Şovenizm Üzerine Notlar

'Şovenizm Üzerine Notlar' (ya da 'Milliyetçilik Üzerine Notlar'), George Orwell tarafından Mayıs 1945'te tamamlanan ve İngiliz Polemic dergisinin Ekim 1945'teki ilk sayısında yayınlanan bir denemedir. İngiliz tarih profesörü ve siyaset teorisyeni Gregory Claeys tarafından Orwell'in Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı romanını iyi anlamak için temel öneme sahip bir kaynak olduğu belirtilmektedir.

Orwell, bu makalesinin başında "şimdilerde öyle yaygın bir düşünce alışkanlığı var ki hemen her konuda düşünce tarzımızı etkilemesine rağmen henüz ona bir isim konmuş değil" diyerek mevcut seçenekler arasından "milliyetçilik" kelimesini seçtiğini fakat bunu "pek normal anlamda kullanmadığını" belirttikten sonra, bunun insanların sağduyuyu göz ardı etmesine ve gerçeklere karşı daha da cahilleşmesine neden olduğunu öne sürer.[1]

Deneme kısa süre içinde Fransızca, Felemenkçe, İtalyanca ve Fince 'ye çevrilerek İngilizce "nationalism" (milliyetçilik) için o sıralarda bu anlamda kullanımı yeni başlayıp daha sonra yaygınlaşan şovenizm tercih edilmiştir. Makalenin son Türkçe çevirisinde de bu kavramda karar kılınmıştır.

İçerikDüzenle

Makale İkinci Dünya Savaşı'nın son aşamalarında, Avrupa kıtasının siyasi hareketlerin yıkıcı etkilerine henüz yeni tanık olduğu bir sırada yazılmıştır. Şovenizmin farklı insan grupları arasında nasıl tahribata yol açabileceğinin ve bu gruplar içinde cehaleti nasıl kışkırtabileceğinin bir örneği olarak Nazizm ele alınır. Orwell genel bir argüman ortaya koymak için Nazizmi diğer şovenist ideoloji biçimleriyle karşılaştırır ve şovenizmin işlevini sorgular.

Şovenizm Orwell'in "kendini belirli bir ulus ya da benzeri bir başka grupla özdeşleştirip onu iyi ve kötünün kavramlarının da üzerinde bir konuma yerleştirerek onun çıkarlarını kollamaktan başka bir görev bilmeme" eğilimine verdiği isimdir. Bu, tarih boyunca görülebilen ve yaygın bir durumdur. Şovenizm siyasi bir tarafı tutmak olarak tanımlanır fakat aynı zamanda bir dini, ırkı, ideolojiyi ya da herhangi başka bir soyut fikri de kapsayabilir. Orwell şovenizmin bu biçimlerine örnek olarak komünizm, siyasi Katolisizm, Siyonizm, antisemitizm, Troçkizm ve pasifizmi belirtir.[2]

Orwell ayrıca bu "şovenizm" tanımının kendisinin ve diğer birçok insanın sahip olduğu "yurtseverlik" kavramı ile karıştırılmaması gerektiğini vurgular: "Tabiatıyla yurtseverlik ... savunmacıdır. Oysa şovenizm güç arzusundan ayrı tutulamaz."[3]

Orwell şovenizmin insanların düşünce ve davranışlarını gündelik karar verme ve akıl yürütme süreçlerinde bile büyük ölçüde etkilediğini ileri sürer. Bunun için bir örnek olarak şu soruyu ele alır: "Üç büyük Müttefikten hangisi Nazizmin yenilmesine en çok katkıda bulunmuştur?" Amerika Birleşik Devletleri, Britanya ve Sovyetler Birliği'nin tarafını tutan insanlar bu soruya cevap olarak önce tuttukları ülkeyi belirtip sonra bunu destekleyici argümanlar aramaya başlayacaklardır.[4]

Orwell'in ele aldığı konulardan biri de şovenist duyguların insan düşüncesi üzerindeki etkisidir. Şovenizm insanların dürüstlükten uzaklaşmasına neden olur çünkü şovenist kişi bir tarafı seçtikten sonra o hizip aleyhindeki argümanlara bakmaksızın kendi tarafının en güçlü olduğuna kendini inandırır. Bu üstünlük duygusundan hareketle insanlar kendi hiziplerini savunurlar. Başka bir hizipten gelen en ufak bir kötüleme ya da eleştiri sert bir şekilde karşılık vermelerine ya da şiddet kullanmalarına neden olur. Çünkü kendilerinden daha büyük bir varlığa hizmet ettiklerini düşünmektedirler ve bu da onlara güvenlik hissi vermekte olup bu yüzden onu savunmaları gerektiğini düşünmektedirler.

Ayrıca, kendilerini aldatma noktasına varıncaya kadar cahil bir hale gelebilirler:

Şovenist kendi tarafının yaptığı mezalimleri tasvip etmediğini belirtmemekle kalmayıp hatta bunları işitmemek gibi kayda değer bir yeteneğe de sahiptir. Hitler'in İngiliz hayranları tam altı yıl boyunca Dachau ve Buchenwald'ın varlığından haberdar olmamayı başardılar. Alman toplama kamplarını en yüksek sesle lanetleyenler ise , Rusya'da da toplama kamplarının olduğundan çoğu kez oldukça bihaberdirler ya da sadece belli belirsiz bir şekilde haberdardırlar. 1933 yılında milyonlarca kişinin öldüğü Ukrayna'daki kıtlık gibi büyük olaylar İngiliz Rusofillerin çoğunluğunun dikkatinden kaçmıştır.[5]

Bu tür insanlar, duyguları olguları doğru bir şekilde ele almalarını engellediğinden, yalnızca gerçek olarak değerlendirdikleri bilgileri kabul ederek yanlılığa yatkın hale gelirler. İnsanlar ancak kendi zihinlerinde tasvip ettikleri şeylerin gerçek olduğuna öylesine inanırlar ki onu mutlak gerçek olarak görürler: "Onların kendi versiyonlarının Tanrı huzurunda gerçekten olup bitenleri yansıttığını ve kayıtları da buna uygun olarak yeniden düzenlemekte haklı olduklarına inanıyor olmaları daha muhtemel."[6]

Orwell ayrıca ana vatanları yerine hakkında gerçek bir bilgiye sahip olmadıkları başka bir ülke adına daha şovenist hale gelen aydınların aptallığını ve sahtekarlığını da eleştirir. Orwell, örneğin, Stalin gibi liderler hakkında yazılan ve onların kudretini, gücünü ve doğruluğunu anlatan romantizm örneklerinin çoğunun aydınlar tarafından yazıldığını belirtir. Bir aydın, belirli bir kamuoyundan, "yani bir aydın olarak kamuoyunun onun bildiği kesimi"nden etkilenir. Etrafı şüphecilik ve hoşnutsuzlukla dolu olup bu kendi ülkesine çok derin bir bağlılıkla pek uyuşmaz: "Hâlâ bir anavatan ihtiyacı duyduğu için de bunu yurtdışında araması doğaldır. Bunu bulunca ise kendisini kurtardığına inandığı aynı duyguların içine fütursuzca yuvarlanabilir."[7]

Ayrıca Orwell şovenist duyguları takip edenleri tanımlayan üç özellik belirtir: saplantı, istikrarsızlık ve gerçeklere kayıtsızlık.

Saplantı, şovenistlerin hiziplerine nasıl tutkuyla bağlı olduklarını ifade eder: "Hemen hemen hiçbir şovenist mümkün olabildiğince kendi güç grubunun üstünlüğü dışındaki herhangi bir şey hakkında ne düşünür, ne konuşur, ne de yazar. Şovenistin aidiyetini saklı tutması imkânsız değilse bile zordur. ... [aidiyet için seçtiği] bizzat bir ülke ise genel olarak onun sadece askeri güç ve politik erdem bakımından değil, sanat, edebiyat, spor, dil yapısı, insanlarının fiziksel güzelliği ve belki de iklim, manzara ve mutfak bakımından da üstün olduğunu iddia eder. Bayrakların doğru teşhir edilmesi, başlıkların görece büyüklüğü ve farklı ülkelerin adlarının doğru sıralanması gibi şeyler konusunda büyük bir hassasiyet gösterir."[8]

"Bazı şovenistler şizofreniden uzak değillerdir; fiziksel dünya ile hiçbir alakası olmayan güç ve fetih düşleri içinde mutlu mesut yaşarlar." (s. 132) Orwell'e göre, haber yapılan felaketler hakkındaki belirsizlikler ("Ağustos 1944 Varşova ayaklanması hakkındaki doğrular ve yanlışlar nelerdi? Polonya'daki gaz fırınları hakkında söylenenler doğru mu?") "çılgınca birtakım inançlara kapılmayı daha kolay hale getiriyor. Hiçbir şey hiçbir zaman tam olarak kanıtlanmadığı ya da çürütülmediği için en aşikâr bir olay bile fütursuzca inkâr edilebiliyor. ... şovenist çoğu kez gerçek dünyada neler olup bittiğine karşı bir bakıma kayıtsızdır."[6]

İstikrarsız konusunda Orwell şovenizmin çeşitli şekillerde ironik hale gelebileceğini düşünür. Şovenist grupların saygı duyduğu liderlerin birçoğu yücelttikleri ülkeye ait bile olmayıp tamamen yabancılardır. Daha sık olarak "milliyetin şüpheli olduğu çevre bölgelerden" gelirler. Örneğin, Stalin Gürcü, Hitler Avusturyalı idi fakat her ikisi de sırasıyla Rusya'da ve Almanya'da putlaştırıldı.

Orwell'e göre gerçeklere kayıtsızlık "benzer gerçekler arasındaki benzerlikleri görmeme gücü" demek olup tüm şovenistlerin ortak bir özelliğidir. Şovenizmin insanları gerçek dünyadaki olguları algılamaktan nasıl alıkoyduğunu anlatır. İşkence, rehineler, zorla çalıştırma, toplu sınır dışı etmeler, yargısız hapis, sahtecilik, suikast, sivillerin bombalanması gibi eylemlerin hepsi "iyi ya da kötü" kavramıyla alakasız görülür ve söz konusu mezalimi "bizim taraf" yaptığında buna hiç karşı çıkılmaz. Bazı şovenistler bu tür eylemleri savunma zahmetine bile girerek ve bunu destekleyecek argümanlar ararlar.

Orwell, News Chronicle dergisinin Almanlar tarafından asılan Rusların resimlerini Almanların insanı şoke edici barbarlığı olarak yayınladıktan birkaç yıl sonra Ruslar tarafından asılan Almanların çok benzer fotoğraflarını tasvip edici şekilde yayınlamasını buna bir örnek olarak gösterir. Bir başka benzer olay Paris'te bir güruh tarafından yarı çıplak haldeki kadınların Nazilerle iş birliği yaptıkları için taciz edilmelerinin fotoğraflarının başka bir gazete tarafından tasvip edici bir edayla yayınlanmasıdır. Oysa söz konusu fotoğraflar savaş öncesi yıllarda Berlin'de Nazi güruhlar tarafından taciz edilen Yahudilerin görüntülerine çok benzemektedir.

Ayrıca bakınızDüzenle

  • Julien Benda'nın 1927 yılında yayınlanan ve Şovenizm Üzerine Notlar'daki konuların çoğunun ele alındığı La Trahison Des Clercs adlı kitabı.
  • Gregory Claeys, "Orwell's 'Notes on Nationalism' and Nineteen Eighty-Four", Thomas Horan (editör), "Critical Insights: Nineteen Eighty-Four (The Salem Press, 2016), s. 71-82.

Dış bağlantılarDüzenle

KaynakçaDüzenle

  1. ^ Orwell 2021, s. 117-118.
  2. ^ Orwell 2021, s. 119.
  3. ^ Orwell 2021, s. 118-119.
  4. ^ Orwell 2021, s. 120.
  5. ^ Orwell 2021, s. 129.
  6. ^ a b Orwell 2021, s. 131.
  7. ^ Orwell 2021, s. 128.
  8. ^ Orwell 2021, s. 125.