Yenice Muharebesi

I. Balkan Savaşı'da bir muharebe

Yenice Muharebesi veya Giannitsa Muharebesi (Yunanca: Μάχη των Γιαννιτσών), 19- 20 Ekim (2- 3 Kasım 1912 tarihleri arasında yapılan, Yunanların zaferiyle sonuçlanan bir Balkan savaşı muharebesi. Gerek Yunan ordusunun doğru taktiği, gerek de Yunan ordusunun ve donanımının sayıca Osmanlı Devleti'nin savaştaki ordusundan fazla olması Yunan ordusunun zaferini kesinleştirmiştir.

Yenice Muharebesi
Birinci Balkan Savaşı
Giannitsa.png
Yenice Muharebesi
40°47′24″N 22°22′48″E / 40.7900°K 22.3800°D / 40.7900; 22.3800
Tarih2-3 Kasım 1912
Bölge
Yenice-i Vardar Kazası, Selanik Vilayeti, Osmanlı Devleti
(bugün Giannitsa civarı, Yunanistan)
Sonuç Kesin Yunan zaferi
Yenice Yunanların eline geçti
Selanik'teki birlikler bu muharebe sonrası savaşmadan Yunanlara teslim oldu.Selanik Yunanların eline geçti.
Taraflar
Yunanistan Krallığı Yunan Krallığı Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu
Komutanlar ve liderler
Yunanistan Krallığı Prens Konstantin Osmanlı İmparatorluğu Hasan Tahsin Paşa
Çatışan birlikler
Yunan Teselya Ordusu
1.Tümen
2.Tümen
3.Tümen
4.Tümen
6.Tümen
7.Tümen
Selanik Kolordusu (8.Geçici Kolordu)
Güçler
80.000
120 top
25.000
30 top
Kayıplar
188 ölü, 785 yaralı 250+ ölü
1000+ yaralı
200 esir
11 sahra topu

Yenice'yi çevreleyen engebeli ve bataklık arazi, Yunan ordusunun, özellikle de topçusunun ilerlemesini önemli ölçüde karmaşıklaştırdı.Ancak 3 Kasım sabahı erken saatlerde Yunan 9. Evzon Taburu'nun piyade hücumu, Yunan ordusunun ivme kazanmasına ve Osmanlı'nın tüm batı kanadının çökmesine neden oldu. Osmanlı'nın morali düştü ve savunucuların büyük kısmı iki saat sonra kaçmaya başladı. Yenice'deki Yunan zaferi, Selanik'in ele geçirilmesinin ve garnizonunun teslim edilmesinin yolunu açarak modern Yunanistan haritasının şekillenmesine yardımcı oldu.

Arka planDüzenle

1912'de Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan ve Karadağ, Osmanlı İmparatorluğu'na karşı bir Balkan Birliği'ne katıldı. Bu arada çoktan büyük bir seferberlik ve silahlanmada başlatmışlardı. Balkanlar'da yeni bir savaştan korkan Osmanlılar, 27 Eylül'de (Jülyen takvimde 14 Eylül)'de silahlı kuvvetlerini harekete geçirdi ve Trakya'ya birlikler sevk etmeye başladı; Balkan Ligi de aynı şekilde karşılık verdi. [1] Ancak I. Balkan Savaşı'nın hemen 3-4 ay öncesi savaş çıkmayacağından bahisle Osmanlı Yüksek Komutası Balkanlardaki 70.000 askerin ve bunların bulunduğu mobil askeri birliklerin tasarruf ve yaş haddi gerekçeleriyle terhis edilmesine karar vererek ölümcül bir hata yaptı; tecrübeli askerlerden yoksunluk ve böyle büyük çapta bir askeri terhis Balkan Savaşı'nda ve bu muharebede Osmanlının felaketini hazırlayan en büyük nedenlerden biri oldu. Bu askerlerin çoğu bir daha silah altına savaş boyu alınamamıştır.[2][3] 13 Ekim'de Birlik, Osmanlılara Hristiyan nüfusunun haklarına ilişkin bir talep listesi sundu. Osmanlı İmparatorluğu talepleri geri çevirerek 17 Ekim'de Sofya, Belgrad ve Atina'daki büyükelçilerini geri çağırdı ve Birlik müzakerecilerini sınır dışı etti. Birlik Osmanlılara savaş ilan ederken, bunları beklemeden Karadağ 8 Ekim'de çoktan askeri operasyonlara başlamıştı. [1] Osmanlı ordusu seferberlik ilan etmeye başladığında ise artık durum çok geçti,silah altına alınan kişiler redif denen tecrübesiz askerlerden oluşan birliklerdi ve içlerinde gayrimüslim unsurlarda vardı. Osmanlıların Yunanistan çevresinde Makedonya Ordusuna bağlı 8.Kolordu (Selanik Kolordusu) ve Yanya kolorduları bulunmaktayken Yunanların ise Yanya Kolordusuna dönük Epir Ordusu buna karşın Selanik Kolordusu'na dönük Teselya Ordusu bulunmaktaydı.

Yunan Teselya Ordusunun karşısında Osmanlı 8. Geçici Kolordusu bulunmaktadır. Kuvvet dengesine bakıldığında Selanik'i korumakla da görevli geçici olarak oluşturulmuş 8.Kolordu 29 piyade taburuna sahip iken Yunanların Teselya Ordusu 73 piyade taburuna sahiptir. 8.Kolordunun 3 süvari alayı karşısında Teselya Ordusunun 11 süvari alayı , 8.Geçici Kolordunun 9 topçu bataryasına karşı 39 topçu bataryası,8 makinalı tüfeğe karşı 84 makinalı tüfek 29.328 askere karşı 100.000 askeri bulunmaktadır.[4] Yunanların ezici bir üstünlüğü bulunmaktadır. Yunanların bölgedeki 5 tümenine karşı Osmanlı'nın 2 tane tümeni vardır ve bu tümenlerin de %25 eksiği bulunmaktadır. Ancak sorunlar bununla da bitmemektedir. 8.kolordunun başına getirilen Arnavut kökenli Hasan Tahsin Paşa aynı zamanda da jandarma subaylığından buraya kadar yükseltilmiş bir paşadır. Esasen savaşa etki edebilecek hiçbir kurmay askerlik bilgisi ve deneyimi bulunmamaktadır. Kısacası Osmanlı İmparatorluğu Balkan Savaşı'nda hata üstüne hata yapmıştır.

Seferberliğini tamamlayan Yunan ordusunun planı bellidir öncelikle Makedonya, ve çevresi ele geçirilecek ardından Yanya üzerine yürünecektir. Ancak burada tartışmalı tek sorun başbakan Venizelos ile Veliaht Prens Konstantin arasındadır. Konstantin Kuzey Makedonya ve özellikle Manastır'ın öncelikle ele geçirilmesi yanlısı iken kurt bir siyasetçi diplomat olan Venizelos ise Yunan Megali ideası gereği bölgedeki en önemli liman ve şehir olan Selanik'in alınması taraftarıdır. Manastır'ı Yunan ordusunun almaya zamanının ve gücünün yetmeyeceği düşüncesindedir. Bulgar kralı'nın Selanik arzusu ile ilgili bilgiler kendisine de gelmektedir. Ona göre Bulgarlar veya Sırplar gelmeden Selanik alınmalıdır. Nitekim Soroviç Muharebesi Venizelos'u haklı çıkaracak ve Yenice Muharebesinin hemen ardından Kral I. Yeoryos 'u ikna edip ordunun Selanik üzerine hızla yürümesini ve teslimini sağlayacaktır.

Savaşın başlangıcında Yunan Teselya Ordusu, 18 Ekim sabahı erken saatlerde Osmanlı topraklarına girdi ve çoğu sınır karakolunun terk edildiğini gördü. İlk büyük çatışmalar ertesi gün 1. ve 2. Yunan Tümenlerinin Elassona'ya saldırması ve bunun sonucunda Osmanlı'nın Sarandaporo'ya çekilmesiyle gerçekleşti. [5] 19 Ekim’de Alasonya 'da Türk ordusu tekrar Yunanlara karşı koymayı denedi ancak ağır zayiatta uğradı. Yunan tümenleri ileri harekâta kalkarak bölgedeki Menekşe Tepesi ve Milona geçidini ele geçirip. 19/20 Ekim gecesi Alasonya’yı aldılar. 19 Ekimde ise Dışkata'da bir muharebe ile yine Osmanlı birliklerini yenilgiye uğratacaklardır. Dışkata’ya Evzon Müfrezesi saldırmış olup Türk mevziilerini kısa sürede ele geçirmişti. Bu savaş sırasında, Osmanlı 61. Alay’ının II. Taburu içerisindeki Hristiyan erler Türk ordusunu terk ederek Yunan tarafına geçmişlerdir.[6] 22 Ekim sabahı saat 7'de Yunan piyade Sarandaporo'ya saldırmaya başladı. 1. 2. ve 3. Tümen Osmanlı ana hattına cepheden saldırdı. Bu arada süvari tugayı ile 4. ve 5. Tümen, Osmanlı mevzilerinin gerisini vurmak amacıyla batıdan kuşatma manevrası yaptı. [5] Konstantinopoulos Evzone müfrezesi geçidin doğusundan vurdu. [5] Konstantinopoulos Evzone müfrezesi tarafından kuşatılacağından korkan Osmanlılar, akşam saat 19.00'da gece karanlığında Hani 739'daki ikinci savunma hattına doğru çekilmeye başladılar. Osmanlılar, ikinci savunma hattına ulaştıklarında, 4. Tümen'in Porta Geçidi'ni ele geçirdiğini fark etti, saflarında panik yayıldı ve birçok asker kaçmaya ve ekipmanlarını terk etmeye başladı. [7] 23 Ekim sabahı, 4. Tümen Rahovo Dağı'nın kuzey yamacından aşağı hücum etti ve düzensiz bir geri çekilmeye girişen Osmanlı piyade ve topçularını şaşırttı. [8] [9]

23 Ekim'de 4 civarında, Yunan 4. Tümeni Serfiçe üzerine yürüdü, [8] Yunan süvarisi ise bir ciddi direniş görmeden Kozani şehrini ertesi gün ele geçirdi. [5] 26 Ekim'de Yunan ordusu genel karargahını Kozani'ye taşıdı; bir gün sonra Kral I. George, ordunun Selanik ve Veroia'ya doğru yürümesini emrederek Kozani şehrine geldi. [7] Osmanlılar Kolokouri, Tripotamos ve Perdika'da bir dizi küçük çaplı geciktirme harekatı yaptı, ancak Yunan ordusu 29 Ekim'de Veroia ve Katerini'yi alarak ilerlemesini sürdürdü. 30 Ekim ve 1 kasım arasında, Yunan genel komutanlığı birliklerini Veroia (Karaferye- Ağustos ovasına gönderdi. [5]

Bütün bunlar olurken Hasan Tahsin Paşa bu zamana kadar ordunun başında durmayı değil, geri de kalmayı tercih etmiştir 21 Ekime kadar Kozana'da kalıp hiç siperleri denetlemekle uğraşmamış kolordunun yönetimini de 22.Tümen komutanına bırakmıştır. Böylece başarısızlığı üzerinden atarak sorumluluktan kaçmış olacaktı. Bu durum bu paşanın silah atmadan Selanik'i tesliminden ayrı olarak kolordu için bir utanç ve esef vesilesidir.[10] İlave olarak geri çekilme emirlerini de Yenice'ye kadar geç vermiştir, muharebelerde hazırlıklarında da hataları vardır. Ordu da zaten redif askerlerinin çoğunlukta olmasından mütevellit disiplinsizlikleri yanında birde komuta kademesi ile asker arasında da iletişim eksikliği had safhadadır. Başkomutanı olmadan moralsizce savaşan sayıca az Osmanlıların karşısında her ekipmanı tamam,sayıca fazla ve Veliaht prensinin bizzat başta olduğu morali yüksek bir Yunan ordusu bulunmaktadır.

Ancak Sarandaporo'daki yenilgilerinden sonra Osmanlılar, Hasan Tahsin Paşa'nın kuvvetinden geriye kalanları yeni takviyelerle güçlendirmeye başlamıştı. Doğu Makedonya'dan iki tümen, Anadolu'dan bir yedek tümen ve Selanik'ten bir yedek tümen; bölgedeki toplam Osmanlı kuvvetlerini 25.000 adama ve 36 topçuya çıkardı. [1] [5] Nihayet paşa'da komutayı çok geçte olsa eline alabildi. Osmanlılar, ya şehrin Makedonya'nın Müslüman nüfusu için dini önemi nedeniyle ya da Selanik'e çok yakın bir yerde savaşmak istemedikleri için ana savunma hattını Yenice'de düzenlemeyi seçtiler. [7]Şehrin batısındaki ovaya bakan yüksek tepeye 130 metre (430 ft)lik hendek kazdılar. Tepe iki kaba dere ile çevriliydi, güney yaklaşımları bataklıklı Giannitsa Gölü ile kaplıyken, Paiko Dağı'nın yamaçları kuzeyden olası herhangi bir kuşatma manevrasını zorlaştırıyordu. [5] Yenice'ye doğu yaklaşımlarında, Osmanlılar Loudias Nehri üzerindeki köprüleri, Plati ve Gida'daki demiryolu hattını koruyan garnizonları güçlendirdi. [1]

1 Kasım'da Yunan genel komutanlığı, düşman birliklerinin düzenine ilişkin çelişkili istihbarat raporları almasına rağmen birliklerine ilerleme emri verdi. [5] 2. ve 3. Yunan Tümenleri, her ikisi de Yenice'nin kuzey doğusunda yer alan sırasıyla Tsaousli ve Tsekre'ye doğru aynı rota boyunca yürüdüler. 1. Yunan Tümeni ordunun artçısı olarak görev yaptı. 4. Tümen kuzeybatıdan Yenice'ye yönelirken, 6. Tümen ise Nedir'i ele geçirmek amacıyla daha batıya doğru çevirdi. 7. Tümen ve süvari tugayı, Gida'ya doğru ilerleyerek ordunun sağ kanadını kapladı; Konstantinopoulos Evzon müfrezesine ise Trikala'yı ele geçirme emri verildi. [1]

MuharebeDüzenle

 
Muharebenin haritası.

İlk kurşunlar 2 Kasım sabahı erken saatlerde atıldı, 2. ve 3. Yunan Tümenlerinin ileri birlikleri Osmanlıları Burgaz'da geri püskürttü. Balitzas nehri üzerindeki köprüye ulaştıklarında, iki tümen Yenice'yi çevreleyen tepelerden yoğun bombardımanın hedefi oldu. 4. ve 6. Tümen de aynı şekilde toplu tüfek ateşiyle püskürtüldükten sonra ilerlemelerini durdurdu. [5] Yunan ordusu komutanlığı, durumu değerlendirmek ve yeni emirler vermek için öğle saatlerinde savaş alanına geldi. 2. ve 3. Tümen, köprünün arkasındaki Osmanlı kuvvetlerinin ana gövdesine cepheden bir saldırı düzenleyerek köprüyü geçmeye çalışacaktı. 4. ve 6. Tümen batıdan kuşatma manevrası yaptı, bu arada Konstantinopoulos Evzon müfrezesi ve süvari tugayı Loudias'a doğru koştu; böylece Giannitsa Gölü'nün her iki tarafında iki cephe oluşturuyordu. [1]

 
Savaş sırasında gölde Yunan askerleri

Zemin bataklık ve dengesiz olduğu için Yunan topçusunun bombardımanı hatalıydı. Sadece tek bir top bataryası Osmanlı hattına 4,5 kilometre (2,8 mi) bir mesafede kurulup ateş etmeyi başardı Bu, 2. ve 3. Yunan Tümenlerinin ilerlemelerini önemli ölçüde yavaşlatmasına neden oldu, ancak Yuanlılar akşama doğru kuzeyden Yenice Gölü'ne akan Gramos nehri üzerinde büyük bir köprübaşı kurmayı başardılar [5] Aldıkları emirlerin aksine 7. Tümen ve süvari tugayı oraya ulaştıklarında Gida'da kamp kurdu, Konstantinopoulos Evzone müfrezesi de bir köprü bulamayınca Loudias'ı geçemedi. 4. ve 6. Yunan Tümenleri, savaş alanının batı ucunda istikrarlı bir şekilde ilerledi, iki Osmanlı karşı saldırısının başarısız kalmasına neden olup, Osmanlıların karargahlarını daha da geriye çekmeye zorladı. [1]

3 Kasım sabahı saat 8'de, 4. Yunan Tümeni'ne bağlı 9. Evzone Taburu tarafından piyade hücumunda bir Osmanlı bataryası ele geçirildi. 4. Yunan Tümeni, kazandığı ivmeyi Osmanlı'nın tüm batı kanadını geri itmek için kullandı. 2. ve 3. Yunan Tümenleri rakiplerine karşı ilerlediler, Yenice sınırına ulaştılar [1] ve 4.tümen şehrin batı kanadına ulaştı. Sabah saat 10.00'da Osmanlılar, çoğu Selanik ve Doyran'a düzensizce geri çekilmeye başladı. [7] Doyran'a çekilmeye uğraşan birlikler, Vardar Nehri vadisine doğru ilerleyen bir Sırp süvari birliği tarafından esir alındı. Veliaht Prens Konstantin, 2. Yunan Tümeni'nden tek bir alaya, geri çekilen Osmanlıları Selanik yolu boyunca kovalaması emrini verdi, ancak bu birliğin etkili bir takip için çok yetersiz olduğu anlaşıldı. [1]

Aynı zamanda, bölgede oyalanan 3.000 kişilik Osmanlı kuvveti Gida'daki 7. Yunan Tümeni'ne saldırdı. [5] Yunanlar yerlerini korudular ve bir kez daha emirlere uymayarak hemen taarruza geçtiler, kendilerini Vardar Nehri'ni geçmek yerine Kirtzalar'da bir köprübaşı kurmakla sınırladılar. Konstantinopoulos Evzone müfrezesi öğlene kadar Loudias'ı geçmeyi başardı. Ancak 7. Tümen ve süvari tugayının mühendisleri zamanında gelmediği için Vardar Nehrine ulaşamadı ve Osmanlı köprülerini ve bunları sonrasında yıkmasını da engelleyemedi; birçok Osmanlı askeri bu sayede kaçabildi. [1]

SonrasıDüzenle

Yenice savaşında Yunan kayıpları 188 ölü ve 785 yaralıdır. Osmanlılar 250'den fazla ölü, 1.000'den fazla yaralı, 200'den fazla asker [9] iki bayrak kaybetti, İlaveten 11 ila 14 arası sahra topu Yunanların eline geçti ve diğer askeri malzemeler ve ekipmanı da kaybettiler. [9] [5] Yenice'nin ele geçirilmesinin ardından, Veliaht Prens Konstantin, Teselya Ordusu'nun büyük bir bölümünün on beş günlük sürekli savaşın ardından üç gün dinlenmesine izin verdi. Yunan mühendislik birimleri, daha önce Osmanlıların yıktığı Vardar üzerindeki köprüleri onarmaya başladı. [5]

Selanik Osmanlı Rumelisi’nin ikinci başkentiydi. Makedonya’daki en büyük limana sahip olan Selanik şehri, kozmopolit bir yapıya sahipti. Yaklaşık 40.000 kadar Rum nüfusa sahip olan bu şehrin ele geçirilmesi hem sosyal hem de siyasi olarak büyük öneme sahipti. Aynı zamanda bu şehre sahip olmak için Yunan-Bulgar hatta Sırp rekabeti de söz konusuydu. Selanik Ortodoks kilisesinin önemli merkezlerinden biri olarak dinî öneme de sahipti. Selanik’i ele geçirmek demek, Yunan ordusuna denizden yardım ulaştırmak ve Osmanlı ordusunun ise denizden İstanbul bağlantısının kesilmesi demekti. Osmanlı komutanlığı bu şehrin ne pahasına olursa olsun elden çıkmaması ve son ana kadar direnilmesini istemişti.[11] Ancak bu muharebe ve öncesindeki muharebeler inanılmaz derecede kısa sürede Yunan ordusunun Selanik kapısına dayanmasına sebep olmuştu.

Buna rağmen Veliaht Prens Konstantin hala Manastır'ı öncelikle ele geçirme derdindeydi. Selanik üzerine sonra yürüme peşindeydi. Ancak iki olay bu durumu hızlandırdı ve kaderin akışını değiştirdi. İlk olarak muharebe sonrasında Konstantin'in emriyle Manastır üzerine yürümeye çalışan 5. Yunan Tümeni, 4 Kasım'da Soroviç'in önünde pusuya düşürüldü ve Osmanlılarca bozguna uğratıldı. Soroviç Muharebesi ve uğranılan bozgun Manastır'ı alma peşindeki Konstantin'i şaşırttı ve ümidinin kırılmasına neden oldu. İkincisi başbakan Venizelos Bulgar başkenti Sofya'ya gönderdiği ajanlardan Bulgarların Serez'i alıp hızla Selanik üzerine yürüme peşinde oldukları bilgisini aldı. Bu haberi Yunan Kralı ile paylaşıp oğlunun Manastır arzularını engelleyip Selanik üzerine yürümesine kendisini ikna etti. [1] 8 Kasım'da Teselya Ordusu sonunda Vardar Nehri'ni geçerek Tekeli-Bathylakkos-Gourdino hattına ulaştı. [1]

Bu arada Osmanlı Ordusu'nda Yenice Muharebesi sonrası çekilme tam bir felaketle sonuçlanmış Selanik'e giden yolsa pek çok askerde firar etmişti. Ordu berbat disiplinsiz morali bozuk ve asker komutan iletişiminin olmadığı bir haldeydi. Yaklaşık 25.000 civarı bir Osmanlı Kuvveti, Selanik'te sıkışmış bir durumdaydı. Muharebenin hemen ardından Osmanlı için bir yıkımda denizden gelmiştir. Bir Yunan torpido botu 5 kasımda nasıl olabildiyse Selanik Limanına sızıp Osmanlı'nın Liman girişini tutan ve Yunan saldırılarını engelleme amacı güden kara topçu bataryalarınca da korunan Fethi Bülent Kruvazörünü batırdı. Üstelik bu bot hiçbir yara almadan limandan sağ salim çıkmayı da başardı. Osmanlı birliklerinin halkın morali iyice çöktü.Bu arada Selanik idari meclisi ve halktan ileri gelenler 5 Kasım'da toplanarak Hasan Tahsin Paşa'ya şehrin içinde savunma yapmamasını, bunun şehre ve halka zarar vereceğini bildiren bir mazbata gönderdiler. Yabancı elçiliklerden de paşaya teslim olması yönünde baskılar gelmekteydi.6 Kasım'da bu kruvazörün batırılması akabinde içlerinde Averof'unda olduğu 4 Yunan savaş gemisi Karaburun ( Megalo Embolo ) istihkamlarını bombaladı. Hasan Tahsin Paşa'nın direniş konusunda en küçük bir ümidi kalmamıştı.[12] Selanik'te sürgünde bulunan II.Abdülhamit ikna edilerek bir Alman gemisi ile apar topar İstanbul'a gönderildi. Yunanlar ise 8 Kasımda şehri kuşatıp Hasan Tahsin Paşa ve Osmanlı birliklerine teslim olmaları aksi takdirde saldıracakları yönünde bir bildirimde bulundular. Osmanlı'nın Balkanlardaki en önemli limanı olan Selanik artık kimin eline geçeceği yolunda Bulgar,Yunan ve Sırp ordularının yarıştığı bir yer haline gelmişti.

Aynı gün Veliaht Konstantin, Büyük Güçlerin Selanik elçileri ve Osmanlı generali Şefik Paşa'dan oluşan bir heyeti kabul etti. Tahsin Paşa, şehri savaşmadan teslim etmeyi teklif etti ve buna karşılık Selanik garnizonunun silahlarını elinde tutmasını ve savaşın sonuna kadar kalacağı Karaburnu'na çekilmesini istedi. Konstantin, Osmanlı'nın çağrısını reddetti, Osmanlıların tamamen silahsızlandırılmasını talep etti ve onları seçtikleri bir Anadolu limanına taşımayı teklif etti. 26 Ekim günü sabah saat 5'te, ikinci bir Osmanlı heyeti nakliye sırasında 5.000 silah bulundurulması talebinde bulundu, Konstantin, Osmanlılara şartlarını yerine getirmeleri için iki saatlik süre veren bir ültimatom vererek yanıt verdi. 7'nci Yunan Tümeni saat 11:00'de şehrin önündeki son su bariyeri olan Gallikos nehrini geçti. Aynı sıralarda, Tahsin Paşa, Konstantin'i niyeti hakkında uyarmak için elçiler göndererek Yunan taleplerine boyun eğmeye karar verdi; Konstantin teslim haberini öğleden sonra 2'de aldı [5]

7. Yunan Tümeni ve iki Evzone taburuna derhal şehri ele geçirmeleri emredildi; Konstantin ise Selanik'e en yakın Bulgar tümeninin komutanına bir mesaj göndererek, birliklerinin daha yararlı olacağı bir yöne yönelmesini tavsiye etti. Tahsin Paşa, saat 23.00'te subay Viktor Dousmanis ve Ioannis Metaxas'ın huzurunda teslimiyet belgesi imzaladı. Antlaşma hükümlerine göre Yunanistan 26.000 adam ve 70 top, 30 makineli tüfek, 70.000 tüfek ve büyük miktarda mühimmat ve diğer askeri teçhizatı ele geçirdi. [5] Bulgar ordusundan sadece 7 saat önce şehir Yunanlara teslim edilmişti. Bulgar ordusu, Osmanlı'nın çoktan teslim olduğunu bilmeden şehre doğru ilerlemeye devam etti. Bulgar general Georgi Todorov, şehrin kontrolünün Bulgaristan ve Yunanistan arasında bölünmesini istedi. Konstantin reddetti ve sadece iki Bulgar taburunun şehir içinde dinlenmesine izin verdi. Savaş, şehrin ele geçirilmesini ve Yunan devletine dahil edilmesini işaret ederek modern Yunanistan haritasının şekillenmesine yardımcı oldu. Yine de Yunanistan'ın Selanik'i ele geçirmesi, Bulgaristan ile önemli bir gerilim noktası olarak kaldı ve sonuçta İkinci Balkan Savaşı'nın patlak vermesine katkıda bulundu. [1]

Mayıs 1913'e gelindiğinde, sayısal olarak yetersiz olan Osmanlılar, Birlik'in ordularına karşı tüm cephelerde bir dizi ciddi yenilgiye uğradılar. Birlik, Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa topraklarının çoğunu ele geçirmişti ve hızla İstanbul'a yaklaşıyordu. 30 Mayıs günü, iki taraf imzalı Londra Antlaşmasının Osmanlı batısından toprakları Ligi üyelerini kabul Enez üzerine Ege Denizi ve kuzey Midia üzerinde Karadeniz'in yanı sıra Girit . Arnavutluk'un ve Osmanlı'nın elindeki Ege adalarının kaderi Büyük Güçler tarafından belirlenecekti. [13]

KaynakçaDüzenle

Özel
  1. ^ a b c d e f g h i j k l m Kargakos 2012.
  2. ^ Hall (2000), p. 18
  3. ^ Uyar & Erickson (2009), pp. 225–226
  4. ^ Erickson s.216
  5. ^ a b c d e f g h i j k l m n o Oikonomou 1977.
  6. ^ Son Dönem Osmanlı Kumandanlarından Mehmed Esad (Bülkat) Paşa (1862-1952) (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Mustafa Talha Savaş. Sakarya Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü. 2019. ss. 71-72. 9 Aralık 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Aralık 2021. 
  7. ^ a b c d Apostolidis 1913.
  8. ^ a b Dimitracopoulos 1992.
  9. ^ a b c Erickson 2003.
  10. ^ Balkan Harbi Osmanlı Devri (1912-1913) Garp Ordusu Yunan Cephesi Harekâtı. Genelkurmay Başkanlığı. Genelkurmay Başkanlığı Yayınları Cilt: 3, Kısım: 2, Baskı: 2, Ankara. 1993. ss. 166-168. 
  11. ^ Savaş, s.72-73
  12. ^ Hall,s.82
  13. ^ Svolopoulos 1977.
Genel
  • Apostolidis, Dimitrios (1913). Ο νικηφόρος ελληνοτουρκικός πόλεμος του 1912-1913 [The Victorious Greco-Turkish War of 1912–1913] (Yunanca). Volume I. Atina: Estia. 24 Aralık 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Kasım 2019. 
  • Dimitracopoulos, Anastasios (1992). The First Balkan War Through the Pages of Review L'Illustration. Atina: Hellenic Committee of Military History. OCLC 37043754. 
  • Erickson, Edward (2003). Defeat in Detail: The Ottoman Army in the Balkans, 1912–1913. Westport: Praeger. ISBN 978-0-275-97888-4. 
  • Hooton, Edward (2014). Prelude to the First World War: The Balkan Wars 1912–1913. Stroud: Fonthill Media. ISBN 978-1781551806. 
  • Kargakos, Sarandos (2012). Η Ελλάς κατά τους Βαλκανικούς Πολέμους (1912-1913) [Greece in the Balkan Wars (1912–1913)] (Yunanca). Atina: Peritechnon. ISBN 978-960-8411-26-5. 
  • Oikonomou, Nikolaos (1977). "Ο Α′ Βαλκανικός Πόλεμος: Οι επιχειρήσεις του ελληνικού στρατού και στόλου" [The First Balkan War: Operations of the Greek Army and Fleet]. In Christopoulos, Georgios A. & Bastias, Ioannis K. (eds.). Ιστορία του Ελληνικού Έθνους, Τόμος ΙΔ΄: Νεώτερος Ελληνισμός από το 1881 έως το 1913 [History of the Greek Nation, Volume XIV: Modern Hellenism from 1881 to 1913] (in Greek). Athens: Ekdotiki Athinon. pp. 289–326. ISBN 978-960-213-110-7.
  • Svolopoulos, Konstantinos (1977). "Η Συνθήκη του Λονδίνου" [The Treaty of London]. In Christopoulos, Georgios A. & Bastias, Ioannis K. (eds.). Ιστορία του Ελληνικού Έθνους, Τόμος ΙΔ΄: Νεώτερος Ελληνισμός από το 1881 έως το 1913 [History of the Greek Nation, Volume XIV: Modern Hellenism from 1881 to 1913] (in Greek). Athens: Ekdotiki Athinon. pp. 330–334. ISBN 978-960-213-110-7.
  • Genelkurmay Başkanlığı, Balkan Harbi Osmanlı Devri (1912-1913) Garp Ordusu Yunan Cephesi Harekâtı. Genelkurmay Başkanlığı Yayınları Cilt: 3, Kısım: 2, Baskı: 2, Ankara. 1993
  • Savaş, Mustafa Talha Son Dönem Osmanlı Kumandanlarından Mehmed Esad (Bülkat) Paşa (1862-1952) (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi).Sakarya Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü. 2019.
  • Hall, Richard C.,The Balkan Wars 1912-1913: Prelude to the First World War,Routledge,2000
  • Erickson, Edward J.-Uyar,Mesut; A Military History of the Ottomans: From Osman to Atatürk ,ABC Clio,2009