Kül Çarşambası

Kül Çarşambası[1], Batı kiliselerinde Oruç dönemi veya Büyük Perhiz ilk günü.[2]

   Kül Çarşambası
Crossofashes.jpg
Alna çizilen külden haç
Kutlayanlar Çoğu Batı Hristiyanları
Başlama Paskalya'dan yaklaşık 6,5 hafta önce

Oruç dönemi, İsa Mesih’in çölde geçirdiği kırk günü, ilgili üç sinoptik İncil’den alınmış (Mk 1:12-13; Mt 4:1-11 ve Lk 4:1-13) dönemi temsil edecek şekilde Kilise tarafından 4. yüzyılda belirlenmiş, kırk günlük, oruç ve sakınma günlerinden oluşan Tanrı’ya adanmayla ilgili litürjik bir dönemdir. Hristiyanlığın ilk dönemlerinde Oruç döneminin süresi kiliseler arasında farklılık gösteriyordu. Zamanla 6 hafta (42 gün) olarak sabitlendi. Ancak oruç tutulmayan Pazar günleri çıkarıldığında bu durum, 36 gün oruç tutulacağı anlamına geliyordu.7. yüzyılda Oruç dönemine 4 gün daha eklendi ve oruç süresi 40 güne tamamlandı.[2]

Kül Çarşambası Paskalya'dan yaklaşık 6,5 hafta önce, 4 Şubat ile 11 Mart arasındaki bir güne denk gelir.

Çağdaş Katolik Kilisesi'nde Kül Çarşambası'nda cemaatin alnına külden haçlar çizilir, bu sırada rahip “Tövbe et ve Müjde’ye inan” ya da “Topraktan geldin ve toprağa döneceksin” der. Bu küller, bir önceki Palmiye pazarında (Mesih’in Kudüs’e girişi bayramı) yakılan yaprakların külleridir.[2] Kül Çarşambası Anglikan, Lutheran ve bazı Protestan kiliselerinde de kutlanır. Doğu Ortodoks kiliselerinde ise Oruç dönemi pazartesi günü başladığı için Kül Çarşambası yoktur.[2]

Küllerin SembolizmiDüzenle

Antik Çağların insanları arasında yakılmış obje ve hayvanların küllerinin; dini, büyü veya tıbbi amaçlarla kullanılması oldukça yaygındır. İki belirleyici sembolizmi ise ölümlülük ve yastır.

Eski Antlaşma’daki KökeniDüzenle

Küller Yahudiler arasında da ölümlülük, değersizlik, matem ve tövbe sembolü olarak kullanılmaktaydı. Küller başa dökülür, vücuda sıvanırdı. Tövbekar kül içinde oturur ya da yatar hatta yiyebilirdi. Çölde Sayım Kitabı’nın 19. Bölüm 9. Ayetinde kurban edilmiş ineğin külleri suyla karıştırılır ve arınıdırıcı amaçla kullanılır. Tamar, üvey kardeşi tarafından tecavüze uğradığında “başına kül saçıp sırtındaki uzun kollu giysiyi yırttı, elini başına koyup ağlaya ağlaya gitti” (2. Samuel 13:19). Eyüp 42:5-6’da Eyüp Tanrı’ya şöyle der: “Kulaktan duymaydı bildiklerim senin hakkında, şimdiyse gözlerimle gördüm seni. Bu yüzden kendimi hor görüyor, Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.” Peygamber Yeremya tövbeye çağırırken şöyle der: “Ey halkım, çula sarın, kül içinde yuvarlan” (Yer. 6:26). Peygamber Daniel Tanrı’ya yakarışında “Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrı’ya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla O’na yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum" (Daniel 9:3). Yeni Antlaşma’dan hemen önce, Yahudi bağımsızlığı için savaşan isyankarlar, Makabeler, savaşa kül kullanarak hazırlanırlar: “O gün oruç tutup çula sarındılar, başlarını külle örtüp giysilerini yırttılar” (1. Makabeler 3:47, ayrıca 4:39).

Hristiyanlıktaki UygulanışıDüzenle

Hristiyanlar külü tövbenin dışsal bir işareti olarak kullanmaya devam etmişlerdir. Örneğin; Tertullianus günah çıkarmanın çula sarınıp külde yatmakla bir yapılması gerektiğini söylemiştir. Tarihçi Eusebios bir mürtedin Papa Zephirinus’a kendisinin topluluğa yeniden alınması için yalvarırken kendisini külle sıvadığını yazmıştır.

Roma İmparatorluğu'nda tövbekârlar kefaret dönemine Oruç döneminin ilk gününde başlıyorlardı. Çuldan elbiseler giyiyorlardı ve üzerlerine kül serpiliyordu. Paskalya'dan önceki son perşembe olan Kutsal Perşembe gününe kadar Hristiyan toplumundan uzak duruyorlardı. Bu gelenekler 8-10. yüzyıllarda terkedildi ve sadece kül geleneği, ayinlerde tüm cemaatin alnına kül sürme şeklinde yaşatıldı.

Sadece tövbekârların değil ancak oruç dönemi öncesi tüm Hristiyanlara kül sürülmesi geleneğini Papa I. Gregorius’nun başlattığı düşünülmektedir (yaklaşık 540-604). Ve onuncu yüzyılın sonundan itibaren ise batı Avrupa’da tüm inançlılara oruç dönemi öncesi kül sürülmesi gelenek haline gelmiştir. 1019 yılında Papa II. Urbanus tarafından bu gelenek Benevento Konsili'nde evrensel hale getirilmiştir.

Ambrosian Riti’nde (Katolik Kilisesi'ndeki birçok ayingeleneğinden birisidir.) küller kutsanır ve inananların alınlarına kül çarşambasında değil, Oruç dönemi içindeki ilk Pazar ayininin sonunda sürülür, bu ritte oruç dönemine de ertesinde yani pazartesi günü başlanır.

Sakramentlere ilişkin genel tutumundan farklı olarak Katolik kilisesi, Katolik olmayanların, hatta vaftiz dahi olmamışların, alınlarına kül çizilmesine izin verir.

KaynakçaDüzenle

  1. ^ New Catholic Encyclopedia – Second Edition (İngilizce). Thomson and Gale. 2003. ss. 782 Cilt 1 ISBN 0-7876-4005-0. 
  2. ^ a b c "Ash Wednesday." 13 Nisan 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Britannica.com. 15 Haziran 2014.