Ana menüyü aç

Halaçlı, Şefaatli

(Hallaçlı, Şefaatli sayfasından yönlendirildi)

TarihçeDüzenle

Köye ilk yerleşenler eski bir Türkmen soyu olan Halaçlardan olduğu için köyün adı Halaçlı'dır. Halen köyde yaşayan, soyadı "Halaçlıoğlu" olanlar vardır. Resul Halaçlıoğlu, Hacı Hüseyin Halaçlı, Abdurrahman Halaçlı... bunlardan bazılarıdır. Ayrıca aynı sülaleden olan ve soyadı kanunu ile soyadları değişen Tekden aileside Halaçlardandır. Halen hayatta olan 88 yaşındaki Resul Halaçlıoğlundan öğrendiğimize göre köye ilk gelenler, yıllar yılı Bozok yaylası ve Adana Kozan yaylası arasında göçebe hayat süren ve bir süre sonra Osmanlı devleti tarafından yerleşik hayata geçirilen Türkmenlerden oluşmaktadır. (dipnot olarak, bahsedilen yerlerde belirtilen zamanlarda avşar lar yaşamış olup, osmanlı tarafından yerleşik hayata zorlanarak adana, kozan, kayseri pınarbaşı, sarız, uzunyayla, bir kısmı da nevşehir kırşehir vs. taraflarına sürülmüşlerdir. burdanda anlaşılacağı üzere halaçların 24 Türk boyundan avşarlardan olma olasığılıda bayağı yüksektir. ayrıca konuşma kültür, adet ananelerin birçoğu bire bir örtüşmektedir. "sinan")) İlk yerleşim Çatak bozu denilen mevki imiş, burada eski mezarlık yeride varmış. Şu andaki köyün yerinde ise tepelerin kenarında dulda yerlerde ağıllar varmış. Kış mevsimin şiddetli geçmesi ve soğuklar yüzünden buraya gidip gelen çobanlar buradaki ağılların evlerinde kalmaya başlamışlar ve yavaş yavaş yerleşim başlamış. Daha sonra başka yerlerden gelen Türkmenlerle köy şimdiki yerine yerleşmiştir. Köye ilk yerleşen ailelerden biri de 'Abdulkadiroğulları'dır. Bu gün bu sülaleye mensup Koçak,Esmer,Tanış,Karabulut,Duman ve Sünger soyadını soyadı kanunu ile almış aileler vardır.Bu ailenin önemli bir bölümü Yozgat ve diğer illere göçmüştür.Halen köyde Mustafa,Abdulkadir,Ahmet Koçak, Emin Karabulut,ve Hacı Sünger yaşamaktadır. Halaçlı köyü halkının diğer bir büyük ailesi (Güçlü soyadını alan Hacı Ali sülalesi) kökenlerini anlatırlarken Bozoklu olduklarını bölgeye Bağdat’tan ve Bağdat’a da Türkistan’dan geldiklerini gelişlerinin üzerinden 250 yıl geçtiğini Bağdat’tan göçmelerine oradaki bir kısım Kürtlerle aralarında ihtilafın çıkmasının sebep olduğu, gelirlerken orada kalan Kürtlerle ihtilafa düşmüş bir kısım Kürtlerin de kendileri ile birlikte Anadolu’ya geldiklerini sözlü tarihi kültürün bir ürünü olarak nakletmektedirler. Üç aile olarak göç edip; Kars, Kayseri (Keşlioğulları olarak bilinmekte) ve Yozgat'a yerleşmişlerdir. Köy halkının yarısını oluşturmakta ve kız alış-verişiyle de köye ilk yerleşen ailelerle de akrabalık bağlarını geliştirip, göçebe (hayvancılığa dayalı) yaşamdan yerleşik köy yaşamına geçmişlerdir. Çayır adıyla da anılan dere yatakları çevresindeki otlaklar, (hayvancılığa dayalı göçebe yaşamdan dolayı) büyük oranda bu aileye aittir.

KültürDüzenle

Köyün genel gelenek ve görenekleri Yozgat'la aynıdır. Orta Anadolu bölgesinde hakim olan Türkmen kültürü bu köyde de varlığını sürdürmektedir. Ancak köyde kullanılan bazı kelimelerin civar köylerde kullanılan kelimelerden farklı olduğu görülmektedir. Bu durum köye ilk yerleşenlerin yarı göçebe Türkmen aşiretlerinden olduğu tezini desteklemektedir. Köyümüzün Modern Türkçeden Çıkıp Tam bi köy şivesi ile konuşulur ve büyük kentlere göre Dilimiz Tam anlamıyla anlaşılır değildir. Köyümzüde Hala Atalarımızdan kalma kelimeler kullanılır.Örneğin Anahtar'a köyümüzde dil deniliyor. nasılsın yerine "nörüyon" evet yerine "ha" Kaz'a "bodu", ördeğe "şibi", pencereye "toplu", ayçiçeğine "şemşamer", tuvalete "kenef" derler. Geçen yıl "bıldır", süzgeç "ilistir", leğen "ilağaan", büyük tencere "goşene" patlıcan "baldırcan" sevilmeyene "sıracalı"(aslında hastalıklı anlamındadır, lüzumsuz "müzümsüz", domates "gırmızı",patates "gümpür", yoruldum "kulavuç oldum"(yani bir avuç kül oldum), ayakta durmak "sorutmak", öylemi "ülemi", kasıntılı havalı "gostaklı",koşmak "kopmak", rezil olmak "malamat olmak", hain "hayın", huysuz "aksi", otomobil "tumofil" ağabey "ede" çocuklar "gucçukler", komiklik yapmak "maytaplık yapmak", tıraş etmek "gırkmak" durmak "alenmek" dalga geçmek "alenmek", manda "camız", hindi "culuk" civciv "cücük" tırnaklamak "cırnaklamak" yıkanmak "çimmek" vücudun yan tarafı "böğur" şımarmak "yelikmek" yumruk "sumsuk"

Geçmişte köyde; Çopur Mehmet Güçlü (ağa) Resül Halaçlıoğlu ve Abbas Efendi ve Mehmet DAĞLI nın odaları varken halen tek oda ( Halaçlıoğlu ) kalmıştır. Halaçlı Türklerinde de çevre köylerinde olduğu gibi kız kaçırma yöntemi ile evlenme usulü vardır. Başlık parası burada da alınmaktadır. Kan davası gütmek ise Halaçlılarda yoktur. Evlendirilecek çocuklarında bilhassa kızlara eş seçiminde kanaatleri sorulmaktadır. Erkek çocuklarına genellikle aile reisleri gelin adayını tespit etmektedir.

Çocuklarına isimlerini aile reisleri anne ve baba koyar. Ailede büyük baba var ise isim ona koydurulur. İsim seçilirken babanın, dedenin, geçmiş büyüklerin isimlerinden ve Kur’an-ı Kerim’den isim aranır. İsim konulurken hoca çağrılır ufak bir ziyafet verilir çocuğun kulaklarına ezan ve kamet okunur. Halaçlı Türklerinde bebeği olmayan gelin Türk kültürlü halkların genelinde görüldüğü gibi türbeye giderler. En fazla bilinen türbelerden birisi Emirci Sultan’dır. (Osman Paşa)Türbeye genç kızlar kısmetleri açılması Allah’ın anne adaylarına erkek evlat vermesi yaşamayıp bebekken ölen çocukların yaşamaları için dua etmek maksadı ile gidilir.

Halaç Türklerinde gelin yeni evinin önünde attan inerken eşikten geçmeden evvel önünde çanak kırılır. Buna ‘ayağına çanak kırmak’ denir. Bu çanaktaki etrafa saçılan cevizleri çocuklar kapışarak sevinirler. Bu bir nevi saçıdır. Batı Türklerinde gelin yeni evinin eşiğinden geçmeden ters çevrilmiş bir tabağı basarak kırması istenir. Buna Azerbaycan Türkçesinde ‘tabak sındırması’ denir. Kırılmak suretiyle ses çıkaracak tabak kara iyelerin gitmesini sağladığına inanılır. Makedonya Türklerinde gelinile damat oynarken içi ceviz dolu testi oyuncuların ayaklarının altına atılır, amaç aynıdır.

Halaçlı Türklerinde gelin getirilince ve bilhassa başka bir köyden gelin getirilince gelin alayı mezarlığın etrafında dolaştırılır tavaf edercesine tur attırılırdı. Bununla amaç, büyüklenme kibir haramdır ölüm Hak’tır burada yatanlarda gelin veya damat oldular şimdi beyaz gelinlik giydin unutma kefende beyazdır zihniyetini canlı tutmaktır. Halaç Türklerinde yeni doğum yapmış hayvanın ilk sütü olan avuz dan bahçenin, bostanın ilk sebze ve meyvesinden sahibi tatmadan komşuya tattırılır. Onun da hakkı olduğuna ve böylece hayır işlenilmiş olacağına bereketin artacağına inanılır. Halaç Türklerinde doğum yaptıran ebeye kına, şeker, elbiselik kumaş türünden hediyeler verilir. Ebeye, ebenene denir. Bayramlarda dünyaya gelmesinde ebelik yaptığı çocuklar ebenenenin elini öper ziyaretine giderler. Ebenenenin köy yerinde daima itibarı vardır. Ona saygı duyulur. Ebenene ölünce onun mezarı doğurttukları ve yakınları tarafından bayram vs. vesilelerle ziyaret edilir. Ruhuna Fatiha okunur.

Halaçlarda, hanım eşine ismi ile hitap etmez ‘herif’ der. Erkekte hanımına ismi ile hitap etmez ona, ‘kız’ veya ‘hacı’ der. Geçmişte kayınvalideye ‘nene’ denirken şimdi ‘anne’ denilmektedir. Hanım veya eşi çocuklarını anne ve babaları kayınpeder ve kayınvalidelerinin yanında sevmekten ar ederler. Uymayan kimselere ‘töresiz’ denir. İkaz edilirken bunlara ‘töreli ol’ denilir.

Yozgat Yemekleri Kapsamında Halaç Çorbaları; Düurcuk Çorbası; Düurcuk bulgurun incesine verilen isimdir. Sabah çorbası olarak bilinir. Bu çorba ikram edilirken peynirli dürümde bulundurulur. Dürümde çömlek peyniri kullanılır. Bu çorba soğan ve salça tereyağında kavrularak yapılır. Yarma Çorbası; yarmadan yapılır. Yaz aylarından yarma hazırlanır. Kış boyunca bir yenilen içilen bir çorba olup yoğurtlu yapılır. Bulamaç Çorbası; az tüketilen bir çorba türüdür. Bu çorbanın hamuru yazdan erişte gibi kesilir hazırlanır. Bu çorbanın diğer adı katıklı kesme aşıdır. Bu çorbada süzmeyoğurt kullanılır. Hamur Çorbası; bu çorba için soğan, salça, biber, maydanoz kullanılır. Kullanılacak biber yeşilbiber olmalıdır. Çorbanın hamuru sonbaharda erişte ile hazırlanır. Buna üçgen mantı denir. Et olarak tavuk eti kullanılır. Çorba haşlanan tavuk etinin suyunda yapılır. Ara Aşı veya Ara Çorbası; sohbet arasında ikram edildiği için bu ismi almıştır. Tavuk, hindi, kaz, güvercin gibi av etlerinde yapılır. Etin suyunda hazırlanır. Servis yapılırken haşlanmış et lif lif ayrılır ve çorba kâsesinin üzerine ekilir.

Halaç Türkleri ve Yozgat’ın genelinde yenilen diğer yemeklerden bulgur pilavı kavurma ile yapılır. Hazırlanırken boş siniye yufkalar serilir bunun için su, bulgur pilavı, domates birlikte yufkanın üzerine serilirler. Pişmiş pilav tenceresi bu hazırlığa ters çevrilir. Banak yemeğidir banılarak elle yenilir. Üzerine tercihen kaz eti konulur. Kavurma; bunun için et kuşbaşı şeklinde kesilir. İçerisine kuyruk yağı konularak pişirilir. Omaç; diğer adı omaçlı dürümdür. Irgat yemeği, çoban yemeği olarak bilinir. Tipik bir bozkır medeniyeti yemeğidir. Pekmezli omaç eritilmiş pekmeze yufka ekmeği doğranılarak hazırlanır. Yumurtalı omaç, pekmezli omaça yumurta da ilave edilerek yapılır. Bu omaca azık yemeği de denir. Erişte; sonbaharda tereyağı ile hazırlanmış hamur kesilerek yapılır. Eylül Ekim aylarında hazırlanmış hamur halanılır, suyu süzülür, eritilmiş tereyağında kavrulur, üzerine çökelek (çökelek peyniri) gezdirilir. Erişte kesimi komşular arasında imece yöntemi ile yapılır keza pekmez kaynatılması da imece ile yapılır. Pekmez Çalması; pekmeze usulünce özel toprağının karıştırılması ile yapılır. Pekmez ekşisi pilavın yanında verilir. Pekmez sadece üzümden yapılır. Kahvaltıda pekmez tüketilince her sabah içerisine tereyağı da konulur. Bu karışıma ekmek banılarak yenilir. Akşamları pekmez ile turşu ve pekmez ile yoğurt pekmezin üzerine yoğurt dökülerek hazırlanır. Pekmez kışın kar ile de yenilir. Dişli kar; ilk kardan 15 gün kadar sonra yağan taneli kar üzerine dökülerek yenilir.

Yörenin tatlılarından sini tatlısı ünlüdür. Siniye haleler halinde bakla ve hamuru dizilir. İçerisine ceviz konulur. Sıkılmış hamur görünümündedir. Alt üst yapılır ve köz ateşinde tandıra konulur. Üzerine şerbet dökülür. Sıcak servis yapılır ve ayranla yenilir.

Mutfak eşyası olarak sahan (sahan), sini (tepsi), kevgir (süzgeç), elek (elek), gözer (kalbur), evreağaç (yufkayı çevirme ağacı), oklavı (oklavı), ekmek tahtası (yuvarlak veya dört köşe sofra), merdane (merdane), sini bezi (sini veya sofra bezi), helke (bakraç), çömlek (içerisine peynir konulan 1 – 1.5 metre derinlikte kap), toprak küp (turşu ve pekmez küpü), tereyağı çömleği (diğer çömlekler gibi bu da topraktan olur), tas (tas, ayran ve su için) Halaçlarda kurut ve kavut yok iken hedik vardır. Ayrıca et kurutmada vardır. Bu atlı bozkır medeniyetinin bir hatırasıdır. Halaçlılarda diğer mutfak malzemeleri büyük küpeli (kazan), küçük küpeli (kazan) cenaze suyu büyük küpelide kaynatılır. Bu kazanda gerektiğinde sadece bulgur kaynatılır. Bu kazan başka bir amaçla kesinlikle kullanılmaz. Büyük ilan (leğen) bunda sadece pekmez kaynatılır. Küçük ilan (leğen) bunda ise hamur yoğrulur. Kara kazan ile büyük kazan kastedilir. Büyük ve küçük tencereler, ibrik, el – leğen (abdest leğeni) saplı (büyük kulplu kepçe üzüm için kullanılır.) kevgi, helva tabağı buna ilenger de denir. Kirpikli (bakır kapaklı sahan) kulplu tava büyük ve küçük tavalar sayılabilir.

Kabak çiçeğinde yapılan dolması civar köylerde bilinmeyen ayrı bir lezzettir. Şemşamer kökünden yapılan araba ise başka bir güzelliktir. Bir de Kabak borusuyla közde kızaran mısırlara üfleme yaz mevsimi köy çocuklarının en önemli aktivesiydi.

CoğrafyaDüzenle

Yozgat iline 57, Şefaatli ilçesine 12 km uzaklıktadır. Köy Şefaatli Paşaköy arasında bulunmaktadır ve bu iki yeri birbirine bağlayan yol köy üzerinden geçmektedir. Halaçlı, Bozok platosunun ozelliği olan küçük tepeler ve derelerden oluşmaktadır.

Köyün ustunde Sivri tepe vardır. Özellikle ilkbahar zamanı Öz olarak adlandırılan derenin etrafındaki bağ ve bostanların yeşermesiyle köy görülmeye değer bir güzellik alır. Kamıççık, Çatak, Mezarın ardı, Höyüğün ardı, aşağı ve yukarı bağlar en bilinen yerleridir. Özellikle mezarın ardı bölgesi köyün bostanlarından kelek, hıyar, mısır aşıran, bazı büyük operasyonlarda ise harmanda öz kenarında sessiz sakin dolaşan kaz sürülerine yapılan saldırı neticesi ele geçirilen kazların telef edilip afiyetle yenildiği önemli bir mesire alanıdır. Köyün etrafında canavar adıyla bilinen çok sayıda kurt yaşamaktadır. Ayrıca köyün harman mevki gelenge ismiyle bilenen çok sayıda yersincabına ev sahipliği yapmaktadır.

İklimDüzenle

Köyün iklimi, karasal iklim etki alanı içerisindedir. Nisan ve Mayıs aylarında İçanadolu bölgesine has Kırkikindi yağmurları köyde etkili bir şekilde yaşanmaktadır.

NüfusDüzenle

Yıllara göre köy nüfus verileri
2013 95
2000 300
1997 450

Halaçlı köyü 100 haneden 35 haneye inmiş bir yerleşim merkezidir. Köy halkı sürekli göç yaşamıştır. Tarla mahsullerinin maliyetinin altında satılmaya başlaması mecburiyeti şeker pancarı gibi bazı mahsullerin ekimine kota konulmuş olması Türk çiftçisinin yabancı üretici ile maliyetin düşüklüğü noktasında yarışamaması köy halkının gençlerden başlanılarak göçmelerine yol açmıştır.

EkonomiDüzenle

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Köylü halen buğday, arpa, elma ve erik gibi ürünler üretmekte, büyük ve küçükbaş hayvan yetiştirip, besicilik yapmıştır. 1960 lı yıllarda yapılan köy okulu öğrenci azlığından kapatılmış halen köyün öğrenci çocukları başka bir köyün okuluna devam etmektedirler. Köyün devamlı halkından 20 – 25 hane kış aylarında ilçeleri olan Şefaatli’ye gitmekte yazın ekim – biçim için Halaçlıya gelmektedirler

Köy ahalisinin önemi bir kısmı Almanya ve Avusturya'ya çalışmak için 70'li yıllarda göç etmiştir. Köy ahalisinin önemli bir kısmı hala Avrupa'da ve özellikle yurtiçinde Kırıkkale ve Ankara'da yaşamaktadır.

Altyapı bilgileriDüzenle

Köyün ilköğretim okulu vardır ve faal değildir,taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Sağlık ocağı yoktur. PTT şubesi yoktur fakat PTT acentesi vardır. içme suyu şebekesi vardır fakat kanalizasyon yoktur.Ayrıca HALAÇLI köyü balıkçılık açısından da Yozgat'ın önde gelen yerlerindedir. Öz kenarında Alabalık ziyafeti çekmek isteyenler için köy güzel bir ortam sunmaktadır. Öz kenarında son derece güzel bir alabalık tesisi bulunmaktadır. Köyün çeşmesi öz kenarındaki bahçelerin sulanmasında kullanılır. Sıra meselesinden dolayı kazma kürek alıp birbirine giren köylüler Arg savaşları adıyla bilinen çok sayıda meydan muharebesine iştirak etmiştir. Köyün yaramaz çocukları argı kendi bostanlarda çevirmek için gece boyu bazı gizli operasyonlarda yaparlar. Köydeki oyun alanı harman diye tabir eilen yerdir. Futbol maçları, güreş müsabakaları bu bölgede yapılır. Ancak köy nüfusunun azalması ve harman yerine yeni evlerin yapılmasından mütevellit bu alan eskisi gibi kullanılamamaktadır. Bağlar mevkiinde bir zamanlar bir yüzme havuzu da faaliyet göstermekteydi. Köyün girişimci ihtiyarı bu havuzda çok sayıda köy çocuğunun Özün kirli suyundan sonra son derece lüks ve temiz görünen bu havuzda çimmesine vesile olmuştur. Ayrıca Gavurun Bendi diye anılan ve hayalimizde Hoover Barajı büyüklüğünde bir yer gibi gözüken yere yüzmeye ve balık tutmaya gidilirdi. Ancak mesafenin uzunluğu bu seferlerin sayısını yılda bir ya da iki ile sınırlandırmaktaydı.

Dış bağlantılarDüzenle