Basra'nın fethi (1546)

Basra'nın Fethi, 1546 yılında Basra'nın Portekiz İmparatorluğu'nun eline geçme tehlikesine karşı Osmanlı İmparatorluğu tarafından ele geçirilerek doğrudan Türk idaresine alınışı.

Basra'nın Fethi
Osmanlı-Portekiz Savaşları
Basrah.JPG
Tarih15 Aralık 1546
BölgeBasra, Irak
SonuçOsmanlı İmparatorluğu, Basra'yı ele geçirerek doğrudan idare kurdu
Taraflar
Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu Ulyanoğulları
Portekiz İmparatorluğu Portekiz İmparatorluğu
Komutanlar ve liderler
Osmanlı İmparatorluğu Ayas Paşa Şeyh Yahya
Abd el-Hüseyin
Portekiz İmparatorluğu Luiz Falcao
Güçler
1.000 piyade 3.000 bedevi savaşçı
Kayıplar
Çok hafif Ağır

Arka planDüzenle

Kanuni Sultan Süleyman’ın 1534’te Bağdat’ı alması ile Basra şeklen Osmanlı hakimiyetine girdi. O sırada Basra Hakimi olan Megamisoğlu Raşid oğlu Mani'yi padişahın huzuruna göndererek tâbiyetini bildirdi. Raşid'in 1543'te ölümünün ardından tahta geçen oğlu Mani de veziri Mir Mehmed ve kazaskerini Kanuni Sultan Süleyman’a itaatini sunmak üzere göndermiş; heyet Boğdan Seferinde bulunan Kanuni'nin huzuruna 25 Temmuz 1538'de çıkmış, Mani'nin ubudiyetnamesini, Basra'nın simgesel anahtarlarını ve bazı hediyeleri takdim etmişti. Kanuni de Raşid' sancakbeyi unvanı vermiş ve berat göndermişti[1].

Basra bu dönemde nüfus açısından orta büyüklükte bir kent olsa da (1552 tahririne göre şehirde, 11’i kalede olmak üzere toplam 20 mahalle mevcuttu ve kent nüfusu 15.000 civarında olup, bunun 5.000’i kale içinde yaşamaktaydı), Irak'ın Basra Körfezi'ne açılan limanı olması nedeniyle stratejik öneme sahipti.

1534-1546 yılları arasında Basra Körfezi'nin girişindeki Hürmüz'ü tutan Portekizliler buranın ekonomik olarak idamesinin de sağlanması amacıyla Basra ile temaslarını artırmışlardı. Bu dönemde Megamisoğlu Raşid ölmüş, yerine bir süre oğlu Mani geçmiş; ancak bir süre sonra o da idareyi kuzeni Beni Aman şeyhi Şeyh Yahya'ya terk etmek zorunda kalmıştı. Şeyh Yahya Osmanlı perspektifine göre başına buyruk bir idare sergilemeye başladı. Hürmüz'deki Portekiz komutanına başvurarak onu Türk tehdidine karşı uyarmış ayrıca Basra için de yardım istemişti. Ayrıca, Fırat ve Dicle üzerindeki seyrüseferi engellemeye başlamıştı. Osmanlı Devleti bölgenin stratejik önemini dikkate alarak kentin çevresinin yerel yöneticilerin idaresine bırakılmasındansa ve Portekizlilerin yerleşmesine fırsat vermektense doğrudan Türk yönetimi altına alınmasına karar verdi.

Askeri HarekatDüzenle

Osmanlı Devleti harekatın gerçekleştirilmesini teminen Bağdat Valisi Ayas Paşa'yı görevlendirdi. Ayas Paşa da yaklaşık 1.000 piyadeden oluşan bir askeri birlikle Basra'nın üzerine yürüdü. Birliğe 120 küçük deniz taşıtının taşıdığı kuşatma malzemeleri ve top mühimmatı da eşlik ediyordu. Bölgedeki Medine kentini ellerinde tutan Ulyanoğlu aşiretine bağlı 3.000 muharip de Abd el-Hüseyin komutasında kuşatma ordusuna saldırdıysa da yenilgiye uğrayarak çekildi.

Ayas Paşa Basra kapılarına dayanarak Şeyh Yahya'ya bir mektup göndererek kentin teslimini istediyse de, Şeyh Yahya bu mektubu Hürmüz'deki Portekiz komutanı Luiz Falcao'ya iletti ve yardım karşılığında Basra kalesini Portekizlilere vermeyi teklif etti. 30 Kasım 1546'da Hürmüz'deki komutanlık teklifin olumlu karşılanması görüşünü Goa'daki Portekiz Başkomutanlığına bildirdi, bir hafta sonra da Şey Yahya'ya yardım taahhüdü iletti. Ancak, Diu Kuşatması'nın püskürtülmesi için tüm kaynaklarını seferber etmiş Başkomutanlık yarım talebini yanıtsız bıraktı [2].

Türk birliği Basra'nın kilidi olarak kabul edilen Zekiyye kalesini kısa sürede düşürdü. Fırat kıyısındaki Kurne ve Fırat ile Dicle'ni birleştiği bölgedeki Şat biraz daha dirense de Türk ordusunun etkili ateş gücüne karşı koyamadı ve 15 Aralık 1546'da bu iki şehrin de düşmesiyleBasra'nın fethi tamamlandı. Basra'nın alınmasında önemli rol oynayan Bilal Muhammed Bey, teşkilatlandırılmaya başlanan eyaletin beylerbeyliğine atandı [3].

SonuçlarDüzenle

Osmanlı Devleti 1546 yılında bir yandan Yemen'deki askeri harekatıyla merkezi otoriteyi güçlendirmiş, bir yandan Güney Arabistan'daki otoritesini güçlendirmiş, diğer yandan da Basra'yı fethederek diğer bir kanattan da Hint Okyanusu'na açıldı.

Basra'nın fethinden sonra doğuda Safevi Devleti, Basra Körfezi'nde Portekizliler ve batıda bedevi Ulyanoğlu aşireti temel tehditler olarak ortaya çıktı. Ulyanoğlu aşiretinin başındaki Abd el-Hüseyin 1549 yılında Basra-Bağdat bağlantısını kesmeye çalıştıysa da üstüne yürüyen Bağdat Muhafızı Temerrüd Ali Paşa Ulyanoğullarını yenilgiye uğrattığı gibi, Medine şehrini de kuşatarak Abd el-Hüseyin'i teslim olmaya ve yıllık 15 altın vergi vermeye mecbur bıraktı.

Bu tehlikenin bir süreliğine bertaraf edilmesiyle Osmanlı birlikleri Lahsa Seferi ile bugünkü Katar'a kadarki toprakları da fethetti. D. Antao de Noronha komutasındaki bir Portekiz donanması 1551'de Katif'i geri alıp Basra'ya ilerlediyse de, saldırıya cesaret edemeden döndü [4]. Bunun üzerine Piri Reis Basra Körfezi'nin girişindeki Hürmüz ve Maskat'ta üslenen Portekizleri tamamen bölgeden atmak için tarihe II. Hint Seferi olarak geçen deniz harekatını başlattı.

1552-1554 arasında Osmanlı donanmasının Hint Okyanusu'nda felakete uğramasını fırsat bilen Portekizliler 1556 yılında bu defa D. Alvaro de Silveira komutasındaki bir donanmayla Basra'ya yöneldilerse de çıkan fırtına nedeniyle Hürmüz'e geri dönmek zorunda kaldılar [5]. Bu tarihten itibaren Portekiz'in Basra'yı hedef alan başka bir saldırısı olmadı.

Ayrıca bakınızDüzenle

KaynakçaDüzenle

  1. ^ "Cezayir-i Irak-ı b veya Şatt-ül Arab'ın fethi - 1565-1571, Abdurrahman Sağırlı, İstanbul (2000), s. 44". 2 Şubat 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Ocak 2014. 
  2. ^ The Ottoman Age of Exploration, Gianardo Casale, Oxfor University Press (2010), s. 77-78
  3. ^ Cartographie Historique du Golfe Persique Maḥmūd Ṭāliqānī, Dejanirah Couto, Jean-Louis Bacqué-Grammont, Peeters Publishers (2006), s.108 (Fransızca)
  4. ^ L'expedition de Portuguaise a Bassora en 1551, Dejanirah Couto, Paris (2002), 461-486 (Fransızca)
  5. ^ Revisiting Hormuz: Portuguese Interactions in the Persian Gulf Region in the Early Modern Period, Dejanirah Couto, Otto Harrassowitz Verlag (2008), s. 44