Çıtak

Çıtaklar

Çıtak, Evliyâ Çelebi'nin eseri Seyahatnâme'de nakledildiğine göre, Bulgaristan'ın Tuna boylarında yaşayan bir Türk boyuydu. Çıtak Türkleri, Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Gazi'nin ordusundaki Türk askerlerin zamanla Tuna boylarındaki Bulgarlar ve Ulahlar ile karışıp kaynaşmasından ortaya çıktı. Çıtak Türkçesi'nde kullanılan bazı kelimeler ve ibâreler şunlardı: Alatla! (Acele et!), Kavra! (Getir!), Çoğaç (Güneş), Ocak getir! (Ateş getir!), hışır (kavun), hışırka (karpuz), alaf (saman), kalayık (câriye), defke (kız), börk (kalpak), çalma (sarık), baytal (at), Tahırla! (Bekle!), Ocak kavra! (Ateş getir!), Baytalı akıt! (Atı sula!), Selâm ayıttım! (Selâmün aleyküm).[1]

Anadolu'daDüzenle

Çıtak sözcüğü özellikle Bolu Seben ve Kıbrıscıklı kimseler ile, Ankara Kızılcahamam, Çubuk ve geçmişte Kızılcahamam'a bağlı Çay (bugünkü Çamlıdere) köylerinden olan kimselere verilen isimdir. Bunlardan Bolu çevresinden çoban veya kışlak olarak geldikleri, yani hayvanları ile kışı çıkarıp karşılığında arâzisinde kaldığı ağanın koyunlarını keçilerini ücretsiz güdüp bakımını yapan, yazın tekrar köyüne dönen kışlakların, ertesi yıl geri döndüğü Beypazarı, Ayaş, Gölbaşı, Polatlı, Haymana köylerine dönüşte getirdikleri katran, çıra, tokaç, oklava, yaslahaç, ahşap su kabı, ağaç, alet edevat sapı ve değnek, çomak getirip satmasından yola çıkarak geçimini ormandan ağaç kesimi yapıp sağlayan kimselere Çıtak denir.

Geçmişte Yabanâbad olarak anılan Kızılcahamam ve çevre köylerinin Oğuz Türklerinin değişik boyları Malazgirt sonrasında Selçuklu Hanedanı beraberin de yerleşen Peçenek, Kayı, Yüreğil, Kıpçak, Çiğiller ile Çıtakların da bu çevreye yerleştiği rivayet edilir.

Bir başka rivayette kadınlarının beyaz baş örtüsü giymesi sebebi ile "çiti ak" dendiği, bunun zamanla "çıtak" kelimesine dönüştüğü de söylenmektedir. Kızılcahamam'ın Çıtak adında bir köyü vardır. Berçin Çatak köyünün ve Çatak Dağı'nın adlarındaki "Çatak" da zamanla değişime uğrayan Çıtak isminden gelmektedir. Çıtaklar'ın bir Balkan halkı olan Çitaklar ile hiçbir alakaları yoktur.

KaynakçaDüzenle

  1. ^ Evliya Çelebi; Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi; 3. Kitap, 2. Cilt, s. 441; hazırlayanlar, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı; Yapı Kredi Yayınları; 3. Baskı, İstanbul:Haziran 2012; ISBN 978-975-08-1101-1