Müseylime

din kurucusu

Ebû Sümâme Rahmânü’l-Yemâme Mesleme b. Sümâme b. Kebîr (Kesîr) el-Hanefî el-Vâilî (ö. 12/633) 7. yüzyılda Arabistan'da peygamberliğini ilan etmiş din kurucusu[1][2][3], İslam'a göre sahte peygamber.[4][5]

Müseylime bin Habib
Balami - Tarikhnama - The death of Musaylima at the hand of the Ethiopian Slave Wahshi (cropped).jpg
Müseylime'nin Yemame Savaşı'nda Vahşi bin Harb tarafından öldürülme sahnesi. (Balami, Tarıkname [en], 14. yy.)
Kendi dilinde adı مُسَيْلِمَةُ
Doğum El Yemame
Ölüm 632
El Yemame
Tanınma nedeni Peygamberlik iddiası
Evlilik Secah
Ebeveyn(ler) Tumame ibn Katir (babası)

HayatıDüzenle


Hicaz bölgesinin doğusunda Yemâme’de Heddâr denilen yerde doğdu. Yemâme topraklarının sahibi Bekir b. Vâil kabilesinin bir kolu olan Hristiyanlık dinine mensup Benu Hanife aşiretindendir.[6][7][8] Adı ve soyu ile ilgili rivayetler son derece karışıktır. Genellikle isminin Mesleme olduğu ve bunun müslümanlar tarafından tahkir amacıyla Müseylime şekline dönüştürüldüğü kabul edilir. Asıl isminin Hârûn, Müseylime’nin lakabı olduğu da rivayet olunur. Babasının adı Sümâme veya Habîb, dedesinin adı Kebîr veya Kesîr ya da Hârûn yahut Lüceym olarak kaydedilir.

Şair, hatip, kâhin ve nüfuz sahibi bir kişi olan Müseylime, 8 yılında (630) Hevze el-Hanefî’nin ölümünden sonra Benî Hanîfe’nin reisi oldu. Hıristiyan olan ve ölümünden bir süre önce Hz. Peygamber’in İslâm’a davet mektubunu aldığında kendisine bu işte pay verilmesi şartıyla ona uyacağını bildiren Hevze müslüman olmamış, ancak Hanîfeoğulları’ndan birçok kişi İslâm’ı kabul etmiş ve bunlar kabilenin güçlü liderlerinden Sümâme b. Üsâl’in etrafında toplanmıştı. Bu durumu hâkimiyet ve nüfuz açısından tehlikeli bir gelişme olarak gören Müseylime, liderliğini pekiştirmek için Hanîfeoğulları’nın heyeti içinde Resûl-i Ekrem ile görüşmek üzere Medine’ye gitti (10/631). Hz. Peygamber ile görüşmesinde ondan sonra hâkimiyetin kendisine verilmesini talep ettiği ve Resûlullah’ın bu talebi kesin bir şekilde reddettiği kaydedilmektedir. Bu olaydan Müseylime’nin Medine’ye İslâmiyet’i kabul etmek niyetiyle gitmediği anlaşılmaktadır. Medine’ye gitmekle beraber kafilenin yüklerini ve hayvanlarını korumak için onun konaklama yerinde kaldığı ve Hz. Peygamber ile görüşmediği de rivayet edilir (İbn Sa‘d, I, 316-317). Görüşmenin bizzat Resûl-i Ekrem’in bu heyeti ziyareti şeklinde mi, yoksa adamları tarafından örtülerle çevrilmiş bir halde Müseylime’nin Hz. Peygamber’in huzuruna girmesi şeklinde mi gerçekleştiği hususunda ihtilâf vardır.

Müseylime’nin, Yemâme’ye döndükten sonra 10. yılın sonlarında (632 başları) Peygamber Muhammed ile mektuplaştığı bilinmektedir. Ancak ilk mektubu kimin gönderdiği kesin olarak belli değildir. İbn Sa‘d, ilk mektubu Hz. Peygamber’in yolladığını ve Müseylime’yi İslâm’a davet ettiğini, Müseylime’nin gönderdiği cevapta kendisinin de peygamber olduğunu yazdığını belirtmektedir (eṭ-Ṭabaḳāt, I, 273). İbn Hişâm, Müseylime’nin Resûl-i Ekrem’e kendisinin de peygamber olduğunu ve yeryüzünün yarısının kendi kabilesine, diğer yarısının Kureyş’e ait bulunduğunu ifade eden bir mektup gönderdiğini, bunun üzerine Hz. Peygamber’in, yolladığı mektupta onu kezzâb (çok yalancı) diye tanımladıktan sonra yeryüzünün Allah’a ait olduğunu ve onu istediğine vereceğini bildirdiğini kaydeder (es-Sîre, III-IV, 600-601). Bunun üzerine “Müseylimetü’l-kezzâb” diye anılmıştır.

Muhammed aleyhine şiirler yazmadığı için Muhammed’in tepkisini çekmemişti hatta tam aksine başlangıçta onunla araları da oldukça iyiyidi daha da ötesi Muhammed’in ona bazı hediyeler gönderdiği ve iltifat edici sözler söylediği rivayet edilir.

Medine’ye yaptığı ziyaretten umduğu neticeyi alamayan Müseylime bu mektuplaşmanın ardından peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkınca Resûl-i Ekrem, Yemâme bölgesindeki müslümanlardan ve görevlilerden Müseylime problemiyle ilgilenmelerini istedi ve Habîb b. Zeyd el-Ensârî’yi Müseylime’ye elçi olarak yolladı; kısa bir süre sonra da vefat etti. Museylime, Muhammed’in son yıllarında zirai ve hayvansal ürünler üzerinde uygulanan zekat vergisine isyan eden dinden dönenler (ridde-irtidat) ayaklanmalarını (ki oldukça fazla ayaklanma olmuştu İslam yönetimine karşı) adeta fırsat bilmiş ve Muhammed adamlarına onun işini bitirmeleri konusunda emir vermiş olmasına rağmen o sağ iken öldürülememiş ve Muhammed’in ölümüne mütaakip Ebû Bekir döneminde onunla oldukça kanlı savaşlara girmiştir. Muhammed'in ölümünden hemen sonra kendi aşiretini Muhammed'in haleflerine karşı harekete geçirdiği, gerek İslami kaynaklarda gerek diğer kaynaklarda aktarılır. Ardından Museylime Temim kabilesinden kendisini peygamber olduğunu söyleyen Secah ile evlenmiş ve onun sayesinde askeri gücünü iki katına çıkarmıştı. Bu, daha sonra birbirleri ile evlenecek iki peygamberin ilk tanışma anında geçen konuşmalardan bir kesit aşağıda oldukça ilginç: Müseylime Secah’a “Sana ne vahyediliyor?” diye sordu. Secah “Kadınlar önce başlar mı? Sen söyle bakalım sana ne vahyolduğunu?” dedi. Müseylime şu cevabı verdi: “Baksana Rabbine, hamile kadına ne yaptı, vahşice vuruşların peşinden yılan gibi akan canlı bir varlık çıkardı.” Secah “Ee, daha ne olmuş?” dedi. Dedi ki: “Bana şöyle vahyolundu: Allah kadınları öbek öbek yarattı. Erkekleri onlara eş yaptı. Onlara bir şey geçiririz. Dilediğimiz zaman da çekip çıkarırız Bizim için yavru imal ederler.” Secah dedi ki: “Senin peygamber olduğunu şehadet ederim!” Müseylime: “Benimle evlenir misin? Böylece, senin ve benim kavmim sayesinde Arapları yenmiş olurum!” dedi. Evlilik sonrası Secah kendi peygamberliği iddiasından vazgeçer.

Yemâme’ye giderek Benî Hanîfe ileri gelenleriyle görüşüp halkın irtidad etmesine engel olmaya çalışan Habîb, Müseylime’nin emriyle öldürüldü. Benî Hanîfe reislerinden Sümâme de Müseylime karşısında yenilince Hz. Ebû Bekir, İkrime b. Ebû Cehil kumandasında bir orduyu Yemâme’ye gönderdi. Daha sonra Müseylime’nin büyük bir orduya sahip olduğunu öğrenince Şürahbîl b. Hasene kumandasında bir birlik daha sevketti. Takviye güçlerinin gelmesini beklemeden Müseylime kuvvetlerine saldıran İkrime mağlûp olarak geri çekilmek zorunda kaldı. Ardından Şürahbîl b. Hasene’nin de yenilgiye uğraması üzerine halife bölgeye Hâlid b. Velîd kumandasında yeni kuvvetler yolladı. Bu ordunun bayrağını Ömer'in (radıyallahü anh) büyük kardeşi Zeyd bin Hattab taşıyordu. İki ordu Yemâme’de Akrabâ’ denilen yerde karşı karşıya geldi. Müseylemet-ül-Kezzab'ın etrafına toplanarak dinden dönenlerle büyük bir savaş yapıldı. Tarafların asker sayısı hususunda farklı rivayetler bulunmakla birlikte Müseylime ordusunun üç dört kat daha fazla askere sahip olduğu anlaşılmaktadır. İslâm ordusu başlangıçta Müseylime kuvvetleri karşısında gerilediyse de özellikle 2500 civarında olduğu belirtilen muhacir ve ensarın güçlü direnişi karşısında Müseylime sadık askerleriyle birlikte Hadîkatü’r-Rahmân denilen etrafı yüksek duvarlarla çevrili bahçesine sığınmak zorunda kaldı. Her türlü tehlikeyi göze alarak bahçeye giren müslümanlar Müseylime’yi ortadan kaldırmayı başardılar. Bu bahçeye de daha sonra “Hadîkatü’l-mevt” adı verilmiştir. Müseylime’yi kimin öldürdüğü konusunda çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Genellikle Vahşî b. Harb’in, mızrağı ile Müseylime’yi yere düşürdüğü, ensardan Ebû Dücâne’nin de kılıcıyla onu öldürdüğü zikredilir. Son derece kanlı geçen çarpışmalarda her iki taraf da çok sayıda kayıp vermiştir. Bu hususta abartılı rakamlar verilmektedir. Müseylime’nin Akrabâ’ bölgesinde 7000, takibat esnasında 7000 ve Hadîkatü’l-mevt’te 7000 olmak üzere 21.000 veya 24.000, müslümanların ise 700’ü hâfız toplam 2200 kayıp verdiği nakledilir. Zeyd bin Hattab, Sabit bin Kays-ı Ensari, Ebu Dücane, Ebu Huzeyfe ibni Utbe, 360 Muhacir, 360 Ensar ve binden fazla da Tabiin şehit oldu. Hatta Müseylime ile girişilen savaşlarda Kur'an’ı ezbere bilen birçok hafız hayatını kaybetmiş ve bu yüzden ilk halife Ebû Bekir Kur'an’ı tekrar toplamak zorunda kalmıştı. Müseyleme, Halid bin Velid komutasındaki İslam ordusu ile Mayıs-Haziran 632 tarihinde yaptığı Yemame Savaşı'nda öldürülmüştür. Ölümünden sonra eşi Secah Müslümanlığı kabul etmiştir.

Halifeliğinin ilk günlerinden itibaren Hz. Ebû Bekir’i meşgul eden ve uzun çarpışmalara sebep olan Müseylime’nin 12. yılın Rebîülevvelinde (Mayıs-Haziran 633) öldürüldüğünde 140 veya 150 yaşında olduğu kaydedilir (İbn Kesîr, V, 50; VI, 268). Ancak bu rivayet mâkul görünmemektedir. Müseylime savaştan savaşa koştuğuna göre bu kadar yaşlı olmamalıdır. Ebû Hüreyre Hz. Peygamber’den, “Bir gün uyurken rüyamda iki kolumda altından iki bilezik gördüm ve bundan hoşlanmadım. Bu sırada bana rüyamda bileziklere doğru üfürmem vahyedildi, ben de üfledim; bunun üzerine uçup gittiler. Ben bu ikisini benden sonra çıkacak iki yalancı ile yorumladım: Biri (Esved) el-Ansî, diğeri Müseylime’dir” şeklinde bir hadis rivayet etmiştir (Buhârî, “Meġāzî”, 70; Müslim, “Rüʾyâ”, 21).

Bazı şarkiyatçılar, Müseylime’nin peygamberlik iddiasını Hz. Muhammed’den çok önce ileri sürdüğünü söylemekte ve onun Câhiliye döneminde bile “Rahmânü’l-Yemâme” lakabıyla anıldığına dikkat çekerek İbn İshak’ın İbn Hişâm tarafından aktarılan bir rivayetini delil göstermektedirler (İA, VIII, 820). Bu rivayete göre müşrikler Hz. Peygamber’e, “Öğrendiğimize göre Yemâme’den Rahmân adlı bir adam sana bunları öğretiyormuş; biz asla ona iman edecek değiliz” demişler, bunun üzerine Ra‘d sûrenin 30. âyeti nâzil olmuştur (İbn Hişâm, I-II, 311). Ancak İbn İshak’ın bu rivayeti hiçbir kaynak tarafından doğrulanmamaktadır. Ayrıca Müseylime’nin Rahmân lakabını ne zamandan beri ve hangi anlamda kullandığı bilinmemektedir. Frantz Buhl, Müseylime’nin Hz. Muhammed’e iktidarın aralarında taksimi veya onun ölümünden sonra kendisine geçmesi teklifinin Müseylime’nin Yemâme bölgesinde Peygamber’in Medine’deki konumuna benzer bir konumda olmasıyla izah edilebileceğini ve Hz. Muhammed’in ölümünden kısa bir müddet sonra bütün Benî Hanîfe’nin Medineliler’e karşı mücadelesinde Müseylime’yi desteklediğini, bu durumun onun uzunca bir müddet faaliyette bulunmuş olduğunu gösterdiğini ve Peygamber’in ölümünün ardından ortaya çıkan bir taklitçi olmadığını ispat ettiğini ileri sürmektedir (İA, VIII, 820). Bu iddia tarihî gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Çünkü bütün Benî Hanîfe Müseylime’yi desteklemiş değildir. Caetani, Benî Hanîfe’nin Medine’ye heyet göndermesi rivayetine ihtiyatla yaklaşmak gerektiğini ve büyük çoğunluğu hıristiyan olan bu kabileden pek az kişinin müslüman olduğunu iddia ederken (İslâm Tarihi, IX, 24-25) bazı araştırmacılar Müseylime’nin Medine’ye geldiği sırada müslüman olup daha sonra irtidad ettiğini ileri sürmektedir (Mahmud Esad, s. 864). Şairlik, kâhinlik ve hatiplik gücünün yanında kabile reisliği nüfuzundan yararlanan Müseylime’nin insanlar üzerinde etkili olacak çeşitli yöntemler kullandığı anlaşılmaktadır. Kaynaklarda onun içkiyi ve zinayı serbest bıraktığı, kendisi gibi peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan Secâh isimli kadınla evliliği münasebetiyle insanlara zor gelen sabah ve akşam namazlarını kaldırdığı, daha sonra da bütün namazları lağvettiği gibi rivayetler yer almaktadır. Bu rivayetler, müslüman râvilerin Müseylime’yi kötülemek için uydurduğu aşırı ve hatta asılsız unsurlar olarak değerlendirilebilir. Buna karşılık Müseylime’yi oruca önem veren, şarap içmeyi yasaklayan, cinsel ilişkilere sınır getiren, müezzin tayin ederek namaza değer veren, cennet, cehennem, tekrar dirilme gibi uhrevî temaları işleyen bir kişi olarak takdim eden rivayetler de vardır. Bütün bu unsurları, Müseylime’nin İslâm’ın temel esaslarını dikkate alıp Hz. Peygamber’i taklit etme gayretinin neticesi şeklinde görmek gerekir. Öte yandan bazı şarkiyatçılar Müseylime üzerinde Hz. Muhammed’den çok Hıristiyanlığın etkisinin bulunduğunu, hatta onun birçok Benî Hanîfeli gibi hıristiyan olduğunu iddia etmiştir (meselâ bk. Caetani, IX, 7; Brockelmann, s. 42; İA, VIII, 821). Ancak namaz, müezzinlik gibi unsurlarla Müseylime’nin kendisine gelen vahiyler olduğunu iddia ettiği secili sözlerin bazı Kur’an âyetleri ve sûreleriyle karşılaştırılması, onun kendisini gülünç düşürecek derecede Hz. Peygamber’i taklide yeltendiğini ortaya koymaktadır.

Yemame aşiretinden olan Müseylime eğlenceli birisiydi. Gösterdiği illüzyon gösterilerini mucize olarak sunarak peygamberlik iddiasını kanıtlamaya çabalamıştır.[9] O da kendisine vahiy geldiğini söylüyor ve bunları tebliğ ediyordu. Aslında Muhammed’e karşı birisi değildi hatta onun peygamberliğini de kabul ediyordu ama kendisinin de peygamber olduğunu iddia ediyordu. Müseylime, Muhammed'in peygamberliği de dahil hiçbir iman esasını inkâr etmiyordu. O, Muhammed'in getirdiği dinde bir takım 'reformlar' yapıyordu. Kafiyeli şiirlerle yaymaya çalıştığı öğretisinde Hristiyanlığın da etkisi altında kalmış, örneğin Katolik geleneğindeki gibi, (bir doğum kontrol yöntemi olarak da kullanılan) bir oğul sahibi olan karı kocaya cinsel ilişkiyi yasaklamıştır. Necd bölgesinde peygamberliğini kabul ettirmişti ve Muhammed’in getirdiği dinin bütün yasaklarını kaldırdı. Önce içki yasağını kaldırdı, sonra zinayı serbest bıraktı daha sonra da günde beş vakit namazı kaldırdı. Kendi toplumuna şarabı ve zinayı helal kılıyordu. Oruçta hatırı sayılır bir indirime giderek, orucu bir gün ve geceye indirmişti. Mescitlerinde ibadet ediliyor, taraftarları ibadetlerinde kendisine geldiğini iddia ettiği seçili sözleri okuyorlardı. Bunlardan ilginç örnekler kaynaklarda yer almıştır.

Müseylime'nin Aleyhinde Söylenmiş ŞiirlerDüzenle

Bazı Müslüman şairler, Müseylime'nin aleyhinde şiirler söyleyerek onu hicvetmişlerdir. Sadru'l-İslam döneminde hicivleşme siyasetin önemli bir parçasıdır. Örneğin; Müseylime ile aynı kabileden olan Sumâme b. Usâl, Müseylime'yi şu dizeleriyle yermiştir:[10]

“Çokça yalan söyleyen Museylime (el-Kezzâb) seci söyleyerek

geldiğinde, bizi dini ve doğru yolu terk etmeye çağırdı.

Dalalet yolunda peş peşe ona tabi olan topluluklar ne kadar da

şaşırtıcı. Dalalet çok daha kötüdür.

Ahalisinin yoldan çıktığı bir evden uzak olunmasında doğruluk ve

birlik vardır. Tüm bunlar apaçıktır.” [10]

Müseylime'nin vahiy kitabından örneklerDüzenle

Halife Ebû Bekir, Hanifeoğullarına baş eğdirdiğinde, onlardan "Müseylime'nin Kur'anı'ndan bir şeyler okumalarını istedi. Museylime’nin vahiy kitabından okuduklarından bazı örnekler şöyledir:

Fil Suresi

Fil

Öyle ya

sen filin ne olduğunu nereden bileceksin

onun uzun bir hortumu var!”

Kurbağa Suresi

“Siz ey iki kurbağanın kızı kurbağalar

Suyunuz temizlendi

Suyu kirletemezsin

içeni engelleyemezsin

Başın suda, kuyruğun çamurda

Toprağın yarısı bizim yarısı Kureyş'in

ama Kureyş saldırgan bir toplum.”

Ekin Suresi

“Ekini ekenlere

ürünü biçenlere

dâneyi savuranlara

un öğütenlere

ekmek pişirenlere

tirit yapanlara

donmuşunu da erimişini de silip süpürenlere yemin olsun

Yüncü bedevilere ve sizden önceki medenilere üstün kılındınız

Arkadaşınızı koruyun

Yardım dileyeni barındırın

İsteyenin işini görün.”

Ayrıca bakınızDüzenle

KaynakçaDüzenle

  1. ^ Margoliouth, D. S. (1903). "On the Origin and Import of the Names Muslim and Ḥanīf". Journal of the Royal Asiatic Society of Great Britain and Ireland (İngilizce). Cilt 5. ss. 467-493. JSTOR 25208542. 
  2. ^ Beliaev, E. A. (1966). Arabs, Islam and Arabian Khalifat in the middle ages (İngilizce) (2. bas.). Moskova. ss. 103-108. 
  3. ^ Petrushevskii, I. P. (1966). Islam in Iran in VII–XV centuries (İngilizce). Leningrad. ss. 13-14. 
  4. ^ Özgürel, Avni (6 Eylül 2009). "İslam yayılırken sahte peygamberler". Radikal gazetesi. 4 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Ocak 2021. 
  5. ^ Kesir, İbn (2000). Ṣafî el-Rahman Mubarekfûrî (Ed.). al-Miṣbāḥ al-munīr fī tahdhīb tafsīr Ibn Kathīr (Arapça). 1. Riyad, Suudi Arabistan: Darussalam. s. 68. 
  6. ^ Muhammad Zafrulla Khan (1980). Muhammad, Seal of the Prophets. M1 Google Print (İngilizce). Routledge. s. 247. ISBN 0-7100-0610-1. 
  7. ^ Fattah, Hala Mundhir; Caso, Frank (2009). A Brief History of Iraq (İngilizce). Infobase Publishing. ISBN 978-0-816-05767-2. 
  8. ^ Emerick, Yahiya (1 Nisan 2002). Critical Lives: Muhammad (İngilizce). Penguin. ISBN 978-1-440-65013-0. 
  9. ^ The Life of the Prophet Muhammad [May Peace and the Blessings of Allah Be Upon Him] : Al-Sira Al-Nabawiyya By Ibn Kathir, Trevor Le Gassick, Muneer Fareed, s.67.
  10. ^ a b Esat Ayyıldız, Klasik Arap Şiirinde Emevî Dönemine Kadar Hiciv. Ankara: Gece Kitaplığı, 2020. s.291.

Dış bağlantıDüzenle

"Ridde savaşları". İslamda Hayat. 30 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Aralık 2020.