaki kale olan Gence üzerine yürüdü. Safevîlerce savaşmaksızın tahliye edilen Gence kalesi 1 Eylül 1588'de Osmanlıların eline geçti. Gence merkezli kurulan eyaletin beylerbeyliğine Gori Muhafızı Çerkes Haydar Paşa getirildi. 3 Eylül'de daha kuvvetli bir şekilde inşa edilen Gence kalesi 9 Ekim'de bitti. 15 Ekim'de Osmanlı ordusu şehirden ayrıldı ve 8 Kasım'da Erzurum'a ulaştı.

Öte yandan, cephedeki tek askerî çarpışma Aras nehri kıyılarında meydana geldi. Ziyadoğlu Mehmed Han komutasında 30.000 kişilik bir Safevî ordusunun Gence'ye saldırma ihtimaline karşı Cafer Paşa komutasında bir kolordu İranlıların üzerine sevkedildi. 29 Eylül'de meydana gelen muharebede Safevî ordusu ağır bir yenilgiye uğrarken, ordunun yarısı (muharebede ve geri çekilme sırasında Aras nehrinde boğularak) öldü.[15]

Aynı yıl Nahçıvan da iki kez el değiştirdi. 1586 yılında halkın kendi isteğiyle Osmanlılara bağlanan Nahçıvan 1588 başında Safevî komutan Dulkadirlu Şahkulu Han tarafından yeniden Safevî topraklarına katılmıştı. Deli Hızır Paşa 1588 yazındaki harekâtıyla Nahçıvan'ı yeniden ele geçirmeyi başardı.

Osmanlıların Gürcüler üzerinde hâkimiyet kurması (1587-1589)

değiştir

1587 yılında Sadrazam Serdar Ferhat Paşa Osmanlı İmparatorluğu'nun Gürcistan topraklarındaki egemenliğini tahkim etmeye çalıştı. 30 Temmuz 1587'de Erzurum'dan Gürcü topraklarına giren Osmanlı ordusu 11 Eylül'de Gori'ye ulaştı ve 13 Eylül'de inşasına başladığı kaleyi 10 Ekim'de bitirdi.[16] Burası bir eyalet merkezi olarak teşkilatlandırılırken Varazaoğlu Mahmud Paşa beylerbeyi oldu. Trabzon Beylerbeyi Çerkes Haydar Paşa komutasında bir garnizon da kalede konuşlandırıldı. Keza Tomanis merkezli bir eyalet de kuruldu ve beylerbeyliğine Semender Paşa getirildi.[17] 7 Ekim'de Gori'den ayrılan Osmanlı ordusu 30 Ekim'de kışlamak üzere Erzurum'a döndü.

1588 yılında Serdar Ferhat Paşa'nın Gence seferi sırasında Osmanlı ordusu Gori ve Tiflis üzerinden geçerek Gürcistan üzerindeki egemenliğini pekiştirdi. Aynı yıl Ferhat Paşa I. Simon'la bir anlaşma imzaladı ve Kartli Krallığı'nın tâbiyetini kabul etti.

1589 yılında ise, Osmanlı padişahı III. Murad, her yıl 100.000 altın sikke haraç vermesi karşılığında Osmanlı idaresindeki kaleler dışındaki Kartli topraklarını I. Simon'a bıraktı. Ayrıca, Kaheti Krallığı'nın yurtluk-ocaklık statüsü kaldırılarak, Kutayis merkezli Kutayis-Kaheti Eyaleti kuruldu.

Barış müzakereleri ve Ferhad Paşa Antlaşması (1589-1590)

değiştir
 
Ferhat Paşa

1589 yılı sonu itibarıyla Safevî Devleti'nin Osmanlılarla savaşı sürdürebilecek gücü bir hayli azaldı ve kaybettiği geniş toprakları (590.000 kilometrekare) geri alma umudunu yitirdi. Öte yandan, doğuda Şeybanî hanedanının yönettiği Buhara Hanlığı'nın tehdidi giderek büyüyordu. Nitekim, Buhara Hükümdarı Abdullah Han'ın aynı yıl Meşhed'i kuşatıp ele geçirmesi Safevîleri iki ateş arasında bıraktı.

 
Şah Abbas

Bu yüzden Şah Abbas, Osmanlı Devleti'nden barış istemiştir. Şah Abbas; yeğeni Haydar Mirza'yı bir elçi heyetiyle beraber sulh rehinesi olarak Osmanlı Devleti'ne göndermiştir. 14 Ekim 1589 tarihinde Hasankale'deki umumi karargahta Ferhat Paşa tarafından karşılanan Safevî şehzadesi, 28 Ocak 1590'da İstanbul'a gelmiştir. Sulh heyeti başkanı Mehdî Kul Han, Sultan III. Murad tarafından kabul edilmiştir. Konuşmasına izin verilince Şah Abbas'ın tüm Osmanlı fütûhatını tanıdığını, o zaman için fiilen tarafların elinde bulunan yerlerin aynı devlette kalması şartıyla sulh istediğini belirtip, Şah Abbas’ın; Osmanlı padişahının saltanat süren kulları arasında bulunduğunu söylemiştir.[kaynak belirtilmeli]

21 Mart 1590 tarihinde, Osmanlı Devleti ile Safevîler arasında Ferhat Paşa Antlaşması imzalanmıştır. Duraklama Dönemi'nin ilk antlaşması olan Ferhat Paşa Antlaşması ile iki taraf arasında 12 yıldır süren savaşlar sona erdirilmiş; başta Tebriz şehri olmak üzere tüm Azerbaycan, Gürcistan, Karabağ, Dağıstan, Şirvan, Luristan ve Şehrizor Osmanlı Devleti'ne bırakılmış ve İslam peygamberi Muhammed, Dört Halife'den Ebu Bekir, Hattab oğlu Ömer, Osman bin Affan ile Muhammed'in zevcesi Aişe hakkında Şiî İran halkının kötü söz söylememesi kararlaştırılmıştır. Ayrıca bu antlaşmayla beraber Osmanlı Devleti; doğudaki en geniş sınırlarına ulaşmıştır.[18]

Kaynakça

değiştir
  1. ^ "Safevi devletinin 2. kralı I. Tahmasib". www.anl.az. 29 Ocak 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Ekim 2022. 
  2. ^ a b "3. Murad Dönemi Fetihler - osmanlipadisahlari.gen.tr". 5 Ekim 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Ekim 2015. 
  3. ^ "1578-1590 TARİHLİ OSMANLI-SAFEVÎ SAVAŞI". *. İlker Külbilge. Aralık 2018. 16 Şubat 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Ekim 2022. 
  4. ^ "Arşivlenmiş kopya". 22 Temmuz 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Haziran 2012. 
  5. ^ "Osmanlılar’ın Kafkas-Elleri’ni Fethi (1451--1590)", M. Fahrettin Kırzıoğlu, Türk Tarih Kurumu, Ankara (1998), s.291-292
  6. ^ "Habeşistan'dan Kafkasya'ya Bir Osmanlı Paşası: Özdemiroğlu Osman Paşa", Çetin Sungur, Hacettepe Üniversitesi, Ankara (2012), s.76
  7. ^ "Osmanlı Devleti ve Kafkasya", M. Sadık Bilge, Eren Yayınları, İstanbul (2005), s.63
  8. ^ "Türkiye Tarihi", Yılmaz Öztuna, Hayat Kitapları, İstanbul (1965), c.7, s.257
  9. ^ "Büyük Osmanlı Tarihi, Joseph von Hammer, c.7, s.74-75
  10. ^ "Türkiye Tarihi", Yılmaz Öztuna, Hayat Kitapları, İstanbul (1965), c.7, s.259-260
  11. ^ "Türkiye Tarihi", Yılmaz Öztuna, Hayat Kitapları, İstanbul (1965), c.7, s.261
  12. ^ Zafer-nâme-i Ali Paşa (Transkript ve Değerlendirme)", Hamza Üzümcü, Kocatepe Üniversitesi, Afyonkarahisar (2008), s.23
  13. ^ "Acem Serhaddinde Cafer Paşalar: Tebriz ve Şirvan Eyaletlerinin Muhafazası (1583-1591)", Emirhan Özçelik, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi, İlmî Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, Sayı: 18, İstanbul (2021), s. 171
  14. ^ "Osmanlı-Safevî Mücadelesinde Askerî Harekât Alanı ve Muharebeler (1578-1590), Turgay Koçak, 29 Mayıs Üniversitesi, İstanbul (2016), s.80
  15. ^ "Türkiye Tarihi", Yılmaz Öztuna, Hayat Yayınları, İstanbul (1965), c.8, s.10
  16. ^ "Osmanlı Devleti ve Kafkasya", M. Sadık Bilge, Eren Yayınları, İstanbul (2005), s.65
  17. ^ "Türkiye Tarihi", Yılmaz Öztuna, Hayat Yayınları, İstanbul (1965), c.8, s.7
  18. ^ "Ferhat Paşa Antlaşması Önemi ve Maddeleri". 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Ekim 2015.