Silenos

Silenos, Şarap Tanrısı Dionysos'u eğiten bilge kişidir.[1] Aynı zamanda yaşlanan Satirlere de Silenoslar denir.

Bir salkım üzüm ve bir kadeh şarap tutan Helenistik Silenos heykelinin Roma kopyası.

Silenos ve oğulları Satirler, Attika dramasında işlenen geleneksel komik karakterlerdir; bunlar esasen Kuzey Yunanistanlı ilkel dağlılardır.[2]

Mitolojideki yeriDüzenle

Silenos, yaşlı Satirlere verilen genel addır. Buna karşın, Silenos adında bir kişi de bulunmaktadır. Bir yerli ya da Pan'ın Nemflerden biriyle yaşadığı ilişkiden dünyaya gelen biri olduğu iddia edilir.[2][3] Hermes'in oğlu olduğu da söylenmektedir. Çoğu zaman sarhoş,[2] yassı burunlu, çirkin, ihtiyar, hep eşek üstünde ve hep sarhoş olduğu için eşeğinden sürekli düşen koca karınlı bir adam olarak canlandırılır. Dionysos'un alayında dolaşır.[3] Di­onysos'un eğitmeni olan Silenos, Satirler ve Maenadlardan oluşan yoldaşlarıyla bütün dünyayı dolaşmıştır. Oldukça akıllı ve bilge bir kişidir, Midas örneğinde olduğu gibi, insanlar hayat sırlarını onun ağzından almaya can atmaktadır.[4] Silenoslar yaşlı Satirlere verilen isimken Silenos, Dionysos'un öğretmeni olan yaşlı bilgeye verilen tekil isimdir.

Silenoslar, Satirlere çok benzerdir. Kuyruklu, at toynaklı, eşek kulaklı daymonlardır. Genellikle yaşlı, şişman, iğrenç görünümlü ve hemen hemen her zaman huzursuz bir cinsel isteğin esirleridir. Erkekliği başına vurmuş durumdaki bu yarı insan yarı atların görünmesi, onlarla, dağların yabanıl çevresini paylaşan Nemfler arasında ürküntü uyandırmaktadır. Silenoslar ve Satirler falluslarının öndeliğiyle bilinirler. Bunlar daha çok orman ve yabanıl çevre­lerin kişilikleridir. İnsanlar arasında korku salarlar, üreme ve üretkenliği koruma yeteneğinden yoksundurlar. Hristiyan keçi ayaklı şeytan imgesi, bu orman sakinlerin­den türemiştir.[5][6]

Söylencelerde SilenosDüzenle

Azra Erhat'ın Mitoloji Sözlüğü'nde şöyle geçer: Boğa bakışlı bu ihtiyarı (Silenos'u) Vergilius'un VI. çoban şiirinde çobanlar konuşmaya zorlar ama en güzel, en anlamlı tanımını Platon "Şölen" diyaloğunda verir. Alkibiades, Sokrates'i bir Silen'e benzetir ve şöyle der:[3]

Ben Sokrates'i övmek için, dost, bazı benzetmelere başvuracağım. Şaka ettiğimi sanacak Sokrates. Ama bu benzetmeleri şaka için değil, doğruyu göstermek için kullanacağım. İlkin bu adamı Silen heykellerine benzeteceğim. Hani şu heykel dükkânlarında görülen düdüklü, kavallı Silenlere. Bu Silenler ortadan ikiye bölünür ve içlerinden küçük küçük tanrı heykelleri çıkar. Onu Satir Marsyas'a da benzetebilirim. Görünüş bakımından bu Silenlerin tıpkısıdır Sokrates. Yalan mı? Daha başka benzerlikler de var aranızda, söyleyeyim de bak. Bir defa her şeyle saygısızca alay edersin; doğru değil mi? Değil dersen, tanıklar getiririm. Kaval çalmasını bilmez misin? Öyle bilirsin ki, Marsyas hiç kalır yanın da. Çünkü o eninde sonunda kamışlardan nefes kuvvetiyle çıkardığı seslerle büyütüyordu insanları. Hoş, bugünkü kavalcıların da yaptığı başka bir şey değil. Olimposla Marsyas'tan öğrendiği havaları çalar. Bu havalar ister iyi çalınsın, ister kötü, tanrıdan gelme oldukları için, insanları büyüler, sırlara ve tanrılara ermek isteyenleri meydana çıkarır. Seni Marsyas'tan tek ayıran şey, çalgısız, kavalsız sadece sözlerle aynı şeyi elde etmendir. Bir başkası konuşsun, istediği kadar da usta bir sözcü olsun, ne söylese hiçbirimizi hemen de hiç ilgilendirmez. Ama sen konuştun mu, yahut da senin sözlerini kötü bir sözcüden de olsa, dinledik mi, kadın, erkek, çoluk çocuk duraklar, kulak kesilir, kendimizden geçeriz.[7]

Silenos ve Kral MidasDüzenle

Ovidius, "Dönüşümler" (Metamorphoses) adlı yapıtının 11. bölümünde şu şekilde anlatmaktadır:[8]

Silenos, tanrı Dionysos'un alayında ihtiyar, sarhoş bir Satir'dir, bir gün tanrı Frigya ve Lydia dağ ve koruluklarında dolaştığı sırada Silenos uyuyakalır ve Bakkhalarla Satir'ler onu sızdığı yerde bırakarak uzaklaşırlar. Köylüler onu bulur ve boynunda taşıdığı çiçek çelenkleriyle bağlayarak kral Midas'a götürürler. Bakkha sırlarına ermiş olan Midas Silenos'u hemen tanır ve onu on gün, on gece sarayında konuklayıp yedirir, içirir, sonra da ihtiyar yoldaşını tanrıya götürür, verir. Dionysos buna o kadar sevinir ki Midas'a dilediğini vereceğini söyler. Midas da her dokunduğu şeyin altın olmasını diler. Tanrı bu dileğin ne kadar yersiz ve tehlikeli olduğunu anlar ama söz vermiştir bir kere. Midas sarayına dönerken yolda kopardığı bir dal altın olur, yerden topladığı bir çakıl taşı altın olur, kopardığı bir buğday başağından altın taneleri dökülür, buna fazlasıyla sevinir, ne var ki sofrasına oturup ekmeği ağzına gö­türüp, şarabı dudaklarına değdirince ekmek de şarap da altın külçesine dönüşür ve bu böyle gider, ta ki kral dileğinden vazgeçip tanrıya bir daha yakarsın. Bakkhos, Midas'ı bağışlar, ona Sardes'e gitmesini, Paktolos (Sart) deresinin kaynağına dek çıkmasını ve topraktan fışkıran sularla yıkanmasını buyurur.[3] Yıkanan Midas bu beladan kurtulur.

Ovidius, “Paktolos Nehri’nin dibinde altınlar hâlâ parlamaktadırlar”, der. Yine Ovidius’a göre, zenginlikten korkan Midas ormana yerleşir ve arkadaşı Pan’la bir mağarada sade bir yaşam tarzı sürmeye başlar.[9] Ovidius’un eserinde Silenos’un sarhoş olarak Midas’ın bahçesine girdiği anlatılırsa da bazı kaynaklarda Midas’ın hile yaparak Silenos’un, onun bahçesine girmesini sağladığı anlatılmaktadır. Aynı fikre MÖ 4. yüzyılda yaşayan Yunan filozofu ve tarihçisi, Sokrates’in öğrencisi Ksenofon’un "Anabasis" eserinde rastlamaktayız:[9]

Orada, yolun kenarında, Frigyalıların kralı Midas’ın ismini taşıyan bir pınar vardı; diyorlar ki, Midas orada pınarın suyuna şarap katarak Satir’i (Satir'le Silenos kastedilmektedir) yakaladı (Ksenofon, 1976, I,2,13).

Bu fikir Herodot’un “Tarih” eserinin 8. kitabının 138. paragrafında şu şekilde ifade edilir:[9]

…kardeşler Makedonya’nın başka bir bölgesine gidip yerleştiler. Burası Gordias oğlu Midas’ın bahçeleri denilen yere yakındır, bu bahçelerde güller kendiliğinden yetişirler, taçyaprakları altmış tane olur ve kokusu başka güllerden daha incedir. Silenos’un tuzağa bu bahçelerde yakalanmış olduğu söylenir (Herodot, 1973, 506).

Pınarın bulunduğu yerin tespitine gelince farklı anlatımlarla karşılaşmaktayız: Herodot’a göre bu pınar Makedonya’da (VIII, 138); Ksenofon’a göre Kilikya’da (“Anabasis”, 237); MÖ 2. ve 3. yüzyıllarda yaşamış Athenaeus’a göre ise bu pınar Makedonya’nın kuzeyinde Frigya ile Payonya arasında bulunmakta ve "İnn" olarak adlandırılmaktadır (Athenaeus / Афиней. Пир мудрецов, 2003, II, 23).[9]

Peki niçin Midas Silenos'u yakalamak istemekteydi? MS 2. yüzyılda yaşamış Antik Yunan retorik ustası Athenaus "Deipnosophistai" (Bilgelerin Ziyafeti) adlı eserinde şöyle yazar:[9]

…efsanevi Frigya kralı Midas, Silenos’tan sadece ona malum olan bilgeliği öğrenmek istiyordu. Sırf bunun için o, pınarın suyuna şarap karıştırarak Silenos’u sarhoş eder. Silenus’un Midas’a neler anlattığı kaynaklara göre değişmektedir. Plutarkhos’ta (“Moralia.” 115b) Silenus, insanın dünyaya hiç gelmemesi gerektiğini, ölümün yaşamdan daha iyi olduğunu söyler (Athenaeus / Афиней, Пир мудрецов, 2003, II, 23).

MS 2. ve 3. yüzyıllarda yaşayan Roma yazarı Claudius Aelianus "Varia Historia" (Çeşitli Öyküler) adlı eserinde, Theopompus’un (MÖ 4. yüzyılda yaşamış Yunan tarihçisi) yazdıklarına dayanarak:[9]

Midas, Silenos’u yakaladıktan sonra Silenos’un serbest bırakılmasına karşılık ondan sadece tanrıların bildiği gizli bilgileri talep ettiğini, Silenos’un da Midas’a yaşam alanı dışında büyük bir kıtanın var olduğunu, nesnelerin tabiatı hakkında gizli bilgileri anlattığını ve geleceğe dair kehanetlerde bulunduğunu yazar. Silenos’un Midas’a anlattıklarından biri, bu ilahi bilgiler olarak görülürse de bir diğeri Midas’ın dokunduğu her şeyi altına dönüştürme becerisi olarak kabul edilir (Aelianus / Элиан, 1963, III, 18).

Plutarkhos ise bu efsaneyi başka biçimde anlatır:[3]

Midas ülkesinin uzak bir ilini gezmeye gider, bir çölün ortasına düşer, içecek bir damla su bulamaz. Toprak Ana ona acır ve çölün ortasında bir kaynak fışkırtır. Midas kaynağa yaklaşıp su içmeye yeltenince suyun altına dönüştüğünü fark eder. Bu kez tanrı Dionysos'a yakarır, Dionysos da kaynaktan saydam bir su akmasını sağlar. Bu kaynağa ise Midas Pınarı denilir.

Silenos BilgelliğiDüzenle

Friedrich Nietzsche'nin Müziğin Ruhundan Tragedya'nın Doğuşu (Die Geburt der Tragödie aus dem Geiste der Musik) adlı yapıtında geçen "Silenos bilgeliği" şöyledir:[10]

Kral Midas, bilge Silenos'u, Dionysos'un eşlikçisini, uzunca bir süre ormanda kovalamış, ama yakalayamamış. Nihayet, bir gün eline düştüğünde, sormuş Silenos'a kral, insanlar için en iyi ve en mükemmel şeyin ne olduğunu. Kaskatı ve kıpırtısız durarak susmuş daymon, kral tarafından zorlanıncaya kadar; sonunda, kulakları çınlatan bir kahkahayla birlikte şu sözler dökülmüş ağzından: "Zavallı, bir günlük ömür­lü tür, rastlantının ve kederin çocukları, duymamanın senin için en hayırlısı olduğu şeyi söylemeye niye zorlarsın beni? En iyi şey senin için tamamen ulaşılmazdır: doğmamış olmak, var olmamak, hiç olmak. En iyi ikinci şey ise senin içindir - en kısa zamanda ölmek."

KaynakçaDüzenle

  1. ^ Graves, Robert (2004). Yunan mitleri. Uğur Akpur. İstanbul: Say Yayınları. s. 381. ISBN 975-468-454-5. OCLC 61677150. 
  2. ^ a b c Graves, Robert (2004). Yunan mitleri. Uğur Akpur. İstanbul: Say Yayınları. s. 80. ISBN 975-468-454-5. OCLC 61677150. 
  3. ^ a b c d e Erhat, Azra (1993). Mitoloji sözlüğü. 5. basım. İstanbul: Remzi Kitabevi. ISBN 975-14-0391-X. OCLC 318898009. 
  4. ^ Graves, Robert (2004). Yunan mitleri. Uğur Akpur. İstanbul: Say Yayınları. s. 127. ISBN 975-468-454-5. OCLC 61677150. 
  5. ^ Agizza, Rosa (2001). Antik Yunan'da mitoloji : masallar ve söylenceler, Olympos'tan Hades'e, Parnassos'tan Elysion Bahçeleri'ne savaşlarla dinselliğin iç içe geçtiği söylenceler evreni. İstanbul: Arkeoloji ve Sanat. s. 114. ISBN 975-6899-91-3. OCLC 54399648. 
  6. ^ Agizza, Rosa (2001). Antik Yunan'da mitoloji : masallar ve söylenceler, Olympos'tan Hades'e, Parnassos'tan Elysion Bahçeleri'ne savaşlarla dinselliğin iç içe geçtiği söylenceler evreni. İstanbul: Arkeoloji ve Sanat. s. 111. ISBN 975-6899-91-3. OCLC 54399648. 
  7. ^ Plato (2008). Şölen - Dostluk. 5.baskı. Sabahattin Eyuboğlu, Azra Erhat. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. ss. 66-67. ISBN 978-975-458-762-3. OCLC 769212518. 
  8. ^ Ovid, B.C.-17 A.D. or 18 A.D. (1994). Dönüşümler. Türkçe ilk basım : Haziran 1994. İsmet Zeki Eyuboğlu. İstanbul. ss. 257-259. ISBN 975-388-060-X. OCLC 929419925. 
  9. ^ a b c d e f Sabziyeva, Makbule Muharreova (1 Ekim 2014). "ANTİK KAYNAKLARDA MİDAS". Folklor/Edebiyat. 20 (79): 119-136. ISSN 1300-7491. 13 Kasım 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Kasım 2022. 
  10. ^ Nietzsche, Friedrich Wilhelm (2013). Tragedyanın doğuşu. 3. baskı. Mustafa Tüzel. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. s. 27. ISBN 978-9944-88-832-5. OCLC 1035213917.