Romanya'da ulusal komünizm

Romanya'da ulusal komünizm, 1960'ların başı ile 1989 arasında Romanya Sosyalist Cumhuriyeti'nde desteklenen bir milliyetçilik biçimine atıfta bulunan bir terimdir; terimin kendisi Komünist rejim tarafından kullanılmadı. Kökenleri Gheorghe Gheorghiu-Dej'in Sovyetler Birliği'nden siyasi kurtuluşuna dayanan bu hareket, 1971'de ulusal bir kültür devrimi olan Temmuz Tezleri manifestosuyla başlayan Nikolay Çavuşesku tarafından büyük ölçüde geliştirildi.[1] Ulusal mitolojinin bir kısmı, Nikolay Çavuşesku'nun kişilik kültü ve Romanya tarih yazımında Daçyanizm olarak bilinen Romanya tarihinin idealleştirilmesiydi.

Romanya Sosyalist Cumhuriyeti Amblemi

Bu milliyetçi ideoloji, hem Marksist-Leninist ilkelerin hem de milliyetçilik doktrinlerinin bir karışımı üzerine inşa edildi. Ulusal komünizm ideolojisinin arkasındaki itici güç, Rumenlerin Doğu Avrupa'da izole edilmiş bir "Latin adasında" birlik ve bağımsızlığa ulaşmak için iki bin yıl boyunca sonsuz ve oybirliğiyle dış güçlerle savaştığı inancıdır.

Enternasyonalist dönem değiştir

İkinci Dünya Savaşı'ndan önce, tarihsel ideoloji Rumen milliyetçiliğine dayanıyordu ve Romanya toplumundaki ana anlaşmazlık, yerli gelenekleri destekleyen insanlarla Batılı değerlere dayalı bir toplum isteyenler arasındaydı. Marksistler, Rumen kültüründe yalnızca küçük bir rol oynadılar ve tarih yazarı Lucian Boia'ya göre, Rumen Solu, Avrupa'nın başka yerlerinde olduğu gibi bir post-kapitalist işçi devletini desteklemekten ziyade, tipik olarak kırsal geleneksel kapitalizm öncesi iknaya sahipti. Bu bağlamda, Romanya'da Komünistlerin iktidara gelmesinden sonra Romanya toplumunda yaşanan ideolojik değişim daha radikal bir görünüm sergilemiştir.

Birkaç yıl içinde Romanya tarihi yeniden yazıldı: savaş öncesi tarih milliyetçi bir bakış açısıyla yazılırken, yeni tarih enternasyonalist bir ruhla yazıldı. Örneğin Mihail Roller'in "Romanya Tarihi" adlı eserinde 1859'daki Eflak ile Boğdan'ın birleşimi, birlikten çıkar sağlayan burjuva ve boyarların iradesi olarak görülmekte, karar halkın iradesi dikkate alınmadan alındığını belirtmektedir. Besarabya'nın Romanya ile birliği Rusya'da "Rusya'daki Sosyalist Devrim'e karşı emperyalist bir müdahale" olarak görülüyordu ve Transilvanya'nın Romanya ile birliği bir işgal olarak görülüyordu.

Romanya'nın Batı ile ilişkilerinde büyük bir değişiklik oldu. Savaştan önce, ulusal mitoloji Rumenleri "Slav denizinde bir Latin adası" olarak görüyordu. Roller'in tarihi, Orta Çağ'da Rumen ve Slavların birlikte yaşamasını vurguladı ve Slavlar ile Rumen arasındaki bağlantıları tartıştı.

Sovyetler Birliği'nden Bağımsızlık değiştir

1950'lerin sonlarından itibaren Rumen milliyetçiliği, Romanya tarihinde Slav, Rus ve Sovyet öneminin azalmasına paralel olarak, yavaş yavaş resmi ideolojinin bir parçası haline geldi. Bu süreç, enternasyonalizmi terk ettiği Nisan 1964'teki "bağımsızlık beyannamesi" ile doruğa ulaştı.

Kültürel figürlerin rehabilitasyonu değiştir

Komünist rejim, tüm Rumen mirasını ulusal ideolojisine entegre etti. Örneğin, "anti-faşist" olduğu için Demir Muhafızlar tarafından öldürülen sağcı tarihçi Nicolae Iorga sisteme ve tarihsel anlatıma eklemlendi. Komünizme doğrudan karşı çıkanlar dışında eserleri yeniden yayınlandı. Eugen Lovinescu'nun Modern Romanya Uygarlığı Tarihi adlı eseri, kısaltılmış olarak yeniden yayınlandı ve giriş bölümünde Lovinescu'nun çalışmasının anti-Marksist bir polemik olmadığı ve tarihsel materyalizmle ortak noktaları olduğu söylendi.

Faşist Şef Ion Antonescu bile sisteme dahil edilenler arasındaydı. Faşist olması nedeniyle tam olarak sisteme dahil olmasa da Ion Antonescu'nun milliyetçilik ve anti-Sovyetizm kimliği olması hasebiyle eskisinden çok daha nazik bir muamele gördü. Bu aynı zamanda Çavuşesku'nun kişilik kültüne hizmet etmek için Romanya tarihi anlatısına "büyük liderler" yerleştirme stratejisinin bir parçasıydı, Antonescu bir hain yerine "yanlış anlaşılan bir vatansever" olarak görülüyordu. Bu süreç, Marin Preda'nın Delirul adlı romanıyla başladı ve Aurică Simion'un Preliminarii politico-diplomatice ale insurecției române romane ve Ilie Ceaușescu'nun Istoria militară a poporului român ile devam etti.

Çavuşesku'nun kültürel devrimi değiştir

 
1980'de "Burebista yönetimi altında merkezi ve bağımsız ilk Daçya devletinin kuruluşunun 2050 yılı" etiketli Rumen pulu

1960'lardan başlayarak, Romanya hükümeti daha fazla özgürlüklere izin vermeye ve vatandaşlarına daha iyi davranmaya başladı, buna siyasi mahkumlar için bir af ve edebiyatta uygun olan nüanslar gibi daha fazla ifade özgürlüğü de dahil. Tüm bunlar, liberalleşmeyi ve açıklığı sona erdiren, totaliterliği vurgulayan ve Romanya'yı dünyanın geri kalanından izole eden bir akımı başlattı. Bu akım 1971 Temmuz Tezleri'ydi ve bu, totaliterliğin doruk noktasıydı.

Milliyetçilik her yerde ve en önemli siyasi argüman haline geldi. Rumenler, tarihleri boyunca Lider etrafında birleşmiş olarak tasvir edildi.

Tarihsel araştırma, antik çağa, özellikle Daçyalılar (Roma öncesi) döneme odaklanmaya başladı. Sendikacılar, işçi mücadelesi ve işçi sınıfı kahramanları üzerine monografiler yazmakta uzmanlaşmış "Parti Tarihi Enstitüsü", antik tarihi siyasallaştırarak Daçyalıları incelemeye başladı. 1980'de Rumen hükümeti, Burebista yönetimindeki üniter ve merkezi devletin kuruluşunun 2050. yıl dönümünü, özellikle epik film Burebista ile kutladı.

Kaynakça değiştir

  1. ^ Petrescu, Cristina. "Rethinking National Identity after National-Communism? The case of Romania". www.eurhistxx.de. 5 Mart 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Nisan 2014.