Bilişsel Kırılganlık

Bilişsel psikolojide bilişsel kırılganlık, bir kişiyi psikolojik sorunlara yatkın hale getiren hatalı bir inanç, bilişsel önyargı veya düşünce kalıbıdır.[1] Kırılganlık, psikolojik bir bozukluğun belirtileri ortaya çıkmadan önce görülür.[2] Birey stresli bir deneyimle karşılaştıktan sonra, bilişsel kırılganlık, psikolojik bir bozukluk olasılığını artıran uyumsuz bir tepki oluşturur.[1]

Bilişsel şema modelleri, umutsuzluk modelleri ve bağlanma kuramını dahil etmenin bir yolu olarak psikopatolojide bilişsel kırılganlıkların kökenlerinin incelenebileceği çeşitli bakış açıları vardır.[3] Dikkat önyargısı, bilişsel kırılganlığa yol açan hatalı bilişsel yanlılığa yol açan bir mekanizmadır. Bir tehditin tehlike seviyesini belirlemek, eşiğin aciliyetine veya yoğunluğuna bağlıdır. Kaygı, seçici yönelimle ilişkili değildir.[3]

TeorilerDüzenle

Bilişsel teoriDüzenle

Ön veya "uzak" nedenler,acil veya yakın nedenler yoluyla, bozukluğun bireysel tezahür semptomlarına yol açan bilişsel bir kırılganlığın oluşumuna; bozukluğun bireysel tezahür oluşumuna katkıda bulunur. Ani bilişsel ve duygusal tepkiler, geçmişte oluşturulmuş hayalleri ve varsayımları tetikleyerek dengelemeye, savunma davranışına yol açar ve bunun sonucunda yanlış inançları veya diğer bilişsel zayıflıkları pekiştirir.[1]

Bağlanma teorisiDüzenle

Kişinin kendisiyle ilgilenen kişilerle ( ebeveyn bakıcılar vb.) kurduğu temas, bağlanma sürecini belirler. Aralarındaki güvenli bağlanma bozulup güvensiz olmaya başladığında, anormallikler başlar ve depresyon riskini artırır. Çalışma modelleri başkalarıyla ilişkilerdeki algıları kurar. Bilişsel kırılganlık da ilişkiler ve bağlanmalar oluşturulurken gelişen uyumsuz bilişsel işleme ile meydana gelir.[3]

Diatez-stres ilişkisiDüzenle

Diatez bilişsel kırılganlığa katkıda bulunur.[4] Başka bir değişle bedensel zayıflık olarak da adlandırılan diatez, hastalıklara yatkın olmayı ifade eder. Diatez-stres ilişkisinde gizli savunmasızlık, bireyin stresli bulduğu olaylar aracılığıyla harekete geçirilir. Psikolojik açıdan kırılganlık, artan bir duygusal acı olasılığı ve bir tür psikopatoloji olarak ima edilir. Kırılganlık, genetik veya edinilmiş deneyimlerin bir kombinasyonu ve etkileşimi olabilir. Aynı zamanda bilişsel kırılganlık, hoş olmayan bazı şeylere tahammül etmeye sebep olur ve çeşitli psikolojik bozuklukların semptomlarını temsil eder. Fakat bu kırılganlık yalnızca bireyleri bir bozukluğa yatkın hale getirir, bozukluğu başlatmaz. Diatez bireyin bir olaya dair öznel algısına bağlı olarak belirli bir psikolojik hastalığa yol açar.[4]

Psikolojik problemlerDüzenle

DepresyonDüzenle

 
Depresyonun ikili süreç modelinde aşağı doğru sarmal diyagramı

Çeşitli bilişsel önyargılarla ve uzun aralıklarla, seçilen ruh hali ile uyumlu ipuçları oluşur. Duygusal kaygılarla eşleşen duygusal uyaranlar, depresyonla ilgili semptomlar üzerinde toplu bir etki yaratır. Depresyon seçici yönelim ile ilişkilidir. Bireyin savunmasız hale geldiği içselleştirilmiş şemaya uymayan duygusal ipuçlarına verilen dikkati engeller ve kaygıya yol açar. Depresyona yatkın bireylerden belirli bir olayı hatırlamaları istendiğinde, olayın genel hatlarını anlatırlar. (örn. “Ailemle yaşadığım dönem”) [4]

İkili işlem modeliDüzenle

Bilişsel kırılganlık depresyona dönüştüğünde ilişkisel ve yansıtıcı işleme mekanizmaları etkindir. İkili süreç modeli, sosyal ve kişilik psikolojisinde geçerli olmasına rağmen henüz klinik fenomenlere uyarlanmamıştır. Öz değerlendirmedeki olumsuz yanlılık, depresyona karşı bilişsel bir kırılganlık için bir temel sağlar, daha sonra ise ilerlemeye devam ederek disfori formları oluşturur. Negatif önyargılı çağrışımsal işleme, disforik ruh halini sürdürür. Disforik ruh hali yükseldikçe, disfori ile yansıtıcı işleme yoluyla mücadele etmek için gerekli bilişsel kaynaklar tükenir. Disforik ruh hali içindeyken alakasız görevler ve davetsiz düşünceler akla gelir. Bilişsel kaynakların tükenmesi, ruh halinin daha da artmasına sebep olur.[6]

Geribildirim döngüsüDüzenle

İkili işlemdeki geri bildirim döngüsü, kendine başvuran billişsellik ve hoşnutsuzluk arasındadır. Geri bildirim döngüsü olumsuz önyargıları düzeltmek için yansıtıcı işlenme uygulamama oluşturur.[6]

Ruh hali kalıcılığıDüzenle

Yansıtıcı işlemeyi ertelemek ruh hali devamlılığına sebep açar. Kişi daha fazla negatif ruh hali deneyimledikçe, hoşnutsuzluk durumuna alışır hale gelir. Hoşnutsuz ruh halleri , negatif bilişsel önyargılar yüzünden depresif ve hassas insanlarda daha fazla çağrısımsal işleme yol açar. Çağrışımsal önyargılar güçlendikçe, önyargıyı etkisiz kılmak zorlaşır. Etkisiz yansıtıcı stratejiler, hoşnutsuz ruh hallerinin sürekliliğine yol açar.[6]

Depresyon için bir kırılganlık faktörü olarak bir depresif dönemDüzenle

Başka bir depresif epizod ihtimali, önceki epizodların sayısı arttıkça yükselir. Bir depresif epizod kendi kendine hassaslık faktörüdür. Depresyonun her epizodu, nörotransmiterlerin düzensiz olmasını kolaylaştırır. Güçlü bir stres etkeni ilk epizodu başlatmak için gereklidir; ancak; ilerideki epizodlar giderek daha hafif stresörler tarafından tetiklenebilir.  Bağlamsal bilgi, ruh halindeki küçük değişikliklerin kırılganlığı etkinleştirmek için yeterli olduğu şekilde gelişir. Depresif epizodların güçsüzleşmesi ve sıklığı, önceki epizoddaki biyolojik süreçleri tetikler. Depresif epizodlar travmatik olay üzerinde etkisi olmama gibi hissedilir. Bir depresif durum, sosyal red ve düşük özsaygıya yol açar; sonuç olarak daha fazla depresif sendrom görülür.[5]

Şema modelleriDüzenle

Depresyondaki şemalar, çocukluktaki stresli olaylarla bağlantılı olarak oluşur ve bireyi çocukluk travmalarını hatırlatan yaşam deneyimlerine karşı anormal şekilde tepki vermeye şartlandırır.[3] Depresyona yatkın olan birey, çocukluk ve ergenlik döneminde, çocukluktan gelen belirli stresli deneyimlerin prototipleriyle yaşam durumlarını eşleştirmeye başlar. Bilişsel kırılganlık böylece kendini gösterir.[3]

Öğrenilmiş çaresizlikDüzenle

Çocukluk döneminde yaşanan olumsuz olaylar, çocuğun olumsuz olayları içselleştirmesine neden olur. Tekrarlanan olumlu deneyimlerin çocuğu olumlu bir benlik imajı ve gelecek olaylara ilişkin iyimserlik geliştirmeye yönlendirmesi gibi, olumsuz olaylar da birey gelecekte stresli bir durumla karşı karşıya kaldığında kişideki umutsuzluk hatta depresyon beklentilerinin gelişmesine yol açmaktadır.[3]

Bipolar bozuklukDüzenle

Bipolar bozukluğu olan kişiler üzerinde yapılan bir araştırmada bu kişilerin, bipolar olmayanlara kıyasla, depresyona karşı bilişsel kırılganlıklarını artıran mükemmeliyetçilik ve onaylanma ihtiyacı gibi işlevsel bozukluğu olan tutumlarının önemli ölçüde daha yüksek seviyede olduğu bulunmuştur.[7]

Ayrıca bakınızDüzenle

KaynakçaDüzenle

  1. ^ a b Encyclopedia of Cognitive Behavior Therapy. 2005. ss. 122–26. ISBN 9781429411738.  r |ad2= eksik |soyadı2= (yardım)
  2. ^ Jeronimus B.F. (2016). "Neuroticism's prospective association with mental disorders halves after adjustment for baseline symptoms and psychiatric history, but the adjusted association hardly decays with time: a meta-analysis on 59 longitudinal/prospective studies with 443 313 participants". Psychological Medicine. 46 (14): 2883-2906. doi:10.1017/S0033291716001653. PMID 27523506. 24 Temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Haziran 2022. 
  3. ^ a b Mathews, Andrew; MacLeod, Colin (1 Nisan 2005). "Cognitive Vulnerability to Emotional Disorders". Annual Review of Clinical Psychology. 1 (1): 167-195. doi:10.1146/annurev.clinpsy.1.102803.143916. PMID 17716086. 
  4. ^ a b "Depression and Cognitive Vulnerability" (PDF). Department of Psychology, Faculty of Social Sciences, University of Tromsø. 2006. OCLC 171289106. 25 Nisan 2012 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi.  Yazar |ad1= eksik |soyadı1= (yardım)