İman Hamlesi

İmana Dönüş Hamlesi (Arapça: الحملة الإيمانية, el-Hamle el-İmaniye) veya kısaca İman Hamlesi, Irak Baas Partisi tarafından 1993'te başlatılan ve de Irak'ta daha tutucu ve açık şekilde İslamcı bir ideolojinin benimsenmesi amacıyla yürütülen bir girişimdi. Bu girişim, İslamcı gruplara daha fazla özgürlük sunulması, dini programlara daha fazla kaynak ayrılması, yasal sistemde İslami cezalara daha sık başvurulması ve de genel olarak Irak toplum hayatında İslam'ın daha merkezi bir konum edinmesi gibi çeşitli ilkelerin hayata geçirilişinden meydana gelmekteydi.[1]

Bu girişim, Saddam Hüseyin'in ardından Baas Partisi'nin başına geçecek İzzet İbrahim ed-Duri tarafından yürütüldü. ed-Duri bu girişimi, daha ileride Nakşibendi Ordusu'nun çekirdeğini oluşturacak olan, mensubu olduğu Nakşibendi tarikatını ilerletmek için kullandı.[2][3]

Girişimin başlangıcıDüzenle

 
Körfez Savaşı sırasında Irak devletinin İslami kimliğini ön plana çıkarmak adına tekbir, Irak bayrağına eklenmişti.

Geleneksel olarak Baas hareketinin önderleri İslamcıları geri görmekte ve İslamcı ideolojiye şüpheyle yaklaşmaktaydı. Ancak 1980’lerin sonuna doğru Irak hükümeti Müslüman Kardeşler ve diğer Sünni ve Şii İslamcı gruplara yönelik açılımlarda bulunmaya başladı. Saddam Hüseyin’in Baas Partisi’nin kurucularından Hristiyan Arap Mişel Eflak'ın ölüm döşeğinde İslamiyet’i kabul ettiğine yönelik iddiası, ayrıca 1991 yılında Irak bayrağına tekbir sloganının eklenmesi, İslamcılığa karşı bu yeni yaklaşımın emareleri arasındaydı.[1] Bazı yorumlara göre, Baasçılık ilkelerine aykırı bu hareketler, Saddam Hüseyin’in siyasi görüşlerinde hakiki bir değişimin sonucu olmaktan ziyade, Baasçı Irak devletine karşı olası bir İslamcı ayaklanma riskinin azaltılmasına yönelik hesaplı bir politik hamleydi.[4]

İman Hamlesi, 1993 yılında Haziran ayında Saddam Hüseyin tarafından resmen harekete geçirildi. Hamlenin ilk evreleri, Bağdat gece hayatının merkezini oluşturan çoğu işletmenin kapatılmasını hedeflemekteydi. Saddam, kamusal alanlarda alkol satışını yasakladı ve halka açık alanda alkol tüketimi hapis ile cezalandırılabilir hale geldi.[5] Fuhuşla mücadele adına birçok kadın baskıya maruz kaldı ve başı kesilerek idam cezasına çarptırıldı.[6] Kur'an eğitimi ulusal müfredatta ön plana çıkarıldı ve İslami eğitime önem verildi. Saddam, gizlice Hasan el-Benna’nın ve Mısırlı Müslüman Kardeşler’in geleneksel ideolojisini benimseyerek, Arap dünyasının birleşmesiyle meydana gelecek ümmetçi bir devletin kurulmasını desteklemeye başladı.[1]

 
Yapımı tamamlanmayan Rahman Camii

Bunların yanında, Irak-Kuveyt Savaşı sonrası uygulanan ekonomik ambargo sonucu mali bakımdan zor durumda olan Irak devleti, aralarında Irak'ın en büyük camiilerinden olması planlanan ancak yapımı tamamlanamayan Rahman Camii gibi camiilerin inşaası ve varolan camiilerin bakımına ayırdığı kaynakları da arttırdı.[1]

Devlet, aynı zamanda suçların cezai uygulamalarında şiddet kullanımında artışa gitti; örneğin asker kaçaklığı, bazı rüşvet suçları ve hırsızlık gibi suçlarda ampütasyon uygulaması daha sık kullanılmaya başlandı.[1] Saddam yönetiminin son iki yılında, Saddam'ın paramiliter teşkilatı olan Saddam fedaileri, sık sık baş kesme cezasına başvurdu. Çeşitli insan hakları gruplarının açıklamalarına göre, bu dönemde fuhuşla mücadele adına başı kesilen kadın sayısı 200'den aşkındı.[7]

İmana Dönüş Hamlesi normalde Baas rejiminin seküler milliyetçilikten dindar muhafazakarlığa doğru ideolojik bir devinimi olarak görülse de, bazı akademisyenlerce bu girişim, hakiki bir ideolojik değişiklikten ziyade hükümetin halk arasında güçlenen İslami ideolojiyi, Irak'taki hükümet karşıtı dini aktörleri güçlendirmeden ve olası radikal tepkilerden korunmak adına uygulamalarına katışı olarak nitelendirilmektedir.[8]

İç muhalefetDüzenle

İman Hamlesi bütün Baas liderlerinin desteklediği bir girişim değildi. Bazılarınca girişimi doğrudan destekleyen tek lider Saddam Hüseyin'di. Eski başbakan Sa'dun Hammadi ve Genel İstihbarat Servisi'nin başkanı Barzan İbrahim et-Tikriti girişime karşı Baas liderleri arasındaydı. Özellikle et-Tikriti, Saddam'ın yatıştırmaya çalıştığı İslamcı grupların ileride Saddam'ı devirip başa geçmeyi isteyeceklerini düşünüp, Selefilerle kurulacak herhangi bir ortaklığın, Irak devletinin hem Irak Şiileriyle hem de bölgedeki diğer Arap devletleriyle arasını açacağını ileri sürmekteydi.[9]

Girişimin ön plandaki düşmanlarından bir diğeri ise Saddam'ın oğlu Uday Hüseyin'di. Uday'ın sahibi olduğu Babil gazetesi girişimi eleştirmekte, ve de girişimin Irak'ın dini çoğulcu yapısını zedeleyip mezhep kaynaklı ayrışmalara yol açarak Irak'ı güçsüzleştireceğini iddia etmekteydi. Gazeteye göre Saddam'ın aşırı İslamcıların desteğini alma girişimi, bu grupların salt şeriat haricinde herhangi bir yönetimi kabul etmeye yanaşmayacak olmaları sebebiyle başarısızlığa mahkumdu.[1] Ancak daha sonra Babil, Şii karşıtı bir dil benimseyerek Şiileri, Selefi söylemde aşağılayıcı bir terim olan rafızî olarak nitelendirmiştir.[10]

Girişimin sonuçlarıDüzenle

1990'ların sonuna doğru Irak'ta Selefiliğin yükselişi sadece rejim yanlılarının değil, aynı zamanda Baas hükümetine karşıt birçok grubun lehine oldu. Bu ortam, ileride Irak direnişi'nin belkemiğini oluşturacak, araba bombalamaları ve suikastler gibi eylemlerden meydana gelen düşük seviyeli bir terör kampanyasına mahal verdi.[11] Girişim, birçok sayıda cami ve İslami organizasyona güvenlik görevlileri aracılığıyla sızmayı amaçlamış olsa da, bu görevlilerin ciddi bir kısmı içine sızmaya çalıştıkları grupların Selefi öğretilerinden etkilenmişti.[12] Irak Savaşı sonrasında Baas hükümetinin düşmesi üzerine bu kişiler Selefi isyancıların saflarına dahil oldu, ve de 2010'larda aralarından azımsanamayacak büyüklükte bir grup ise IŞİD saflarına katıldı.[7][12]

KaynakçaDüzenle

  1. ^ a b c d e f Baram 2011.
  2. ^ Pike, John. "Izzat Ibrahim Al-Douri / Izzat Ibrahim al-Duri". 13 Ekim 2004 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  3. ^ Rayburn 2014, s. 104.
  4. ^ Archive, Wilson Center Digital. "Wilson Center Digital Archive". digitalarchive.wilsoncenter.org (İngilizce). 21 Temmuz 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Mart 2018. 
  5. ^ "Iraq Bans Public Use Of Alcohol". 6 Aralık 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  6. ^ "The World; How Many People Has Hussein Killed? - The New York Times". 21 Mayıs 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Eylül 2019. 
  7. ^ a b Sly, Liz (4 Nisan 2015). "The hidden hand behind the Islamic State militants? Saddam Hussein's". The Washington Post. 16 Nisan 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Nisan 2015. 
  8. ^ "Saddam and Islam Interview With Univ of Penn's Dr Samuel Helfont". Musings on Iraq. BlogSpot. 2 Temmuz 2018. 3 Temmuz 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Temmuz 2019. Throughout the 1990s, it appears that Iraqi society became more religious, more sectarian, and more prone toward Islamism, Salafism, and other militant ideologies. 
  9. ^ Rayburn 2014, s. 102.
  10. ^ Khalil F. Osman (2015). "Sectarianism in Iraq: The Making of State and Nation Since 1920". Routledge Studies in Middle Eastern Democratization and Government. Routledge. ISBN 978-1-138-77946-4. 
  11. ^ Rayburn 2014, s. 103.
  12. ^ a b Weiss, Michael; Hassan, Hassan (2015). ISIS: Inside the Army of Terror. Regan Arts. s. Chapter 2. 

Diğer kaynaklarDüzenle