Zal Mahmud Paşa Camii

Mimar Sinan'ın yaptığı cami, medrese, türbe, çeşmeden meydana gelen bir külliye

Zal Mahmud Paşa Camii İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde Kanuni Sultan Süleyman'ın veziri Zal Mahmut'un Mimar Sinan'a yaptırdığı cami, medrese, türbe, çeşmeden meydana gelen bir külliyedir.

Zal Mahmud Paşa Camii
Zal Mahmud Pasha Mosque.jpg
Temel bilgiler
Yer Eyüpsultan, İstanbul, Türkiye
İnanç İslam
Durum Etkin
Mimari
Mimar(lar) Mimar Sinan
Tamamlanma 1577
Özellikler
Minare sayısı 1

TarihçeDüzenle

Eyüpsultan ilçesinde, Defterdar Caddesi ile Zal Paşa Caddesi arasında yer alır. Külliye bir cami, medrese, türbe ve çeşmeden oluşmaktadır. 1577 yılında Zal Mahmud Paşa ile eşi Şah Sultan tarafından yaptırılmıştır.[1] İsmail Orman’ın bildirdiğine göre, “Medresenin bânisi olan Şah Sultan’ın 977 (1569) yılında düzenlediği vakfiye, külliyenin başlangıçta medrese, türbe ve çeşme şeklinde planlandığına işaret etmektedir. Külliye programına caminin eklenmesi, onun Zal Mahmud Paşa ile 982’de (1574) evlenmesinden sonra gerçekleşmiş olmalıdır.” Mimar Sinan’ın eseridir. Külliyenin merkezini cami oluşturmaktadır.

Bir medrese şadırvan avlusu çevresinde, ve buna bağlı ikinci medrese düşük bir platformda türbe etrafında avlu ve Defterdar caddesi tarafında kapısında bir çeşmesi vardır. Caminin son cemaat yeriyle medresenin batı kolu arasındaki tek kollu bir merdivenden yaklaşık dört metre alçaklıktaki alt kademeye inilir. Sekizgen, tek kubbeli, girişi 6 sütunlu bir revaktan olan türbede Zal Mahmut Paşa yatmaktadır. Türbe pencereleri klasik karınca gözlüdür. Feshane caddesi üzerinde giriş kapısı sağında yer alan çeşmesi kesme taştan ve dikdörtgen çerçeve içinde inşa edilmiştir. Kitabesinde şu ifadeler yer alır: “Sahibül hayrat Şah sultan / Hazret-i ma’a Zal Mahmut Paşa / Fi sebilillah bunu itdi sebil / Selsebil ide Hüda ana ceza / Teşne diller dediler tarihini / Çeşme-i ma-i hayatı canfeza” 998 (1590) Küçük ayna taşında tamir tarihi olarak H. 1240 M.1824 yazılıdır.[2]

ÖzellikleriDüzenle

Caminin içinde üç yanda dörder sütunlu düz tavanlı revaklar vardır. Son cemaat yeri beş açıklı bir revaktır ve yanlar kubbelidir. Duvarlar taş ve tuğladır. Dış görünümü camiye kırmızı beyaz bir hava kazandırmıştır. Minare sağda yapıya bitişiktir. Duvar pencereleri iki sıradır.

İç avlu, son cemaat yeriyle birlikte 17 sütun ve 15 kubbe ile çevrilidir. Ortada 8 sütunlu şadırvanı vardır. Caminin yapıya bitişik tek minaresi kalın gövdeli ve tek şerefelidir. Aptullah Kuran’ın bildirdiğine göre “Cami minaresi XVI. yüzyıla ait olmayıp 1894 depreminde yıkılan orijinal minarenin yerine bu tarihten sonra yapılmıştır.” Caminin duvarları taş ve tuğla karışımıdır. Cami büyük bir kubbe ile örtülüdür. Mihrabın çevresi devrine ait İznik çinileriyle kuşatılmıştır. Çinilerin desen ve teknik kalitesi üst seviyededir. Minberinin itinalı taş işçiliği Evliya Çelebi’nin övgüsünün yerinde olduğunu göstermektedir. Yan duvarlarda sık aralıklarla verilen iki sıra pencere açıklıklar, Mimar Sinan’ın diğer eserlerinde görülmemiş bir üslup olarak değerlendirilir.[3]

Günümüzdeki durumuDüzenle

Daha önceleri de birçok tamirat geçiren cami son olarak 1955-63 yılları arasında restore edilmiştir. 2012 yılı Ağustos ayında başlayan son restorasyon çalışmaları 2015 yılında bitmiş ve ibadete açılmıştır.

GeleneğiDüzenle

Caminin hamisi konumundaki Zal Mahmud Paşa'nın 1553 yılında boğdurulan Şehzade Mustafa'nın katlindeki dahlinden ötürü kamuoyunda duyulan derin üzüntü, bir dönem halkın özellikle bu camiye gitmemesine sebep olmuştur.[4]

KaynakçaDüzenle

  1. ^ İstanbul Büyükşehir Belediyesi resmi internet sitesi 27 Şubat 2009 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. (İngilizce) 16 Aralık 2014 tarihinde erişilmiştir
  2. ^ Haskan, Mehmet Nermi. Eyüpsultan Tarihi, Eyüp belediyesi Yayınları, İstanbul, 2009
  3. ^ Eyüp'te İki Şah Sultan ve Külliyeleri. dunyabizim.com. Erişim Tarihi:16.10.2016
  4. ^ 23 Şubat 2014 tarihli ilgili Sabah haberi 16 Aralık 2014 tarihinde erişilmiştir