El Hamra Sarayı

El-Hamra Sarayı (İspanyolcaAlhambra; Arapçaالْحَمْرَاء‎‎: "Kırmızı" (eril formda "ahmer" olan sözcüğün dişil yapıdaki şeklidir), İspanya'nın Endülüs bölgesindeki Granada kentinde yer alan, İslami Arap mimarisinin Kalʿatü'l-Hamrâ mimari anlayışı ile yapılan saray ve kale olarak kullanılan tarihi binadır.[1]

El Hamra, Generalife ve Albaicin, Granada
UNESCO Dünya Mirası
Spain Andalusia Granada BW 2015-10-25 17-22-07.jpg
Konum  İspanya
Kriter Kültürel: I, III, IV
Referans 314
Tescil 1984 (8. oturum)
Uzatma 1994
Bölge Avrupa
El-Hamra Sarayı ve çevresinin görüntüsü.

Saraya ait ilk yapılanma, MS 889'a tarihlenen Roma Dönemi surlarının üzerine küçük bir kale inşa edilerek başladı. 13. yüzyılın ortalarına kadar bir onarım yapılmayan kale, Gırnata Emiri Muhammed Nasır döneminde bugünkü görünümüne kavuştu. 1333'te Gırnata Sultanı I. Yusuf, kaleyi hükümdarlık sarayına dönüştürdü. 1492'de bölgede yeniden Hristiyan hakimiyetinin sağlanmasının ardından, saraya kısmen Rönesans mimarisinin etkilerinin görüldüğü çeşitli eklemeler yapıldı.[2]

El-Hamra'nın yapımı devam ederken Endülüs'ün diğer önemli iki şehri Kurtuba ve Sevilla (1236 ve 1248'de) Hristiyan Kastilyalıların eline geçmiştir.

1001 gece masallarındaki rüya sarayların gerçek alemdeki hali sayılabilecek olan El-Hamra'nın doğal çevreye uyumu, girift yapısı, farklı süslemeleri ve yaşanan mekân ile su ve yeşili belli bir ahenk içinde buluşturabilmesi, kazandığı şöhretin hiç de haksız olmadığını gösterir. Paris'te ki Institut du Monde Arabe (Arap Dünyası Enstitüsü) eski Başkanı Edgar Pisani sarayın, İslam Medeniyeti'nin insanlığı ulaştırabileceği en yüksek noktalardan biri olduğunu söyledikten sonra El-Hamra'yı şöyle anlatır:

Aslanlı bahçeden bir görüntü.
Endülüs İslam sanatını, Müslüman İspanya tarihinden ayrı düşünmek imkansızdır... Elhamra inşa edilirken hiçbir şey tesadüfe bırakılmamış, her detay özenle hesaplanmıştır. Kavislerin bölünüşünde, tek ve çift sütunların hoşa giden bir tarzda yerleştirilmelerinde, kapı ve pencere yerlerinin mükemmel konumundan bunu anlamak mümkündür. İşte bu sayede harikulâde perspektifler ortaya çıkmış, avlular ile açık salonlar arasında güneş ışığı, suların akışı ve gölgelerin oyunu buluşturularak, dış alemle inanılmaz bir uyum ve zarafet sağlanmıştır. Bu, sanki el değince kırılıp dökülecek hissi veren yüksek bir zarafettir. El-hamra'yı gerçekten anlamak için, sarayın içindeki pek çok kitabeyi anlayarak okumak gerekir. Kur'an'dan alınan ayetlerin ve İbn-i Zamrak'la diğer Müslüman şairlerin mısralarının kazınmış olduğu bu kitabeler bazı duvarları tamamen kaplamakta, kemerler, kapı çerçeveleri ve sütun tekneleri boyunca uzayıp gitmektedir. Öyle ki, bu yazıları süsleme motiflerinden ayırmak neredeyse imkânsız haldedir.

Sarayın betimlemesiDüzenle

 
V. Karl Sarayı'nın avlusunun (patio) panoraması

Girift bir yapıya sahip olan El-hamra Sarayı, birbiriyle bağlantılı odalar ve salonlar, bu mekânların arasında yer alan avlular, yeşil alanlar, fıskiyeli havuzlar, akar çeşmeler ve bahçelerden oluşmaktadır. Ama tüm bu mekânlar belli bir düzen içinde dizilmiştir. Bu düzen, Yahya Kemal Beyatlı'nın İspanya'da ki elçilik görevi sırasında (1929) kaleme aldığı satırlarda şöyle özetlenir:

... El-Hamra'ya basit bir dış kapıdan giriliyor. Girerken harikulade bir mekân içine girileceğinin farkına bile varılmıyor. Girdikten sonra bir alemden başka bir aleme geçmiş, sanki bir rüyanın ortasına düşmüş gibi gözlerimi kapadım ve açtım, öylesine bir hayret içindeydim. Bu şaşkınlık daireden daireye geçtikçe arttı. Nazar değmemiş bir beyazlık içinde, sülüs bir yazı sarmaşığı gülümseyen bir güzellikle bütün duvarları sarmış; nakışın ve oymanın hudutsuz oyunları, tavanların derinliklerine kadar her tarafı örtmüş, ama her taraf yine de bembeyaz görünüyor.[kaynak belirtilmeli]
 
Saraydaki hüsn-ü hat oyması

Saray içindeki tüm oda ve salonları çepeçevre dolaşan bir sözcük, Orta Çağ'ın ünlü, Endülüs'teki 780 yıllık İslam hakimiyetinin de önemli sarayı sayılan El-Hamra'nın sırrını içerdiği söylenen Arapça bir cümledir. Bu sözcük, "Allah'tan başka galip yoktur" anlamını taşır. Bu bakımdan El-Hamra, Allah'ın tek galip olduğunu tüm dünyaya haykıran bir saraydır ve dünyanın hiçbir yerinde Allah adını bu kadar çok zikreden sütun, kemer, kubbe, tavan, kapı ve duvara sahip başka bir saray yoktur.

Sarayın çok uzun yıllar kendi haline bırakıldığı, evsiz insanlara barınak haline geldiği bilinmektedir. Bu dönemde bakımsızlıktan dolayı bazı yerlerde duvar kabartma süsleri dökülmüş, hor kullanmadan dolayı kapı ve pencereler tahrip olmuştur. Sarayın mexuar (Divan Odası) denen idari bölümü avlusunun bir zamanlar koyun ağılı olarak kullanıldığı, yine bu bölümün arka kısmında kapel haline çevrilen ibadethaneye geçiş için bir duvarın yıkılarak kapı haline dönüştürüldüğü bilinmektedir. Sarayın harem kısmındaki bir oda ise 1829 yılında Washington Irving'in ikametine tahsis edilmiş ve Amerikalı yazar bu odada El-Hamra ile ilgili anılarını kaleme almıştır. Gırnata'nın 1492 yılında düşüşünden sonra V. Karl Sarayı'nın yapımı için El-Hamra'nın bir kısmının yıkıldığı bilinmektedir. Bu yıkılan bölümlerin neler olduğu, bu yıkımla sarayın neler kaybettiği ise hiçbir zaman öğrenilememiştir.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen El-Hamra'nın ayakta kalmak için zamana karşı direndiği söylenebilir. 19. yüzyıl sonunda başlayan restorasyon çalışmaları 20. yüzyılda, yabancı ziyaretçilerin artışı sonucu hız kazanmış, sarayın yavaş yavaş eski ihtişamına kavuşmasına katkı sağlamıştır. İspanyol makamlarının restorasyonda süslemelerin aslına ve obje fonksiyonlarına mümkün olduğunca sadık kalmaya dikkat ettikleri de bilinmektedir.

  Wikimedia Commons'ta El Hamra Sarayı ile ilgili çoklu ortam kategorisi bulunur.

  1. ^ "Arşivlenmiş kopya". 12 Temmuz 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2022. 
  2. ^ "Arşivlenmiş kopya". 7 Ağustos 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2022.