Özbağışıklık

bağışıklık sisteminde aşırıduyarlıkla oluşan tepkiler

Özbağışıklık, otoimmünite, otoimmunite, bağışıklık sisteminde aşırıduyarlıkla oluşan tepkilere genel olarak verilen genel addır. Olağan koşullarda organizma kendi hücrelerinin antijenik yapılarına karşı tepki göstermez; buna “immun tolerans” ya da “doğal hoşgörü” tanımı yapılır. Bu toleransın aksadığı olağanüstü koşullarda otoimmun hastalıklar belirir; bağışıklık sisteminin tüm savunma sistemleri kendi antijenlerine karşı savaşım konumuna geçer. Otoimmun hastalıklardaki doku zararları II, III ve IV tiplerde aşırıduyarlık reaksiyonlarının sonucu olarak belirir.[1][2][3]

Özbağışıklık

Bağışıklık sisteminin kendi öz antijenlerine karşı tepki göstermesinin temel nedeni, kendi öz antijenleri ile yabancı antijenlerin ayırdına varabilme yeteneğini yitirmesidir. Bağışıklık sisteminin düzenli çalışabilmesinde etkin olan faktörlerden biri de immunoglobulinlerin antijen bağlayan komponentlerine karşı oluşan antikorlardır; bunlara anti-idiotip antikorlar (anti-idiotype antibodies) adı verilir. Gerektiği kadar üretildiğinde immun sistem regülasyonuna önemli katkıları olan anti-idiotip antikorların aşırı düzeylerde üretimi ya da hücrelerin “kendinden olanı” tanıma yetisinin bozulması ve immun toleransın yitirilmesiyle otoimmun hastalıkların belirmesine neden olur.[1][2][3]

Sayıları 50’ye yaklaşan otoimmun hastalıklarda saptanan otoantikorlar hücresel ya da sıvısal reaksiyonları tetikleyerek doku zararlarına neden olurlar. Bu tür hastalıklarda meydana gelen zararlar organa-özgü nitelik gösterebilir; örnekler: Hashimoto tiroiditi, tip 1 Diabetes mellitus.

Otoimmunite olgusunun belirmesinde çeşitli görüşler vardır:

  • (a) Kendi antijenlerini algılama: Organizmaya yönelik travmalardan zarar gören (parçalanan) hücrelerden açığa çıkan antijenlere karşı antikor oluşur. Ancak, çok düşük düzeyde ve yalnızca zarar gören dokulara karşı gelişen otoantikorların sistemik etkisinin olmadığı kabul edilir.
  • (b) T-lenfositlerin işlevsel yanılgıları: Otoimmun hastalıkların büyük bölümünde T-lenfositlerinin önemli etkisi vardır; yabancı gibi gördükleri antijenlere karşı B-lenfositlerinin antikor üretmesini tetiklerler. Supressör T-lenfositlerindeki ve TH-lenfositlerdeki defektler otoimmun hastalıkların çoğunda (özellikle SLE, primer biliyer siroz, tiroidit, multipl skleroz, myasthenia gravis, romatoid artrit, skleroderma) izlenebilen bulgulardır; ancak, supressör T-lenfositlerinde defekt bulunan her bireyde otoimmun hastalık görülmez.
  • (c) Moleküler yapı benzerliği: TH-lenfositlerinin kendi antijenlerine karşı antikor üretimini tetikleme çabası yoktur. Kendisine karşı antikor üretilen bir yabancı antijen söz konusudur. Ancak, yabancı antijeninin moleküler yapısı organizmanın kendi dokularından biriyle benzerlikler taşır. Yabancı antijene karşı oluşan antikorlar kendi dokularına otoantikor gibi davranır (çapraz reaksiyon). Örneğin, Romatizmal Kalp Hastalığında, streptokok antijenlerine karşı oluşan antikorlar vardır. Streptokok antijenleri ile kalp kası (myokard) hücrelerinin antijenleri moleküler yapıları açısından birbirlerine çok benzerler. Böylece, streptokok antijenlerine karşı oluşan antikorlar kalp kası hücrelerinin antijenlerine karşı da tepki gösterirler.
  • (d) Poliklonal B-lenfosit aktivasyonu: Canlı etkenlerin neden olduğu infeksiyonların yol açtığı poliklonal B-lenfosit proliferasyonu ve bunların ürünleri olan antikorlar otoimmun hastalıkları tetikleyebilir. Örneğin, bir infeksiyon hastalığı sırasında beliren “romatoid faktör” Romatoid Artrit sürecini başlatırken, benzer bir nedenle beliren anti-DNA antikorları SLE tablosunu başlatır.

Otoimmun hastalıklarda hastalara özgü niteliklerDüzenle

Otoimmun hastalıkların ilginç seçimleri vardır:[1][2][3]

  1. Genellikle insanlar yaşlanmaya başlayınca belirirler: hastaların çoğu 30 yaş üzerindedir
  2. Cinsiyet ayrımı vardır: hastaların çoğu kadındır ancak kadınlar otoimmun hastalıklara daha güçlü direnç gösterirler
  3. Otoimmun hastalıklarda bir antijen ve bu antijene tepki olarak beliren bir otoantikor vardır
  4. Genetik nitelikleri vardır: genellikle bir ailenin çoğu bireylerinde benzer ya da farklı bir otoantikor ve bunlara bağlı bulgular saptanır (SLE, Hashimoto tiroiditi, pernisiyöz anemi)
  5. Aşırıduyarlık tepkisi niteliğinde tepkiler vardır: otoimmun hastalıklarda oluşan zararların çoğu tip III, bazıları ise tip II ve tip IV aşırıduyarlık reaksiyonu niteliğindedir.

Otoimmun hastalıklarda izlenen doku zararlarının etki alanlarıDüzenle

Otoimmun hastalıklarda bir antijen ve bu antijene tepki gösteren bir antikor vardır.[1][2][3]

  • Bir hücre grubunun antijenlerine karşı gelişirse “organa-özgü otoimmun hastalıklar” gelişir. Bu durumda, bir ya da iki organda genellikle Tip II aşırıduyarlık reaksiyonlarına bağlı zararlar oluşur. Örnek: hemolitik anemi, pemfigus vulgaris, Goodpasture sendromu. Kuraldışı organa-özgü otoimmun hastalık örneği: Otoimmun tiroidit (Hashimoto tiroiditi) olgularında, tiroglobuline duyarlı T-lenfositlerin direkt tepkisine bağlı tip IV reaksiyonu izlenir.
  • Otoantikorlar nükleik asidler ve nükleoproteinler gibi tüm hücrelerin çekirdek yapılarında bulunan antijenlere karşı oluşurlarsa “organa-özgü olmayan otoimmun hastalıklar” meydana gelir. Bu tür olgularda “sistemik etki” nedeniyle çok sayıda doku ve organ zararı oluşur. Zararlar genellikle Tip III aşırıduyarlık reaksiyonlarının sonucudur. Örnek: SLE.
  • Bazı otoantikorlar bir hücre grubunun bir komponentine karşı gelişir. Örnek: primer biliyer sirozdaki antimitokondrial antikorlar.

Otoimmun hastalık örnekleriDüzenle

Sayıları 100’e yaklaşır. Yaygın bilinen bazı otoimmün hastalıklar:
Otoimmun vaskülitler (Henoch-Schönlein purpurası, Takayasu arteriti, erythema nodosum, vd)

Otoimmun angioödem

Otoimmun disotonomi

Otoimmun ensefalomyelit

Otoimmun hepatit

Otoimmun myokardit

Otoimmun pankreatit

Pemfigus

Pemfigoid

Lichen planus

Addison hastalığı

Anti-GBM/Anti-TBM nefriti (Goodpasture sendromu)

Antifosfolipid sendromu

Churg Strauss sendromu (eosinophilic granulomatosis)

Cogan sendromu

Otoimmun myokardit (Coxsackie virüs, Difteri)

CREST sendromu

Dermatomyozit

Devic hastalığı (neuromyelitis optica)

Discoid lupus

Evans sendromu

Otoimmun hemolitik anemi

İmmun trombositopenik purpura (ITP)

Lambert-Eaton sendromu

Mikst Bağ Dokusu Hastalığı

Periferik nöropatiler (bir bölümü)

Atrofik gastrit (pernisiöz anemi)

Polimyozit

Primer biliyer siroz

Romatizmal ateş

Skleroderma

Sjögren sendromu

Uveitis

Vitiligo

Sistemik lupus eritematozus (SLE)

İnflammatuvar bağırsak hastalıkları (Crohn hastalığı; Ülseratif kolit)

İdiopatik pulmoner fibrozis (fibrosing alveolitis)

Multipl skleroz ve Balo hastalığı

Ankilozan spondilit

Romatoid artrit

Hashimoto tiroiditi

Progressif sistemik skleroz (skleroderma)

Diabetes mellitus (1. Tip; jüvenil diabet)

Guillain-Barre sendromu

Sedef hastalığı (psöriazis)

Graves hastalığı

Hashimoto tiroiditi

Myasthenia gravis


KaynakçaDüzenle

  1. ^ a b c d Virella G. Medical Immunology, 7th Edition. CRC Press, Boca Raton (FL), 2020
  2. ^ a b c d Kumar V, Abbas AK, Aster JC. Robbins and Cotran Pathologic Basis of Disease. 9th edt., Elsevier Saunders, Philadelphia, 2015
  3. ^ a b c d Rose NR, MacKay IR (editors). The Autoimmune Diseases. 6th edition. Academic Press (Elsevier), London-Cambridge-Oxfor-San Diego, 2020
Sınıflandırma