Segedin Muharebesi

Segedin Muharebesi, 1550-1562 Osmanlı-Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu Savaşı'nda evre. Budin Beylerbeyi Hadım Ali Paşa komutasındaki Türk birliği Segedin'i kuşatan Alman-Macar ordusunu 1 Mart 1552 tarihinde ağır bir yenilgiye uğrattı ve Segedin'i kurtardı.

Palast Savaşı
Osmanlı-Habsburg Savaşları
Portyázó törökök.jpg
Macaristan'da Osmanlı askerleri
Tarih1 Mart 1552
Bölge
Sonuç Kesin Osmanlı zaferi
Coğrafi
Değişiklikler
Segedin kuşatmadan kurtuldu, Tisa'nın doğusu Osmanlı fetihlerine açıldı
Taraflar
Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu

Banner of the Holy Roman Emperor (after 1400).svg Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu

Komutanlar ve liderler
Osmanlı İmparatorluğu Hadım Ali Paşa
Osmanlı İmparatorluğu Mihaloğlu Hızır Bey
Flag of New Spain.svg Bernardo de Aldana  ×
Flag of Louis II of Hungary.svg Mihaly Toth
Güçler
~3-6.000 asker, 12 top ~8.000 asker, 3 top
Kayıplar
700 ölü 5.000 ölü, 1.000 esir

Muharebe öncesiDüzenle

1550 yılında Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'nun Osmanlılara bağlı Doğu Macar Krallığı'nı (Erdel) işgal etmesiyle başlayan savaşta 1551 yılında Sokullu Mehmed Paşa komutasındaki Türk ordusu Tisa nehrinin ötesinde fetihlerde bulunmuş, ancak kuşattığı Temeşvar'ı alamamıştı. Buna mukabil, karşı taarruza geçen Alman-Macar ordusu 29 Kasım'da Lipva'yı ele geçirdiği gibi, kışlamaya çekilen Türk ordusu 1552 ilkbaharından önce cepheye ulaşmadan karşı taarruzunu ilerletmek istedi.

Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'nun stratejisi; Osmanlıların Belgrad-Budin bağlantısını tehdit etmek ve Tisa Nehri bölgesine yönelik taarruzuna karşı hamle yapmak amacıyla ilk aşamada Segedin’in geri almaktı.

Bu çerçevede, General Aldana saldırı hazırlıklarına Ocak 1552'de başladı ve Arad kalesinde bir savaş konseyi topladı. Konseyde, taarruz günü belirlendikten sonra, Mihály Tóth'un büyük bölümü hajduklardan oluşan piyade birliğiyle Segedin'e ilerlemesi ve diğer birliklerin süratle onu takip etmesi stratejisi benimsendi.

Toth’un emrinde yaklaşık 5.000 kişilik bir birlik mevcutken, Segedin kalesindeki Türk garnizonu ise 345 askerden ibaretti. Şubat ortalarında Gyula (Göle) civarında toplanan Alman-Macar ordusu yanıltma harekatı icra ederek güneye doğru yöneldi ve Beçkerek'i geri almaya teşebbüs edecekmiş gibi yaptı. 19 Şubat’ta Tisa'nın doğu yakasına ulaşan ordu 20 Şubat’ta nehrin batı yakasına geçti ve Segedin şehrini yamaladıktan sonra kaleye saldırdı. Sancakbeyi Mihaloğlu Hızır Bey komutasındaki Türk birliğinin direnişi karşısında Alman-Macar ordusu 20-22 Şubat’ta ağır kayıplara uğradı ve kuşatmayı gevşetmek zorunda kaldı.

Bu süre zarfında ise Budin Beylerbeyi Hadım Ali Paşa da kuşatmadan haberdar oldu. Gerisinde Peçuy, İstolni Belgrad ve Simontornya sancak beylerine bağlı garnizonları bırakarak komutasındaki 3 ilâ 5 bin kişilik bir birlikle kuşatma altındaki Segedin’in yardımına gitti. Hadım Ali Paşa'nın daha büyük bir birlik toplayamamasının nedeni Türk ordusunun büyük bölümünün kışlaklarına çekilmiş olması ve Macaristan’ın kuzeyinde Erasmus von Teufel komutasındaki Alman birliğinin yarattığı tehdit nedeniyle gerisinde ihtiyat birliği bırakmak zorunda olmasıydı.

MuharebeDüzenle

Segedin'i kuşatmakta olan Alman-Macar ordusuna 28 Şubat'ta Alman, Macar ve İspanyol askerlerinden oluşan General Aldana komutasındaki 1.500 kişilik bir birlik ve Gyula’daki 1.000 kişilik Macar birliği de katıldı. Takviye alan İmparatorluk ordusu Segedin kuşatmasını yeniden şiddetlendirdi. Bu sürede ise Hadım Ali Paşa komutasındaki Türk birliği Segedin önlerine erişmişti. 1 Mart’ta kalenin önlerine ulaşan Hadım Ali Paşa sürpriz faktöründen de yararlanarak hasmını süratle muharebe düzeni almaya zorladı.

İmparatorluk ordusu kuşatmayı kaldırıp yeniden Tisa nehrinin doğu yakasına geçmek için gerekli vasıtalara sahip olmadığından, dezavantajlı bir mevkide ve iki ateş arasında kalabileceği (karşısında Türk birliği ve gerisinde kaledeki Türk garnizonu) bir düzen almak zorunda kaldı.

Hadım Ali Paşa 12 sahra topuna da sahip olan birliğini iki hat şeklinde düzenledi ve kendisi de ön hatta toplar ve yeniçerilerle birlikte mevzilendi. Sağ kanada sipahileri yığdı, sol kanadına ise sipahi-piyade ağırlıklı birliklerini yerleştirdi. Birliğin ikinci hattını oluşturan ihtiyat birlikleri ile kanatlarını silahtarlarla kuvvetlendirilmiş vagonlarla korumaya aldı.

İmparatorluk ordusu ise şaşkınlık içinde düzen almaya çalıştı. Muharebenin başlamasına az bir zaman kala, kuşatmadaki ya da işgal altındaki şehre yayılmış askerler hâlâ keşmekeş halinde ana orduya katılmaya çalışıyordu. Kaledeki Türk garnizonunun toplarını ve tüfeklerini ateşlemeleri bu keşmekeşi daha da artırdı.

Bununla birlikte, İmparatorluk ordusu üç sıra halinde harp nizamı almayı başardı ve hücuma geçti. Buna karşılık ise ön hattaki Türk topçusunun ateşi başladı. Bu salvo ateşiyle taarruza kalkan ilk dalga püskürtüldüyse de ikinci taarruz dalgası Türk birliğinin direncini zorlamaya başladı. Eşzamanlı olarak sipahi ağırlıklı sağ kanat da baskı altına girdi. Sol kanadın da gerilemeye başlaması genel bir ricata yol açtı ve Türk birlikleri silahtarlarla takviye edilmiş vagonlara doğru çekilmeye başladı. Bu şekilde toparlanan Türk birliğinin yoğun ateşi ise bu defa taarruz halindeki İmparatorluk ordusunu sarstı. Tazelenen ikinci taarruz ise Türk birliğinin isabetli top ateşiyle felakete dönüştü. İmparatorluk sancağının da Türk birliği tarafından ele geçirilmesiyle, gerideki (henüz muharebeye girmemiş) Temeşvarlı Macar atlılarında bozgunluk alametleri baş gösterdi ve savaş alanından çekilmeye başladılar. Ardından başlayan Türk karşı taarruzu İmparatorluk ordusunun geri kalanını büyük bir yenilgiye uğrattı. General Aldana yaralı bir şekilde muharebe alanından çekilirken, İmparatorluk ordusu savaş meydanında yaklaşık 5.000 ölü bıraktı.[1]. Buna karşılık Türk birliği sadece 700 asker kaybetmişti.

Muharebenin sonuçlarıDüzenle

Türk birliğinin Segedin'de kazandığı bu kaydadeğer zaferin savaşın gidişatı üzerinde önemli bir rolü oldu. Zira, Osmanlılar 1552 ilkbaharında Macaristan üzerine yeni sefere hazırlanırken karşısında Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'nun biri Gyula'da General Aldana biri de kuzeyde Erasmus von Teufel komutasında iki ordu bulunuyorudu. Bu zaferle ise bu iki ordudan biri ana Osmanlı ordusu henüz cepheye gelmeden sadece vilayet birliklerince tamamen etkisiz hale getirildi. Bunun sonucunda da, ilkbahar aylarında cepheye yürüyecek olan Osmanlı ordusunun önünde Macaristan'ın doğusunda herhangi bir tehdit kalmadı.

Bu muharebenin ardından, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'nun elinde Erasmus von Teufel komutasındaki ordu kalmıştı ki, bu ordu da Hadım Ali Paşa tarafından 11 Ağustos'taki Palast Muharebesi'nde adeta imha edildi. Bu iki kuvvetin bertaraf edilmesiyle, Kara Ahmed Paşa komutasındaki Rumeli ordusu Haziran-Eylül arasında Macaristan'da geniş çaplı fetihlerde bulundu.

KaynakçaDüzenle

Dış bağlantılarDüzenle